Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pkk

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez Haber

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, partisinin Afyonkarahisar’da düzenlenen iftar programına katılarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın açıklamasına dair Dervişoğlu, “Yapmış oldukları mücadelenin müzakere güçlerini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Yani İmralı’daki cani, yaptıkları müzakereye bağlı olarak örgütünün ne kadar güçlü hale geldiğini kamuoyuyla paylaşıyor. Buradan çıkan sonuç şudur; en başından itibaren pazarlık yok diyorlar ya, Abdullah Öcalan itiraf etmiş işte. Müzakereden bahsediyor. Kim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına canilerle müzakere ve pazarlık masasına oturmuştur, o bunun bedelini mutlak suretle ödeyecektir.” dedi. Dervişoğlu, Anadolu irfanının her şeyin üzerinde olduğunu bildiğini belirterek, “Ben bu büyük milletin; sağcısı solcusuyla, Alevi’siyle Sünni’siyle, doğulusu batılısı, kuzeylisi güneylisiyle birliği ve beraberliği arzuladığını biliyorum. Birlik ve beraberlik için her türlü fedakarlığı yapma iradesi sergileyeceğine de yürekten inanıyorum. O sebepten dolayı; ‘PKK eşittir Öcalan, o da eşittir Kürtler’ denklemi üzerinden toplumsal bir yarılmayı yaşama geçirerek, Türkiye’yi böleceklerini zannedenlere de söylüyorum. Türk milleti bir bütündür, bölünemez. Onun diliyle, onun tanımıyla uğraşılmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir. Bu gerçeği hiç kimse değiştiremez.” şeklinde konuştu. Dervişoğlu, “Türkiye'nin birliği, dirliği, beraberliği için inandıklarımıza inanan ve hassasiyetlerimizi önemseyen insanlarla elbette ki konuşuruz. Ama buradan söylüyorum; İYİ Parti ve Müsavat Dervişoğlu hiç kimsenin vagonu olmayacaktır” diye ekledi.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir. Haber

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.

Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu, yaptığı değerlendirmede; Yüce Türk milleti, son 1,5 yıldır ülkemize yaşatılan aşağılamanın, bir yenilgi duygusunun ve elindeki tarihi kazanımları kaybetmenin siyasal tehdidi, saldırısı altında yaşatılıyoruz. 2024 yılının ekim ayından itibaren Devlet Bahçeli'nin anonsuyla başlatılan bir yeni süreç, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla elde ettiği tarihsel kazanımları tehlikeye atmaktadır. Devlet Bahçeli'yle beraber iktidardaki parti, Adalet ve Kalkınma Partisi'yle birlikte kurduğu bu pazarlık masasının bir diğer ucunda PKK isimli narko terör örgütü ve onun kurucusu ve yöneticisi olan baş terörist Abdullah Öcalan vardır. Bu al-ver pazarlık masasından kayıpla, zararla kalkacak olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Çünkü devlet pazarlık etmez, egemenliğine ortak getirmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak. Çünkü millet hak ve menfaatlerinden vazgeçmez, toplumsal olarak bölünmeyi kabul etmez. O pazarlık masası hiç kurulmayacak. Ekonomik olarak fakirleştirilen, yoksulluğa, açlığa mahkûm edilen Türk halkı, vatandaşlar her gün yeni yalan, aldatmacalarla tavize, teslime sürükleniyor. 1,5 yıl önce ne güzel PKK terör örgütü silah bırakıyor aldatmacasıyla başlayan sürecin bugünkü geldiği aşama, 50 binden fazla yurttaşımızın katili olan ve cezasını çekmekte olan, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin siyasallaştırılması ve yeni bir konuma statüye kavuşturulması olmuştur. PKK silah bırakıyor aldatmacasıyla girilen yolda PKK teröristlerinin affedilmesine, suçun cezasız bırakılmasına geçilmişti bu aşamada, bu süreç içerisinde. İlk gün, Ekim 2024'te ‘Öcalan gelsin, mecliste konuşsun’ diyen Devlet Bahçeli'nin yarattığı hayret ve şaşkınlıktan bugün Abdullah Öcalan'a yeni bir statü, yeni bir konum sağlansın aşamasına geldik. PKK'nın yasal siyasi partisinin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş, Apo'nun heykelini dikeceğiz diyordu. Devlet Bahçeli de bugün heykelin değil fakat statüsünün, Apo'nun statüsünün derdine düşmüş. Suriye PKK'sı olan YPG silah bırakmadı ve silahlarıyla birlikte tümenler halinde Suriye ordusuna eklemlendi. Ve Türkiye sınırında kendine ait yarı otonom, özerk bir coğrafya oluşturdu. Birinci çözüm ihanet sürecinden başlayarak şimdiki ikinci çözüm ihanet sürecinde de Türk ulus devleti aşama aşama kaybediyor, geriletiliyor. Bu gerilemenin, bu kaybın nerede duracağı ise belirsiz. Üniter Türk ulus devletinin varlığı ve laisizim güçlendirilmiş olan rejimi, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşama aşama geriletiliyor, aşındırılıyor. Cumhur İttifakı iktidarlarının kalan son 1,5 yılına daha hangi aşamaları sığdırmaya çalışacak? Buna seyirci kalacak değiliz, itirazımızı ve retlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti Devlet Bahçeli'nin siyasal fantezilerine ve Recep Tayyip Erdoğan'ın doyumsuz siyasal ihtirasına, hırsına yenik düşmeyecektir. Parmak sallamalar ve tehditler altında Türk halkını bilgilendirme ve bilinçlendirme çabamızdan geri durmadık, durmayacağız. Zafer Partisi Türk seçmenine bu ikinci ihanet sürecinin en başından beri hep işin iç yüzünü ve doğruları anlata geldi. Susturulmamız için Partimizin Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ tutuklandı, hapsedildi. Fakat biz Zafer Partisi Türk milletine, vatandaşlarımıza, Türk seçmenine hep güvendik. Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar. Büyük Türkiye Cumhuriyeti ne Devlet Bahçeli'nin siyasi fantezilerine mecburdur, ne de AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yaşadıkça iktidarda kalma hırsına mahkumdur. Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.”

Bakan Gürlek: Terörsüz Türkiye süreci Meclis’in takdirinde... Şahsa özgü düzenleme söz konusu değil Haber

Bakan Gürlek: Terörsüz Türkiye süreci Meclis’in takdirinde... Şahsa özgü düzenleme söz konusu değil

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu TBMM Başkanlığı’na sunduğunu belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, sürecin nihai amacının PKK’nın tamamen silah bırakması ve kendini feshetmesi olduğunu vurgulayarak, "Biz Adalet Bakanlığı olarak yalnızca teknik destek sağlıyoruz. Meclisimiz ihtiyaç duyarsa ekibimiz her zaman yanında çalışmaya hazır." dedi. Çalışmaların teknik ve hukuki altyapısının hazır olduğunu vurgulayarak Meclis’in süreci şekillendireceğini belirten Bakan Gürlek, yasal düzenlemelerin takdirinin Meclis’e ait olduğunu ifade etti ve şahsi cezasızlık algısına yol açacak genel af veya şahsa özgü düzenleme yapılmayacağını açıkladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilecek AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde Gazi Meclisimizde basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladık. pic.twitter.com/9swzAuUjHI — Akın Gürlek (@abakingurlek) February 25, 2026 SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARA YÖNELİK ADIMLAR Gürlek, yaşları küçük çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığını tespit ettiklerini belirtti. Meclis bünyesinde konuyla ilgili bir komisyonun kurulduğunu hatırlatan Bakan, 12. Yargı Paketi’nde gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Pakette sosyal medya ile ilgili düzenlemelere de yer verileceğini belirten Bakan Gürlek, "15 yaşından küçük çocuklar için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız çalışmalar yürütüyor. Biz de 15 yaş ve üzerindekilerin sosyal medyaya girişleri, anonim hesaplar ve sahte hesaplarla itibar suikastlarının önüne geçilmesi konularında çalışmalar yapıyoruz. Bu düzenlemeleri kısa sürede pakete dahil edeceğiz." diye konuştu. Adalet Bakanı Gürlek,

Dervişoğlu: Mansur Yavaş’a mazisi kefildir Haber

Dervişoğlu: Mansur Yavaş’a mazisi kefildir

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, ABB Başkanı Yavaş ile İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede İYİ Parti Genel Sekreteri Özel, Yerel Politikalar Başkanı ve Mersin Milletvekili Kocamaz ile Ankara Milletvekili Arslan da hazır bulundu. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı yapıldı. Dervişoğlu, Yavaş’ın kurultay sonrası tebrik ziyareti gerçekleştirdiğini belirterek, görüşmede ülke gündemi ve Ankara’nın sorunları üzerine değerlendirmeler yaptıklarını ifade etti. Fatih Erbakan’ın ittifak açıklamalarına ilişkin konuşan Dervişoğlu, seçimlerden sonra herhangi bir partiyle ittifak görüşmesi yapmadıklarını söyledi. Buna rağmen her siyasi denklemde İYİ Parti’nin adının geçtiğini vurgulayan Dervişoğlu, partilerinin Türk siyasetinde vazgeçilmez bir konumda olduğunu söyledi. İttifak kararlarının tek başına genel başkan inisiyatifiyle alınamayacağını belirten Dervişoğlu, olası bir görüşmenin kamuoyuyla açık şekilde paylaşılacağını kaydetti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) süreç komisyonu raporuna da değinen Dervişoğlu, raporda “Türk milleti” kavramının yer almamasını eleştirdi. Raporun bazı yönleriyle terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan’a meşruiyet zemini oluşturabileceğini savundu. Anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin de konuşan Dervişoğlu, Meclis’te anayasa değişikliği için gerekli nitelikli çoğunluk şartlarını hatırlatarak sürecin dikkatle takip edildiğini belirtti. Erken seçim tartışmalarına değinen Dervişoğlu, erken seçimin şartlarının anayasal olarak belli olduğunu ifade ederek, “Halk seçim isterse iktidar kaçamaz” dedi. Dervişoğlu, emeklilere verilen bayram ikramiyesinin asgari ücretin en az yarısı kadar sabitlenmesi gerektiğini söyledi. 2018’de 1000 TL olan ikramiyenin dolar bazındaki karşılığını hatırlatan Dervişoğlu, tekliflerinin hukuki bir zemine oturtulmasını istediklerini belirtti. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik iddialar sorulduğunda Dervişoğlu, “Mansur Yavaş’ın karakteri, başkasının kefaletine ihtiyaç duymayacak bir karakterdir,Mansur Yavaş’a mazisi kefildir” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli : "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" Haber

MHP Lideri Devlet Bahçeli : "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır"

MHP lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Terörsüz Türkiye süreci hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle 'Terörsüz Türkiye', 'Terörsüz Bölge' hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir. Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de esasen de gerek ve yeter şarttır" diye konuştu. Terörsüz Türkiye sürecinin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmenin TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisi olduğunu dile getiren Bahçeli, "Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır. Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır. Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir. Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Terörsüz Bölge’ hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır" dedi. "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur" Milli birlik ve kardeşlik duygusunu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanların tarihin uçuruma yakın yerinde durduğunu söyleyen Bahçeli, "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir" 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan çağrının 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığı bulduğunu ve çok önemli bir etabın böylelikle geçildiğinin altını çizen Bahçeli, "Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır" diye konuştu. "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulmasını, Ahmet Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesini hüsran verici bir hezeyan olarak niteleyen Bahçeli, "Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" dedi. "ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır" ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahalelerinin sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz taleplerinin bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar geldiğini ifade eden Bahçeli, "Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir" şeklinde konuştu. "Epstein belgelerinin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur" Epstein belgeleri hakkında konuşan Bahçeli, "Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır. Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır. Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır" ifadelerini kullandı. Konuşmasını sonunda Milliyetçi Hareket Partisi’nin doğru bildiği yoldan ayrılmayacağını belirten Bahçeli, "Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. Biz siyaseti, ‘siyaset olsun diye’ değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz. Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" dedi.

MSB: Suriye’deki güvenlik ve istikrarı yakından takip ediyoruz Haber

MSB: Suriye’deki güvenlik ve istikrarı yakından takip ediyoruz

MSB, Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemde olan 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatlarına uymayan SDG’nin, 15 gün süreyle uzatılan ateşkesi tacizleriyle ihlal etmeyi sürdürdüğünü bildirdi. Bakanlık, bu durumun entegrasyon sürecini olumsuz etkilediğini vurguladı. Açıklamada, Suriye Hükümetinin bölgede insani yardım koridoru açmasının memnuniyet verici bir gelişme olduğu belirtildi. MSB, “Tek Devlet, Tek Ordu” ilkesi doğrultusunda, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına destek vermeye kararlılıkla devam edecektir” ifadelerine yer verdi. MSB: Terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerimiz kararlılıkla sürüyor Türk Silahlı Kuvvetleri, 1826’da İstanbul’da kurulan “Muzika-i Hümayun”un 200. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Armoni Mızıkası Komutanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, hudut güvenliği, terörle mücadele, savunma sanayi projeleri ve uluslararası iş birliği faaliyetlerini detaylı olarak açıkladı. Toplantıda TSK’nın son bir haftadaki faaliyetleri aktarıldı. Açıklamaya göre, 4 PKK’lı terörist teslim olurken, Suriye harekat alanlarında toplam 753 kilometre tünel imha edildi. Tel Rıfat bölgesinde 302 kilometre, Menbic bölgesinde ise 451 kilometre tünelin yok edildiği bildirildi. Hudut güvenliği kapsamında ise 7 gün 24 saat esasına göre yürütülen denetimlerde, yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 173 kişi yakalandı, 876 kişi ise hududu geçemeden engellendi. Yıl genelinde yakalanan kişi sayısı 519, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı 4 bin 404 olarak kaydedildiği ifade edildi. Bakanlık, TSK’nın bölgesel ve küresel iş birliği faaliyetlerini de aktardı. Açıklamaya göre, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu bünyesindeki “Sınır Güvenliği Müşterek Teknik Koordinasyon Ekibi”, 26-31 Ocak tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret ederek sınır güvenliği, yasa dışı göç ve kaçakçılıkla mücadele konularında tecrübe aktardı. Ayrıca sınır güvenliği fiziki emniyet sistemleri hakkında yetkin savunma sanayi firmaları ziyaret edildiği bildirildi. Diplomatik temaslar kapsamında, Cumhurbaşkanı’nın Nijerya ve Özbekistan cumhurbaşkanlarıyla yaptığı görüşmelere refakat edildiği, 27 Ocak’ta Portekiz Savunma Bakanı ve Savunma Sanayii Başkanının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen “Portekiz Deniz Kuvvetleri Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi Kızağa Koyma Töreni”ne iştirak edildiği ifade edildi. 27-28 Ocak’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM), Fransa Genelkurmay Başkanı ve Suriye Arap Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı ile ikili görüşmeler gerçekleştirildiği, Birleşik Arap Emirlikleri Kara Kuvvetleri Komutanının TSK tarafından Ankara’da ağırlanarak iş birliği konularının ele alındığı aktarıldı. Bakanlık tarafından Savunma sanayisinde ise ASFAT ana yükleniciliğinde İstanbul Tersanesi’nde inşa edilen Pakistan MİLGEM projesinin ikinci gemisi Khaibar’ın operasyonel hazırlık eğitimlerinin devam ettiği açıklandı.

Suriye Hükümeti ile SDG arasında ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması imzalandı Haber

Suriye Hükümeti ile SDG arasında ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması imzalandı

Suriye hükümeti ile SDG arasında “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması” imzalandı. Anlaşma, taraflar arasında tüm cephelerde derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve SDG’ye bağlı askeri birliklerin yeniden konuşlandırılmak üzere Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesini öngörüyor. Anlaşma kapsamında Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, bu bölgelerdeki tüm sivil kurum ve tesislerin devlet yapısına aktarılması kararlaştırıldı. Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumların da Suriye devletinin idari yapısına entegre edilmesi öngörüldü. Metinde, sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarının kontrolünün Suriye hükümetine geçeceği, bu alanların güvenliğinin düzenli ordu birlikleri tarafından sağlanacağı belirtildi. SDG bünyesindeki tüm askeri ve güvenlik personelinin ise gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel olarak Savunma ve İçişleri Bakanlıkları yapısına dahil edileceği ifade edildi. Anlaşmada, eski rejim unsurlarının SDG saflarına alınmaması ve kuzeydoğu Suriye’de bulunan eski rejim mensuplarına dair listelerin Şam yönetimine sunulması maddesi de yer aldı. Ayrıca Haseke Valiliği için siyasi katılım ve yerel temsili garanti altına alacak şekilde bir valinin cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle atanması öngörüldü. Ayn el-Arab (Kobani) kentinde ağır silahlı unsurların çekilmesi, yerel halktan oluşan bir güvenlik gücü kurulması ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel polis yapısının korunması da anlaşma maddeleri arasında bulunuyor. DEAŞ tutukluları ve kamplarından sorumlu idari yapıların ve güvenlik güçlerinin de Suriye hükümetine devredilmesi kararlaştırıldı. Metinde ayrıca, SDG tarafından sunulacak aday listeleri doğrultusunda bazı üst düzey askeri, güvenlik ve sivil pozisyonlara atamalar yapılmasıyla “ulusal ortaklığın” güçlendirilmesi hedefleniyor. 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Kürt kültürel ve dilsel haklarının tanınması ile vatandaşlık ve mülkiyet sorunlarının ele alınması da anlaşmada memnuniyetle karşılandı. SDG’nin, Suriye vatandaşı olmayan PKK mensuplarını ülke dışına çıkarma taahhüdü yer alırken, Suriye devleti ise ABD ile koordinasyon içinde uluslararası koalisyonun bir parçası olarak DEAŞ’a karşı mücadeleyi sürdüreceğini vurguladı. Anlaşmanın son maddesinde Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerindeki sivillerin güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönüşü için çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Anlaşma, Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa ile Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi’nin imzalarıyla ilan edildi.

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu Haber

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iktidara gelmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra geçtiğimiz cuma günü, Suriye’nin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Kürtçeyi ‘ulusal dil’ ve Nevruz'u ‘ulusal bayram’ ilan eden bir kararname yayınlayarak ve Suriye'de yaşayan tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı vererek, ülkedeki kontrolünü yeni bölgelere doğru genişletti. Suriye ordusu tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, ülkenin en büyük barajı ve Suriye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birine komşu stratejik şehre girdikten saatler sonra Tabka Askeri Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. Tabka, Halep ile Suriye’nin doğusunu birbirine bağlayan eksende bir ulaşım merkezi olup, stratejik bir askeri üsse dönüştürülmüş havaalanına komşu. Suriye ordusu dün sabah, Kürt güçlerinin bölgeden çekilmeyi kabul ettiklerini açıklamasının ardından Halep'in doğu kırsalındaki geniş alanları kontrol altına aldığını duyururken özerk yönetimin sokağa çıkma yasağı uyguladığı Rakka ilini bombalamakla tehdit etti. Suriye resmi haber ajansı SANA, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa'nın “Suriye ordusu, Suriye'nin en büyük barajı olan Fırat Barajı da dahil olmak üzere Rakka kırsalındaki stratejik Tabka ilçesini kontrol altına aldı” dediğini aktardı. SANA, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki stratejik öneme sahip Tabka ilçesine giriş anını gösterdiği belirtilen bir video yayınladı. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka'dan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki bu bölgeye ‘gerekli önlemleri aldığını ve güvenlik ve istikrarı yeniden sağladığını’ duyurdu. ABD, yıllardır SDG’yi destekliyordu. Ancak şimdi 8 Aralık 2024'te Esed ailesi rejiminin düşmesinden sonra Şam'da kurulan yeni yönetimi de destekliyor. Anlaşmanın ihlali ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper dün, Suriye hükümet güçlerine ülkenin kuzeyindeki Halep ili ve Tabka ilçesi arasındaki bölgede ‘tüm saldırı eylemlerini’ durdurmaları çağrısında bulunarak, Suriye hükümet güçleri ile Kürt güçleri arasında ‘gerginliğin tırmanmasını önleme’ çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. SDG komutanı Mazlum Abdi cuma akşamı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta taraflar arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak, ‘dost ülkeler ve arabulucuların çağrılarına bir yanıt ve Suriyeli yetkililerle entegrasyon sürecini tamamlamada iyi niyet göstergesi olarak’ SDG’nin cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki bölgelerden çekileceğini duyurdu. Suriye ordusundan yapılan ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada ise “Halep'in doğu kırsalındaki 34 köy ve kasabanın kontrolünü ele geçirdiğimizi duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu bölgeler arasında Deyr Hafir ve Meskene’nin yanı sıra bir askeri havaalanı da bulunuyor. Ancak Suriye ordusu, SDG'yi ‘anlaşmayı ihlal etmekle ve orduya karşı ateş açarak iki askeri öldürmek ve diğerlerini yaralamakla’ suçladı. Suriye ordusu ayrıca, ‘200'den fazla SDG üyesinin silahlarıyla birlikte çıkışını sağladığını’ da ekledi. Öte yandan SDG, Şam’ı ‘uluslararası gözetim altında’ imzalanan ‘anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle’ ve ‘SDG güçlerinin geri çekilmesi tamamlanmadan Deyr Hafir ve Meskene ilçelerine girilmesiyle son derece tehlikeli bir duruma yol açmakla’ suçladı. SDG, bir başka açıklamasında ise, ‘ihlallerden kaynaklanan çatışmalardan’ bahsetti. Açıklamada, Suriye ordusunun ateşiyle sayıları belirtilmeyen sayıda savaşçının öldürüldüğü belirtildi. Bu konuşlandırma, Suriye ordusunun SDG üyelerini geçtiğimiz hafta Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkarmayı başarmasının ve Fırat Nehri'nin 30 kilometre doğusuna uzanan bölgeyi tahliye etmelerini talep etmesinin ardından gerçekleşti. Kürt güçleri dün, bölgede ilerleyen ve eyaletteki askeri hedefleri bombalamayı planladığını açıklayan Suriye ordusu ile çatışmaların sürdüğü Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da sokağa çıkma yasağı ilan etti. Diğer taraftan Suriye Savunma Bakanlığı, il içindeki konumları gösteren bir harita yayınladı ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulunarak, Rakka kenti yakınlarındaki bir hedef de dahil olmak üzere bu konumları ‘nokta atışı’ vurmakla tehdit etti. Ancak Suriye ordusu kısa süre sonra, PKK militanlarını ‘Tabka Askeri Havaalanı içinde kuşatarak’ stratejik öneme sahip Tabka ilçesine ‘birkaç eksenden paralel olarak’ girmeye başladığını duyurdu. Bu arada Suriyeli yetkililer, Safyan petrol sahasını ve Rakka ilindeki Tabka ilçesi yakınlarındaki es-Sevre petrol sahasını kontrol altına aldıklarını duyururken, devlete ait Suriye Petrol Şirketi iki sahayı ‘tekrar hizmete sokmak’ üzere devraldığını açıkladı. 10 Mart anlaşması ve karşılıklı suçlamalar Şam ve Kürt yönetimi aylarca 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülen ve Kürt özyönetim kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunu öngören 10 Mart anlaşmasının uygulanmaması konusunda birbirlerini suçladılar. SDG komutanı Abdi cumartesi günü, Erbil'de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi. Diğer yandan Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Barzani cumartesi günü Suriye'de ‘acilen gerilimin azaltılması’ ve ‘kalıcı ateşkes anlaşması’ çağrısında bulundu. Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Kürtler, Şam’daki yeni yetkililere karşı esnek bir tutum sergilediler ve bölgelerinde Suriye bayrağını göndere çektiler. Ancak, ademi merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve haklarının anayasada güvence altına alınması konusundaki ısrarları Şam'da olumlu karşılık bulmadı. Cumhurbaşkanı Şara cuma günü, ülkesinin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Suriyeli Kürtlere ulusal haklar tanıyan bir kararname yayınladı. Kararnamede, “Suriye'deki Kürt vatandaşlar Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır, Kürtçe ulusal dildir ve Suriye topraklarında ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilir ve Nevruz (21 Mart) ulusal bayram olarak kabul edilir” ifadeleri yer aldı. Suriye’de 1962 yılında yapılan tartışmalı bir nüfus sayımı sonrasında Kürtlerin yaklaşık yüzde 20'si vatandaşlıklarından mahrum bırakılmıştı. Kürt özerk yönetimi tarafından dün yapılan açıklamada, Şara’nın imzaladığı kararname ‘ilk adım’ olarak nitelendirilse de bu adımın ‘Suriye halkının beklentilerini karşılamadığını’ belirtildi. Suriye'nin kuzey ve doğusunda kontrol sahibi olan özerk yönetim, ‘hakların geçici kararnamelerle değil, tüm halkların ve bileşenlerin iradesini ifade eden anayasalarla korunduğunu’ belirtti. Açıklamada, hak ve özgürlükler sorununa ‘radikal çözümün’ ‘merkezi olmayan demokratik bir anayasada’ yattığı savunuldu ve bu konuda ‘kapsamlı bir ulusal diyalog başlatılması’ çağrısı yapıldı. kaynak : aawsat

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.