Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortadoğu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saldırılarda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü! İran'da 40 günlük yas ilan edildi Haber

Saldırılarda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü! İran'da 40 günlük yas ilan edildi

Hamaney 1980’lerde Cumhurbaşkanı olarak görev yaptıktan sonra, 1989’da kurucu lider Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından İran’ın dini lideri oldu ve bu pozisyonda 36 yılı aşkın süre görev yaptı. İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin saldırısında öldürüldü. 86 yaşındaydı. İran devlet medyası, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hamaney'in Cumartesi günü kompleksini vuran ortak bir ABD-İsrail hava saldırısında öldürüldüğünü söylemesinin ardından Pazar günü erken saatlerde ölümü doğruladı. İran'ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı, "İran halkına, İslam Devrimi Lideri Ekselansları Ayetullah İmam Seyyid Ali Hamaney'in 28 Şubat Cumartesi sabahı Amerika ve Siyonist rejim tarafından başlatılan ortak saldırıda şehit olduğu açıklandı" dedi. İran devlet medyası, Hamaney'in kızının, damadının ve torununun da öldürüldüğünü söyledi. Trump daha önce Hamaney ve diğer İranlı yetkililerin "ABD istihbaratından ve gelişmiş izleme sistemlerinden kaçamadığını" söyledi. Hamaney, on yıl önce İslam devrimine öncülük eden karizmatik lider Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da İran'da dümeni ele geçirdi. Humeyni, Pehlevi monarşisinin yönetimini sona erdiren devrimin arkasındaki ideolojik güç olsa da, hem İran'ın düşmanlarına karşı savunmasını oluşturan hem de sınırlarının çok ötesinde nüfuz sağlayan askeri ve paramiliter aygıtı şekillendiren Hamaney'di. Ruhani lider olmadan önce, 1980'lerde Irak ile kanlı bir savaşta İran'ı cumhurbaşkanı olarak yönetmişti. Analistler, Batılı ülkelerin Irak lideri Saddam Hüseyin'i desteklediği ezici çatışmanın, birçok İranlı arasında bir tecrit duygusuyla birleştiğinde, Hamaney'in genel olarak Batı'ya ve özellikle de ABD'ye olan güvensizliğini derinleştirdiğini söylüyor. ABD ve İsrail’in ortak askeri operasyonunda Hamaney’in konutunun hedef alındığı ve saldırıda öldüğüne dair İran resmi kanallarınca bilgi verildi. İran, Şamhani ve İDMO'nun Pakpour'unun öldürülmesini de doğruladı Resmi IRNA haber ajansı, Hamaney'in üst düzey siyasi danışmanı ve İran Savunma Konseyi sekreteri Ali Shamkani'nin Tahran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarında öldürüldüğünü bildiriyor. Ayrıca İDMO başkomutanı Muhammed Pakpour'un da öldürüldüğünü söylüyor. İran devlet televizyonu ve IRNA, Hamaney’in öldüğünü doğruladı ve 40 günlük ulusal yas ilan edildiğini duyurdu. Tahran'daki şok gelişme, Ortadoğu’daki gerilimi derinleştirirken küresel diplomasi ve güvenlik arenasını da sarstı.

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı Haber

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti. İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı. İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor. Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti. Taviz vermeye hazır olma Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi. Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor. ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor. Reuters’ten aktarılan habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu. Her iki taraf için de faydaları İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı. Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.

Çelik: İsrail’in, her türlü tehdidi gayrı meşrudur Haber

Çelik: İsrail’in, her türlü tehdidi gayrı meşrudur

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail’in Filistin ve komşu Arap devletlerinin egemenliğine yönelik tehditlerine ilişkin açıklama yaptı. Çelik, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze üzerindeki politikalarını "mekansal soykırım" olarak nitelendirdi. İsrail’in işgalci tutumuna ve yerleşim birimi genişletme faaliyetlerine dikkat çeken Çelik, "İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde hiçbir hakkı ve egemenliği yoktur. İsrail’in Batı Şeria'yı ilhak etme veya Gazze Şeridi'nden ayırma girişimleri 'mekansal soykırım' faaliyetidir. İşgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesi ise açık saldırıdır” dedi. ABD’nin İsrail Büyükelçisi’nin tutumunu "insanlık dışı" olarak tanımlayan Çelik, teolojik fanatizmin uluslararası hukukun önüne geçirilmeye çalışılmasının bölge için vahim sonuçlar doğuracağını belirtti. Çelik, “ABD'nin İsrail Büyükelçisinin Netanyahu hükümeti tarafından Gazze’de çocukların öldürülmesine destek vermesi insanlık dışı ve korkunç bir yaklaşımdır. Bu Büyükelçinin teo-politik bir yaklaşımla bazı Arap devletlerinin topraklarını gaspetmeyi hedefleyen “Büyük İsrail” projesini savunması, en temel hukuk ilkelerine ve insanlık değerlerine karşıdır. Teolojik-fanatik iddiaların uluslararası hukukun yerine konulmaya çalışılmasının tüm bölgede çok vahim sonuçları olur. İsrail’in Ortadoğu’da egemenlik kurmasını savunarak kardeş devletleri tehdit eden bu yaklaşımı kökten reddediyoruz ve en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden yıllardır dile getirdiği uyarıların haklılığının bugün daha net anlaşıldığını kaydeden Çelik, açıklamasını “Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünden defalarca “İsrail’in sınırları neresidir?” diye sorarak bu saldırgan ve işgalci zihniyetin sinsi planlarına karşı tüm dünyayı yıllardır uyarmaktadır. Yaşanan her gelişme Cumhurbaşkanımızın yıllardır BM kürsüsünden tüm dünyanın gözü önünde yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır” sözleriyle tamamladı.

Kaynaklar: ABD ordusu bu hafta sonu gibi erken bir tarihte İran'a saldırmaya hazır Haber

Kaynaklar: ABD ordusu bu hafta sonu gibi erken bir tarihte İran'a saldırmaya hazır

Kaynaklar, son günlerde Ortadoğu'da hava ve deniz kuvvetlerinin önemli ölçüde artırılmasının ardından, Beyaz Saray'ın hafta sonuna kadar bir saldırıya hazır olabileceği konusunda bilgilendirildiğini söyledi. Ancak bir kaynak, Trump'ın özel olarak askeri müdahale lehine ve aleyhine görüşler belirttiğini ve en iyi hareket tarzının ne olduğu konusunda danışmanları ve müttefikleriyle görüştüğünü belirtti. Toplantıya aşina bir kişinin söylediğine göre, üst düzey yönetim ulusal güvenlik yetkilileri Çarşamba günü Beyaz Saray Durum Odası'nda İran'daki durumu görüşmek üzere bir araya geldi. Trump ayrıca Çarşamba günü özel elçi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner tarafından, bir gün önce İran ile yaptıkları dolaylı görüşmeler hakkında bilgilendirildi. Trump'ın hafta sonuna kadar bir karar verip vermeyeceği belli değil. İran ve ABD müzakerecileri Salı günü Cenevre'deki dolaylı görüşmelerde üç buçuk saat boyunca not alışverişinde bulundular, ancak net bir çözüme varamadan ayrıldılar. İran'ın baş müzakerecisi, her iki tarafın da “bir dizi yol gösterici ilke” üzerinde anlaştığını söylerken, bir Amerikan yetkilisi “hala görüşülecek birçok ayrıntı var” dedi. Beyaz Saray basın sözcüsü Karoline Leavitt Çarşamba günü, İran'ın müzakere pozisyonu hakkında “önümüzdeki birkaç hafta içinde” daha fazla ayrıntı vermesinin beklendiğini söyledi, ancak Trump'ın bu süre zarfında askeri harekâttan vazgeçip vazgeçmeyeceği konusunda bir şey söylemedi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, İran görüşmeleri hakkında bilgi vermek üzere 28 Şubat'ta İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile görüşmek için İsrail'e gitmesi bekleniyor, diye belirtti bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Çarşamba günü CNN'e. Bu belirsiz açıklamalar, yetkililer görünüşte diplomasi umudunu korurken bile, iki ülke arasında askeri çatışma korkusunu artırdı. ABD cephaneliğindeki en gelişmiş uçak gemisi grubu olan USS Gerald Ford, diğer askeri yığılmaların ardından bu hafta sonu bölgeye gelebilir. Hareketlere aşina kaynaklara göre, yakıt ikmal tankerleri ve savaş uçakları da dahil olmak üzere Birleşik Krallık'ta konuşlanmış ABD Hava Kuvvetleri unsurları Orta Doğu'ya daha yakın bir yere yeniden konumlandırılıyor.

Trump, İran’la müzakereler başarısız olursa ikinci uçak gemisini gündeme getirdi Haber

Trump, İran’la müzakereler başarısız olursa ikinci uçak gemisini gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde olası bir askerî harekâta hazırlık kapsamında Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi taarruz grubunun gönderilmesini değerlendirdiğini söyledi. Trump, Washington’un diplomatik süreci askerî hazırlıkla birlikte yürüttüğünü ifade etti. Trump, Axios sitesine verdiği demeçte, ABD ile İran’ın Haziran’daki 12 günlük savaşın ardından ilk kez Umman’da yeniden müzakerelere başladığını belirtti. Ancak Washington’un “ya bir anlaşmaya varacağını ya da önceki seferde olduğu gibi son derece sert adımlar atmak zorunda kalacağını” dile getirdi. Trump, görüşmelerin ikinci turunun gelecek hafta yapılmasını beklediğini de kaydetti. “Oraya doğru ilerleyen bir filomuz var, bir başka filo da yola çıkabilir” diyen Trump, ‘Abraham Lincoln’ uçak gemisi ve ona eşlik eden; savaş uçakları, Tomahawk füzeleri ve çeşitli savaş gemilerinden oluşan taarruz grubuna ek olarak ikinci bir grubun gönderilmesini “düşündüğünü” söyledi. Bir ABD’li yetkili de Axios’a, bölgede Amerikan deniz varlığının güçlendirilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekten yapıldığını doğruladı. Buna karşın Trump, bir anlaşmaya varılabileceği konusunda iyimser olduğunu ifade ederek, İran’ın “bir anlaşma yapmayı şiddetle istediğini” ve askerî tehdidin etkisiyle daha ciddi müzakere ettiğini savundu. Mevcut görüşmelerin “tamamen farklı” olduğunu belirten Trump, Tahran’ın önceki sefer ABD’nin askerî saldırıya geçebileceğine inanmadığını, bu nedenle “kendi pozisyonunu abarttığını” öne sürdü. Trump, herhangi bir anlaşmanın İran’ın nükleer programını kapsamasının “kaçınılmaz” olduğunu vurgularken, balistik füzeler dosyasının da gündeme gelebileceğini söyledi. Bu çerçevede, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’a hareketi öncesinde yaptığı açıklamada, Trump’a müzakerelere ilişkin İsrail’in ilkesel yaklaşımını sunacağını belirtti. Netanyahu, söz konusu ilkelerin “yalnızca İsrail için değil, Ortadoğu’da barış ve güvenliği hedefleyen herkes için önemli” olduğunu ifade etti.

Trump: İran bir anlaşmaya varmak istiyor, fakat mevcut durum "istikrarsız" Haber

Trump: İran bir anlaşmaya varmak istiyor, fakat mevcut durum "istikrarsız"

Trump, bu ayın başında ülkede düzenlenen protestolarda çok sayıda göstericinin hayatını kaybetmesinin ardından, İran rejimine yönelik hedeflere saldırı emri verme konusunda ciddi şekilde düşünüyordu, ancak bölgede askeri güçlerin artışı ile eş zamanlı olarak bu kararı askıya aldı. Durumu bilen kaynaklara dayanan Amerikan haber sitesi, Trump'ın henüz kesin bir karar almadığını ve bu hafta kendisine daha fazla askeri seçenek sunulmasının beklendiği başka görüşmeler yapacağını belirtti. Trump, Axios'a verdiği bir röportajda, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin Ortadoğu’ya gönderilmesi kararına değinip, "İran yakınında büyük bir donanmamız var. Bu, Venezuela’dan daha büyük." dedi. Ulusal güvenlik ekibinin sunduğu seçeneklerin ayrıntılarına girmekten kaçındı. ABD Başkanı, diplomasinin hala bir seçenek olduğunu vurgulayarak, "Bir anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar." ifadelerini kullandı. Trump, geçen hazirandaki "on iki günlük savaş"tan önce İran'ın İsrail’e sürpriz ve yıkıcı bir saldırı gerçekleştirecek önemli bir füze kapasitesine sahip olduğunu, ancak İsrail’e önleyici bir saldırı izni verilmesinin bu planı bozduğunu belirtti. "Saldırıya geçeceklerdi... ama savaşın ilk günü onlar için zorlu geçti. Liderlerini ve birçok füzesini kaybettiler. Eğer farklı bir başkan olsaydı, İran nükleer silah sahibi olurdu ve ilk saldıran onlar olurdu." dedi. Şarku’l Avsat’ın Axios kaynaklı haberine göre, ABD ordusu Trump’tan gelebilecek muhtemel bir emir için hazırlık yapıyor ve Abraham Lincoln uçak gemisine ilave olarak bölgeye daha fazla F-15 ve F-35 savaş uçakları, havadan yakıt ikmal uçakları ve ilave hava savunma sistemleri gönderdi. Axios, kaynaklarına dayanarak, ABD Merkez Komutanlığı Başkanı Brad Cooper'ın cumartesi günü İsrail’e giderek, İran’ın İsrail’e yönelik olası bir saldırısına karşı askeri stratejileri ve muhtemel ortak savunma çabalarını koordine ettiğini belirtti.

Arakçi ile Witkoff ile temasa geçti. Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor Haber

Arakçi ile Witkoff ile temasa geçti. Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Amerikan kaynaklarına göre, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, hafta başında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den bir telefon aldı. Aynı zamanda, ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın "kırmızı çizgileri aştığını" ifade ederek, askerî müdahale dahil "çok güçlü seçeneklerin" masada olduğunu söyledi. Trump, Pazartesi sabahı yaptığı açıklamada, ordunun durumu çok dikkatle takip ettiğini belirterek, çok sert seçeneklerin değerlendirildiğini ve uygun bir kararın alınacağını dile getirdi. Beyaz Saray’dan bir yetkili de Trump’ın İran’a karşı askerî bir müdahaleyi ciddi bir şekilde düşündüğünü onayladı. Arakçi ile Witkoff arasındaki temas, Tahran’ın tansiyonu düşürme veya Trump’ın İran rejimini daha da zayıflatacak bir hamle yapmasından önce zaman kazanma çabası olarak değerlendiriliyor. Kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde olası bir görüşmeyi de tartıştığını iletti. Trump’ın Salı sabahı, askerî liderler, yönetimin üst düzey yetkilileri ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmede; askerî saldırılar, siber silahların kullanımı, yaptırımların sertleştirilmesi ve protestocuların desteklenmesi gibi seçenekler değerlendirilecek. Toplantıya Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Kane de katılacak. ABD yönetimi, protestolara destek olmak ile bölgesel bir savaştan kaçınmak arasında hassas bir denge sağlamaya çalışıyor. Uzmanlar, bölgedeki gerginliğin geniş çaplı bir kaosa yol açabileceği endişesiyle askerî olmayan seçeneklere yöneliyor. Analizlere göre Trump, kararını saatler içinde verebilir ve bu da kritik bir kararın eşiğinde olduğumuz anlamına geliyor. Amerikalı yetkililer, Witkoff ile Arakçi arasındaki iletişimin geçen yıl gerçekleştirilen nükleer görüşmeler esnasında başladığını ve ABD’nin haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef almasının ardından sürdüğünü açıkladı. Tarafların, ekim ayına kadar olası müzakereler konusunda iletişim hâlinde kaldıkları belirtildi.

Trump-Şara görüştü: Suriye, IŞİD karşıtı koalisyona katılıyor Haber

Trump-Şara görüştü: Suriye, IŞİD karşıtı koalisyona katılıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. ABD Hazine Bakanlığı, Beşar Esad yönetimini mali olarak cezalandırmak amacıyla Suriye’ye uygulanan Sezar yaptırımlarının askıya alındığını açıkladı. Trump ve Suriye’nin Geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara Beyaz Saray’da bir araya geldi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Trump ile Şara arasındaki görüşmenin TSİ 19:50’de başladığı bildirildi. Görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Şara, Beyaz Saray’a ön kapıdan değil; yan kapıdan girdi. Bu, bir Suriye devlet başkanının ABD’nin başkentine yaptıxğı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçti. Görüşmenin hemen ardından ABD Hazine Bakanlığı, Beşar Esad yönetimini mail olarak cezalandırmak amacıyla Suriye’ye uygulanan Sezar yaptırımlarının askıya alındığını açıkladı. ABD’li yetkililer, Suriye’nin Ortadoğu’da IŞİD’e karşı kurulan ABD öncülüğündeki koalisyona katılacağını doğruladı. Trump’tan Şara’ya: “Güçlü bir lider” Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmenin ardından açıklama yapan Trump, Şara’yı “güçlü bir lider” olarak nitelendirdi. Şara ise görüşmenin ardından Fox News’a konuştu, “El-Kaide komutanlığının geçmişte kaldığını ve Trump ile görüşmesinde bunun gündeme gelmediğini” ifade etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 4 Kasım’da yaptığı açıklamada görüşmeyi, Trump’ın “barış arayışında dünya çapında herkesle görüşme yönündeki diplomatik çabalarının bir parçası” olarak tanımlamıştı. Leavitt, Trump’ın haziran ayında Ortadoğu gezisi sırasında Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararını hatırlatarak, “Bu görüşme o adımın devamıdır, barış ve yeniden yapılanma sürecinin kurumsallaşması anlamına geliyor” dedi. Beyaz Saray’daki görüşmenin hazırlıkları haftalardır sürüyordu. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, daha önce Şara’nın Washington ziyaretinin “kasım ayı ortasında” gerçekleşeceğini açıklamıştı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani de 2 Kasım’da yaptığı açıklamada, “Şara’nın Beyaz Saray’a resmi bir ziyarette bulunacağını ve görüşmede yeniden inşa sürecinin ele alınacağını” duyurmuştu. Şara’nın meşruiyet arayışı Beşar Esad yönetiminin 8 Aralık’ta devrilmesinin ardından geçiş yönetiminin başına geçen Şara, kısa sürede bölgesel ve uluslararası meşruiyetini pekiştirmek için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. İlk yurt dışı ziyaretlerinden biri, 4 Şubat’ta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle Ankara’ya oldu. Ardından mayıs ayında Riyad’da, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Trump ile bir araya geldi. Trump o görüşmeden sonra, “Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasında Şara ile yaptığımız görüşme belirleyici oldu” demişti. Şara, eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılarak 58 yıl sonra BM’de konuşma yapan ilk Suriye lideri olmuş, “Suriye’nin uluslar topluluğu içindeki yerini yeniden kazandığını” söylemişti. Aynı ziyarette Trump ile de bir araya gelmişti. 15 Ekim’de Moskova’ya giden Şara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede“Suriye’nin tarafsız bir dış politika izleyeceğini” belirtmiş, Şam yönetiminin Batı ile işbirliğine açık olduğunu vurgulamıştı. Rusya-Suriye ittifakı yeniden mi şekilleniyor?ABD’nin yeni Suriye politikası: Yaptırımlar kalktı, terör listesinden silindi Şara’nın Washington ziyareti, ABD’nin geçen hafta Suriye liderini terör listesinden çıkarmasının hemen ardından geldi. ABD Hazine Bakanlığı, Şara ve İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab’ın “ilerleme gösteren demokratik geçiş sürecine katkılarının tanındığını” belirterek her iki ismi de “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Teröristler” listesinden çıkardı. Şara, daha önce El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünü yönetmiş, ardından 2016’da örgütle yollarını ayırmıştı. 2019’da ABD tarafından 10 milyon dolarlık ödülle aranan Şara, geçiş hükümetini kurduktan sonra, “Suriye’nin geçmişteki aşırılıklarından kopma” mesajı vermişti. ABD’nin Suriye’ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar da kademeli biçimde kaldırıldı. Washington, ekim ayında sunduğu karar tasarısıyla Şara yönetiminin “kimyasal silahların imhası, kayıp Amerikalıların bulunması ve IŞİD’e karşı işbirliği” konularında ilerleme kaydettiğini belirtti. Trump-Şara görüşmesi: Neler konuşuldu? Beyaz Saray kaynaklarına göre Trump-Şara görüşmesinde beş ana başlık öne çıktı: Suriye’nin yeniden inşası: Dünya Bankası, ülkenin yeniden inşası için gerekli maliyeti 216 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Şara’nın, ABD ve müttefiklerinden altyapı, enerji ve eğitim projeleri için destek talep etmesi bekleniyor.IŞİD ve güvenlik işbirliği: Suriye İçişleri Bakanlığı, Şara’nın Washington’a hareketinden önce 71 IŞİD üyesinin yakalandığını açıkladı. Trump yönetimi, Şara’nın ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyona katılmasını istiyor.İsrail-Suriye güvenlik mutabakatı: ABD, İsrail ve Suriye arasında bir “saldırmazlık anlaşması” için diplomatik temas yürütüyor. Reuters’a göre Washington, Şam’da ortak kullanıma açık bir hava üssü kurarak bu süreci güvence altına almak istiyor.ABD’nin Şam’daki askeri varlığı: Pentagon, geçen iki ayda Suriye başkentindeki hava üssünde keşif uçuşları yaptı. Üssün “lojistik, gözetleme ve insani operasyonlar” amacıyla kullanılacağı belirtiliyor.Ekonomik ve diplomatik normalleşme: Şara’nın, ABD ile tam diplomatik ilişki kurulmasını ve Suriye’nin uluslararası finans kurumlarına erişiminin yeniden sağlanmasını talep edeceği öngörülüyor. Bir ABD yönetimi yetkilisi, “Trump, Şara ile görüşmesinde Suriye’nin barış içinde kendi ayakları üzerinde durabileceği bir düzenin inşasını konuşacak” dedi. Trump yönetimi, bu görüşmeyi sadece iki ülke ilişkileri açısından değil, bölgesel güvenlik dengeleri açısından da stratejik bir dönüm noktası olarak görüyor. Şara yönetiminin ABD liderliğindeki ittifaka katılmasıyla Washington, İran ve Rusya’nın etkisini sınırlamayı hedefliyor. Tom Barrack, “Herkesi bu ittifaka ortak olmaya ikna etmeye çalışıyoruz, bu onlar için çok önemli” diyerek sürecin nihai amacını özetledi. Suriye’deki iç savaşın sona ermesinden sonra ülkede yeniden güvenliğin tesis edilip edilemeyeceği, Şara yönetiminin önündeki en büyük sınama olarak görülüyor. ABD-Suriye görüşmesi, Washington’un “düşmanla müzakere” politikasına yeni bir örnek olarak tarihe geçecek. Trump yönetimi, tıpkı 2018’de Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’la yaptığı görüşmede olduğu gibi, bu buluşmayı “riskli ama gerekli bir barış denemesi” olarak tanımlıyor. Kaynak: BBC, Reuters, Guardian

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.