Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savcılık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Savcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet Haber

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet

Mahkeme ayrıca her iki sanık hakkında, “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası verdi. Sayyora’nın kaybolmasıyla soruşturma başladı Özbekistan’dan 28 Aralık’ta Türkiye’ye gelen Sayyora Ergashaliyeva’dan 23 Ocak’tan itibaren haber alınamaması üzerine ailesinin ihbarıyla soruşturma başlatıldı. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, Sayyora’nın daha önce Durdona Khakımova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki evde bulunduğu belirlendi. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesiyle Sayyora’nın 23 Ocak’ta eve girdiği, kısa süre sonra Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in de aynı adrese geldiği tespit edildi. Görüntülerde iki sanığın ertesi gün evden çok sayıda siyah çöp poşetiyle çıktığı, daha sonra beyaz bir valizle adresten ayrıldığı belirlendi. Sanıkların ticari taksiyle Fatih’e gittikleri, valizde bulunan parçaları bir çöp konteynerine bıraktıkları ve ardından Yenikapı Marmaray İstasyonu’na yürüdükleri tespit edildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında, Sayyora Ergashaliyeva’nın da aynı evde öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak İstanbul’un farklı ilçelerindeki çöp konteynerlerine bırakıldığı ortaya çıkarıldı. Sanıklar cinayetlerle ilgili farklı savunmalar yaptı Anadolu 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar, avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu. Gofurjon Kamalkhodjaev savunmasında Sayyora Ergashaliyeva’nın dini nikahlı eşi olduğunu ileri sürdü. Sayyora’yı “namus” gerekçesiyle kendisinin öldürdüğünü savunan Kamalkhodjaev, cinayeti tek başına işlediğini ve Dilshod Turdimurotov’un olay sırasında kendisine yardım etmediğini iddia etti. Kamalkhodjaev, Sayyora’nın ölümünün ardından evde bulunan kanlı battaniye ve kıyafetleri poşetlerle dışarı çıkardığını, ancak cesedi kendisinin parçalamadığını öne sürdü. Durdona Khakımova’nın öldürülmesiyle ilgisinin bulunmadığını ve diğer sanığın kendisinden yardım istediğini belirterek valizi birlikte taşıdıklarını söyledi. Dilshod Turdimurotov ise Durdona Khakımova’yı “namus meselesi” nedeniyle öldürdüğünü kabul etti. Cesedi parçaladığını söyleyen Turdimurotov, yaptığı eylemlerden dolayı pişman olduğunu ve en ağır cezayı hak ettiğini ifade etti. Sanıkların duruşmadaki beyanları birbirleriyle örtüşmezken, mahkeme heyeti dosyadaki delilleri ve savcılığın esas hakkındaki mütalaasını değerlendirdi. Savcı iki sanık için de ağırlaştırılmış müebbet istedi Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in “tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca sanıkların “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan da ikişer kez 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, yargılamanın sonunda her iki sanığı da iki ayrı cinayet nedeniyle 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar ayrıca “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası aldı. İddianamede cinayetlerin ayrıntıları yer aldı Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların birlikte hareket ederek önce Sayyora Ergashaliyeva’yı bıçakla öldürdükleri ve cesedini parçaladıkları belirtildi. İddianamede, cesedin baş, ayak ve kollarının çöp poşetleri içerisinde olayın yakınındaki konteynerlere, ana gövdenin ise Fatih’te bir caminin yakınındaki çöp kutusuna bırakıldığı aktarıldı. Daha sonra aynı eve dönen sanıkların Durdona Khakımova’yı da bıçakla öldürdükleri, cesedini parçaladıktan sonra çöp poşeti ve valizle farklı bir noktadaki konteynere bıraktıkları ifade edildi. Savcılık iddianamesinde iki sanığın eylemleri birlikte gerçekleştirdiği değerlendirilirken, her iki sanık hakkında iki ayrı cinayetten ağırlaştırılmış müebbet ve hırsızlık suçundan ayrıca hapis cezası talep edilmişti.

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet Haber

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet

Yağmur Çoban otomobilin yanında başından vurulmuştu Olay, geçen yıl 19 Ocak'ta Kocasinan ilçesi Şeker Mahallesi'nde meydana geldi. Yağmur Çoban ile sevgilisi olduğu belirtilen sözleşmeli er Fehmi Demirkollu, konuşmak amacıyla bir araya geldi. Buluşma sırasında Çoban, Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabancayla başından vuruldu. Demirkollu'nun ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Demirkollu ilk ifadesinde, Çoban'ın kendisine ait ruhsatsız tabancayı alarak araçtan indikten sonra intihar ettiğini öne sürdü. Ancak soruşturmanın genişletilmesinin ardından Demirkollu cinayet şüphesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. İddianamede tehdit ve mesaj kayıtları yer aldı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yağmur Çoban'ın annesinin olay öncesine ilişkin beyanları ile Çoban ve Demirkollu arasındaki mesaj kayıtlarının da deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede ayrıca olayda kullanılan silahın Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabanca olması, Çoban'ın 18 yaşından küçük olması ve silah kullanmayı bilmediğine ilişkin değerlendirmeler ile sanığın genç kadını tehdit ettiği yönündeki tespitlere yer verildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda Demirkollu'nun Çoban'ı kıskançlık nedeniyle öldürdüğü ve olaya intihar görüntüsü vermeye çalıştığı değerlendirmesinde bulundu. Sanık hakkında "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise ayrıca hapis cezası talep edildi. Sanık suçlamayı reddetti Kayseri 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Fehmi Demirkollu, Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ve taraf avukatları katıldı. Demirkollu, önceki savunmalarını tekrarlayarak suçsuz olduğunu ileri sürdü. Sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ise sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mahkeme indirim uygulamadı Duruşma savcısı, önceki celsede açıkladığı mütalaasını yineleyerek Demirkollu'nun "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirmelerin ardından Fehmi Demirkollu'nu "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık hakkında herhangi bir indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdi. Dava, mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis kararıyla sonuçlandı.

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum” Haber

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum”

Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı İddianamede, Eyüp Subaşı'nın Beylikdüzü döneminden itibaren Ekrem İmamoğlu'nun açık hava reklam çalışmalarını yürüttüğü, İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından ise açık hava reklam işlerinin usulsüz ihalelerle Subaşı'na verildiği ileri sürüldü. Subaşı'nın yetkilisi olduğu şirketler üzerinden Kültür A.Ş.'den çeşitli işler aldığı ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'e bağlı hareket ettiği iddiasına da iddianamede yer verildi. Savunmasında bu suçlamalara karşı çıkan Subaşı, şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu ve kamu kaynaklarından finansman sağlanmadığını söyledi. İhalelerin tamamının belgeli ve ticari nitelikte olduğunu savunan Subaşı, şirketleri aracılığıyla kamuya ve belediyeye yüksek miktarlarda kira ödemesi yaptıklarını ifade etti. Subaşı, şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını belirterek, “kamu zararı” suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi. “Devir bedeli 75 milyondan 46 milyona indirildi” Eyüp Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile devir sürecine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. İlk aşamada 75 milyon liranın üzerinde bir bedel üzerinde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını öne süren Subaşı, daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle bu rakamın 46 milyon liraya düşürüldüğünü iddia etti. Reklam alanlarının bir bölümünün görüşmelerin ardından azaltıldığını belirten Subaşı, yaşananları kendisini anlaşmaya zorlayan sistematik bir baskı olarak değerlendirdiğini ifade etti. Subaşı, ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edebilmek amacıyla reklam ekranlarını Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben devretmek zorunda kaldığını savundu. “Etkin pişmanlık ifadelerimin arkasındayım” Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri reddetmediğini belirten Subaşı, soruşturma kapsamında bildiği ve yaşadığı olayları anlattığını söyledi. Subaşı, verdiği ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini belirterek, kendisini suç örgütünün parçası değil, ticari süreçlerde mağdur olan bir kişi olarak gördüğünü savundu. Şirket yönettiğini, ihalelere katıldığını ve yatırım yaptığını kabul eden Subaşı, bazı para hareketlerinin içerisinde bulunduğunu da inkar etmedi. Ancak üzerine atılı suçları ve herhangi bir örgüt üyeliğini kabul etmediğini ifade etti. Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu Savunmanın ardından Subaşı'nın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde geçen “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Subaşı, özellikle bazı danışmanların bu ifadeyi sık kullandığını belirterek, belediye içerisindeki yönlendirmeleri bu şekilde tanımladığını söyledi. Bir işin yapılması sırasında Fatih Keleş veya Ertan Yıldız tarafından bir talep iletilmesi ya da sistematik bir yönlendirme yapılması halinde bunu “sistem” olarak değerlendirdiğini anlatan Subaşı, “sistem” ifadesini danışmanların ağzından duyduğunu savundu. Para hareketleri de duruşmada gündeme geldi Duruşmada savcılık tarafından Subaşı'nın ifadelerinde yer alan para hareketlerine ilişkin sorular da yöneltildi. Savcının, bazı işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin beyanlarını hatırlatması üzerine Subaşı, söz konusu paraların bazılarını Florya'da, bazılarını ise Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde verdiğini söyledi. Ertan Yıldız'a verildiği belirtilen paralarla ilgili de konuşan Subaşı, ödemelerin doğrudan Yıldız tarafından alınmadığını, bir aracının gönderildiğini öne sürdü. Subaşı, farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon liralık ödemeler yapıldığını ifade etti. Savcının, daha önce verdiği ifadelerde Fatih Keleş ve Murat Ongun'un kendisine Ertan Yıldız'a verilmesi gereken paranın tamamlanıp tamamlanmadığını sorduklarını söylediğini hatırlatması üzerine Subaşı, bu ifadesinin doğru olduğunu belirtti. Duruşmada Subaşı'nın savunma ve çapraz sorgu işlemleriyle ilgili süreç devam ediyor.

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı Haber

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı

Elif Mavi, kazada ağır yaralandı Kaza, 3 Eylül’de Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi’nde meydana geldi. Fatoş Akıl Bilgesoy yönetimindeki 26 AFU 319 plakalı otomobil, annesi Merve Avli ile birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan Elif Mavi Avli’ye çarptı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından özel hastaneye kaldırılan Elif Mavi, daha sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Tedavi altına alınan küçük çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Elif Mavi, yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi. Kaza anı güvenlik kamerasında Feci kazanın anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde otomobilin annesiyle birlikte yolun karşısına geçen Elif Mavi’ye çarptığı görülürken, kazanın ardından anne Merve Avli’nin yaşadığı büyük üzüntü de kameralara yansıdı. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Ev hapsi kararı kaldırıldı Bilgesoy, mahkeme tarafından “taksirle ölüme sebep olmak” suçundan değerlendirilerek “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutuldu. Savcılık ile Elif Mavi’nin ailesi, verilen ev hapsi kararına itiraz etti. İtiraz kapsamında kamera görüntüleri, trafik kazası tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi istendi. Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve mevcut adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle itirazı kabul etti. Bunun üzerine Bilgesoy hakkında verilen ev hapsi kararı kaldırılırken, tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarıldı. Yeniden gözaltına alınıp tutuklandı Yakalama kararının ardından Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yeniden gözaltına alınan Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi. Sulh Ceza Hakimliği’nde yeniden ifadesi alınan Bilgesoy, bu kez tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba kızlarının mezarını ziyaret etti Öte yandan Elif Mavi’nin annesi Merve Avli ve babası Fatih Avli, kızlarının mezarını ziyaret etti. Kızlarının mezarına sarılarak gözyaşı döken çift, tek isteklerinin adaletin yerini bulması olduğunu söyledi.

Bolu Belediyesi soruşturmasında 7 tutuklama: Tanju Özcan hakkında da karar verildi Haber

Bolu Belediyesi soruşturmasında 7 tutuklama: Tanju Özcan hakkında da karar verildi

22 şüpheli 7 ilde düzenlenen operasyonla yakalandı Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, belediyeye ait bazı çöp toplama araçlarının çalışmadıkları günlerde çalışmış gibi kayıtlara geçirildiği ve bu şekilde yüklenici firmaya 34 milyon 288 bin 376 TLtutarında fazla ödeme yapıldığı iddia edildi. Soruşturma kapsamında aralarında Tanju Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, belediye yöneticileri ve personeli ile şirket yetkililerinin bulunduğu 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Tanju Özcan dışındaki 22 şüpheli, 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı. Şüpheliler, jandarma komutanlıklarındaki işlemlerinin ardından gruplar halinde adliyeye sevk edildi. Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın tutuklandı Soruşturma kapsamında bugün 14 şüphelinin daha adliyeye çıkarıldığı belirtildi. Savcılık sorgularının ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı Burak Tayşi, MCY şirket yetkilisi Faruk Güner, Yeşilçam şirket yetkilisi Fatih Lekesiz ile ihale sözleşmesini Yeşilçam Peyzaj Temizlik İnşaat Nakliye Sanayi Ticaret Ltd. Şti. adına vekaleten imzalayan Yılmaz Erdoğan tutuklandı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklanan şüpheli sayısı 7’ye yükseldi. Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tanju Özcan hakkında da tutuklama kararı Rüşvet ve irtikap suçlamaları nedeniyle tutuklu bulunan ve görevinden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, duruşmaya cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Mahkeme, soruşturma kapsamında Özcan hakkında da tutuklama kararı verdi. Soruşturma kapsamında adli süreç devam ediyor.

Alihan Kuriş’in savcılık ifadesi: “Ben sadece varis ve temsilcisiyim” Haber

Alihan Kuriş’in savcılık ifadesi: “Ben sadece varis ve temsilcisiyim”

Sabah gazetesinde yer alan habere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Kuriş’in yapılanmadaki konumu, para trafiği, şirketler ve üst düzey isimlerle ilişkileri hakkında çok sayıda soru yöneltildi. Kuriş örgüt liderliği suçlamasını kabul etmedi Soruşturma kapsamında, yapılanmanın hiyerarşik bir sistem oluşturduğu, bölge sorumluları ve şifreli haberleşme yöntemlerine benzer bir iletişim ağı kullandığı iddiaları inceleniyor. Soruşturma dosyasına göre yurt dışına çıkarıldığı öne sürülen para miktarının 100 milyar liranın üzerinde olduğu belirtilirken, Almanya’nın Köln kentinde yaklaşık 70 milyon dolarlık bir merkez inşa edilmesinin planlandığı da iddialar arasında yer alıyor. Kuriş ise savcılık ifadesinde bu yapılanmanın lideri olduğu yönündeki suçlamaları reddetti. Kendisini dini bir figür olarak tanımlayan Kuriş, “Ben Alihan Kuriş, dedem Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin torunu, varisi ve temsilcisiyim. Onu sevenler beni sever. Kimseye emir ve talimat vermedim” şeklinde savunma yaptı. Şirketler ve mal varlığı soruşturmanın odağında Soruşturma kapsamında Kuriş ailesiyle bağlantılı olduğu belirtilen 191 gayrimenkulün de incelemeye alındığı aktarıldı. Ayrıca geçen yıl Türkiye’deki 82 dernek üzerinden 7,2 milyar liralık kayıt dışı gelir elde edildiği iddiası dosyaya yansıdı. Yapılanmayla bağlantılı olduğu öne sürülen şirketler arasında Ayakkabı Dünyası, Hisar Hastaneleri, Armine Giyim ve ŞMS Kopuz Gıda’nın da bulunduğu belirtildi. Toplam 32 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildiği, söz konusu şirketlere kayyum atandığı aktarıldı. “Kişisel GSM hattım yok” dedi Savcılıkta iletişim yöntemleriyle ilgili sorulara da yanıt veren Kuriş, kendi adına kayıtlı bir GSM hattı bulunmadığını öne sürdü. Kuriş, ulaşım ve iletişim amacıyla genellikle ofis hattını kullandığını ancak söz konusu hattın numarasını hatırlamadığını söyledi. Operasyonel talimatların nasıl iletildiği yönündeki sorular üzerine ise aile üyelerinin telefonları üzerinden iletişim kurduğunu belirtti. Akbacakoğlu ile ilişkisini reddetti Soruşturmanın önemli isimlerinden biri olarak gösterilen ve yapılanmanın ticari, siyasi ve bürokratik ilişkilerinden sorumlu olduğu iddia edilen Ayakkabı Dünyası ortağı Mehmet Akbacakoğlu hakkındaki sorular da Kuriş’e yöneltildi. Kuriş, Akbacakoğlu ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını savunarak kendisini yalnızca ayakkabı mağazasından iki kez alışveriş yaptığı için tanıdığını söyledi. Savcılık değerlendirmesinde ise Akbacakoğlu’nun Kuriş’e yakın isimlerden biri olduğu ve yapılanmanın lobicilik faaliyetlerinde rol aldığı iddiasının bulunduğu belirtildi. Üst düzey isimler için “sosyal çevremden tanırım” savunması Kuriş’e yapılanmanın hiyerarşik yapısında görev aldığı öne sürülen Mehmet Bozpınar, Süleyman Kahraman, Recep Okumuşlar ve Nezih Murat Büyükgöz gibi isimlerle ilişkisi de soruldu. Kuriş’in bu kişiler hakkında “Hocaefendidir, sosyal çevremden tanırım” şeklinde yanıt verdiği ve aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını savunduğu aktarıldı. Evinden çıkan altınları “aile birikimi” olarak açıkladı Aylık gelirinin 380 bin lira olduğunu beyan ettiği belirtilen Kuriş’in ikametinde yapılan aramada yüklü miktarda altın ve ziynet eşyası ele geçirildiği aktarıldı. Kuriş, söz konusu altın ve ziynet eşyalarının düğün takıları ile aile birikimlerinden oluştuğunu ileri sürdü. Örgüt üyeliğinden tutuklanan Muharrem Hilmi Akbulut hakkında ise bu kişiyi evinin bahçesine bakan ve zaman zaman harçlık verdiği biri olarak tanımladı. Yapılanmanın Almanya sorumlusu olduğu öne sürülen Osman Aslan adına düzenlenen 3 milyon dolarlık senet hakkında da açıklama yapan Kuriş, senedin gerçekleşmeyen bir gayrimenkul satışı için teminat amacıyla alındığını savundu. Suçlamaların tamamını reddetti Soruşturma dosyasına yansıyan para trafiği, yurt dışına çıkarıldığı iddia edilen kaynaklar, şirketler ve Almanya’daki merkez projesine ilişkin iddiaları kabul etmeyen Kuriş; suç örgütü liderliği, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarını da reddetti. Kuriş’in savcılık ifadesinde yaptığı savunmanın temelini, yapılanmanın yönetiminde herhangi bir emir veya talimat vermediği ve kendisinin yalnızca Süleyman Hilmi Tunahan’ın varisi ile temsilcisi olduğu iddiası oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.