Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pentagon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Pentagon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pentagon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

ABD’nin Hürmüz Operasyonunda “Hedeflerin Tükendiği” İddiası: CENTCOM’dan Trump’a Saldırıları Durdurma Tavsiyesi Haber

ABD’nin Hürmüz Operasyonunda “Hedeflerin Tükendiği” İddiası: CENTCOM’dan Trump’a Saldırıları Durdurma Tavsiyesi

ABD merkezli Axios haber sitesine konuşan iki kaynağa göre, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, Trump yönetimine bölgedeki operasyonların hedef kapasitesini büyük ölçüde tükettiğini ve daha fazla bombardımanın stratejik hedeflere ulaşmada sınırlı katkı sağlayacağını bildirdi. CENTCOM’dan “Daha Fazla Saldırı Gerekmez” Değerlendirmesi İddiaya göre Amiral Cooper, ABD Başkanı Trump’a yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı çevresindeki operasyonların İran’ın ticari gemilere yönelik saldırı kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığını belirtti. Kaynaklar, CENTCOM’un değerlendirmesine göre İran’ın deniz trafiğini hedef alma kapasitesinin büyük ölçüde baskılandığını ve operasyonların sürdürülmesinin tam kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırabileceğini ifade etti. ABD’li askeri yetkililerin, mevcut saldırıların belirlenen hedeflere ulaştığını ve bundan sonraki hava operasyonlarıyla elde edilecek ek kazanımların sınırlı kalacağını değerlendirdiği ileri sürüldü. Trump’ın Saldırıları Durdurma Kararı Haberde yer alan iddialara göre, saldırıları durdurma önerisi yalnızca askeri kanattan değil, Trump’ın sivil danışmanları tarafından da desteklendi. ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşık iki hafta boyunca her gün Pentagon tarafından hazırlanan saldırı planlarını değerlendirdiği ve operasyonların Orta Doğu’daki yerel saatlere göre gece yarısı civarında gerçekleştirildiği belirtildi. Trump’ın cuma günü ABD ordusuna saldırıları durdurma talimatı verdiği ancak bu kararın geçici bir ateşkes mi yoksa daha uzun süreli bir duraklama mı olduğu konusunda net bir açıklama yapılmadığı ifade edildi. Diplomasi İçin Yeni Bir Süreç Başlayabilir Trump, Washington’da düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yaptığı konuşmada, İran’ın şu aşamada anlaşmaya hazır olmadığını düşündüğünü söylemişti. ABD saldırılarının durdurulması kararıyla aynı dönemde Umman’dan bir heyetin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapmak üzere Tahran’a gitmesi dikkat çekti. Umman, geçmişte olduğu gibi İran ile Batılı ülkeler arasındaki diplomatik temaslarda arabulucu rolü üstlenen ülkelerden biri olarak biliniyor. “Tüm Seçenekler Masada” Mesajı ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılara ara vermesinin diplomatik görüşmelere fırsat tanıma amacı taşıdığını söyledi. Waltz, ABD Başkanı’nın hâlâ “tüm seçenekleri masada tuttuğunu” belirterek, diplomatik sürecin başarısız olması halinde farklı adımların değerlendirilebileceği mesajını verdi. Hürmüz Boğazı Krizi Küresel Endişe Yaratıyor Dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, küresel piyasalarda da yakından takip ediliyor. Körfez bölgesindeki herhangi bir uzun süreli çatışmanın petrol taşımacılığı, enerji fiyatları ve uluslararası ticaret üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği belirtiliyor. ABD’nin operasyonları durdurma kararı, askeri gerilimin azaltılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilirken, İran ile Washington arasındaki diplomatik sürecin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor. Önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, İran’ın bölgesel politikaları ve ABD’nin yeni stratejisi, Orta Doğu’daki dengelerin şekillenmesinde belirleyici başlıklar olmaya devam edecek.

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı Haber

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'ın Ortadoğu'daki ABD üslerine yönelik saldırılarında yaşamını yitiren üçüncü Amerikan askerinin kimliğini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, hayatını kaybeden askerin Kuzey Carolina eyaletinden 30 yaşındaki Çavuş Michael Emmanuel Swinton olduğu bildirildi. Harir Üssü'ne düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi Pentagon'un verdiği bilgilere göre Swinton, pazar günü Irak'ın Erbil vilayetine bağlı Soran ilçesinde bulunan Harir Askeri Üssü'ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Yetkililer, askerin ölümüne ilişkin ayrıntılı koşullar hakkında ise bilgi paylaşmadı. Aynı saldırıda görev yapan bir ABD askerinin de hafif yaralandığı ve tedavisinin sürdüğü açıklandı. Hava savunma birliğinde görev yapıyordu Pentagon kayıtlarına göre Michael Emmanuel Swinton, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Üssü'nde konuşlu 108. Hava Savunma Topçu Tugayı'na bağlı 55. Hava Savunma Topçu Alayı'nın 2. Taburu D Bataryası'nda görev yapıyordu. Savunma Bakanlığı, Swinton'ın ailesine gerekli bilgilendirmenin yapıldığını belirterek, olayla ilgili incelemelerin sürdüğünü kaydetti. Ürdün'deki saldırıda da iki asker ölmüştü Pentagon daha önce, Ürdün'deki ABD üssüne düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren iki Amerikan askerinin kimliklerini de açıklamıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 17 Temmuz'da Ürdün'deki üsse düzenlenen saldırıda iki askerin hayatını kaybettiğini, bir askerin ise kaybolduğunu duyurmuştu. Daha sonra Pentagon, yaşamını yitiren askerlerin kimliklerinin tespit edildiğini ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirmişti. ABD'nin kayıpları 17'ye yükseldi CENTCOM ayrıca, 18 Temmuz'da Irak'ta İran'a ait bir insansız hava aracından (İHA) kalan patlamamış mühimmatın kontrollü şekilde imha edilmesi sırasında bir ABD askerinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Böylece ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda hayatını kaybettiği açıklanan Amerikan askerlerinin sayısı 17'ye yükseldi. Bölgede gerilim sürerken, Washington yönetimi hem Irak hem de Ürdün'deki saldırılara ilişkin soruşturmaların devam ettiğini ve güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirtiyor.

SpaceX ABD için 'her şeyi gören göz' uydusu inşa ediyor. Haber

SpaceX ABD için 'her şeyi gören göz' uydusu inşa ediyor.

SpaceX, ABD Uzay Kuvvetleri'nden yörüngedeki hedefleri takip edecek ve küresel gözetleme yeteneklerini artıracak bir radar uydu sistemi geliştirmek için 4,16 milyar dolarlık bir sözleşme aldı. (Kaynak: Azer News) Bu proje, ABD Askeri Uzay İstihbarat Teşkilatı ile iş birliği içinde uygulanan "Uzay Tabanlı Hava Hareketli Hedef Göstergesi" programının bir parçasıdır. Bu, uydu teknolojisini kullanarak hava gözetleme yeteneklerini genişletme çabalarından biridir. Yapılan açıklamaya göre, yeni uydu sistemi mevcut gözetleme yeteneklerini tamamlayacak ve daha önce yer tabanlı radarlar ve uzun menzilli keşif uçakları tarafından gerçekleştirilen bazı görevleri devralacak. Sistemin, küresel ölçekte hava hedeflerinin sürekli takibini sağlaması bekleniyor. Uzay Kuvvetleri, uydu takımyıldızının uçakları, füzeleri ve diğer uçan hedefleri takip edebileceğini ve böylece yer tabanlı sistemlerin eşleşmekte zorlanacağı sürekli bir gözetim katmanı oluşturacağını belirtiyor. Sözleşme şartlarına göre SpaceX, uydu sisteminin yörüngeye yerleştirilmesini 2028 yılından önce tamamlamak zorunda. Projede yer alan uydu sayısı henüz açıklanmadı. Bazı kaynaklar, bu uyduların gelecekte "Altın Kubbe" füze savunma sistemine entegre edilerek füze fırlatmalarını ve karmaşık hava tehditlerini tespit etme ve izleme yeteneğinin artırılabileceğini öne sürüyor. Bu sözleşme, ABD Uzay Kuvvetleri tarafından bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük tedarik anlaşmalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu gelişmeler aynı zamanda uzay güvenliği altyapısının oluşturulmasında özel sektöre olan bağımlılığın giderek arttığını da ortaya koyuyor; SpaceX, Pentagon için çok sayıda uydu projesi ve fırlatma hizmetinde önemli bir ortak haline geldi.

ABD’nin silah stoklarını yenilemesi 2030’u bulacak Haber

ABD’nin silah stoklarını yenilemesi 2030’u bulacak

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor;Tomahawk, Patriot ve THAAD gibi kritik sistemlerin savaş öncesi seviyeye dönmesi içinABD'nin en az 3 ila 5 yıla ihtiyacı olduğunu ortaya koydu. Dün yayımlanan analize göre, İran operasyonları sırasında sergilenen yoğun ateş gücü, ABDaskeri endüstrisini kapasite sınırlarını zorlamaya itti. Rapor, bu mühimmat açığının özellikle Pasifik’te Çin ile yaşanabilecek olası bir gerilimde"stratejik bir risk" oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Tomahawk stokları alarm veriyor CSIS verilerine göre, ABD ordusu İran’daki hedefleri vurmak için 1.000’den fazla Tomahawkseyir füzesi kullandı. Bu miktarın yerine konması için öngörülen tarih ise 2030 yılının sonu. Mevcut üretimkapasitesinin yıllık 200 adet civarında olduğu belirtilirken, dev savunma yüklenicisiRaytheon'un bu sayıyı 1.000’e çıkarmak için Alabama ve Arizona’daki tesislerini genişlettiğikaydedildi. Savunma sistemlerinde "zaman" yarışı İran füze ve dronlarına karşı etkili olan hava savunma sistemlerinde de durum benzer: THAAD: Envanterden eksilen 290 füzenin tamamlanması 2029 sonunu bulacak. Patriot: 1.000’den fazla füzenin ikamesi için 2029 ortası işaret ediliyor. "Sorun para değil, zaman" Trump yönetiminin gelecek yıl için teklif ettiği 1,5 trilyon dolarlık dev savunma bütçesi,mühimmat üretimini hızlandırmayı hedeflese de uzmanlar fiziksel kısıtlamalara dikkat çekiyor. CSIS raporunda yer alan, "Bugünün sorunu para değil; bu karmaşık sistemlerin inşa edilmesiiçin gereken zamandır" ifadesi, endüstriyel kapasitenin zorlandığını gösteriyor. Trump ve Pentagon’dan "hazırız" mesajı Eleştirilere ve raporlara rağmen Beyaz Saray ve Pentagon iyimserliğini koruyor. SavunmaBakanı Pete Hegseth, savunma sanayisindeki yatırımların kapasiteyi üç katına çıkaracağınısavunurken; Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, "Ordumuz, Başkan'ın seçtiği her yerde göreviniyapacak donanıma ve envantere sahiptir" açıklamasında bulundu. Kritik fark: Savaş tecrübesi vs. envanter sayısı Analiz, mühimmat eksikliğine rağmen ABD’nin bir avantajına dikkat çekiyor: Modern savaştecrübesi. ABD ordusunun son dönemde İran, Venezuela ve Husilere karşı aktif operasyonyürüterek gücünü kanıtladığı, öte yandan en son 1979’da savaşan Çin ordusunun butecrübeden yoksun olduğu vurgulanıyor. Uzmanlara göre bu "tecrübe makası", stoklar dolana kadar Çin’in Tayvan konusundakiadımlarını caydırabilecek en önemli unsur olmaya devam ediyor.

ABD: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün daha uzatıldı Haber

ABD: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün daha uzatıldı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Washington'da 2 gündür süren İsrail-Lübnan 3. tur doğrudan müzakerelerine ilişkin açıklama yaptı. Sözcü Pigott, "ABD, 14-15 Mayıs tarihlerinde İsrail ile Lübnan arasında 2 gün süren son derece verimli görüşmelere ev sahipliği yaptı. Daha fazla ilerleme sağlanabilmesi için 16 Nisan'da ilan edilen ateşkes 45 gün daha uzatılacak." ifadesini kullandı. Pigott, müzakerelerin siyasi ayağının 2-3 Haziran'da yeniden başlayacağını ve 29 Mayıs'ta Pentagon'da her iki ülkenin askeri heyetlerinin katılımıyla güvenlik toplantısı yapılacağını belirtti. Dışişleri Sözcüsü, görüşmelerin, iki ülke arasında kalıcı barışın sağlanması ve karşılıklı egemenlik ve toprak bütünlüğünün tam olarak tanınmasına katkı sağlayacağına inandıklarını vurguladı. İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkes İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümeti, bu süreçte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu. Lübnan Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, 2 Mart'tan bu yana ateşkes ilanına rağmen devam eden İsrail saldırılarında 2 bin 950'den fazla kişi hayatını kaybetti. Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar Haber

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar

Hurst, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Pentagon'un 2027 mali yılı için rekor düzeydeki bütçe talebiyle ilgili Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi Savunma Alt Komitesi'nde düzenlenen oturumda ifade verdi. Temsilciler Meclisi üyelerine ABD'nin İran'a karşı İsrail'le birlikte başlattığı savaşın bugüne kadar Pentagon bütçesine yansıyan maliyeti sorulan Hurst, bu rakamın "yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını" söyledi. Hurst, "(Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin) ifadesi sırasında bu rakam 25 milyar dolardı, ancak ortak personel ekibi ve mali işler ekibi bu tahmini sürekli olarak inceliyor ve bu nedenle şimdi 29 milyar dolara daha yakın olduğunu düşünüyoruz" dedi. Savaşın maliyetindeki 4 milyar dolarlık artışa açıklama getiren Hurst, "Bunun nedeni, güncellenmiş ekipman onarım ve değiştirme maliyetleri ile ayrıca personelin görevde kalmasını sağlamak için genel işletme maliyetleridir” diye ekledi. Ayrıca, söz konusu oturumda konuşan Savunma Bakanı Hegseth, İran'la savaşın maliyetine ilişkin daha resmi bir hesaplamayı Kongre'ye sunup sunamayacağı sorusuna, Pentagon'un bu konuda "ilgili ve gerekli olduğunda mümkün olduğunca bilgileri paylaşacağını" belirtti. Hegseth, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme veya geri çekme planlarıyla ilgili ise "Gerekirse (savaşı) yeniden tırmandırma planımız var, gerekirse geri çekilme planımız var. Varlıkları kaydırma planımız var" ifadelerini kullandı. ABD medyasındaki haberlerde, söz konusu maliyetin İran'ın füzelerle vurduğu ABD'nin bölgedeki üslerinde yapılacak onarım maliyetleri de eklendiğinde 40-50 milyar dolara çıkabileceğine dair yorumlara yer verildi. Hurst, nisan ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadesinde İran'a yönelik savaşın maliyetinin "yaklaşık 25 milyar dolar" olarak hesapladıklarını söylemiş ve bunun Ortadoğu'daki ABD üslerinde meydana gelen kapsamlı hasarın onarım maliyetini içermeyen düşük bir rakam olduğunu bildirmişti.

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak Haber

Trump’tan medyaya gözdağı, Savaş bilgilerini sızdıranlara soruşturma’ açılacak

ABD medyasına göre Trump, Pentagon ve Beyaz Saray’a ait gizli savaş bilgilerini yayımladıkları gerekçesiyle bazı gazeteciler hakkında sert adımlar atılmasını istedi ve bu kapsamda telefonlara ve iletişim kayıtlarına el konulmasını talep etti. Yetkililer, söz konusu bilgilerin “ulusal güvenlik sırları” olduğunu savundu. Wall Street Journal’ın aktardığına göre, ABD Adalet Bakanlığı Vekili Todd Blanche, medya kaynaklarının ortaya çıkarılması için tüm yasal yolların kullanılacağına dair güvence verdi. Trump’tan İran savaşına ilişkin rahatsızlık Trump’ın öfkesinin, 23 Şubat’ta yayımlanan bir haber sonrası arttığı belirtildi. Haberde, ABD’li General Dan Caine’in Trump’ı İran ile savaşın uzun süreceği ve ciddi riskler taşıdığı konusunda uyardığı, ancak Trump’ın bu uyarıdan sadece beş gün sonra operasyonları başlattığı iddia edildi. “Savaş odası” bilgileri ve New York Times gerilimi Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump özellikle New York Times gazetesine tepki gösteriyor. Gazetenin 7 Nisan’da yayımladığı bir haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’ı İran’a yönelik saldırılara ikna etmeye çalıştığı ve ABD istihbaratının “rejim değişikliği” planlarına şüpheyle yaklaştığı iddia edilmişti. Gazetecilere gözaltı tehdidi Trump, bir basın toplantısında gazetecilere açık şekilde tehditte bulunarak, “Gidip medya şirketlerine şunu söyleyeceğiz: Bu ulusal güvenlik meselesi. Ya kaynaklarınızı açıklarsınız ya da hapse girersiniz” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanı da bu açıklamalara destek vererek gerekirse gazetecilerin evlerinde arama yapılabileceğini söyledi. Medya ile gerilim tırmanıyor Trump’ın medya ile ilişkisi 2016’dan bu yana gerginliğini korurken, son dönemde bu gerilim “yanlış haber” tartışmasından çıkarak “hainlik” suçlamalarına kadar uzandı. Haberde, mevcut Adalet Bakanlığı düzenlemelerinin gazetecileri koruduğu ancak Todd Blanche’ın bu kuralları gevşettiği ifade edildi. ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın küresel enerji krizine yol açtığı belirtilirken, Trump’ın yaklaşan seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol altına almak istediği yorumuna yer verildi.

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor Haber

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor

The Jerusalem Post’un haberine göre konuya yakın kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önünde Kürtleri suçladığını ancak perde arkasında İran rejimine karşı Kürt liderliğinde bir ayaklanmanın desteklenmesi fikrine onay vermediğini doğruladı. Mossad’ın rejimi devirmeye yönelik plan önerdiği iddiası Haberde, yabancı kaynakların daha önce İsrail İstihbaratı Mossad’ın İran rejimini devirmeye yönelik bir plan önerdiğini aktardığı belirtildi. Buna göre plan, ABD ve İsrail’in İran güçlerine yönelik bombardımanlarının ardından kitlesel protestoların büyümesi ve buna paralel olarak rejimin zayıflatılmasını öngörüyordu. Aynı kaynaklara göre Türkiye’nin de Trump yönetimine baskı yaparak bu seçeneğin hayata geçirilmemesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. İsrailli üst düzey isimler Trump’ı ikna etmeye çalıştı The Jerusalem Post’un daha önce yayımladığı haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mossad Direktörü David Barnea ve İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder’in üst düzey ABD’li savunma yetkilileriyle görüşmeler yaptığı aktarılmıştı. Haberde, bazı görüşmelerin video konferans yöntemiyle doğrudan Trump’ın katılımıyla gerçekleştirildiği ve İsrailli yetkililerin ABD Başkanı’nı savaşa daha aktif şekilde dahil olmaya ikna etmeye çalıştığı belirtilmişti. Pentagon Kürt planına baştan karşı çıktı Habere göre ABD Savunma Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Kürt ayaklanması planına en başından itibaren karşı çıktı. Kaynaklar, Pentagon’un bu yaklaşımının ve diğer bazı etkenlerin Trump’ın da plana mesafeli durmasına yol açtığını aktardı. Trump Kürtlere silah verildiğini kabul etti Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamada Kürtlere silah sağlandığını açık şekilde kabul ettiği belirtildi. Ancak Trump daha sonra Kürtlerin ayaklanmadığını öne sürerek onları eleştirdi. Haberde, Trump’ın neden bu iddiayı gündeme getirdiğinin net olmadığı ifade edilirken, ABD Başkanının İran’daki İslam Cumhuriyeti rejiminin iktidarda kalması konusunda sorumluluk üstlenmek istemediği yorumuna yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.