Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Organize Suç

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Organize Suç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Organize Suç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karal: Ne yazık ki ülkemiz organize suç batağında ilk 10’a girdi Haber

Karal: Ne yazık ki ülkemiz organize suç batağında ilk 10’a girdi

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Karal, 2025 Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye’nin 193 ülke arasında 10’uncu sırada yer almasına ilişkin yaptığı açıklamada, ülkenin bir organize suç bataklığı algısıyla anılmasının hem toplumsal güven duygusunu zedelediğini hem de uluslararası itibarına zarar verdiğini söyledi. AK Parti’nin seçim beyannamelerinde 2023 hedefi olarak Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinin sunulduğunu, gelinen noktada ülkenin organize suç yoğunluğunda ilk 10’da yer aldığını belirten Karal, şunları dile getirdi: “Gönül isterdi ki ülkemiz ekonomisiyle, hukuk sistemiyle, adalete güvenle ve huzurlu sosyal yaşamıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alsın. Ama bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki ülkemiz organize suç batağında ilk 10’a girdi. Vaat edilen ilk 10 ekonomi idi; ulaşılan ilk 10 organize suç oldu. Bu, suçun münferit olay olmaktan çıktığını ve sistematik hale geldiğini gösterir. Uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve yasa dışı ekonomik ağların güç kazanması; denetim mekanizmalarının zayıfladığına, hukukun caydırıcılığının aşındığına ve ciddi bir yönetim zaafına işaret ediyor.” Karal, uluslararası kamuoyunda referans kabul edilen Global Initiative Against Transnational Organized Crime tarafından hazırlanan Global Organized Crime Index 2025 sonuçlarına dikkat çekti. Türkiye’nin organize suç yoğunluğu bakımından dünyanın en riskli ülkeleri arasında gösterilmesinin çok boyutlu bir soruna işaret ettiğini kaydeden Karal, ortaya çıkan tablonun son derece çarpıcı ve sarsıcı olduğunu söyledi.

Özdağ: Biz sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz Haber

Özdağ: Biz sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Türk Milleti Basın Toplantısı” kapsamında ekonomi, güvenlik ve terörle mücadele başlıklarında değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının yüksek enflasyon ve özellikle gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde karşılandığını belirten Özdağ, gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekti. Tüm milletin ramazan ayını kutlayarak, hayırlara vesile olmasını dileyen Özdağ, "Ramazan ayını yüksek enflasyon, özellikle yüksek gıda enflasyonunun yaşandığı bir ortamda idrak ediyoruz. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin, milyonlarca asgari ücretlinin aldıkları sosyal yardım niteliğindeki maaş ile zaten zorunlu olarak oruç tutmak zorunda kaldıkları bir ekonomik buhranda Ramazan'ı idrak ediyoruz. Buna karşılık küçük bir azınlık servetine servet katıyor. En zengin yüzde 1 servetin yüzde 20'sini kontrol ediyor. En zengin yüzde 10 servetin yüzde 68'ini kontrol ediyor. 44 milyon yurttaşımız ise toplam servetin ancak 2,7'sini kontrol ediyor. İşte bu Türkiye'deki bütün zenginliğin yüzde 68'ini kontrol eden yüzde 10 haksız bir zenginlik ve lüks içinde yaşarken, lüks araçları peynir ekmek gibi alırken, servetin ancak yüzde 2,7'sine ulaşabilen 44 milyon vatandaşımız pazardan 2 kilo domates, 2 kilo soğan almakta zorlanıyor. OECD ülkeleri arasında et, balık, tavuk eti tüketiminde son sıradayız. Birileri lüks içinde yaşarken milyonlarca insan pazardan iki kilo sebze almakta zorlanıyor.” dedi. Özdağ, 2002'den bu yana polis olmanın zorluklarına dikkat çekerek "Önce emniyet teşkilatını denetimi bir terör ve casusluk örgütünün eline geçti. Ve vatansever polisler, Anayasaya, devlete bağlı polisler kendi teşkilatlarının içerisinde bir terör ve casusluk örgütünün mensupları tarafından taciz edildiler, tasfiye edildiler, komplolara maruz kaldılar. Sonra başka cemaat ve tarikatların etkinlik kurduğu bir döneme girdik ve şimdi o dönemden geçiyoruz. Polislik meslek kimlik aidiyetinde ciddi bir zayıflamanın olduğunu görüyoruz. 2026'nın ilk 45 gününde 10 emniyet mensubu intihar etti arkadaşlar. Bu terörle mücadelede verdiğimiz şehit sayısından daha fazla. Mobbing, aşırı çalışma, ekonomik sorunlar ve ikinci-üçüncü şark gibi uygulamalar polisleri tükenmişliğe sürüklüyor. İçişleri Bakanlığı artık bu sorunu görmezden gelemez” açıklamasını yaptı. Uyuşturucu ve organize suç konusuna değinen Özdağ, “Türkiye uyuşturucuda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke haline geldi. Organize suçta Avrupa’da birinci, dünyada 14’üncü sıradayız. Yılda 200 milyar dolara yakın kara paradan söz ediliyor. Uyuşturucu ve sanal kumar aileleri dağıtıyor. Gerekirse zorunlu tedavi sistemini devreye sokacağız. Baronlara göz açtırmayacağız. Türkiye tertemiz olacak” ifadelerine yer verdi. Sanayide daralma yaşandığını öne süren Özdağ, “Türk sanayisi çok ağır bir kriz içerisinde. 1996’da sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 25’ti, bugün yüzde 17’ye geriledi. Yani Türkiye sanayisizleşiyor. Dünya yapay zeka eksenli yeni bir sanayi devrimine giderken biz bu sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz. Türk sanayicisi rekabet gücünü kaybediyor. Tarım azalıyor, üretim düşüyor. Çözüm planlı ekonomidir, Devlet Planlama Teşkilatı yeniden kurulmalıdır” dedi. TBMM’de yayımlanan ortak rapora yönelik eleştirilerinde ise Özdağ şu ifadeleri kullandı: “Bu rapor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarmış olduğu ilk milli, üniter, laik devleti ortadan kaldırmaya dönük resmi rapordur. Evet, terörsüz bir Türkiye'yi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları istiyor. Ancak bunu terör örgütüyle pazarlık yaparak, terör örgütünün taleplerini kabul ederek ve Türkiye'yi etnisiteler, mezhepler ekseninde bölerek yapamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde tek bir Türk milleti yaşar. Türk, Kürt, Arap diye ayrı halklar üzerinden siyaset üretmek Türkiye’yi Lübnanlaştırmak demektir. Bu, Türkiye'yi Iraklaşmaya sürüklemek, Türkiye'yi Yugoslavyalaştırmak demektir. On yıllardır süren acıların kaynağı Kürt sorunu değil, dış destekli PKK terör örgütü ve onun yandaşlarıdır."

Yurt dışında yakalanan 17 suçlu Türkiye'ye getirildi Haber

Yurt dışında yakalanan 17 suçlu Türkiye'ye getirildi

çişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bülten ve kırmızı difüzyonla uluslararası seviyede aranan İ.F, E.T, A.B, K.B, D.H, Ö.V, M.D, R.Ö, R.Y, M.U, O.Y, İ.D. ile ulusal seviyede aranan B.G, M.D, S.T, M.S. ve H.M.K’nin yakalandığını ve Türkiye’ye iadelerinin sağlandığını bildirdi. EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Asayiş, Siber ve Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlıkları koordinesinde gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin bilgi veren Yerlikaya, şunları kaydetti: “‘Uyuşturucu madde ithal etme” suçundan kırmızı difüzyonla uluslararası seviyede aranan İ.F. isimli şahıs Belarus’ta, ‘çocuğun cinsel istismarı” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan E.T. isimli şahıs Almanya’da, ‘kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.B. isimli şahıs Almanya’da, ‘uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan K.B. ve Ö.V. isimli şahıslar Almanya’da, ‘çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan D.H. isimli şahıs Almanya’da, ‘bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.D. isimli şahıs Almanya’da, ‘kasten yaralama’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan R.Ö. isimli şahıs Irak’ta, ‘nitelikli yağma ve hırsızlık’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan R.Y. isimli şahıs Kırgızistan’da yakalandı.” Yerlikaya, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.U. isimli şahsın Kosova’da yakalandığını belirterek, şunları ifade etti: “‘Göçmen kaçakçılığı’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan O.Y. isimli şahıs Yunanistan’da, ‘kasten öldürme” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan İ.D. isimli şahıs Bosna Hersek’te, ‘mala zarar verme, yaralama, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma’ suçlarından ulusal seviyede aranan B.G. isimli şahıs Azerbaycan’da, ‘çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından ulusal seviyede aranan M.D. isimli şahıs Irak’ta, ‘kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak’ suçundan ulusal seviyede aranan S.T. isimli şahıs İtalya’da, ‘dolandırıcılık, 6136 Sayılı Kanuna muhalefet’ suçlarından ulusal seviyede aranan M.S. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘dolandırıcılık” suçundan ulusal seviyede aranan H.M.K. isimli şahıs Kuzey Makedonya’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.” Hangi bültenle aranırsa aransın, organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini yakalayıp ülkeye geri getireceklerini vurgulayan Bakan Yerlikaya, operasyonlarda emeği geçenleri tebrik etti.

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil. Haber

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin tuzla ilçe başkanlığında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı Nazif Okumuş 'un aktardığı basın bildirisidir. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Basın Açıklaması : “Çok değerli Tuzla sakinleri, ben de fırtınalı bir gecenin sonrasında bana sabahın bu erken saatinde sizlerle bir araya gelme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Tuzla'da yaşamak hem İstanbul'da yaşamak hem de bir ayağı Ankara'da olmak gibi. Ankara'ya en yakın ilçelerin başında geliyor. Biz de Zafer Partisi olarak 2026 senesine İstanbul'da başladık. Çünkü İstanbul, Yunanistan, Bulgaristan ve Arnavutluk’un toplamından daha fazla insanın yaşadığı bir şehir demek zor adeta bir ülke. Gündüzleri 21 milyon, geceleri 19 milyon kişi yaşıyor bu şehirde. Bu şehir, bu büyük nüfusla, ülkeleri aşan nüfusuyla aynı zamanda ağır sorunları da taşıyor. Ancak bu şehir derken, bu şehir adına bu sorunları taşıyan ilçeler ve İstanbul'da her ilçe Anadolu'daki orta büyüklükteki bir kentten daha büyük, adeta kendisi bir kent. Tuzla da öyle, 300 bini aşan nüfusuyla Anadolu'daki birçok kentten daha büyük. Onun için İstanbul'u anlamak her bir ilçeyi, ilçenin meselelerini bilerek ve ona çözüm üreterek mümkün. Biz de bundan dolayı her bir ilçede bir gün sahada çalışmalar yaparak, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek, daha sonra esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek, kentin, ilçenin değişik, önemli temas noktalarında vatandaşlarımızı dinleyerek meseleleri bir de onlardan öğrenmek ve kendi çözüm önerilerimizi anlatmak istiyoruz. Türkiye’nin ister Tuzla'da yaşayın ister Sinop’ta ister Muğla'da ister Hakkâri’de bir de ortak sorunları var. Bu ortak sorunlarının başında da küçük bir azınlık İsviçre'de yaşar gibi yaşar ve İsviçre'de tüketir gibi tüketirken, büyük bir bölümün de ne yazık ki Irak'ta yaşar gibi yaşamaya zorlanması. 9 seneden beri asgari ücretlinin, dar gelirlinin, sabit gelirlinin, milli gelirden aldığı pay azalıyor, yani fakirleşiyor. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin 9 seneden beri fakirleştiği bir Türkiye'de, şimdi 20 bin lira maaşla insanlar kiraların 15-20-25 bin bandında olduğu bir ülkede nasıl geçinecekler, nasıl hayatta kalacaklar. Açlık seviyesinin altında bir emekli maaşı veriliyor. Öte yandan milyonlarca insan asgari ücretle hayata tutunmaya çalışıyor ama tutunamıyor. Özetle Türkiye'nin en temel meselelerinin başında hiç şüphesiz bu ülkenin zengin ama bu ülkenin insanlarının çok büyük bir bölümünün fakir olması, yanlış politikalarla fakirleştirilmesi geliyor. Siyaset, kaynakları nasıl dağıtılacağına karar vermektir. İktidardaki siyasetçi, hastane nereye yapılacak, okul nereye yapılacak, barajlar nereye yapılacak, yollar nerelerden geçecek, hep bunların kararını vermek zorunda. Ama siyasetçi aynı zamanda hangi şirket hangi ihaleyi alacak, hangi kişi hangi iş yerinde işe yerleştirilecek ve kim ne kadar maaş alacak, onun da kararını veriyor. Ve görüyoruz ki yıllardan beri bu konuda büyük adaletsizlikler yapılıyor. 5 tane şirket var hepimiz duyuyoruz. Bütün ihaleleri bu şirketler alıyor. Ya Türkiye'de başka şirket yok mu? Toplam almış oldukları ihale tutarı 250 milyar doları geçti. Sonra siz çocuklarınızı bir işe sokmakta zorlanırken bazıları 3 çocuklarını 4 çocuklarını hem ayrı ayrı işe yerleştiriyorlar hem de o çocuklar birkaç yerden maaş alabilecek duruma geliyorlar. Bu adalet mi? Ya da sizin çocuğunuz küçük bir hata yapsa hemen hapis cezası ile çarptırılırken bu, ben onlara mavi kanlılar diyorum, mavi kanlıların çocukları trafik kazası yapıp adam öldürdüklerinde bile içeriye girmiyorlar. Doğru mu arkadaşlar? Bu adalet değil. Bugün 22 seneden beri Türkiye'de yaşanan Türkiye'de kalkınma da değil. Ne adalet var ne kalkınma var. Diyebilirsiniz ki ya bunca yol yapıldı, bunca tesis yapıldı, bunca hastane yapıldı. Ben meseleye öyle bakmıyorum değerli arkadaşlar. Nasıl bakıyorum biliyor musunuz? Ben iyi bir Fenerbahçeliyim. Bugünlerde iyi bir Fenerbahçeli olmak iyi bir şey mi ondan da çok emin değilim. Bir türlü şampiyon olamadık. Nerede Ali Başkan kaçtı galiba gördünüz mü? Biliyorum ki Fenerbahçe'yi 3. sırada lig başladıktan sonra şampiyon yapmak için alan bir antrenör lig boyunca Fenerbahçe'ye daha fazla gol attırsa daha az gol yedirse ama lig bittiğinde Fenerbahçe 3. sıradan 6. sıraya gerilerse o antrenör başarılı bir antrenör değildir değil mi? Demek ki diğer takımlar daha da fazla gol atmışlardır daha da az gol yemişlerdir. Şimdi arkadaşlar AK Parti iktidara geldiğimde Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi. Bugün 23.'ye geriledi. Demek ki yapılan yoldu, şuydu, buydu, bunca toplanan paraydı. Ortadaki sonuç, kalkınmayan bir Türkiye, gerileyen bir Türkiye, diğerleriyle kıyaslandığında. Tabi, bu bir kötü yönetimin sonucunda oluyor. Nasıl bir kötü yönetim? Emekliye zam yaparsak enflasyon artar, diyorlar. Ama, bakın, Suriye'de Beşar Esad'ı devireceğiz, diyerek, bu ülkeye kayıtlı 5 milyon, kayıtsız 2 milyon, toplam 7 milyon Suriyelinin gelmesine yol açtılar. Sonra dediler ki, bu ensar, muhacir meselesidir. Konu kötü yönetimi, din kisvesi altına sığdırmaya çalıştılar. Oysa, Mekke'den Medine'ye göç eden muhacir sayısı 191 diye tahmin edilir. Orada bile ensarla muhacir arasında kavga çıkmıştır. Peygamberimiz araya girmiştir ve kavgayı yatıştırmaya çalışmıştır. Daha Peygamberimizin, Hz. Muhammed'in hükmünü dinlemedikleri için, çıkan kavgada ayet gelmiştir kardeşim. Siz buraya 5 milyon kayıtlı, 2 milyon kayıtsız adam aldınız. Afganistan'dan milyonlar geldi. Beraberlerinde uyuşturucu getirdiler, birazdan o konuya da geleceğim. Sınırlarımızı açtınız ve bu gelenlere yılda 11 milyar dolar para harcadınız. Avrupa Birliği'nden falan değil. Bakın, Erdoğan'ın kendi açıklaması var. Bu nasıl Birleşmiş Milletler diyor. Hepsi buraya geliyor diyor. Bizim alnımızda enayimi yazıyor diyor. Bindiririm uçaklara, bindiririm trenlere, otobüslere, yollarım bunları 3. ülkelere diyor. Ama yollamadı ve kaldılar. Bakın şimdi en fazla giden sayısı 600 bin, onlar da memnun değilmiş. Özetle, bugün eğer bu ekonomik sıkıntıları yaşıyorsak, bu kötü politikaların sonucudur. Bunca insan geldiğinde kira fiyatları artmaz mı? Artar. Bunca insana vatandaşlık satıp, ev fiyatlarını, gayrimenkul fiyatlarını, normal bir Türk vatandaşının alamayacağı derecede yükseltirseniz enflasyon artmaz mı? Bunca insan bu ülkede tüketirse, domatesin fiyatı, peynirin fiyatı artmaz mı? Artar. Ondan sonra gıda enflasyonunda dünya birinci oluyor. Sizin yaptığınız yanlış politikalardan dolayı bu noktaya geldik. Sonra övündüler, biz dünyada insani yardım yapmakta birinciyiz diye. Evet, dünyada insani yardım yapmakta Türkiye maalesef birinci. Gayrisafi milli hasılasına göre dünyada en fazla diğer ülkelere insani yardım yapan ülke Türkiye, 7 milyar dolar. Her yıl 7 milyar dolar Afrika’daki ülkelere insani yardım yapıyor. Yol yapıyoruz, köprü yapıyoruz geçsinler diye. Amerika'dan sonra 2.’yiz ama gayrisafi milli hastalığımızı ölçün diye 1. sıradayız. Biz Almanya'dan zengin miyiz? İsviçre'den zengin miyiz? Katar'dan zengin miyiz? Birleşik Arap Emirlikleri'nden, Suudi Arabistan'dan zengin miyiz ki bu halkın da insan olduğunu unutup burada emekli, dul, yetim, asgari ücretli hayata tutunmaya çalışırken siz bu milletin 7 milyar dolarını Afrika'da ve dünyanın değişik ülkelerinde har bulup harman savuruyorsunuz. Evet, bugün açlık sefalet varsa, millet fakirse bu bütün politikaların neticesidir. Ve şimdi enflasyonu düşüreceğiz, güzel de 3 seneden beri düşmeyen enflasyon olur mu? Tamam halk tüketmesin, halk tüketmesin ama önce siz tüketmeyin, önce siz bu israfa son verin. Bakın şimdi NATO toplantısı yapılacak diye Ankara'da özel havaalanı genişletmesi yapıyorlar, o havaalanından da saraya özel yol yapıyorlar arkadaşlar. Sadece yolun mimari tasarımına 9 milyon lira harcamışlar. Hangi NATO ülkesinde NATO toplantısı yapılacak diye özel havaalanı genişletmesi ve özel yol yapılır? Bu milletin, bu fakir milletin parasını nasıl harcıyorsunuz siz? Biz de buna isyan ediyoruz tabii. Yine, bu ülkenin en ağır sorunlarından bir tanesi sizin Tuzla'da da yaşadığınız, uyuşturucunun her geçen gün biraz daha yayılması, organize suç örgütlerinin, çetelerin esnafı haraca kesmesi, organize suç örgütlerinde Türkiye, Avrupa'da 1., dünyada 14. sırada arkadaşlar. Ve sanal kumar hepimizin cep telefonlarında ve aileleri parçalanmaya sürüklüyor. Bununla mücadele ediliyor mu? Hayır, gerçek bir mücadele yok. Ünlüleri tutukluyorlar, hiç itirazımız yok. Tutuklansınlar ünlüler, hiç itirazımız yok. Ama siz bu arada infaz yasasıyla oturup torbacıları dışarı çıkartıyorsanız, bunun hiçbir anlamı yok. Bakın Ümraniye'de bir genç kız, polis kardeşimiz, 172 tane dosyası olan bir sabıkalı tarafından şehit edildi gencecik çocuk. Doğru mu? Ya bu 172 tane dosyası olan adam niye sokakta dolaşıyor kardeşim? Niye sokakta dolaşıyor? Onun gibi binlercesi var. Onun için uyuşturucuyla mücadele, organize suçla mücadele, sanal kumarla mücadele için yasal değişiklikler yapacağız. Ve sadece uyuşturucuyla mücadele için bir yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Sanal kumarla mücadele için yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Arkadaşlar tedavi gönüllü olmaktan çıkacak, tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bir uyuşturucu bağımlısı tedavi olana kadar toplum için tehdittir, bir canlı bombaya benzetiyoruz biz onu. Annesinin, babasının veya bir başka akrabasının iki satırlık talebiyle, mahkeme kararıyla zorunlu tedavi altına alacak. İstanbul'da mı yaşıyor? İstanbul'dan alacağız, Anadolu'da kırsal bölgelerde açılmış rehabilitasyon merkezlerine götüreceğiz. Orada çalışarak, rehabilite olarak, sağlıklı bireyler olarak annelerine, babalarına geri gelecekler. Ve uyuşturucu patronların mal varlığına el koyacağız. Şimdi mevcut düzenlemede bu çok zor. Neymiş? O parayla şey arasında bağ kurmak lazımmış. Eroin arasındaki veya uyuşturucu arasındaki bağ kurmak lazımmış. E uyuşturucu sattıkları zaman KDV fişi kesmiyorlar ki kardeşim. Nasıl bağ kuracaksınız? Bu yasal düzenlemeyi de değiştireceğiz ve burada el koyduğumuz parayı uyuşturucuyla mücadeleye harcayacağız. Bakın, ülkenin değişik yerlerinde toplantılarda evlatları uyuşturucu kullanan annelerle konuşuyoruz. Onların çektiği acıyı nakletmek mümkün değil. Çocukları tarafından dövülüyorlar, küfrediliyorlar, ölümle tehdit ediliyorlar, yaralanıyorlar. Çocuklarını yaralayanlar var. Çocuklarına ölmesi için dua eden anneler, babalar var. Bir tanesi, hiç unutmuyorum, babamız vefat ettikten sonra oğlum evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı. Evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı, beni dövdü. Sonra evde bir tek buzdolabı kalmıştı, onu da sattı. Sonra evi satacaksın diye beni tehdit etmeye başladı. Evi satmayınca evi ateşe verdi. Şimdi dedi, çok şükür hapiste, çok şükür. Bu, bütün uyuşturucu kullanan annelerin ortak dileği, çocukların hapse girmesini istiyorlar. Ama hapis bir çözüm değil bugünkü durumda. Sonra arada bir çay içerken, o kadıncağız yanıma geldi, dedi ki, ya Ümit Bey, oğlumun uyuşturucudan bütün dişleri döküldü, yemek yiyemiyor. Acaba ona bir takma diş yaptırmamız mümkün mü? Yani oğlundan o kadar çekmiş ama hala oğlunu düşünüyor. Özetle değerli arkadaşlar, bu toplumsal bir yara olmanın ötesinde ülkemize yönelik ağır bir tehdit. Ve bu ağır tehdidi aşacak politikaları Zafer Partisi temsil ediyor. Türkiye'nin en büyük başındaki diğer bela, sığınmacı ve kaçakların oluşturduğu ağır yükü, Türk halkının omuzlarından alacak tek partinin Zafer Partisi olduğu gibi. Bakın, hiçbir siyasi parti bizim konuştuğumuz konuları, hayati konuları, Türk milletinin gerçek derdi olan konuları konuşmuyor. Ne sığınmacıları konuşuyorlar ne uyuşturucuyu, sanal kumarı ne organize suç örgütlerini konuşuyorlar. Oysa Türk halkı bunlarla iç işe yaşıyor. Her gün karşımıza çıkıyor. Bazen görmemezlikten geliyoruz ama görmemezlikten gelmek de mümkün değil. Muhakkak bu ülkede, bu içine girmiş olduğumuz ekonomik kriz değil artık ekonomik buhrandan çıkmak için dünya yapay zekâ destekli bir sanayi devrimi yaşarken dünyanın olağanüstü şekilde gerisinde kalmamak için büyük bir atılım yapmamız gerekiyor ekonomide. Bu atılım arkadaşlar adalet sağlanmadan olmaz. Adaletin olmadığı yerde ekonomik gelişme olmuyor. TÜSİAD başkanı küçük bir eleştiri yapıyor, adamı içeri alıyorlar. Böyle bir çerçevede hangi yabancı sermaye Türkiye'ye gelir? Bırakın Türkiye'ye yabancı sermaye gelmesini, Türk sermayesi yurt dışına kaçıyor. İşte Mısır'a giden Türk tekstil sanayi 5 milyar dolar tutarımda. 342 bin tekstil işçisi Türkiye'de işsiz kalmış. Her bir işçiyi lütfen üçle çarpın ailesiyle birlikte. İşte bu kadar insan şimdi işsiz durumda. İtalya'ya giden tekstil firmalarımız var. Fasa giden tekstil firmalarımız var. Türk iş adamları yurt dışında ev satın alıyorlar. Yabancıların Türkiye'ye getirdiği paradan daha fazlası Türkiye'de adaletsizlik hâkim olduğu için yurt dışına gidiyor. Bakın adaletsizlik için çok örnek verebilirim. Benim hapse atılmam ve 5 ay içeride mahkûm tutulmam dahil. Ama bir tek örnek var. Anayasa Mahkemesi kararları bütün devlet kurumlarını vatandaşları bağlar. Bugün Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor kardeşim. Onun için kimse bize Türkiye'de hukuk devleti var demesin. Bu Bin Bir Gece Masallarından daha büyük bir masaldır. Türkiye'de hukuk da yok devleti de yok. Ne zamanki Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaya başlarsınız o zaman hukuk devleti için Türkiye'de ancak umut olur. Hukukun olmadığı yerde kalkınma olmaz. Eğitimin güçlü sağlam bilimsel temeller üzerine oturmadığı bir ülkede de kalkınma olmaz. Şimdi daha genç çiftler çocukları olmadan çocuğumuzu hangi kolejde okutacağız buna nasıl para ayıracağız diye düşünüyorlar. Niye kolejde okutmak istiyorsunuz çocuklarınızı? Çünkü devlet okullarına olan inanç ortadan kayboldu. Oysa eğitim bir yurttaş hakkıdır. Devlet okullarının kalitesinin yüksek olmasını beklemek bizim için doğal bir beklentidir. Çok değerli Tuzlalılar bakın, çocuklarımızı yanlış bir eğitim sistemi içerisinde yanlış bir meslek yönlendirmesine tabi tutuyoruz. ‘Benim çocuğum üniversite okusun’. Herkesin doktor olduğu, herkesin mühendis olduğu, herkesin yazılımcı olduğu bir ülke düşünebilir misiniz? Bu ülkede bizim arabalarımızı tamir edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim duvarlar inşa edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim su tesisatlarını kuracak ustalara ihtiyacımız var. Herkesin üniversite mezunu olması, ancak üniversite mezunu olduğunda bilgili olunacağına dair inanç ortadan kaldırılmalı. Onun için biz meslek liselerini tekrar güçlü bir şekilde açmanın şart olduğunu düşünüyoruz. Ve bunu da gerçekleştireceğiz inşallah. Nasıl gerçekleştireceğiz? Dışarıdaki karışıklıkları, kaosları her gün seyrediyorsunuz televizyonlarda. Şimdi İran karıştı, Suriye'de zaten karışıklık 2011'den bu yana devam ediyor. Ve bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan çıkartamaz. Bakın bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan kurtaramaz, çıkaramaz. Ama biz Zafer Partisi olarak Türkiye'yi bu dış sorunlardan da bu içerideki ağır meselelerden de çıkartacak yol haritasına, kararlılığa ve kadroya sahip bir partisi. Türkiye iki partiye mahkûm değil. Bugünkü siyasal sistem muhakkak ama ittifakları da gerektirir. Ve önümüzdeki seçimde de muhakkak ittifaklar olacak. Biz de Zafer Partisi olarak, ben DAM İttifakı diyorum, yani DEM, AK Parti ve MHP'nin oluşturduğu ittifaka, onların damdan düşeceğini de görüyoruz. Yapacağımız ilk şey, her iktidarın bir ilk gün gündemi var ya, yapacağımız ilk şey inşallah birinci gün emekli, dul ve yetim maaşlarına güçlü bir zam yapmak olacak. Çünkü bu seçimlerden sonra Sayın Erdoğan’ı da Sayın Bahçeli’yi de emekliye ayıracağız.”

AB’den Venezuela açıklaması Haber

AB’den Venezuela açıklaması

Avrupa Birliği tarafından yayımlanan açıklamada, 26 AB üye ülkesi; Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya ve İsveç tarafından desteklendiği belirtildi. Açıklamada, “AB, tüm aktörlerin tırmanmayı önlemek ve krize barışçıl bir çözüm sağlamak amacıyla sükunet ve itidal göstermesi çağrısı yapıyor,” denildi. Ayrıca, BM Şartı ve uluslararası hukukun her koşulda korunması gerektiği vurgulandı ve BM Güvenlik Konseyi üyelerinin bu ilkelere özellikle dikkat etmesi gerektiği ifade edildi. AB, Nicolas Maduro’nun demokratik meşruiyetten yoksun olduğunu belirterek, “Venezuelalılar tarafından yönetilen barışçıl bir demokratik geçiş süreci desteklenmeli ve ülkenin egemenliğine saygı gösterilmelidir,” ifadelerini kullandı. Açıklamada, uluslararası iş birliği yoluyla organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleye önem verildiği, ancak bu sorunların uluslararası hukuka ve devletlerin egemenlik haklarına saygı çerçevesinde çözülmesi gerektiği kaydedildi. AB yetkilileri, ABD ve diğer bölgesel ve uluslararası ortaklarla yakın temas halinde olduğunu belirterek, “Venezuelalılar tarafından yürütülecek müzakereci, demokratik, kapsayıcı ve barışçıl bir çözümü desteklemeye çalışıyoruz,” sözlerini aktardı. Açıklamada, tüm siyasi mahkumların koşulsuz serbest bırakılması çağrısı yapıldı ve AB vatandaşlarının güvenliği için konsolosluk yetkililerinin koordineli çalıştığı ifade edildi.

6 ilde dev operasyon! 9 organize suç örgütü çökertildi! Haber

6 ilde dev operasyon! 9 organize suç örgütü çökertildi!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma tarafından son iki haftada 6 ilde düzenlenen dolandırıcılık ve tefecilik operasyonlarında, hesaplarında 2,4 milyar TL işlem hacmi bulunan 61 şüphelinin yakalandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma tarafından dolandırıcılık ve tefecilik yapan 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonların detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Yerlikaya’nın açıklamasına göre, son iki haftada 6 ilde düzenlenen operasyonlarda 61 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin hesaplarında son iki yıl içinde 2 milyar 408 milyon TL işlem hacmi tespit edilirken, yürütülen çalışmalarla çok sayıda vatandaşın dolandırıcılık, tefecilik ve hırsızlık gibi suçlardan zarar görmesinin önüne geçildi. Operasyonlar kapsamında: 46 şüpheli tutuklanırken, 15 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulandı. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/2002245682825245137 Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ve Siber Suçlarla Mücadele birimlerinin koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda; Gaziantep’te sahte yatırım danışmanlığı ilanlarıyla dolandırıcılık, Muğla’da sosyal medya üzerinden yönlendirilen sahte yatırım siteleri aracılığıyla 244 vatandaşın dolandırılması, Balıkesir’de organize uyuşturucu ticareti ve tefecilik, Diyarbakır’da baskı, darp ve tehditle arazi tapularını ele geçirme girişimleri, Zonguldak’ta sahte “sınavsız ehliyet” ilanlarıyla dolandırıcılık, Sivas’ta ise tefecilik faaliyetleri tespit edildi. Şüpheliler hakkında savcılıklarca soruşturma başlatıldığını belirten Bakan Yerlikaya, operasyonlarda görev alan tüm birimleri tebrik ederek, suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.