Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortadoğu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Numan Kurtulmuş: ‘Terörsüz Türkiye’ süreci en kısa sürede bölgeye yansıyacak Haber

Numan Kurtulmuş: ‘Terörsüz Türkiye’ süreci en kısa sürede bölgeye yansıyacak

Kurtulmuş, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi ile TBMM’de bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmenin ardından iki başkan ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde son dönemde olumlu bir ivme yakalandığını belirten Kurtulmuş, iki ülke arasındaki parlamentolar arası iş birliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2024 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında imzalanan 27 anlaşmanın önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Kurtulmuş, sonraki karşılıklı ziyaretlerle stratejik iş birliğinin daha ileri taşındığını söyledi. “Irak’taki gelişmeleri yakından takip ediyoruz” Bölgesel gelişmelerin Türkiye ve Irak açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, Ortadoğu’daki çatışma ve istikrarsızlıkların bölge ülkelerini doğrudan etkilediğini dile getirdi. Türkiye’nin bölgedeki sorunlara “bölgesel sahiplenme” anlayışıyla yaklaştığını söyleyen Kurtulmuş, Irak’ın güvenliği ve istikrarının Türkiye açısından özel önem taşıdığını vurguladı. Kurtulmuş, Irak’ın bölgesel çatışmaların dışında kalma yönündeki çabalarını da olumlu karşıladıklarını belirtti. Kalkınma Yolu Projesi vurgusu Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin 17 milyar dolardan 30 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefinin önemine işaret eden Kurtulmuş, Kalkınma Yolu Projesi’ne de dikkat çekti. Projenin Asya ile Avrupa arasındaki ekonomik bağlantıyı güçlendireceğini belirten Kurtulmuş, Türkiye ve Irak’ın yanı sıra bölge ülkelerinin de projeden önemli kazanımlar elde edeceğini söyledi. Kurtulmuş, Kalkınma Yolu’nun tüm bileşenleriyle kısa sürede hayata geçirilmesini istediklerini ifade ederek, projenin yalnızca ekonomik değil, bölge halkları ve şehirleri arasındaki bağlantıları güçlendirecek stratejik bir girişim olduğunu kaydetti. “Terörsüz bir Irak inşa edilecektir” “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni hatırlattı. PKK’nın silah bırakma ve kendisini feshetme sürecine dikkat çeken Kurtulmuş, Suriye’de PYD/YPG ve KCK’nın yeni Suriye yönetimine entegre olmasına yönelik gelişmeleri de olumlu değerlendirdiklerini belirtti. Kurtulmuş, Türkiye’deki sürecin bölgeye de yansımasını beklediklerini ifade ederek, Irak’ın terör örgütleri ve silahlı milis gruplardan arındırılması gerektiğini söyledi. “Türkiye’deki PKK terörünün sona ermesi, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin pratik olarak bölgeye tesirine en kısa süre içerisinde şahit olacağız” diyen Kurtulmuş, Irak’taki silahlı milis grupların silahlarını merkezi hükümete devretmesine yönelik hazırlıkların gelecek aydan itibaren başlamasının önemli olduğunu vurguladı. Halbusi: “Bütün bölge terörsüz olsun” Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi de Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin attığı adımları tebrik etti. Irak’ta devlet otoritesi dışında bulunan silahların merkezi hükümetin kontrolüne alınması için çalışmalar yürütüldüğünü belirten Halbusi, eylül sonu veya ekim ayında bu konuda bir çalışma yapılacağını söyledi. Irak’taki siyasi grupların ve toplumun farklı kesimlerinin konuyu ulusal bir mesele olarak değerlendirdiğini ifade eden Halbusi, hedeflerinin tüm bölgenin silahlı gruplardan arındırılması olduğunu kaydetti. Irak petrolünün taşınmasında Türkiye vurgusu Halbusi, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelerin Irak petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılması açısından yeni alternatiflerin değerlendirilmesini gündeme getirdiğini belirtti. Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini ifade eden Halbusi, Ovaköy-Fişhabur Sınır Kapısı ve petrol boru hattına ilişkin çalışmaların da iki ülke arasındaki ekonomik ve stratejik iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Halbusi ayrıca Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 17 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirterek, gelecek dönemde bu rakamın 30 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.

ABD’nin vurduğu İran petrol tankeri Umman Körfezi’nde battı, İran anında misilleme yaptı Haber

ABD’nin vurduğu İran petrol tankeri Umman Körfezi’nde battı, İran anında misilleme yaptı

CENTCOM: Tanker denizin dibine battı ABD ile İran arasındaki askeri gerilim devam ederken CENTCOM, İran’a ait petrol tankerlerine yönelik operasyonlara ilişkin yeni bir açıklama yaptı. CENTCOM, ABD ordusu tarafından vurulan tankerlerden M/T Kylo’nun Umman Körfezi’nde battığını duyurdu. Açıklamada, tankerin denizin dibine inmesiyle ilgili dikkat çeken bir ifadeye de yer verildi. Paylaşılan görüntülerde, saldırı sonrası tankerin bir tarafa doğru yattığı, ardından giderek suya gömüldüğü görüldü. ABD, 3 İran petrol tankerini hedef almıştı CENTCOM daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO), bölgede devriye görevi yapan ABD’ye ait iki savaş gemisine balistik füzelerle saldırı düzenlediğini açıklamıştı. Saldırıda herhangi bir ABD personelinin zarar görmediği belirtilirken, Washington yönetiminin misilleme olarak İran’a ait 3 ham petrol tankerini hedef aldığı bildirilmişti. CENTCOM, hedef alınan tankerlerin İran Devrim Muhafızları ve bölgedeki vekil unsurlarının faaliyetlerini finanse ettiği öne sürülen milyarlarca dolarlık gizli bir ağın parçası olduğunu iddia etmişti. İran da 3 tankerin hedef alındığını açıkladı İran Devrim Muhafızları Ordusu ise Hürmüz Boğazı çevresinde izinsiz güzergahlardan ilerlediği gerekçesiyle 3 petrol tankerine saldırı düzenlendiğini duyurdu. DMO tarafından yapılan açıklamada ayrıca farklı bölgelerde ABD ile bağlantılı olduğu öne sürülen 3 geminin daha hedef alındığı bildirildi. İran basınında yer alan haberlerde, İran Donanması'nın Körfez bölgesi ile Hürmüz Boğazı çevresinde seyreden gemilere uyarıda bulunduğu aktarıldı. Gemilerden ABD tarafından yönlendirilmemeleri ve İran'ın izinsiz olarak değerlendirdiği rotalarda seyretmemeleri istendi. Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye ait insansız deniz aracı hedef alındı İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'na girmeye çalıştığını öne sürdüğü ABD ordusuna ait bir insansız deniz aracının da hedef alındığını açıkladı. DMO bildirisinde, aracın İran'ın kontrolündeki bölgeye girmeye çalıştığı iddia edildi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol vurgulanırken, ABD'nin bölgedeki faaliyetlerine karşılık verileceği mesajı verildi. İran ile ABD arasındaki karşılıklı saldırı ve tehditlerin devam ettiği bölgede, özellikle petrol tankerlerinin güvenliği ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği üzerindeki gerilim yakından takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız”

Bu yıl “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak, Peygamberimizden Bize Miras Merhamet” temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası'nın açılış programı, İstanbul'daki Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve çok sayıda davetli katıldı. Programda tasavvuf musikisi dinletisi sunulurken, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Mevlid-i Nebi Haftası için hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Mevlid-i Nebi Haftası Programı’nda konuştu: "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze’de, uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Sadece Filistin’de milyonlarca kardeşimiz; en temel… pic.twitter.com/LH83qLCTcJ — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 28, 2026 “Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümü hayırlara vesile olsun” Konuşmasına Mevlid-i Nebi Haftası'nı kutlayarak başlayan Erdoğan, Hazreti Muhammed'in doğumunun insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme değindi. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün Türkiye, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, Peygamber Efendimizin dünyaya gelişinin insanlığın inanç ve ahlak anlayışında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Peygamber sevgisinin nesiller boyunca aktarılan en değerli miraslardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bu sevginin Türk milletinin kültüründe, edebiyatında ve sanatında güçlü biçimde yer aldığını söyledi. “Peygamber sevgisi milletimizin kültüründe yaşamaya devam ediyor” Erdoğan, Anadolu'da gülün Hazreti Muhammed'in sembolü olarak kabul edilmesine ilişkin örnekler vererek, Peygamber sevgisinin halk kültüründeki yansımalarına dikkat çekti. Yunus Emre, Süleyman Çelebi ve Fuzuli gibi isimlerin eserlerinde Resulullah'a duyulan sevgi ve bağlılığın güçlü şekilde işlendiğini ifade eden Erdoğan, milletin manevi hafızasında naatların ve Mevlid-i Şerif'in özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi. “Güzel ahlakı hayatımızın merkezine koymalıyız” Peygamber Efendimizin örnek ahlakının Müslümanlar için yol gösterici olması gerektiğini belirten Erdoğan, Kur'an ve sünnetin rehberliğinde güzel ahlakın hayatın her alanında uygulanması çağrısında bulundu. Erdoğan, aile hayatından iş yaşamına, toplumsal ilişkilerden tabiatla kurulan bağlara kadar her alanda ahlaki değerlerin esas alınması gerektiğini söyledi. Çocukların ve gençlerin Peygamber Efendimizin örnek şahsiyetiyle tanıştırılmasının önemine işaret eden Erdoğan, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Gazze ve bölgedeki savaşlara dikkat çekti Konuşmasının önemli bölümünü Filistin ve bölgedeki gelişmelere ayıran Erdoğan, Gazze, Lübnan, Sudan ve Somali başta olmak üzere birçok bölgede insanların savaş ve istikrarsızlıkla mücadele ettiğini söyledi. Gazze'de sivillerin, çocukların, kadınların ve yardım çalışanlarının saldırılarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Erdoğan, İsrail hükümetinin politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savundu. Erdoğan, siyonizmin yayılmacı hedeflerine yönelik eleştirilerinin yalnızca Türkiye'nin çıkarları açısından değil, bölgedeki tüm halkların güvenliği ve insanlık değerleri açısından yapıldığını ifade etti. “Dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor” Uluslararası toplumun Gazze ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmeler karşısında yeterli tepki göstermediğini belirten Erdoğan, geçmişte yaşanan büyük insanlık trajedilerine yönelik sessizliğin ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Soykırım şebekesinin kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor.” Müslüman ülkelerin dışarıdan gelecek desteklere güvenerek sorunlarını çözemeyeceğini ifade eden Erdoğan, İslam dünyasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini dile getirdi. “Güçlü ve caydırıcı olmak zorundayız” Erdoğan, Müslüman ülkelerin hak ve hukuklarını birlikte savunması, bölgede barış ve güvenliği ortak şekilde inşa etmesi gerektiğini belirtti. “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” diyen Erdoğan, İslam dünyasının güçlü, caydırıcı ve dayanışma içinde hareket eden bir yapı oluşturmasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin hem kendi içinde hem de İslam dünyasında ittifakları güçlendirmeye ve anlaşmazlıkları azaltmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, birlik ve beraberlik mesajı verdi. “Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir” Ümmet-i Muhammed'in yeniden birlik içinde hareket etmesini arzu ettiklerini ifade eden Erdoğan, Müslümanların omuz omuza vererek geleceğe yürümesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin kendi içinde de 86 milyon vatandaşın kardeşliğini ve ortak kader anlayışını güçlendirmeye çalıştığını belirterek, Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerin Peygamber Efendimizin örnek ahlakının ve İslam dünyasındaki birlik anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sunmasını temenni etti.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

DEM Parti'den Çerçeve Yasa Teklifine Destek: "Ortak Geleceğimiz İçin Atılmış Bir İmza" Haber

DEM Parti'den Çerçeve Yasa Teklifine Destek: "Ortak Geleceğimiz İçin Atılmış Bir İmza"

TBMM gündemine taşınan çerçeve yasa teklifi siyasetin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürürken, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında teklifi değerlendirdi. Doğan, DEM Parti'nin tarihinde ilk kez bir kanun teklifine imza attığını belirterek, düzenlemenin Türkiye'nin demokratik geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. "İlk kez bir kanun teklifine imza attık" DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti olarak ilk kez bir kanun teklifinin altında imzalarının bulunduğunu belirtti. Teklifin yalnızca belirli bir kesimi değil, Türkiye'nin tamamını ilgilendirdiğini vurgulayan Doğan, şu ifadeleri kullandı: "86 milyon için önemli bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Bu atılmış alelade sıradan bir imza değil, ortak geleceğimiz için atılmış bir imzadır. Hepimize, tüm Türkiye'ye, ortak yaşam için mücadele edenlere hayırlı olsun. Uğurlar getirsin, barışı kalıcı bir hale getirsin." "Yeni dönemin ilk adımı" Doğan, söz konusu imzanın silahlı çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçişi simgelediğini söyledi. Sürecin kolay olmayacağını dile getiren DEM Parti Sözcüsü, demokratikleşme ve kalıcı barış için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. "Aylar süren istişarelerin ürünü" Yasa teklifinin uzun süren görüşmeler ve istişareler sonucunda hazırlandığını ifade eden Doğan, sürece katkı sunan siyasi partilere teşekkür etti. Doğan açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: "Neticede karşımıza çıkan yasa teklifi ve teklife yaklaşımla ilgili yapıcı katkı gösteren, çaba sarf eden tüm siyasi partilere partimiz adına teşekkür etmek isteriz." "Ortak geleceğin hukuki zemini" Teklifin birlikte inşa edilecek ortak geleceğin ilk hukuki adımı olduğunu söyleyen Doğan, düzenlemenin toplumsal barış açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Yasa teklifinin "eve dönüş" için de hukuki bir yol açacağını dile getiren Doğan, herkesin barış içerisinde yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladı. "Türkiye bölgeye örnek olabilir" Ayşegül Doğan, Türkiye'nin kalıcı barışı sağlayabilmesi halinde yalnızca ülke içinde değil, bölge ve dünya açısından da örnek bir model oluşturabileceğini söyledi. Doğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bölgede örnek bir Türkiye modelini geliştirmek, dünya çatışma çözümü literatürüne başarabilmiş, barışı kalıcı hale getirebilmiş, demokratikleşmenin yolunu açmış ve bunu sağlayabilmiş bir ülke hep vurgulandı. Temennimiz, beklentimiz ve mücadelemiz bunun gerçekleşmesi içindir. Çünkü buna hem Türkiye'nin hem Ortadoğu'nun hem de dünyanın ihtiyacı var." TBMM'ye sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", siyasi partiler arasında farklı değerlendirmelere konu olurken, teklifin komisyon ve Genel Kurul sürecinde kapsamlı şekilde ele alınması bekleniyor.

Bahçeli’den Süreç Yasası Açıklaması: “Bin Yıllık Kardeşliğimiz Bir Kez Daha Tescillendi” Haber

Bahçeli’den Süreç Yasası Açıklaması: “Bin Yıllık Kardeşliğimiz Bir Kez Daha Tescillendi”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’ye sunulan “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan süreç yasası teklifine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazeteci Sinan Burhan’a konuşan Bahçeli, teklifin ilk imzasını atan isimlerden biri olmasına ilişkin değerlendirmesinde, bu adımın tarihi bir anlam taşıdığını ifade etti. “Türk’üyle, Kürt’üyle herkes kazanmıştır” Süreç yasasına ilişkin konuşan Devlet Bahçeli, atılan imzanın Türkiye açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Bahçeli açıklamasında, “Attığımız bu imza hayırlı ve uğurlu olsun. Bu imzayla bin yıllık kardeşliğimiz bir kez daha tescillenmiştir.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların ortak geleceğine vurgu yapan Bahçeli, Türk’üyle, Kürt’üyle ve farklı kimliklere sahip herkesin bu süreçten kazançlı çıkacağını savundu. Bahçeli, “86 milyon vatandaşımız ve Ortadoğu halkları kazanmıştır. Aynı zamanda küresel projelerin bozulmasının ilk adımı da atılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu. MHP lideri açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı’na da teşekkür etti. “Bu bir devlet projesidir” Bahçeli, yürütülen sürecin siyasi bir girişimden öte devlet politikası olduğunu ifade etti. Sürecin Meclis çatısı altında yürütüldüğünü belirten Bahçeli, “Bu proje bir devlet projesidir. Meclisimiz bu konuyla ilgili gerekli inisiyatifi almıştır. Devletimiz gerekli çalışmaları yürütüyor. Hep birlikte bu süreci takip edeceğiz.” dedi. Bahçeli, MHP olarak sürece destek verdiklerini ve devlet kurumlarının yürüttüğü çalışmalara uygun hareket ettiklerini söyledi. “Devlet adabına riayet ederiz” MHP grup toplantılarında son dönemde “Terörsüz Türkiye” sürecine neden daha az değindiği yönündeki soruya da yanıt veren Bahçeli, devlet kurumları arasındaki çalışma düzenine dikkat çekti. Bahçeli, “Biz devlet adabına riayet ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor. Sayın Meclis Başkanımız da konuya vaziyet ediyor. Biz de kendilerine destek veriyoruz. Onların yürüttüğü çalışmaların önüne geçmek doğru değildir.” ifadelerini kullandı. Bahçeli’den Demirtaş açıklaması Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etmediğini ancak avukatları aracılığıyla görüştüğünü belirten Bahçeli, aralarında geçmişten gelen bir hukuk bulunduğunu söyledi. Bahçeli, “Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmedim. Ancak avukatları vasıtasıyla düzenli olarak görüşür, halini hatırını sorarım. O da bana selamlarını iletir. İyi bir hukukumuz var.” dedi. MHP lideri, Demirtaş’ın herhangi bir talebi veya ihtiyacı olup olmadığını da avukatları aracılığıyla öğrendiğini ifade etti. “Türkiye huzur bulmalıdır” Bahçeli, daha önce yaptığı “Selahattin Demirtaş evine dönsün” açıklamasının hatırlatılması üzerine ise aynı görüşünü koruduğunu belirtti. Bahçeli açıklamasında, “Ben yine aynı şeyi söylüyorum. Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır.” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı, hedeflerinin Türkiye’nin ve bölgenin istikrar ile huzura kavuşması olduğunu dile getirdi. Bahçeli’nin açıklamaları, TBMM’ye sunulan süreç yasası teklifinin ardından siyasi gündemde tartışmaların devam ettiği bir dönemde geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.