Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu malını kişisel cüzdanı gibi kullananlara izin veremeyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu malını kişisel cüzdanı gibi kullananlara izin veremeyiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda yaptığı konuşmada, kurumun köklü geçmişine vurgu yaparak kamu maliyesinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini anlattı. Sayıştay’ın temellerinin Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular dönemindeki mali denetim anlayışına kadar uzandığını belirten Erdoğan, kurumun devlet geleneğinin devamlılığını temsil eden önemli yapılardan biri olduğunu ifade etti. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının devletlerin gücü açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte savurganlık, kötü yönetim ve vesayet girişimlerinin ekonomik maliyetlerini ağır şekilde ödediğini söyledi. Erdoğan, 27 Mayıs darbesinden 15 Temmuz darbe girişimine kadar yaşanan antidemokratik müdahalelerin ülkeye milyarlarca dolarlık zarar verdiğini belirtti. Kamu malının korunmasının herkes için ortak sorumluluk olduğunu ifade eden Erdoğan, “Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine ve yasa dışı yollarla istismar edilmesine de göz yummuyoruz” dedi. Kamu kaynaklarının milletin emaneti olduğunun altını çizen Erdoğan, “Makamı, unvanı ve mevkisi ne olursa olsun hiçbir kamu görevlisi kendisine tahsis edilen imkânları şahsi cüzdanı gibi kullanamaz. Buna izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. Son dönemde bazı yerel yönetimlerde gündeme gelen usulsüzlük iddialarına da değinen Erdoğan, milletin emanetini kişisel çıkarları için kullananlarla hukuk çerçevesinde mücadele edilmesinin bir görev olduğunu belirtti. Sayıştay’dan beklentilerinin yalnızca denetim yapmak değil, aynı zamanda kamu yönetimine rehberlik ederek Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sunmak olduğunu dile getiren Erdoğan, modern kamu yönetiminin şeffaflık ve hesap verebilirlik esasına dayanması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Sayıştay’ın son yıllarda dijital denetim, veri analitiği ve yeni teknolojilerin kullanımı alanlarında önemli dönüşümler gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurumun yüksek denetim organı olarak çalışmalarını daha etkin şekilde sürdürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, kurum çalışanlarına ve emekli mensuplarına teşekkür ederek, görevlerinde başarılar diledi.

Özgür Özel, Bakan Akın Gürlek hakkındaki iddialarını sürdürdü Haber

Özgür Özel, Bakan Akın Gürlek hakkındaki iddialarını sürdürdü

Özgür Özel’in iddiaları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılmıştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de düzenlenen mitingde Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik eleştirilerde bulunarak mal varlığı iddialarını yien gündeme getirdi. Özel, kendi banka hesaplarını ve yakınlarının tüm hareketlerini açmaya hazır olduğunu belirterek, herhangi bir usulsüzlük bulunması durumunda görevinden istifa edeceğini vurguladı. Erken seçim talebini yineledi “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin Rize durağında konuşan Özgür Özel, erken seçim talebini yineledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Rize meydanından seslenen Özel, aday tartışmalarının bir kenara bırakılarak sandığın halkın önüne getirilmesi gerektiğini söyledi. Rize halkının da seçim istediğini ifade eden CHP lideri, Erdoğan’a memleketinden sandık çağrısı yaptı. Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine de değinen Özel, o gece demokrasiyi savunmak adına net bir duruş sergilediklerini hatırlattı. Meclis’in açık tutulması için çaba gösterdiklerini belirten Özel, geçmişte darbelere nasıl direnildiyse bugün de benzer müdahalelere karşı aynı kararlılıkla mücadele edeceklerini dile getirdi. “Şeffaflık konusunda taviz vermeyeceğiz” Özgür Özel, konuşmasının büyük bir kısmını Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ayırarak dikkat çeken iddialarda bulundu. Gürlek’in “görev süresi boyunca edindiği mal varlığının normal yollarla açıklanamayacağını” savunan Özel, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un da eleştirdi. Özel, Gürlek’in geçmişteki görüşmelerine dair ses kayıtları tuttuğunu ve bunları bir banka kasasında sakladığını öne sürdü. Özel, “partisinin hedef alınarak iftira atılması için bazı kişilere baskı yapıldığını” da iddialarına ekledi. Bakan Gürlek’e tüm hesaplarını halka açma çağrısında bulunan Özel, kendisinin ve birinci derece yakınlarının her türlü finansal hareketinin incelenebileceğini söyledi. Şeffaflık konusunda taviz vermeyeceklerini belirten Özel, en küçük bir şaibe çıkması durumunda koltuğunu bırakacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Pentagon 80 yıllık gizli UFO dosyalarını erişime açtı Haber

Pentagon 80 yıllık gizli UFO dosyalarını erişime açtı

1940’lı yıllara kadar uzanan raporları içeren bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın şubat ayında verdiği talimatın ardından geldi. Pentagon, halk arasında UFO olarak bilinen ancak resmi literatürde "Tanımlanamayan Anormal Fenomenler" (UAP) olarak adlandırılan dairesel nesneler ve gizemli hava olaylarına ilişkin 160’tan fazla dosyayı kamuoyuyla paylaştı. Bugün yapılan açıklamada, bu belgelerin yayınlanmasının Amerikan halkının şeffaflık talebi doğrultusunda gerçekleştirildiği vurgulandı. Savunma Bakanı Hegseth: Gerçekleri görme zamanı geldi ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, belgelerin yayınlanmasına ilişkin yaptığı açıklamada, konunun uzun süredir spekülasyonlara ve şüphelere yol açtığını belirterek, "Artık Amerikan halkının gerçekleri kendi gözleriyle görme zamanı gelmiştir" ifadelerini kullandı. Dosyalarda neler var? 1947’den 2023’e gizemli gözlemler Havacılık tarihinin en tartışmalı dönemlerine ışık tutan bu belgeler, 1947 yılındaki meşhur "uçan disk" gözlemlerine dair resmi tutanaklardan, Hava Kuvvetleri İstihbaratı’nın 1948 tarihli "çok gizli" ibareli "uçan daire" raporlarına kadar uzanan geniş bir arşivi kapsıyor. Sadece geçmişe değil, yakın tarihe dair gizemli olayları da barındıran dosyalarda, 2023 yılında üç farklı federal ekibin gökyüzünde içinden daha küçük kırmızı kürelerin ayrıldığı "turuncu bir küre" gördüklerine dair verdikleri çarpıcı resmi ifadeler de dikkat çeken detaylar arasında yer alıyor. Trump ve Obama arasında "uzaylı" polimiği Belgelerin ifşası, siyasi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Başkan Donald Trump, geçtiğimiz şubat ayında halkın yoğun ilgisini gerekçe göstererek federal kurumlara bu dosyaları açma talimatı vermişti. Trump, bu süreçte eski Başkan Barack Obama’yı da hedef alarak, Obama’nın katıldığı bir podcast programında uzaylılar için "Onlar gerçek" diyerek gizli bilgileri ifşa ettiğini öne sürmüştü. Trump, Obama’nın bu açıklamaları yapmaması gerektiğini savunurken, kendi inancına dair "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" yorumunu yapmıştı. Kanıt mı, yoksa ileri teknoloji mi? Pentagon yetkilileri, yayınlanan belgelere rağmen dünya dışı yaşamın varlığına dair henüz bilimsel bir kanıt bulunmadığının altını çiziyor. Mart 2024’te yayınlanan bir önceki raporda, çoğu gözlemin aslında meteoroloji balonları, casus uçaklar veya uydular olduğu sonucuna varılmıştı.

Sosyal Etki Zirvesi 3. kez sahneye çıkıyor Haber

Sosyal Etki Zirvesi 3. kez sahneye çıkıyor

Toplumsal dönüşümün en güçlü buluşmalarından biri olan Sosyal Etki Zirvesi, bu yıl üçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. “Eşitlik için Söz–Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” mottosuyla 12 Mayıs’ta gerçekleşecek zirve, yalnızca bir etkinlik değil; eşitlik arayışının somut bir karşılığı olarak öne çıkıyor. İlk kez 2024 yılında “Eşitsizliklerden Eşitlik Arıyoruz” ve “Birliktelik Zamanı” diyerek yola çıkan zirve, daha ilk yılında dikkat çeken katılımcı profili ve güçlü mesajlarıyla toplumsal dönüşümün önemli adreslerinden biri haline geldi. Kısa sürede büyüyen ve etkisini artıran zirve, yüzlerce paydaşı ve binlerce katılımcıyı bir araya getirerek adeta bir “ortak akıl platformu”na dönüştü. Sivil toplumdan iş dünyasına, akademiden kamuya uzanan geniş bir yelpazede katılımın sağlandığı organizasyon; toplumsal cinsiyet eşitliğinden ekonomik adaletsizliklere, önyargılardan sürdürülebilirliğe kadar pek çok kritik başlığı masaya yatırdı. Her geçen yıl artan katılımcı sayısı ve çeşitliliği, zirvenin kapsayıcılık hedefinde somut bir ilerleme kaydettiğini ortaya koyarken, özellikle erkek katılımındaki artış dikkat çekici bir dönüşümün sinyalini verdi. 29 Mayıs 2025’te gerçekleştirilen ikinci zirve, “Eşitlik Önyargıları Kırmakla Başlar” mesajıyla daha geniş bir etki alanına ulaştı. Binlerce kişinin buluştuğu zirvede, yalnızca sorunlar değil; çözüm yolları, iş birlikleri ve yeni bakış açıları da üretildi. Önyargılarla yüzleşmenin, eşitlik yolculuğunun en kritik eşiği olduğu vurgulanırken, toplumsal farkındalık yaratmaya yönelik güçlü bir zemin oluşturuldu. Şimdi ise gözler 12 Mayıs’ta gerçekleşecek üçüncü zirvede. Bu yılın odağında ise artık ertelenemez iki kritik kavram var: “şeffaflık” ve “kapsayıcılık”. Çünkü eşitlikten söz ediliyorsa, bu kavramlar yalnızca birer ideal değil; sözün eyleme dönüşmesinin ve dayanışmanın gerçek anlam kazanmasının temel koşulu. Zirve, konuşulmayanı konuşmak, görünmeyeni görünür kılmak ve eşitliği söylemden çıkarıp somut bir pratiğe dönüştürmek için tüm paydaşları yeniden aynı çatı altında buluşturacak. Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu ve Organizasyon Lideri Münteha Adalı, zirvenin yolculuğunu “eşitlik arayışının kolektif bir hikâyesi” olarak tanımlıyor. İlk yıldan bu yana giderek büyüyen bu hareketin, toplumda karşılık bulduğunu vurgulayan Adalı, 2025’te önyargılarla yüzleşildiğini, bu yıl ise odağın daha derine indiğini ifade ediyor. Mor renkle simgelenen yeni dönemde, kadın ve erkek katılımcıların birlikte “şeffaflık, kapsayıcılık ve dayanışma kültürü”nü tartışacağını belirten Adalı, hedeflerinin yalnızca konuşmak değil, iz bırakmak olduğunu vurguluyor. Adalı’nın altını çizdiği en kritik nokta ise net: Bu bir eğitim zirvesi değil, bir farkındalık hareketi. Kısa ama etkili cümlelerle zihni sarsmayı hedefleyen zirve, katılımcılara hazır cevaplar sunmak yerine sorular sordurmayı amaçlıyor. Çünkü gerçek değişim, dayatılan bilgilerle değil, sorgulamayla başlıyor. Bugün Türkiye için eşitlik, her zamankinden daha kritik bir başlık. Şeffaflığın güçlenmediği, kapsayıcılığın derinleşmediği bir zeminde eşitlik iddiasının kalıcı olması mümkün görünmüyor. Tam da bu nedenle Sosyal Etki Zirvesi, yalnızca bir etkinlik değil; daha adil, daha güvenilir ve daha dayanışmacı bir toplumun inşası için atılan güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Çünkü artık söz yeterli değil, eşitlik için eylem zamanı.

İdris Şahin: Yanlış yönetim kararlarının faizini çiftçi ödüyor Haber

İdris Şahin: Yanlış yönetim kararlarının faizini çiftçi ödüyor

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Tarım Kredi Yağ’ın 2025 yılı bilançosunda ortaya çıkan tabloya ilişkin açıklama yaptı. Kurumun finansman giderlerinin 1 milyar 452 milyon liraya ulaşmasının sürdürülemez olduğunu ifade eden Şahin, “Bir kurumun finansman gideri bu seviyeye çıkmışsa; o kurum artık çiftçi için değil, yanlış yönetim kararlarının doğurduğu borç faizlerini ödemek için çalışıyor demektir. Özkaynakların eksi 510 milyon liraya gerilemesi ve nakit varlığının 19,8 milyon liraya kadar düşmesi, yönetim anlayışının iflasıdır. Bir hukukçu olarak ifade etmeliyim ki; bu tablo bir ticari risk değil, doğrudan kamusal bir sorumluluk ihlalidir” vurgusunu yaptı. Üreticinin ağır maliyetler altında hayatta kalma mücadelesi verdiğini hatırlatan Ankara Milletvekili Şahin, “Kara gün dostu dedikleri kurum, çiftçiyi kara güne bırakmıştır. Çiftçimiz mazotun, gübrenin, ilacın ve yemin altında ezilirken; ‘kara gün dostu’ olması gereken bir kurumun borç ve faiz sarmalına terk edilmesi asla kabul edilemez. Tarım Kredi gerçekten çiftçinin refahı için mi yönetilmektedir, yoksa devasa borç yükünü çevirmeye çalışan bir finansal aparata mı dönüşmüştür?” sorusunu sordu. Emanetin ehil ellerde olmadığını savunan Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimizin hakkının kötü yönetimle erimesine razı olmayacağız. Bu ağır tablonun piyasa koşulları denilerek geçiştirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Emanete zeval getiren her kararın hesabı şeffaflık zemininde mutlaka sorulacaktır.”

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki Haber

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki

Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erdem, Yenişehir Ovası sınırları içerisinde yer alan Karacaali Mahallesi’nde 638 parseli kapsayan 454,7 hektarlık alanın Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) olarak planlanmasına ilişkin açıklamalar yaptı. Erdem, planlamanın verimli tarım arazilerini kapsadığını belirterek sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu. Söz konusu alanın Türkiye’nin nitelikli tarım bölgeleri arasında yer aldığını ifade eden Erdem, tarım arazilerinin sanayiye açılmasının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Proje kapsamında meyve ve ceviz bahçelerinin durumuna ilişkin sorular yönelten Erdem, alternatif ve tarıma elverişsiz alanların değerlendirilip değerlendirilmediğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Erdem, seçilen alanın toprak sınıfı ve tarımsal üretim değeri, alternatif yer seçimi çalışmaları, projenin su ihtiyacının hangi kaynaktan karşılanacağı ve çevresel etki değerlendirmeleri gibi başlıkların yanıt beklediğini ifade etti. Kent planlamasında şeffaflık ve katılımcılığın önemine vurgu yapan Erdem, tarım, su ve gıda güvenliğini ilgilendiren kararların kamuoyuna açık şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamasında Karacaali bölgesindeki tarım arazilerinin korunması gerektiğini belirten Erdem, söz konusu OSB planlamasının bilimsel yöntemlerle yeniden ele alınması çağrısı yaptı.

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor. Haber

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor.

Son dönemde hepimizin market alışverişlerinde yaşadığı ortak bir sendrom var. Ürünün arkasını çevirip içindekiler kısmını okumaya çalışırken Latince terimler arasında kaybolmak. Doğal, %100 Naturel, köyden gibi ibarelerin içinin boşaltıldığı, herkesin ürünlerinin organik olduğunu iddia ettiği bu dönemde, şehirli insan artık sadece sağlıklı beslenmek değil, aynı zamanda kandırılmadan alışveriş yapmak istiyor. Dünya genelinde yükselen radikal şeffaflık akımı tam da burada devreye giriyor. Artık tabağımızdaki domatesin sadece organik olması yetmiyor. Toprağının nasıl beslendiğini, tohumunun atasını ve üreticisinin hikayesini bilmek istiyoruz. Bu güven krizini derinleştiren en büyük etken ise ambalajların diliyle içeriğin gerçeği arasındaki uçurum. Kraft kâğıda sarılı, üzerinde yeşil yaprak logoları olan her ürünü masum sanma eğilimindeyiz. Oysa ki glutensiz etiketiyle satılan bir kurabiyenin içinde, gluteni bağlamak için kullanılan yoğun kıvam artırıcılar ve şeker şurubu olabiliyor. Vegan olarak pazarlanan hazır bir köfte, hayvansal ürün içermese de, laboratuvar ortamında üretilmiş aroma vericilerle dolu ultra işlenmiş bir gıda sınıfına girebiliyor. Şeker ilavesiz ibaresi, o ürünün insülin dengesini bozacak yapay tatlandırıcılarla dolu olmadığı anlamına gelmiyor. Tüketici artık sadece ürünün içinde neyin olmadığını (Glutensiz, Şekersiz, Parabensiz) değil, yerine ne konulduğunu sorguluyor. Bu sorgulama ise dünyada "Clean Label" (Temiz Etiket)hareketinin ortaya çıkmasına sebep oluyor, yani sözlük kullanmadan da anlayabileceğiniz, anneannenizin mutfağında bulunan malzemelerden oluşan içerikler. İşte tam da bu bilgi kirliliğinin ve kavram karmaşasının ortasında, tüketiciye bir filtre sunmak amacıyla kurgulanan Organic & Pure Fuarı, 12-14 Haziran’da İstanbul Lütfi Kırdar Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Fuar, sadece ürünlerin sergilendiği ticari bir alan değil; ziyaretçilerin yukarıdaki sorulara dürüst yanıtlar bulabileceği bir farkındalık platformu olarak öne çıkıyor. "Bir Pazar Yeri Değil, Güven Ekosistemi İnşa Ediyoruz" Tüketicinin değişen beklentilerine ve fuarın misyonuna değinen Organic & Pure Fuar Direktörü Betül Binici, şu değerlendirmelerde bulundu: "Artık tüketici raftaki ürünün sadece fiyatına veya ambalajına değil, değerlerine bakıyor. İnsanlar etiket okumaktan yorgun, güvenmek istiyorlar. Biz Organic & Pure olarak sadece bir pazar yeri kurmuyoruz; üretici ile tüketici arasında bir güven ekosistemi inşa ediyoruz. Amacımız, gerçek gıdaya ve temiz ürüne ulaşmanın bir lüks değil, hak olduğunu hatırlatmak. Ziyaretçilerimiz bu yıl fuarda organik ürünlerin yanı sıra o ürünlerin arkasındaki adanmışlığı, şeffaf üretim süreçlerini ve neden sorusunun cevabını bulacaklar." Sürdürülebilirlik ve "Yeşil Aklama"ya (Greenwashing) Karşı Duruş Organic & Pure, sadece ticari bir hacim yaratmayı değil, aynı zamanda bir farkındalık okulu olmayı hedefliyor. Fuar kapsamında düzenlenecek paneller ve atölyelerde; gerçek organik ile endüstriyel doğal pazarlaması arasındaki farklar, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve karbon ayak izini azaltan üretim modelleri uzman isimlerce tartışılacak. Fuar, "Yeşil Aklama" (Greenwashing) tuzağına düşmeden, gerçekten doğaya ve insana saygılı markaları öne çıkararak sektörde bir filtreleme görevi de üstleniyor.

Ankara'da Araç muayenesinde darp ile gerçekleşen ölümden sonra TÜVTÜRK'ten yeni karar! Haber

Ankara'da Araç muayenesinde darp ile gerçekleşen ölümden sonra TÜVTÜRK'ten yeni karar!

Ankara'da araç muayene istasyonunda yaşanan kavganın ardından hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin'in ölümüyle ilgili TÜVTÜRK'ten yeni ve kritik bir açıklama geldi. Şirket, olayda adı geçen ve ismi tespit edilen diğer çalışanların da iş akitlerinin feshedildiğini duyurdu. TÜVTÜRK'ten yapılan açıklamada, 2 Şubat'ta Ankara İvedik Araç Muayene İstasyonunda yaşanan ve polis memuru Keskin'in vefatıyla sonuçlanan olay nedeniyle derin bir üzüntü yaşandığı belirtildi. Meselenin her yönüyle açıklığa kavuşturulması için yoğun ve titiz bir çalışma yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, olayın ardından hiçbir koşulda şiddet içeren davranışlara müsamaha göstermeme ilkesinin bir gereği olarak merhum polis memuruna saldırıyı gerçekleştiren çalışanın iş akdinin feshedildiği anımsatıldı. "İŞ AKDİ FESHEDİLDİ" Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Olayın ardından başlayan adli süreçte ortaya çıkan yeni bulgular doğrultusunda aldığımız yeni kararlar dışında, bu elim olaya ismi karıştığı tespit edilen diğer çalışanların da iş akdi feshedilmiştir. İç soruşturma ayrıca devam etmektedir. Gelinen noktada, sürecin sorumluluk ilkeleri çerçevesinde devam etmesi, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle yürütülmesine destek olmayı temel ilke edindiğimizin bilinmesini isteriz. Soruşturma makamlarına her türlü bilgi ve belge iletilmiştir. Yargıya intikal eden olayla ilgili olarak bizden istenecek her türlü desteği sağlayacağımızı belirterek, resmi makamların vereceği kararları beklediğimizi beyan ederiz. Bu vesileyle bir kez daha merhum polis memurumuzu rahmetle anıyor, acılı ailesine baş sağlığı diliyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.