Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Doğu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Putin’dan Avrupa’daki protestolar hakkında açıklama: “Sorun kendi politikalarında” Haber

Putin’dan Avrupa’daki protestolar hakkında açıklama: “Sorun kendi politikalarında”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa’daki kitlesel protestoların arkasında Moskova’nın olduğu yönündeki suçlamalara tepki gösterdi. Putin, gösterilerin Avrupa ülkelerinin kendi politikalarındaki hatalardan kaynaklandığını savunurken, Rusya’nın Avrupa’ya enerji tedarik etmeyi hiçbir zaman reddetmediğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülke basınına yaptığı değerlendirmelerde Avrupa’daki protestoları ve Avrupa ülkelerinin Rusya’ya yönelik enerji politikalarını ele aldı. Avrupa’daki kitlesel gösterileri Rusya’nın kışkırttığı yönündeki suçlamaları reddeden Putin, Avrupa yönetimlerinin yaşanan sorunların sorumluluğunu başka ülkelere yüklediğini ileri sürdü. Putin: Avrupa kendi politikalarındaki hataları sorgulamalı Avrupa’daki protestoların Rusya tarafından organize edildiği iddialarını aşırı bir değerlendirme olarak nitelendiren Putin, gösterilerin Avrupa ülkelerinin kendi politikalarından kaynaklandığını savundu. Putin, Avrupa’daki bazı liderlerin yaşanan sorunların sorumluluğunu üstlenmek yerine başka ülkeleri suçladığını belirterek, bunun söz konusu yöneticilerin zayıflığını gösterdiğini öne sürdü. Gösterilerin nedenleri arasında göç politikalarına da değinen Putin, bazı göçmenlerin uzun yıllardır yaşadıkları ülkelerin dillerini konuşamadığını söyledi. Avrupa ülkelerinin Orta Doğu’ya yönelik politikalarının da bölgeden gelen göçmenlerin tepkileri üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Rusya’dan Avrupa’nın enerji kararlarına tepki Putin, açıklamalarında Avrupa ülkelerinin Rusya’ya yönelik enerji politikalarını da değerlendirdi. Rusya’nın Avrupa’ya enerji kaynakları tedarik etmeyi hiçbir zaman reddetmediğini belirten Putin, Rus petrolü, doğal gazı, kömürü ve uranyumunun satın alınmaması kararının Avrupa ülkeleri tarafından alındığını söyledi. Avrupa yönetimlerinin Rus enerji kaynaklarından vazgeçme yönünde adımlar attığını dile getiren Putin, bazı ülkelerin Rusya’dan almaya devam ettikleri ürünleri de bırakmayı planladığını kaydetti. Yabancı şirketlerin Rusya pazarından ayrıldığını söyledi Rusya pazarındaki yabancı şirketlere de değinen Putin, bazı şirketlerin Avrupa hükümetlerinin baskısı nedeniyle ülkeden ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürdü. Putin’in açıklamaları, Avrupa’daki siyasi gelişmeler ve Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki enerji ilişkilerinin gündemdeki yerini koruduğu bir dönemde geldi.

Devlet Bahçeli: Fransa'ya heveslenmeyin, Batı emperyalizmine kapılmayın, Türkiye'ye sahip çıkın Haber

Devlet Bahçeli: Fransa'ya heveslenmeyin, Batı emperyalizmine kapılmayın, Türkiye'ye sahip çıkın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin bölgesel rolü, Terörsüz Türkiye süreci, yolsuzluk soruşturmaları, eğitim ve dış politikaya ilişkin önemli mesajlar veren Bahçeli, millî birlik ve kararlılık vurgusu yaptı. BAHÇELİ’DEN SUUDİ ARABİSTAN’A ASKERÎ DESTEK MESAJI Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere geniş yer ayıran Bahçeli, Suudi Arabistan’a yönelik Husilerin saldırılarını sert sözlerle eleştirdi. Sivil kayıplara ve bölgesel istikrarın tehlikeye girmesine dikkat çeken Bahçeli, Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın savunmasına mümkün olan her türlü askerî desteği vermesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, “Diplomasinin imkânları, yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır” diyerek Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısında kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini savundu. İslam dünyasına birlik çağrısı yapan Bahçeli, bölgesel sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini de vurguladı. İsrail’in politikalarını eleştiren MHP lideri, Orta Doğu’da kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden birinin İsrail olduğunu ileri sürdü. YUNANİSTAN’A SERT UYARI: “TÜRKİYE’NİN HAKLARINI TANIMALI” Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasındaki yakınlaşmayı da değerlendiren Bahçeli, elektrik bağlantısı projesi ve deniz yetki alanları üzerinden yaşanan gelişmelere tepki gösterdi. Yunanistan’ın Türkiye’nin haklarını ve Kıbrıs Türk Devleti’nin egemenliğini tanıması gerektiğini belirten Bahçeli, Atina yönetimine diyalog ve diplomasi çağrısında bulundu. Bahçeli, Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalarla göz ardı edilemeyeceğini dile getirdi. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE YOLUNDAN GERİ DÖNMEYECEĞİZ” Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de konuşan Bahçeli, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Türkiye’nin huzur ve güven ortamını bozmayı amaçlayan girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Bahçeli, “Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geriye dönmeyecektir.” dedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin Türkiye’nin geleceği açısından önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, toplumsal birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI GÜNDEMİNDE Bahçeli’nin konuşmasında belediyelere yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları da öne çıktı. Kamu kaynaklarının usulsüz kullanılmasına karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirten MHP lideri, hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlüğün hukuk önünde korunmaması gerektiğini söyledi. Soruşturmaların siyasi tartışmaların gölgesinde bırakılmaması gerektiğini savunan Bahçeli, devletin ilgili kurumlarına kamuoyunu doğru bilgilendirme çağrısı yaptı. Somutlaşan ve yargı sürecinde netleşen konuların vatandaşlarla paylaşılmasının önemine dikkat çekti. Bahçeli, ahlaki standartların siyaset kurumunda da hâkim olması gerektiğini belirterek adalet, liyakat ve vicdan vurgusu yaptı. GENÇLERE SESLENDİ: FRANSA'YA HEVESLENMEYİN, TÜRKİYE'YE SAHİP ÇIKIN Bu arada eğitim alanındaki gelişmelere de değinen Bahçeli, gençlerin geleceğe hazırlanması için eğitime daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini ifade etti. Eğitim sisteminin bilim, teknoloji, düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirecek şekilde güçlendirilmesini isteyen Bahçeli, okul güvenliği konusunda da aile, öğretmen ve okul yönetiminin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Gençlerimize de sesleniyorum: Fransa'ya heveslenmeyin. Batı emperyalizmine kapılmayın. Türkiye'ye sahip çıkın. Türkiye sizin olsun. https://t.co/7aS0TTclRa — MHP (@MHP_Bilgi) October 13, 2026 Konuşmasının sonunda vatandaşların sosyoekonomik sorunlarının çözülmesinin öncelikli hedefler arasında yer alması gerektiğini belirten Bahçeli, milletvekillerine bu yöndeki çalışmalarını hızlandırma çağrısında bulundu. Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın birlikteliğiyle Türkiye’nin sorunlarının aşılacağını ve ülkenin daha güçlü bir geleceğe taşınacağını ifade etti.

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi Haber

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları ve bakan yardımcılarıyla birlikte Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Güler, Türkiye’nin stratejik konumu nedeniyle bölgesel ve küresel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla ülkenin hak ve menfaatlerinin korunduğunu ifade etti. “ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE KATKI SUNUYORUZ” Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik politikalarının öncelikli başlıkları olduğunu belirten Güler, Türkiye’nin krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimleri ve uluslararası görevleriyle küresel barış ve güvenliğe katkı sunduğunu söyledi. Karadeniz’de savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini aktaran Güler, Kafkasya’da ise kalıcı barış ve bölgesel istikrarın tesis edilmesini desteklediklerini kaydetti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, özetle şunları söyledi: ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE ÖNEMLİ KATKILAR SUNUYORUZ Türkiye, sahip olduğu stratejik konum itibarıyla tüm dünyayı doğrudan etkileyen gelişmelerin yaşandığı bir coğrafyanın merkezindedir. Bu nedenle risk ve tehditleri yakından takip ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla hak ve menfaatlerimizi kararlılıkla koruyoruz. Krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimlerimiz, üstlendiğimiz uluslararası görev ve sorumluluklar ve sahadaki etkinliğimizle uluslararası barış ve güvenliğe önemli katkılar sunuyoruz. Bu stratejik yaklaşımımızın önemi, özellikle yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler dikkate alındığında çok daha açık bir şekilde görülmektedir. Karadeniz’de devam eden savaş ve güvenlik riskleri, Kafkasya’da şekillenen yeni dengeler, Orta Doğu’daki gelişmeler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimiz, güvenlik politikamızın öncelikli meseleleridir. Bu çerçevede Karadeniz’de, savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini yakından takip ederek, istikrarın korunmasına yönelik sorumlu ve dengeli yaklaşımımızı sürdürüyoruz. Kafkasya’da da kalıcı barışın tesis edilmesini, bölgesel istikrarın güçlendirilmesini ve iş birliği imkânlarının geliştirilmesini destekliyoruz. KIBRIS TÜRKÜ’NE YÖNELİK HAZIMSIZLIK POLİTİKASI DEVAM EDİYOR Bölgemizi en çok etkileyen Orta Doğu’da ise yaşanan krizlere sessiz kalmadığımız gibi kurduğumuz ittifaklarla da bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik önemli adımlar atıyoruz. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da bu politikamızın etkin ve güçlü bir yansıması olmuştur. Yine bu politikalarımız kapsamında Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılığımızı muhafaza ediyor, Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini hassasiyetle gözetiyoruz. Bu çerçevede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi etkinliğini artırma ve dış desteklerle askerî kapasitesini geliştirme adımlarını yakından takip ediyor, millî güvenliğimiz doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri kararlılıkla alıyoruz. Yeri gelmişken belirtmek isterim ki Kıbrıs Türkü’ne yönelik 1960’lardan süregelen sindirme ve hazımsızlık politikası hâlâ en güçlü şekilde devam etmektedir. Öyle ki Barcelona Futbol Akademisinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Eylül ayında düzenlemeyi planladığı kampa karşı UEFA nezdinde girişimde bulunulması daha önce de bir müzik festivaline karşı yapılan benzer girişimler, Rum tarafının içinde bulunduğu hezeyanın ve uzlaşmazlığın bir yansımasıdır. Uluslararası nitelikteki eğitim, sportif, kültürel ve gençlik faaliyetlerine dahi tahammül edemeyip bunları engellemek için çaba içerisine girenlerle hangi önemli konuda uzlaşılabileceği hususunu da bu kapsamda üçüncü taraf ülkelerin dikkatine sunmak isteriz. Şu bir gerçek ki Türkiye hem uluslararası hukuktan doğan garantörlük hakları hem de tarihî sorumlulukları gereği Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini, egemenliğini ve meşru çıkarlarını koruma azim ve kararlılığındadır. GÜVENLİK KAZANIMLARININ KALICI HALE GETİRİLMESİNE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ Stratejik bakış, güvenliği yalnızca askerî tehditler üzerinden değerlendirmemeyi bir ülkenin iç huzurunu, millî birliğini ve toplumsal bütünlüğünü de güvenliğin ayrılmaz unsurları olarak görmeyi gerektirir. Bu bakımdan kırk yılı aşkın süredir asil milletimizin huzuruna ve ülkemizin bütünlüğüne kasteden teröre karşı yürüttüğümüz mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hâle getirilmesine büyük önem veriyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreciyle terörü ve şiddeti ülkemizin gündeminden tamamen çıkarmayı, bin yıllık kardeşliğimizi daha da tahkim etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda Gazi Meclisimiz tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen ilgili Kanun çerçevesinde oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulumuz da çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Kurul bünyesinde oluşturulan Alt Komisyonlarla birlikte Kanunun uygulanmasına yönelik yürütülen faaliyetler ile önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar, ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde yürütülmektedir. Bu sürecin taşıdığı anlamı, siz silah ve mesai arkadaşlarımın da çok iyi idrak etmesi gerekiyor. Zira güvenlik, tehdidi bertaraf etmekle tamamlanan bir faaliyet değildir. Aynı zamanda elde edilen kazanımları korumayı ve tehdidin yeniden ortaya çıkmasını önleyecek sosyolojik şartların oluşturulmasını da gerektirir. Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) October 7, 2026 KIBRIS MESAJI: “GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ” Kıbrıs Türkü’nün güvenliği ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılıklarının sürdüğünü belirten Güler, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin gözetildiğini söyledi. Bakan Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin askerî kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını yakından takip ettiklerini ve millî güvenlik doğrultusunda gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. Kıbrıs Türkü’ne yönelik politikaların devam ettiğini savunan Güler, Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki uluslararası eğitim, spor ve kültür faaliyetlerine yönelik girişimlerini de eleştirdi. Konuşmasının önemli bölümünü terörle mücadeleye ayıran Güler, güvenliğin yalnızca askerî tehditlerin ortadan kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını, toplumsal huzur ve millî birlik ile bütünlüğün de güvenliğin parçası olduğunu söyledi. Güler, 40 yılı aşkın süredir terörle mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hale getirilmesinin önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: Bu kapsamda oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulunun çalışmalarını sürdürdüğünü, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde yeni çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bakan Güler, güvenlik anlayışının yalnızca mevcut tehditleri ortadan kaldırmakla sınırlı olmadığını vurgulayarak, elde edilen kazanımların korunması ve tehditlerin yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek şartların oluşturulması gerektiğini söyledi. Silah ve mesai arkadaşlarına da seslenen Bakan Güler, “Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Trump ve Körfez liderleriyle İran gündemli toplantıya katıldı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Trump ve Körfez liderleriyle İran gündemli toplantıya katıldı

Toplantıya bölge ülkelerinden üst düzey katılım Trump’ın ev sahipliğinde BM Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman’dan liderler veya temsilciler katıldı. Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan’dan da liderler veya dışişleri bakanlarının yer aldığı toplantıda, İran merkezli bölgesel gelişmeler değerlendirildi. Trump: İran’la anlaşma konusunda ivme var Toplantıda konuşan Trump, İran’la yürütülen görüşmelerin devam ettiğini belirterek anlaşmaya varılması yönünde “büyük bir ivme” bulunduğunu söyledi. İran’la yaşanan krizin ne zaman sona ereceğine ilişkin değerlendirmesinde Trump, sürecin 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerinden hemen sonra, hatta daha önce sonuçlanabileceğini ifade etti. Trump ayrıca, Washington ile Tahran arasında anlaşma sağlanamaması halinde daha sert adımlar atılabileceğine yönelik önceki açıklamalarını yineledi. Trump, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol taşımacılığına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ABD yönetiminin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru ve petrol boru hatlarını desteklediğini belirtti. Trump’tan Erdoğan’a hitap Toplantıda Gazze konusunda geçen yıl BM Genel Kurulu marjında gerçekleştirilen görüşmelere de değinen Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan hitap etti. Trump, Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu bölge ülkelerinin liderlerinin Gazze’deki çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen görüşmelere katkı sunduğunu belirterek, aynı ülkelerin Gazze’nin yeniden inşası sürecinde de katkı sağlamaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Erdoğan için olumlu ifadeler kullanarak kendisine yönelik “Onunla uğraşmayın” şeklindeki sözlerini dile getirdi. Toplantının basına açık bölümünün ardından görüşmelerin kapalı olarak devam ettiği bildirildi.

MSB’den Meis mesajı: Türkiye tarafından kabul edilmeyecek Haber

MSB’den Meis mesajı: Türkiye tarafından kabul edilmeyecek

MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlığın son bir haftalık faaliyetlerine ilişkin basın bilgilendirme toplantısında terörle mücadele, hudut güvenliği, uluslararası askeri faaliyetler ve savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de açıkladı. MSB’den Meis Adası açıklaması Bakanlığın açıklamasında, Yunanistan Başbakanı’nın beraberindeki heyetle Meis Adası’na yaptığı ziyaretin ve adada konuşlu askeri unsurlarla gerçekleştirdiği temasların yakından takip edildiği belirtildi. MSB, 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında gayriaskeri statüde olmak kaydıyla Yunanistan’a devredilen Meis’te askeri unsurlar ve savaş gemilerinin bulundurulmasının adanın statüsüyle bağdaşmadığını savundu. Açıklamada, askeri unsurların üst düzey ziyaretler sırasında kamuoyuna açık şekilde sergilenmesinin de bölgedeki barış ve istikrara katkı sağlamadığı ifade edildi. Bakanlık, Türkiye kıyılarına son derece yakın konumdaki Meis’in gayriaskeri statüsüne aykırı fiili durum oluşturulmasına yönelik girişimlerin uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmadığını ve Türkiye tarafından kabul edilmeyeceğini vurguladı. “İyi komşuluk ve diyalogdan yanayız” MSB açıklamasında Türkiye’nin Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’in barış ve istikrar alanı olmasını ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin iyi komşuluk ile diyalog temelinde geliştirilmesini desteklediği belirtildi. Bununla birlikte bu yaklaşımın, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin göz ardı edilmesi anlamına gelmediği kaydedildi. Bakanlık, Yunanistan’a uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine uyma ve gayriaskeri statüdeki adalarda bu statüyle bağdaşmayan faaliyetlerden kaçınma çağrısında bulundu. Hudutlarda 878 kişi yakalandı Toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin son veriler de paylaşıldı. Aktürk, geçen hafta içerisinde bir PKK mensubunun teslim olduğunu, hudutlarda ise 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 878 kişinin yakalandığını açıkladı. 1 Ocak’tan bu yana yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 11 bin 323’e ulaştığı, sınırı geçmeleri engellenenlerle birlikte bu yıl içerisinde toplam 50 bin 269 kişinin engellendiği belirtildi. Orta Doğu ve Gazze mesajı MSB Sözcüsü Aktürk, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suudi Arabistan’ı hedef alan İHA saldırısı ile Husilerin eylemlerini kınayan Aktürk, Kızıldeniz ve Babülmendep’teki Husi tehdidinin bölgesel güvenliğin yanı sıra uluslararası deniz ticaretini de etkilediğini söyledi. Aktürk, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Filistin’e yönelik saldırılarının bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini savundu. Uluslararası topluma Gazze ve Lübnan’daki gelişmeler karşısında somut ve caydırıcı tedbirler alma çağrısında bulundu. İZMİT fırkateyninin deniz kabul testleri başladı Savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de aktaran Aktürk, MİLGEM 6-12’nci Gemiler Tedariki Projesi kapsamında Sedef Tersanesi’nde inşa ve donatım faaliyetleri sürdürülen 3’üncü İstif sınıfı fırkateyn İZMİT’in deniz kabul testlerinin 15 Eylül’de başladığını açıkladı. Aktürk ayrıca Roketsan tarafından Antalya’da gerçekleştirilen atış testleri ile MKE’nin savunma sanayisi paydaşlarına yönelik teslimatları hakkında bilgi verdi. 51’inci Komando Tugayı Aydın’a konuşlandırılacak MSB, 51’inci Komando Tugay Komutanlığı’nın Aydın’ın Söke ilçesine taşınmasına ilişkin de açıklama yaptı. Bakanlık, birliklerin teşkilat yapısı ve konuş durumlarına ilişkin düzenlemelerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görev ve harekat ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, 51’inci Komando Tugayı’nın konuş yerinin değiştirilmesine ilişkin kararın haziran ayında onaylandığını bildirdi. GKRY’ye silah ambargosu kararına tepki ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik silah ambargosunun kaldırılmasına ilişkin kararının bir yıl daha uzatılmasını da değerlendiren MSB, bu adımın Kıbrıs Adası’ndaki hassas dengeleri ve güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bakanlık, üçüncü taraflardan Kıbrıs’taki hassas dengelere zarar verecek faaliyetlerden kaçınmalarını ve Kıbrıs Türk halkını yok sayan uygulamalara son vermelerini istedi. “Mekke Savunma İttifakı herhangi bir ülkeye karşı değil” MSB açıklamasında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin de bilgi verildi. Bakanlık, anlaşmanın üç ülke arasındaki savunma iş birliğini ve kolektif caydırıcılığı geliştirmeyi amaçladığını belirtti. Anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı olmadığı ve tarafların üçüncü ülkelerle mevcut ilişkilerine alternatif oluşturmadığı ifade edildi. Açıklamada, üç ülke arasındaki askeri iş birliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirliğin artırılması ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların koordinasyon içerisinde sürdürüldüğü kaydedildi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşma kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı da 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirilmişti. Gaziler Günü için özel program Aktürk ayrıca 19 Eylül Gaziler Günü kapsamında Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda anma töreni düzenleneceğini açıkladı. Törene Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve Azerbaycan’dan gazilerin katılacağı, Mehteran Birlik ve Armoni Mızıkası Komutanlıkları tarafından konserler verileceği bildirildi. Ankara’da 20-27 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Kültür Yolu Festivali kapsamında da Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki çeşitli bando ve orkestraların konserler gerçekleştireceği belirtildi.

Pentagon denetçisi açıkladı: İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını azalttı Haber

Pentagon denetçisi açıkladı: İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını azalttı

ABD Savunma Bakanlığı’nın denetçisi tarafından Kongre’ye sunulan “Operation Epic Fury” raporu, İran’la savaşın ilk aylarındaki askeri faaliyetleri ve ABD’nin bölgedeki kayıplarını kapsamlı şekilde ele aldı. İran saldırıları ABD üslerinde ağır hasara yol açtı Rapora göre İran’ın düzenlediği saldırılar, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’de bulunan ABD askeri tesislerini hedef aldı. Saldırılar sonucunda bu ülkelerdeki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğü veya tamamen kullanılamaz hale geldiği kaydedildi. ABD’ye ait bazı uçak ve insansız hava araçlarının da saldırılardan zarar gördüğü belirtildi. Bahreyn’de bulunan ABD Donanması’nın bölgesel merkezinin de saldırılardan ağır şekilde etkilendiği ve tesisin önemli bölümünün kullanılamaz hale geldiği aktarıldı. Mühimmat stoklarında kritik düşüş Raporda savaşın ABD’nin gelişmiş mühimmat stokları üzerinde de önemli baskı oluşturduğu vurgulandı. Denetçi, savaşın “stratejik envanter açıklarına” yol açtığını ve mühimmat üretiminde kullanılan savunma sanayisi altyapısında tedarik darboğazlarını ortaya çıkardığını bildirdi. Özellikle gelişmiş füze ve önleyici mühimmatların yeniden tedarik edilmesinin zaman alabileceğine dikkat çekildi. Rapora göre savaşın ilk dört ayındaki toplam maliyet yaklaşık 33,4 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu miktarın 22,3 milyar dolarının kullanılan mühimmat, 3,7 milyar dolarının ekipman kayıpları ve 7,4 milyar dolarının diğer harcamalardan oluştuğu bildirildi. CENTCOM bazı unsurları bölgeden taşıdı İran saldırılarının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), personel, askeri ekipman ve depolama tesislerinin bir bölümünün yerlerini değiştirdiği belirtildi. ABD ordusunun bölgedeki lojistik faaliyetlerini yeniden düzenlediği ve bazı ikmal hatlarını daha uzak noktalara yönlendirdiği aktarıldı. Bu süreçte Irak ve Kuveyt’te kullanılan bazı tıbbi tahliye imkanlarının da bölgeden çekildiği, tıbbi tahliyelerde kara yoluyla yerel sağlık tesislerinden yararlanıldığı ifade edildi. ABD diplomatik tesislerinde 184 milyon dolarlık hasar Raporda yalnızca askeri tesislerin değil, ABD’nin Orta Doğu’daki diplomatik temsilciliklerinin de saldırılardan zarar gördüğü belirtildi. Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD diplomatik tesislerinde meydana gelen hasarın yaklaşık 184 milyon dolar olduğu bildirildi. Savaşın başlamasının ardından yaklaşık 3 bin 500 ABD diplomatik personelinin bölgeden uzaklaştırıldığı, bazı temsilciliklerde ise faaliyetlerin halen sınırlı şekilde sürdüğü kaydedildi. Raporda, bazı diplomatların ve ailelerinin yeniden bölgeye dönmeye başladığı bilgisine de yer verildi. Pentagon raporu Trump’ın açıklamalarıyla yeniden gündemde Denetçi raporunun yayımlanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde ABD’nin mühimmat kapasitesine ilişkin yaptığı açıklamaların ardından dikkat çekti. Trump, ABD’nin yüksek miktarda mühimmata sahip olduğunu ve savunma sanayisinin üretim kapasitesinin güçlü şekilde devam ettiğini savunurken, Pentagon denetçisinin raporu özellikle bazı gelişmiş mühimmat türlerinde stratejik stok açığı oluştuğunu ortaya koydu. Raporda ortaya konulan bulgular, İran savaşı sırasında kullanılan mühimmatın ABD’nin mevcut stokları üzerindeki etkisini ve yeni mühimmat üretiminde karşılaşılan kapasite sorunlarını resmi bir denetim raporuyla gündeme

Trump’tan ABD’nin silah stokları tartışmasına yanıt: “Şimdiye kadarki en üstün silahları üretiyoruz” Haber

Trump’tan ABD’nin silah stokları tartışmasına yanıt: “Şimdiye kadarki en üstün silahları üretiyoruz”

“Tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün silahlar üretiyoruz” Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD’nin savunma sanayisindeki üretim kapasitesine dikkat çekti. ABD’nin silah stoklarının tükendiği yönündeki değerlendirmelere karşı çıkan Trump, kendisine ulaştırılan bir rapora atıfta bulunarak, ülkesinin “tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar” ürettiğini ifade etti. Trump, savunma şirketleri tarafından üretilen silahların yalnızca depolarda tutulmadığını, Orta Doğu başta olmak üzere farklı bölgelerde görev yapan ABD kuvvetlerine günlük olarak teslim edildiğini söyledi. Patriot ve THAAD sistemlerini öne çıkardı Trump’ın açıklamasında ABD’nin hava ve füze savunma kapasitesinde önemli yere sahip Patriot ve THAAD sistemleri de yer aldı. ABD Başkanı, üretim faaliyetlerinin odağında stoklarda yüksek miktarlarda bulunduğunu belirttiği Patriot ve THAAD sistemlerinin yanı sıra Tomahawk seyir füzeleri ve diğer standart füze sistemlerinin bulunduğunu kaydetti. ABD’nin İran savaşı sırasında özellikle yüksek teknolojili ve uzun menzilli mühimmat kullanımının artması, Washington’da silah stoklarının yenilenmesi ve savunma sanayisinin üretim kapasitesinin artırılması tartışmalarını beraberinde getirmişti. Reuters da savaş sırasında bazı uzun menzilli hassas mühimmatların stoklarının ciddi ölçüde kullanıldığına ilişkin haber yayımlamıştı. ABD’de mühimmat üretiminin artırılması gündemde Trump’ın açıklaması, ABD’nin mühimmat stoklarının yeterliliğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. ABD yönetimi bir yandan mevcut stokların yeterli olduğunu savunurken, diğer yandan savunma sanayisinin üretim kapasitesinin artırılması ve kritik mühimmatların yeniden tedarik edilmesi yönünde adımlar atıyor. Trump ise son açıklamasında ABD’nin yalnızca mevcut silah stoklarını kullanmadığını, aynı zamanda yüksek kapasitede yeni mühimmat ve silah üretimini sürdürdüğünü vurguladı.

Trump’tan Zelensky’e Rusya’daki dizel tesisleri uyarısı: ‘Vurmaktan vazgeçmeli’ Haber

Trump’tan Zelensky’e Rusya’daki dizel tesisleri uyarısı: ‘Vurmaktan vazgeçmeli’

Trump, İrlanda ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken Ukrayna’nın son dönemde Rusya’nın enerji altyapısına yönelik uzun menzilli İHA saldırılarını gündeme getirdi. Trump: "Dizel yakıtı hedef almayın" Ukrayna’nın Rusya’daki yakıt üretim tesislerine yönelik saldırılarının ardından ülkedeki yakıt arzında sorunlar yaşandığını belirten Trump, Zelensky’e yönelik çağrısını yineledi. Trump, "Bay Zelensky’nin yapması gereken tek bir şey var; Rusya’daki dizel yakıt tesislerini vurmaktan vazgeçmeli. Zelensky ile bu konuda görüştük. Vurulabilecek birçok başka hedef var. Dizel yakıtı hedef almayın. Bu dünyaya zarar veriyor" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, Ukrayna’nın Rusya içerisindeki farklı hedeflere yönelik saldırılar düzenleyebileceğini ancak dizel yakıt üretim tesislerinin hedef alınmasının küresel piyasalar açısından sorun oluşturduğunu savundu. Küresel yakıt sıkıntısında Rusya-Ukrayna vurgusu Trump, dünya genelinde dizel yakıt arzında yaşanan sıkıntının yalnızca Orta Doğu’daki gelişmelerle açıklanamayacağını söyledi. Küresel akaryakıt piyasasındaki arz sorununa ilişkin değerlendirmesinde Trump, "Küresel piyasadaki kıtlık Orta Doğu’dan kaynaklanmıyor. Bunun nedeni Rusya ve Ukrayna’da yaşananlar" dedi. Son dönemde Ukrayna’nın Rusya’nın petrol rafinerileri, yakıt üretim tesisleri ve enerji altyapısına yönelik uzun menzilli saldırıları yoğunlaşırken, bu saldırıların Rusya’nın yakıt üretimi üzerinde baskı oluşturduğu ve ülkede yakıt arzına ilişkin sorunların arttığı bildiriliyor. Kiev, enerji tesislerini meşru hedef olarak görüyor Ukrayna yönetimi ise Rusya’daki petrol rafinerileri ve yakıt altyapısına yönelik saldırıların, Moskova’nın savaş kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan operasyonların bir parçası olduğunu savunuyor. Kiev, Rusya’nın Ukrayna’daki enerji altyapısına yönelik saldırılarına karşılık olarak Rusya’nın enerji sektörüne ait tesislerin askeri açıdan meşru hedefler olduğunu belirtiyor. Ukrayna son aylarda Rusya topraklarının derinliklerindeki petrol rafinerileri ve enerji tesislerine yönelik İHA saldırılarını artırmış durumda. Trump’ın son açıklaması, Washington’ın Ukrayna’nın Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarının küresel yakıt piyasalarındaki etkilerine ilişkin endişesini bir kez daha ortaya koydu.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.