Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin’de At Yılı’na girildi Haber

Çin’de At Yılı’na girildi

CGTN muhabiri Damla Wu'ya göre, Bayram kutlamalarının olmazsa olmazı Bayram Galası 1,4 milyar Çin vatandaşı için Bahar Bayramı tüm bayramlar arasında en önemli olanıdır. Farklı bölgelerde farklı kutlamalar yapılmasına rağmen, arife gecesinde Çin vatandaşlarının çoğunluğu ve yurt dışındaki çok sayıda Çinli göçmen, akşam saat 8’den önce televizyon başında toplanır, Çin Medya Grubu’nun (CMG) hazırladığı Bahar Bayramı Galası’nı bekler. Her gala, zengin programlar sunarak, izleyicilere yeni yıl neşesini yaşatır. CMG'nin At Yılı için hazırladığı 2026 Bahar Bayramı Galası, 16 Şubat akşamı saat 20.00'de CCTV’nin televizyon kanalları, dijital platformları ve CGTN’in çok dilli kanalları üzerinden dünya çapında canlı yayınlandı. Gala ayrıca, CMG'ye bağlı Çin Küresel Televizyon Ağı'nın (CGTN) İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Arapça ve Rusça dahil olmak üzere 85 dilde yayın yapan uluslararası platformlarında da izleyicilere ulaştırıldı. CMG tarafından yapılan açıklamaya göre, galayı izleyenlerin sayısı 677 milyonu aştı. Bu yılki galanın teması “Neşe ve mutluluk”. Galada, Çin’in geleneksel kültüründen esinlenerek şarkı, dans, drama, sözel performanslar ve illüzyon gibi çeşitli türleri kapsayan programlar sahnelendi. Teknoloji kullanımında, sahne üzerinde insansı robotlar yer alırken, “CMG Medya GPT 2.0” uygulaması ilk kez içerik üretiminde kullanıldı. Ultra yüksek çözünürlüklü (8K) görüntüleme ve ses teknolojileri, tüm prodüksiyon ve yayın sürecine tam kapasite destek verdi. Bu yılın galası, içeriği bakımından sıradan insanlara odaklandı. Dünya yetenek yarışması şampiyonları ve çiftçi koroları gibi topluluklar sahne aldı. Geçen yıl dünyanın dikkatini çeken insansı robotlar bu yıl da izleyicileri büyüledi. İlki 1983 yılında gerçekleşen bayram galası, bu yıl 44 yaşında. O yıllarda Çin genelinde reform ve dışa açılma politikası yeni uygulanıyordu. Buna paralel olarak, televizyon Çin’de yaygınlaşmaya başladı. Bir TV formatı olan Bahar Bayramı Galası da televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte daha popüler oldu. Bu dönemde ulusal politikalar, kamuoyu ve kişisel psikoloji açısından sürekli değişimler yaşanıyordu. Bu belirsizlikler sürerken halk gelecek günlerdeki refaha dair büyük bir beklenti taşıyordu. Halkın Bahar Bayramı arifesinde toplumca eğlenebileceği, festival tadında bir televizyon programı olan Bahar Bayramı Galası bu görevi üstlendi. O zaman Çin’in yıllık TV üretimi 7 milyona bile ulaşmamıştı, hanelerin yüzde 80’inde televizyon yoktu. Bu nedenle komşular TV sahibi bir ailenin evinde toplanırdı. Zamanla gala, TV teknolojileri ve kültürel gelişimin harmanlandığı bir kültürel şenlik haline geldi. Bahar Bayramı Galası genellikle şarkı ve dans programıyla başlar, galada en çok dans ve şarkıların yanı sıra, geleneksel operalar ve Quyi adıyla bilinen folk sanat programları yer alır. Her gala “Bu Geceyi Unutamamak” şarkısıyla son bulur. CMG Bahar Bayramı Galası’ndan başka, CMG’nin diğer kanalları ve yerel TV kanalları da kendi bayram galalarını hazırladı. Bu galalar bugünden itibaren yayınlanacak. Örneğin, Hebei TV Kanalı’nda Bahar Bayramı için özel bir opera şenliği organize edildi ve bu akşam yayınlandı. Şenlikte Çin’deki 30 çeşit operanın seçkin türleri sahnelendi. Bahar Bayramı’nda Çin genelinde coşku hâkim olurken, insanlar aile buluşması yapmanın yanı sıra, kültürel ve turistik etkinliklere katılır. Ülke genelindeki çok sayıda müzede at konulu sergiler düzenleniyor. Müze gezmeyi seven vatandaşlar hem rutin sergiler hem de at konulu özel sergileri izlemek için müzelere akın ediyorlar. Örneğin, başkent Beijing’deki Yasak Kent Müzesi’nin kuzeyinde yer alan Jingshan Parkı’nda At Yılı Saray Koleksiyonundan Seçme Eserler Sergisi bayramdan önce açıldı ve devam ediyor. Burada Beijing Emayesi, yeşim heykel tıraşlığı, Beijing Nakışı, saray halısı, kesme kağıt, enfiye şişe ve porselen gibi geleneksel eşyaları görmek mümkün. Ancak müze ziyareti için önceden rezervasyon yaptırmak lazım. Başkent Beijing’de bulunan Çin Seddi’nin Badaling Bölümü bugünden itibaren her akşam saat 6 ile 9 arasında ziyarete açılacak. Seddin bu bölümü binden fazla fenerle süslendi. Ejderha dansı ve aslan dansı gibi yöreye özgü programlar ve maddi olmayan kültür miraslarının tanıtım programları sahnelenecek. Güney Çin’deki Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi’nin başkenti Nanning’de Zhuang etnik grubunun geleneksel desenlerini modern tasarımla harmanlayan Zhuang Brokarı ürünleri, özellikle at figürlü ürünler, bayram tüketiminde moda oldu. Zhuang Brokarı eskiden sadece müzede sergileniyordu. Serbest ticaret limanına evsahipliği yapan Hainan eyalet yönetimi, 35 gösteri organize etti. Hainan sadece yerel operaları sahnelemekle kalmayıp, ada dışından 7 eyaletten seçkin sanat topluluğundan sanatçıları davet edip, ada sakinlerine adadan çıkmadan ulusal kültürle tanışma fırsatı sunuyor. Tüm gösteriler ücretsiz. Tropikal iklime sahip Hainan, mavi göğü, denizi ve temiz plajlarıyla her Bahar Bayramı’nda sayısız turisti kendine çekiyor. Turistler ve yerel halk için 165 kültürel ve turistik program hazırlandı. Geleneksel bayram kutlamalarından spor yarışmalarına ve etkileşim programına kadar, turistlerin ve yerel halkın talepleri karşılanmaya çalışılıyor. Bahar Bayramı’ndaki insan hareketliliği Bugün, bayramın ilk günü. Çok fazla insan hareketliliği olmadı. Geleneklere göre, insanlar en geç bayram arifesinde ailelerine kavuşur, bayramın ilk gününde ise evde kalır, anne ve babalarının bayramını kutlar. Trafik hareketliliği normalde bayramdan 2 hafta önce başlar, bayram süresince pek fazla trafik yoğunluğu olmaz. Bayramın son iki gününde memleketlerine dönen vatandaşlar sebebiyle yollar tekrar hareketlenir. 1985 yılında Shanghai’dan başkent Beijing’e trenle 23 saatte ancak ulaşılırdı, bugün yüksek hızlı trenle bu mesafe sadece dört buçuk saatte katediliyor. Ancak Çin nüfusu kalabalık olduğu için bayram öncesinde tren bileti bulmak bazen zor oluyor. Bu problemin çözümü konusunda kentlerde çalışan köylüler için destekleyici politikalar çıkarıldı. Örneğin, en çok köylü işçilerin çalıştığı Guangdong eyaletinde 30 özel tren seferi organize edildi. 536 Guizhoulu köylü 5 Şubat’ta özel tren seferiyle memleketlerine döndü, hem de ücretsiz. Şimdi bu köylü işçiler kendi köylerinde aileleriyle birlikte bayramı kutluyorlar. 15 Şubat’ta başlayan bayram tatili 23 Şubat’a kadar toplam 9 gün sürecek. Hükümet kurumları ve şirketlerde çalışanlar 24 Şubat’ta mesaiye başlarlar veya izin alırlarsa tatillerini uzatıp biraz daha geç iş başı yapma imkanı bulurlar. Köylü işçiler ise genellikle bayramdan 15 gün sonra, yani bayramın son günü sayılan Yuanxiao Bayramı’nda tekrar kentlerdeki işlere döner. Bu yıl 2 Şubat’ta başlayan ve toplam 40 gün sürecek olan Bayram Trafiği’nde Çin vatandaşlarının toplam seyahat sayısı 9,5 milyara ulaşması ve tarihi rekoru kırması bekleniyor. Bu, büyük bir insan hareketliliğidir. Çin halkının giderek daha zenginleşmesiyle birlikte kendi araçlarıyla seyahat etmesi, en popüler yöntem olmaya devam ediyor. Bu arada tren ve uçak yolculuğunu tercih eden vatandaşların sayılarının sırasıyla 540 milyon ve 95 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Bahar Bayramı sadece Çinliler tarafından kutlanan bir bayram değil. Dünya genelinde giderek daha çok insan bayram kutlamalarına katılarak Çinlilerin bayram neşesini paylaşıyor. Sizler Türkiye’de her hangi bir Bahar Bayram’ı kutlamasına katıldınız mı? Cevabınız “evet” ise, nasıl buldunuz?

Osmangazi Belediyesi, ‘Deli Ayten’ ile Bursalı sanatseverleri buluşturdu Haber

Osmangazi Belediyesi, ‘Deli Ayten’ ile Bursalı sanatseverleri buluşturdu

Sanatı toplumla buluşturan güçlü vizyonuyla tiyatrodan müziğe kültürel yaşamı zenginleştirmeyi önceleyen Osmangazi Belediyesi, ‘Deli Ayten’ müzikaline perde açtı. Sanatın birleştirici gücünün toplumun her kesimine ulaştığı oyun, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında düzenlediği ‘Osmangazi’de Tiyatro Zamanı’, Bursalıları etkileyici bir yapımla buluşturdu. Arda Mat’ın yazıp yönettiği ‘Deli Ayten’ müzikali, Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi. Başrollerini Arda Mat, Sara Atmaca ve Bahtiyar Özdemir’in paylaşarak karakterlere hayat verdiği komedi, müzikal, dram ve biyografi türlerini bir araya getiren oyun izleyicilerden yoğun ilgi görürken, salon tamamen doldu. Gerçek bir yaşam hikayesinden sahneye uyarlanan ‘Deli Ayten’ müzikali, fakir bir Roman çocuğu olarak dünyaya gelen ve küçük yaşta geçirdiği menenjit hastalığı sonrası konuşma yetisini kaybeden Ayten’in hüzünlü hayatını anlatıyor. Genç yaşta mahallelerinin müzisyeni Cümbüş Hasan’a aşık olan Ayten’in, aşkı uğruna verdiği mücadele ve yaşadığı büyük kayıpla aklını yitirerek 33 yıl boyunca Bursa sokaklarında elinde cümbüşüyle Hasan’ı arayışı, seyirciyi hem güldürdü hem de derinden etkiledi. Ötekileştirilen kadınların sessiz hikayesini sahneye taşıyan oyun, izleyicilerin kalbinde buruk ama sıcak bir iz bıraktı. “AŞKINDAN DELİREN BİR KADININ HİKAYESİ” Oyunun yazarı ve yönetmeni Arda Mat, hikayenin Bursa’da çok bilinen bir yaşam öyküsüne dayandığını belirterek, “Aslında herkesin deli diye tanıdığı bir kadının hikayesi bu. Biz, deliliğinden ziyade neden delirdiği ile ilgili bir oyun çıkarttık. Uzun araştırmalar da yaptık. Bursa’da çok bilinen, meşhur bir hikaye olduğu için aşkından deliren bir kadının hikayesi çıktı karşımıza. Sahneye taşımaktan son derece mutluyuz. İlgi de çok yoğundu. Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz. Özellikle böyle tiyatro oyunlarının Osmangazi Belediyesi tarafından sahnelenmesi, bir tiyatrocu olarak beni mutlu ediyor” diye konuştu. “İNANILMAZ RAĞBET GÖRDÜ” ‘Deli Ayten’ karakterini sahneleyen Sara Atmaca ise oldukça mutlu olduklarını ifade ederek, “Bursa’nın çok bilindik, esnaf tarafından da oldukça sevilen bir yüzü olan Deli Ayten’i canlandırmak benim için çok güzel bir deneyim oldu. Oyun inanılmaz rağbet gördü. Gerçekten çok keyifliydi, salon tamamen doluydu. Bu yoğun ilgiden dolayı çok mutluyuz” diye konuştu. “OSMANGAZİ BELEDİYESİ SANATÇILARIN ARKASINDA DURDUĞU İÇİN MİNNETTARIZ” İlk kez bir tiyatro oyununda sahne alan ses sanatçısı Bahtiyar Özdemir de, “Bursa’nın adeta kendi markası haline gelmiş bir insanın, garibanlığından başlayıp bir aşk hikayesine uzanan o hüzünlü öyküsünü sahneye taşımak benim için çok anlamlıydı. Bu süreçte başta Arda hocam olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum. Ayrıca Bursa’da sanatın ve sanatçının her zaman yanında olan Osmangazi Belediyesi’ne de ayrı bir parantez açmak isterim. Çünkü sanatçının her zaman desteğe ihtiyacı var; belediye demek halk demek. Bu anlamda Osmangazi Belediyesi, halkın yanında durduğu gibi sanatçıların ve tiyatronun da arkasında duruyor. Kendilerine minnettarız” açıklamalarında bulundu. Toplam iki buçuk saat süren oyun, yüreklere işleyen son sahnesiyle birlikte Bursalılar tarafından ayakta alkışlandı. Oyunun sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, ekip adına oyunun yazarı ve yönetmeni Arda Mat’a plaket takdim etti.

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Anlamlı Bir İş Birliğine İmza Attı Haber

Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile Anlamlı Bir İş Birliğine İmza Attı

Siemens Türkiye, kültür ve sanata verdiği desteği yeni iş birliğiyle daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiği iş birliği kapsamında, 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayacak şekilde iki sezon boyunca üç önemli eserin prodüksiyon ve teknik bölümlerine destek verecek. Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsayan yeni bir iş birliği başlattı. Bu iş birliği çerçevesinde Siemens Türkiye; Pinokyo.exe, Lucia di Lammermoor ve Sihirli Flüt eserlerinin teknolojik ihtiyaçları konusunda destek verecek. Bu kapsamda Siemens Türkiye, opera sanatına yönelik desteğinin kapsamını genişleterek yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir iş birliği modeline dönüştürüyor. İki sezonu kapsayan iş birliğinin ilk eseri olan Pinokyo.exe, 23 Ocak’taki prömiyerinin ardından 26 Ocak, 3 Şubat ve 6 Şubat tarihlerinde yeniden sahnelenecek. Proje kapsamında yer alan Lucia di Lammermoor Mayıs ayında, Sihirli Flüt ise Kasım ayında izleyiciyle buluşacak. “Sanatı Yıl Boyunca Destekleyen Bir Yaklaşımı Benimsiyoruz” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Siemens Türkiye olarak, sadece teknoloji ve inovasyon alanında değil, aynı zamanda sanat ve kültür alanında da önemli projelere imza atarak topluma katkıda bulunuyoruz. 1998 yılından beri sürdürdüğümüz Siemens Türkiye Opera Yarışması, Türkiye'nin genç yeteneklerine ışık tutarak, opera sanatının ülkemizde gelişimine büyük katkı sağlıyor. Yarışmamız, Siemens’in kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, kültürel ve sanatsal gelişimi destekleme misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiğimiz iş birliği ile sanata yönelik desteğimizi opera yarışmamızın ötesine taşıyarak desteğimizin kapsamını daha da genişletiyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye’de opera alanının en önemli kurumlarından biriyle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir destek modeli kuruyoruz. Bu iş birliği, kültür sanat yaklaşımımızı daha bütüncül bir yapıya taşırken; teknik unsurların sahne sanatının yaratıcı dünyasıyla buluşmasına da olanak sağlıyor. Siemens Türkiye olarak, teknolojinin sanatsal üretimi güçlendiren bir araç olduğuna inanıyor ve bu anlayışla sanat camiasına değer katmayı önemsiyoruz.” İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Caner Akgün ise Siemens Türkiye ile hayata geçirdikleri iş birliğine yönelik olarak şunları söyledi: “Opera ve bale sanat dallarının sürekliliği ve nitelik olarak yüksek seviyelere ulaşması, bu alana ciddiyetle yaklaşan iş birlikleriyle mümkün oluyor. Siemens Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, sanatın desteklenmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması açısından son derece kıymetli. Kültür sanat alanına verilen bu desteğin, önümüzdeki dönemde de kalıcı ve anlamlı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfı’mıza, Milli Türk Talebe Birliği’mize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor. 50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfı’mız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerliğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfı’mızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum. Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardır. Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’mız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 29 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi Olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında hakkın ve hakikatin tepesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon, geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz. Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef, insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla faklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz. Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz, daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış rüşvetsiz selam dahi olmayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir, ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi, eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Birlik Vakfı’mızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyorum.”

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı Haber

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı

Rolls-Royce Motor Cars 2025’te Bespoke başarısını, trendleri ve yenilikleri kutluyor. 2025’te dünya genelinde 5.664 adet araç müşteriler için hayata geçirilirken en çok talep edilen model Rolls-Royce Cullinan oldu. Cullinan’ı Spectre takip etti. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, 2025’i sadakat, zamansız tasarım ve eşsiz deneyimlerle tanımlanan bir başarı yılı olarak açıklıyor 2025, Rolls-Royce Bespoke dünyasında yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, sanattan zanaatkarlığa, malzeme kullanımından sipariş deneyimine kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu yıl aynı zamanda, markanın Dubai, Seul, Şanghay ve New York’taki Private Office’leri ile Goodwood’daki orijinal Private Office’in tam anlamıyla faaliyete geçtiği ilk yıl oldu. Bu özel yaratıcı ve sosyal alanlar, müşterilerle kurulan iş ahenkini hiç olmadığı kadar derinleştirerek, Private Office siparişlerinin yıllık bazda iki kattan fazla artmasına katkı sağladı. Bu kişisel vizyonların birçoğu, 2025 yılı boyunca tamamen yeni tekniklerin, malzemelerin ve yaklaşımların hayata geçirilmesine öncülük etti. Nakış, marküteri ve baskı gibi birçok farklı disiplinler heykelsi bir formda yeniden tasarlanarak hem kavramsal hem de fiziksel anlamda yeni boyutlara taşındı. Bunlar arasında, 3D nakışlar için kendini taşıyan iplik yapıları, özel olarak geliştirilen 3D mürekkep katmanlama teknikleri ve karmaşık 3D marküteri uygulamaları yer aldı. 24 ayar altın işleme, cilalı beton ve Rolls-Royce iç mekânları için geliştirilen patentli koku konsepti gibi yeni malzemeler, markanın yaratıcı repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tamamen el boyaması yıldız tavan (Starlight Headliner) gibi yenilikler, geleneksel zanaatkârlığın Rolls-Royce dünyasında nasıl sürekli olarak geliştiğini gözler önüne serdi. Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya genelindeki müşteriler için üretilen ve teslim edilen 5.664 araçla kendini gösterdi. Bespoke geleceği için inşa etmek Müşteriler, küresel Private Office ağı desteğiyle Bespoke’un her zamankinden daha iddialı tasarımlarını keşfettikçe, Rolls-Royce da daha güçlü bir gelecek inşa ediyor. Bu yıl, Goodwood’daki Rolls-Royce Evi’nde yürütülen tesis genişletme çalışmaları hızlı bir şekilde ilerledi. Şubat 2025’te yer üstü inşaatına başlanan proje, Kasım ayında hava koşullarına dayanıklı hale geldi. 300 milyon sterlinin üzerindeki bu yatırım, Bespoke ve Coachbuild (kişiye özel üretim ve ultra kısıtlı model) departmanları için modern ve genişletilmiş tesisler sağlayarak, daha kapsamlı ve sofistike özel üretim taleplerinin karşılanmasına imkân tanıyacak. 2026 itibarıyla ilk teknolojilerin yeni binada devreye alınması hedeflenirken, projenin on yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Özgün yaratıcı temalar 2025 yılında üretilen araçlar, birbirinden farklı ve özgün yaratıcı temaları gözler önüne seriyor. Bazı çalışmalar, kişisel hikâyeler, aile yolculukları ve kuşaklar arası bağlardan ilham alarak miras ve sevgi temaları etrafında şekilleniyor. Diğerleri ise doğadan ilham alıyor ya da sanatı, mimariyi ve kültürel sembolleri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bir araya geldiklerinde, yılın en etkileyici yaratıcı yönelimlerini temsil ediyor ve bir Rolls-Royce yaratmanın anlamının giderek nasıl genişlediğini ortaya koyuyor. Aşağıda Rolls-Royce’un, son 12 ay boyunca Bespoke alanında öne çıkan belirleyici temaları ve yenilikleri bulunuyor. Aile, anılar ve miras Çocukluk mektuplarından kuşaklar arası armağanlara, göksel göndermelerden aşk hikâyelerine uzanan birçok 2025 Bespoke siparişi, kişisel miras ve özel dönüm noktalarını yansıtıyor. Spectre Soulmate Bu son derece kişisel Bespoke siparişi, bir çiftin birlikte paylaştığı olağanüstü yolculuğu onurlandırmak üzere hayata geçirildi. Aynı hastanede dünyaya gelen çift, yıllar sonra yollarını birleştirdi; birlikte çocuklarını büyütürken, anlamlı bir başarı hikâyesi yazdılar. Bespoke detaylar arasında, hikâyelerinin başladığı gün Kuala Lumpur semalarında görülen takımyıldızlarını yansıtan bir Starlight Headliner yer alıyor; aynı tarih, havalandırma ızgaralarına da zarif bir şekilde işlendi. Bu araç, aynı zamanda 45 yıldır taşınan bir hayalin gerçeğe dönüşmesini simgeliyor: Müşteri, 10 yaşındayken markanın dönem CEO’su ile mektuplaşmış ve bir gün Rolls-Royce sahibi olmayı umut ettiğini dile getirmişti. Spectre Bailey Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır Rolls-Royce müşterisi olan bir aile tarafından sipariş edilen Spectre Bailey, ailenin çok sevilen köpeğine adanmış, tek ve eşsiz bir çalışma niteliği taşıyor. Dış tasarımda, Labrador–Golden Retriever kırmasının yumuşak tonlarından ilham alan, kendine özgü iki renkli bir kaplama bulunuyor. Gövde, el işçiliğiyle boyanmış pati izi coachline motifiyle zarif bir şekilde tamamlanıyor. İç mekânda, Bailey’nin son derece gerçekçi ve ince işçilikle hazırlanmış marküteri portresi, arka koltuklar arasındaki Waterfall bölümünde yer alıyor. İç mekân renk paleti ise Bailey’nin yumuşak kürk tonlarını yansıtarak, bu denli seçkin bir karaktere kusursuz bir uyum sunuyor. Cullinan Cosmos Uzay ve galaksilere duydukları ortak hayranlıkla bilinen bir aile tarafından sipariş edilen Cullinan Cosmos, yıldızların ihtişamını yansıtan Bespoke detaylardan oluşan bir takımyıldızla bu büyüleyici temayı kutluyor. Bu aracın merkezinde, Rolls-Royce tarihinde bir ilk olan; şirket bünyesindeki bir sanatçı tarafından 20 kat boya kullanılarak 160 saatin üzerinde sürede tamamen el işçiliğiyle hazırlanan yıldız tavan (Starlight Headliner) yer alıyor. Ghost Extended Foundation Önde gelen bir inşaat şirketinin sahibi tarafından sipariş edilen bu Ghost Extended, şirketin çalışanlarına sunulmak üzere tasarlandı. Bu araç ekibin kişisel dönüm noktalarını kutlayan zarif bir takdir jesti olarak öne çıkıyor. Öne çıkan detaylardan biri, döner kontrol cihazı; şirketin en önemli mimari projelerinden biri için kullanılan malzemeden üretildi ve cilalanmış betondan özenle tasarlandı. Doğa, mekân ve unsurlar Müşteriler, dayanıklılık, yenilenme ve dinginlik kavramlarını yansıtmak üzere ilhamlarını doğadan almaya devam ederken, bu Bespoke çalışmalar geleneksel el işçiliğini yenilikçi malzeme arayışları ve uygulamalarıyla buluşturdu. Phantom Extended Cherry Blossom Japonya’nın Hanami geleneğinden ilham alan Phantom Cherry Blossom, bahar mevsimindeki Sakura çiçeklerinin geçici güzelliğine bir saygı duruşu niteliğinde tasarlandı. Japon bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Extended, iç mekânında 250 binin üzerinde dikiş detayı ve şelale gibi uzanan kiraz dallarıyla ince işçilikle işlenmiş yıldız tavanı (Starlight Headliner) ile öne çıkıyor. Black Badge Cullinan Daisy Hayatı boyunca doğa yürüyüşüne tutkuyla bağlı bir müşteri tarafından sipariş edilen Black Badge Cullinan Daisy, Yüksek Tatra Dağları’ndaki favori bir parkurda görülen kır çiçeklerinden ilham alıyor. Coachline üzerinde yer alan el boyaması Papatya motifiyle bu çalışma, doğadan ilham alan azim ve dayanıklılık temalarını yansıtıyor. Sanat, kültür ve modern koleksiyon objeleri Vintage video oyunlarından geçmiş dönem couture tasarımlarına ve antik duvar resimlerine uzanan geniş bir ilham yelpazesinde müşteriler; sanatsal akımları, tarihsel malzemeleri, kültürel sembolleri ve yükselen koleksiyon alanlarını Bespoke dünyasına taşıdı. Black Badge Ghost Gamer Vintage video oyunlarının ikonik 8-bit dünyasından ilhamla tasarlanan Black Badge Ghost Gamer, sürükleyici Bespoke detayları ve joystick çağını anımsatan ince “Easter egg” (gizli özellik) dokunuşlarıyla öne çıkıyor. Asya-Pasifik’ten bir teknoloji girişimcisi tarafından sipariş edilen araç, tek tek el boyaması ‘piksellerden’ oluşan “Cheeky Alien” coachline motifiyle tamamlandı Phantom Dentelle Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilen Phantom Dentelle, couture dantel sanatına adanmış tek ve eşsiz bir tasarım olarak öne çıkıyor. Nadir bulunan bir ‘Leavers loom’ kumaşından ilham alan tasarım, zarif ve üç boyutlu dantel dokularını nakış aracılığıyla aracın Gallery bölümüne ve arka Waterfall alanına aktarıyor. Phantom Year of the Dragon Ay takvimine göre Ejderha Yılı’nı kutlamak üzere Çinli bir müşteri tarafından sipariş edilen bu tek ve eşsiz Phantom Extended, Çin’in efsanevi figürlerinden birine çağdaş bir saygı duruşu niteliği taşıyor. İki ejderha ve kutsal bir inci efsanesinden ilham alan tasarım, iyilik, uyum ve aydınlanmayı simgeliyor; bu temalar aracın iç mekânının tamamına yansıtılıyor. Çin duvar resmi sanatına saygı duruşu Private Office Shanghai aracılığıyla sipariş edilen bu tasarım, İpek Yolu üzerinde yer alan kadim bir merkez olan Dunhuang’daki duvar resimlerinden ilham alan, birbirinden benzersiz üç araçtan oluşuyor. İmparatorluk ipeğinden ve Spirit of Ecstasy’den ilham alan Silken Spirit motifi, üç siparişi birbirine bağlayarak dış coachline’larda, nakışlarda, ahşap kakmalarda ve aydınlatmalı detaylarda kendini gösteriyor. 100 yıllık bir mirasın zirve noktası olan, unutulmaz bir koleksiyon 2025 yılı boyunca sunulan Bespoke yenilikleri, Rolls-Royce’un temel yaklaşımını ortaya koyuyor: Önce vizyon belirleniyor ardından teknoloji ve malzeme dünyası bu vizyona hizmet edecek şekilde şekillendiriliyor. Bu yaklaşımın somut bir temsili olan Phantom Centenary Private Collection, üç yıla yayılan bir geliştirme süreci ve 40 bin saati aşan titiz çalışmanın ürünü olarak hayata geçirildi. Phantom adının 100. yılını onurlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu özel koleksiyon, yalnızca 25 adetle sınırlandırıldı ve Rolls-Royce tarihinin teknolojik açıdan en gelişmiş, yaratıcı vizyonu en yüksek Private Collection aracı olarak konumlanıyor. Araç, Bespoke iki tonlu bir dış boya uygulamasıyla tamamlandı. Hollywood’un siyah-beyaz dönemine özgü zarafet ve ihtişamdan ilham alan tasarımda, alt gövde Arctic White, üst gövde Black tonlarında şekillenirken, otomobilin benzersiz ışıltısı özel olarak geliştirilen Super Champagne Crystal kaplama ile vurgulanıyor. Zamansız karakteri ise masif altından Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekânda bu Private Collection, Phantom’un olağanüstü hikâyesini bir dizi seçkin Bespoke özellik aracılığıyla anlatıyor. Bunlar arasında, bir couture atölyesiyle birlikte geliştirilen, yüksek çözünürlüklü baskılı kumaşla döşenmiş ve Phantom’un efsanesini şekillendiren insanları, mekânları ve anları betimlemek üzere 160.000 dikişle işlenmiş arka koltuklar; Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000’in üzerinde dikişle yansıtan bir yıldız tavan (Starlight Headliner); ve 3D marküteri, 3D mürekkep katmanlama ve 24 ayar altın işleme içeren, Rolls-Royce için şimdiye kadar üretilmiş en karmaşık ahşap işçiliği yer alıyor. Bespoke anlatımını genişletmek 2025 yılında Bespoke dünyasındaki genişleme, yalnızca araçlarla sınırlı kalmadı. Müşteriler markadan kendi zevklerini ve tercihlerini özel alanlarında da yansıtmalarını talep etti. Bu talebe karşılık Rolls-Royce, Bespoke ayrıcalığını müşterilerinin evlerine ve profesyonel yaşam alanlarına taşıyan, giderek genişleyen özel yaşam tarzı ürünleri koleksiyonunu sundu. Markanın müşterilerinin dünyalarına, zevklerine ve tercihine dair sahip olduğu benzersiz içgörüler, Rolls-Royce’un Bespoke dilini müşterilerinin özel yaşam alanlarına taşımayı mümkün kılıyor. Rolls-Royce müşterilerinin belirli bir kesimi arasında satranca duyulan ilgiden yola çıkılarak 2025 yılında tanıtılan Rolls-Royce Satranç Seti, dünyanın en köklü strateji oyunlarından birini ev yaşamına yönelik, heykelsi ve el işçiliğiyle üretilmiş seçkin bir obje olarak yeniden ele alıyor. Her set; sahne etkisi yaratan bir açılma mekanizması, deri kaplı çekmeceler, mıknatıslı seramik kaplamalı alüminyum satranç taşları ve el işçiliğiyle tamamlanmış kaplamalar ile cilalı alüminyumdan üretilen bir oyun tablasıyla öne çıkıyor. Müşteriler, Rolls-Royce araçlarının Bespoke dünyasından ilham alan kaplama ve deri renk seçenekleriyle satranç setini kendi zevklerine göre kişiselleştirebiliyor. En çok ilgi gören ürünler arasında, 2025’te cesur Black Badge tasarımıyla sahneye çıkan etkileyici Rolls-Royce Cameo masaüstü heykelciği de yer aldı. Rolls-Royce Motor Cars’ın bölgede ve Türkiye’deki sürdürülebilir başarısı Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya çapındaki müşteriler için üretilen 5.664 araçla açıkça ortaya konuyor. İngiltere, Avrupa ve Orta Asya satış bölgesi, müşterilere teslim edilen araçların toplam sayısı açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu güçlü performans, Rolls-Royce’un iş felsefesinin bireyselleştirme ve kişiselleştirme üzerine kurulu olduğu; asla ve asla hacim odaklı bir işletme olmayacağı yönündeki temel ve sürekli vurgulanan konumuyla birlikte değerlendirilmeli. Bir lüks marka olarak Rolls-Royce’un hedefi, yalnızca ‘dünyanın en iyi aracını’ üretmek değil; müşterilerini ve karakterlerini en iyi şekilde yansıtan, beklentilerin ötesine geçen araçları yaratmak. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki tek yetkili bayi olarak 2025 yılında da sürdürülebilir başarısını ortaya koydu Bespoke siparişleri, markaya yönelik sürekli talebi yansıttı. Rolls-Royce’un ilk tamamen elektrikli modeli Spectre, ikinci yılında da markanın öne çıkan modeli olmayı sürdürürken; Spectre’in alter egosu Black Badge Spectre, 2025’in sonunda ilk kez Türkiye’de tanıtıldı. Yıl boyunca müşterilere teslim edilen Rolls-Royce araçları ile markanın güçlü konumu, sürekliliği ve prestiji desteklendi. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal konuyla ilgili şunları söyledi; “Son on yılda işimizin geldiği noktayı görmek benim için büyük gurur ve mutluluk kaynağı. Elde ettiğimiz bu özel başarı, ekibimizin tutkusu, özverisi ve müşterilerimizin her geçen gün artan beklentilerini aşma konusundaki kararlılığımızın doğal bir sonucu.” Aysal sözlerine şöyle devam etti: “Rolls-Royce’un her zaman seçkin ve nadir kalacağına olan bağlılığımız her zamanki gibi devam ediyor. Müşterilerimizin bizden bu eşsiz yaklaşım, hayata geçirdiğimiz benzersiz Bespoke projelerle de güçleniyor.” Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki uzun vadeli vizyonunu bir kez daha göstererek, 2026’nın ilk yarısında İstanbul Beykoz’da yeni yetkili servis merkezini hizmete açmaya hazırlanıyor. Rolls-Royce araçlarına ve satış sonrası hizmetlerine olan yoğun talep, markanın sunduğu eşsiz teknik memnuniyet, yaratıcı özgünlük ve titiz detaycılığı ortaya koyuyor. Bu eşsiz yaklaşım ile müşterilere özel deneyimler sunuluyor. 2025 yılında Rolls-Royce Bespoke’un yaratıcı ve teknik zirvelere ulaştığını ve geleneksel sınırların ötesine geçtiğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “2025, tematik çeşitlilik, dünya çapında iş birlikleri ve sanatsal yeniliklerle öne çıkan bir yıl olarak kayda geçti. Bu temaların şaşırtıcı boyutta yaratıcı biçimde hayata geçirilmesi, Home of Rolls-Royce’daki olağanüstü yetenekler, Bespoke Collective ve genişleyen Private Office yaratıcı alanlarımız aracılığıyla mümkün oluyor. Müşterilerimizin giderek daha iddialı Bespoke siparişlere gösterdiği ilgi ve katılım, mükemmelliğe olan ortak tutkumuzla gerçeğe dönüşüyor. Her bir araç, sahibinin vizyonunu eşsiz bir şekilde yansıtırken; birlikte, Rolls-Royce’u bugün tanımlayan yenilikçilik, ustalık ve kültürel birikimi gözler önüne seriyor.”

Osmangazi’de Cengiz Aytmatov Günleri sanat ve edebiyatla taçlandı Haber

Osmangazi’de Cengiz Aytmatov Günleri sanat ve edebiyatla taçlandı

Sanata ve edebiyata değer veren Osmangazi Belediyesi, Türk dünyasının usta kalemi Cengiz Aytmatov’a ithafen gerçekleştirdiği etkinlikler kapsamında Sanatlararası Sergi ve akabinde ‘Cengiz Aytmatov’ paneliyle nice eserlere imza atmış unutulmaz yazarı andı. BURSA (İGFA) - Türk dünyasında iz bırakan isimlere ışık tutan Osmangazi Belediyesi, eserleriyle tüm dünyayı etkileyen Kırgız edebiyatçı, gazeteci ve diplomat Cengiz Aytmatov’un değerini anlatan bir dizi etkinliklere ev sahipliği yaptı. Osmangazi Belediyesi’nin hayata geçirdiği ‘Cengiz Aytmatov Günleri’ kapsamında ilk olarak Sanatlararası Sergisi, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde Bursalıların beğenisine sunuldu. Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşen sergiye Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Yıldız, TÜMİAD Başkanı Bülent Kavaklı, siyasi partilerin il ve ilçe başkanları ile temsilcileri, siyasi partilerin kadın ve gençlik kolları başkan ve temsilcileri, STK temsilcileri, akademisyenler ile sanatseverler katıldı. “Cengiz Aytmatov İnsanlığın Bir Hafızası” Cengiz Aytmatov’un Türk dünyası için çok önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, şöyle konuştu; “Sayın Cumhurbaşkanı ortak alfabe konusunda Cengiz Aytmatov’un eserlerini 7 Ekim’de Azerbaycan’a götürdü. Bu önemli bir gelişme. Türk dünyasının ortak bir alfabe oluşturması ve bunun Cengiz Aytmatov’un üzerinden yapılması hem edebiyat dünyası için, hem Türk dünyası için çok önemli ve birleştirici bir gelişme. Biz de Osmangazi Belediyesi olarak bu çalışmalara katkımız olsun amacıyla yola çıktık. Değerli Elif hanım ve Ayşe hocamız bize destek verdi diyeceğim ama destekten daha ötesine gitti, en az bizim kadar sahiplendiler. Onlara teşekkür ediyorum. Cengiz Aytmatov benim için önemli çünkü ülkesinin Paris Büyükelçisi olduğu dönemde Ankara’da bir buluşmamız oldu. ‘Benim tek idealim, kitaplarım üzerinden Türk dünyasını birleştirmek’ dedi. Şimdi bu ideale, bir adım daha öndeyiz. Aytmatov’un Türk dünyasının bir hafızası olduğunu düşünüyoruz ama ben daha ötesinde insanlığın bir hafızası olduğunu düşünüyorum. Çünkü, sevginin ve aşkın sadece bir duygu olmadığını, ayrıca bir emek ve fedakarlık olduğunu özellikle bizim kuşağımız ve bütün insanlık onun kitaplarından öğrendik. Biz de insanlığı birleştiren bir yazarı yeniden okumayı ve anlamayı, yeniden sergide buluşturmayı kendimize görev edindik.” Esendemir, sergide emeği geçen herkese teşekkür ederek saygılarını sundu. Kadınların Gücü Sanatla Buluşturuldu Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleşen bu buluşmayı, geçmişten geleceğe bir yol haritası olarak gördüklerini kaydeden Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Yıldız ise, “Sergide gördüğümüz her eser, arkasında emeği ve dayanışmayı ifade ediyor. Kadınların üretim gücünü sanatla buluşturarak, bu buluşmayı daha da anlamlı hale getiriyor.” diyerek, Osmangazi Belediyesi’ne ve Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği’ne teşekkür etti. “Osmangazi Belediyesi’ne Teşekkür Ediyoruz” Uludağ Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Ayşe Energin, “Bu sergi, kadın dayanışmasının, birbirine destek olan insanların güzelliğini ortaya koymakla birlikte, bir de şunu gösteriyor ki sanat birleştirir.” ifadelerini kullanırken, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Elif Kamacı Efe de, “Sergi, kadının emeğinin birlikteliği, sürdürülebilirliği ve bazen adı konmamış emeğinin esere dönüşmüş halidir. 6 ay önce ilk sergimizi açtığımızda ev sahipliği yapan ve bugün de yine bizlere imkan veren Osmangazi Belediyesi’ne, başkanımıza ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.” açıklamalarında bulundu. Panelde Cengiz Aytmatov Anlatıldı Serginin açılışının gerçekleştirilmesinin ardından sanatseverler, eserleri yakından inceleme şansı yakalayıp, sanatın dünyasına adımlar attı. Akabinde Kastamonu Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Söylemez, İstanbul Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nde Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Yılmaz Balkan, Çankırı Karatekin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serap Aslan Cobutoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı ‘Cengiz Aytmatov’ adlı panele geçildi. Cengiz Aytmatov’u anlatan Prof. Dr. Orhan Söylemez, “Aytmatov’un çok önemli bir sözü var, ‘İnsan olmak zordur, her gün insan kalmak çok daha zordur.” der. Bize insanlığı öğretmiştir, evrensel değerlere çok değer verir, o yüzden mesajları sadece Türk dünyasına değildir, bütün insanlığadır. Bu sebeple Aytmatov, dünyanın en çok okunan yazarlarından bir tanesidir. Osmangazi Belediyesi böyle bir kültürel etkinliğe ev sahipliği yapıyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum. Hatta 2028’in Aytmatov’un 100. doğum yılı olduğunu söylediğimde genişletilmiş bir etkinliğe ev sahipliği yapılacağının sözünü aldık.” şeklinde konuştu. Doç. Dr. Serap Aslan Cobutoğlu, “Aytmatov’un dünyasını anlatma fırsatı bulduk, insan iradesine olan inancını gençlerle paylaştık. Aytmatov’un kötülük ve korku kavramlarını dönüştürerek, sanatta dönüştürücü bir güç olarak kullanarak ütopik etkisini nasıl açığa çıkarttığı üzerinde durduk.” derken, Dr. Ayşe Yılmaz Balkan da, Aytmatov’un çocukluğundan, gençliğinden, doğduğu coğrafyanın özelliklerinden, eğitim ve mesleğinden bahsetti. Panelistler, etkinlikten ötürü Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ederken, Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir de, konuşmacılara plaket takdim etti.

Ahmet Kılıç: Türkiye artık küresel bir turizm markasıdır Haber

Ahmet Kılıç: Türkiye artık küresel bir turizm markasıdır

AK Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi üzerine AK Parti Grubu adına bir konuşma gerçekleştirdi. Kılıç, yaptığı konuşmada Türkiye’nin kültür politikaları, turizm başarıları ve tarihî mirasa sahip çıkma iradesi üzerine değerlendirmelerde bulundu. AK Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Kılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” yaklaşımının yalnızca savunma sanayisini değil; kültürel alandaki bir duruşu da temsil ettiğini vurgulayarak Türkiye’nin artık uluslararası sistemde proaktif bir konuma yükseldiğini ifade etti. “Türkiye artık sürecin dışında kalan değil, süreci belirleyen bir ülkedir” diyen Kılıç, 2026 yılı bütçesinin de bu vizyonun somut bir yansıması olduğunu belirtti. “Çalınan tarihî eserlerin iadesi için kararlı mücadele sürüyor” Türkiye’den farklı dönemlerde yasa dışı yollarla çıkarılmış tarihî eserlerin ülkeye kazandırılması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yoğun bir çalışma yürüttüğünü ifade eden Kılıç, “Bu mücadele millî hafızamıza sahip çıkma iradesinin en güçlü göstergesidir” dedi. Kılıç, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile TİKA’nın da gönül coğrafyasında Türkiye adına önemli kazanımlar elde ettiğini söyledi. Kültürel mirasta güçlü ivme Kılıç, kültürel mirasa yönelik yatırımların kapsamlı biçimde sürdüğünü belirterek, son dönemde gerçekleştirilen restorasyon projeleri, müze ve atölye yatırımları, gezici müzeler ve çocuk programlarının yeni nesille kültürel bağları güçlendirdiğini aktardı. “UNESCO listelerindeki varlık sayımızı 25’ten 31’e yükselttik. Türkiye artık dünyada en fazla unsur kaydettiren ikinci ülke konumuna geldi” dedi. Turizmde elde edilen rekor sonuçlara da değinen Kılıç, 2024 yılında 62,3 milyon ziyaretçi ve 61,1 milyar dolarlık gelirle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşıldığını ifade etti. 2025’in ilk altı ayında da yüzde 7,6’lık gelir artışı yaşandığını belirtti. “Bu başarı rastlantı değil; stratejinin, vizyonun ve güçlü liderliğin sonucudur” diyen Kılıç, Türkiye’nin artık sadece yaz turizmiyle değil; kültür, gastronomi, şehir kimliği ve festivalleriyle dört mevsim turizmde iddialı bir ülke olduğunu söyledi. Sürdürülebilir turizmde de önemli bir dönüşüm yaşandığını aktaran Kılıç, 19 binden fazla tesisin Sürdürülebilir Turizm Sertifikası alarak dünyada örnek bir konuma geldiğini kaydetti. “Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı, Türkiye Yüzyılı ruhunu güçlendirecek” Konuşmasında Bursa’nın fethinin 700’üncü yılının 2026’da etkinliklerle kutlanacağını hatırlatan Kılıç, 1326 yılının yalnızca bir fethin değil, yeni bir medeniyetin temelinin atıldığı bir tarih olduğunu vurguladı. “Bursa, yedi yüz yıldır ilimle, irfanla ve devlet aklıyla yoğrulan bir medeniyetin taşıyıcısıdır. 700’üncü yıl etkinlikleri, bu büyük mirası tüm dünyaya yeniden hatırlatacaktır” diyen Kılıç, milletvekillerini etkinliklere davet etti. Ahmet Kılıç, konuşmasını 2026 yılı bütçesinin kültür, sanat, tarih ve turizm alanlarında ülkeye yeni kazanımlar sağlaması temennisiyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.