Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Profesyonel Destek

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Profesyonel Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Profesyonel Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzmandan kumar bağımlılığı uyarısı: “Cep telefonunuz varsa potansiyel bir casinonuz var” Haber

Uzmandan kumar bağımlılığı uyarısı: “Cep telefonunuz varsa potansiyel bir casinonuz var”

“Kumar oynama bozukluğu irade eksikliği değil” SBÜ Erzurum Tıp Fakültesi’nin 2026-2027 akademik yıl açılışı kapsamında Erzurum Şehir Hastanesi’nde tören düzenlendi. Törene sağlık yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Doç. Dr. Hilal Uygur, öğrencileri sanal ortamda bahis, şans oyunları ve kumarın oluşturduğu riskler konusunda bilgilendirdi. Kumar oynama davranışının çoğu zaman merak, arkadaş önerisi veya “bir kere denemekten ne olur” düşüncesiyle başlayabildiğini belirten Uygur, başlangıçta küçük miktarlarla oynanan bahislerin zamanla kontrol edilmesi güç bir davranışa dönüşebileceğini ifade etti. Uygur, kumar oynama bozukluğunun bir irade eksikliği veya ahlaki sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak bunun tedavi edilebilen bir psikiyatrik hastalık olduğunu söyledi. Uyuşturucu bağımlılığıyla benzer mekanizmalara dikkat çekti Amerikan Psikiyatri Birliği’nin sınıflandırmasında kumar oynama bozukluğunun madde ile ilişkili ve bağımlılık bozuklukları başlığı altında değerlendirildiğini belirten Uygur, iki durum arasında bazı benzer belirtiler bulunduğunu kaydetti. Uygur, kumar oynama bozukluğunda aşerme, kontrol kaybı ve olumsuz sonuçlara rağmen davranışı sürdürme gibi belirtilerin görülebildiğini ifade etti. Kumar sırasında kazanılan ödülün rastlantısal ve öngörülemez olmasının da beyindeki ödül sistemini dopamin aracılığıyla uyardığını belirten Uygur, bu mekanizmanın madde bağımlılığında görülen süreçlerle benzerlik taşıdığını söyledi. “Cep telefonunuz varsa potansiyel bir casinonuz var” Türkiye’de kumarhanelerin 1996 yılında kapatıldığını hatırlatan Uygur, internet ve mobil teknolojilerle birlikte kumara erişimin önemli ölçüde kolaylaştığını belirtti. Uygur, dijital ortamda paranın fiziksel olarak görülmemesinin harcama miktarının fark edilmesini güçleştirebildiğini ve kontrol kaybı riskini artırabildiğini ifade ederek, “Bugün ise eğer bir cep telefonunuz varsa potansiyel bir casinonuz var” dedi. “Kaybettiğimi geri kazanacağım” düşüncesine dikkat Kumar oynama bozukluğunda bazı düşünce hatalarının da etkili olabileceğini belirten Uygur, bunların başında “kontrol illüzyonu”nun geldiğini söyledi. Kişilerin oyunun sonucunu doğru analiz ederek kazanabileceğine, ne zaman duracağını bildiğine veya bir kez daha oynayarak önceki kayıplarını telafi edebileceğine inanabildiğini belirten Uygur, özellikle “kaybı kovalama” davranışının bağımlılık döngüsünü derinleştirebildiğini ifade etti. Üniversite öğrencilerine “hesap kiralama” uyarısı Uygur, yasa dışı bahis faaliyetlerinin gençler açısından yalnızca bağımlılık riski oluşturmadığını, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğurabileceğini belirtti. Bazı suç örgütlerinin gençlere komisyon karşılığında banka hesaplarını kullandırmayı teklif edebildiğini söyleyen Uygur, özellikle üniversite öğrencilerinin hedef alınabildiğini ifade etti. Banka hesabının başkalarına kullandırılması halinde yasa dışı suç gelirlerinin transferine aracılık edilebileceğini belirten Uygur, kişinin yapılan işlemlerden haberdar olmadığını söylemesinin hukuki sorumluluğu her durumda ortadan kaldırmayabileceği konusunda uyarıda bulundu. “Erken fark etmek önemli” Kumar oynama davranışının kontrol edilemediğini gösteren bazı belirtilere dikkat çeken Uygur, bırakmak istediği halde bırakamama, kayıpları telafi etmek için yeniden oynama, kumar harcamalarını gizleme ve maddi durumun olumsuz etkilenmesinin önemli işaretler olduğunu söyledi. Uygur, kumar oynama bozukluğu yaşayan kişilerin utanç veya damgalanma nedeniyle yardım istemekten kaçınabildiğini belirterek profesyonel destek almanın önemini vurguladı. Uygur, “Yardım istemek zayıflık değildir” diyerek, sorunun erken fark edilmesinin zararların büyümeden önlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları Haber

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve baskıyı günlük hayatın olağan bir parçası hâline getirdi. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca ruhsal dengeyi değil, aynı zamanda bireylerin beslenme alışkanlıklarını da etkiliyor. Özellikle kaygı, üzüntü, öfke veya sıkıntı gibi duygusal durumlar yoğunlaştığında, birçok kişi fiziksel açlık hissetmese bile yiyeceklere yöneliyor. Bu durum, “duygusal açlık” olarak adlandırılıyor ve bireyin duygusal ihtiyaçlarını geçici olarak bastırmak amacıyla yemek yemesi şeklinde ortaya çıkıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, duygusal açlığın stresle başa çıkmak için sık kullanılan bir mekanizma olduğunu belirterek, “Stres anında yemek yemek birçok kişi için otomatik bir rahatlama tepkisidir. Ancak duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farkı görebilmek, hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı korumak açısından çok önemlidir. Kişi, duygularını tanıyıp yeme davranışını gözlemlemeye başladığında, stresle daha sağlıklı yollarla başa çıkmayı öğrenebilir,” dedi. Uzmanlara göre duygusal açlık, farkındalığın azaldığı anlarda kontrolsüz yeme eğilimini tetikliyor. Bireyler, yorgunluk, stres veya sıkıntı hissiyle karşılaştıklarında, aç olmasalar bile beyin “ödül” arayışına giriyor. Bu da yüksek kalorili veya şekerli gıdalara yönelimi artırıyor. Ancak bu kısa süreli rahatlama hissi, ardından pişmanlık, suçluluk veya daha fazla stres gibi olumsuz duygularla yer değiştirebiliyor. Prof. Dr. Şimşek, duygusal açlıkla baş etmede farkındalık kadar alternatif başa çıkma yöntemlerinin de önem taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ya da yaratıcı uğraşlar stresin bedensel etkilerini hafifletir. Bu aktiviteler, kişinin duygusal olarak rahatlamasını sağlarken yemek yeme eğilimini de azaltır. Özellikle yoğun stres dönemlerinde, bireylerin kendilerine iyi gelen etkinliklere zaman ayırması, duygusal yükü azaltır ve kontrol duygusunu güçlendirir. Beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek, yemekle duygular arasındaki bağı fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, uzun vadede hem ruhsal hem fiziksel dengeyi korumada kritik öneme sahiptir. Duygusal açlıkla mücadelede amaç, yemeği yasaklamak değil; duyguların yerine konan bu davranışı anlamak ve sağlıklı alternatiflerle dönüştürmektir.” Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Duygusal açlık, çoğu zaman bastırılmış duyguların dışa vurumudur. Yeme davranışını kontrol altına almak, kişinin kendini tanıma sürecinin bir parçasıdır. Duyguların farkına varmak, bilinçli seçimler yapmak ve stresle sağlıklı yollarla baş etmek hem ruhsal hem fiziksel iyi oluşun temelidir. Bu farkındalık geliştikçe, birey hem bedenini hem de zihnini denge içinde tutmayı başarır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.