Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Panel

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Panel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Panel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Büyükşehir' arıcılık desteklerini sürdürüyor Haber

Bursa Büyükşehir' arıcılık desteklerini sürdürüyor

Tarım ve hayvancılık konularında üreticilere birçok destekte bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla ‘Arı Sağlığı ve Arı Ürünleri’ paneli düzenledi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve Bursa Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğiyle Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen panele, bürokratlar, birlik temsilcileri, akademisyenler ve çiftçiler büyük ilgi gösterdi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen programa katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, arıcılığın doğanın dengesini koruyan, tarımsal verimliliği destekleyen, kırsal kalkınmaya güç veren çok önemli ekonomik alan olduğunu söyledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal üretimin güçlenmesini büyük önem verdiğini anlatan Saldız, tarımı, üreticiyi ve yerel ekonomiyi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. Geliştirdikleri projelerle Bursa’da arıcılığı tekrar canlandırdıklarını anlatan Saldız, bugüne kadar yüzlerce üreticiye binlerce kovan teslim ettiklerini, önümüzdeki süreçte de teslim edeceklerini belirtti. Bursa İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Acar, Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan ve Bursa Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Umut Buğra Kavas da arıcılık mesleğinin önemine dikkat çekerek düzenlenen programın değerli olduğunu anlattı. Panel bölümünde TKDK İletişim Uzmanı Ferit Ensar Güner ile BEBKA Program Yönetim Birimi Başkanı Talha Göktaş hibe ve destek programları hakkında bilgi verdi. Bursa Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Aycan Yiğit Çınar, BAYBİR Denetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Hüsnü Serdar ve Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aslı Özkırım ise arı sağlığı ve arı ürünleri konularında üreticileri bilgilendirdi. ARICILARA KOVAN DESTEĞİ Programın sonunda üreticilere 750 adet arı kovanı teslim edildi. Kovan desteğinden duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, arıcılığın sürdürülebilirliği açısından verilen desteğin çok kıymetli olduğunu belirterek, üretim maliyetlerinin arttığı bir dönemde bu tür katkıların kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti. Üreticiler, kırsal kalkınmaya yönelik proje ve desteklerinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi’nden özel programlar Haber

Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi’nden özel programlar

Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi tarafından koordine edilen kutlama programlarının ilki, 10 Şubat 2026 tarihinde Mudanya Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Demeter Eşitlikçi Kadınlar Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Geçmişten Günümüze Kadın Hukuku” söyleşisinde Avukat Arzu Sevgel ve Avukat Hanımşah Bayram, kadın hukukuna dair temel hakları ve yargısal süreçlerde karşılaşılan ihtilafları vaka analizleri üzerinden katılımcılara aktardı. Programın ikinci ayağı ise 13 Şubat 2026 tarihinde Nilüfer Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde panel ile devam etti. Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bursa Barosu ve Nilüfer Belediyesi’nin teknik destek verdiği panelde; Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Kurtoğlu, Doç. Dr. Ayşenur Şahin Caner ve Doç. Dr. Çiğdem Mine Yılmaz, Medeni Kanun’un tarihsel süreci ve medeni hukukun toplumsal eşitlikteki rolü üzerine değerlendirmeler sundu. Türk Kadınlar Birliği Bursa Şube Başkanı Tijen Sözeri Barın, “Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri olan Türk Medeni Kanunu, sadece bir hukuk metni değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün, eşit yurttaşlık anlayışının ve kadınların toplumdaki yerinin güçlendirilmesinin temel taşıdır. Çağdaş ve medeni toplumların ortak paydası, kadın-erkek eşitliğini hukukla güvence altına almalarıdır. Bizler de bu bilinçle Medeni Kanun’a sahip çıkmaya ve onu güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.