Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savunma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Savunma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım" Haber

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım"

Arjantin'den Türkiye'ye iade edildi İzmir'deki dosya kapsamında tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, nitelikli yağma, silahla yağma ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma gibi suçlamalarla aranan Serkan Kurtuluş, 2020 yılında Arjantin'de yakalandı. Yaklaşık 6 yıl süren iade sürecinin ardından Kurtuluş, Ağustos 2026'da Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye ulaşmasının ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne SEGBİS üzerinden bağlanan Kurtuluş, 15 Ağustos'taki duruşmada tutuklandı. 53'üncü duruşmada ilk kez savunma yaptı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında devam eden davanın 53'üncü duruşmasında Kurtuluş'un savunması SEGBİS aracılığıyla alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş'un yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Savunmasına hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını ve 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandığını belirterek başlayan Kurtuluş, iade sürecinde kendisi hakkında farklı dosyaların da gündeme geldiğini söyledi. Kurtuluş, yalnızca iade kapsamına giren suçlamalar yönünden savunma yapacağını ifade etti. "Suç örgütü kurmadım" Mahkeme başkanının yönelttiği suç örgütü kurma suçlamasına ilişkin savunma yapan Kurtuluş, kendisine yöneltilen suçlamayı reddederek, "Suç örgütü kurmadım" dedi. Kurtuluş, sosyal medya hesaplarıyla ilgili sorular üzerine de kendisine ait aktif bir sosyal medya hesabı bulunmadığını savundu. Adına farklı amaçlarla hesaplar açıldığını belirten Kurtuluş, söz konusu hesapların kendisine ait olmadığını öne sürdü. Haraç suçlamasını da kabul etmedi Duruşmada Kurtuluş'a, bir aileden haraç istediği yönündeki suçlama da soruldu. Bu iddiayı da reddeden Kurtuluş, dosyada haraç talebinde bulunduğunu gösteren somut bir ayrıntı, kanıt veya delil bulunmadığını savundu. Söz konusu ailenin başka kişilerle husumetleri olduğunu öne süren Kurtuluş, bu yöndeki iddiaların yeterince araştırılmadığını ileri sürdü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, ara kararını vermek üzere kısa süreliğine duruşmaya ara verdi. Yapılan değerlendirmenin ardından Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına hükmederek duruşmayı 20 Kasım 2026 tarihine erteledi. Serkan Kurtuluş hakkındaki yargılama, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Girne'deki gemi faciasında 9 şüphelinin tutukluluğu uzatıldı Haber

Girne'deki gemi faciasında 9 şüphelinin tutukluluğu uzatıldı

Şüpheliler, "tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme" suçlaması kapsamında yeniden mahkemeye çıkarıldı. Mahkemede soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin bilgi veren tahkikat memuru, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 5 kişinin daha arandığını bildirdi. 239 kişi kurtarıldı, 14 kişinin aranmasına devam ediliyor Tahkikat memuru, kazanın ardından gemide bulunan 239 kişinin kurtarıldığını, 14 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını ve 14 kayıp kişinin bulunması için arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Otopsi işlemleri tamamlanan cenazelerde ölüm nedeninin suda boğulma olarak tespit edildiği aktarıldı. Soruşturma kapsamında bugüne kadar 294 kişinin ifadesinin alındığı belirtildi. Ayrıca geminin 2003 yılında karıştığı kazaya ilişkin hazırlanan raporların tercüme edilerek incelenmesinin planlandığı kaydedildi. Kayıp yolcunun gönderdiği görüntü soruşturmaya girdi Mahkemede verilen bilgiler arasında, kayıp yolculardan birinin kaza sırasında ailesine gönderdiği görüntüler de yer aldı. Tahkikat memuru, söz konusu videoda geminin sol kızağının koptuğunun açık şekilde görüldüğünü ve geminin bu duruma rağmen seyrine devam ettiğinin tespit edildiğini söyledi. Görüntünün yanı sıra kazanın meydana geliş şekli, geminin teknik durumu ve sefer sırasında alınan kararların da soruşturma kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Kaptan ve mürettebatın belgeleri Türkiye'den bekleniyor Soruşturmanın önemli başlıklarından biri de gemi kaptanı ve mürettebatın sahip olduğu belgeler oldu. Tahkikat memuru, kaptan ve mürettebata ilişkin Türkiye'den talep edilen resmi evrakın henüz ulaşmadığını ifade etti. Belgelerin teslim alınmasının ardından mevcut bilgilerle karşılaştırmalı inceleme yapılacağı bildirildi. Soruşturma kapsamında geminin geçmişine ilişkin belgelerin de incelenmesiyle kazaya neden olan şartların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Şüpheli avukatları suçlamaları kabul etmedi Duruşmada savunma yapan şüpheli avukatları ise kazanın müvekkillerinin tedbirsizliği veya dikkatsizliğinden kaynaklanmadığını ileri sürdü. İkinci kaptanın avukatı, müvekkilinin kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini savunarak, ikinci kaptanın olay kapsamında şüpheli yerine tanık olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 9 şüphelinin tutukluluğu 7 gün daha sürecek Mahkeme, soruşturmanın selameti ve devam eden adli işlemleri gerekçe göstererek 9 şüphelinin tutukluluk halinin 7 gün daha sürmesine karar verdi. Soruşturma kapsamında 5 kişinin daha arandığı bildirilirken, Türkiye'den beklenen resmi belgelerin ulaştırılması ve geminin geçmişine ilişkin raporların incelenmesinin ardından soruşturmanın kapsamının genişlemesi bekleniyor. Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasında hayatını kaybedenlerin ve kayıp kişilerin yakınlarının bekleyişi sürerken, arama-kurtarma faaliyetleri ile adli soruşturmanın eş zamanlı olarak devam ettiği bildirildi.

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet Haber

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet

Test kapsamında Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test bölgesine ilerledi. Sinop açıklarında gerçekleştirilen atışta İHA-300 füzesi deniz üzerindeki hedefe gönderildi. Atışın başarıyla sonuçlanmasının ardından AKINCI, planlanan uçuş rotasını takip ederek Çorlu'daki merkeze geri döndü. AKINCI'nın uzun menzilli taarruz kabiliyeti genişliyor İHA-300'ün AKINCI'ya başarılı şekilde entegre edilmesiyle platformun sahip olduğu uzun menzilli taarruz seçeneklerine yeni bir mühimmat daha eklendi. Bayraktar AKINCI daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzeleriyle gerçekleştirilen testlerde de başarılı sonuçlar elde etmişti. AKINCI'nın farklı mühimmatlarla kullanılabilmesi, platformun çeşitli hedeflere yönelik farklı görev profillerinde değerlendirilmesine imkan sağlıyor. Baykar'ın verilerine göre AKINCI; MAM-L, MAM-T, MAM-C, TOLUN, TEBER, LAÇİN, LGK, HGK, GÖKÇE ve GÖZDE güdüm kitlerinin yanı sıra KGK-82-SİHA, İHA-230, İHA-122, ÇAKIR ve EREN gibi farklı mühimmatlarla da entegre edildi. Çorlu'dan havalandı, Sinop açıklarında hedefi vurdu Test uçuşunun ilk aşamasında Çorlu'daki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan platform, Karadeniz'deki test sahasına yöneldi. Sinop açıklarına ulaşmasının ardından gerçekleştirilen atışta, 250 kilometre menzilde bulunan deniz üzerindeki hedef İHA-300 ile vuruldu. Testin tamamlanmasının ardından AKINCI'nın herhangi bir aksaklık yaşanmadan planlanan güzergah üzerinden Çorlu'ya döndüğü belirtildi. AKINCI'nın daha önce de Sinop açıklarında farklı mühimmatlarla atış testleri gerçekleştirdiği biliniyor. Platform, İHA-230 ile yapılan önceki bir testte 100 kilometre mesafedeki deniz üzerindeki hedefi tam isabetle vurmuştu. Baykar'ın ihracat başarısı Baykar, insansız hava araçları alanındaki üretim ve ihracat faaliyetleriyle Türkiye'nin savunma sanayisindeki öne çıkan şirketleri arasında yer alıyor. Şirketin verilerine göre Baykar, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Gelirlerinin büyük bölümünü ihracattan sağlayan şirket, son yıllarda küresel SİHA pazarındaki konumunu korudu. Baykar'ın Bayraktar TB2 ve AKINCI için farklı ülkelerle ihracat anlaşmaları bulunuyor. Şirket, AKINCI'nın yanı sıra insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'nın geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. AKINCI farklı görevler için geliştiriliyor Bayraktar AKINCI, istihbarat, gözetleme, keşif ve hedef tespiti gibi görevlerin yanı sıra hassas taarruz görevlerinde kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Platformun farklı mühimmatları taşıyabilmesi, görev alanının kara ve deniz hedeflerine yönelik operasyonları da kapsayacak şekilde genişlemesini sağlıyor. İHA-300 ile gerçekleştirilen 250 kilometrelik test atışının başarıyla tamamlanmasıyla AKINCI'nın uzun menzilli mühimmat kullanımındaki kabiliyetlerine yeni bir halka daha eklendi.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

Kırklareli'de Yıldırım-2026 Seferberlik Tatbikatı tamamlandı: TSK'nın hazırlık seviyesi sahada test edildi Haber

Kırklareli'de Yıldırım-2026 Seferberlik Tatbikatı tamamlandı: TSK'nın hazırlık seviyesi sahada test edildi

Tatbikata bin 71 yedek personel ve 203 araç katıldı 1'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı tarafından 31 Ağustos-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikatta toplam bin 71 yedek personel görev aldı. Tatbikata 18 subay, 62 astsubay, 177 uzman erbaş ile 814 erbaş ve er katılırken, sefer görev emri bulunan 203 araç da faaliyetlerde kullanıldı. Ayrıca 14 kamu kurum ve kuruluşu ile özel firma, sahip oldukları araç ve imkanlarla tatbikata destek verdi. Kazakistan ve Özbekistan'dan gelen askeri personel de tatbikatı gözlemci olarak takip etti. Seferberlik veya savaş durumunda silah altına alınacak yedek personelin birliklere katılım süreci uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Personele, envanterde bulunan silah ve teçhizat tanıtılırken komuta merkezleri oluşturuldu, askeri araçların hazırlık ve intikal süreçleri sahada uygulandı. Dron saldırısı senaryosuna karşı elektronik harp kullanıldı Tatbikatın senaryo bölümünde, düşman unsurlarının tank bölük timine dronlarla gerçekleştirdiği saldırı canlandırıldı. Elektronik harp destek unsurları tarafından tespit edilen tehdidin ardından tank bölük timi harekete geçti. Türk birlikleri, ateş desteği ve manevra kabiliyetini kullanarak karşı saldırı gerçekleştirdi. Senaryo kapsamında düşman mevzilerinin ele geçirilmesinin ardından bölgede Türk bayrağı açıldı. Sürü dron saldırıları gibi yeni nesil tehditlere karşı yerli ve milli imkanlarla geliştirilen sistemlerin de kullanıldığı tatbikatta, personelin hızlı karar alma, koordineli hareket etme ve teknolojik imkanlardan etkin şekilde yararlanma kabiliyeti uygulamalı olarak değerlendirildi. Yedek personele farklı alanlarda eğitim verildi Tatbikat kapsamında yedek personele yanaşık düzen, mekanik nişancılık ve atış eğitimlerinin yanı sıra uçan göz sistemlerinin kullanımı ve bakımı konusunda da eğitimler verildi. Personelin ayrıca yapay zeka, siber farkındalık, elektronik harp ve hibrit savaş konularında bilgilendirilmesi sağlandı. Sefer görev emri bulunan araçların yükleme planları ile birliklerin intikal faaliyetleri de tatbikat kapsamında test edildi. "Bin 71 yedek personel ve 203 araç katılmaktadır" 1'inci Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Sabri Gökhan Karamürsel, tatbikatın kapsamına ilişkin yaptığı açıklamada, tugay personelinin yanı sıra farklı rütbelerden toplam bin 71 yedek personel ile sefer görev emri bulunan 203 aracın faaliyetlere katıldığını belirtti. Karamürsel, 14 kamu kurum ve kuruluşunun da kapsamlı yaklaşım çerçevesinde tatbikata aktif olarak dahil olduğunu ifade etti. Şehit Yarbay Rasim Sayın'ın ailesi tatbikatı izledi Tatbikata, adına düzenlenen Şehit Personel Yarbay Rasim Sayın'ın ailesi de katıldı. Şehidin eşi Sevda Sayın, kızı Elif Sayın ve babası Yaşar Sayın, tatbikat kapsamında gerçekleştirilen faaliyetleri yerinde takip etti. Tatbikat alanını ziyaret eden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de askerlerle bir araya gelerek sohbet etti. Tokel, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen silah, araç ve teknolojik sistemlerin sergilendiği bölümleri gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kamu kurumları ile özel firmalara ait araçların da hazır bulundurulduğu tatbikatta, seferberlik ve savaş durumlarında kurumlar arasında yürütülmesi planlanan müşterek faaliyetlerin uygulanabilirliği değerlendirildi. Şehit Personel Yarbay Rasim Sayın'ın adını taşıyan Yıldırım-2026 Seferberlik Tatbikatı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin teşkilat yapısı, hazırlık seviyesi, personel koordinasyonu ve modern savunma teknolojilerini kullanma kabiliyetinin sahada test edilmesinin ardından tamamlandı.

Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ilk duruşma: "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim" Haber

Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ilk duruşma: "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim"

Mehmet Akif Ersoy’un da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında hazırlanan iddianamede, Ersoy’un suç örgütü kurma ve yönetme, 11 kez nitelikli cinsel saldırı, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçlarından 286 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Davanın ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıkların yanı sıra taraf avukatları katıldı. Bazı sanıklar duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmanın başlangıcında basına kapalı yapılması kararlaştırılırken, daha sonra gazetecilerin salona alınmasına izin verildi. Mağdur Melis Asena Özkan: "Uyuşturucu kullanmayı reddeden tek kişi benim" Duruşmada beyanda bulunan Melis Asena Özkan, 2022 yılında Nurullah Mahmut Dündar ile tanıştığını ve iş görüşmeleri kapsamında Mehmet Akif Ersoy ile de bir araya geldiğini söyledi. Özkan, hayatı boyunca uyuşturucu kullanmadığını belirterek, Ersoy’un bulunduğu ortamlarda uyuşturucu kullanmayı reddettiğini ifade etti. İş görüşmesi amacıyla gittiği bazı ortamlarda kendisine özel hayatı ve cinsel tercihleriyle ilgili sorular yöneltildiğini ileri süren Özkan, görüşmeler sırasında gizli kamera bulunduğunu fark ettiğini de iddia etti. Dündar tarafından uyuşturucu kullanması yönünde teklif aldığını öne süren Özkan, bazı görüşmelerin ardından iş vaadiyle belirli ortamlara yönlendirildiğini savundu. Özkan ayrıca, Mehmet Akif Ersoy ile yaşadığı birlikteliğin kendi iradesiyle gerçekleştiğini belirterek, şikayetçi olduğu konuların iş vaadiyle dahil edildiğini öne sürdüğü ortamlarla ilgili olduğunu söyledi. Diğer mağdurların ifadeleri Duruşmada beyanda bulunan Dilek Olgun ise kendisinin cinsel saldırıya uğramadığını, Ersoy ile kendi isteğiyle görüştüğünü ve uyuşturucu kullanan kişileri gördüğünü söyledi. Olgun, kendisine uyuşturucu kullanması yönünde zorlama yapılmadığını belirterek sanıklardan şikayetçi olmadığını ifade etti. Burcu Akyüz de sanıklardan herhangi bir şikayetinin bulunmadığını söyledi. Akyüz, bir doğum günü buluşmasında alkol ve uyuşturucu kullandığını, ancak kendisine zorla uyuşturucu kullandırılmadığını ve Mehmet Akif Ersoy ile yaşadığı birlikteliğin kendi rızasıyla gerçekleştiğini belirtti. Buse Öztay, toplu cinsel ilişkiye katılmadığını, uyuşturucu kullandığını ancak yaşananların kendi rızasıyla gerçekleştiğini ifade etti. Dilara Yıldız ise Mehmet Akif Ersoy ve Buse Öztay ile tekne gezisine çıktığını, burada uyuşturucu kullandığını ve maddenin Ersoy tarafından getirildiğini öne sürdü. Yıldız, yaşananlarla ilgili şikayetçi olmadığını söyledi. Mehmet Akif Ersoy: "Bana yönelik sosyal medya hesapları açıldı" Tutuklu sanık Mehmet Akif Ersoy, savunmasında hakkında daha önce sosyal medya üzerinden çeşitli iddiaların gündeme getirildiğini belirtti. Habertürk’te görev yaptığı dönemde bazı çalışanların iş akitlerini sonlandırdığını söyleyen Ersoy, bu kişilerden birinin kendisi hakkında çeşitli iddialar içeren sosyal medya hesabı açtığını öne sürdü. Ersoy, söz konusu hesaplarda kendisinin uyuşturucu şebekesi kurduğu, özel ilişkiler yaşadığı ve kendisini reddeden kadınları işten çıkardığı yönünde iddiaların yer aldığını savundu. Bu paylaşımlar nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını ancak hesabın yurt dışında bulunması nedeniyle sonuç alamadıklarını ifade etti. Dosyada yer alan "Kanarya" kod adlı gizli tanığın beyanlarının soruşturmanın ilerlemesinde etkili olduğunu savunan Ersoy, bazı kişilerin kendisiyle ilgili iddialarının medyada çıkan haber ve paylaşımlardan etkilendiğini ileri sürdü. "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim" Ersoy, uyuşturucu kullanımıyla ilgili savunmasında daha önce verdiği ifadeden farklı bir açıklama yaptı. İlk ifadesinde uyuşturucu kullandığını reddettiğini belirten Ersoy, mahkemedeki savunmasında ise "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim. Hata mı, hata. Kabul ediyorum" dedi. Uyuşturucuyu satın almadığını, bazı ortamlarda kendisine sunulduğunda kullandığını ileri süren Ersoy, maddelerin çoğunlukla başka kişiler tarafından getirildiğini savundu. Ersoy, ilk kez Veyis Ateş ile birlikte uyuşturucu kullandığını ve maddeyi Ateş’in getirdiğini iddia etti. Bazı diğer kişilerin de uyuşturucu temin ettiğini öne süren Ersoy, herhangi bir uyuşturucu alışverişinde bulunmadığını ve kimseyi uyuşturucu kullanmaya zorlamadığını söyledi. Ersoy'dan cinsel saldırı suçlamalarına ilişkin savunma Mehmet Akif Ersoy, hakkında hazırlanan iddianamede yer alan cinsel saldırı suçlamalarının kendisine soruşturma aşamasında sorulmadığını savundu. Dosyada adı geçen bazı kadınlarla görüştüğünü kabul eden Ersoy, bu görüşmeler sırasında hatalar yaptığını söyledi. Hakkındaki bazı iddiaların ise daha önce sosyal medyada ve basında ortaya atılan söylemlere dayandığını öne sürdü. Ersoy, hakkındaki suçlamaların tamamını kabul etmediğini belirterek, savunmasının ilerleyen bölümünde uyuşturucu kullanımı konusunda hatasını kabul ettiğini yineledi. Davanın ilk duruşmasında sanık ve mağdur beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Mahkemenin yargılama kapsamında delilleri ve tarafların beyanlarını değerlendirmesi bekleniyor.

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis Haber

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis

Erdem Özengiz sokakta ölü bulundu Olay, 20 Mart’ta gece saatlerinde Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi 2’nci Park Sokak’ta meydana geldi. Sokakta hareketsiz halde bir kişinin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde kişinin boğazından kesici aletle yaralanarak hayatını kaybettiği belirlendi. Kimlik tespitinin ardından hayatını kaybeden kişinin 45 yaşındaki Erdem Özengiz olduğu ortaya çıktı. Olay yeri incelemesinin tamamlanmasının ardından Özengiz’in cenazesi otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Cinayet şüphelisi yaklaşık 100 metre mesafedeki evde yakalandı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri, yürüttükleri çalışmada cinayet şüphelisinin Özengiz’in eşinin kuzeni Nuri Öğmen olduğunu belirledi. Öğmen, olay yerinin yaklaşık 100 metre uzağındaki bir evde yakalandı. Emniyetteki işlemleri sırasında cinayeti kabul ettiği belirtilen Öğmen, sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma sırasında Öğmen’in çeşitli suçlardan toplam 20 yıl kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu ve yaklaşık 11 yıldır cezaevinde olduğu belirlendi. Öğmen’in bayram nedeniyle 11 günlük izinle cezaevinden çıktığı tespit edildi. Sanık: "Çok pişmanım" Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına Erdem Özengiz’in yakınları ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Nuri Öğmen ise Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Öğmen, davanın ilk duruşmasındaki savunmasında Özengiz ile olaydan önce tartıştıklarını, olay günü birlikte alkol aldıklarını ve aralarında yeniden gerginlik yaşandığını ileri sürdü. Sanık, Özengiz’in kendisine ağır sözler söylediğini iddia ederek olayın kısa süre içerisinde meydana geldiğini savundu. Bıçakla ilgili yaşanan arbede sırasında kendisinin de elinden yaralandığını belirten Öğmen, eylemini savunma amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Öğmen, mahkeme heyetinin son sözünü sorması üzerine ise "Çok pişmanım, keşke böyle bir şey yaşanmasaydı" dedi. Aile avukatı daha ağır değerlendirme talep etti Erdem Özengiz’in ailesinin avukatı, duruşmada olayla ilgili ek araştırma yapılmasını istedi. Avukat, olay yerinden uzaklaşan ikinci bir kişinin bulunduğuna ilişkin değerlendirmeler olduğunu belirterek çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesini talep etti. Otopsi raporuna da değinen aile avukatı, Özengiz’in vücudunda çok sayıda yara bulunduğunu belirterek cinayetin "canavarca hisle" işlendiğinin değerlendirilmesini istedi. Sanığın uzun süredir cezaevinde olduğunu ve izinli çıkar çıkmaz cinayet işlediğini belirten avukat, sanık hakkında herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti. Sanık avukatı ise olayın canavarca hisle işlendiği yönündeki değerlendirmeye katılmadı. Müvekkilinin olay günü ağır hakaretlere maruz kaldığını ileri süren avukat, sanığın beraatini istedi. Özengiz’in eşi S.Ö. ile kardeşleri A.Ö. ve K.Ö. de sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme müebbet hapis cezası verdi Duruşmada tarafların beyanlarını dinleyen mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Nuri Öğmen’i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına mahkum etti.

HAVELSAN ve Mısır arasında HAMZA-1 anlaşması: İHA satışında yeni dönem Haber

HAVELSAN ve Mısır arasında HAMZA-1 anlaşması: İHA satışında yeni dönem

Anlaşma, HAVELSAN ile AOI arasında daha önce imzalanan ve dikey kalkış ve iniş kabiliyetine sahip insansız hava araçlarının Mısır’da ortak üretimini öngören iş birliğinin devamı niteliğini taşıyor. HAMZA-1 ortak üretim sürecinin ardından satış aşamasına geçti HAVELSAN ile AOI arasındaki iş birliği kapsamında geliştirilen HAMZA-1, otonom sistemler alanındaki teknolojik birikimin Mısır’daki yerel üretim imkanlarıyla bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. İki kuruluşun Ağustos 2025'te imzaladığı stratejik anlaşma sonrasında çalışmalar hız kazanırken, HAMZA-1 ilk kez Aralık 2025'te Kahire'de düzenlenen EDEX 2025 Savunma Fuarı'nda kamuoyuna tanıtıldı. Platform, AOI standında sergilenerek Türkiye-Mısır savunma sanayisi iş birliğinin öne çıkan ürünlerinden biri oldu. HAMZA-1'in, HAVELSAN'ın BAHA platformu üzerinden geliştirdiği dikey kalkış ve iniş yapabilen insansız hava aracı teknolojisinin Mısır'ın ihtiyaçlarına göre uyarlanmasıyla ortaya çıktığı bildiriliyor. HAVELSAN'ın otonom sistemlerdeki deneyimi Mısır'a taşınıyor HAMZA-1 projesi, HAVELSAN'ın insansız hava, kara ve deniz platformlarının yanı sıra yapay zeka, otonomi ve komuta-kontrol alanlarında geliştirdiği teknolojilerin uluslararası ortaklıklarla kullanılmasına örnek oluşturuyor. İş birliği kapsamında HAVELSAN'ın mühendislik ve yazılım kabiliyetleri, AOI'nin Mısır'daki üretim altyapısıyla birleştiriliyor. Daha önceki üretim planlarında HAMZA-1'in gövdesinin Mısır'da imal edilmesi ve son entegrasyon işlemlerinin de ülkede gerçekleştirilmesi öngörülmüştü. Bu modelle iki ülke arasında yalnızca ürün tedarikine dayalı bir ilişki yerine, ortak üretim ve yerelleştirme odaklı bir savunma sanayisi iş birliği oluşturulması hedefleniyor. HAMZA-1 için teslimat süreci başlayacak El Alamein'de imzalanan satış anlaşmasıyla birlikte HAMZA-1 programı, ortak geliştirme ve üretim aşamalarının ardından ticari bir boyut kazandı. Anlaşma kapsamında insansız hava araçlarının önümüzdeki dönemde Mısır'a teslim edilmesi bekleniyor. HAMZA-1 projesi, Türkiye ile Mısır arasındaki savunma sanayisi ilişkilerinde son dönemde yaşanan gelişmelerin de yeni bir örneğini oluşturuyor. İki ülkenin ortak üretim modeliyle geliştirdiği insansız sistemlerin, ilerleyen süreçte bölgesel pazarlara sunulması da iş birliğinin olası sonuçları arasında değerlendiriliyor.

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum” Haber

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum”

Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı İddianamede, Eyüp Subaşı'nın Beylikdüzü döneminden itibaren Ekrem İmamoğlu'nun açık hava reklam çalışmalarını yürüttüğü, İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından ise açık hava reklam işlerinin usulsüz ihalelerle Subaşı'na verildiği ileri sürüldü. Subaşı'nın yetkilisi olduğu şirketler üzerinden Kültür A.Ş.'den çeşitli işler aldığı ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'e bağlı hareket ettiği iddiasına da iddianamede yer verildi. Savunmasında bu suçlamalara karşı çıkan Subaşı, şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu ve kamu kaynaklarından finansman sağlanmadığını söyledi. İhalelerin tamamının belgeli ve ticari nitelikte olduğunu savunan Subaşı, şirketleri aracılığıyla kamuya ve belediyeye yüksek miktarlarda kira ödemesi yaptıklarını ifade etti. Subaşı, şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını belirterek, “kamu zararı” suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi. “Devir bedeli 75 milyondan 46 milyona indirildi” Eyüp Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile devir sürecine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. İlk aşamada 75 milyon liranın üzerinde bir bedel üzerinde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını öne süren Subaşı, daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle bu rakamın 46 milyon liraya düşürüldüğünü iddia etti. Reklam alanlarının bir bölümünün görüşmelerin ardından azaltıldığını belirten Subaşı, yaşananları kendisini anlaşmaya zorlayan sistematik bir baskı olarak değerlendirdiğini ifade etti. Subaşı, ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edebilmek amacıyla reklam ekranlarını Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben devretmek zorunda kaldığını savundu. “Etkin pişmanlık ifadelerimin arkasındayım” Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri reddetmediğini belirten Subaşı, soruşturma kapsamında bildiği ve yaşadığı olayları anlattığını söyledi. Subaşı, verdiği ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini belirterek, kendisini suç örgütünün parçası değil, ticari süreçlerde mağdur olan bir kişi olarak gördüğünü savundu. Şirket yönettiğini, ihalelere katıldığını ve yatırım yaptığını kabul eden Subaşı, bazı para hareketlerinin içerisinde bulunduğunu da inkar etmedi. Ancak üzerine atılı suçları ve herhangi bir örgüt üyeliğini kabul etmediğini ifade etti. Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu Savunmanın ardından Subaşı'nın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde geçen “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Subaşı, özellikle bazı danışmanların bu ifadeyi sık kullandığını belirterek, belediye içerisindeki yönlendirmeleri bu şekilde tanımladığını söyledi. Bir işin yapılması sırasında Fatih Keleş veya Ertan Yıldız tarafından bir talep iletilmesi ya da sistematik bir yönlendirme yapılması halinde bunu “sistem” olarak değerlendirdiğini anlatan Subaşı, “sistem” ifadesini danışmanların ağzından duyduğunu savundu. Para hareketleri de duruşmada gündeme geldi Duruşmada savcılık tarafından Subaşı'nın ifadelerinde yer alan para hareketlerine ilişkin sorular da yöneltildi. Savcının, bazı işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin beyanlarını hatırlatması üzerine Subaşı, söz konusu paraların bazılarını Florya'da, bazılarını ise Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde verdiğini söyledi. Ertan Yıldız'a verildiği belirtilen paralarla ilgili de konuşan Subaşı, ödemelerin doğrudan Yıldız tarafından alınmadığını, bir aracının gönderildiğini öne sürdü. Subaşı, farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon liralık ödemeler yapıldığını ifade etti. Savcının, daha önce verdiği ifadelerde Fatih Keleş ve Murat Ongun'un kendisine Ertan Yıldız'a verilmesi gereken paranın tamamlanıp tamamlanmadığını sorduklarını söylediğini hatırlatması üzerine Subaşı, bu ifadesinin doğru olduğunu belirtti. Duruşmada Subaşı'nın savunma ve çapraz sorgu işlemleriyle ilgili süreç devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.