Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin en borçsuz şehirleri belli oldu Haber

Türkiye’nin en borçsuz şehirleri belli oldu

Büyükşehirler en fazla kişi başı kredi hacmine sahip olurken; Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentler “en az borçlu” iller arasında öne çıktı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanan verilere göre bu yılın ilk çeyrek döneminde toplam nakdi kredilerin büyüklüğü 25,58 trilyon TL olarak gerçekleşti. 2025 sonunda 86,1 milyon kişilik ülke nüfusu dikkate alındığında kişi başı kredi hacmi 297 bin TL oldu. Verilere iller bazında bakıldığında Türkiye’nin kredi haritası da ortaya çıktı. Kredi hacmi en yüksek 10 il Sıra Şehir Değer (TL) 1 İstanbul 8,684 trilyon 2 Ankara 3,413 trilyon 3 İzmir 1,381 trilyon 4 Antalya 1,037 trilyon 5 Bursa 799 milyar 6 Antep 790 milyar 7 Kocaeli 652 milyar 8 Adana 588 milyar 9 Konya 462 milyar 10 Mersin 373 milyar Kredi hacmi en düşük 10 il Sıra Şehir Değer (TL) 1 Bayburt 8,4 milyar TL 2 Tunceli 12,5 milyar TL 3 Gümüşhane 14,3 milyar TL 4 Hakkâri 15,8 milyar TL 5 Ardahan 16,2 milyar TL 6 Bingöl 16,7 milyar TL 7 Kilis 18,2 milyar TL 8 Iğdır 20,1 milyar TL 9 Artvin 26,2 milyar TL 10 Bartın 26,4 milyar TL Kişi başı kredi hacmi en yüksek 10 il Sıra Şehir Miktar (bin TL) 1 Ankara 577 2 İstanbul 551 3 Antalya 373 4 Antep 356 5 Denizli 324 6 Muğla 317 7 İzmir 307 8 Kocaeli 302 9 Adana 257 10 Yalova 256 Kişi başı kredi hacmi en düşük 10 il Sıra Şehir Miktar (bin TL) 1 Hakkâri 56,7 2 Ağrı 57,3 3 Şırnak 57,6 4 Bingöl 59,3 5 Muş 68,8 6 Bitlis 77,1 7 Van 78,8 8 Urfa 81,4 9 Siirt 88,2 10 Mardin 90,8 Rakamlar ne anlatıyor? İstanbul kredi hacminde zirvede olsa da, nüfusa göre orantılandığında Ankara ilk sırada yer aldı.Kredi hacmi yüksek illerin; iş merkezi, sanayi ve turizm gibi alanlarla öne çıkan büyükşehirlerden oluşması dikkat çekti.Her iki listenin başındaki şehirlere bakıldığında, Ankara’da kişi başına kredi hacmi Hakkâri’nin yaklaşık 10 katı seviyesinde bulunuyor.

Eti Bakır, Mazıdağı Tesisi’nde 220 Milyon Dolarlık Yatırıma Hazırlanıyor Haber

Eti Bakır, Mazıdağı Tesisi’nde 220 Milyon Dolarlık Yatırıma Hazırlanıyor

Katma değerli sanayinin öncü şirketi Eti Bakır, 1,2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirdiği Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en büyük özel sektör yatırımı olan Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri’nde yatırımlarına devam ediyor. Eş zamanlı olarak gerçekleştirmeyi planladığı iki önemli yatırımı ülke ekonomisine kazandırmaya hazırlanan Eti Bakır, Türkiye’de ilk kez kobalt uç ürünleri üretecek. Şirket aynı zamanda pelet demir üretimi de gerçekleştirecek. Eti Bakır Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri İşletme Müdürü Bekir Kan, kobalt tuzlarının üretileceği tesisin yapımına yıl sonunda başlamayı hedeflediklerini belirterek, “Mazıdağı tesisimizde, Türkiye’de olmayan ve teknolojide çok yoğun olarak kullanılan kobaltı, bakır süreçlerimizin artık ürünü olan piritten geri kazanıyoruz. Yıllık 2.500 ton kobalt üretimimizle dünya üretiminin yüzde 2’sine yakınını karşılıyoruz. Yeni tesisimizle Türkiye’de üretimi olmayan, kobalt asetat, kobalt klorit, kobalt nitrat gibi kobaltın uç ürünlerini de üretmeye başlayacağız. Yaklaşık 20 milyon dolarlık yatırımla, 2 yılda faaliyete geçireceğimiz tesiste, yılda 2.000 ton metale karşılık gelecek şekilde kobalt tuzları üretilecek. Seramik, batarya, savunma sanayi ve otomobil lastiği üretimi gibi sektörlerde kullanılan kobalt tuzlarının tamamına yakınını ihraç edeceğiz. Yine bölgeden 60 kişilik ek istihdam sağlayacağız” diye konuştu. 200 BİN TON PİK DEMİR ÜRETECEK Tesiste geri kazanılan metallerden birisinin de demir olduğunu dile getiren Kan, bunun için de bir tesis yatırımı planladıklarını belirtti. 200 milyon dolarlık yatırımla kurulacak tesiste pelet demir üreteceklerini anlatan Kan, şunları söyledi: “Piritten geri kazandığımız yıllık 350.000 tonluk demir konsantresini bir adım daha işleyerek yüzde 95 saflıkta pelet demir haline getireceğiz. İnşaat demiri, sac gibi demir üreticilerinin hammaddesi olan pelet demir için kuracağımız tesis, 150 bin metrekarelik alanda yer alacak. 3 yılda tamamlanacağını öngördüğümüz tesis, tamamen iç piyasaya verilecek. Her iki yatırımımızla birlikte halihazırda 1.690 olan istihdamımız da 1.900’e çıkacak.” ‘STRATEJİK BİR BOŞLUĞU DOLDURUYORUZ’ Eti Bakır’ın Türkiye’de üretilmeyen ya da arz açığı bulunan ürünlerin üretimiyle ülke ekonomisine katkılarına devam ettiğini ifade eden Kan, şöyle devam etti: “Mazıdağı tesisimizi yalnızca bir üretim merkezi olarak değil, döngüsel ekonominin güçlü bir örneği olarak da konumlandırmaya devam ediyoruz. Üretimim stratejimizin kalbinde ürünleri mümkün olduğunca uç ürünlere çevirerek katma değerin ülkemizde kalması için çalışmak var. Ülkemizin cari açığının kapanmasına katkıda bulunmak, ülkemiz sanayisinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin yerli olarak üretilmesini sağlamak en büyük önceliğimiz.”

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor Haber

Enerji Mimarisinde Yeni Faz Başlıyor

Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120 GW rüzgâr ve güneş kurulu güç hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımlarıyla değil, yatırım ekosisteminin tamamının yeniden yapılandırılmasıyla mümkün olacağı vurgulanırken, artan elektrikleşme talebinin enerji altyapısını mevcut reflekslerle yönetilemeyecek yeni bir ölçeğe taşıdığına dikkat çekiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı, yıllık 8–9 GW seviyesindeki kurulum temposunun 15 GW düzeyine çıkarılabileceğine yönelik mesajlar ise sektörde yeni bir ölçeğe geçileceğine işaret ediyor. HEDEFLERE ULAŞMAK İÇİN SİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDE KURGULANAN YATIRIM MODELLERİ Yeni dönemde enerji yatırımlarının yalnızca üretim tesisi bazlı ele alınamayacağını belirten ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: “Sayın Bakan’ın özellikle elektrikleşmeyi enerji dönüşümünün temel sürükleyicilerinden biri olarak vurgulaması kritik önemdedir; ulaşım, sanayi, ısıtma-soğutma ve dijitalleşme kaynaklı elektrik talep artışı, yenilenebilir kurulu güç artışını artık yalnız iklim hedeflerinin değil, büyüyen sistem talebinin de zorunlu bileşeni haline getiriyor. Trafo merkezleri, iletim koridorları, depolama sistemleri ve hibrit altyapıları kapsayan ağ temelli bir planlama anlayışı öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünde yeni dönemi tanımlayan ana unsur, üretim artışından ziyade sistem bütünlüğü içinde kurgulanan yatırım modelleri olacak. Bu dönüşümün; paralel ve entegre işleyen reform mimarisi, üretim ve iletim altyapısını birlikte optimize eden grid-aware proje geliştirme yaklaşımı ve depolama ile hibritleşme destekli yeni nesil mekânsal enerji planlama modeli ekseninde şekilleneceğini öngörüyoruz. Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaşımı yalnızca yeni kapasite tahsisiyle değil, bu alanların birlikte dönüşümüyle mümkün olacaktır" dedi. ARI-ES Enerji Hakkında: ARI-ES Enerji; farklı kaynaklardaki yenilenebilir enerji yatırımlarında lisanslama, imar planları, ÇED ve uluslararası ESIA süreçleri, kamulaştırma, yol projeleri, lisanssız üretim izinleri ile teknik ve idari analiz hizmetleri sunmaktadır. Saha geliştirme süreçlerinden başlayarak inşaat aşamasına kadar istisnasız her adımı kapsayan güçlü bir proje yönetimi yaklaşımı ile çalışmaktadır. Şirket, rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında yatırım süreçlerinin sağlıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Bursa'da iş dünyasının dönüşümüne yön veriyor Haber

Bursa'da iş dünyasının dönüşümüne yön veriyor

Bursa Business School, dijital dönüşüm ve küresel rekabette öne çıkmak isteyen firmalara yönelik eğitim programlarını sürdürürken, iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik yeni nesil içerikleriyle dikkat çekiyor. Bu kapsamda BBS ve BÜYEM iş birliğinde Yapay Zekâ Destekli E-Ticaret ve E-İhracat Dönüşüm Programı düzenlendi. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde gerçekleşen programda, Boğaziçi Üniversitesi ve UC Berkeley Üniversitesi Öğretim Üyesi Ahmet Rasim Çağın tarafından katılımcı firmalara yapay zekayı e-ticaret ve e-ihracat süreçlerine entegre etmelerine katkı sağlayacak teorik ve pratik bilgiler aktarıldı. Eğitmen Ahmet Rasim Çağın, Boğaziçi Üniversitesi’nde uygulamaya yönelik yapay zekâ dersleri verdiğini belirterek, “Uludağ’da yapay zekânın ticaret, sanayi, ihracat ve e-ticaret alanlarında nasıl kullanılabileceğini ele aldığımız son derece verimli bir program gerçekleştirdik. Teknolojideki dönüşümün doğrudan iş hayatına nasıl uygulanabileceğini tartıştık. Doğanın içinde böyle bir iş okulu ve tesis yapısını ülkemize kazandırdıkları için BTSO’ya ve eğitimdeki işbirliği için Boğaziçi Üniversitesi’ne teşekkür ederim.” dedi. Yapay zekânın internete ve cep telefonlarına benzer bir kırılma noktası oluşturduğunu vurgulayan Çağın, “Yapay zekâ hayatımızın her alanında yer almaya başladı. Üzerinde çalıştığımız projelerde yapay zekâ hem maliyetlerin azalması hem de ciroyu destekleme açısından şirketlere ciddi değer katıyor. Bu teknolojinin geri dönüşü yok; gelip geçici değil kalıcı bir teknoloji. Ne kadar hızlı öğrenip iş hayatına uygularsak rakiplerimizin o kadar önüne geçeriz.” ifadelerini kullandı. “ARTIK E-TİCARETİN BAŞINDA ‘E’ KALKMALI” BTSO E-Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ise eğitimlerin önemine dikkat çekerek, “BBS’de gerçekleştirilen eğitimler çok kıymetli. Ben de burada katılımcı olarak yer alıyorum. Mevcut içerikleri uygulamalı olarak yapay zekâ üzerinden çalıştırıyoruz. Yapay zekâ kullanımı herkese hız kazandıracak. Artık e-ticarette her şey hız üzerine kurulu. 40 kişinin yaptığı işleri tek kişiye düşürebilecek AI agent’lerin (yapay zekâ aracıları) sayısı artıyor.” dedi. Bu tür etkinlikleri artırmak istediklerini belirten Sülün, “Geleneksel ticaret anlayışını kırmakta zorlanıyoruz. Artık e-ticaretin başındaki ‘e’ kalkmalı; ticaretin kendisi bu dönüşüme evriliyor. Bundan sonraki eğitimlerimizi sektördeki paydaşlarımızın taleplerine göre şekillendireceğiz. Devletimiz de ivmesini e-ihracata çevirmiş durumda. Eğitim planlamalarımızı bu doğrultuda yapacağız.” diye konuştu. Eğitimde yer alan Ehiltek Kalıp Tasarım Kıdemli E-Ticaret Yöneticisi Taha Taştekin de ilk kez BBS eğitimine katıldığını belirterek, “Gerek düzenlendiği yer gerek organizasyon gerek eğitmen kalitesi ve işlenen içerik açısından çok iyi bir eğitimdi. E-ticaret sektöründe faaliyet gösteriyoruz ve bu eğitimin iş akışımıza olumlu katkı sağlayacağına inanıyorum. Aldığımız çıktılarla operasyonumuzu daha da geliştireceğiz. BTSO, BBS ve değerli eğitmenimize teşekkür ederim. Bundan sonraki eğitimlere de mutlaka katılmak isterim.” dedi. “EĞİTİM BEKLENTİMİN ÜZERİNDEYDİ” Bil Plastik Yönetim Kurulu Üyesi Alihan Biliktü ise, “Bursa Business School ve Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen yapay zekâ eğitiminde çok kıymetli bilgiler edindik. Aynı ilgi alanlarına sahip kişilerle tanışma fırsatı bulduk. Beklentimin çok üzerindeydi. Uludağ’da düzenlenmesi de ayrı bir değer kattı. Bundan sonra da sektörümle ilgili eğitimlere katılmayı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Pakkens firmasında satış bölümünde çalışan Can Demiralay da eğitimin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını belirterek, “Eğitimin ilk bölümünde teknik bir başlangıç yapıldı ve yapay zekânın tarihçesi, altyapısı ve temel oluşumu çok iyi anlatıldı. Daha önce katıldığım eğitimlerden farklı bir yaklaşımla hazırlanmıştı. Uygulamalı örnekler teorik bilgileri pekiştirmede oldukça etkili oldu ve bana yeni bir perspektif kazandırdı.” dedi. Eğitim sonunda katılımcılara BBS ve BÜYEM ortaklığında hazırlanan katılım belgesi verildi.

Türkiye ve İtalya’dan teknoloji ve sanayide yeni iş birliği hamlesi Haber

Türkiye ve İtalya’dan teknoloji ve sanayide yeni iş birliği hamlesi

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre,Türkiye ile İtalya arasında bilim, teknoloji, inovasyon, sanayi ve yatırım alanlarını kapsayan iş birliği kapsamında kurulan komitenin ilk toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. İş birliği alanları ve yol haritası belirlendi Toplantı kapsamında iki ülke arasında teknoloji ve inovasyon, sanayi ve yatırım başlıklarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturulduğu belirtildi. Bu kapsamda toplam 23 öncelikli eylem alanının belirlendiği, iş birliğinin somut projeler, ortak üretim ve yatırımlar üzerinden ilerletileceği ifade edildi. Açıklamada, standartizasyon, test ve belgelendirme ile akreditasyon alanlarında teknik uyumun artırılması, savunma sanayisinde inovasyon odaklı yeni açılımların hayata geçirilmesi ve yapay zeka ile dijital dönüşüm başlıklarında ortak çalışmalar yürütülmesinin planlandığı kaydedildi. Ayrıca, iki ülkenin araştırma kurumları, teknoloji girişimleri ve şirketleri arasında doğrudan iş birliklerinin artırılması, ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi ve bu projelerin ticarileştirilmesine yönelik süreçlerin desteklenmesinin hedeflendiği belirtildi. İş birliği kapsamında, kritik ham maddelerde tedarik zincirinin güçlendirilmesi, Avrupa Birliği programları çerçevesinde ortak projelere katılımın artırılması ve yeni finansman imkanlarının birlikte değerlendirilmesinin de planlandığı ifade edildi. İki ülke arasında yürütülecek çalışmalarla teknoloji geliştirme, sanayi üretimi ve yatırım alanlarında ortak kapasitenin artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

Bakan Kacır: Malatya’da 4 yeni sanayi alanı ilan edildi Haber

Bakan Kacır: Malatya’da 4 yeni sanayi alanı ilan edildi

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır, sanayi tesislerinde depremin izlerini silmek ve üretimi daha güçlü şekilde sürdürmek için yürütülen projelere 7,3 milyar lira finansman sağlandığını bildirdi. Bakan Kacır, il programları kapsamında Malatya’da çeşitli temaslarda bulundu. Malatya Valiliğini ziyaret ederek kentte yürütülen yatırımlar hakkında bilgi alan Kacır, DAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Fırat Kalkınma Ajansı Projeleri Protokol İmza Töreni’ne katıldı. Program kapsamında Kubbet-üs Sahra Camii’nde Cuma namazı sonrası vatandaşlarla bir araya gelen Kacır, Malatya Sanayi ve Teknoloji Projeleri Açılış Töreni ile Yeşilyurt Küçük Sanayi Sitesi 1. Etap Anahtar Teslimi ve 2. Etap Temel Atma Töreni’nde de yer aldı. Yeşilyurt Sanayi Sitesi’nde hak sahiplerine anahtarlarını teslim etti. KOBİ’lere 8,7 milyar liralık kaynak sağlandığını belirten Kacır, Malatya’nın sanayi altyapısının güçlendirildiğini ifade etti. Şehrin yalnızca sanayide değil, Bilim Merkezi ve Millî Teknoloji Atölyeleri ile yüksek teknoloji alanında da gelişmesinin hedeflendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 23 yılda sanayi ve teknoloji alanında önemli adımlar atıldığını vurgulayan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayii başta olmak üzere birçok sektörde küresel ölçekte rekabet gücüne ulaştığını söyledi. Malatya’nın üretim kültürü ve girişimci yapısıyla öne çıkan şehirlerden biri olduğunu belirten Kacır, son 23 yılda kentteki organize sanayi bölgelerinin büyüklüğünün 650 hektardan 2 bin 341 hektara çıkarıldığını ifade etti. Kacır, organize sanayi bölgelerindeki istihdamın ise 5 bin 480’den 25 bine yükseldiğini aktardı. Deprem sonrası süreçte sanayi yatırımlarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Kacır, ilan edilen yeni sanayi alanları ve sağlanan finansman desteğiyle Malatya’da üretim kapasitesinin daha da artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

Kurum: Kentsel dönüşümde İstanbul ne kadar acilse Kocaeli de o kadar acil Haber

Kurum: Kentsel dönüşümde İstanbul ne kadar acilse Kocaeli de o kadar acil

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum'un konuşmasında satır başları şu şekilde: ''Sizlere Kocaeli sevdalısı olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini iletiyorum. Yine buradan Başiskele’den Çayırova’ya, Dilovası’ndan Gebze’ye, Kocaeli’nin her hanesindeki her bir kardeşimi de hürmetle selamlıyorum. Hepinize hoş geldiniz, şeref verdiniz, sefalar getirdiniz diyorum kıymetli kardeşlerim. Kocaeli bizi iyi bilir, biz de Kocaeli’yi biliriz. Bu şehir öyle bir şehir ki tarih boyunca hem kardeşi olmuş İstanbul’umuza hem de muhafızı olmuş, Osmanlı cihan devletine giden ufuk olmuştur. Bu nedenle Kocaeli bizim için şehirlerden bir şehir değil; Marmara Bölgemizin parlayan yıldızı, Türkiye’mizin yüz akı, Türkiye Yüzyılı’nın anahtarıdır. Biz şehirlerimize işte öyle bakıyor, bu aşkla, bu şevkle hep beraber belediye başkanlarımızla, milletvekillerimizle, valimizle hizmet ediyoruz. Allah’a hamdolsun ki bugün Kocaeli’mizin hangi ilçesine giderseniz gidin, hangi mahallesini gezerseniz gezin, işte bizim bu aşkla, sevdayla yaptığımız eserlerimizi görürsünüz. Bugüne kadar Kocaeli’mize hemen her alanda sayısız hizmet verdik. Ancak bizim için Kocaeli deyince iki önemli konu daima liste başıdır. Birincisi, Kocaeli havasını ve Körfez’in yeşilini korumak en önemli önceliğimizdir. İkincisi ise kentsel dönüşüm ve sosyal konutlarla, daha önce acı hatıraları olan Kocaeli’mizi depreme dirençli hale getirmektir. Buradaki kardeşlerim iyi bilir; Körfez maalesef çok kötü durumdaydı. Yanında gezdirmiyor, yürütmüyor; çocuklarımız, ailelerimiz burada huzurla vakit geçiremiyordu. Aynı Sayın Cumhurbaşkanımızın 1994’te yaptığı gibi biz de kollarımızı sıvadık. Büyükşehir Belediyemizle birlikte gerçekten tüm dünyaya, tüm Avrupa’ya örnek bir çevre projesini hayata geçirdik. Bu manada Avrupa’nın en kapsamlı çevre projelerinden birine imza attık. On binlerce kamyon dip çamurunu çıkararak sudaki yaşamı yeniden canlandırdık. Havadan görüntüsüne baktığınızda temizlenen yer ile temizliği devam eden yer arasında gözle görülür büyük fark var. Vatandaşlarımız bunu orada gezerken, artık huzur içerisinde yürürken hissedecekler. Temizlemek yetmez; yeniden kirlenmesin diye bölgedeki atık su arıtma tesis sayısını, 12’si ileri biyolojik olmak üzere, 23’e çıkardık. Bu hizmetlerin hiçbirini belki görmüyorsunuz ama arka tarafta Körfez bir daha kirlenmesin diye altyapı işlerini de Büyükşehir Belediyemizle birlikte uyum içerisinde yürütüyoruz. Bir yandan Körfez’i kurtarırken diğer yandan tüm ilçelerimize yeni yeşil alanlar kazandırıyoruz. Bu çerçevede şimdiye kadar dokuz millet bahçemizi vatandaşımızın hizmetine sunduk, dört millet bahçemizin de yapımı devam ediyor. Dilovası Millet Bahçemiz, Gebze Kışlası Sultanorhan Millet Bahçemiz ve Gölcük’te yaptığımız millet bahçemiz şehrimize nefes aldırıyor. Kocaeli bir sanayi şehri; istihdam üreten, ekonomimize katkı sağlayan önemli bir merkez. Ancak hava kirliliğinin de temel nedenlerinden biri bu sanayi faaliyetleridir. Bunun için de önemli çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Dilovası’nda yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında Kömürcüler OSB’yi yeni yerine taşıyarak şehrimizi hava kirliliğinden kurtarıyoruz. Taşıdığımız OSB’lerle birlikte inşa ettiğimiz yaklaşık 3 milyon metrekarelik millet bahçeleriyle daha yeşil, daha nefes alan bir Kocaeli inşa ediyoruz. Bizim için kentsel dönüşümde İstanbul’un aciliyeti neyse Kocaeli’nin aciliyeti de aynıdır. Bu anlayışla Cedit Mahallesi’nde, tüm Marmara Bölgesi’ne örnek olacak 1105 konutluk bir deprem dönüşüm projesi yürütüyoruz. Son dönemde meydana gelen depremler nedeniyle inşaat sürecimiz uzadı. Bunun farkındayız. Ancak artan maliyetleri vatandaşımıza yansıtmayacağız; tamamını devletimiz karşılayacak. Gölcük merkezde yürüttüğümüz dönüşüm projesi kapsamında 750 konut ve iş yerini hayata geçiriyoruz. Gebze Kirazpınar’daki vatandaşlarımız, aynı bölgede yaptığımız 393 rezerv konuta taşınıyor. Tavşancıl’da ise sosyal konutlarla birlikte yaklaşık 5 bin konutluk projeyi hayata geçiriyoruz. Derince Deniz Mahallesi’nde 239 konutumuz, İzmit Sekbanlı-Sepetçi’de 2267 konutumuzun inşaatı devam ediyor. Dilovası, İzmit Cedit ve Gölcük’teki dönüşüm projelerinde hak sahibi vatandaşlarımızın kuralarını inşallah Ramazan Bayramı’ndan sonra çekeceğiz. Cedit’teki konutlarımızın teslimine de bayram sonrasında başlayacak ve mart ayı sonuna kadar tamamlayacağız. Bugün 500 bin sosyal konut projemizin Kocaeli ayağında 10 bin 340 konut için kura çekimini gerçekleştiriyoruz. Bu konutların 4 bin 800’ünü Kocaeli merkezde, 1750’sini Dilovası’nda, 90’ını Derince’de, 1200’ünü Körfez’de, 2 binini Gebze’de ve 500’ünü Çayırova’da inşa edeceğiz. Deprem konutlarında nasıl bir başarı hikayesi yazdıysak, sosyal konutlarımızı da aynı hız ve kararlılıkla hayata geçiriyor olacağız''

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.