Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özelleştirme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Özelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir'de 6 arazi satışa sunulacak. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde 55 taşınmaz özelleştirilecek. Haber

Bursa'da Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir'de 6 arazi satışa sunulacak. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde 55 taşınmaz özelleştirilecek.

16 Mart 2026 tarihli ve 11079 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, Türkiye genelinde bazı taşınmazlar özelleştirme kapsamına alındı. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren karar doğrultusunda, Maliye Hazinesi'ne ait toplam 55 taşınmaz satış listesine girerken, Bursa'daki araziler hem sayıları hem de ortak özellikleriyle dikkat çekti. Listede Bursa'dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Bursa'daki taşınmazların öne çıkan en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte sağlık hizmetlerinde kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi'nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle dikkat çekerken, uzun süredir "hastane alanı" olarak bilinmesiyle öne çıkıyor. Merkezi konumu ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel listeye dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti sunulmuş ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi'ndeki arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunmaktaydı. Samanlı Mahallesi'nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa'nın doğusunda yapımı planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi'ne ait idi. Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi'nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer alırken, halihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla öne çıkıyor. Öte yandan karar kapsamında Bursa'daki bu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi.

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir: Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir Haber

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir: Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla satış listesine alınan Bursa’daki taşınmazlar arasında yer alan FSM Bulvarı “Hastane Alanı” için Nilüfer’den tepki geldi. Başkan Şadi Özdemir, “Biz Nilüfer ile ilgili hep ortak akılla karar almaya çalışıyoruz. Mahalle komitelerimizin uygun bulmadığı işleri bile yapmıyoruz. Bu eğer gerçekleşirse Nilüfer’in kalbine sokulmuş bir hançer şeklinde yorumlayabiliriz. Kararın yeniden gözden geçirilip kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınmasının ardından, Bursa’da satış listesine giren alanlar kamuoyunda tartışma yarattı. Söz konusu taşınmazlar arasında Nilüfer’de Fethiye Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki “Hastane Alanı” olarak bilinen ve uzun yıllardır kamusal etkinliklere ev sahipliği yapan bölge de yer aldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları Mahmut Demiröz ve Sinan Sarıbal ile Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın katılımıyla söz konusu alanda bir açıklama yaptı. Açıklamada, kararın kentin geleceği açısından ciddi riskler taşıdığı vurgulandı. “BÖLGEDE YOĞUNLUĞU CİDDİ ORANDA ARTIRIR!” Başkan Şadi Özdemir, alanın yıllardır kentin önemli buluşma ve etkinlik noktalarından biri olduğunu belirterek, satış kararının ardından bölgenin yoğun yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkati çekti. Başkan Şadi Özdemir şunları söyledi: “Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Bursa’da altı kritik noktanın satışına karar verilmiş durumda. Bunlardan biri de şu an bulunduğumuz, imar planlarında ‘Hastane Alanı’ olarak geçen ancak uzun yıllardır belediyemizin etkinlik alanı olarak kullanılan bu bölgedir. Burası, yıllardır çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapan, kent yaşamı açısından önemli bir kamusal alandır. Ancak satış gerçekleştiği takdirde, bu alanın ya özel hastane olarak değerlendirileceğini ya da yapılacak imar planı değişiklikleriyle konut veya ticari alanlara dönüştürülebileceğini öngörüyoruz. Oysa bölgeye baktığımızda, çok sayıda sağlık tesisi bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle burada yeni bir sağlık alanına ihtiyaç olduğu söylenemez.” Nilüfer Belediyesi olarak, sağlık alanında ihtiyaç duyulan her noktada, başta aile sağlığı merkezleri olmak üzere gerekli tahsisleri yaptıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, bölgenin halihazırda yoğun bir trafik aldığını vurgulayarak, “Fatih Sultan Mehmet Bulvarı ve çevresi, sosyal yaşamın ve ticari hareketliliğin yoğun olduğu bir hat. Bu alana yüksek yoğunluklu yeni bir yapılaşma getirilmesi; ister hastane ister ticari bir proje olsun, binlerce aracın giriş-çıkışı anlamına gelecektir. Bu da mevcut trafiğin tamamen kilitlenmesi riskini doğuracaktır” dedi. ÖNCELİĞİMİZ SOSYAL, KÜLTÜREL YAŞAM ALANLARI… Konuşmasında “Bu bölgede ne yeni bir sağlık alanına ne de yoğunluğu artıracak başka yatırımlara ihtiyaç var” diyen Başkan Şadi Özdemir, açıklamasına şöyle devam etti: “Nilüfer’in her yıl yaklaşık 20 bin kişilik nüfus artışı yaşadığını da dikkate aldığımızda, önceliğimiz yeni yapılaşma alanları değil; sosyal, kültürel ve kamusal yaşam alanları olmalıdır. Burası yaklaşık 37 dönümlük bir alan. Emsal değerleri dikkate alındığında yaklaşık 100 bin metrekarelik bir inşaat potansiyeline sahiptir. Bu büyüklükte bir alanın yapılaşmaya açılması yerine, düzenlenerek rekreasyon alanına dönüştürülmesi, insanların nefes alabileceği, vakit geçirebileceği bir yaşam alanı olarak korunması gerekmektedir. Üstelik bu alan yalnızca bulunduğu bölge için değil, tüm Nilüfer için büyük önem taşımaktadır.” “BU KENTE ZARAR VERECEK KARARLARDAN KAÇINALIM!” Kararın hayata geçirilmesi durumunda, bunu Nilüfer’in kalbine saplanmış bir hançer olarak tanımlayan Başkan Şadi Özdemir, “Daha önce de benzer satış girişimleri olmuş, ancak kamuoyunun güçlü tepkisiyle geri çekilmiştir. Bugün yeniden gündeme gelmesi, halkın taleplerinin yeterince dikkate alınmadığını göstermektedir. Biz Nilüfer’de karar alma süreçlerinde her zaman ortak aklı esas alıyoruz. Mahalle komitelerimizin uygun bulmadığı projeleri dahi hayata geçirmiyoruz. Bu anlayışın, kentin geleceğini doğrudan etkileyen böylesine önemli bir konuda da geçerli olması gerektiğine inanıyoruz. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; Nilüfer halkının, yerel yönetimin ve bu kentte yaşayan herkesin görüşü dikkate alınmalıdır. Bu alanın satışı, bu kente yapılacak en büyük yanlışlardan biri olacaktır. Bursa’daki ilgili tüm yetkililere de sesleniyoruz; bu kente zarar verecek kararlardan kaçınılmalıdır. Burası, insanların nefes aldığı önemli kamusal alanlardan biridir ve bu niteliğini korumalıdır. Bu kararın yeniden gözden geçirilmesini ve tamamen ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu. AFET DURUMLARINDA DA KRİTİK ÖNEMDE BİR ALAN Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da söz konusu alanın yalnızca bulunduğu bölge için değil, tüm Nilüfer için önemli bir kamusal değer taşıdığını belirtti. Aydın, hızlı kentleşme sürecinde bu tür alanların korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu tür kamusal alanlar kaybedildiğinde yeniden kazanılması mümkün olmuyor. Bu nedenle böylesine önemli bir kararın katılımcı bir süreçle ele alınması gerekiyor. Bununla birlikte, bölgenin deprem riski açısından da önemli bir işlev gördüğünü unutmayalım. Kentte nefes alınabilecek bu tarz merkezi alanlar, afet durumlarında da kritik rol oynar. Bu alanın korunması yalnızca bugünün değil, geleceğin de meselesidir” diye konuştu. Açıklamada, söz konusu kararının yeniden gözden geçirilmesi ve alanın kamusal kullanım niteliğinin korunması yönünde çağrı yapıldı.

Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayınlandı Haber

Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayınlandı

CUMHURBAŞKANI KARARLARI –– Bazı Anlaşmaların Yürürlüğe Girdiği Tarihlerin Tespit Edilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11064) –– Ticari İthalat Maksadı Dışında Yurt Dışından Getirilecek Televizyon, Radyo, Video ve Birleşik Cihazlar ile Görsel ve/veya İşitsel Yayınları Alabilen Diğer Cihazlardan 2026 Yılında Alınacak Maktu Ücretlerin, 1/1/2026 Tarihinden Geçerli Olmak Üzere 23/12/2019 Tarihli ve 1841 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararında Yer Aldığı Şekilde Tespit Edilmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11065) –– Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar (Karar Sayısı: 11066) –– 2026 Yılında Kalkınma Ajanslarına Kullandırılacak Transfer Ödeneklerinin Belirlenmesi ile Bölgesel Girişim Sermayesi Uygulamalarına İlişkin Karar (Karar Sayısı: 11067) –– Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askeri Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilerin Türkiye Gümrük Bölgesinden Transit Geçişine ve Transit Ticaret Kapsamında Yeniden İhracatına İlişkin Karar (Karar Sayısı: 11068) –– Orta Karadeniz Serbest Bölgesinin Kurulmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11069) –– Meteoroloji Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesine Tahsis Edilen Sermayenin 250.000.000 Türk Lirasına Çıkarılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11070) –– Ankara İli, Etimesgut, Gölbaşı ve Bala İlçelerinde Bulunan Bazı Taşınmazların, Ankara İli İçmesuyu Temin Projesi (Kesikköprü) Revize Ön Projesinin Gerçekleştirilmesi Amacıyla Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11071) –– Kamulaştırma Bilgileri ve Güzergâhları Yer Alan Doğal Gaz Boru Hattı Projelerinin Gerçekleştirilmesi Amacıyla Bazı Taşınmazların Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11072) –– Kamulaştırma Bilgileri ve Güzergâhları Gösterilen Enerji Nakil Hatlarının Yapımı Amacıyla Söz Konusu Güzergâhlara İsabet Eden Taşınmazlarda Elektrik Dağıtım Tesis Yerlerinin Mülkiyet Şeklinde, Hat Emniyet Sahalarının İse İrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11073) –– 154 kV Arakonak-1 GES TM-Bulanık TM Enerji İletim Hattı Projesi Kapsamında Bazı Taşınmazların Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11074) –– 154 kV Uzundere I-II HES TM-Çayeli TM Enerji İletim Hattının 6 Numaralı Direğinin Deplase Edilmesi Amacıyla Bazı Taşınmazlarda Direk Yerlerinin Mülkiyet Şeklinde, İletken Salının Gabarisinin ise İrtifak Hakkı Kurulmak Suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11075) –– 154 kV Türkeli TM İrtibatları Projesi Kapsamında Bazı Taşınmazların Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11076) –– 400 kV Saros Havza TM İrtibat Hatları Projesi Kapsamında Bazı Taşınmazların Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11077) –– Yüksekova Sulaması Projesi (DAP) Kapsamındaki Yüksekova Dilimli Sulama Projesinin Yapımı Amacıyla Bazı Taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Tarafından Acele Kamulaştırılması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 11078) –– Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile İlgili Karar (Karar Sayısı: 11079)

Kripto varlıkların vergilendirilmesini içeren teklif komisyondan geçti Haber

Kripto varlıkların vergilendirilmesini içeren teklif komisyondan geçti

Kripto varlıkların vergilendirilmesi, bedelli askerlik ücretinin artırılması ve bazı vergi düzenlemelerini içeren kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”, komisyondaki görüşmelerin ardından kabul edildi. Teklif; ekonomi, kamu yönetimi ve çeşitli idari alanlarda düzenlemeler içeriyor. 13 farklı kanunda değişiklik öngören teklif kapsamında; kripto varlıkların vergilendirilmesi, bazı kıymetli taşların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kapsamına alınması, vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyetinin kaldırılması, bedelli askerlik ücretinin artırılması ve deprem bölgesindeki hak sahiplerine peşin ödeme indirimi sağlanması gibi düzenlemeler yer alıyor. Şans ve bahis reklam giderlerine vergi düzenlemesi Teklife göre şans ve bahis oyunlarına ilişkin reklam giderleri, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri açısından vergi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecek. Böylece bu harcamalar vergi avantajı kapsamı dışına çıkarılacak. Vakıf üniversitesi hastanelerinin vergi muafiyeti kaldırılıyor Düzenlemeyle vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kaldırılacak. Bu kurumların diğer mükelleflerle aynı vergisel yükümlülüklere tabi olması amaçlanıyor. Ayrıca bazı kıymetli taşlar Özel Tüketim Vergisi kapsamına alınarak lüks tüketim unsurlarına yönelik vergilendirmenin genişletilmesi öngörülüyor. Kripto varlıklar Gelir Vergisi Kanunu’na dahil edilecek Teklifle birlikte kripto varlıklar Gelir Vergisi Kanunu’nda tanımlanacak ve vergilendirilmesine ilişkin çerçeve netleştirilecek. Kripto varlıkların alım-satımı üzerinden işlem vergisi alınması planlanırken, söz konusu işlemler Katma Değer Vergisi’nden (KDV) istisna tutulacak. Düzenlemeyle kripto varlık piyasasında vergisel belirliliğin sağlanması hedefleniyor. Bedelli askerlik ücreti artırılıyor Kanun teklifi kapsamında bedelli askerlik için belirlenen tutarın artırılması da öngörülüyor. Artıştan kaynaklanan gelirlerin Savunma Sanayii Fonu’na aktarılması planlanıyor. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen yerlerde inşa edilen konut ve iş yerlerinde hak sahiplerine, talep etmeleri halinde bedelin peşin ödenmesi şartıyla önemli oranda indirim uygulanacak. Bazı maddelerde değişiklik yapıldı AK Parti’nin verdiği önergeler doğrultusunda kanun teklifindeki bazı maddelerde değişikliğe gidildi. Buna göre KDV iadelerinde sınırlama getiren düzenleme teklif metninden çıkarıldı. Ayrıca kamu kurumlarının ihtiyaç fazlası taşınmazlarının özelleştirilmesine ilişkin maddede düzenleme yapılarak, bu işlemlerde 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtildi. Teklife eklenen yeni düzenlemelerle serbest bölgelerde üretim yapan mükelleflerin elde ettikleri kazançların gelir ve kurumlar vergisinden istisna tutulması yeniden düzenlendi. Bu hükmün 1 Ocak 2026’dan itibaren elde edilen kazançlara uygulanması öngörülüyor.

Ekmen: Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor Haber

Ekmen: Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak sanal bahis ve kumar konusunu gündeme taşıdı. Kumar borcu nedeniyle yaşamını yitiren kişilere dikkat çeken Ekmen, mevcut uygulamaların yetersiz olduğunu ifade etti. Bahis ve kumarın Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) döneminde yaygınlaştığını savunan Ekmen, “Biz defalarca Meclis’te sanal bahis ve kumarı dile getirdik. Genel Başkanımız Ali Babacan, Cumhurbaşkanı’na ‘Sanal bahis ve kumarın fişini çekin’ çağrısında bulundu. Bugün Türkiye’de yüzlerce yasal bahis ve kumar seçeneği vardır ve bu tablo iktidar eliyle oluşmuştur” dedi. Sanal bahis ve kumarın toplumsal çürümeye yol açtığını belirten Ekmen, “Engellenmesi mümkünken engellenmemesi, toplumsal çöküşün açık göstergesidir. Bu süreç, servetin belli ellere aktarılmasına bilinçli şekilde göz yumulduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında kumar borçları nedeniyle yaşanan cinayet ve intihar vakalarına da değinen Ekmen, basına yansıyan çok sayıda olayı örnek gösterdi. Yeşilay verilerine göre 2024 yılında yapılan başvuruların yüzde 37’sinin sanal bahis ve kumar bağımlılığına ilişkin olduğunu hatırlatan Ekmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı SUDEM’e yapılan başvuruların da önemli bir kısmının kumar bağımlılığı kaynaklı olduğunu söyledi. Ekmen, “Bir öğretmenin, bir bankacının, bir emekli astsubayın hayatını kaybettiği bu tablo artık görmezden gelinemez. Nice canlar gidiyor, nice ocaklar sönüyor” dedi. Bahis ve kumar reklamlarının serbest olmasını da eleştiren Ekmen, “Sigara ve içki reklamı yasakken her türlü bahis ve kumar reklamı serbesttir. Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor.Bu patronların hepsi, medya organlarının satın aldırılıp borçlarını da devlete ödememiş kişiler; kumar eliyle zengin oluyorlar ama Ziraat Bankası’na olan kredi borçlarını ödemiyorlar. Kumar ve bahis oyunu için bir özelleştirme yapılıyor, sonra aynı kişinin bu imtiyaz üzerinden yüzlerce bahis, kumar ağı çıkıyor. Gaziantep Milletvekilimiz Ertuğrul Kaya Genel Kurul’da izah etti; hangi dakikada kimin sarı ya da kırmızı kart göreceği, hangi dakikada oyunun duracağı üzerine bahis oynatılabilir mi? Oyunculara ve hakemlere ‘Bu melanete bulaşın ve bu oyunların, liglerin üzerinde bir gölge oluşturun.’ deniliyor” sözlerini aktardı. Ekmen, sözlerinin muhatabının Cumhurbaşkanı ve AK Parti milletvekilleri olduğunu belirterek, ilgili kurumların denetlenmesi ve bahis,kumar faaliyetlerine karşı somut adımlar atılması çağrısı yaptı.

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Haber

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı, Nazif Okumuş Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Zonguldak’ta yaptığı basın açıklaması hakkında basın bülteni göndermiştir: Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün Zonguldak'ta Zafer Partisi Genel Merkez heyeti olarak değişik temaslarda bulunmak ve akşam Zonguldak'ta Adalet Mülkün Temelidir Derneği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde Öcalan komisyonunun yapmış olduğu çalışmaların arka planını sevgili Zonguldaklılarla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Ülkemiz ağır çok ağır bir krizden geçiyor. 2026 senesi Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak bu şimdiden görülüyor. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli üniter ve laik niteliğine yönelik saldırılar ve cumhuriyetin kuruluş esaslarını anayasanın ilk üç maddesini ortadan kaldırma girişimleri öte yandan sekizinci yılına giren ekonomik buhran ülkemizi adeta bir girdabın içerisine doğru çekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine ülkemiz geçtiği günden bu yana ekonomideki buhran artarak devam ediyor. Toplumun yüzde 80’ini oluşturan asgari ücretli, dar gelirli, sabit gelirli kesimlerin milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin yüzde 80'i fakirleşiyor. Ancak küçük bir rantiye azınlık, iktidara yakın küçük bir grup ekonomik durumunu ya iyileştiriyor ya da aynı seviyede muhafaza ediyor ama Türk toplumunun önemli büyük bir çoğunluğu fakirleşmeye, yoksullaşmaya devam ediyor. 16 milyon emekli, dul ve yetim açlıkla sınanıyor. 6 milyon asgari ücretli hayata tutunma mücadelesi veriyor. Çiftçiler adeta afetzede gibiler. Türk çiftçisi her geçen gün yoksullaşırken onun sırtından Türk çiftçisinin sırtından Amerikalı çiftçiye kar transferi yapılabiliyor. Köylerimiz boşalıyor. Tarım Bakanlığı, Türk çiftçisi için değil bazı ithalat lobileri için yıllardan bu yana organize bir şekilde çalışıyor. Bunun neticesinde ve yanlış ekonomik politikaların neticesinde pazar yerleri adeta öfkenin patlama yaptığı yerler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye'nin değişik yerlerinde şehirlerinde pazarı ziyaret ettiğimiz zaman hale borcu olmayan esnaf bulamıyoruz. Pazar esnafı alım gücü ortadan kalkmış vatandaşlara üzülürken pazarda elinde ancak torbanın dibini doldurabildiği bir torbayla bir tezgahtan öbür tezgaha daha ucuz limon, elma, domates, portakal bulabilir miyim diye dolaşan insanlarımızı görüp de insanın içinin acımaması mümkün değil. Vatandaş esnafa, esnaf pazar yerinde vatandaşın ortadan kaybolan alım gücüne üzülüyor. Artık pazarda 3 kilo, 4 kilo meyve sebze alanı bulmak mümkün değil. 1 kiloyu alabilen kendisini şanslı sayıyor. İşte AK Parti'nin 2002'den bu yana devam eden ekonomik politikalarının Türk halkını getirmiş olduğu nokta budur. Günü birlik, plansız, öngörüsüz sadece gelecek seçimi kurtarmaya odaklı ama halkın refahını yeni istihdam alanları yaratmayı daha güçlü ve dünya piyasasıyla rekabet edebilir sanayi oluşturmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen bir ekonomik anlayışla 2002'den bu yana ülkemiz yönetiliyor. Bunun neticesinde gelmiş olduğumuz nokta hazinede paranın kalmaması. Şimdi bu yılı kurtarmak için bin yirmi beşi kurtarmak için esnafa, sanayiciye haksız cezaların ve haksız vergilerin getirildiğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı'nın ceza kesmediği esnaf adeta kalmamış durumda. Öte yandan bu vergilerin ve cezaların altında dürüst esnaf, dürüst iş adamı inlerken malum iş adamlarına da vergi muafiyetleri getiriliyor. 2024'te 2,5 trilyon TL'ye yakın vergi muafiyeti getirilmişti. Bu rakamın 2025'te yani bu sene 3 trilyon lirayı bulacağı görülüyor. Evet, devlet belirli iş adamlarından alması gereken 3 trilyon TL vergiden vazgeçiyor ama asgari ücretle çalışan bir annenin çocuğuna mama almak için ödeme yaparken ödediği katma değerden özel tüketim vergisinden vazgeçmiyor. Böyle bir ortamda Türk sanayisinin de Türkiye'yi terk ettiğini ve çözüldüğünü görüyoruz. Sadece tekstilde 5 milyar dolarlık sanayimiz geçtiğimiz 1-2 yıl içinde Mısır'a yerleşti. Ama sadece tekstil değil, ayakkabı sanayisinin de Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. Balkan ülkelerine göç eden sanayicilerimiz var. Eğer bir ülkede adalet olmazsa, eğer bir ülkede ekonomik politikalar kısa, orta ve uzun vadeli ve planlı olmazsa eğer iş dünyası tapusu için güven duymazsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz, ekonomik istikrar olmaz. Ülkemizde de bu ekonomik istikrar yok. Sadece tekstilde 264 bin işçi işini kaybetti. Bunlar aileleriyle birlikte 1 milyon insan oluşturuyorlar. Bu ekonomik krizden çıkmanın yolu neoliberal ekonomik politikaları terk ederek Zafer Partisi'nin sürdürülebilir kalkınma modeline geçiştir. Tekrar ediyorum. Bu ekonomik politikaları Türkiye'yi getirmiş olduğu ekonomik buhrandan çıkmak için neoliberal herhangi bir modelin geçerliliği yoktur. Tek çözüm sürdürülebilir planlı kalkınma ve karma ekonomik 21. yy uygun bir karma ekonomik modeldir. Biz de Zafer Partisi olarak bu modeli savunuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatının kurulmadığı, eğitimin kalitesinin yükseltilmediği, Sayıştay'ın harcamaları devlet harcamalarını denetim altına almadığı, ve adaletin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma ve refahtan söz etmek mümkün olmaz. Biz de Zafer Partisi olarak bize yetki verdiğimiz takdirde bunları gerçekleştirmeyi taahhüt ediyoruz. Ancak ülkemizin yaşamakta olduğu ağır ve Cumhuriyetin varlığı için tehdit oluşturan diğer hususta PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yapılan pazarlıklardır. Biz de terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin pazarlık masasında Abdullah Öcalan'la pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Öcalan komisyonu İmralı Adası'na giderek terörist Öcalan'la konuşacakmış. Ona beşikteki bebekleri öldürme kararını verirken ne hissettin diye soracaklar mı? Sormayacaksanız niye gidiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi veren Gazi bir Meclis’tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimine karşı direnen bir meclistir. Bir terör örgütünün darbesine karşı direnen bir Meclis, devlet kuran bir Meclis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu anlaşması olan Lozan'ı tanımayan, Cumhuriyet'in Kürtlere soykırım yaptığı şeklindeki ahlaksızca iftirayı atan bir terör örgütünün elebaşısının ayağına gidip ne diyecektir? Bunu Zafer Partisi olarak bilmek istiyoruz. Teröristbaşına gittiğiniz zaman onun pis elini sıkacak mısınız? Ona ‘Abdullah Bey’ diye mi hitap edeceksiniz? İstihbaratçılara ve devletin diğer güvenlik görevlilerine söylemediği neyi söyleyecek Abdullah Öcalan size? Hiçbir şey söylemeyecek. Terörist örgütün terörist elebaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin İmralı'ya gelmesini dünyaya ve kendi taraftarlarına Türkiye'yi yendiğinin göstergesi olarak kullanmak için istiyor. O heyetin içinde olanların hiçbirisi ailelerine, çocuklarına, torunlarına bu İmralı ziyaretini bir şeref olarak bırakamayacak. Türk halkı da bu teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından ziyaret edilmesini kabullenmiyor. Türk halkı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını da kabullenmiyor. Her şeyde demokrasi diyorsunuz. Demokrasi için yeni Anayasa diyorsunuz. Hadi Türk halkına soralım. Türk halkı milli üniter laik devletten PKK ve Öcalan istedi diye vazgeçmeyi kabul edecek mi zannediyorsunuz? Sürecin arkasında halkın yüzde 60-70 desteği var diyorsunuz. Hodri meydan. Gidelim sandığa bakalım var mı halkın yüzde 60-70 desteği yoksa halk sizi Haziran 2015'te olduğu gibi sandığa ve bu sefer sandığın en dibine gömmeye mi hazırlanıyor? Zafer Partisi olarak Türkiye'yi nasıl bugün Zonguldak'ta bir panel düzenleyerek bütün bunları anlatacaksak, gelecek hafta Mersin'de düzenleyeceğimiz panelle bunları anlatacaksak, özetle bütün Türkiye'yi adım adım dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl Öcalan’la pazarlık masasına konulduğunu her yerde anlatacağız. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşması sırasında bulunduğu ‘sandığa gidelim’ çağrısı hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Madem demokrasi diyorlar, madem Türkiye, PKK ile terörist örgütle pazarlıkla demokratikleşiyormuş, Türk halkının iradesini Meclis’te yapılan pazarlıklarla belirleyemezler. Her şey Türk halkının önüne gelmeli. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Türkiye’nin terörsüzleştirilmesi için neler yapılması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı sonrası salonun ayakta alışması üzerine gelen soruya şu cevabı verdi: Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık edilerek değil, terörle mücadele edilerek ve terörist örgüt bitirilerek olur. Terörist örgüt teslime zorlanarak olur. Zafer Partisi olarak bizim bir antiterörizm programımız var. Bu programı parti kurulduğu günden beri Türk kamuoyuyla paylaşıyoruz ve bu program 12 ana başlıkta PKK terör örgütünün nasıl sonlandırılacağını ayrıntılı olarak anlatıyor. Önümüzdeki süreçte de düzenleyeceğim, her perşembe düzenlediğim basın toplantılarından birisinde kapsamlı bir şekilde Zafer Partisi'nin terörü bitirme programını tekrar Türk kamuoyuyla paylaşacağım. Burada bu basın toplantısı çerçevesinde zaman yetersizliğinden ötürü bu güzel sorunuza ama uzun cevap gerektiren sorunuza cevap vermiyorum. Gelelim ikinci sorunuza; Milliyetçi Hareket Partisi'ne Alparslan Türkeş'in kurduğu parti diye oy veren Milliyetçi Hareket Partililere kendilerine şu soruyu sormalarını istiyorum: Alparslan Türkeş o salonda otursaydı bu sözü alkışlar mıydı yoksa alkışlamaz mıydı? Alkışlardı diyen Milliyetçi Hareket Partili seçmen varsa söyleyecek bir şeyim yok. Ama alkışlamazdı diyen Milliyetçi Hareket Partilinin hepsini Zafer Partisi'ne davet ediyoruz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’a daha önceki gelişiyle şimdiki gelişinde ne gibi farklılıklar olduğu sorusuna şu cevabı verdi: Daha hiçbir şey görmedim. Biraz sonra göreceğim. Gelir gelmez buraya geldim. Ama Zonguldak, Zafer Partisi'nin sanayi politikalarında Türkiye'nin en önemli dört merkezinden birisi, bir liman kenti olma niteliği ve Türk ağaç sanayinin merkez üstlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Onun için Zonguldak'a büyük önem veriyoruz. İlk ziyaretimizi Ticaret Odası'na gerçekleştirdik ve kendileriyle uzun ve çok kıymetli bir toplantı yaptık. Notlarımızı aldık. Önümüzdeki süreçte görüşmelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi ilgili olan tartışmalar hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Bakın, biz özelleştirmeden çok içinden geçtiğimiz süreçte kamulaştırmanın ön planı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Özelleştirme bir fetişizme dönüştü. Karlı olan devlet işletmeleri bile gereksiz şekilde özelleştirildi ve özelleştikten sonra da gereken yatırımlar yapılmadığı için hem millete hem de sahibine zarar vermeye başladı. Mesela, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Tabii Zonguldak için kömür çok önemli. Ancak her doğal kaynağın olduğu gibi kömürün de bir sonu var. Zonguldak'ın perspektifini sadece kömür içerisine sıkıştırmamak gerekiyor. Kömür konusunda yeni yatırımlar yapılarak modernleştirme devlet eliyle geliştirilirken Zonguldak'a başka başka yatırımların da kaydırılması gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ın Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan iki eksende hattın dünyaya açılış kapısı olarak demir yollarıyla bu bölgeyi dünyaya bağlayan, denize bağlayan merkez üs haline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ta çok kıymetli bir üniversite var. Bu üniversitenin seviyesinin, içeriğinin, akademik etkinliğinin devlet desteğiyle de arttırılarak özellikle yüksek teknoloji alanında ortaya ürünler, sanayi ile birlikte ortaya ürünler koyabilecek bir noktaya çıkartılması gerektiği inancındayız. Sonuç olarak Zonguldak, Türk ekonomisinin önemli merkezlerinden birisi, Türk eğitiminin önemli merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Dört Bölge Dört Deniz Projesi kapsamında Zonguldak’ı kapsayan bölümünün neler olduğunun sorulması üzerine verdiği cevap: Sanayinin hem de Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan sanayinin dünyaya açılış merkezi haline gelecek olan Zonguldak'ta yerleşim planlamasının yeniden tasarlanmasından demir yollarının kente kazandıracağı etkinliğe kadar birçok farklılaşma gerçekleşecek. Bu da Zonguldak'a bir cazibe merkezi haline getirecektir. Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izni hakkında Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ şu açıklamayı yaptı: İçişleri Bakanlığı Mahsur Yavaş'la ilgili bir soruşturma izni vermiş. Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın saklayacak, gizleyecek bir şeylerin olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak neden hiç AK Partili belediye başkanları için soruşturma izni verilmiyor? Neden Melih Gökçek için hazırlanmış olan 100 tane dosya inatla hakkında soruşturma başlatılmıyor. İşte bu siyasetin muhalefete yönelik düşman ceza hukuku uygulamalarının bir sonucudur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.