Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki Haber

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki

Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erdem, Yenişehir Ovası sınırları içerisinde yer alan Karacaali Mahallesi’nde 638 parseli kapsayan 454,7 hektarlık alanın Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) olarak planlanmasına ilişkin açıklamalar yaptı. Erdem, planlamanın verimli tarım arazilerini kapsadığını belirterek sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu. Söz konusu alanın Türkiye’nin nitelikli tarım bölgeleri arasında yer aldığını ifade eden Erdem, tarım arazilerinin sanayiye açılmasının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Proje kapsamında meyve ve ceviz bahçelerinin durumuna ilişkin sorular yönelten Erdem, alternatif ve tarıma elverişsiz alanların değerlendirilip değerlendirilmediğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Erdem, seçilen alanın toprak sınıfı ve tarımsal üretim değeri, alternatif yer seçimi çalışmaları, projenin su ihtiyacının hangi kaynaktan karşılanacağı ve çevresel etki değerlendirmeleri gibi başlıkların yanıt beklediğini ifade etti. Kent planlamasında şeffaflık ve katılımcılığın önemine vurgu yapan Erdem, tarım, su ve gıda güvenliğini ilgilendiren kararların kamuoyuna açık şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamasında Karacaali bölgesindeki tarım arazilerinin korunması gerektiğini belirten Erdem, söz konusu OSB planlamasının bilimsel yöntemlerle yeniden ele alınması çağrısı yaptı.

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor. Haber

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor.

Son dönemde hepimizin market alışverişlerinde yaşadığı ortak bir sendrom var. Ürünün arkasını çevirip içindekiler kısmını okumaya çalışırken Latince terimler arasında kaybolmak. Doğal, %100 Naturel, köyden gibi ibarelerin içinin boşaltıldığı, herkesin ürünlerinin organik olduğunu iddia ettiği bu dönemde, şehirli insan artık sadece sağlıklı beslenmek değil, aynı zamanda kandırılmadan alışveriş yapmak istiyor. Dünya genelinde yükselen radikal şeffaflık akımı tam da burada devreye giriyor. Artık tabağımızdaki domatesin sadece organik olması yetmiyor. Toprağının nasıl beslendiğini, tohumunun atasını ve üreticisinin hikayesini bilmek istiyoruz. Bu güven krizini derinleştiren en büyük etken ise ambalajların diliyle içeriğin gerçeği arasındaki uçurum. Kraft kâğıda sarılı, üzerinde yeşil yaprak logoları olan her ürünü masum sanma eğilimindeyiz. Oysa ki glutensiz etiketiyle satılan bir kurabiyenin içinde, gluteni bağlamak için kullanılan yoğun kıvam artırıcılar ve şeker şurubu olabiliyor. Vegan olarak pazarlanan hazır bir köfte, hayvansal ürün içermese de, laboratuvar ortamında üretilmiş aroma vericilerle dolu ultra işlenmiş bir gıda sınıfına girebiliyor. Şeker ilavesiz ibaresi, o ürünün insülin dengesini bozacak yapay tatlandırıcılarla dolu olmadığı anlamına gelmiyor. Tüketici artık sadece ürünün içinde neyin olmadığını (Glutensiz, Şekersiz, Parabensiz) değil, yerine ne konulduğunu sorguluyor. Bu sorgulama ise dünyada "Clean Label" (Temiz Etiket)hareketinin ortaya çıkmasına sebep oluyor, yani sözlük kullanmadan da anlayabileceğiniz, anneannenizin mutfağında bulunan malzemelerden oluşan içerikler. İşte tam da bu bilgi kirliliğinin ve kavram karmaşasının ortasında, tüketiciye bir filtre sunmak amacıyla kurgulanan Organic & Pure Fuarı, 12-14 Haziran’da İstanbul Lütfi Kırdar Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Fuar, sadece ürünlerin sergilendiği ticari bir alan değil; ziyaretçilerin yukarıdaki sorulara dürüst yanıtlar bulabileceği bir farkındalık platformu olarak öne çıkıyor. "Bir Pazar Yeri Değil, Güven Ekosistemi İnşa Ediyoruz" Tüketicinin değişen beklentilerine ve fuarın misyonuna değinen Organic & Pure Fuar Direktörü Betül Binici, şu değerlendirmelerde bulundu: "Artık tüketici raftaki ürünün sadece fiyatına veya ambalajına değil, değerlerine bakıyor. İnsanlar etiket okumaktan yorgun, güvenmek istiyorlar. Biz Organic & Pure olarak sadece bir pazar yeri kurmuyoruz; üretici ile tüketici arasında bir güven ekosistemi inşa ediyoruz. Amacımız, gerçek gıdaya ve temiz ürüne ulaşmanın bir lüks değil, hak olduğunu hatırlatmak. Ziyaretçilerimiz bu yıl fuarda organik ürünlerin yanı sıra o ürünlerin arkasındaki adanmışlığı, şeffaf üretim süreçlerini ve neden sorusunun cevabını bulacaklar." Sürdürülebilirlik ve "Yeşil Aklama"ya (Greenwashing) Karşı Duruş Organic & Pure, sadece ticari bir hacim yaratmayı değil, aynı zamanda bir farkındalık okulu olmayı hedefliyor. Fuar kapsamında düzenlenecek paneller ve atölyelerde; gerçek organik ile endüstriyel doğal pazarlaması arasındaki farklar, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve karbon ayak izini azaltan üretim modelleri uzman isimlerce tartışılacak. Fuar, "Yeşil Aklama" (Greenwashing) tuzağına düşmeden, gerçekten doğaya ve insana saygılı markaları öne çıkararak sektörde bir filtreleme görevi de üstleniyor.

Ankara'da Araç muayenesinde darp ile gerçekleşen ölümden sonra TÜVTÜRK'ten yeni karar! Haber

Ankara'da Araç muayenesinde darp ile gerçekleşen ölümden sonra TÜVTÜRK'ten yeni karar!

Ankara'da araç muayene istasyonunda yaşanan kavganın ardından hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin'in ölümüyle ilgili TÜVTÜRK'ten yeni ve kritik bir açıklama geldi. Şirket, olayda adı geçen ve ismi tespit edilen diğer çalışanların da iş akitlerinin feshedildiğini duyurdu. TÜVTÜRK'ten yapılan açıklamada, 2 Şubat'ta Ankara İvedik Araç Muayene İstasyonunda yaşanan ve polis memuru Keskin'in vefatıyla sonuçlanan olay nedeniyle derin bir üzüntü yaşandığı belirtildi. Meselenin her yönüyle açıklığa kavuşturulması için yoğun ve titiz bir çalışma yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, olayın ardından hiçbir koşulda şiddet içeren davranışlara müsamaha göstermeme ilkesinin bir gereği olarak merhum polis memuruna saldırıyı gerçekleştiren çalışanın iş akdinin feshedildiği anımsatıldı. "İŞ AKDİ FESHEDİLDİ" Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Olayın ardından başlayan adli süreçte ortaya çıkan yeni bulgular doğrultusunda aldığımız yeni kararlar dışında, bu elim olaya ismi karıştığı tespit edilen diğer çalışanların da iş akdi feshedilmiştir. İç soruşturma ayrıca devam etmektedir. Gelinen noktada, sürecin sorumluluk ilkeleri çerçevesinde devam etmesi, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle yürütülmesine destek olmayı temel ilke edindiğimizin bilinmesini isteriz. Soruşturma makamlarına her türlü bilgi ve belge iletilmiştir. Yargıya intikal eden olayla ilgili olarak bizden istenecek her türlü desteği sağlayacağımızı belirterek, resmi makamların vereceği kararları beklediğimizi beyan ederiz. Bu vesileyle bir kez daha merhum polis memurumuzu rahmetle anıyor, acılı ailesine baş sağlığı diliyoruz."

Kocaelispor'da hakem isyanı: 'Skriniar ülkeden deport edilmeli' Haber

Kocaelispor'da hakem isyanı: 'Skriniar ülkeden deport edilmeli'

Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Kocaelispor, kendi sahasında Fenerbahçe’ye 2-0 yenildi. Sarı-lacivertli ekibin golünün ardından Milan Skriniar’ın tribünlere dönerek yaptığı hareket kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kocaelispor Kulübü, futbolcunun Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilip edilmeyeceğini takip edecek ve ardından hazırlanan dosya doğrultusunda suç duyurusunda bulunacak. İhlas Haber Ajansı’na (İHA) konuşan Kocaelispor Başkanı Recep Durul, konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu. "SKRİNİAR DEPORT EDİLMELİ" Başkan Recep Durul; Türkiye Futbol Federasyonu’na, Fenerbahçe Kulüp Başkanı Sadettin Saran’a ve Kocaeli’de işletmeleri bulunan sarı-lacivertli isimlere çağrıda bulunarak Skriniar’ın lisansının iptal edilmesini ve ülkeden deport edilmesini istedi. Hem futbolcunun hareketine hem de karşılaşmanın yönetimine tepki gösteren Durul, "Kulüp olarak Milan Skriniar’ın yaptığı çirkin hareketin TFF tarafından cezalandırılmasını, sözleşmesinin feshedilmesini ve hatta ülkeden deport edilmesini istiyoruz. Bunun için gereken başvuruyu da yapacağız" ifadelerini kullandı. "MÜBAREK KANDİL GÜNÜNDE..." Ülkedeki hassasiyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Başkan Durul, "Mübarek kandil gününde yabancı bir futbolcu tarafından yapılan bu çirkin hareketi sindirmek mümkün değildir. Son derece yakışıksızdır. Buna kulüpler de müsaade etmemelidir, federasyon da. En ağır şekilde cezalandırmalıdır. Aksi halde nepotizm açık açık yapılıyor demektir. Müslüman bir toplumuz ve Türk toplumu bunu kaldırmaz. Buna müsaade edemeyiz. Bu tür şeyler infial oluşturuyor. Başka kulüplerin oyuncuları da böyle şeyler yaptı ve cezaları kesildi. Çok çirkin hareketti, bir an önce cezalandırılması lazım. Hangi futbolcu olursa olsun, adına sanına bakılmamalıdır" sözleriyle tepkisini dile getirdi. HAKEM KARARLARINA ELEŞTİRİ Karşılaşmanın yönetimine de değinen Kocaelispor Başkanı, hakemlerin tarafsızlık konusunda sorun yaşadığını savundu. Durul, "Düdükler camiaya göre çalıyor. Bahis ve şike operasyonları yapılıyor. Ama operasyon asıl forma renklerine göre düdük çalınmasına yapılmalı. Yine hakkımız çalındı. Hakemin görmezden gelmesi, VAR hakeminin duyarsızlığı, verilmeyen kırmızı ve sarı kartlar.. Kocaelispor olarak hakkımızı sonuna kadar arayacak ve bunun hesabını camia olarak er ya da geç soracağız. Hem puanımız çalındı, hem de kırmızı kartlar verilmedi. Düdükler adalet için, şeffaflık için çalınmalı. Bu ülkede kronizmi (kayırmacılık) tetikleyen yapı var" dedi. TFF’nin bu konuda adım atması gerektiğini vurgulayan Durul, aksi halde ligin adaletinin zarar göreceğini ifade etti. Başkan, "Nepotizm ve kronizm konusuna federasyon acilen el atmalı. Yoksa diğer takımlara gerek yok. Çıksın 2-3 takım oynasın, biz de izleyelim. Hiç bu kadar emek harcamayalım, sıkıntı çekmeyelim. Gerçekten bu kadar kolay mı? Hakem resmen kurulmuş da gelmiş. Pozisyonları kesiyor, yumruk atılıyor kart göstermiyor, VAR’a gidilmiyor.. O zaman biz niye futbol oynuyoruz" diye konuştu. "SEZON BAŞINDAN BU YANA 18 PUANIMIZ GİTTİ" "Milan Skriniar’ın hareketiyle, hakemin maçta sergilediği durum arasında fark yok" diyen Körfez temsilcisinin başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "İkisi de futboldan men edilmelidir. Şehirde herkes ayaklanmış durumda. Facia bu. Herkes sessiz kalmış olabilir ama biz Kocaelispor olarak susmayacağız, sessiz kalmayacağız. Sezon başından bu yana 18 puanımız gitti. Dünkü maçta yaşananlara, bize ve camiamıza yaşatılanlara çok kızgın ve gerginiz. Sabırsızlıkla bu konunun çözülmesini istiyoruz. Federasyon bir an önce tedbir almalı." "HAKEM DEDİĞİN 2 TAKIMIN DA HAKKINI KORUMALI" Süper Lig’de takımlar arasında ayrım yapıldığını savunan Durul, bahis ve şike operasyonlarının ancak adalet sağlanırsa anlam kazanacağını belirtti. Başkan, "Anadolu takımı, İstanbul takımı ayrımı yapılıyor, yapılmamalı. Hepsi Süper Lig takımı. Sahada şeffaflık sağlanmadıkça, kulüp ayrımı ortadan kalkmadıkça şike veya bahis operasyonlarının yapılması anlamsız. Kulüplere saygı, renklerine göre olmaz. Hepsine saygı duyulmalı. Düdükler takıma göre çalınmaz. Sahaya neden çıkıyorsun? Hakem dediğin iki takımın da hakkını korumalı, iki tarafa da güven vermeli. Dengeyi sağlamalı. Haksızlığı ortadan kaldırması gereken hakemdir. Şeffaflığı temsil eder. Futbolda adalet neden sağlanmıyor? Neden bunlardan temizlenmiyor?" ifadelerini kullandı. "BÜYÜK TAKIMA GÖRE DÜDÜK ÇALINMAZ" Kulüpler arasında büyüklük üzerinden yapılan ayrımlara da değinen Durul, adalet vurgusu yaptı. Başkan, "Bir takımın büyüklüğü ortaya koyduğu adaletle ölçülür. Büyükse adaletini göstersin, göstermeli de. Futbolcusu topluma böyle çirkin hareketler yapıyorsa büyük kulüpler gerekeni yapmalı. Hakemler hak yediğinde çıkıp bunu yüreklilikle açıklamalı. Öte yandan küçük-büyük takım diye bir ayrım olmaz. Güçlü ve nispeten zayıf takım vardır. Büyük takıma göre düdük çalınmaz" dedi. YAYINCI VE YORUMCULARA TEPKİ Yayıncı kuruluş ve spor yorumcularına da seslenen Kocaelispor Başkanı, bazı takımların korunup kollandığını öne sürdü. Durul, "Yayıncı kuruluşun takımların yarıştan kopmaması için gerekeni yapmasını da görüyoruz. Yazık günah değil mi? Böyle kurgu olur mu? Bazı yorumcular da takım taraftarı. Tuttuğu takıma göre yorum yapıyor ve kamuoyunu, camiaları etkiliyor. 2-3 takım için böyle otokratik yapı olur mu? Bazı takımlar yarışta kalsın diye yukarı itiliyor, bazıları da aşağı çekiliyor" diye konuştu. FENERBAHÇELİ YÖNETİCİLERE ÇAĞRI Son olarak Kocaeli’de yatırımları bulunan Fenerbahçeli iş insanlarına ve yöneticilere çağrıda bulunan Durul, "Ali Koç, Hakan Safi ve tüm Fenerbahçe yönetimindekiler ile federasyona bir kez daha seslenmek istiyorum. Talebimiz net; Skriniar’ın lisansını iptal edin ve ülkeden deport edin. Yoksa bu iş çok daha farklı yerlere gider. Bunu sindiremiyoruz. Bunun altından kalkılması zor" ifadelerini kullandı.

Tether, ABD’ye özel stablecoin’i USAT’yi piyasaya sürüyor Haber

Tether, ABD’ye özel stablecoin’i USAT’yi piyasaya sürüyor

USAT’nin lansmanı, token’ın tasarım ve isim duyurusunun yapılmasının ve Bo Hines’ın CEO olarak atanmasının ardından, dolar destekli ve federal rejimle uyumlu bir stablecoin arayan ABD’li kullanıcılar için resmi erişimi başlatıyor; bu adım, yalnızca Tether’in ürün portföyünü genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda ABD dolarının dijital çağdaki konumunu güçlendiren stratejik bir dönüm noktası oluşturuyor. Federal denetime yönelik çerçevenin şekillendiği bir ortamda USAT, dolar destekli token’ların küresel ticarette merkezi rol oynadığı bir pazara girerken, USDT ekosisteminin ölçeği ve operasyonel olgunluğu, ABD’nin yüksek regülasyon beklentileriyle buluşarak doların güven, şeffaflık ve teknolojik liderlik standardını pekiştiren yeni bir dönemi temsil ediyor. USDT, küresel ölçekte liderliğini sürdürürken ve GENIUS Act uyum sürecinde ilerlemeye devam ederken; USAT, ABD pazarı ve yüksek dijital ödeme altyapısı için özel olarak konumlandırılmış, ulusal lisanslı bir banka aracılığıyla kurumlara dijital dolar sunan bir yapı olarak öne çıkıyor. Anchorage Digital Bank tarafından ihraç edilen ve kurumlar ile platformların kullanımına açılan USAT, GENIUS Act kapsamında oluşturulan federal stablecoin çerçevesi içinde çalışacak şekilde tasarlanırken, ABD’de düzenlemeye tabi borsalar ve bankacılık ortaklarıyla geniş erişim sağlanması hedefleniyor; Cantor Fitzgerald’ın rezerv saklama kuruluşu ve birincil dealer rolü üstlenmesi ise ilk günden itibaren şeffaflık ve güvenli varlık yönetimini garanti altına alıyor. Tether Group, küresel ölçekte makroekonomik bir aktör konumunu pekiştiriyor Anchorage Digital Bank’ın zincir üzeri şeffaflık, bütünleşmiş risk yönetimi ve banka seviyesinde uyum standartlarıyla inşa ettiği altyapı üzerinde konumlanan USAT, yalnızca düzenlemelere uyum sağlamak için değil; bu çerçeve içinde her gün, kurumsal ölçekte ve kesintisiz biçimde çalışmak üzere tasarlanmış bir dijital dolar çözümü olarak öne çıkarken, Tether Group küresel ölçekte makroekonomik bir aktör konumunu pekiştiriyor. Dünya genelinde ABD Hazine tahvillerinin en büyük 17. sahibi olarak birçok egemen devleti geride bırakan Tether, USDT ekosistemiyle dijital ekonomiyi ölçekli biçimde desteklemeye devam ederek ABD dolarının ödemeler, ticaret ve rezervler alanındaki küresel etkisini güçlendiren merkezi bir rol üstleniyor. Tether CEO’su Paolo Ardoino, konuyla ilgili şunları söyledi: “USAT, kurumlara ek bir seçenek sunuyor: Amerika’da üretilmiş, dolar destekli bir token. USDT, on yılı aşkın süredir dijital dolarların küresel ölçekte güven, şeffaflık ve fayda sağlayabileceğini kanıtladı. USAT, bu misyonu Amerikan pazarı için tasarlanmış, federal düzeyde düzenlenen bir ürünle ileri taşıyor.” Tether USAT CEO’su Bo Hines ise şöyle konuştu:
“USAT’nin lansmanıyla birlikte, federal düzenleyici beklentileri karşılamak üzere tasarlanmış bir dijital dolar görüyoruz. Odak noktamız; istikrar, şeffaflık ve sorumlu yönetişim. Böylece Amerika Birleşik Devletleri’nin dolar inovasyonundaki liderliğini sürdürmesini amaçlıyoruz.” Lansmanın ilk aşamasında USAT, Bybit, Crypto.com, Kraken, OKX ve Moonpay platformlarında kullanıma sunulacak.

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu Haber

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde çocuklarla birlikte kutladı. Kutlamaya Yönetim Kurulu Üyeleri, gönüllüler ve yöneticiler katıldı. Etkinlikte, yıl boyunca elde edilen kazanımlar paylaşılırken yeni döneme dair umutlar dile getirildi. 1995’ten bu yana eğitimde fırsat eşitliği için çalışan TEGV, 31 yılda milyonlarca çocuğun hayatında nitelikli eğitim desteğiyle fark yarattı. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü, TEGV İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutladı. TEGV’in geleneksel hale gelen kuruluş yıl dönümü buluşması TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Öğücü, Yönetim Kurulu Üyesi Emine Çakıroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet H. Uysal, Genel Müdür Sait Tosyalı, TEGV yönetim ekibi, gönüllüler ve çocukların katılımıyla gerçekleşti. Önceki yıllarda olduğu gibi, yıl boyunca elde edilen kazanımların paylaşıldığı ve yeni döneme ilişkin umutların vurgulandığı etkinlik, çocuklarla birlikte pasta kesimiyle sona erdi. TEGV 3.3 Milyondan Fazla Çocuğa Nitelikli Eğitim Desteği Ulaştırdı Cumhuriyetin ilke ve değerlerini temel alarak çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunmak amacıyla 1995 yılında kurulan TEGV, geride bıraktığı 30 yılda 108 bini aşkın gönüllüsünün desteğiyle 3.3 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği ulaştırdı. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen vakıf, ilköğretim çağındaki çocukların yeteneklerini özgürce keşfetmelerini sağlayan, 21. yüzyıl becerilerini odağına alan özgün eğitim modeliyle çalışmalarını sürdürüyor. Bugün 24 ilde, 62 etkinlik noktasında çocuk dostu mekânları ve yenilikçi programlarıyla gönüllülerinin desteğiyle faaliyet gösteren TEGV, Türkiye’nin en yaygın sivil toplum kuruluşlarından biri olma özelliğini taşıyor. “Suna Kıraç’ın Başlattığı Eğitim Yolculuğu 31 Yıldır Umut Olmaya Devam Ediyor” TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol vakfın 31. yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kurucumuz merhum Suna Kıraç’ın önderliğinde 1995 yılında başlayan bu anlamlı eğitim yolculuğunda 31. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 108 bini aşkın gönüllümüzün özverisiyle, 3.3 milyonu aşkın çocuğumuzun hayatına dokunmuş olmanın mutluluğu ve daha fazla çocuğa ulaşmanın sorumluluğuyla çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerinden aldığımız güçle çocuklarımızı çağdaş, özgüveni yüksek, sorgulayan ve üreten bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. 31. yılımızda da daha fazla çocuğa ulaşmak, eğitimde kalıcı ve anlamlı katkılar sunmak en büyük hedefimiz.” “Çocukları Geleceğe Hazırlayan Sürdürülebilir Bir STK Olma Vizyonumuzla Çalışıyoruz.” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, yıl dönümüne ilişkin mesajında şu ifadelere yer verdi: “Geride bıraktığımız 30 yılda, Suna Kıraç’ın öngördüğü hedefler doğrultusunda toplum tarafından benimsenen ve güçlü destekle büyüyen bir sivil toplum kuruluşu olduk. Eğitime yaklaşımımızdaki nitelik anlayışını kurum kültürümüzde de sürdürmeye özen gösteriyoruz. Gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve paydaşlarımızla her geçen gün büyüyen bir aile olarak çocukları geleceğe hazırlayan, etki alanı geniş ve sürdürülebilir bir yapıda STK olma vizyonumuzla çalışıyoruz. Yeni yaşımızda da aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.” Türkan Şoray’ın Yer Aldığı Kamu Spotu Filmi Yayında Türk sinemasında “Sultan” unvanıyla gönüllerde taht kuran usta sanatçı Türkan Şoray’ın yer aldığı yeni TEGV filmi de ekranlarda yerini aldı. Usta sanatçı Türkan Şoray, TEGV’in 30’uncu yılı vesilesiyle İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla unutulmaz bir gün geçirmişti. TEGV’in yeni kamu spotu filminde çocuklarla bir araya gelen, etkinliklere katılan ve onlarla sohbet eden Şoray’ın bu buluşmadan yansıyan samimi anları izleyiciyle buluşuyor. Filmde, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Türkan Şoray, herkesi TEGV’e destek olmaya davet ediyor. “Bu Bir Gelecek Çağrısıdır” adlı kamu spotunda Şoray şu sözleriyle izleyiciye sesleniyor: “Eğitim… Bir toplumun geleceğini aydınlatan en güçlü ışık. Haydi, hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım. Unutmayın… Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir!”. Topluma mal olmuş değerli sanatçının, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı önemi bu denli içten bir dille sahiplenmesi, film aracılığıyla güçlü bir farkındalık mesajına dönüştü. TEGV’in 30 yılı geride bıraktığı eğitim yolculuğuna iz bırakan bu özel kamu spotu çocukların potansiyeline, nitelikli eğitimin iyileştirici gücüne ve dayanışmanın yarattığı umuda dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor. Uluslararası Standartlarda Güçlü ve Şeffaf Bir Yapı TEGV, yaygın organizasyonunu güçlü bir kurumsal yönetişim anlayışıyla destekleyerek sürdürülebilir bir yapı oluşturdu. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda her yıl bağımsız denetimlerden geçen vakıf, Entegre Faaliyet Raporları aracılığıyla uluslararası standartlarda bilgi paylaşımı yapıyor. Birleşmiş Milletler Global Compact imzacısı ve Türkiye Yönetim Kurulu’na giren ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan TEGV ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip öncü STK’lardan. Ölçme ve Değerlendirme metodolojisinin Harvard Üniversitesi tarafından vak’a çalışması olarak kabul edilmesi, vakfın eğitim alanındaki örnek konumunu pekiştiriyor. 31. Yılında da Türkiye’nin Dört Bir Yanındaki Çocukların Yanında Nitelikli eğitimin her çocuğun hakkı olduğuna inanan TEGV, 31. yılında da Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların yaratıcılıklarını ve potansiyellerini geliştiren programlarla etki alanını genişletmeyi hedefliyor. Dijitalleşme odağını sürdüren vakıf, tegvakademi.org adlı dijital platformunda yer alan içerikleri ile eğitimde dönüşümü destekleyip daha fazla çocuğa ulaşırken afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar, deprem farkındalığı projeleri ve yenilikçi uygulamalarıyla eğitim ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. TEGV, 31. yaşında da çocukların hayallerini eğitimle destekleyerek, daha aydınlık bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş Haber

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş

Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında hem yolcu sayıları hem de operasyonel kapasite açısından son yılların en güçlü dönemlerinden birini yaşadı. Artan sefer sayıları, yeni rota planlamaları ve Türkiye limanlarına olan uluslararası ilgi, sektörün 2026 yılına daha sağlam ve sürdürülebilir bir zeminde girmesini sağladı. 2025 sezonunu değerlendiren Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, kruvaziyer sektöründe nicelik kadar nitelik odaklı bir büyümenin önemine dikkat çekti. Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı büyüme ivmesiyle Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirdi. Sektörde artan sefer sayıları, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye limanlarına ilgisi ve operasyonel kapasitedeki gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir geçiş sürecini beraberinde getirdi. Bu büyümenin en çarpıcı göstergelerinden biri Galataport İstanbul oldu. Galataport, 2025 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 48 artışla 595 bin yolcuya ulaşarak, Doğu Akdeniz’in ana kruvaziyer limanı olma hedefinde kritik bir eşiği geride bıraktı. Kruvaziyer Sektörü Artık Ekosistem Yönetimi Gerektiriyor Uzun yıllardır cruise ve ticari denizcilik sektöründe; teknik yönetim, operasyon, klas ve dry-dock süreçlerinde aktif görev aldığını belirten Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “2026’ya girerken sektörün bizden duymak istediği en temel kavramlar; istikrar, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme. Cruise sektörü artık yalnızca gemi işletmekten ibaret değil. Güvenli operasyon, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ekosistem yönetimi gerektiriyor.” diyerek sektörün dönüşümüne dikkat çekti. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz İçin Güçlü Bir Merkez Adayı Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sahip olduğu potansiyelin altını çizen Çavuşoğlu, coğrafi avantajlar ve teknik altyapının doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade ederek, “Türkiye, coğrafi konumu, tersanelerimizin kabiliyeti, teknik insan kaynağımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de güçlü bir cruise merkezi olabilecek kapasiteye sahip. Ancak bunun sürdürülebilir olması için sektör olarak ortak bir dil konuşmamız, aynı hedeflere odaklanmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı. “Güvenilir operasyon ortağı” yaklaşımı öne çıkıyor Teknik yeterliliğin sahaya doğru şekilde yansıtılması, karar alma süreçlerinde gerçek operasyonel deneyimin dikkate alınması ve paydaşlarla şeffaf iletişim kurulması bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu özellikler arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin ‘güvenilir operasyon ortağı’ olarak konumlandırılması bu anlayışla mümkün olduğunu ifade etti. 2025’te Yakalanan İvme Tesadüf Değil Sektörün ortak akıl ve iş birliğiyle büyümesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “2025’te yakalanan bu ivme tesadüf değil. Doğru planlama, operasyonel disiplin ve şeffaf yönetimle 2026’da bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.’’ diyerek 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı. Çavuşoğlu, “Türk denizcilerinin kruvaziyer sektöründe daha görünür olması, yerli teknik kadroların uluslararası projelerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Türkiye’nin global ölçekte güvenilen bir merkez haline gelmesi temel hedeflerimiz arasında.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.