Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siber Güvenlik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı Haber

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı

İngiliz hükümetinden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Keir Starmer, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı artan güvenlik tehditleri ortamında, yeni bir anlaşma imzalamak üzere 27 Mayıs'ta Londra'da Polonyalı mevkidaşı Donald Tusk ile bir araya gelecek. Yeni anlaşma, Başbakan Starmer'ın Avrupa ile ilişkileri iyileştirme ve AB ile güvenlik ve ekonomik alanlarda işbirliğini güçlendirme çabalarının ardından geldi. Daha önce İngiltere, Fransa ve Almanya ile de benzer anlaşmalar imzalamıştı. Toplantı öncesinde yaptığı açıklamada Starmer şunları vurguladı: " Britanya ve Polonya uzun zamandır yakın müttefik ve dost ülkelerdir, ancak Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu zorluklar daha da güçlü bir ortaklığı gerektiriyor." Liderin açıklamasına göre, yeni savunma anlaşması "iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinde son bir nesilde atılan en büyük adım" olup, Londra ve Varşova'nın modern güvenlik tehditleriyle başa çıkmasına ve hem İngiltere'nin hem de Polonya'nın gelecek yıllardaki güvenliğini sağlamasına olanak tanıyacak. Savunma açısından bakıldığında, anlaşmanın yeni nesil silahların koordineli geliştirilmesi ve üretimine zemin hazırlaması, bağımsız savunma tedarik zincirlerini güçlendirmesi ve hem İngiltere'de hem de Polonya'da daha fazla nitelikli iş imkanı yaratması bekleniyor. İş birliği, yeni hava savunma önleme sistemlerinin tasarlanması ve geliştirilmesi, füze ve hava savunma yeteneklerinin artırılması ve iki ülkenin kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin teşvik edilmesini içermektedir. İki taraf ayrıca yeni nesil orta menzilli hava savunma füzelerinin üretiminde de iş birliği yapmayı planlamaktadır. Ayrıca, İngiltere ve Polonya, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için insansız sistemlerin kullanımını artıracak. İki ülkenin kara kuvvetleri, insansız hava araçlarına karşı savaş, elektronik savaş ve mühendislik desteği konularında koordinasyonu artırmak için geniş çaplı tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf ayrıca, uzmanlık paylaşımı, tatbikatlar düzenleme ve gerçek zamanlı müdahale koordinasyonu yoluyla siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları gibi gelecekteki tehditlerle mücadelede işbirliğini geliştirme konusunda da anlaştı. Göç konusunda ise İngiltere ve Polonya, sınır güvenliğini güçlendirmek ve insan kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırmak için yeni bir Ortak Eylem Planı uygulamayı planlıyor. Bu plan kapsamında, iki ülke istihbarat paylaşımını artıracak, sosyal medyayı kullanarak göçmenleri tuzağa düşüren insan kaçakçılığı şebekelerine karşı mücadele çabalarını koordine edecek ve sınır kontrolünü güçlendirmek için modern gözetim ve takip teknolojilerini uygulayacak. Varşova'da konuşan Polonya Başbakanı Donald Tusk ise İngiltere ile imzalanan yeni savunma anlaşmasını "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. Polonya hükümetine göre, yeni güvenlik ve savunma anlaşması ortak askeri tatbikatlar için zemin oluşturacak, istihbarat paylaşımını artıracak ve siber güvenlik ile sağlık güvenliği alanlarında işbirliğini genişletecektir. Polonya, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğu kanadında yer alan ve Rusya, Belarus ve Ukrayna ile sınır komşusu olan bir AB üyesidir. Başbakan Tusk'a göre, bu coğrafi konum Varşova için güvenlik istikrarsızlığını "uzun vadeli bir gerçeklik" haline getirmiştir. Polonyalı lider, ABD ile stratejik ittifaka ek olarak Avrupa ülkeleriyle savunma anlaşmalarının güçlendirilmesinin, ülke için "kapsamlı güvenlik" sağlamayı amaçladığını belirtti. Polonya şu anda NATO ülkeleri arasında GSYİH'ye oranla en yüksek savunma harcamasına sahip ülke olup, bu yıl GSYİH'nin %4,8'ini aşmıştır. Mayıs ayı başlarında ülke, askeri modernizasyon programını ve savunma sanayisini finanse etmek için Avrupa Komisyonu ile bir kredi anlaşması imzalamış ve yaklaşık 44 milyar euro (yaklaşık 51 milyar ABD doları) destek almayı beklemektedir. 2025 yılında Polonya ve Fransa, savunma ve karşılıklı yardımlaşmayı da içeren, dostluk ve iş birliğini güçlendirme anlaşması imzaladı. Bu, nükleer bir güç olan Fransa'nın yalnızca en yakın müttefikleri için saklı tuttuğu bir taahhüt düzeyidir.

Trakya Üniversitesi’nde “Zirve’26” buluşması Haber

Trakya Üniversitesi’nde “Zirve’26” buluşması

Trakya Üniversitesi Bilişim ve İnovasyon Topluluğu (TÜBİT) tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Liderlik, Kariyer ve İnovasyon etkinliği, Keşan Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ev sahipliğinde görkemli bir törenle başladı. Üç gün sürecek “Zirve’26” kapsamında liderlik, yapay zekâ, siber güvenlik ve kariyer planlaması gibi pek çok kritik konu masaya yatırılacak. Etkinlik, öğrenciler ile sektör temsilcileri arasında önemli bir köprü kurmayı hedefliyor. Açılış programına Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Şapçı, Yüksekokul Müdürü İlknur Kumkale, Keşan Meslek Yüksekokulu Müdürü Aydın Güllü, akademisyenler, sponsorlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende konuşan TÜBİT Başkanı Aykut Efe Çağlayan, etkinliğin yalnızca bir organizasyon değil, güçlü bir ekip ruhunun ürünü olduğunu vurguladı. Çağlayan, öğrenciler arasındaki dayanışma ve mezunlarla kurulan bağın zirvenin en önemli gücü olduğunu ifade etti. Yüksekokul Müdürü İlknur Kumkale ise TÜBİT’in yedi yıldır sürdürdüğü bu organizasyonun önemli bir başarı örneği olduğunu belirterek, öğrencilerin ortaya koyduğu emeğin üniversite kültürü açısından gurur verici olduğunu söyledi. Dijitalleşme ve yapay zekânın önemine dikkat çeken Kumkale, gençlerin geleceğin iş modellerini şekillendireceğini vurguladı. Programda, eğitime katkı sunan paydaşlara plaket takdim edilirken, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası ve Tekcan Tarım yetkilileri desteklerinden dolayı onurlandırıldı. Etkinliğin ilk gününde okul mezunları Kubilay Kaptanoğlu, Barlas Baycık ve Mete Ali Başkaya sahne alarak deneyimlerini paylaştı. Zirve boyunca alanında uzman 12 konuşmacının katılımcılarla buluşacak

Siber Güvenlik Toplantısı 'nda 'te 'kritik altyapılar ve veri egemenliği' vurgulandı Haber

Siber Güvenlik Toplantısı 'nda 'te 'kritik altyapılar ve veri egemenliği' vurgulandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Siber Güvenlik Kurulu, Türkiye’nin siber güvenliğine ilişkin mevcut riskler ve geleceğe dönük tehdit eğilimlerini kapsamlı şekilde ele aldı. Kurulda, siber güvenliğin millî güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, artan küresel rekabet, bölgesel gerilimler ve çatışmaların siber tehditleri daha karmaşık hale getirdiğine dikkat çekilirken, bu kapsamda siber güvenliğin yalnızca teknik değil; ekonomik, teknolojik ve toplumsal boyutlarıyla stratejik bir alan olduğu ifade edildi. Toplantıda, kritik altyapıların korunması, dijital sistemlerin güvenliği ve yerli-millî teknolojilerde kapasite artırımı öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Veri egemenliği konusu da ayrı bir başlıkta ele alınarak, verinin stratejik bir değer olduğu ve dijital egemenliğin güçlendirilmesi yönünde kararlılığın sürdüğü belirtildi. Kurul ayrıca, siber dayanıklılık ve caydırıcılık kapasitesinin artırılmasını öncelikli hedefler arasına aldı. Önümüzdeki dönemde kurumlar arası eş güdümün güçlendirilmesi, yerli ve sürdürülebilir kapasitenin artırılması ile siber risklere karşı hızlı uyum kabiliyetinin geliştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. Toplantıda; dijital altyapılar, enerji, finans, sağlık, savunma sanayii ve ulaştırma başta olmak üzere birçok alan “kritik altyapı sektörleri” olarak belirlenirken, bu alanların korunmasına yönelik somut adımların atılacağı bildirildi.

Bursa İnegöllü öğrenciler MEB Robot Yarışması'nda Haber

Bursa İnegöllü öğrenciler MEB Robot Yarışması'nda

Antalya’da düzenlenecek olan 18. Uluslararası MEB Robot Yarışması başlıyor. “Yeşil Vatan, Mavi Gelecek” temasıyla 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Spor Salonunda gerçekleştirilecek organizasyon Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olarak kabul ediliyor. Uluslararası MEB Robot Yarışması; Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Türk İş Birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğinde düzenleniyor. İNEGÖL BELEDİYESİ’NDEN ULAŞIM DESTEĞİ Çizgi İzleyen Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Su Üstü Robot (ortaokul ve dengi okullar), Tasarla-Çalıştır Temel Seviye (ortaokul ve dengi okullar), Tozkoparan Robot (ortaokul ve dengi okullar), Endüstriyel Robotik Kol, Hızlı Çizgi İzleyen, İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Labirent Ustası, Mini Sumo, Otonom Araç, RC Sabit Kanat Uçak, Serbest Proje, Su Altı Robot (SAR), Tasarla-Çalıştır, Yumurta Toplama ve Siber Güvenlik olmak üzere 16 kategoride gerçekleştirilecek yarışmaya İnegöl’den de katılım oldukça yoğun. 88 öğrenci ile 14 danışman öğretmen 2026 Uluslararası MEB Robot Yarışması için Antalya’ya gitti. Bu önemli organizasyon için öğrenci ve öğretmenlerin ulaşımını ise İnegöl Belediyesi sağladı. Öğrenciler Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece Gastro İnegöl Restoranı önünden 3 otobüsle Antalya’ya gitmek üzere hareket ettiler. BAŞKAN TABAN’DAN ÖĞRENCİLERE BAŞARI DİLEĞİ İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı büyük robot yarışmalarından biri olan MEB Robot Yarışmasına katılan İnegöllü öğrencilere başarılar diledi. Gençlerin ve öğrencilerin her an yanlarında olduklarını hatırlatan Başkan Taban, “Öğrencilerimizin nerede desteğe ihtiyacı varsa biz kurum olarak yanlarındayız. Böylesine önemli bir organizasyon için de 88 öğrencimiz ile 14 danışman öğretmenimizin ulaşımı noktasında katkı sunduk. Bu tür organizasyonları önemsiyoruz. Öğrencilerimizin tecrübe kazanması, kendilerini geliştirmesi adına faydalı organizasyonlar. İnşallah yarışmalar neticesinde de güzel sonuçlarla geleceklerine inancımız tam” dedi.

QR kodlar kolaylaştırıyor ancak siber risklere dikkat! Haber

QR kodlar kolaylaştırıyor ancak siber risklere dikkat!

Akıllı telefon kameralarıyla saniyeler içinde okutulabilen QR kod, web sitesi açma, uygulama indirme, Wi-Fi ağına bağlanma ve ödeme yapma gibi birçok işlemi pratik hale getiriyor. Ancak bu kolay kullanım, beraberinde çeşitli siber güvenlik risklerini de getiriyor. QR kodların yaygınlaşmasında en önemli etkenler arasında yüksek veri kapasitesi, küçük alanda çok bilgi sunabilmesi ve farklı açılardan kolayca taranabilmesi yer alıyor. Geleneksel barkodlara göre daha esnek yapısı sayesinde perakende, lojistik, restoran ve finans gibi birçok sektörde yoğun şekilde kullanılıyor. Siber güvenlik uzmanları ise özellikle güvenilir olmayan kaynaklardan gelen QR kodlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Bilişim uzmanlarına göre sahte QR kodlar üzerinden kullanıcılar zararlı yazılımlara yönlendirilebiliyor ya da sahte banka ve alışveriş siteleri aracılığıyla kişisel bilgiler ele geçirilebiliyor. “QRishing” olarak adlandırılan bu yöntemde, kullanıcılar sahte giriş sayfalarına yönlendirilerek şifre ve hesap bilgilerini farkında olmadan paylaşabiliyor. Ayrıca bazı QR kodlar konum bilgilerini üçüncü taraflara aktarabilirken, telefon üzerinden izinsiz arama başlatma, SMS gönderme ya da bilinmeyen Wi-Fi ağlarına bağlanma gibi işlemleri de tetikleyebiliyor. Özellikle ödeme noktalarındaki QR kodların değiştirilmesiyle kullanıcıların ödemelerinin saldırgan hesaplara yönlendirilebildiği belirtiliyor. Uzmanlar, QR kod kullanımında kaynağın doğrulanmasının ve güvenilmeyen kodların taranmamasının büyük önem taşıdığını ifade etti. İŞTE QR KOD RİSKLERİNDEN KORUNMAK İÇİN 5 ÖNERİ Rastgele QR kodları taramayın. Sosyal medya paylaşımlarında, duvar afişlerinde veya güven vermeyen web sitelerinde yer alan kodlara karşı temkinli olun. Mobil güvenlik yazılımı kullanın. Telefonunuza güvenilir bir antivirüs çözümü yükleyerek zararlı bağlantı ve dosyalara karşı koruma sağlayın. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın. Parola bilgileriniz ele geçirilse bile hesaplarınıza ek koruma sağlar. Konum paylaşım izinlerini kontrol edin. Uygulamaların gereksiz yere konum verisine erişmesine izin vermeyin. Cihazlarınızı güncel tutun. Telefon ve uygulama güncellemeleri, siber suçluların yararlanabileceği açıkları kapatır.

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım Haber

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu

Dijital gizliliği belirleyen 5 terim,  internette kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? Haber

Dijital gizliliği belirleyen 5 terim, internette kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

İnternette kişisel bilgilerin korunması, kullanılan uygulama, cihaz ve hesapların arkasındaki dili anlamakla başlıyor. Fox News’ih haberine göre bireyin dijital gizliliğini doğrudan etkileyen beş temel teknik terim bulunuyor. Bunlar; uygulama izinleri (App permissions), konum takibi (Location services), iki aşamalı kimlik doğrulama (Two-factor authentication), sanal özel ağlar (VPN) ve uygulamalar arası takip (Cross-app tracking). Bu kavramların anlaşılması, verilerin risklere maruz kalmasını azaltmaya ve kimin hangi bilgilere erişebileceği üzerinde kontrol sağlamaya yardımcı oluyor. 1- Uygulama izinleri Telefonunuzdaki her uygulama; kamera, mikrofon, konum, kişiler veya fotoğraflar gibi özelliklere erişim için izin talep eder. Bu izinlerin bir kısmı uygulamanın çalışması için gerekli olsa da, birçok uygulama gerçekte ihtiyaç duyduğundan çok daha geniş erişim ister. Bu izinler verildiğinde, uygulamalar arka planda veri toplayabilir; bazen siz uygulamayı aktif olarak kullanmasanız bile. Zamanla bu durum, farkına varmadan hassas kişisel bilgilerin açığa çıkmasına yol açabilir. Uygulama izinlerini düzenli olarak gözden geçirmek ve telefon ayarlarından sınırlandırmak, gizliliği artırmanın en kolay ve etkili yollarından biridir. Özellikle konum, mikrofon ve fotoğraf arşivine erişimi olan uygulamalara dikkat edilmesi önerilir. 2- Konum izleme hizmetleri Konum hizmetleri; GPS, Wi-Fi ağları, Bluetooth ve baz istasyonlarını kullanarak bulunduğunuz yeri belirler. Harita ve hava durumu uygulamaları için faydalı olsa da, birçok uygulama gerçek bir ihtiyaç olmaksızın sürekli konum erişimi talep eder. Konum izinlerinin kısıtlanması, takibi azaltır ve gizliliğinizi ile günlük rutininizi korumaya yardımcı olur. 3- İki aşamalı kimlik doğrulama İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplara ek bir güvenlik katmanı ekler. Bu yöntem, bildiğiniz bir şeyin (şifre) yanı sıra sahip olduğunuz bir şeyi, örneğin telefonunuza gönderilen geçici bir kodu veya bir uygulama tarafından üretilen doğrulama kodunu gerektirir. Şifreniz bir veri ihlali ya da oltalama (phishing) yoluyla ele geçirilse bile, iki aşamalı kimlik doğrulama yetkisiz erişimi engelleyebilir. Bu nedenle siber güvenlik uzmanları; e-posta hesapları, bankacılık hizmetleri, bulut depolama ve sosyal medya hesaplarında bu özelliğin mutlaka etkinleştirilmesini öneriyor. Giriş işlemi birkaç saniye daha uzun sürebilir; ancak bu yöntem kimlik hırsızlığını ve yetkisiz erişimi önleyebilecek en güçlü güvenlik araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Güçlü parolalarla birlikte kullanıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Karmaşık şifreleri hatırlamak zor geliyorsa, güvenli bir parola yöneticisi bu süreci kolaylaştırabilir. 4- Sanal özel ağ (VPN) VPN, cihazınız ile internet arasında güvenli ve şifreli bir tünel oluşturarak IP adresinizi gizler ve çevrim içi faaliyetlerinizi üçüncü kişilerin takibinden korur. Özellikle havaalanı, otel veya kafe gibi halka açık Wi-Fi ağlarında VPN kullanımı büyük önem taşır; çünkü bu tür ağlarda siber suçlular korunmasız verileri ele geçirebilir. VPN’ler ayrıca reklamverenler ve internet servis sağlayıcıları tarafından yapılan takibi de sınırlandırır. VPN, internette tam anlamıyla anonimlik sağlamasa da, özellikle hassas hesaplara giriş, alışveriş ve gezinme sırasında önemli bir gizlilik ve güvenlik katmanı sunar. 5- Uygulamalar arası takip Uygulamalar arası takip, reklamverenlerin ve veri aracı şirketlerinin, farklı uygulama ve internet sitelerindeki faaliyetlerinizi birleştirmesine olanak tanır. Bu bilgiler; ne yaptığınız, ne satın aldığınız ve ne izlediğiniz gibi veriler üzerinden ayrıntılı kullanıcı profilleri oluşturmak için kullanılır. iPhone cihazlarda bu tür takip, Apple’ın “Uygulama Takibi Şeffaflığı” sistemiyle denetlenir. Android cihazlarda ise reklam kimlikleri ve reklam kişiselleştirme ayarları üzerinden yürütülür. Bu seçeneklerin kapatılması, şirketlerin farklı uygulamalardaki davranışlarınızı ilişkilendirme kapasitesini sınırlar. Reklamlar tamamen ortadan kalkmaz; ancak kişisel faaliyetlerinize ve kullanım alışkanlıklarınıza dayalı olmaktan çıkar.

İnternet'te Her Hesap İçin Ayrı Parola Kullanılmalı  ! Haber

İnternet'te Her Hesap İçin Ayrı Parola Kullanılmalı !

Aynı parolayı birden fazla hesapta yeniden kullanmak kolaylık sağlayabilir ancak dijital yaşamınızda zincirleme sorunlara yol açabilir. Bunların başında da dolandırıcıların sıklıkla başvurduğu kimlik bilgisi doldurma yöntemi geliyor. Siber güvenlik şirketi ESET bu saldırı tekniğine karşı alınabilecek önlemleri inceleyerek önerilerde bulundu. Kimlik bilgisi doldurma, kötü niyetli kişilerin daha önce ifşa edilmiş oturum açma kimlik bilgilerinin listesini alıp, seçilen çevrimiçi hizmetlerin oturum açma alanlarına kullanıcı adı ve parola ikilisini sistematik olarak girme tekniğidir. Aynı kimlik bilgilerini çeşitli hesaplarda yeniden kullanırsanız bu kimlik bilgisi ikilisi saldırganlara birbiriyle ilgisi olmayan çevrimiçi hizmetlere erişim izni verebilir. Kimlik bilgisi doldurma, birinin evinizi, ofisinizi ve kasayı tek seferde açan bir anahtar bulmasına eş değer bir dijital suçtur. Geçmişteki veri ihlallerinden ve siber suç pazarlarından elde edilebilir veya saldırganlar bunun için güvenliği ihlal edilmiş cihazlardan ve web tarayıcılarından kimlik bilgilerini çalan, infostealer adlı kötü amaçlı yazılımları kullanabilirler. Farklı hesaplarda aynı parolaları kullanmayın Kullanıcılar çevrimiçi bankacılık, e-posta, sosyal medya ve alışveriş siteleri gibi yüksek değerli hesaplar da dâhil olmak üzere, parolaları farklı hesaplarda yeniden kullanma eğilimindeler. Saldırganlar, bir yerde oturum açma kimlik bilgilerini bulduktan sonra, bunları her yerde deneyebilirler. Botlar veya otomatik araçlar kullanarak bu kimlik bilgilerini oturum açma formlarına veya API'lere "doldururlar", bazen IP adreslerini değiştirir ve radarın altında kalmak için meşru kullanıcı davranışlarını taklit ederler. Saldırganların rastgele veya yaygın olarak kullanılan kalıplar kullanarak parolayı tahmin etmeye çalıştıkları brute force saldırılarına kıyasla kimlik bilgisi doldurma daha basittir: İnsanların kendilerinin veya tercih ettikleri çevrimiçi hizmetlerin genellikle yıllar önce ifşa etmiş oldukları bilgilere dayanır. Ayrıca tekrarlanan oturum açma hatalarının alarmları tetikleyebildiği brute force saldırılarının aksine, kimlik bilgisi doldurma zaten geçerli olan kimlik bilgilerini kullanır ve saldırılar fark edilmeden kalır. Kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? ESET uzmanları kullanıcıların güvenlikleri için alabilecekleri önlemleri şöyle sıraladı: Aynı parolayı birden fazla site veya hizmette asla tekrar kullanmayın. Parola yöneticisi, her hesap için güçlü ve benzersiz parolalar oluşturabileceği ve saklayabileceği için bunu çok kolaylaştırır. Mümkün olduğunda iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin. Saldırganlar parolanızı bilseler bile ikinci faktör olmadan giriş yapamazlar. Uyanık olun ve haveibeenpwned.com gibi hizmetleri kullanarak e-postanızın veya kimlik bilgilerinizin geçmişteki sızıntılarda veya ihlallerde açığa çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Açığa çıkmışsa özellikle hassas verileri depolayan hesaplar için hemen harekete geçin ve parolalarınızı değiştirin.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.