Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savaş

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Savaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak Haber

İsrailli casus: Hazırlanın; İran’dan sonra, savaş Türkiye ve Mısır’a karşı olacak

İsrail vatandaşı olan eski casus Jonathan Pollard, İsrail’in yakın gelecekte Türkiye ve Mısır’asaldırabileceğini öne sürdü. İsrail merkezli haber kuruluşu Arutz Sheva için bir podcast programında konuşan Pollard,İsrail'in İran'dan sonra Ortadoğu'da yeni savaşlara hazırlıklı olması gerektiğini savundu. Pollard, "Türklerle işimizin, İranlılarla olduğu kadar kolay olacağından pek emin değilim"ifadelerini kullandı. Middle East Eye'ın haberine göre sözlerini daha da ileri taşıyan eski casus, "Bir sonraki savaşahazırlıklı olmak zorundayız, bu savaş muhtemelen Türkiye ve Mısır’a karşı olacak. Fırtınayaklaşıyor" dedi. Suriye detayı Pollard ayrıca, “Suriye'de yönetimi devralan Türkiye destekli geçici hükümetin, İsrail güçleritarafından işgal altında tutulan güney bölgelerini geri almasına izin verilmemesi gerektiği”konusunda Tel Aviv'i uyardı. Pollard, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda İsrail'in fiilen "Türklerle sınırkomşusu" haline geleceğini iddia etti. 1984 yılında ABD'nin devlet sırlarını İsrail'e sattığı gerekçesiyle 30 yıl hapis yatan Pollard, 2015yılında serbest bırakılmasının ardından ABD'den ayrılarak İsrail'e yerleşmişti. İsrail'e taşındıktan sonra ülke vatandaşlığını da alan Pollard, o günden bu yana İsrail UlusalGüvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in yakın bir dostu ve destekçisi olarak biliniyor. On yıllık ilişkiler Gazze sonrası koptu Hem Mısır hem de Türkiye, onlarca yıl boyunca İsrail ile diplomatik ve resmi ilişkilere sahip olsada, bu bağlar son yıllarda Gazze'de yaşanan soykırım nedeniyle giderek gerildi. Türkiye, 1949 yılında İsrail Devleti'ni tanıyan Müslüman çoğunluklu ilk ülke olmuş ve iki ülkemodern tarihlerinin büyük bir bölümünde güçlü güvenlik ve ticaret bağlarını sürdürmüştü. 2010 yılında İsrail güçlerinin Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinedüzenlediği ve gemideki 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği baskından bu yana ilişkilerhep gergin bir seyir izledi ve Ankara, İsrail'in Filistinlilere yönelik muamelesine yönelikeleştirilerinin dozunu artırdı. İlişkileri onarmak adına Eylül 2023'te atılan son adım; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun New York'ta ilk kez bir araya gelmesini sağlamıştı. Bu yakınlaşma, bir sonraki ay gerçekleşen 7 Ekim Hamas saldırıları ve ardından İsrail'inGazze'ye başlattığı saldırılar sonrası koptu. Siyasetçilerin söylemleri de sertleşiyor O günden bu yana her iki ülkenin siyasetçileri arasındaki söylemler giderek sertleşti. Hatta eskiİsrail Başbakanı Naftali Bennett, geçtiğimiz mart ayında yaptığı bir açıklamada Türkiye'yipotansiyel olarak "bir sonraki İran" şeklinde nitelendirmişti. Mısır ise iki ülke arasında geçmişte yaşanan bir dizi savaşa rağmen, 1979 yılından bu yanaİsrail ile imzaladığı barış antlaşmasına ve diplomatik ilişkilerine bağlı kalmaya devam ediyor. Pollard son olarak İsrail'in Mısır veya Türkiye ile savaşa girmemesini "umduğunu" belirtti fakathemen ardından manidar bir uyarıda bulunarak, "Umut, Pandora'nın Kutusu'ndan çıkan soniblistir" sözlerini söyledi.

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor Haber

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor

Dünya kamuoyu, ateşkesin devam edip etmeyeceğini beklerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dikkat çeken bir açıklama yaparak “Ukrayna’daki savaş sona yaklaşmış durumda” dedi. Putin’in bu açıklaması, barış ihtimaline yönelik beklentileri artırdı. Rus lider ayrıca ilk kez Avrupa ile müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulundu ve Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’i uygun bir arabulucu olarak gösterdi. Ancak Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi milletvekili Yevgeny Fedorov, savaşın sona ermekten hâlâ çok uzak olduğunu savundu. “ABD savaşın bitmesini istemiyor” Fedorov, Washington yönetiminin tutumuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin Ukrayna savaşını sona erdirmek gibi bir niyeti yok. Onlar bu savaş üzerinden kendi güvenlik sorunlarını çözmeye çalışıyor. Özellikle Rusya’nın jeopolitik olarak zayıflatılmasını ve stratejik silah tehdidinin ortadan kaldırılmasını hedefliyorlar. Rusya’nın her an ABD’yi vurabilecek kapasitedeki silahlarından endişe ediyorlar. Bu nedenle ABD’nin savaşı bitirmek için ciddi çaba göstereceğini düşünmek safça olur.” Rusya’dan Avrupa’daki Ukrayna şirketleri listesi Putin’in Avrupa Birliği ile görüşme çağrısından önce, Rusya Savunma Bakanlığı 8 Avrupa ülkesini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarını üreten Ukraynalı şirketlerin Avrupa’daki şubelerinin adreslerine yer verildi. “Yakın zamanda gerçek ilerleme beklemiyorum” MGIMO Üniversitesi öğretim üyesi ve diplomat Igor Istomov da mevcut süreçte uzun süreli bir ateşkes ihtimali görmediğini söyledi. Istomov, “Rusya savaşın temel nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ancak ne Kiev yönetimi ne de Avrupa’daki müttefikleri ve destekçileri Rusya’nın pozisyonunu kabul etmeye hazır görünüyor. Bu nedenle yakın gelecekte müzakere sürecinde gerçek bir ilerleme beklemiyorum” dedi. Rusya Devlet Başkanı’nın danışmanlarından Yuri Ushakov ise barışın önündeki en büyük engellerden birinin Donbas meselesi olduğunu açıkladı. Ushakov, şu anda Ukrayna kontrolünde bulunan bazı Donbas bölgelerinin Rusya’ya bırakılmasının Kiev tarafından reddedildiğini belirtti.

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi Haber

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından İran basınına konuşan Arakçi, Washington yönetiminin tehdit dilini sürdürdüğünü ancak bunun sonuç vermeyeceğini söyledi. ABD’nin uzun süredir farklı yöntemlerle İran’ı tehdit ettiğini belirten Arakçi, “Kendileri de bu tehditlerden ve başlattıkları savaştan sonuç alamayacaklarını biliyorlar” ifadelerini kullandı. Sorunun askeri yollarla çözülemeyeceğini savunan İranlı Bakan, “40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran’a saygılı bir dille yaklaşanlar aynı şekilde karşılık alır” dedi. Arakçi, askeri yöntemlerin çözüm üretmeyeceğini belirterek, tarafların diplomatik ve mantıklı yolları tercih etmesi gerektiğini söyledi. “BAE savaşta ABD’nin yanındaydı” İran Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında hava sahası ve topraklarını kullandırdığını öne sürdü. Bu konuda ellerinde “kesin deliller” bulunduğunu söyleyen Arakçi, “BAE bu savaşta ABD’nin yanındaydı ve mağdur rolü oynayamaz. İran yalnızca Emirlikler’deki Amerikan hedeflerini vurdu” diye konuştu. Arakçi, söz konusu meseleyi BRICS toplantısında da gündeme getirdiğini kaydetti. “Güvenlik bölge ülkeleriyle sağlanmalı” Tahran ile Abu Dabi’nin komşu ülkeler olduğunu vurgulayan Arakçi, bölgesel güvenliğin yabancı güçlerle değil, bölge ülkelerinin işbirliğiyle sağlanması gerektiğini söyledi. İranlı Bakan, “Geçmişte birlikte yaşadık, gelecekte de birlikte yaşamak zorundayız. Güvenliği yabancı ülkelerde değil, birbirimizle işbirliğinde aramalıyız” değerlendirmesinde bulundu. İsrail ile iş birliği yapanlar hesap verecek İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret ettiği iddialarına ilişkin, "İran güvenlik birimlerinin uzun zaman önce liderliğimize ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu, İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” dedi. Arakçi, X hesabından, Netanyahu’nun BAE’yi ziyaret ettiği iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bakan Arakçi, “Netanyahu, İran'ın güvenlik birimlerinin liderliğimize uzun zaman önce ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu” değerlendirmesinde bulundu. İran halkı ile düşmanlığın “akılsızca bir kumar” olduğunu söyleyen Arakçi, “Bunu yapmak için İsrail ile gizli iş birliği affedilemez. İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun BAE ziyareti İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun BAE’yi gizlice ziyaret ettiği ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştüğü aktarılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği ve askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki haberleri yalanlamıştı. ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı. Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Tel Aviv'de katıldığı bir konferansta İsrail'in savaş sırasında BAE'ye Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak asker gönderdiğini doğrulamıştı.

Joe Kent: ‘Trump Kürtlere öfkeleneceğine yanlış bilgi verenlere odaklansın’ Haber

Joe Kent: ‘Trump Kürtlere öfkeleneceğine yanlış bilgi verenlere odaklansın’

İran’a karşı başlatılan savaş sürecinde görevinden istifa eden isimlerden biri olan Kent, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in Washington’u savaşa çekmek için gerçekçi olmayan senaryolar sunduğunu savundu. Joe Kent açıklamasında, “Başkan Trump öfkeli çünkü İsrailliler ona Kürtlerin ve diğer İranlı muhaliflerin silahlandırılmasıyla İran rejiminin hızla devrileceği yönünde bir hayal sattı. Ancak bu plan sahadaki gerçeklere değil, temennilere dayanıyordu” dedi. “Kürtler ABD’nin kritik ortakları” Kent, Kürt güçlerinin hedef alınmasına karşı çıkarak, onların ABD’nin terörle mücadeledeki en önemli ortaklarından biri olduğunu vurguladı. “Başkan Trump, öfkesini kritik terörle mücadele ortaklarımız olan Kürtlere değil, bizi bu savaşa sürüklemek için kendisine yanlış bilgiler veren İsrailli yetkililere yöneltmeli” ifadelerini kullanan Kent, İsrail’in temel hedefinin İran rejimini tek başına devirmek değil, ABD’yi doğrudan savaşın içine çekmek olduğunu savundu. “İsrail’in amacı ABD’yi savaşa sokmaktı” Eski ABD’li yetkili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İsrail her zaman İran rejimini ABD olmadan deviremeyeceğini biliyordu. Bu nedenle Washington’u savaşın içine çekmeleri gerekiyordu. İran hakkında bize verilen istihbaratlar da bu hedef doğrultusunda sunuldu.” Kent ayrıca Trump’ın yakın çevresini de eleştirerek, “Başkan’ın ekibi, İsrail’in asıl hedefini görmekte başarısız oldu ve Başkan’a gerekli bağlamı sunamadı” dedi. İran savaşı sırasında istifa etmişti Joe Kent, İran’a yönelik savaşın başlamasının ardından Washington’daki güvenlik bürokrasisinde yaşanan görüş ayrılıkları sırasında görevinden ayrılmıştı. Kent’in özellikle rejim değişikliği hedefli stratejilere ve bölgesel silahlı gruplar üzerinden yürütülen planlara karşı çıktığı iddia edilmişti. Kent’in son açıklamaları, ABD’de İran savaşı, İsrail’in etkisi ve Kürt grupların bölgedeki rolü üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump : Kürtlere silah vermediğimizi söyleyen yetkililer yanılıyor Donald Trump, bugün (12 Mayıs) Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrıldığı sırada basın 'ın sorularını yanıtladı. Rûdaw muhabiri Trump’a, "Sayın Başkan, dün Kürtlere silah verdiğinizi ve onların da bu silahları aldığını söylediniz. Ancak bir ABD’li askeri yetkili Kürtlere silah verilmediğini söylüyor, Kürt taraflar da silah almadıklarını belirterek bunu reddediyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?" sorusunu yöneltti. Trump, verdiği kısa ve net cevapta, "O yetkililer yanılıyor" ifadesini kullandı.

Netanyahu: İran ile çatışma bitmedi, uranyumun çıkarılması gerekiyor Haber

Netanyahu: İran ile çatışma bitmedi, uranyumun çıkarılması gerekiyor

Netanyahu, ABD merkezli CBS televizyonunda yayımlanan “60 Minutes” programına verdiği röportajda, İran ile gerilimin sona erip ermediğine ilişkin soruya, “Bence çok şey yapıldı ancak savaş bitmedi. İran’ın içinde hâlâ dışarı çıkarılması gereken nükleer maddeler ve zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor” yanıtını verdi. İsrail Başbakanı, İran’da uranyum zenginleştirme tesisleri, balistik füze kapasitesi ve İran’a bağlı silahlı grupların hâlâ varlığını sürdürdüğünü belirterek, “Bu kapasitelerin çoğunu yok ettik ancak bahsettiğim unsurlar hâlâ mevcut. Yapacak çok işimiz var” ifadelerini kullandı. Zenginleştirilmiş uranyumun nasıl çıkarılacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşımına atıfta bulunarak, “İçeri girip onu dışarı çıkaracağız. Başkan Trump’ın yaklaşımı da bunun yapılabileceği yönünde” dedi. Operasyonun İsrail ya da ABD özel kuvvetleri tarafından mı yürütüleceğine ilişkin soruya ise Netanyahu, askeri planlara dair ayrıntı vermekten kaçındı. En iyi seçeneğin bir anlaşma yapılması olduğunu belirten Netanyahu, ardından nükleer materyalin sahadan çıkarılabileceğini ifade etti. “Anlaşma olmaması durumunda askeri güç kullanımı gündeme gelir mi?” sorusuna da yanıt veren Netanyahu, “Bu tür operasyonel ve askeri detaylar hakkında konuşmayacağım” dedi. Netanyahu, söz konusu hedef için bir takvim vermekten kaçınırken, bunun “önemli bir görev” olduğunu ve tamamlanması gerektiğini vurguladı.

Washington Post açıkladı: İran, Ortadoğu’da 228 ABD hedefini tam isabetle vurdu Haber

Washington Post açıkladı: İran, Ortadoğu’da 228 ABD hedefini tam isabetle vurdu

Uydu görüntüleri ve Avrupa Birliği’nin Copernicus veri sistemi kullanılarak yapılan analizler, İran’ın bölgedeki ABD varlığına karşı "beklenmedik bir hassasiyetle" operasyon yürüttüğünü gösteriyor. Resmi rakamların çok ötesinde bir yıkım Haberde yer alan uydu analizlerine göre, savaşın başladığı 28 Şubat’tan Nisan sonuna kadar İran, bölge genelinde en az 228 ABD askeri binasını ve teçhizatını doğrudan hedef alarak imha etti veya ağır hasar verdi. Vurulan hedefler arasında uçak pistleri, yakıt depoları, askeri konutlar, savaş uçakları ve ABD’nin bölgedeki "gözü" sayılan hassas radar sistemleri bulunuyor. Bazı üslerin o kadar ağır darbe aldığı bildiriliyor ki, komutanlar saldırıların yarattığı risk nedeniyle binlerce personeli tahliye etmek zorunda kaldı. Can kaybı ve yaralı bilançosu ağır Rapora göre ABD’nin insani kaybı da kamuoyuna yansıtılandan fazla. Nisan ayı sonu itibarıyla, 6’sı Kuveyt’te, 1’i Suudi Arabistan’da olmak üzere 7 ABD askerinin hayatını kaybettiği, 400’den fazla askerin ise yaralandığı belirtildi. Yaralı askerlerden 12’sinin durumunun kritik olduğu kaydedildi. Washington Post, ABD yönetiminin hasarı gizlemek adına görüntü sağlayıcı şirketlere kısıtlama getirdiğini iddia etti. Haberde, "Vantour ve Planet gibi dev şirketler ABD’nin talebiyle görüntüleri sansürlerken, İran ajanslarının yayımladığı yüksek çözünürlüklü hasar fotoğraflarının AB Copernicus verileriyle teyit edildiği" bilgisine yer verildi. 109 ayrı görüntünün incelenmesi sonucu, İran kaynaklı fotoğrafların "gerçek ve üzerinde oynanmamış" olduğu kanıtlandı. Uzman görüşü: İran’ın hassasiyeti ve Rus istihbaratı şaşırttı Emekli General Mark Cancian, İran saldırılarını "inanılmaz derecede isabetli" olarak tanımlarken, "Hedeflerin çevresinde hiçbir rastgele atış çukuru yok, hepsi tam isabet" yorumunda bulundu. Stimson Enstitüsü’nden Kelly Grieco, ABD’nin Tahran’ın "istihbarat derinliğini" hesaba katmadığını vurguladı. En çok zarar gören üsler ve "misilleme" nedeni Araştırmaya göre yıkımın yüzde 50’sinden fazlası şu dört kritik merkezde yaşandı: Bahreyn: 5. Filo Deniz Kuvvetleri Karargahı Kuveyt: Ali Al Salem Hava Üssü Kuveyt: Arifjan Üssü Kuveyt: Buehring Üssü ABD’li yetkililer, Bahreyn ve Kuveyt’in bu denli ağır hedef alınmasını, bu ülkelerin topraklarından İran’a yönelik HIMARS füze saldırılarına izin vermesine bağlıyor. Savunma kalkanı çöküyor mu? Rapordaki en sarsıcı verilerden biri de mühimmat stoklarına dair. 28 Şubat - 8 Nisan tarihleri arasında ABD ordusunun, elindeki THAAD füzelerinin yüzde 53’ünü (190 adet) ve Patriot füzelerinin yüzde 43’ünü (1.060 adet) harcadığı belirtildi. Savunma stoklarının bu denli hızlı tükenmesi, olası bir yeni dalga karşısında ABD ve İsrail’in savunmasız kalabileceği endişesini doğurdu.

Trump neden İran'daki savaşın 'bittiğini' söyledi? Haber

Trump neden İran'daki savaşın 'bittiğini' söyledi?

Trump, savaşa ilişkin açıklamasını Kongre'ye sunmak için son tarih olan 1 Mayıs'ta ABD Kongre liderlerine yazdığı mektupta, 8 Nisan'da ilan edilen ve daha sonra ABD tarafından süresiz olarak uzatılan iki haftalık ateşkesin ardından İran'la hiçbir çatışma yaşanmadığını belirtti. Bu, ABD'nin hâlâ büyük bir güçle İran'a deniz ablukası uyguladığı ve bölgesel ve uluslararası sularda İran bağlantılı gemilere el koyduğu gerçeğine rağmen, Trump'ın "28 Şubat 2026'da başlayan düşmanca eylemler sona erdi" şeklindeki açıklamasının temelini oluşturmaktadır. ABD ordusunun İran'a saldırı düzenlemeye hazırlandığı bildiriliyor. Fotoğraf: CENTCOM 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı'na göre, ABD Başkanı askeri harekâtı yalnızca 60 gün süreyle yürütebilir, ancak birliklerin geri çekilmesi sırasında "ABD Silahlı Kuvvetlerinin güvenliğiyle ilgili kaçınılmaz askeri gereklilik" gerekçesiyle Kongre'den yetki isteyebilir veya 30 günlük bir uzatma talep edebilir. Başkan Trump, İran'daki savaş hakkında ABD Kongresi'ni resmi olarak ancak 28 Şubat'taki ilk hava saldırısından yaklaşık 48 saat sonra bilgilendirdi; bu da 1 Mayıs'tan 60 gün öncesine denk geliyor. Süre dolmaya yaklaşırken, ABD'li yetkililer ve analistler, başkanın bu süreyi aşmaya çalışacağını tahmin ediyor. Üst düzey bir yetkili Perşembe günü yaptığı açıklamada, yönetimin savaş yetkileri için belirlenen sürenin geçersiz olduğu yönünde bir görüşe sahip olduğunu söyledi. Hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az farkla çoğunluğa sahip olan ve Trump'la aynı çizgide bulunan Cumhuriyetçi üyeler de, çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan herhangi bir karara neredeyse oy birliğiyle karşı çıktılar. ABD Anayasası, savaş ilan etme yetkisinin yalnızca Kongre'ye ait olduğunu, başkana ait olmadığını belirtir; ancak bu hüküm kısa vadeli operasyonlar veya acil bir tehdide karşı koyma durumları için geçerli değildir. Dolayısıyla, çatışmalar devam ederse, ABD hükümeti yasa koyuculara yeni bir 60 günlük döngünün başladığını söyleyebilir. ABD'de her iki partiden başkanlar, Kongre'nin 1973'te Savaş Yetkileri Yasası'nı kabul etmesinden bu yana çatışmaları yürütürken bunu defalarca yaptılar. Trump, Kongre'ye yazdığı mektupta, çatışmanın çözülemeyebileceğini de kabul etti. İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ve silahlı kuvvetleri için "önemli bir tehdit" olmaya devam ettiğini söyledi. ABD-İsrail koalisyonu ile İran arasındaki savaş, çoğunluğu İran'da olmak üzere binlerce insanın hayatına mal oldu, yüz milyarlarca dolarlık hasara yol açtı ve küresel piyasaları sarsarak enerji sevkiyatlarını aksattı ve küresel tüketici fiyatlarını yükseltti. Anketler, bu savaşın Amerikan halkı arasında popüler olmadığını gösteriyor; Kasım ayındaki ara seçimlere ve gelecek yıl ABD Kongresi'ni hangi partinin kontrol edeceğine sadece altı ay kaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.