Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pkk

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Pkk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pkk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenlik Kaynakları: PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor Haber

Güvenlik Kaynakları: PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor

Güvenlik kaynakları, Suriye hükümetinin 10 Mart Mutabakatı kapsamında PKK/YPG’nin Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi için yaklaşık 10 aydır çeşitli seviyelerde siyasi müzakereler yürüttüğünü bildirdi. Kaynaklara göre, bu süreçte örgütün “masada zaman kazanmaya çalıştığı, sahada ise Halep şehir merkezine yönelik saldırılarla bölgeyi istikrarsızlaştırmayı sürdürdüğü” ifade edildi. Açıklamada, Halep’teki fiili bölünmüşlüğün yalnızca güvenlik ve istikrarı değil, ekonomik kalkınmayı da tehdit ettiği belirtildi. PKK/YPG unsurlarının Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yol kontrol noktalarına yönelik saldırılarının ardından, 5 Ocak 2026 itibarıyla bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği aktarıldı. Yaşanan gelişmeler üzerine Suriye Savunma Bakanlığı tarafından, PKK/YPG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılması amacıyla “sınırlı bir operasyon” planlandığı bildirildi. Operasyonun planlama ve icra aşamalarında, “bölgedeki Kürtler dahil tüm Suriye vatandaşlarının zarar görmemesinin öncelik olarak ele alındığı, sivil kayıpların önlenmesi için azami hassasiyet gösterildiği” vurgulandı. Kaynaklar, bu kapsamda SDG tarafıyla da çeşitli kanallardan temas kurulduğunu, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de aralarında bulunduğu bazı isimlerin uzlaşıya açık bir tutum sergilediğini aktardı. Harekatın ilk aşamalarında Şeyh Maksud’un dış mahallelerinin ciddi bir çatışma yaşanmadan YPG unsurlarından temizlendiği, ancak Eşrefiye’nin boşaltılması ve Şeyh Maksud’un kuşatılmasının ardından Kandil yönetiminden bölgedeki unsurlara “kalın ve savaşın” talimatı geldiğinin görüldüğü bildirildi. Açıklamada, “PKK’nın uzlaşı yerine çatışmayı tercih etmesi nedeniyle yaşanan tüm kayıpların sorumluluğunun Kandil’e ait olduğu” ifade edildi. Güvenlik kaynakları, PKK’nın Kürt mahallelerinde sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını, hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşerek hasta ve yaralıların hayatını tehlikeye attığını belirtti. Suriye ordusunun sivil hassasiyet nedeniyle bu alanlara müdahalede dikkatli davrandığı, buna rağmen örgütün tünellerden yaptığı keskin nişancı saldırılarında çok sayıda Suriye güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği kaydedildi. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, olayların başladığı ilk andan itibaren çatışmaların sona erdirilmesi ve sivillerin güvenli şekilde bölgeden ayrılması için uzlaşı ve diyalog çabası yürüttüğü, ancak bu girişimlerin PKK tarafından engellendiği bildirildi. Açıklamada, PKK’nın yaşananları “Kürt halkına yönelik etnik saldırı” olarak göstermeye çalıştığına dikkat çekilerek, “bunun gerçeği yansıtmadığı, yaşananların bir Arap-Kürt çatışması olmadığı” vurgulandı. Kürt halkının Suriye’nin asli unsuru olduğu belirtilirken, “temel hedefin tüm etnik ve dini unsurların katılımıyla uzlaşı temelinde ortak bir gelecek inşa etmek olduğu” ifade edildi. Güvenlik kaynakları, tüm gelişmelere rağmen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin devam ettiğini ve söz konusu olayların bu süreci sekteye uğratamayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye hedefimize kararlılıkla yürüyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye hedefimize kararlılıkla yürüyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 yılının ilk Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı kapsamlı açıklamada, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine vurgu yaparak terörle mücadele, dış politika, savunma sanayii, deprem çalışmaları ve ekonomi başlıklarında önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin 86 milyon vatandaşıyla ezelden ebede kardeş ve kaderdaş olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkenin huzuru, güvenliği ve bekası söz konusu olduğunda ayrılıkların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi. Türkiye’yi hedef alan iç ve dış girişimlere karşı uyanık olunması çağrısında bulunan Erdoğan, milli birlik ruhunun korunmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Terörü, “Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir pranga” olarak tanımlayan Erdoğan, DEAŞ, PKK, FETÖ ve DHKP-C gibi örgütlerin Türkiye’ye karşı kullanılan aparatlar olduğunu dile getirdi. Güvenlik güçlerinin kararlı mücadelesi, savunma sanayiindeki ilerlemeler ve milletin sağduyusu sayesinde terör belasından tamamen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakalandığını vurgulayan Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecini sabır, sağduyu ve kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Kabine Toplantısı’nda güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik konunun kapsamlı şekilde ele alındığını aktaran Erdoğan, milletin hayrına olacak önemli kararlar aldıklarını ifade etti. Türkiye’nin küresel ölçekte diplomatik ve siyasi alanda güçlü bir duruş sergilediğini belirten Erdoğan, ülkenin hak ve hukukunun her platformda savunulduğunu söyledi. Ana muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, CHP yönetiminin dış politikada ilkesiz ve tutarsız bir yaklaşım sergilediğini savunarak, hükümete karşı çıkmayı tek siyaset tarzı haline getirdiklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin, Türkiye’nin milli menfaatlerini öncelemesi gerektiğini vurguladı. Venezuela’daki gelişmelere de değinen Erdoğan, Türkiye’nin dost Venezuela halkının yanında olduğunu belirtti. Bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıklayan Erdoğan, Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğini muhataplarına ilettiklerini söyledi. Savunma sanayiinde atılan adımlara ilişkin bilgi veren Erdoğan, Hızırreis denizaltısı, yeni tip çıkarma gemileri ve yüzde 90 yerlilik oranına sahip insansız deniz aracının Türk donanmasının hizmetine alındığını, MİLGEM projesi kapsamında Pakistan’a ikinci geminin teslim edildiğini açıkladı. 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasının hükümetin yaklaşık üç yıldır birinci önceliği olduğunu vurgulayan Erdoğan, bugüne kadar deprem bölgesinde 455 bin 357 bağımsız bölümün hak sahiplerine teslim edildiğini, Hatay’da 200 milyar lira değerinde 227 yatırımın toplu açılışının yapıldığını söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, 2025 yılında mal ve hizmet ihracatının 396,5 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllık enflasyonun yüzde 30,89’a gerileyerek son 49 ayın en düşük seviyesine indiğini kaydeden Erdoğan, enflasyonun daha da düşürüleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, 2026 yılı itibarıyla burs ve öğrenim kredilerinde yüzde 33 artış yapıldığını duyurdu. Buna göre lisans öğrencilerine 4 bin lira, yüksek lisans öğrencilerine 8 bin lira, doktora öğrencilerine ise 12 bin lira burs ve öğrenim kredisi verilecek. Erdoğan, hükümetin işçi, memur, emekli ve gençleri enflasyona ezdirmeme politikasını kararlılıkla sürdüreceğini sözlerine ekledi.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB): Terörle mücadele 2026’da da kararlılıkla sürecek Haber

Milli Savunma Bakanlığı (MSB): Terörle mücadele 2026’da da kararlılıkla sürecek

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 2025 yılının son basın bilgilendirme toplantısında terörle mücadele, hudut güvenliği, savunma sanayii faaliyetleri ve personel teminine ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaştı. Bakanlık, 2026 yılında da caydırıcılığın artırılarak mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. MSB tarafından düzenlenen 52’nci ve yılın son Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yurt içi ve sınır ötesindeki faaliyetlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Terörle mücadelede son durum Açıklamaya göre, terörle mücadele kapsamında son bir haftada 3 PKK’lı terörist teslim oldu. Harekât bölgelerinde mayın, el yapımı patlayıcı, mağara ve sığınakların tespit ve imha çalışmalarının sürdüğü belirtilirken, Menbic’de 4 kilometrelik bir tünelin imha edildiği bildirildi. 2025 yılı genelinde teslim olan terörist sayısının 111’e ulaştığı, Suriye harekât alanlarında imha edilen tünellerin toplam uzunluğunun ise 741 kilometreyi bulduğu kaydedildi. Hudut güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele Hudut güvenliğine ilişkin bilgilendirmede, son bir haftada yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 136 kişinin yakalandığı, bin 186 kişinin ise engellendiği açıklandı. Yıl genelinde yakalananların sayısının 9 bin 942, engellenenlerin sayısının ise 66 bin 794 olduğu ifade edildi. Ayrıca 2025 yılı boyunca toplam 1 ton 982 kilogram uyuşturucu maddenin ele geçirildiği bildirildi. Bölgesel gelişmeler ve savunma sanayii MSB, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, İsrail’in iki yılı aşkın süredir bölgede istikrarsızlığa neden olduğunu belirterek, Filistin halkına yönelik saldırıların son bulması ve bölgede barışın tesis edilmesi temennisinde bulundu. Savunma sanayii alanında ise TSK’nın savunma kapasitesini artırmaya yönelik önemli adımlar atıldığı bildirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine modernize edilen M60T ana muharebe tankı, KARAOK tanksavar silah sistemi, HİSAR-A alçak irtifa hava savunma füze sistemi ile MİLKED Elektronik Destek Sistemi (3A3) dahil edildi. Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ tarafından çeşitli çap ve miktarlarda silah ve mühimmat teslimatlarının tamamlandığı, BALKIN 130 mm (ÇAF-S) karşı tedbir mühimmatının ise seri üretime hazır hale getirildiği açıklandı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine de Genel Maksat Helikopteri Projesi kapsamında 7’nci T-70 helikopteri ile Hassas Güdüm Kiti (HGK-84), Lazer Güdüm Kiti (LGK-82) ve Elektronik Harp Podu alındı. Personel alımları sürüyor Personel ve öğrenci teminine ilişkin olarak, MSB ve bağlı kurumlara memur alımı başvurularının 25 Ocak’a kadar devam edeceği bildirildi. Uzman erbaş ve sözleşmeli er alımları ile Milli Savunma Üniversitesi askeri öğrenci başvurularının ise ocak ayında yapılacağı duyuruldu. “2026’da da görevler kararlılıkla sürdürülecek” MSB, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 2026 yılında da “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası görevlerden insani yardım faaliyetlerine kadar tüm görevlerini kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı. MSB: F-35 tedariki ve CAATSA yaptırımlarına ilişkin çalışmalar sürdürülüyor Milli Savunma Bakanlığı (MSB), milli muharip uçak KAAN hizmete girene kadar Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda modern savaş uçaklarının envantere alınmasına yönelik faaliyetlerin sürdüğünü açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), milli muharip uçak KAAN hizmete girene kadar Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda modern savaş uçaklarının envantere alınmasına yönelik faaliyetlerin sürdüğünü açıkladı. Bakanlık, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması halinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile savunma sanayii alanındaki iş birliğinin ivme kazanabileceğini bildirdi. MSB tarafından yapılan değerlendirmede, savunma sanayii alanındaki çalışmalar ve F-35 tedarik sürecine ilişkin son gelişmelere yer verildi. Açıklamada, KAAN’ın envantere girişine kadar geçen süreçte gelişmiş teknolojiye sahip modern savaş uçaklarının temini için çalışmaların devam ettiği vurgulandı. Bu kapsamda, envanterin çeşitlendirilmesi ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın caydırıcılık kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Bakanlık, söz konusu çalışmaların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel etkinliğini güçlendirmeye yönelik olduğunu belirtti. Öte yandan MSB, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması durumunda ABD ile savunma sanayii alanındaki iş birliğinin yeniden ivme kazanmasının mümkün olacağını değerlendirdi. Açıklamada, yaptırımların kaldırılması ve F-35 tedariki konularında yürütülen çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

SDG, Halep’te sivillere saldırdı Haber

SDG, Halep’te sivillere saldırdı

Halep'in kuzeyindeki Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri etrafında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) pazartesi günü ağır makineli silahlar ve topçu atışları gerçekleştirerek İç Güvenlik Güçleri ve Suriye Arap Ordusu noktalarını hedef aldı. Bu saldırılarda birçok güvenlik görevlisi ve sivil yaralandı. Terör örgütü SDG unsurları, Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde sivillere yönelik saldırılar düzenledi. Bu saldırılar sonucu 2 kişi hayatını kaybetti ve 13 kişi yaralandı. Ayrıca bölgede ciddi maddi zarar ortaya çıktı. Suriye Savunma Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi'nden yapılan açıklamada, SDG militanları tarafından Eşrefiye Mahallesi çevresindeki İç Güvenlik Güçleri ve Suriye Arap Ordusu mevzilerine ani saldırılarda bulunulduğu, bunun sonucunda orduda ve güvenlik güçlerinde yaralanmalar olduğu doğrulandı. Bakanlık ayrıca Suriye Arap Ordusu'nun Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde sivillerin evlerini ve güvenlik noktalarını hedef alan SDG saldırılarına karşılık verdiğini belirtti. Suriye İçişleri Bakanlığı ise bu mahallelerdeki militanların, koordinesiz ve ani bir geri çekilme sonrasında ortak kontrol noktalarındaki İç Güvenlik Güçleri'ne ateş açarak mevcut anlaşmaları ihlal ettiğini ifade etti. SANA'nın haberine göre, SDG ağır makineli silahlar, RPG roketleri ve havan toplarıyla Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin etrafını, Şeyhan Kavşağı'ndan Layramun Kavşağı'na kadar uzanan hattı ve İç Güvenlik noktalarını hedef aldı. Gaziantep–Halep yolunun da bu ateş altına alınmadan dolayı geçici olarak trafiğe kapatıldığı bildirildi. Saldırılar neticesinde kadın ve çocuklardan oluşan dört yaralı El-Razi Hastanesi'ne sevk edildi. Şeyhan Kavşağı'nda görev başındayken Suriye Sivil Savunması mensubu iki kişi yaralandı. Saldırılar nedeniyle çok sayıda aile, bu mahallelerden El-Halidiye ve Nil Caddesi gibi daha güvenli bölgelere göç etti. Sivil Savunma, Halep'teki Şeyhan Kavşağı'nda, Acil Durum ve Afet Yönetimi Müdürlüğü'ne ilerleyen ve üzerinde belirgin bir şekilde Sivil Savunma işaretleri bulunan ve personelin üniformalı olduğu kurtarma aracının saldırıya uğradığını açıkladı. Bu araçta bulunan dört personelden bir kısmının yaralandığı bildirildi. Halep Valisi Azzam el-Garib, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki SDG militanlarının tekrar eden ihlallerini sürdürdüğünü ve bu eylemlerin sivilleri ve güvenliklerini hedef aldığını belirtti. El-Garib, ani bir geri çekilmenin ardından sivillere, güvenlik güçlerine, orduya ve Sivil Savunma personeline saldırıda bulunulduğunu dile getirdi. Olaylar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'dan oluşan Türk heyetinin Suriye'yi ziyaret ettiği gün gerçekleşti. Türkiye’nin istikrarının Suriye’nin istikrarına bağlı olduğunu ifade eden Fidan, SDG'yi "Suriye'nin istikrar, birlik ve refaha ulaşmasının önünde engel teşkil etmekten vazgeçmeye" çağırdı. Suriye Dışişleri Bakanı Esaad Hasan Şeybani, Fidan'la yaptığı ortak açıklamada, "Suriye Demokratik Güçleri’nin bu anlaşmayı uygulamaya yönelik bir girişimde bulunmadıklarını ve ciddi bir irade sergilemediklerini görüyoruz. Sürekli bir oyalama içinde oldukları anlaşılıyor" dedi. Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki SDG çatısı altındaki en etkin silahlı oluşum olan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG), PKK'nın Suriye'deki uzantısı olarak kabul ediyor.

Kabine yoğun gündemle toplanıyor Haber

Kabine yoğun gündemle toplanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında bugün saat 15.30'da toplanacak olan kabinenin öncelikli gündeminde Terörsüz Türkiye süreci, 2026 asgari ücret çalışmaları ve sanal ortamda yasa dışı bahis ile kumarla mücadele yer alıyor. Dış politika gelişmeleri de toplantıda ele alınacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de gerçekleştirilecek kabine toplantısında, kritik iç ve dış politika başlıkları masaya yatırılacak. Toplantının öncelikli gündemi Terörsüz Türkiye olacak. PKK’nın fesih ve silah bırakma kararının sahadaki yansımaları, istihbarat raporları doğrultusunda değerlendirilecek. Suriye’deki gelişmeler ve 10 Mart mutabakatına uymayan terör örgütü SDG’ye karşı atılabilecek milli güvenlik tedbirleri de gündemde olacak. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren 2026 asgari ücret çalışmaları da kabinenin öncelikleri arasında. Hükümet ve işveren temsilcilerinin katıldığı ilk komisyon toplantısı sonrası kapsamlı değerlendirme yapılacak ve zam oranının yıl sonuna kadar netleşmesi bekleniyor. Sanal ortamda yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumarla mücadele de toplantının bir diğer başlığı olacak. Eylem planı kapsamında cezaların artırılması ve etkili mücadele adımları değerlendirilecek. Dış politika gündeminde ise Rusya-Ukrayna barış çabaları, Gazze’deki insani durum ve Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik çalışmalar yer alacak. Kabine, uluslararası toplumla birlikte atılacak adımları görüşerek kararlar alacak.

Zafer Partisi Genel Başkanı  Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı. Haber

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı.

“UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE KANUNU ÇIKARTACAĞIZ” “UYUŞTURUCU ÇETELERİNİ TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANIMLAYACAĞIZ” “UYUŞTURUCU VE SANAL KUMAR SUÇLARINDA İNFAZ İNDİRİMİ YAPILMAYACAK” “UYUŞTURUCU ÖRGÜTLERİYLE BAĞLANTILI SİYASETÇİ VE BÜROKRATLARIN MAL VARLIĞINA EL KONULACAK, HAZİNEYE DEVREDİLECEK” “TEDAVİYİ GÖNÜLLÜ DEĞİL ZORUNLU HALE GETİRECEĞİZ” Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Türkiye’yi uyuşturucu ve sanal kumardan kurtaracağı tek çözüm yolu olan Tertemiz Türkiye Projesini açıkladı. Türkiye’nin ünlü ekonomistlerinden Selçuk Geçer 'in Zafer Partisine katıldığı toplantıda, rozetini Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ taktı. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli Basın Mensupları, değerli Zafer Partililer ve televizyonlarının, sosyal medyalarının başında bizi izleyen çok değerli yurttaşlarım. 19 Mayıs 2021'de arkadaşlarımızla birlikte Anıtkabir'i ziyaret ettik. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz ruhuna dua ederek şükranlarımızı sunduktan sonra bugün sahip olduğumuz milli kimliğin oluşmasında en temel görevi yerine getiren, işlevi üstlenen ve İslamiyet'in Türkler arasında yayılmasını sağlayan Hoca Ahmet Yesevi'nin Türkistan'da Yesi'deki türbesini ziyaret ederek dua ettik. Yesi'den aldığımız toprağı da Hacı Bektaş Veli'ye getirerek 14 Haziran 2021'de Hacı Bektaş Veli'nin türbesinin önündeki karadut ağacının dibine yüzlerce yıl sonra serdik. 26 Ağustos 2021'de Büyük Taarruzun yıl dönümünde Zafer Partisi'nin kuruluşunu bir bildirgeyle açıkladık ve bu bildirgede Türk milletinin karşı karşıya olduğu tehditleri ve fırsatları ortaya çok net bir şekilde koyduk. Türk milletine bu tehditleri nasıl aşacağımıza dair sözlerimizi verdik. Bu sözlerden birisi de Türkiye için artık çok önemli bir milli güvenlik tehdidine dönüşen organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele edeceğimiz sözüydü. Şöyle söyledik, göçlerle ülkemizdeki Suriyeli ve dünyadaki uyuşturucunun yaklaşık yüzde 90'ını üreten ve artık son zamanla ülkemizde de pazarlayan Afganlı uyuşturucu ve mafya çeteleri gençliğimizi zehirlemeye çalışmaktadır. Bir yandan uyuşturucu kartellerine, PKK adlı uyuşturucu holdingine, kartellerin devlet içindeki ve dışındaki uzantılarına karşı amansız bir mücadele başlatacağız. Diğer yandan sağlıkta önceliklerimizden birisi uyuşturucudan arınma tedavi programları olacak. Çocukları uyuşturucu kullanan anne ve babalara söz veriyoruz. Çocuklarınızı size geri vereceğiz ve söz veriyoruz bir gün kucaklarınıza siz de sağlıklı torunlar alacaksınız. Uyuşturucu çeteleri size de söz veriyoruz. Lanet olası ruhunuz cehenneme gitmeden önce size cehennemi yeryüzünde yaşatacağız. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, Çocuklarımızı organize suç örgütlerinin elinden almak, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerinin tuzağına düşmekten kurtarmak ve bu tuzağa düşenleri sağlıklarına kavuşturmak, ailelerine ve topluma kazandırmak için Tertemiz Türkiye Projemizi açıklıyoruz. Tertemiz Türkiye Projesi’nin amacı organize suç örgütlerine, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine büyük bir savaş açarak onlara cehennemi yaşatıp ezerken Türk gençliğini ve Türk milletini bu illetten korumaktır. Türkiye'ye karşı dolaylı bir savaş sürdürülmektedir. Bu savaş, 19. yüzyılda İngiltere'nin Çin'e karşı sürdürdüğü Afyon Savaşı'na benzemektedir. Bizim milli güvenlik anlayışımız, dışarıdan gelen tehditleri etkisiz hale getirmeye yönelik olarak kurgulanmıştır. Oysa milli güvenlik tehditleri sadece dışarıdan kaynaklanmaz hem içeriden hem dışarıdan eş zamanlı olarak gelebilir. Uyuşturucu ve sanal kumar tehdidi de içeriden ve dışarıdan eş zamanlı olarak gelen tehditlerdir. AK Parti iktidarında ülkemiz için adeta milli bir varlık tehdidi haline gelen tehditlerden birisi de Ekvator, Meksika, Kolombiya'daki çeteler gibi ülkemizde de artık kartelleşme aşamasına yaklaşmış olan organize suç örgütlerinin ortaya çıkması, uyuşturucu ve sanal kumarın katlanılmaz bir tehdit haline de gelmiş olmasıdır. 2023 Küresel Organize Suçlar Endeksi’ne göre organize suçlarda Türkiye, Avrupa'da ne yazık ki 1. durumdadır. Dünyada ise 14. sıraya gelmiştir. Aynı raporda organize suç örgütlerinin Türkiye'de siyaset ve bürokrasi ile olan yaygın bağından bahsedilmektedir. Yerli ve milli Escobarların siyaseti de damgasını vurduğu bir ülkede yaşamaktayız ve bu şekilde organize suça karşı, uyuşturucu ve sanal kumara karşı gerçek bir mücadele vermek mümkün değildir. Değerli Basın Mensupları, sevgili Zafer Partililer ve bizi televizyonlarının ve sanal medyanın başında izleyen çok değerli izleyiciler, Bu yapmış olduğum tespitler siyasi tespit olmaktan çok uzaktır. Bu yapmış olduğum tespitlerin tamamı profesyonellerin, polislerin, istihbaratçıların, doktorların yapmış olduğu bir tespittir. Emekli Emniyet Müdürleri tarafından kurulan TEMUD-DER yaptığı açıklamada ülkemizin karşı karşıya olduğu durumun ne kadar vahim olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir. Türkiye'de asayiş ve örgütlü suçların ulaştığı aşamanın 1970-1990 arasında terör olaylarının ulaştığı aşamayla aynı olduğunu Emekli Emniyet Müdürleri ifade etmektedir. Emekli Emniyet Müdürleri, organize suç örgütleri şehirlerimiz için kurtulmuş bölgeler oluşturduğunu kaydettikten sonra böyle gider ise ülkemizin polisin bir sokak kabadayısına bile bulaşmak istemeyeceği devlet otoritesinin maskaraya döndüğü bir Latin Amerika ülkesine döneceğini ifade etmektedirler. Bu tespitin olağanüstü, vahim ve üzücü bir tespit olduğunu sizler de takdir edersiniz. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, AK Parti'nin 2011 sonrasında Suriye ve İran sınırında açık kapı politikası izlemeye başlaması sonucunda Afganistan ve Suriye'den de ülkemize gelen uyuşturucu miktarında patlama olmuştur. AK Parti uyuşturucuda geçiş ülkesi olan ülkemizin hedef ülke haline gelmesine neden olan politikalar izlemiştir. AK Parti iktidarı narko-terör örgütlerine, organize suç örgütlerine, uyuşturucu çetelerine, sanal kumar örgütlerine karşı gereken sert ve kapsamlı mücadeleyi vermeyerek hatta zaman zaman çok yumuşak davranarak önünü açmıştır. Bugünlerde bir telaş içerisinde bazı polisiye önlemlerin alınmaya çalışıldığını görüyoruz ama bunun asla yeterli stratejik düşünülen uzun vadeli kapsamlı bir mücadele olmadığını da biliyoruz. Çeteler askeri ve polisi alenen tehdit ederken bunları kamuoyuna açıklarken görmeyen siyasi iktidarın muhaliflerden gelen eleştirileri ise cezaevi süreçleriyle bastırmaya çalıştığını da Türk milleti de dünya da net bir şekilde görüyor. Türk gençleri ağır bir uyuşturucu tehdidi altındadır. Son 20 yılda uyuşturucunun kullanımı, dağılımı, uyuşturucudan ötürü ölümler ve uyuşturucu çeşitleri 327’ye ulaşarak büyük bir artış kaydetmiştir. Uyuşturucu kullananların yüzde 82’si 20-35 yaş aralığındadır. 10 milyona yakın insanımızın sigara dışında bir madde veya davranışsal bağımlı olduğuna dair bilgiler vardır. Değerli Basın Mensupları, değerli Türk halkı, Sadece uyuşturucudan dolayı denetimli serbestlikle birikmiş dosya sayısı 800 bindir. 2023 itibariyle cezaevlerinde bulunan 291 bin 380 tutuklu ve mahkûmun 98 bin 355'i yani üçte biri uyuşturucu suçlarından dolayı içeridedir. Ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı ne yazık ki 15 yaşın altına inmiştir. Ortaokula hatta ilkokula giden çocuklarımız tehdit altındadır. 15-64 yaş aralığında uyuşturucu işlemi yapılanlarda oran 2014'te binde 165 iken 2023'te yani 9 sene sonra bu oran binde 413'e yükselmiştir. 2025 itibariyle uyuşturucudan bağımlı olduğu düşünülen insan sayısı 2 milyondur. Türk gençliği adeta ağır bir saldırıyla içeriden çürütülmektedir. Damarlarında asil kan dolaşması gereken bu gençlerimizin kanına uyuşturucu sızdırılmaya çalışılmaktadır. Uyuşturucuya ulaşmak sigaraya ulaşmak kadar kolay hale gelmiştir. Sokaklarda gezen zombiler korkunç, infazlara imza atan bağımlılar, mevcut haliyle hiçbir işe yaraması mümkün olmayan insan çöplükleri etrafımızı sarmaktadır. Bu Türkiye'nin sessiz bir savaşla yok edilmesidir. Türk milletinin zehirlenerek tüketilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türk gençliği, Türk çocukları adeta narko-terör örgütlerinin karşısında savunmasızdır. Körpe bedenler kurşun ile değil uyuşturucu ile yok edilmeye çalışılmaktadır. Uyuşturucudan dolayı aileler parçalanmakta veya en iyi durumda bile büyük trajediler yaşanmaktadır. Uyuşturucu kullanan çocuğunun krize girmesine dayanamayıp çocuğu için uyuşturucu arayan anneler, uyuşturucu almak için krize girdiği zaman annesini babasını döven çocuklar veya babasını bıçaklayan uyuşturucu müptelaları... Ne yazık ki Türkiye'de hiç de az karşılaşılmayan manzaralar olmak durumundadır. Uyuşturucu geliri ortaya çok büyük bir gelir de çıkartmaktadır. Karadeniz bölgesinin çalışkan insanları bütün yıl fındıkta çalışırlar ve Türkiye'nin fındıktan elde ettiği gelir 2-2,5 milyar dolardır. Uyuşturucu baronları aynı miktarı bir ay içinde İstanbul'un sokaklarından toplamaktadır. Zehir ticareti en kanlı sektör haline gelmiştir. Değerli Basın Mensupları, çok değerli Zafer Partililer ve bizleri sosyal medyanın ve ekranların başında izleyen çok değerli izleyiciler, Hem Türk ekonomisinin içinden geçmiş olduğu ağır krizi ve bu krizden çıkış yollarını çalışan, hem Türk ekonomisine ve Türk insanına ağır darbeler vuran ve darbelerin şiddeti gittikçe artan suç ekonomisiyle ilgili araştırmalar yapan çok değerli bir ekonomist arkadaşımız aramızda. Onu zaten sosyal medyadan, televizyonlardan yapmış olduğu tahlillerden tanıyorsunuz. Selçuk Geçer bugün Zafer Partisi'ne aramıza katılıyor. Bu mücadelede birlikte yürümeye devam edeceğiz. Selçuk Bey aramıza hoş geldiniz. Selçuk Bey'e bugün rozetini burada sizlerin huzurunda gururla takıyorum ve bundan sonra birlikte Türk ekonomisiyle ilgili çalışmalara ve suç ekonomisinin ağır tahribatı konusuna eğilmeye devam edeceğiz. Aramıza hoş geldiniz Selçuk Bey. Uyuşturucudan ortaya çıkan para, çeteleri ve narko-terör örgütlerini daha da güçlendirmektedir. Kartelleşmektedir. Bu para bürokrasiyi, ticareti ve siyaseti korkunç bir hızla kirletmektedir. Bugün sadece İstanbul'da binden fazla tetikçinin 10 büyük çetede örgütlendiğini görüyoruz. Adları komik de olsa bu çetelerin hiçbir komik tarafı yoktur. 15-25 yaş aralığında çoğu uyuşturucu kullanan motor bisikletli çete mensupları esnaftan haraç almakta, uyuşturucu pazarlamakta, kiralık katil olarak hizmet görmektedirler. Kimleri ve nasıl öldürdükleri, nasıl siyasi cinayetlerde bu uyuşturucu çetelerinin kullanıldığı büyük Türk milletinin malumudur. Bu çetelerin kurtarılmış bölgeler olarak nitelendirdiği bölgeler oluşmuştur. Mevcut eğilimin devam etmesi durumunda çeteler, Güney Amerika'daki çeteler gibi devletle açık çatışmaya gireceklerdir. Geçtiğimiz günlerde Samsunlu bir özel harekatçı kardeşimizin İstanbul'da gün ortasında bir alçak çete mensubu tarafından nasıl şehit edildiğini hep birlikte gördük. Değerli Basın Mensupları, büyük Türk milleti, Dünyadaki en büyük narkotik kaçakçısı örgüt hiç şüphesiz PKK'dır. PKK uyuşturucunun Orta Doğu'dan Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını ve Avrupa'da perakende satışını bizzat gerçekleştirmektedir. Avrupa ülkelerinde uyuşturucunun sokaklarda pazarlanmasının yüzde 65’ini çoğu PKK'lı olan Türk vatandaşları gerçekleştirmektedir. PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği aklanmış paranın tutarı 28 milyar euro artı 3 milyar dolardır. PKK terör örgütü ile yürütülen müzakereler Öcalan ve PKK'nın istediği şekilde sonuçlansa da PKK uyuşturucu kaçaklığından vazgeçmeyecektir. PKK Avrupa'da oluşmuş suç şebekelerine ve bağlantılarına biz artık demokratik siyaset yapıyoruz. Suç ve uyuşturucu piyasasından çekildik demeyecektir. Türkiye'de legalleşmiş bir PKK arkasındaki uyuşturucu desteğiyle Türkiye'nin başını büyük bir bela olarak ağrıtmaya ve ülkemizi bölme çalışmalarına devam edecektir. AK Parti'nin sınırlarda açık kapı politikası Türkiye'ye uyuşturucu girişini nasıl kolaylaştırdıysa 400 bin dolara vatandaşlık satılması da dünyanın bütün suç örgütlerinin ülkemize yerleşmesine yol açmıştır. Sırbistan, Rusya, Karabağ, Gürcistan, Azerbaycan mafyaları Türkiye'yi, özellikle de İstanbul'u üs olarak seçmiştir. İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan mafya liderleri bile Türkiye'de vatandaşlık almışlar ve yabansı mafyalar Ege ve Akdeniz kıyılarındaki bölgemizde turizm ve inşaat işine girmiştir. Ülkemizde hızla örgütlenen diğer iki yabancı mafya grubu hiç şüphesiz Afganlar ve Suriyelilerdir. Son dönemlerde Afgan torbacıları sokakta ‘Afgan Gülleri’ diye isim bile yapmıştır. Bu grupları besleyen güçlü insan kaynakları bulunmaktadır. Güvenlik güçlerinin bu yapılara karşı teknik ve istihbarati çalışması kullandıkları dinlerden ve yurt dışındaki bağlantılardan dolayı daha da zordur. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, sevgili Zafer Partililer, Organize suç örgütlerinin ve uyuşturucu çetelerinin oluşturduğu tehdidi daha da arttıran bir başka bağımlılık tehdidi de sanal kumardır. Güya ülkemizde kumar yasaktır. Kumar oynamak için KKTC'ye veya Gürcistan'a giderler. Oysa bu doğru değildir. Sanal kumar ve yasa dışı bahis bize cep telefonumuz kadar yakındır. Sanal kumar ve yasa dışı bahisten dolayı toplumun çekirdeği olan aileler parçalanmakta insanlar intihar etmektedir. Geçtiğimiz günlerde Manisa'daydık. Manisa'nın bir ilçesinde bir kahve sahibi genç adam sanal kumar borcundan dolayı intihar etmişti. Türkiye'de en çok intihar eden meslek gruplarının başında polis geliyor. Ve polis intiharlarında da sanal kumarın önemli bir rolü olduğunu hepimiz biliyoruz. Sanal kumar yasa dışı bahis bağımlılarıyla uyuşturucu bağımlıları arasında bağımlılık anlamında hemen hemen hiçbir fark yok. Her ikisi de benzer fiziksel ve ruhsal sonuçları olan bağımlılığı yaşamaktadırlar. Yasa dışı bahis birkaç hafta önce başlayan operasyonlara kadar yıllarca rahatsız edilmeden sürdü. Neden? Neden yıllarca dokunulmadı? Bugün dokunulmasının nedeni nedir? 2011-2018 arasında Türkiye'de yasa dışı bahis oynatan bir İngiliz şirketi yöneticilerinin rüşvet ve dolandırıcılık suçuyla yargılandıklarını biliyoruz. Acaba bu şirket Türkiye'de de rüşvet dağıtmış mıdır? Dağıtmışsa kimlere dağıtmıştır bu rüşveti? Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çeteleri tarafından kıskaca alınmış olan Türkiye, bu kıskacı Zafer Partisi'nin Tertemiz Türkiye Projesi’yle darmadağın edecektir. Tekrar ediyoruz. Sorunların büyümesine ve bu noktaya bir milli tehdit olma noktasına gelmesine neden olan AKP iktidarının organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar ile başa çıkmayan politikalarıdır. Mücadele etmeyen politikalarıdır. AK Parti anayasamızın 58. maddesinde yer alan Türk gençliğini, alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde ve kumardan koruma görevini yerine getirmemiştir. Zafer Partisi olarak iktidara geldiğimiz zaman Tertemiz Türkiye Projesi çerçevesinde organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı büyük bir mücadele başlatacağız. Bu mücadelenin temel altyapısını bir ekiple birlikte oluşturduk. Şimdi sizlere bu ekibi de tanıtmak istiyorum. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mahmut Karaaslan. Mahmut Bey yıllarca polis istihbaratta terör konusunda uzman bir emniyet mensubu olarak çalıştıktan sonra Van'da Van Emniyet Müdürü olarak ve Ankara'da Ankara Emniyet Müdürü olarak sadece PKK ve FETÖ'yle mücadele etmemiş 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi gecesi FETÖ'cü teröristlere Ankara'yı dar eden emniyet müdürü olmanın dışında uyuşturucu çeteleriyle de yıllarca mücadele etmiş bir deneyimli eski emniyet mensubu ve Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısıdır. Yine Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı bağımlılık konusunda yapmış olduğu Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırmalarla uzman psikiyatri profesörü, Prof. Dr. Sertaç Ak. Yine yıllarını emniyette emniyet müdürü olarak sahada yapmış olduğu çalışmalarla, özellikle FETÖ terör örgütü konusunda ve FETÖ terör örgütüyle vermiş olduğu mücadele konusunda emniyet içinde ve Türkiye'de tanınan 15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde FETÖ’cülerin açmış olduğu ateşle ağır yaralanan ve hayata güçlü şekilde tutunup bugün Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak mücadeleye devam eden Fatih Eryılmaz Bey de ekibimizin içerisindedir. Bu çalışmanın içinde yine bir başka psikiyatrist arkadaşımız, deneyimli bir hekim ve iletişim stratejileri konusunda bir uzman, Dr. Semih Dikkatli, Biz bir ekip olarak burada aramızda şu anda olmayan ama çalışmalara katkı veren arkadaşlarımızla ve bütün Zafer Partisi Genel Merkez il ve ilçe kadrolarımızla Tertemiz Türkiye Projesi’ni geliştirerek güncelleyerek ve güçlendirerek yola devam edeceğiz. Öncelikle yeni yasal düzenlemeler gerekiyor. Bağımsız bir uyuşturucu ile mücadele yasasının olmaması ve soruşturma yöntemlerinin bu yasayla düzenlenmemesi hukuki mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Ayrıca yargılama sırasında uyuşturucu ticareti öncül suçuyla mal varlığını aklama suçu arasındaki illiyet bağının mutlak ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gereği uyuşturucu patronlarını adeta korumaktadır. Bunu değiştireceğiz. Uyuşturucu ile mücadele mevzuatını bir araya getiren yanlış eksikleri gideren yeni ve bağımsız bir uyuşturucuyla mücadele kanunu çıkartacağız.Sadece kumar ve sanal kumarla mücadeleyi düzenleyen bir yasal düzenleme gerçekleştireceğiz.Uyuşturucu kaçakçılığını insanlığa karşı suç kapsamında tanımlayarak terör suçu ve uyuşturucu çetelerini de terör örgütü olarak tanımlayacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı terörle mücadele hukuki yöntemlerini ve idari yöntemlerini kullanacağız.Yapılacak hukuki düzenlemeler ile uyuşturucu tacir ve çetelerinin bütün mal varlıklarına el koyarak devlete devredeceğiz. Diyelim ki 5 milyon dolarlık bir uyuşturucu sevkiyatını yakaladık ama çete liderinin mal varlığı 100 milyon dolar. Tamamına el konulacak.Uyuşturucu ve sanal kumar suçlarıyla ilgili infaz indirimi yapılmayacak. Ancak ayrı yasal düzenlemeler gerekecek. Ve bu zorlaştırılacak.Uyuşturucu örgütleriyle bağlantılı siyasetçi ve bürokratların mal varlığına el konularak hazineye devredilecek. 3. kişiler üzerine alındığı tespit edilen mal varlıklarına da el konulacak.Narkotik mali suçlar ve organize suç birimlerinin insan gücü, eğitimi ve mali kaynakları arttırılacak. Narkotik daire, en güçlü dairelerden birisi haline gelecek.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uyuşturucu örgütleriyle yurtdışında, diğer ülkelerin ilgili birimleriyle ortak veya bağımsız mücadele vereceği nitelikli operasyonlar yapabilmesi için imkân sağlayan hukuki düzenlemeler gerçekleştireceğiz.Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar örgütlenmeleriyle ilgili cezalar ağırlaştırılacak.Özellikle İstanbul'da ilçelere bir geçiş dönemi için valilik yapmış mülki memurlar kaymakam olarak atanacak. İl Emniyet Müdürlüğü yapmış narkotik ve organize suç konusunda deneyimli İl Emniyet Müdürleri kadroları saklı olmak üzere ilçe emniyet müdürü olarak görevlendirecek. Bu mücadelenin, bu savaşın merkez üstü İstanbul'dur. İstanbul'u çetelerin elinden geri alacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele konusunda bilimsel araştırma ve projelere ağırlık verilecek. Üniversiteler uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadeleye bilimsel temel oluşturacak araştırmalara yönlenecekler.Bağımlılık ile kitlesel mücadele için klinik psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve benzer uzmanların eğitimi sağlanacak ve devlette istihdam edilecekler.Uyuşturucu ile mücadele eğitim ile başlar, tek seferlik eğitimin baştan savma eğitimlerin yerini Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere değişik kurum ve kuruluşlarla bir sürekli eğitim haline getireceğiz ve gençleri, aileleri uyuşturucu çetelerine, sanal kumar çetelerine karşı eğiteceğiz.Uyuşturucu ile mücadelede denetimli serbestlik müessesesi çok ciddi şekilde denetim altına alınacak ve ağır hukuki şartlara bağlanacak. Bugün savcıya bile gitmeden serbest bırakıldıklarını biliyoruz. Bu böyle devam etmez.Tedaviyi gönüllü değil zorunlu hale getireceğiz. Eğer uyuşturucu bağımlısıysanız sadece kendiniz için değil aileniz ve toplum için de tehdit oluşturuyorsunuz. Nasıl vücuduna bomba bağlamış bir canlı bomba ‘bu benim kişisel yaşamım bu bomba patlarsa ben ölürüm bu kimseyi ilgilendirmez’ diyerek sokaklarda dolaşamaz ise bir uyuşturucu bağımlısı da ‘ben tedavi olmak istemiyorum böyle hayatımdan memnunum’ diyemez. Anne, baba veya kardeşlerinin imzasıyla zorunlu olarak tedavi edilecek.Çetelerin insan kaynağını kurutacağız. Sınırlarımızı güvenlik altına almak ve sığınmacı ve kaçakları vatanlarına geri yollamak için oluşturduğumuz Anadolu Kalesi Projemizle sınırlarımızı teröristlere, göçlere ve uyuşturucu tüccarlarına tamamen kapatacağız. Böylece dışarıdan gelen insan kaynağını sona erdireceğiz. Vatandaşlık verilmiş mafya üyelerinin tamamını vatandaşlıktan çıkartacağız. Uyuşturucuyla mücadeleyi sınır dışından yurt dışı operasyonlarla başlatacağız. Sokak çocuklarını sokaklardan okullara, yurtlara, atölyelere alarak devletin çocukları halde getireceğiz. Sokaklarımızda hiçbir sokak çocuğu kalmayacak. Hepsi Türk Devleti'nin çocukları olacak. Organize suçu örgütlerinin avlandıkları alanları örgütlere eleman devşirdikleri yerleri ilçe ilçe, cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan, kafeterya kafeterya, lokanta lokanta biliyoruz. Onları gençlerimizin avlanma alanı olmaktan çıkartıp mafyayı avladığımız alan haline getireceğiz.Bağımlıların aileleri en büyük trajedi yaşayanlar. En büyük trajedi çocuklarını uyuşturucuya kaybedip gözlerinin önünde yok olmasını izlemek zorunda kalarak yaşıyorlar. Ve bu aileler büyük ölçüde yalnız bırakılıyorlar. Biz uyuşturucuya yavrularını kaptırmış ailelerin de yanında olacağız. Sevgili anneler, sevgili babalar, sizin yaşamış olduğunuz zorlukları hayal dahi edemeyiz. Ne kadar büyük bir ızdırap yaşadığınızı ancak tahmin edebiliriz. Bir anne bir baba çocuğunu bir hastalıkta bir kazada kaybettiği zaman veya ülke savunması sırasında şehit verdiği zaman hiç şüphesiz çok büyük bir acı yaşar. Ama siz çocuklarınızın ağır çekim ölümünü izliyorsunuz. Biz sizin yanınızda olacağız. Ve çocuklarınızı uyuşturucudan çetelerin elinden geri alıp sizlere sağlıklı evlatlar olarak vereceğiz. Size söz veriyoruz.Mevcut haliyle uyuşturucu tedavi sistemi adeta çökmüştür. Tedavi için 5-6 ay beklenmektedir. Halen mevcut yataklı tedavi sayısı bin 500 civarındadır. 2 milyona yakın bağımlılığının olduğu bir ülkede bin 500 yataklı tedavi olur mu? Birkaç merkezle sınırlı kalır mı? Hayır. Yataklı tedavi merkezlerini ve ayaktan tedavi merkezlerini bütün Türkiye'ye yayacağız. Sadece psikolojik tıbbi değil sosyolojik bir rehabilitasyon da oluşturacağız. Bu insanlarımızı Türkiye'nin gücü olarak Türkiye'ye tekrar kazanacağız. Bu mücadele bekleyecek bir mücadele değil. Bu mücadele ertelenecek bir mücadele değil. Bu mücadeleyi engellemek için çok çaba sarf eden olacaktır. İçeriden ve dışarıdan. Siyasetin içerisindeki narkotik çetelerinin uzantılarından, narkotik çetelerinden, sanal kumar çetelerinden, onların arkasındaki yabancı servislerden. Ancak bu mücadelenin engellenmesini engelleyecek Türk milleti var. Ve Türk milleti bu mücadeleye destek olacak. Türk milleti bilsin, Türkiye Zafer Partisi’yle bu mücadeleyi kazanacak. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Tertemiz bir Türkiye’de buluşma dileğiyle.”

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Haber

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı, Nazif Okumuş Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Zonguldak’ta yaptığı basın açıklaması hakkında basın bülteni göndermiştir: Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün Zonguldak'ta Zafer Partisi Genel Merkez heyeti olarak değişik temaslarda bulunmak ve akşam Zonguldak'ta Adalet Mülkün Temelidir Derneği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde Öcalan komisyonunun yapmış olduğu çalışmaların arka planını sevgili Zonguldaklılarla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Ülkemiz ağır çok ağır bir krizden geçiyor. 2026 senesi Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak bu şimdiden görülüyor. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli üniter ve laik niteliğine yönelik saldırılar ve cumhuriyetin kuruluş esaslarını anayasanın ilk üç maddesini ortadan kaldırma girişimleri öte yandan sekizinci yılına giren ekonomik buhran ülkemizi adeta bir girdabın içerisine doğru çekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine ülkemiz geçtiği günden bu yana ekonomideki buhran artarak devam ediyor. Toplumun yüzde 80’ini oluşturan asgari ücretli, dar gelirli, sabit gelirli kesimlerin milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin yüzde 80'i fakirleşiyor. Ancak küçük bir rantiye azınlık, iktidara yakın küçük bir grup ekonomik durumunu ya iyileştiriyor ya da aynı seviyede muhafaza ediyor ama Türk toplumunun önemli büyük bir çoğunluğu fakirleşmeye, yoksullaşmaya devam ediyor. 16 milyon emekli, dul ve yetim açlıkla sınanıyor. 6 milyon asgari ücretli hayata tutunma mücadelesi veriyor. Çiftçiler adeta afetzede gibiler. Türk çiftçisi her geçen gün yoksullaşırken onun sırtından Türk çiftçisinin sırtından Amerikalı çiftçiye kar transferi yapılabiliyor. Köylerimiz boşalıyor. Tarım Bakanlığı, Türk çiftçisi için değil bazı ithalat lobileri için yıllardan bu yana organize bir şekilde çalışıyor. Bunun neticesinde ve yanlış ekonomik politikaların neticesinde pazar yerleri adeta öfkenin patlama yaptığı yerler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye'nin değişik yerlerinde şehirlerinde pazarı ziyaret ettiğimiz zaman hale borcu olmayan esnaf bulamıyoruz. Pazar esnafı alım gücü ortadan kalkmış vatandaşlara üzülürken pazarda elinde ancak torbanın dibini doldurabildiği bir torbayla bir tezgahtan öbür tezgaha daha ucuz limon, elma, domates, portakal bulabilir miyim diye dolaşan insanlarımızı görüp de insanın içinin acımaması mümkün değil. Vatandaş esnafa, esnaf pazar yerinde vatandaşın ortadan kaybolan alım gücüne üzülüyor. Artık pazarda 3 kilo, 4 kilo meyve sebze alanı bulmak mümkün değil. 1 kiloyu alabilen kendisini şanslı sayıyor. İşte AK Parti'nin 2002'den bu yana devam eden ekonomik politikalarının Türk halkını getirmiş olduğu nokta budur. Günü birlik, plansız, öngörüsüz sadece gelecek seçimi kurtarmaya odaklı ama halkın refahını yeni istihdam alanları yaratmayı daha güçlü ve dünya piyasasıyla rekabet edebilir sanayi oluşturmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen bir ekonomik anlayışla 2002'den bu yana ülkemiz yönetiliyor. Bunun neticesinde gelmiş olduğumuz nokta hazinede paranın kalmaması. Şimdi bu yılı kurtarmak için bin yirmi beşi kurtarmak için esnafa, sanayiciye haksız cezaların ve haksız vergilerin getirildiğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı'nın ceza kesmediği esnaf adeta kalmamış durumda. Öte yandan bu vergilerin ve cezaların altında dürüst esnaf, dürüst iş adamı inlerken malum iş adamlarına da vergi muafiyetleri getiriliyor. 2024'te 2,5 trilyon TL'ye yakın vergi muafiyeti getirilmişti. Bu rakamın 2025'te yani bu sene 3 trilyon lirayı bulacağı görülüyor. Evet, devlet belirli iş adamlarından alması gereken 3 trilyon TL vergiden vazgeçiyor ama asgari ücretle çalışan bir annenin çocuğuna mama almak için ödeme yaparken ödediği katma değerden özel tüketim vergisinden vazgeçmiyor. Böyle bir ortamda Türk sanayisinin de Türkiye'yi terk ettiğini ve çözüldüğünü görüyoruz. Sadece tekstilde 5 milyar dolarlık sanayimiz geçtiğimiz 1-2 yıl içinde Mısır'a yerleşti. Ama sadece tekstil değil, ayakkabı sanayisinin de Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. Balkan ülkelerine göç eden sanayicilerimiz var. Eğer bir ülkede adalet olmazsa, eğer bir ülkede ekonomik politikalar kısa, orta ve uzun vadeli ve planlı olmazsa eğer iş dünyası tapusu için güven duymazsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz, ekonomik istikrar olmaz. Ülkemizde de bu ekonomik istikrar yok. Sadece tekstilde 264 bin işçi işini kaybetti. Bunlar aileleriyle birlikte 1 milyon insan oluşturuyorlar. Bu ekonomik krizden çıkmanın yolu neoliberal ekonomik politikaları terk ederek Zafer Partisi'nin sürdürülebilir kalkınma modeline geçiştir. Tekrar ediyorum. Bu ekonomik politikaları Türkiye'yi getirmiş olduğu ekonomik buhrandan çıkmak için neoliberal herhangi bir modelin geçerliliği yoktur. Tek çözüm sürdürülebilir planlı kalkınma ve karma ekonomik 21. yy uygun bir karma ekonomik modeldir. Biz de Zafer Partisi olarak bu modeli savunuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatının kurulmadığı, eğitimin kalitesinin yükseltilmediği, Sayıştay'ın harcamaları devlet harcamalarını denetim altına almadığı, ve adaletin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma ve refahtan söz etmek mümkün olmaz. Biz de Zafer Partisi olarak bize yetki verdiğimiz takdirde bunları gerçekleştirmeyi taahhüt ediyoruz. Ancak ülkemizin yaşamakta olduğu ağır ve Cumhuriyetin varlığı için tehdit oluşturan diğer hususta PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yapılan pazarlıklardır. Biz de terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin pazarlık masasında Abdullah Öcalan'la pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Öcalan komisyonu İmralı Adası'na giderek terörist Öcalan'la konuşacakmış. Ona beşikteki bebekleri öldürme kararını verirken ne hissettin diye soracaklar mı? Sormayacaksanız niye gidiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi veren Gazi bir Meclis’tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimine karşı direnen bir meclistir. Bir terör örgütünün darbesine karşı direnen bir Meclis, devlet kuran bir Meclis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu anlaşması olan Lozan'ı tanımayan, Cumhuriyet'in Kürtlere soykırım yaptığı şeklindeki ahlaksızca iftirayı atan bir terör örgütünün elebaşısının ayağına gidip ne diyecektir? Bunu Zafer Partisi olarak bilmek istiyoruz. Teröristbaşına gittiğiniz zaman onun pis elini sıkacak mısınız? Ona ‘Abdullah Bey’ diye mi hitap edeceksiniz? İstihbaratçılara ve devletin diğer güvenlik görevlilerine söylemediği neyi söyleyecek Abdullah Öcalan size? Hiçbir şey söylemeyecek. Terörist örgütün terörist elebaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin İmralı'ya gelmesini dünyaya ve kendi taraftarlarına Türkiye'yi yendiğinin göstergesi olarak kullanmak için istiyor. O heyetin içinde olanların hiçbirisi ailelerine, çocuklarına, torunlarına bu İmralı ziyaretini bir şeref olarak bırakamayacak. Türk halkı da bu teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından ziyaret edilmesini kabullenmiyor. Türk halkı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını da kabullenmiyor. Her şeyde demokrasi diyorsunuz. Demokrasi için yeni Anayasa diyorsunuz. Hadi Türk halkına soralım. Türk halkı milli üniter laik devletten PKK ve Öcalan istedi diye vazgeçmeyi kabul edecek mi zannediyorsunuz? Sürecin arkasında halkın yüzde 60-70 desteği var diyorsunuz. Hodri meydan. Gidelim sandığa bakalım var mı halkın yüzde 60-70 desteği yoksa halk sizi Haziran 2015'te olduğu gibi sandığa ve bu sefer sandığın en dibine gömmeye mi hazırlanıyor? Zafer Partisi olarak Türkiye'yi nasıl bugün Zonguldak'ta bir panel düzenleyerek bütün bunları anlatacaksak, gelecek hafta Mersin'de düzenleyeceğimiz panelle bunları anlatacaksak, özetle bütün Türkiye'yi adım adım dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl Öcalan’la pazarlık masasına konulduğunu her yerde anlatacağız. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşması sırasında bulunduğu ‘sandığa gidelim’ çağrısı hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Madem demokrasi diyorlar, madem Türkiye, PKK ile terörist örgütle pazarlıkla demokratikleşiyormuş, Türk halkının iradesini Meclis’te yapılan pazarlıklarla belirleyemezler. Her şey Türk halkının önüne gelmeli. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Türkiye’nin terörsüzleştirilmesi için neler yapılması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı sonrası salonun ayakta alışması üzerine gelen soruya şu cevabı verdi: Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık edilerek değil, terörle mücadele edilerek ve terörist örgüt bitirilerek olur. Terörist örgüt teslime zorlanarak olur. Zafer Partisi olarak bizim bir antiterörizm programımız var. Bu programı parti kurulduğu günden beri Türk kamuoyuyla paylaşıyoruz ve bu program 12 ana başlıkta PKK terör örgütünün nasıl sonlandırılacağını ayrıntılı olarak anlatıyor. Önümüzdeki süreçte de düzenleyeceğim, her perşembe düzenlediğim basın toplantılarından birisinde kapsamlı bir şekilde Zafer Partisi'nin terörü bitirme programını tekrar Türk kamuoyuyla paylaşacağım. Burada bu basın toplantısı çerçevesinde zaman yetersizliğinden ötürü bu güzel sorunuza ama uzun cevap gerektiren sorunuza cevap vermiyorum. Gelelim ikinci sorunuza; Milliyetçi Hareket Partisi'ne Alparslan Türkeş'in kurduğu parti diye oy veren Milliyetçi Hareket Partililere kendilerine şu soruyu sormalarını istiyorum: Alparslan Türkeş o salonda otursaydı bu sözü alkışlar mıydı yoksa alkışlamaz mıydı? Alkışlardı diyen Milliyetçi Hareket Partili seçmen varsa söyleyecek bir şeyim yok. Ama alkışlamazdı diyen Milliyetçi Hareket Partilinin hepsini Zafer Partisi'ne davet ediyoruz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’a daha önceki gelişiyle şimdiki gelişinde ne gibi farklılıklar olduğu sorusuna şu cevabı verdi: Daha hiçbir şey görmedim. Biraz sonra göreceğim. Gelir gelmez buraya geldim. Ama Zonguldak, Zafer Partisi'nin sanayi politikalarında Türkiye'nin en önemli dört merkezinden birisi, bir liman kenti olma niteliği ve Türk ağaç sanayinin merkez üstlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Onun için Zonguldak'a büyük önem veriyoruz. İlk ziyaretimizi Ticaret Odası'na gerçekleştirdik ve kendileriyle uzun ve çok kıymetli bir toplantı yaptık. Notlarımızı aldık. Önümüzdeki süreçte görüşmelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi ilgili olan tartışmalar hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Bakın, biz özelleştirmeden çok içinden geçtiğimiz süreçte kamulaştırmanın ön planı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Özelleştirme bir fetişizme dönüştü. Karlı olan devlet işletmeleri bile gereksiz şekilde özelleştirildi ve özelleştikten sonra da gereken yatırımlar yapılmadığı için hem millete hem de sahibine zarar vermeye başladı. Mesela, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Tabii Zonguldak için kömür çok önemli. Ancak her doğal kaynağın olduğu gibi kömürün de bir sonu var. Zonguldak'ın perspektifini sadece kömür içerisine sıkıştırmamak gerekiyor. Kömür konusunda yeni yatırımlar yapılarak modernleştirme devlet eliyle geliştirilirken Zonguldak'a başka başka yatırımların da kaydırılması gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ın Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan iki eksende hattın dünyaya açılış kapısı olarak demir yollarıyla bu bölgeyi dünyaya bağlayan, denize bağlayan merkez üs haline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ta çok kıymetli bir üniversite var. Bu üniversitenin seviyesinin, içeriğinin, akademik etkinliğinin devlet desteğiyle de arttırılarak özellikle yüksek teknoloji alanında ortaya ürünler, sanayi ile birlikte ortaya ürünler koyabilecek bir noktaya çıkartılması gerektiği inancındayız. Sonuç olarak Zonguldak, Türk ekonomisinin önemli merkezlerinden birisi, Türk eğitiminin önemli merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Dört Bölge Dört Deniz Projesi kapsamında Zonguldak’ı kapsayan bölümünün neler olduğunun sorulması üzerine verdiği cevap: Sanayinin hem de Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan sanayinin dünyaya açılış merkezi haline gelecek olan Zonguldak'ta yerleşim planlamasının yeniden tasarlanmasından demir yollarının kente kazandıracağı etkinliğe kadar birçok farklılaşma gerçekleşecek. Bu da Zonguldak'a bir cazibe merkezi haline getirecektir. Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izni hakkında Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ şu açıklamayı yaptı: İçişleri Bakanlığı Mahsur Yavaş'la ilgili bir soruşturma izni vermiş. Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın saklayacak, gizleyecek bir şeylerin olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak neden hiç AK Partili belediye başkanları için soruşturma izni verilmiyor? Neden Melih Gökçek için hazırlanmış olan 100 tane dosya inatla hakkında soruşturma başlatılmıyor. İşte bu siyasetin muhalefete yönelik düşman ceza hukuku uygulamalarının bir sonucudur.

İskenderun’da iki asker şehit olmuştu: Dört personelin TSK ile ilişiği kesildi Haber

İskenderun’da iki asker şehit olmuştu: Dört personelin TSK ile ilişiği kesildi

İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'nda iki askerin şehit olduğu olayla ilgili hem idari hem de adli süreç sona erdi. Milli Savunma Bakanlığı, İskenderun'daki asker ölümlerine dair soruşturma kapsamında Alay ve Tabur Komutanı dâhil olmak üzere toplam dört personelin görevden alındığını belirtti. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 25 Temmuz 2025 tarihinde İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'ndaki iki askerin şehit olmasıyla ilgili olarak yürütülen idari tahkikatın sonuçlandığını duyurdu. Bakanlığın açıklamalarına göre, olayla ilgili kast, ihmal veya kusur taşıyan dört personelin - Alay Komutanı ve Tabur Komutanı dahil - Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesildi. Ayrıca, sekiz personele kusurlarının derecelerine uygun olarak çeşitli disiplin cezaları verildi. İskenderun'daki asker ölümleri: Adli süreç sürüyor MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık bilgilendirme toplantısındaki açıklamasında, idari tahkikat ve adli tıp raporlarının tamamlandığını ifade etti. Aktürk, adli sürecin İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü ve TSK'nın “şeffaflık ve kamuoyunu doğru bilgilendirme” ilkesi doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı. Bakanlığın açıklamasında, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; bağrından çıktığı aziz Türk milletinin sevgisi, güveni ve dualarından aldığı güçle, mevzuat çerçevesinde açık ve şeffaf bir tutum sergilemeye devam edecektir" denildi. MSB, şehit olan iki Mehmetçik için başsağlığı mesajı yayımladı. Toplantıda ayrıca terörle mücadele, sınır güvenliği, Gazze'deki ateşkes girişimleri, savunma sanayi projeleri ile ilgili gelişmeler ve düşen C-130 askeri kargo uçağına ilişkin teknik incelemelere dair bilgiler aktarıldı. C-130'un kara kutusunun TUSAŞ tesislerinde incelendiği ve uçağın enkazının Kayseri'deki İkinci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü'nde detaylı olarak analiz edileceği ifade edildi. Bakanlık, PKK'nın çekilme ve silah bırakma açıklamalarına ilişkin soruya da cevap vererek, sürecin "devletin ilgili birimleri tarafından titizlikle yönetildiğini" belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.