Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Doğu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HEPA Türkiye, Beauty İstanbul 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı Haber

HEPA Türkiye, Beauty İstanbul 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı

HEPA Türkiye, 7–9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Beautyİstanbul 2026 Fuarı’na Macaristan Ülke Pavilyonukapsamında katılım sağlayarak, altı Macar firma ile Türkiye ve Macaristan arasındaki ticari iş birliklerinin geliştirilmesinekatkıda bulundu. Kozmetik, kişisel bakım, profesyonelgüzellik uygulamaları, ambalaj ve hammadde alanlarındabölgenin en önemli ticaret platformlarından biri olan Beautyİstanbul 2026, uluslararası alıcılar ile küresel kozmetikmarkalarını bir araya getirmeye devam etti. Fuarda, başta Orta Doğu, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkeleri vegelişmekte olan pazarlar olmak üzere 69 ülkeden 500’ün üzerinde nitelikli VIP satın alıcı, distribütör ve ithalatçıağırlandı. HEPA Türkiye koordinasyonunda fuarda yer alan Macaristan Ülke Pavilyonu, yenilikçi ürün portföyü, yüksek kalite standartları ve sürdürülebilir üretim yaklaşımlarıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Pavilyondaki Macar firmalar; profesyonel kozmetik, saç ve cilt bakımı, tırnak kozmetiği, kişisel bakım ürünleri, ambalaj çözümleri ve renkli kozmetik alanlarında faaliyet göstererek sektör profesyonelleriyle güçlü temaslar kurdu. Fuarda Güzellik ve Kozmetik Markaları Öne Çıktı Fuara katılan Macar firmalar arasında; profesyonel güzellik ve FMCG alanında faaliyet gösteren Alveola Kft., kozmetik ambalaj çözümleri sunan Karsai Kft., Avrupa’nın önde gelen saç bakım markalarından Kallos Cosmetics yer aldı. Ayrıca, profesyonel tırnak kozmetiğinde küresel ölçekte faaliyet gösteren Mystic Nails, yaklaşık 200 yıllık geçmişiyle kozmetik ve hijyen ürünleri üreticisi Caola Zrt. ile trend odaklı makyaj ürünleri geliştiren ADEN Cosmetics de yer aldı. Fuar Boyunca Ticari Temaslar Kuruldu Fuarda Macaristan Pavilyonu’nda yer alan firmalar, yaklaşık 100’e yakın B2B iş görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan temaslarda; distribütörlük fırsatları, özel markalı üretim (private label), ihracat iş birlikleri ve bölgesel pazarlara erişim olanakları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle Türkiye pazarı ve bölgesel büyümeyi hedefleyen Macar firmalar açısından fuarın önemli ticari fırsatlar sunduğu gözlemlendi. HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez, Beautyİstanbul 2026 kapsamında kurulan iş bağlantılarının fuar sonrasında da aktif şekilde takip edildiğini belirterek, Türkiye ile Macaristan arasında kozmetik ve kişisel bakım sektörlerinde katma değerli ticari iş birliklerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.HEPA Türkiye, önümüzdeki dönemde de uluslararası fuar ve sektörel organizasyonlar aracılığıyla Türk ve Macar firmalarını bir araya getirerek sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlamaya devam edecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını bilidrdi. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve birçok mevkidaşıyla telekonferans yoluyla görüştü. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, görüşmede, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ABD Başkanlık Kabine üyeleri de yer aldı. “Dünya ekomomisini rahatlatır” Erdoğan, İran ve Orta Doğu'daki gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Türkiye'nin her zaman sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesini savunduğunu, İran'la diplomatik sürecin ABD Başkanı Trump'ın ifade ettiği seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu, varılacak mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişleri temin etmek suretiyle bölgenin istikrarını destekleyeceğini, bu durumun dünya ekonomisini de rahatlatacağını belirtti. Müzakere sürecine katkı veren ülkelere teşekkür eden Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını, Türkiye'nin bölgenin tümünde barışın hakim kılınması için çaba gösterdiğini, İran bağlamında nükleer mesele dahil pürüzlü görünen konularda süreç içinde uygun çözümler bulunulabileceğine inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin bölge ülkelerinin birbirlerine tehdit oluşturmayacağı yeni bir dönem arzu ettiğini ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağını vurguladı.

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı Haber

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı

Cooper, "ABD Askeri Duruşu, Büyük Orta Doğu ve Afrika'daki Ulusal Güvenlik Zorlukları" konulu oturumda, Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Zimmerman ve ABD Afrika Komutanı General Dagvin Anderson ile ifade verdi. Komitenin Demokrat üyesi Seth Moulton'ın, İran'a yönelik savaşta "işlerin pek iyi gitmediğine" dair yaptığı yoruma, Cooper tepki gösterdi. Moulton'ın, "Bu hata uğruna ölmesini isteyeceğimiz daha kaç Amerikalı olması gerektiğini bilmek istiyorum. Bunu biliyor musunuz?" sorusuna Cooper, "Bunun sizin tarafınızdan yapılmış, tamamen yersiz bir açıklama olduğunu düşünüyorum." sözleriyle karşılık verdi. Moulton, Başkan Donald Trump'ın Tahran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep eden sözlerini gündeme getirerek "Bu, planın bir parçası mı?" diye sordu. Cooper bu soruya da "Sayın Temsilci, tüm askeri hedeflerimize ulaştık. Şu anda bir ateşkes halindeyiz, bir abluka uyguluyoruz ve geniş bir yelpazedeki olası gelişmelere karşı hazırlıklıyız." cevabını verdi. "Bir ateşkesimiz var" Kongre üyesi Chrissy Houlahan, CENTCOM Komutanı Cooper'a, ABD tarafından İran'a ait binlerce hedefin vurulduğunun, İran donanmasının yüzde 80 veya 90'ının yok edildiğinin söylenmesine rağmen "Neden kaybediyormuş gibi hissettiğini" sordu. Cooper, Houlahan'a, "Sayın Kongre üyesi, bu hissi paylaşmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, görüşmeler devam ediyor ve bir departman olarak bu görüşmelere destek vermeye hazırız." yanıtını verdi. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesindeki oturumun devamında, diğer Kongre üyelerinin İran ile savaşın sona erip ermediği konusundaki ısrarlı sorularına muhatap olan Cooper, "Bir ateşkesimiz var." demekle yetindi. Komite üyeleri ayrıca, İran'ın, bombalanarak yıkılan füze üslerinin birçoğunu halihazırda yeniden faaliyete geçirdiğine dair çıkan haberler konusunda Cooper'a sorular yöneltti. Cooper bu iddiaları reddederek, "Bu haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.

ABD Hazine Bakanı Bessent': İran'ın finans ağlarını çökertin Haber

ABD Hazine Bakanı Bessent': İran'ın finans ağlarını çökertin

G7 ülkelerinden mevkidaşlarıyla 19 Mayıs 2026'da Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen "Terörizmin Finansmanıyla Mücadele" konferansında bir araya gelen Bessent, burada yaptığı konuşmada katılımcılara İran'a karşı ABD'nin yanında durmaları mesajını verdi. Scott Bessent, Avrupalı ortakların İran'a yönelik yaptırımlar konusunda ABD ile birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Bu, İran'ın finansörlerini tespit ederek, paravan şirketlerini ifşa ederek, banka şubelerini kapatarak ve acentelerini feshederek mümkündür" ifadelerini kullandı. Bessent ayrıca Orta Doğu ve Asya ülkelerinden İran'ın "paravan bankacılık ağlarını kökünden kazımalarını" talep etti. Hürmüz Boğazı'nı açma baskısı Bakan Bessent'in açıklamaları, ABD ve İsrail'in İran'la yaşadığı çatışmalar nedeniyle petrol sevkiyatının durduğu Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için Trump yönetiminin Tahran üzerinde baskı kurmaya çalıştığı bir döneme denk gelmesiyle dikkat çekiyor. Bu bağlamda ABD Hazine Bakanlığı, "Ekonomik Öfke" adını verdiği program kapsamında faaliyetlerini hızlandırarak bugüne kadar İran ile bağlantılı yaklaşık 500 milyon dolarlık kripto varlığı dondurdu. "Yaptırım sistemimizi güncelliyoruz" Hazine Bakanlığının mevcut yaptırım rejimini güncellediğini belirten Bessent, bu adımı "Rakiplerimiz yeni paravan şirketler kurarak mevcut duruma uyum sağlıyor ve kendilerini yeniliyorlar" sözleriyle gerekçelendirdi. Ancak yaptırımların süresi konusunda da uyarılarda bulunan Bessent, uzun süreli yaptırımların hedeflenmeyen sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti: "Yaptırımlar ulusları cezalandırmak için değil, davranışları değiştirmek içindir. Hedeflenen davranış değişikliği gerçekleşmeden yıllarca süren yaptırımların, gelecek nesiller üzerinde tahmin edilmesi güç etkileri olabilir."

Trump-Xi zirvesinin gündemi: Hürmüz Boğazı ve İran krizi Haber

Trump-Xi zirvesinin gündemi: Hürmüz Boğazı ve İran krizi

13-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşmesi beklenen zirve, bir ABD başkanının neredeyse on yıl aradan sonra Çin'e ilk ziyareti olacak. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkiler açısından kritik bir dönemde gerçekleşecek. Zirvede Çin’in geçtiğimiz yıla oranla öncelikleri değişmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Cinping arasında uzun süredir beklenen Pekin zirvesinin ana gündemi başlangıçta ticaret savaş üzerineydi. Ancak İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan yeni kriz, görüşmenin önceliklerini değiştirdi. Şimdi Pekin için en kritik meselelerden biri, küresel enerji akışı açısından hayati önemdeki Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Zirve İran savaşı nedeniyle ertelendi 20 Şubat’ta Beyaz Saray’dan bir yetkili, Donald Trump’ın bir sonraki ay Pekin’e giderek Xi Cinping ile görüşeceğini doğrulamıştı. Görüşmenin ana başlığı ise ABD-Çin ticaret savaşıydı. Ancak bir hafta sonra Trump, İsrail ile birlikte İran’a yönelik ortak saldırıları onayladı ve Orta Doğu’da yeni bir savaş başladı. Krizin bölge dışına taşan etkileri Pekin’de de endişe yarattı ve liderler zirvesi ertelendi. Şimdi ise Trump ile Xi ’nin 13-15 Mayıs tarihlerinde Pekin’de bir araya gelmesi bekleniyor. Ancak Çin’in öncelikleri artık değişmiş durumda. Çin, yüksek gümrük tarifelerinin geri dönmesini istemiyor Pekin yönetimi, Trump’ın geçen yıl uygulamaya koyduğu ve tarafların Ekim ayında ateşkes benzeri bir uzlaşıya varmasından önce yüzde 145’e kadar çıkan yüksek gümrük tarifelerinin yeniden yürürlüğe girmemesini istiyor. Bununla birlikte Çin açısından daha acil mesele, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Çünkü Çin’in ham petrol ithalatının yaklaşık yarısı bu su yolundan geçiyor. Çin, enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve büyük rezervlere sahip olması nedeniyle diğer Asya ülkelerine kıyasla enerji şokundan daha az etkilenmiş durumda. Ancak Uluslararası Para Fonu’nun İran savaşı nedeniyle küresel resesyon riskine dikkat çekmesi, Pekin açısından daha büyük bir tehdit olarak görülüyor. Çin ekonomisinin yaklaşık beşte biri ihracata dayanıyor. Dünyadaki tüketimin düşmesi durumunda Çin ekonomisinin de ciddi zarar görebileceği değerlendiriliyor. “Çin kısa vadeye hazırlıklı ama uzun vadeli kriz daha tehlikeli” Uluslararası Kriz Grubu kıdemli danışmanı Ali Wyne, geçen hafta yaptığı değerlendirmede, “Bu çatışmanın sürmesinden çıkar sağlayacak hiçbir ülke yok” dedi. Wyne, Çin’in Hürmüz Boğazı’ndaki kısa süreli bir ticaret aksamasına birçok ABD müttefikinden daha hazırlıklı olduğunu, ancak uzun süreli bir kesintinin Çin açısından ciddi sorun yaratacağını söyledi. Bu nedenle Trump-Xi zirvesinin en önemli sorularından biri, Çin’in İran krizinin çözümü için nasıl bir rol üstleneceği olacak. Washington, Pekin’in İran üzerindeki etkisini kullanmasını istiyor Geçen ay çıkan haberlerde Çin’in, İran’ı önceki ateşkes görüşmelerinde ABD ile müzakere masasına dönmeye teşvik ettiği öne sürülmüştü. Geçen hafta İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüştü. Çin tarafından yapılan açıklamada Wang Yi’nin Orta Doğu’daki çatışmaların “tamamen durdurulması” çağrısı yaptığı ve Çin’in İran’ın “ulusal egemenliği ve güvenliğini koruma” çabalarını desteklediği belirtildi. ABD yönetimi de giderek daha açık biçimde Çin’in İran konusunda devreye girmesini istediğini gösteriyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Pekin’in İran üzerindeki baskısını artırarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına katkı sunmasını beklediklerini söyledi. “Trump alışık olmadığı bir pozisyonda” Chicago Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Dali Yang’a göre, Trump’ın Çin’den yardım istemesi görüşmenin dengelerini değiştirebilir. Yang, “Trump şu anda Çin liderinden yardım isteyen bir durumda. Bu onun alışık olduğu bir pozisyon değil” değerlendirmesinde bulundu. Uzmanlara göre Pekin, İran üzerindeki etkisini ticaret ve Tayvan başlıklarında elini güçlendirecek bir koz olarak da kullanabilir. Ticaret savaşında “sumo güreşi” benzetmesi ABD ile yaşanan ticaret savaşına rağmen Çin’in ticaret fazlası geçen yıl 1,2 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı. Çin’in en büyük müşterisi ise yine ABD oldu. Yang, karşılıklı tarifeler ve Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği sınırlamalar nedeniyle iki taraf arasındaki süreci “sumo güreşine” benzetti. “İki taraf da birbirini yıprattı ama sonuçta berabere kaldılar” diyen Yang, büyük bir ticaret anlaşması beklemediğini söyledi. Analistlere göre zirveden çıkabilecek en olası sonuç, Ekim ayında Güney Kore’de varılan geçici uzlaşının süresinin uzatılması olabilir. Pekin için asıl hassas konu Tayvan Çinli uzman Da Wei’ye göre zirvenin asıl kritik başlığı ise Tayvan’a yapılacak silah satışları olacak. ABD Kongresi geçen yıl Tayvan’a 11 milyar dolarlık silah satış paketini onaylamıştı. Pekin’in kendi toprağı olarak gördüğü Tayvan’a yönelik bu satışın Trump-Şi zirvesi öncesinde Dışişleri Bakanlığı tarafından beklemeye alındığı belirtiliyor. Ancak Çin yönetimi satışın tamamen iptal edilmesini istiyor. Öte yandan Tayvan Meclisi cuma günü aylar süren tartışmaların ardından 25 milyar dolarlık özel savunma bütçesini kabul etti. Kabul edilen bütçenin hükümetin talep ettiğinden daha düşük olduğu ve yalnızca ABD’den yapılacak alımları kapsayacağı belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise Tayvan’ın yerli savunma kapasitesine yönelik finansmanın geciktirilmesini “Çin Komünist Partisi’ne verilmiş bir taviz” olarak değerlendirdi. Pekin, Trump yönetimini daha “yumuşak” görüyor Pekin yönetimi, bazı konuların Kongre denetiminde olduğunu ve Trump’ın doğrudan kontrolünde bulunmadığını biliyor. Ancak Çin’in, özellikle söylem düzeyinde Washington’dan daha fazla taviz talep edebileceği belirtiliyor. Örneğin ABD’nin mevcut “Tayvan bağımsızlığını desteklemiyoruz” söylemi yerine “Tayvan bağımsızlığına karşı çıkıyoruz” ifadesini kullanmasının Pekin açısından önemli bir diplomatik kazanım olacağı değerlendiriliyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de kısa süre önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmede Tayvan’ın “Çin-ABD ilişkilerindeki en büyük risk” olduğunu söyledi. Pekin ayrıca Trump yönetimini önceki ABD yönetimlerine kıyasla daha “yumuşak” görüyor. Trump’ın Çin’e gelişmiş çip satışlarına yönelik bazı kısıtlamaları gevşetmesi, Tayvan’a güçlü destek vermemesi ve Pentagon’un savunma stratejilerinde Çin’i tehdit olarak gösteren bazı ifadeleri azaltmasını istemesi, Pekin’de dikkatle izleniyor. Trump’ın Pekin ziyareti öncesinde Xi Cinping’den “büyük ve sıcak bir kucaklama” beklediğini söylemesi de Çin’de olumlu bir işaret olarak yorumlandı. Dali Yang, “Çin, Başkan Trump’ın Xi Cinping’e gösterdiği saygıyı çok önemsiyor” dedi.

Trump:  Hürmüz Boğazı Özgürlük Projesi 'ni durdurduk Haber

Trump: Hürmüz Boğazı Özgürlük Projesi 'ni durdurduk

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulmasına karar verdiklerini bildirdi. Trump, sosyal medya hesabından, Hürmüz Boğazı'ndaki Özgürlük Projesi'nin son durumuna dair açıklama yaptı. "İran'la görüşmelerde büyük ilerleme kaydedildi" ABD Başkanı Trump, şunları kaydetti: "Pakistan ve diğer ülkelerin talebi üzerine, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve ayrıca İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması dolayısıyla, abluka tam olarak yürürlükte kalmakla birlikte, (taraflar arası) anlaşmanın nihai hale getirilip imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulmasına karşılıklı olarak karar verdik." İran'dan açıklama: Başarısızlık İran basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulması yönündeki açıklamasını "başarısızlık" olarak nitelendirdi. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, konuya ilişkin haberini "Trump geri adım attı, sözde 'Özgürlük Projesi' durduruldu" başlığıyla verdi. Özgürlük projesi nedir? Trump, 4 Mayıs itibarıyla, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ve Orta Doğu'daki krizle ilgisi olmayan "tarafsız" ülkelere ait gemilerin, boğazdan geçişine yardım etmeye başlayacaklarını açıklamış ve buna "Özgürlük Projesi" adını vermişti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savunmuştu.

IMF: Asya'nın küresel şoklara dayanabilmesi için bölge içi ticareti artırması gerekiyor. Haber

IMF: Asya'nın küresel şoklara dayanabilmesi için bölge içi ticareti artırması gerekiyor.

IMF Asya-Pasifik Departmanı Direktörü Krishna Srinivasan, artan bölgesel entegrasyonun Asya'nın dış şokların etkisini azaltmasına yardımcı olacak önemli bir "tampon" görevi görebileceğini söyledi. Ona göre, ülkeler arasındaki ticareti artırmak bile riskleri azaltmaya ve daha fazla iş imkanı yaratmaya yardımcı olacaktır. Asya şu anda Çin, Japonya ve Hindistan gibi birçok büyük ekonomiye ev sahipliği yapıyor, ancak bölge içi ticaret henüz tam potansiyeline ulaşmadı. IMF'nin raporuna göre, bölgenin ara mallarının yaklaşık %60'ı Asya içinde üretilirken, nihai malların yalnızca yaklaşık %30'u bölge içinde tüketiliyor; bu da ABD ve Avrupa gibi dış pazarlara önemli bir bağımlılığı ortaya koyuyor. Güneydoğu Asya'da, özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) içinde, bölgesel ticaret, özellikle nihai ürünler için sınırlı kalmaktadır. IMF, ülkelerin düzenlemeler, prosedürler veya ticareti kısıtlayıcı politikalar gibi tarife dışı engelleri azaltmaları durumunda, bölgenin artan büyümeden büyük ölçüde fayda sağlayabileceğini öne sürmektedir. Shinjuku, Japonya. Fotoğraf: Unsplash Bu arada, Asya, İran'daki gerilimlerle bağlantılı olarak enerji arzında yaşanan aksaklıklardan kaynaklanan artan risklerle karşı karşıya. IMF, Asya'nın Orta Doğu'dan ithal edilen yakıta olan yoğun bağımlılığı nedeniyle özellikle savunmasız olduğunu belirtiyor. Şu anda Asya, ham petrolünün yaklaşık %60'ını Orta Doğu'dan ithal ediyor ve bunun büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Petrol ve doğalgaz tüketimi, bölgenin GSYİH'sının yaklaşık %4'ünü oluşturuyor; bu oran Avrupa'nın neredeyse iki katı. Net enerji ithalatı ise GSYİH'nın yaklaşık %2,5'ine denk geliyor. IMF, enerji arzındaki şokların enflasyonu yükselttiğini ve ödemeler dengesini zayıflattığını söylüyor. En kötü senaryoda, Asya'nın büyümesi 2027 yılına kadar 1 ila 2 puan düşebilirken, enflasyon da 1 ila 4 puan daha artabilir. Gerilimlerin devam etmesi durumunda, özellikle ABD ve İran arasında ateşkes anlaşması için net bir zaman çerçevesinin olmaması göz önüne alındığında, bu risk daha da büyüktür. Enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı ekonomiler daha ciddi şekilde etkilenecek, büyüme yavaşlayacak, iş kayıpları yaşanacak ve sanayi üretimi olumsuz etkilenecektir. IMF, sınırlı kaynakları etkin bir şekilde kullanmak ve desteği en ağır şekilde etkilenen gruplara odaklamak için ülkelerin yaygın sübvansiyonlar yerine hedefli destek önlemleri benimsemelerini önermektedir. Çok sayıda riskle karşı karşıya olmasına rağmen, IMF, Asya'nın düşük enflasyon ve istikrarlı büyüme de dahil olmak üzere nispeten sağlam bir temel üzerine bu aşamaya girdiğini değerlendiriyor. Bununla birlikte, şokların beklenenden daha uzun sürmesi durumunda bu görünüm değişebilir.

Yayman: İkinci 25 yılın hikayesi başlıyor Haber

Yayman: İkinci 25 yılın hikayesi başlıyor

Adapazarı Serdivan Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "AK Parti Sakarya İl Başkanlığı Genişletilmiş Danışma Meclisi" programında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyerek, tekrar böyle acı yaşanmamasını temenni etti. Yayman, AK Parti olarak cumhuriyetin çeyrek asrına damga vuran hareket olduklarını belirterek, "Büyük eserleri büyük liderler yapar. İşte Türkiye Cumhuriyetinde yapılmaz denilen işleri yapan büyük lider Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi. AK Parti'nin 2002'de iktidara geldiğinden bu yana ulaşımdan eğitime yapılan çalışmalar ve ekonomik alandaki gelişmelerden bahseden Yayman, "Bu büyük eserleri yapan Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti bu sene 25'inci yılını kutlayacak. 25 yıl büyük bir rekordur.” dedi. Yayman, Sakarya'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında olduğunu dile getirerek, teşkilattaki birlik ve beraberliğin devam ettiği müddetçe nice 25 yıllara hep beraber yürüyeceklerini kaydetti. Yayman, Türkiye'nin hayal dahi edilemeyen işleri başardığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, Orta Doğu'da istikrarsızlık hüküm sürerken, katil İsrail İran'a saldırmışken bugün Cumhurbaşkanımız, Türkiye'yi güvenli liman ve huzur adası olarak tutmaya devam ediyor. Bunu sağlayan Cumhurbaşkanımızdır, 81 vilayetimizdeki 86 milyon vatandaşımızın duası ve desteğidir. Türkiye her zaman güven ve istikrar adası olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi inşallah 21'inci asrı Türkiye'nin ve Türklerin asrı yapmak için gece gündüz yorulmadan, usanmadan, vazgeçmeden çalışacağız." "TÜRKİYE, ERDOĞAN LİDERLİĞİNDE GÜVENLİ LİMAN OLMAYI SÜRDÜRÜYOR" Yayman, AK Parti'nin yaşadığı zorluklara ve 2016'daki 15 Temmuz darbe girişimine değinerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teşkilatlarımız, hain planları, kumpasları bozdu ve Cumhurbaşkanımıza, demokrasiye, milletimize, Türkiye'ye sahip çıktı. Şimdi yeni dönem, ikinci 25 yılın hikayesi başlıyor. Nasıl ki geçen 25 yılda AK Parti büyük başarı hikayesi yazdıysa şimdi ikinci değişim ve reform döneminde, ikinci 25 yıllık dönemde, AK Partimiz büyük hedeflere doğru ilerlemeye devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı'nın liderliğinde Sayın Devlet Bahçeli ile Türkiye küresel güç haline gelecek ve Türkiye Yüzyılı şaha kalkacaktır." dedi. Özel'in ara seçim isteğini de eleştiren Yayman, "Seçimin tarihi bellidir. Ara seçim asla yoktur. Ara seçim Cumhurbaşkanımızın dediği gibi defterimizde yazmaz. Allah nasip ederse seçimler vakti geldiğinde yapılacaktır. Biz o seçimlerde bir kez daha Cumhurbaşkanımızı başkan yapacağız ve Türkiye'yi istikrar adası, güvenli liman olmaya devam ettireceğiz." dedi. CHP'nin zaman zaman koalisyon ortağı olduğunu fakat milletin CHP'yi tek başına iktidara getirmediğini anlatan Yayman, "Bu Cumhuriyet Halk Partisi, tarihle, dinle, milletle, Türkiye'yle kavgalı, yetmedi kendisiyle de kavgalı. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının ergen tavrıyla söylediği sözleri asla kabul etmiyoruz. Herkes söylediği söze dikkat etmeli. İkide bir Cumhurbaşkanımıza hakaretamiz dille konuşmasını kınıyoruz. Bunu demokrasi terbiyesinden yoksunluk olarak görüyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da Cumhurbaşkanımızın yanındayız, yanında durmaya devam edeceğiz ve 2053 hedefimize doğru, Türkiye Yüzyılını inşa etmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz." diye konuştu. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan da suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma komisyonunun kurulduğunu anımsatarak, "Özellikle o komisyonun çıktısıyla çok önemli kanun hazırlanıyor, şiddete bulaşmış çocuklarla alakalı. Hem çocuklar hem aileleriyle alakalı çok önemli cezai yaptırımlar geliyor. Devamlı sahada olduğumuz için nasıl katkı sağlarız diye gerçekten Mecliste de çok büyük performans ortaya koymaya çalışıyoruz." diye konuştu Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise partililerle çıktıkları yolda emin adımlarla yürümeye devam ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "Türkiye Yüzyılına" yakışır belediyecilik ortaya koymak için uyum içerisinde çalışmalarına devam ettiklerini dile getirdi. Göreve geldiklerinden bu yana 2 yılı dolu dolu geçirdiklerini belirten Alemdar, vizyoner projeler ortaya koymaya devam edeceklerini ifade etti. Programda, AK Parti Sakarya milletvekilleri Ali İnci ve Ertuğrul Kocacık, İl Başkanı Yunus Tever, İl Kadın Kolları Başkanı Duygu Çetin ve İl Gençli Kolları Başkanı Hüseyin Serdar Akgün de birer konuşma yaptı. AK Parti MKYK üyeleri Hilmi Türkmen , İsmail Kaya, Fatima Yurduseven, Serpil Yılmaz ve Abdurrahman Akyüz, ilçe belediye başkanları ve partililerin katıldığı toplantı, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi

İspanya, ABD'nin NATO üyeliğini askıya alma baskısına yanıt verdi. Haber

İspanya, ABD'nin NATO üyeliğini askıya alma baskısına yanıt verdi.

Reuters'ın ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Pentagon'da yapılan bir iç yazışmada, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü askeri harekatı desteklemeyen NATO müttefiklerini cezalandırmak amacıyla İspanya'nın üyeliğinin askıya alınması planı özetlenmişti. Kıbrıs'taki Avrupa Birliği zirvesi sırasında gazetecilere konuşan Sanchez, "İspanya, tüm yükümlülüklerini yerine getiren güvenilir bir NATO üyesidir" dedi ve ekledi: "Bu nedenle, hiçbir endişem yok." Ayrıca, Bay Sanchez müttefik ülkeler arasındaki çalışma sürecinin önemini de vurguladı: "Biz e-postalara dayanarak çalışmıyoruz; resmi belgelere ve ABD hükümetinin bu konuda belirttiği pozisyona dayanarak çalışıyoruz." İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve ABD Başkanı Donald Trump. Aslında hukuk uzmanları, NATO anlaşmasının dünyanın en güçlü askeri ittifakının bir üyesinin üyeliğinin askıya alınmasına veya ihraç edilmesine izin veren hiçbir hüküm içermediğini belirtiyor. ABD ile bazı NATO müttefikleri arasındaki çatışma, İspanya, Fransa ve İtalya da dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin ABD'nin İran'a karşı askeri operasyonlar için topraklarını, üslerini veya hava sahalarını kullanmasına izin vermeyi reddetmesinden kaynaklanmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefiklerini Orta Doğu'daki askeri operasyonlara katılmamakla defalarca eleştirmiş ve bunu "ihanet" olarak nitelendirmiştir. Ayrıca, Körfez enerji ihracatı için önemli bir nakliye yolu olan Hürmüz Boğazı'na Avrupa ülkelerini savaş gemileri konuşlandırmaya ikna etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Washington'ın müttefiklerin üslerin ve toprakların "koşulsuz" kullanımına izin vermesi gerektiği yönündeki beklentisi, NATO içindeki gerilimleri artırdı. Başbakan Sanchez, İspanyol hükümetinin "müttefiklerle mutlak işbirliği, ancak her zaman uluslararası hukukun sınırları içinde" olma pozisyonunu teyit etti. Bu, Sanchez'in Başkan Trump ile ilk kez karşı karşıya gelmesi değil. Geçen yıl, ABD'nin talebi üzerine NATO'nun savunma harcamalarını GSYİH'nin %5'ine çıkarmayı reddetmişti; bu da Trump'ın İspanya'yı ittifaktan çıkarmayı önermesine yol açmıştı. İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni de Kıbrıs'ta dile getirilen, NATO'nun birliğini koruması gerektiği, çünkü bunun ittifakın gücünün kaynağı olduğu görüşünü paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.