Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı Haber

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ, Özcan’ı geçen ziyarete göre daha sağlıklı ve moralli gördüğünü belirterek, önümüzdeki günlerde görülecek karar duruşmasında beraat beklediğini söyledi. Türkiye’de muhalefete yönelik baskıların arttığını savunan Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. “DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR” Muhalefet, basın ve sosyal medyaya yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, ceza yasasındaki bazı maddelerin siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını öne sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını belirten Özdağ, adalete güvenin zedelendiğini ifade etti. Prof. Dr. Özdağ, Türkiye’de baskılara son vermenin, hukuk devletini ve özgür basını yeniden tesis etmenin yolunun sandık olduğunu vurgulayarak, “Sandıktan başka bir şey değildir” ifadesini kullandı. HALK TV’YE KAYYUM VE GÖZALTI KARARINA TEPKİ Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum kararını da değerlendiren Özdağ, bunun şaşırtıcı olmadığını ancak üzücü olduğunu söyledi. Kararın, Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, bunun bir mesaj niteliği taşıdığını savundu. Özdağ, suç varsa soruşturma yapılması gerektiğini, yayınların kapatılmasının ise “düşman ceza hukuku” uygulaması olduğunu dile getirdi. “FON YOLSUZLUĞUNDA İKTİDARA AYRICALIK VAR” Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, iktidar partisinden bir isme yönelik uygulamanın muhalefet mensubu olsaydı çok daha ağır olacağını savundu. Özdağ, yolsuzluk iddialarında şeffaflık çağrısı yaparken, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin şeffaflık çağrısını da yorumlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu belirterek, bunun samimiyetinin önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade etti. Yemen ve Suudi Arabistan konusundaki sorulara da cevap veren Özdağ, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın menfaatleri için görev yapmasına karşı olduğunu söyledi. Türkiye’nin Asya ticaretinin büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiğini hatırlatan Özdağ, bu hattın hedef alınmasının ekonomik riskler doğurabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” dedi.

Mansur Yavaş CHP’den istifa etti: “Siyasi yoluma bağımsız devam edeceğim” Haber

Mansur Yavaş CHP’den istifa etti: “Siyasi yoluma bağımsız devam edeceğim”

Yavaş kararını sosyal medyadan duyurdu Mansur Yavaş, yaptığı açıklamada 19 Mart’ta başlayan süreç ve sonrasında yaşanan hukuki ve siyasi tartışmalara dikkat çekti. Bu süreç boyunca görüşlerini ve itirazlarını kamuoyuyla paylaştığını belirten Yavaş, parti üyeliğinden ayrılma kararını bugün yapılan bazı açıklamalar sonrasında aldığını ifade etti. Yavaş, CHP'li bir belediye başkanı olarak görev yaptığı dönemde partisini ve kendisine oy veren vatandaşları zor durumda bırakacak bir davranış içinde olmadığını savundu. Ankara'daki belediyecilik anlayışında ayrım gözetmeme, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini öne çıkardığını belirtti. “Siyasi yoluma bağımsız olarak devam ediyorum” Yavaş, kendisini siyasi partilerin üzerinde görmediğini belirterek, farklı siyasi görüşlerden vatandaşların Ankara'da aynı yönetim anlayışı etrafında buluşabildiğini söyledi. CHP içerisinde son dönemde yaşanan tartışmaların parti içinde ayrışmaya yol açabileceği yönündeki görüşünü daha önce de dile getirdiğini belirten Yavaş, açıklamasında CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız devam edeceğini duyurdu. Yavaş ayrıca, CHP çatısı altında birlikte siyaset yaptığı isimlere yönelik tutumunun değişmeyeceğini belirterek, kendisine destek veren parti mensuplarına teşekkür etti. “Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur” Açıklamasının devamında seçmen iradesine vurgu yapan Yavaş, vatandaşların siyasi tercihlerinin ve sandıkta ortaya koyduğu iradenin önemine dikkat çekti. Yavaş, belediye başkanlığı görevini bundan sonra da bağımsız olarak sürdüreceğini belirterek, siyasi görüşü ne olursa olsun tüm Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade etti. “Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur” diyen Yavaş, aldığı kararın sorumluluğunun kendisine ait olduğunu ve nihai takdirin millete ait olduğunu söyledi. Yavaş’ın CHP’den ayrılmasının ardından Ankara’daki bazı ilçe belediye başkanları da CHP üyeliklerinden ayrıldıklarını ve görevlerine bağımsız devam edeceklerini açıkladı.

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA),  Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı Haber

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), “Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı” başlıklı tanıtım toplantısında; halk sağlığının güçlendirilmesi, sağlık okuryazarlığının artırılması ve öz bakım yaklaşımının yaygınlaştırılması başlıklarını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi.

Ali Babacan'dan Çerçeve Yasa Teklifine Destek ve Eleştiri: "Şeffaflık ve Adalet Eksik" Haber

Ali Babacan'dan Çerçeve Yasa Teklifine Destek ve Eleştiri: "Şeffaflık ve Adalet Eksik"

PKK/KCK'nin fesih ve silah bırakma sürecine ilişkin hazırlanan çerçeve yasa teklifi siyaset gündemindeki tartışmaları sürdürürken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Babacan, kanun teklifinin Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununun çözümüne yönelik önemli bir aşama olduğunu ifade ederken, sürecin yürütülme biçiminin kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu belirtti. "Olumlu bir aşama olarak görüyoruz" Ali Babacan, yaptığı açıklamada, PKK/KCK terör örgütünün tüm unsurlarıyla feshedilmesi, silah bırakması ve mühimmatını teslim etmesini hedefleyen düzenlemenin TBMM'ye sunulmasını olumlu karşıladıklarını söyledi. Babacan, teklifin daha önce hazırlanan TBMM Komisyonu raporunun ilgili bölümleriyle büyük ölçüde uyumlu olmasını da önemli bulduklarını dile getirdi. "Kapalı kapılar ardında imza toplama doğru değil" DEVA Partisi lideri, teklifin hazırlanma sürecine ilişkin en önemli eleştirisini ise şeffaflık konusunda yöneltti. Milletvekillerinden, teklifin nihai metni kamuoyuyla paylaşılmadan imza toplanmasını doğru bulmadıklarını belirten Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Böylesine hayati bir süreçte, nihai bir metni ortaya koymadan kapalı kapılar ardında imza toplama usulünü doğru bulmadığımızı da ifade etmek isteriz. Toplumsal meşruiyet ancak şeffaflık, istişare ve Meclis iradesine tam güven ve saygıyla sağlanabilir." Hukuk önünde eşitlik vurgusu Babacan, kanun teklifinin içeriğine ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Teklifte hukuk önünde eşitlik ilkesinin yeterince gözetilmediğini savunan Babacan, benzer hukuki koşullara sahip diğer tutuklu, hükümlü ve sanıkların düzenleme kapsamı dışında bırakılmasının adalet duygusunu zedeleyebileceğini ifade etti. "Eksiklikler komisyonda giderilmeli" DEVA Partisi Genel Başkanı, teklifte yer alan eksikliklerin TBMM komisyon sürecinde giderilmesini temenni ettiklerini belirtti. Babacan, açıklamasını şu değerlendirmeyle tamamladı: "Kanun teklifinin hukuk önünde eşitlik ilkesini gözetmemesini ve kişiler arasında farklı muamele yapılmasını önemli bir eksiklik olarak değerlendiriyoruz. Benzer hukuki koşullara sahip diğer tutuklu, hükümlü ve sanıkların tamamen kapsam dışında bırakılması adalet duygusunu zayıflatmaktadır. Bu eksikliklerin Komisyon çalışmalarında giderilmesini ümit ediyoruz." Babacan'ın açıklamasıyla birlikte, TBMM'ye sunulan çerçeve yasa teklifine ilişkin siyasi partilerden gelen farklı değerlendirmeler sürerken, teklifin önümüzdeki günlerde komisyon ve Genel Kurul aşamalarında ayrıntılı şekilde ele alınması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecinde yasal düzenleme Meclis gündemine geliyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecinde yasal düzenleme Meclis gündemine geliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, hazırlıkları tamamlanan yasal düzenlemenin Meclis'e sunulmasının ardından sürecin daha güçlü şekilde ilerlemesini temenni ettiklerini ifade etti. Erdoğan, Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile sürecin başlangıcından itibaren ortak bir anlayışla hareket ettiklerini belirterek, "Cumhur İttifakı ortağımız MHP ile zaten ilk günden itibaren yapıcı ve samimi tavrımızı pek çok defa ortaya koyduk" dedi. "Süreci sabote etmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz" Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların dikkatli şekilde sürdürüldüğünü belirten Erdoğan, süreci engellemeye yönelik girişimlere karşı kararlı olacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Süreci istismar etmek isteyenlerin olacağını, iftira ve çarpıtmayla süreci engellemeye çalışanlar olacağını çok iyi biliyoruz. Onlara fırsat vermeyeceğiz." Erdoğan, yürütülen sürecin siyasi tartışmaların ötesinde Türkiye'nin geleceğine yönelik önemli bir adım olduğunu savundu. "Hedefimiz birlik ve kardeşlik içinde güçlü Türkiye" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin temel amacının Türkiye'nin önündeki terör engelini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. Erdoğan, "Gayemiz, terör engelini aradan çekip alarak Türkiye'yi kardeşlik, birlik ve bütünlük içinde güçlendirilmiş huzur atmosferi içinde geleceğe hazırlamaktır" değerlendirmesinde bulundu. Yasal düzenleme Meclis gündemine taşınacak Terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan çerçeve düzenlemenin önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesi bekleniyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da daha önce yaptığı açıklamada, yasa teklifinin partilerin ortak çalışmasıyla Meclis'e sunulacağını belirtmişti. Düzenlemenin, örgütten ayrılan kişilerin hukuki durumuna ilişkin bir çerçeve oluşturması, sürecin ilerleyebilmesi için gerekli yasal zemini sağlaması hedefleniyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, söz konusu düzenlemenin genel af ya da kişiye özel af niteliğinde olmayacağı, terör örgütünün silah bırakma sürecinin hukuki zeminde takip edilmesine yönelik özel bir düzenleme olacağı ifade ediliyor. Sürecin kritik aşaması Meclis'teki görüşmeler olacak Hazırlanan yasal düzenlemenin Meclis'te görüşülmesi, Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor. İktidar kanadı, düzenlemeyle birlikte terör örgütünün tamamen tasfiye edilmesi ve Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununun kalıcı şekilde sona erdirilmesini hedeflediğini belirtiyor. Muhalefet partileri ise sürecin şeffaflık, toplumsal uzlaşı ve Meclis denetimi içinde yürütülmesi gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunuyor.

Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü 481 milyar TL oldu Haber

Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü 481 milyar TL oldu

Anadolu Hayat Emeklilik, 2026’nın ikinci çeyreğinde aktif büyüklüğünü yüzde 49 artırarak 481 milyar TL’ye, BES fon büyüklüğünü ise 407 milyar TL’ye çıkardı. Şirketin gönüllü BES ve otomatik katılım kapsamındaki toplam fon büyüklüğü 407 milyar TL’ye, net dönem kârı ise 3,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Hayat Emeklilik, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Bireysel emeklilik ve hayat sigortası alanlarında büyümesini sürdüren şirket, özellikle fon büyüklüğü, katılımcı sayısı ve hayat sigortası prim üretimindeki artışla dikkati çekti. Açıklanan verilere göre Anadolu Hayat Emeklilik’in aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 49 artarak 481 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin öz kaynakları 13 milyar TL, 2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla net dönem kârı ise 3,5 milyar TL olarak gerçekleşti. BES fon büyüklüğü 407 milyar TL’ye ulaştı Finansal sonuçları değerlendiren Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Serkan Uğraş Kaygalak, şirketin gönüllü BES ve otomatik katılım kapsamındaki toplam fon büyüklüğünün 407 milyar TL’ye ulaştığını bildirdi. Toplam katılımcı sayısının ise 3,4 milyonu aştığını belirtti. Şirketin gönüllü BES katılımcı sayısında özel sermayeli emeklilik şirketleri arasındaki güçlü konumunu koruduğunu ifade eden Kaygalak, 18 yaş altı katılımcı grubundaki liderliğin de devam ettiğini söyledi. Anadolu Hayat Emeklilik’in çocuklara yönelik bireysel emeklilik ürünlerinde ulaştığı katılımcı sayısı 397 bin oldu. Şirket, bu sonuçla 18 yaş altı müşteri grubunda yüzde 23,1 pazar payına erişti. Hayat sigortası prim üretimi yüzde 32 arttı Şirketin hayat sigortası alanındaki performansı da ikinci çeyrek sonuçlarına olumlu yansıdı. Anadolu Hayat Emeklilik’in hayat sigortası prim üretimi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32 artarak 11,8 milyar TL’yi aştı. Kaygalak, elde edilen sonuçların şirketin istikrarlı büyüme yaklaşımını ve farklı müşteri gruplarına yönelik ürün stratejisini desteklediğini ifade etti. TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporu yayımlandı Anadolu Hayat Emeklilik, finansal sonuçlarının yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına ilişkin gelişmeleri de paylaştı. Şirket, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na uyumlu şekilde hazırladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuna sundu. Rapor kapsamında şirketin değer zinciri, uzun vadeli değer yaratma modeli ve iklim değişikliğiyle bağlantılı risk ve fırsatları ele alındı. Çalışmada şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilirliğin iş modeline nasıl entegre edildiğine de yer verildi. Kaygalak, 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nun ardından yayımlanan sürdürülebilirlik raporunun, şirketin paydaşları için uzun vadeli değer oluşturma hedefini daha ileri taşımayı amaçladığını belirtti. “İyi Gelecek Üyeliği” kampanyasına dört ödül Anadolu Hayat Emeklilik’in “İyi Gelecek Üyeliği” isimli reklam kampanyası, pazarlama ve iletişim dünyasının önemli organizasyonlarında toplam dört ödüle layık görüldü. Kampanya, 38. Kristal Elma Ödülleri’nde “Film – TV & Sinema / Banka, Sigorta ve Finansal Hizmetler” kategorisinde Kristal Elma kazandı. “Entegre Kampanyalar / Banka, Sigorta ve Finansal Hizmetler” kategorisinde ise Gümüş Ödül’ün sahibi oldu. Brandverse Awards 2026 kapsamında da iki ödül alan kampanya, “Film-Finans” kategorisinde Gümüş, “Medya-Entegre Kampanya” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Üç yeni emeklilik yatırım fonu kuruldu Şirket, 2026 yılının ikinci çeyreğinde bireysel emeklilik katılımcılarının farklı yatırım araçlarına erişimini artırmak amacıyla üç yeni fonu yatırımcılarla buluşturdu. Nisan ayında kullanıma sunulan Katılım Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu ile Kira Sertifikaları Katılım Emeklilik Yatırım Fonu, katılım finans ilkelerine uygun yatırım seçeneklerine yönelen katılımcılar için hazırlandı. Şirketin yıl içinde kurduğu üçüncü fon olan Emlak Sektörü Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu ise mayıs ayında halka arz edildi. Yeni fonla birlikte emlak sektörüne yatırım yapmak isteyen BES katılımcılarına hisse senedi fonları içerisinde farklı bir alternatif sunuldu. Anadolu Hayat Emeklilik 36’ncı yılını kutladı 2026’nın ikinci çeyreğinde 36’ncı kuruluş yıl dönümünü kutlayan Anadolu Hayat Emeklilik, gelecek dönemde de finansal sürdürülebilirliği destekleyen ürün ve hizmetlere odaklanacağını açıkladı. Serkan Uğraş Kaygalak, şirketin 36 yıllık deneyimini yenilikçi ürünler ve toplumsal değer oluşturan çalışmalarla geleceğe taşımayı hedeflediğini belirterek, müşterilere ve diğer paydaşlara sunulan güveni güçlendirecek adımların devam edeceğini kaydetti.

Yeni Parti isim tartışması Haber

Yeni Parti isim tartışması

Yeni Parti Genel Merkezi, yaptığı yazılı açıklamayla "Yeni Parti" ismine ilişkin yaşanan tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, parti adına yönelik marka, isim ve hukuki koruma süreçlerinin daha önce başlatıldığı ve ilgili resmi kurumlara gerekli başvuruların yapıldığı ifade edildi. Açıklamada, buna rağmen Özgür Özel ve ekibinin "Yeni Parti" adıyla siyasi parti kuruluş başvurusunda bulunduğu, ayrıca CHP TBMM Grubu'na ait X hesabının adının da "Yeni Parti" olarak değiştirildiğinin görüldüğü öne sürüldü. Genel Merkez, daha önce kamuoyuna duyurulan ve hukuki koruma süreci başlatılan bir isim üzerinde tasarrufta bulunulmasının ciddi bir hak ihlali oluşturduğu görüşünü dile getirdi. Bu kapsamda "Yeni Parti" ismine ilişkin tüm hakların korunması amacıyla gerekli hukuki başvuruların ve yasal süreçlerin ivedilikle başlatılacağı belirtilen açıklamada, hukukun tanıdığı tüm hakların kullanılacağı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, başka bir siyasi oluşum tarafından daha önce ilan edildiği ve hukuki koruma süreci başlatıldığı belirtilen bir ismin kullanılmaya çalışılmasının, "yeni bir siyaset anlayışı" iddiasıyla bağdaşmadığı savunuldu. Yeni Parti Genel Merkezi, açıklamasının sonunda partinin hukuk, demokrasi, şeffaflık ve siyasi etik ilkelerine bağlı kalacağını, haklarını yalnızca hukuk zemininde aramayı sürdüreceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu malını kişisel cüzdanı gibi kullananlara izin veremeyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu malını kişisel cüzdanı gibi kullananlara izin veremeyiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda yaptığı konuşmada, kurumun köklü geçmişine vurgu yaparak kamu maliyesinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini anlattı. Sayıştay’ın temellerinin Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular dönemindeki mali denetim anlayışına kadar uzandığını belirten Erdoğan, kurumun devlet geleneğinin devamlılığını temsil eden önemli yapılardan biri olduğunu ifade etti. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının devletlerin gücü açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte savurganlık, kötü yönetim ve vesayet girişimlerinin ekonomik maliyetlerini ağır şekilde ödediğini söyledi. Erdoğan, 27 Mayıs darbesinden 15 Temmuz darbe girişimine kadar yaşanan antidemokratik müdahalelerin ülkeye milyarlarca dolarlık zarar verdiğini belirtti. Kamu malının korunmasının herkes için ortak sorumluluk olduğunu ifade eden Erdoğan, “Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine ve yasa dışı yollarla istismar edilmesine de göz yummuyoruz” dedi. Kamu kaynaklarının milletin emaneti olduğunun altını çizen Erdoğan, “Makamı, unvanı ve mevkisi ne olursa olsun hiçbir kamu görevlisi kendisine tahsis edilen imkânları şahsi cüzdanı gibi kullanamaz. Buna izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. Son dönemde bazı yerel yönetimlerde gündeme gelen usulsüzlük iddialarına da değinen Erdoğan, milletin emanetini kişisel çıkarları için kullananlarla hukuk çerçevesinde mücadele edilmesinin bir görev olduğunu belirtti. Sayıştay’dan beklentilerinin yalnızca denetim yapmak değil, aynı zamanda kamu yönetimine rehberlik ederek Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sunmak olduğunu dile getiren Erdoğan, modern kamu yönetiminin şeffaflık ve hesap verebilirlik esasına dayanması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Sayıştay’ın son yıllarda dijital denetim, veri analitiği ve yeni teknolojilerin kullanımı alanlarında önemli dönüşümler gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurumun yüksek denetim organı olarak çalışmalarını daha etkin şekilde sürdürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, kurum çalışanlarına ve emekli mensuplarına teşekkür ederek, görevlerinde başarılar diledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.