Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savcılık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Savcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şişli’de şüpheli ölüm: 25 yaşındaki Yağız Bilik yatağında ölü bulundu Haber

Şişli’de şüpheli ölüm: 25 yaşındaki Yağız Bilik yatağında ölü bulundu

Ev arkadaşının ihbarıyla ortaya çıktı Olay, saat 17.00 sıralarında Şişli’nin Feriköy Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Hamza Berk Ö. (26), aynı evde yaşadığı Yağız Bilik’i yatağında hareketsiz halde buldu. Hamza Berk Ö.’nün ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 25 yaşındaki Bilik’in yaşamını yitirdiği belirlendi. Ev arkadaşının ifadesi alındı Polis ekiplerinin bilgisine başvurduğu Hamza Berk Ö., olay gecesi evin üst katında kız arkadaşı D.Ç.P. (23) ile vakit geçirdiklerini anlattı. Ö., ifadesinde Yağız Bilik’in saat 04.00 sıralarında eve alkollü geldiğini, bilinen bir rahatsızlığının bulunmadığını ve yaklaşık bir hafta önce sevgilisinden ayrıldığını söyledi. Hamza Berk Ö. ayrıca Bilik’in eski sevgilisiyle yakın arkadaş olduğunu ve bu nedenle Yağız Bilik ile aralarının bir süredir bozuk olduğunu ifade etti. Bu anlatımların soruşturma kapsamında alınan tanık beyanları olduğu belirtildi. Cenazesi Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin evde yaptığı çalışmaların ardından Yağız Bilik’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Savcılık talimatıyla evde bulunan Hamza Berk Ö. ile D.Ç.P.’nin tanık olarak ifadelerinin alınması istendi. Daha önce bir emniyet kaydı bulunduğu öğrenildi Öte yandan Yağız Bilik’in, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçundan daha önce bir emniyete geliş kaydının bulunduğu öğrenildi. Polisin şüpheli ölüm olarak değerlendirdiği olaya ilişkin soruşturma sürüyor.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Gazeteci Selahattin Günday ikinci kez tutuklandı Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Gazeteci Selahattin Günday ikinci kez tutuklandı

Günday hakkında yeni tutuklama kararı Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında daha önce tutuklanan gazeteci Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla yeni tutuklama kararını duyurdu. Edinilen bilgilere göre Günday’ın ilk tutuklama kararına yapılan itirazın incelendiği sırada savcılık tarafından yeni bir sevk işlemi gerçekleştirildi. Günday, bu süreçte “örgüt kurma” suçlamasıyla yeniden hakim karşısına çıkarıldı ve ikinci kez tutuklandı. Avukat Ersöz, ikinci tutuklama kararını “yedek tutuklama” olarak nitelendirerek karara tepki gösterdi. İlk tutuklama Kozinoğlu’nun görüntüleriyle ilgiliydi Selahattin Günday, soruşturmanın önceki aşamasında Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Beşiktaş Adliyesi’ne giriş görüntülerini haberleştirdiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. Günday hakkında ilk tutuklama kararının, “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlaması kapsamında verildiği bildirildi. Günday ise söz konusu dönemde adliye muhabiri olarak görev yaptığını ve Kozinoğlu’nun adliyeye geleceği bilgisinin basında yer aldığını savunmuştu. Kozinoğlu dosyası 15 yıl sonra yeniden açıldı Kaşif Kozinoğlu, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011’de rahatsızlanmış, hastaneye sevk edilmesinin ardından hayatını kaybetmişti. Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yürütülen soruşturmada 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Dosya, 26 Ağustos 2026 tarihinde verilen kararla yeniden soruşturma konusu oldu. Dosyanın yeniden açılmasının ardından soruşturma kapsamında farklı isimler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi. Günday’ın yanı sıra iki acil tıp teknisyeni de tutuklanırken, bazı şüpheliler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında yeni suçlama Günday’ın ikinci kez tutuklanmasına gerekçe gösterilen “örgüt kurma” suçlaması, ilk tutuklama kararından farklı bir hukuki değerlendirme olarak dosyaya yansıdı. Günday’ın avukatlarının ilk tutuklama kararına yönelik itiraz süreci devam ederken yeni tutuklama talebinin gündeme gelmesi, savunma tarafının da tepkisine neden oldu. Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada adli süreç devam ediyor.

Çağla Boz’a uyuşturucu soruşturmasında ev hapsi: 2 şüpheli tutuklandı Haber

Çağla Boz’a uyuşturucu soruşturmasında ev hapsi: 2 şüpheli tutuklandı

3 şüpheli adliyeye sevk edildi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 5 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin çalışmasıyla oyuncu Çağla Boz, Emek Emre ve Ünal Demir gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından üç isim adli makamlara sevk edildi. Emek Emre ve Ünal Demir tutuklandı Savcılık işlemlerinin ardından Emek Emre ve Ünal Demir, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçlaması kapsamında tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte yapılan değerlendirme sonucunda Emek Emre ve Ünal Demir’in tutuklanmasına karar verildi. İki şüpheli, işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi. Çağla Boz’a ev hapsi kararı Oyuncu Çağla Boz hakkında ise savcılık tarafından konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol uygulanması talep edildi. Mahkeme, Boz'un ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi. Böylece soruşturma kapsamında gözaltına alınan üç şüpheliden ikisi tutuklanırken, Çağla Boz hakkında tutuklama yerine adli kontrol tedbiri uygulanmış oldu. Soruşturma devam ediyor Soruşturma kapsamında daha önce şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 tabanca, 334 fişek ve 1 hassas teraziele geçirildiği bildirilmişti. Dosya kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan diğer şüphelilere yönelik işlemlerin ise sürdüğü belirtildi. Soruşturmanın, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ile uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma iddiaları kapsamında yürütüldüğü bildirildi. Şüphelilerin hukuki durumları, devam eden adli süreç sonucunda netleşecek.

Bülent Arınç’tan Davutoğlu’na destek: “Önümüzdeki seçimlerin en büyük mottosu adalettir” Haber

Bülent Arınç’tan Davutoğlu’na destek: “Önümüzdeki seçimlerin en büyük mottosu adalettir”

Davutoğlu ile geçmişte uzun süre birlikte çalıştığını belirten Arınç, eski Başbakanı “fevkalade başarılı”, “vatanperver” ve “bilgili” bir siyasetçi olarak tanımladı. Arınç, Davutoğlu’nun savcılıkta ifade vermesini de eleştirerek soruşturmanın açılma biçimine tepki gösterdi. Arınç’tan Davutoğlu’na övgü Düğün töreninde konuşan Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu ile 2009 yılından itibaren yaklaşık 6 yıl birlikte çalıştıklarını hatırlattı. Davutoğlu’nun siyasi ve akademik yönüne dikkat çeken Arınç, eski Başbakanın kendi düşüncelerinin arkasında duran ve inandığı doğruları savunmaktan çekinmeyen bir siyasetçi olduğunu söyledi. Arınç, Davutoğlu’nun hakkında yürütülen soruşturma kapsamında savcılığa giderek ifade vermesini de değerlendirdi. Davutoğlu’nun ifadesinde, geçmişte yaptığı açıklamaların arkasında olduğunu ve siyasetçilerin eleştiri hakkına sahip bulunduğunu söylediğini aktaran Arınç, bu tavrı “asil bir davranış” olarak nitelendirdi. “Hukukçu gözüyle baktığımda bu ayıba tahammül edemiyorum” Ahmet Davutoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın dayanağına da tepki gösteren Arınç, hukukçu olduğunu vurgulayarak süreci eleştirdi. Arınç, “Ben hukukçuyum. Hukukçu gözüyle baktığım zaman bu ayıba tahammül edemiyorum” ifadelerini kullandı. Davutoğlu’nun yıllar önce Bingöl’de yaptığı bir konuşma nedeniyle soruşturmaya konu edilmesini eleştiren Arınç, söz konusu ifadelerin üzerinden uzun süre geçtikten sonra soruşturma başlatılmasını da doğru bulmadığını söyledi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Eylül’de yaptığı açıklamada Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1’inci maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Davutoğlu da 7 Eylül’de Ankara Adliyesi’ne giderek şüpheli sıfatıyla ifade vermişti. Melih Gökçek’e isim vermeden tepki gösterdi Arınç, konuşmasında aynı dönemde savcılığa ifade vermeye çağrılan başka bir siyasetçiden de söz etti. İsim vermeden yaptığı değerlendirmede, söz konusu kişinin ifade verme biçimini eleştiren Arınç, “Ağzında şak şak sakız çiğneyerek ve çok utanarak izledim. İsminden bile bahsetmek istemiyorum” dedi. Arınç, iki siyasetçinin savcılık süreçleri karşısındaki tutumlarının birbirinden farklı olduğunu savundu. Ahmet Davutoğlu’nun siyasi çizgisi nedeniyle yanında olduklarını belirten Arınç, salondakileri Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu için alkışlamaya davet etti. Arınç’ın bu sözlerinin eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yönelik olduğu belirtildi. “Önümüzdeki seçimlerin en büyük mottosu adalettir” Türkiye’nin hukuk ve adalete ihtiyaç duyduğunu söyleyen Arınç, yaklaşan seçimlere ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı. Arınç, “Önümüzdeki seçimlerin Türkiye’de en büyük mottosu adalettir, hukuktur, bağımsız yargıdır. Kim ki bunu konuşur, kim ki bunu savunur önümüzdeki seçimlerin de galibi o olacak” dedi. Davutoğlu’na “Konuşmanın vaktidir” diye seslenen Arınç, yaşanan sorunların geçici olduğunu belirterek eski Başbakan’a güvendiğini söyledi. Arınç ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tür davaların açılmasına izin vermeyeceğine inandığını ifade ederek, sürecin daha ileri bir noktaya taşınmaması gerektiğini savundu. Davutoğlu’nun oğlunun düğünü siyasi isimleri buluşturdu Ahmet Davutoğlu ile Sare Davutoğlu’nun oğlu Mehmet Davutoğlu ve Ravza Öğüt’ün düğün töreni Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Törene Bülent Arınç’ın yanı sıra eski bakan Hüseyin Çelik, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi katıldı. Törende CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise törene katılmadı. 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de uçuşunun ertelenmesi nedeniyle törene katılamadığı, ancak mesaj gönderdiği bildirildi. Törene ayrıca farklı siyasi isimler ve kurum temsilcileri tarafından mesaj ve telgraflar gönderildi. CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A, AİLESİNE, AKRABALARINA VE YAKINLARINA HAKARET EDEN VE HER TÜRLÜ İFTİRAYI ATAN BİR KİŞİNİN İFTİRALARINI GÖRMEZDEN GELİP O KİŞİYİ “SAYGIN” İLAN EDECEKSİN; ARDINDAN ÇOCUĞUNUN DÜĞÜNÜNE KATILACAKSIN. SONRA DA PARTİMİZE VE… pic.twitter.com/YgAXhZ50Lw — İbrahim Melih Gökçek (@06melihgokcek) September 12, 2026

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet Haber

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet

Mahkeme ayrıca her iki sanık hakkında, “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası verdi. Sayyora’nın kaybolmasıyla soruşturma başladı Özbekistan’dan 28 Aralık’ta Türkiye’ye gelen Sayyora Ergashaliyeva’dan 23 Ocak’tan itibaren haber alınamaması üzerine ailesinin ihbarıyla soruşturma başlatıldı. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, Sayyora’nın daha önce Durdona Khakımova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki evde bulunduğu belirlendi. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesiyle Sayyora’nın 23 Ocak’ta eve girdiği, kısa süre sonra Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in de aynı adrese geldiği tespit edildi. Görüntülerde iki sanığın ertesi gün evden çok sayıda siyah çöp poşetiyle çıktığı, daha sonra beyaz bir valizle adresten ayrıldığı belirlendi. Sanıkların ticari taksiyle Fatih’e gittikleri, valizde bulunan parçaları bir çöp konteynerine bıraktıkları ve ardından Yenikapı Marmaray İstasyonu’na yürüdükleri tespit edildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında, Sayyora Ergashaliyeva’nın da aynı evde öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak İstanbul’un farklı ilçelerindeki çöp konteynerlerine bırakıldığı ortaya çıkarıldı. Sanıklar cinayetlerle ilgili farklı savunmalar yaptı Anadolu 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar, avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu. Gofurjon Kamalkhodjaev savunmasında Sayyora Ergashaliyeva’nın dini nikahlı eşi olduğunu ileri sürdü. Sayyora’yı “namus” gerekçesiyle kendisinin öldürdüğünü savunan Kamalkhodjaev, cinayeti tek başına işlediğini ve Dilshod Turdimurotov’un olay sırasında kendisine yardım etmediğini iddia etti. Kamalkhodjaev, Sayyora’nın ölümünün ardından evde bulunan kanlı battaniye ve kıyafetleri poşetlerle dışarı çıkardığını, ancak cesedi kendisinin parçalamadığını öne sürdü. Durdona Khakımova’nın öldürülmesiyle ilgisinin bulunmadığını ve diğer sanığın kendisinden yardım istediğini belirterek valizi birlikte taşıdıklarını söyledi. Dilshod Turdimurotov ise Durdona Khakımova’yı “namus meselesi” nedeniyle öldürdüğünü kabul etti. Cesedi parçaladığını söyleyen Turdimurotov, yaptığı eylemlerden dolayı pişman olduğunu ve en ağır cezayı hak ettiğini ifade etti. Sanıkların duruşmadaki beyanları birbirleriyle örtüşmezken, mahkeme heyeti dosyadaki delilleri ve savcılığın esas hakkındaki mütalaasını değerlendirdi. Savcı iki sanık için de ağırlaştırılmış müebbet istedi Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in “tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca sanıkların “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan da ikişer kez 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, yargılamanın sonunda her iki sanığı da iki ayrı cinayet nedeniyle 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar ayrıca “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası aldı. İddianamede cinayetlerin ayrıntıları yer aldı Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların birlikte hareket ederek önce Sayyora Ergashaliyeva’yı bıçakla öldürdükleri ve cesedini parçaladıkları belirtildi. İddianamede, cesedin baş, ayak ve kollarının çöp poşetleri içerisinde olayın yakınındaki konteynerlere, ana gövdenin ise Fatih’te bir caminin yakınındaki çöp kutusuna bırakıldığı aktarıldı. Daha sonra aynı eve dönen sanıkların Durdona Khakımova’yı da bıçakla öldürdükleri, cesedini parçaladıktan sonra çöp poşeti ve valizle farklı bir noktadaki konteynere bıraktıkları ifade edildi. Savcılık iddianamesinde iki sanığın eylemleri birlikte gerçekleştirdiği değerlendirilirken, her iki sanık hakkında iki ayrı cinayetten ağırlaştırılmış müebbet ve hırsızlık suçundan ayrıca hapis cezası talep edilmişti.

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet Haber

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet

Yağmur Çoban otomobilin yanında başından vurulmuştu Olay, geçen yıl 19 Ocak'ta Kocasinan ilçesi Şeker Mahallesi'nde meydana geldi. Yağmur Çoban ile sevgilisi olduğu belirtilen sözleşmeli er Fehmi Demirkollu, konuşmak amacıyla bir araya geldi. Buluşma sırasında Çoban, Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabancayla başından vuruldu. Demirkollu'nun ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Demirkollu ilk ifadesinde, Çoban'ın kendisine ait ruhsatsız tabancayı alarak araçtan indikten sonra intihar ettiğini öne sürdü. Ancak soruşturmanın genişletilmesinin ardından Demirkollu cinayet şüphesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. İddianamede tehdit ve mesaj kayıtları yer aldı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yağmur Çoban'ın annesinin olay öncesine ilişkin beyanları ile Çoban ve Demirkollu arasındaki mesaj kayıtlarının da deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede ayrıca olayda kullanılan silahın Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabanca olması, Çoban'ın 18 yaşından küçük olması ve silah kullanmayı bilmediğine ilişkin değerlendirmeler ile sanığın genç kadını tehdit ettiği yönündeki tespitlere yer verildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda Demirkollu'nun Çoban'ı kıskançlık nedeniyle öldürdüğü ve olaya intihar görüntüsü vermeye çalıştığı değerlendirmesinde bulundu. Sanık hakkında "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise ayrıca hapis cezası talep edildi. Sanık suçlamayı reddetti Kayseri 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Fehmi Demirkollu, Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ve taraf avukatları katıldı. Demirkollu, önceki savunmalarını tekrarlayarak suçsuz olduğunu ileri sürdü. Sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ise sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mahkeme indirim uygulamadı Duruşma savcısı, önceki celsede açıkladığı mütalaasını yineleyerek Demirkollu'nun "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirmelerin ardından Fehmi Demirkollu'nu "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık hakkında herhangi bir indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdi. Dava, mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis kararıyla sonuçlandı.

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum” Haber

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum”

Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı İddianamede, Eyüp Subaşı'nın Beylikdüzü döneminden itibaren Ekrem İmamoğlu'nun açık hava reklam çalışmalarını yürüttüğü, İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından ise açık hava reklam işlerinin usulsüz ihalelerle Subaşı'na verildiği ileri sürüldü. Subaşı'nın yetkilisi olduğu şirketler üzerinden Kültür A.Ş.'den çeşitli işler aldığı ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'e bağlı hareket ettiği iddiasına da iddianamede yer verildi. Savunmasında bu suçlamalara karşı çıkan Subaşı, şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu ve kamu kaynaklarından finansman sağlanmadığını söyledi. İhalelerin tamamının belgeli ve ticari nitelikte olduğunu savunan Subaşı, şirketleri aracılığıyla kamuya ve belediyeye yüksek miktarlarda kira ödemesi yaptıklarını ifade etti. Subaşı, şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını belirterek, “kamu zararı” suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi. “Devir bedeli 75 milyondan 46 milyona indirildi” Eyüp Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile devir sürecine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. İlk aşamada 75 milyon liranın üzerinde bir bedel üzerinde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını öne süren Subaşı, daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle bu rakamın 46 milyon liraya düşürüldüğünü iddia etti. Reklam alanlarının bir bölümünün görüşmelerin ardından azaltıldığını belirten Subaşı, yaşananları kendisini anlaşmaya zorlayan sistematik bir baskı olarak değerlendirdiğini ifade etti. Subaşı, ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edebilmek amacıyla reklam ekranlarını Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben devretmek zorunda kaldığını savundu. “Etkin pişmanlık ifadelerimin arkasındayım” Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri reddetmediğini belirten Subaşı, soruşturma kapsamında bildiği ve yaşadığı olayları anlattığını söyledi. Subaşı, verdiği ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini belirterek, kendisini suç örgütünün parçası değil, ticari süreçlerde mağdur olan bir kişi olarak gördüğünü savundu. Şirket yönettiğini, ihalelere katıldığını ve yatırım yaptığını kabul eden Subaşı, bazı para hareketlerinin içerisinde bulunduğunu da inkar etmedi. Ancak üzerine atılı suçları ve herhangi bir örgüt üyeliğini kabul etmediğini ifade etti. Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu Savunmanın ardından Subaşı'nın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde geçen “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Subaşı, özellikle bazı danışmanların bu ifadeyi sık kullandığını belirterek, belediye içerisindeki yönlendirmeleri bu şekilde tanımladığını söyledi. Bir işin yapılması sırasında Fatih Keleş veya Ertan Yıldız tarafından bir talep iletilmesi ya da sistematik bir yönlendirme yapılması halinde bunu “sistem” olarak değerlendirdiğini anlatan Subaşı, “sistem” ifadesini danışmanların ağzından duyduğunu savundu. Para hareketleri de duruşmada gündeme geldi Duruşmada savcılık tarafından Subaşı'nın ifadelerinde yer alan para hareketlerine ilişkin sorular da yöneltildi. Savcının, bazı işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin beyanlarını hatırlatması üzerine Subaşı, söz konusu paraların bazılarını Florya'da, bazılarını ise Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde verdiğini söyledi. Ertan Yıldız'a verildiği belirtilen paralarla ilgili de konuşan Subaşı, ödemelerin doğrudan Yıldız tarafından alınmadığını, bir aracının gönderildiğini öne sürdü. Subaşı, farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon liralık ödemeler yapıldığını ifade etti. Savcının, daha önce verdiği ifadelerde Fatih Keleş ve Murat Ongun'un kendisine Ertan Yıldız'a verilmesi gereken paranın tamamlanıp tamamlanmadığını sorduklarını söylediğini hatırlatması üzerine Subaşı, bu ifadesinin doğru olduğunu belirtti. Duruşmada Subaşı'nın savunma ve çapraz sorgu işlemleriyle ilgili süreç devam ediyor.

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı Haber

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı

Elif Mavi, kazada ağır yaralandı Kaza, 3 Eylül’de Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi’nde meydana geldi. Fatoş Akıl Bilgesoy yönetimindeki 26 AFU 319 plakalı otomobil, annesi Merve Avli ile birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan Elif Mavi Avli’ye çarptı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından özel hastaneye kaldırılan Elif Mavi, daha sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Tedavi altına alınan küçük çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Elif Mavi, yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi. Kaza anı güvenlik kamerasında Feci kazanın anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde otomobilin annesiyle birlikte yolun karşısına geçen Elif Mavi’ye çarptığı görülürken, kazanın ardından anne Merve Avli’nin yaşadığı büyük üzüntü de kameralara yansıdı. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Ev hapsi kararı kaldırıldı Bilgesoy, mahkeme tarafından “taksirle ölüme sebep olmak” suçundan değerlendirilerek “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutuldu. Savcılık ile Elif Mavi’nin ailesi, verilen ev hapsi kararına itiraz etti. İtiraz kapsamında kamera görüntüleri, trafik kazası tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi istendi. Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve mevcut adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle itirazı kabul etti. Bunun üzerine Bilgesoy hakkında verilen ev hapsi kararı kaldırılırken, tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarıldı. Yeniden gözaltına alınıp tutuklandı Yakalama kararının ardından Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yeniden gözaltına alınan Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi. Sulh Ceza Hakimliği’nde yeniden ifadesi alınan Bilgesoy, bu kez tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba kızlarının mezarını ziyaret etti Öte yandan Elif Mavi’nin annesi Merve Avli ve babası Fatih Avli, kızlarının mezarını ziyaret etti. Kızlarının mezarına sarılarak gözyaşı döken çift, tek isteklerinin adaletin yerini bulması olduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.