Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Piyasa Koşulları

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Piyasa Koşulları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Piyasa Koşulları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan faiz ödemelerine ilişkin açıklama Haber

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan faiz ödemelerine ilişkin açıklama

Hazine ve Maliye Bakanlığı, son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine ilişkin yapılan değerlendirmeler dolayısıyla açıklama yaptı. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesinin, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmadığı vurgulanırken "Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli Devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır" denildi. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olmasının, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının anaparaya eklenmesi olduğu aktarılırken şunlar kaydedildi: "Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur. Dolayısıyla Ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle, TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır." Açıklamada, dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte, faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesinin beklendiğine dikkat çekilirken, göstergelerin, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmediği belirtildi. Faiz giderlerinin milli gelire oranının, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğinin altı çizilirken "Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir. Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken; 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir" açıklaması yapıldı. Ayrıca, kamu borçlanma stratejisinin, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edildiği ifade edilirken, program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltıldığı ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verildiği hatırlatıldı.

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi Haber

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi

Teknoloji ve hizmet tedarikçisi Bosch, küresel ekonomik baskıların belirgin şekilde hissedildiği 2025 mali yılını zorlu koşullar altında tamamladı. Ön kapanış rakamlarına göre¹, şirketin satış gelirleri 91 milyar Euro ile bir önceki yılın (2024: 90,3 milyar Euro) hafif üzerinde gerçekleşti. Kur etkilerinden arındırıldığında, satış gelirleri yüzde 4,2 artış kaydetti. Faaliyetlerden elde edilen FVÖK marjı ise yüzde 1,9 seviyesinde kalarak beklentilerin altında gerçekleşti (2024: yüzde 3,5). 2025 yılındaki yavaş büyümede, küresel ekonomik zayıflık ve zorlaşan piyasa koşulları belirleyici oldu. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, ön kapanış rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomik gerçeklik sonuçlarımıza yansıdı. 2025 Bosch için, zorlu ve zaman zaman can sıkan bir yıl oldu.” dedi. Hartung sözlerini şöyle sürdürdü: “Olumsuz koşullara rağmen, büyüme stratejimiz üzerinde sistematik bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bu, rekabet gücümüzü artırmamızı da gerektiriyor. Şimdi geleceğe yönelik rotamızı belirliyoruz.” Bosch 2030 Stratejisi kapsamında, küresel varlığından, güçlü markasından ve teknolojik uzmanlığından faydalanmaya devam etmeyi planlıyor. Bosch, mevcut ekonomik ortamda rekabetin daha da yoğunlaşmasını beklerken, faaliyet gösterdiği pazarlarda belirgin bir toparlanmanın 2027’den önce gerçekleşmesini öngörmüyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir büyüme için yıllık yüzde 6–8 satış artışı ve en az yüzde 7 marj seviyesi stratejik referans olarak korunuyor; mevcut koşullar altında bu hedef marja en erken 2027 yılında ulaşılması öngörülüyor. Rekabet gücü: Maliyet açığını kapatmak, yatırım kapasitesini güçlendirmek 2030 Stratejisi kapsamında Bosch, maliyet yapısını dönüştürmeye ve yatırım kapasitesini güvence altına almaya odaklanıyor. Strateji, şirketin dünyanın tüm bölgelerindeki kilit pazarlarda ilk üç tedarikçiden biri olma hedefini desteklerken, rekabetçi maliyet seviyeleri ile hedeflenen kar marjına ulaşma ve talep odaklı kapasite yönetimini zorunlu kılıyor. Hartung, “Malzeme maliyetlerimize yönelik üzerinde çok çalışıyor üretkenliğimizi artırmak için yapay zekayı daha yoğun bir şekilde kullanıyor ve her yatırımı eskisinden daha dikkatli değerlendiriyoruz.” dedi. “Ancak uzun vadede rekabet gücümüzü ve yatırım kapasitemizi güvence altına almak için personel giderlerimizi azaltmak ve organizasyonumuzu daha verimli hale getirmek için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.” Elektromobiliteye geçiş ve küresel otomotiv sektöründeki son derece yüksek fiyat ve rekabet baskısı, yalnızca Mobilite faaliyet alanında hedef marja kıyasla, yıllık yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk bir maliyet açığı yaratırken, bu tablo Bosch’un geçtiğimiz yıl yaklaşık 13.000 pozisyonda yeniden yapılanma ihtiyacı açıklamasına yol açmıştı. Hartung, bu adımların şirketin uzun vadeli rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini korumaya yönelik zorunlu ancak sorumlu kararlar olduğunu vurguladı. Bosch'un kaçınılmaz olan bu tedbirleri, çalışan temsilcileriyle yakın istişare içinde ve başlangıçta şirket için yüksek maliyetlere yol açsa bile sosyal açıdan mümkün olduğunca kabul edilebilir bir şekilde uygulamayı hedeflediğini belirtti. 2030 Stratejisi: İnovasyonlar ve satın almalar iş fırsatları yaratacak Bosch olumsuz koşullara rağmen, birçok pazar segmentinde işlerin yeniden canlanması için önemli büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Yazılım odaklı mobilite gibi kritik alanlardaki piyasa ivmesinin başlangıçta sınırlı olacağını, ancak özellikle önümüzdeki on yıl içerisinde önemli ölçüde hızlanmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bosch, 2025 yılında akıllı sürücü destek sistemleri ve sensör teknolojisi gibi alanlarda güçlü bir sipariş ivmesi yakalayarak otonom sürüş çözümleri için 11 milyar Euro tutarında sipariş aldı. HVAC (Isıtma, Havalandırma, İklimlendirme) çözümlerinde gerçekleştirilen satın almanın etkisiyle, Bosch Home Comfort’un orta vadede satış gelirlerinin yaklaşık iki katına çıkararak 8 milyar Euro seviyesine ulaşması öngörülüyor. İşkolu, şimdiden konut ve hafif ticari binalarda ısıtma, havalandırma ve soğutma pazarında dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri konumunda. Elektrikli El Aletleri iş kolunda ise, pazara çıkış süresi ortalama iki ay kısaltılırken, 2027’ye kadar yaklaşık 2.000 yeni ürününün piyasaya sunulması planlanıyor. Şirket ayrıca 2027 sonuna kadar yapay zekaya toplam 2,5 milyar Euro yatırım yapmayı hedefliyor. Teknolojiye duyulan mesafe, Avrupa’nın refah ve rekabet gücünü riske atıyor Bosch’a göre Avrupa, bölgesel rekabet gücü açısından güçlü bir potansiyele sahip olsa da bu potansiyelin hayata geçmesi toplumun ve politika yapıcıların teknolojiye yönelik şüpheciliğini aşmasına bağlı. Son Bosch Tech Compass araştırmasına göre Almanya’da teknolojik ilerlemenin olumlu etkilerine inananların oranı üçte ikinin altında, Fransa’da ise bu oran daha düşük seviyelerde. Hartung, “Bu oldukça endişe verici bir durum. Bir ülke, bir toplum, küresel rekabette ancak teknolojik ilerleme için yeterli istek varsa hayatta kalabilir.” dedi. Bosch, hidrojen ve yapay zeka gibi alanlarda daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurgularken, 2018’den bu yana yalnızca yapay zeka alanında 2.000’in üzerinde patent başvurusu ile bu dönüşümde aktif rol üstleniyor. 2025’teki gelişmeler: Küresel ekonomi sektör satışlarını yavaşlatıyor Bosch'un faaliyet gösterdiği çeşitli odak pazarlarındaki zorlu küresel koşullar, 2025 yılında iş kolları bazında satış performansını doğrudan etkiledi. Mobilite faaliyet alanında, satış gelirleri 56 milyar Euro ile bir önceki yıla göre nominal olarak %0,3, kur etkilerinden arındırıldığında %3,1 artış gösterdi. Sanayi Teknolojileri faaliyet alanı 6,5 milyar Euro satış geliri elde ederken, kur etkilerinden arındırılmış büyüme %3,2 oldu. Dayanıklı Tüketim Malları faaliyet alanında satışlar, 19,9 milyar Euro ile nominal olarak %1,9 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %4 artış kaydedildi. Enerji ve Bina Teknolojileri faaliyet alanı ise, 8,4 milyar Euro satış geliriyle nominal olarak %12,3, kur etkilerinden arındırıldığında %15,3 büyüme göstererek diğer faaliyet alanlarından ayrıştı. Bölgesel bazda Avrupa’da satış gelirleri 44,2 milyar Euro ile nominal olarak %0,6 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %1,5 artış kaydedildi. Amerika’da satışlar 18,5 milyar Euro ile kur etkilerinden arındırıldığında %9,2, Asya Pasifik’te ise 28,3 milyar Euro ile kurdan arındırılmış %5,6 büyüme gösterdi. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü Markus Forschner, görünümü şu sözlerle değerlendirdi: “Zayıf küresel ekonomik ortamın etkilerini net biçimde hissettik. Buna rağmen attığımız adımlar, maliyet ve rekabet pozisyonumuzu güçlendirmeyi hedefliyor. Bu iyileşmelerin marjlara olumlu yansımasını kademeli olarak göreceğiz; %7’lik hedef marjımıza en erken 2027’de ulaşmayı öngörüyoruz.” 2025 yılını 412.400 çalışanla tamamlayan Bosch’ta, küresel çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 5.400 kişi (%1) azaldı. En fazla düşüşün yaşandığı Almanya’da sayı yaklaşık 6.500 (yaklaşık yüzde 5) kişi azalarak 123.100 çalışana geriledi. 2026 yılı için Bosch, küresel ekonominin %2,3 büyümesini beklerken, rekabet ve fiyat baskısının süreceğini öngörüyor. Şirket, 2030 Stratejisi kapsamında yürüttüğü dönüşüm adımlarını uzun vadeli büyüme ve dayanıklılığın temel unsuru olarak konumlandırıyor.

UEB'den esnaf için borç yapılandırma çağrısı Haber

UEB'den esnaf için borç yapılandırma çağrısı

Uluslararası Esnaf Birliği, artan maliyetler ve finansman baskısı altında zorlanan esnaf ve sanatkârlar için kapsamlı bir borç yapılandırma düzenlemesi yapılması çağrısında bulundu. Uluslararası Esnaf Birliği (UEB), yükselen maliyetler, yüksek faiz oranları ve daralan piyasa koşulları nedeniyle ödeme güçlüğü yaşayan esnaf ve sanatkârlar için kapsamlı bir borç yapılandırma düzenlemesine ihtiyaç olduğunu açıkladı. UEB Genel Başkanı Mehmet Özdil, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a hitaben yaptığı değerlendirmede, esnafın üretimde, ticarette ve istihdamda ayakta kalabilmesi için acil ve bütüncül adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Taleplerinin bir “af” düzenlemesi olmadığının altını çizen Özdil, esnafın yalnızca borç yüküyle değil, icra ve haciz baskısıyla da karşı karşıya kaldığını belirtti. Özdil, “Talebimiz; faiz ve gecikme yüklerinin kaldırıldığı, ana paranın makul vadelerle yapılandırıldığı ve üretim ile istihdamın devamını sağlayacak bir ekonomik nefes paketidir” dedi. UEB tarafından dile getirilen başlıca talepler arasında; vergi borçlarında faiz ve gecikme cezalarının silinerek ana paranın uzun vadeye yayılması, SGK prim borçlarının yapılandırılması ve bu süreçte sağlık hizmetleri ile emeklilik haklarının kesintisiz sürmesi yer aldı. Ayrıca belediyelere olan borçların, esnaf kefalet kooperatifleri ve oda aidatlarının yapılandırılması, kamu bankalarına olan kredi borçlarında düşük faizli uzun vadeli yeniden yapılandırma ile özel bankalara olan ticari kredilerde BDDK koordinasyonunda esneklik sağlanması istendi. Yapılandırma sürecinde icra ve haciz işlemlerinin durdurulması da talepler arasında sıralandı. Açıklamada, söz konusu düzenlemenin yalnızca esnafı değil, genel ekonomiyi de olumlu etkileyeceğini vurgulayan Uluslararası Esnaf Birliği, çağrının siyasi değil, sahadan gelen ekonomik gerçeklere dayalı ve yapıcı bir çözüm önerisi olduğunu belirterek, ilgili tüm kurumları ortak bir çalışma zemini oluşturmaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.