Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nbsp

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Nbsp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nbsp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek. Haber

Karel 'in yerli elektrikli otomobili Karea Fit üretiminin yüzde 75’i ihraç edecek.

Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, Karea markasıyla elektrikli mikromobilite pazarına hızlı bir giriş yaptı. “Bindiğin gibi değil” sloganıyla yollara çıkmaya başlayan Türkiye’nin yeni yerli otomobil markası Karea, ilk modeli olan Fit’i tanıttı. M0 segmentinin ilk otomobili olan Karea Fit, lansmana özel 699 bin liralık fiyatıyla dikkat çekiyor. Mart ayı itibarıyla ön siparişe açılan otomobil, nisan ayı başında da satışa sunulacak. Önümüzdeki 3 yıl içinde 3 yeni modelle ürün gamını genişletecek olan Karea, üretiminin yüzde 75’ini ihraç edebilmeyi hedefliyor. Otomotivde devir değişiyor! Otomotiv sektöründe içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara doğru bir değişim yaşandığını söyleyen Karea Proje Lideri Refik Diri, “Otomotivde asıl mesele üretim felsefesinin değişmesi, üretimin yalınlaşması. Artık müşteriye ürün dayatma zamanı geçiyor. Özellikle yeni kuşakların ulaşım çözümleri farklılaşıyor. Bugün müşteriyi her zamankinden daha fazla dinleme ve müşterinin isterlerine uygun ürün geliştirme zamanı” dedi. Şehirlerin değiştiğini, nüfus artışıyla birlikte metropoller oluşmaya başladığını ifade eden Refik Diri, şöyle devam etti: “Ve doğal olarak ulaşım sorunu öne çıkmaya başladı. Toplu taşıma ulaşım sorununun çözümüne yetmiyor, metropoller ne kadar organize olsa da yetmiyor. Bunun yanında ikinci değişen, müşteri. Otomobil bizim zamanımızda bir statü aracıydı. Yeni kuşak araç sahipliğini bizim kadar istemiyor. Yeni kuşağın istediği ulaşım sorununun çözülmesi. Bu da artık statükoyu zorlamaya başladı. Burada değişim başladı, artık müşteriyi dinlemek gerek. Dünyada araç kullanım mesafesi günlük ortalama 12-13 kilometre. Ve bu kullanım sürecinde araç içindeki insan sayısı 1,4 ortalamada. Genelde sürücüsünü taşıyan 1,5-2 ton ağırlığında araçlarla geziyoruz şehirlerde. Bunun da mühendislik içeren en uygun çözüm olmadığı kesin. Evet şehirler, müşteriler değişiyor dedik, üçüncüsü ise teknolojik değişim. İçten yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş yıllardır konuşuluyor. Bu oluyor, olacak, elektrikli araçlar toplam araçlar içindeki payını her geçen gün artıracak. Ancak buradaki asıl değişim, otomotiv sektörünü ilgilendiren değişim aslında motorun değişmesi değil. Elektrikli araçlar, üretmesi daha kolay, daha az parçadan oluşan, daha az bakım gerektiren, dolayısıyla otomotivin alışageldiği dinamikleri çok değiştiren bir yapıya sahip. Kısacası otomotivde üretim felsefesi değişiyor” dedi. Bisikletten lüks segment otomobillere kadar tüm sektörü incelediklerini vurgulayan Refik Diri, “Sadece fiyattan bahsedersek, 600-700 bin lirayla 1.3-1.4 milyon lira arasında fiyatı olan binek araç arzı neredeyse sıfır. Bu boşluğa bir ürün hazırlamaya karar verdik. Sonuçta projeye 2020 yılında başladığımızda, ilk iş olarak yaklaşık 8 ay süren bir pazar araştırması yaptırdık ve Türkiye’de araç kullanıcılarının oldukça detaylı bir şekilde ne istediğini öğrendik. Ondan sonra ürünümüzü, isteneni şöyle tanımladık; şehrin ulaşım sorununu çözecek, müşterinin beklentisini karşılayacak, yalın üretim felsefesiyle üretilecek bir elektrikli araç. Konu elektrikli araç olunca, Çin’deki otomotiv ve elektrikli araç know-how’una göz diktik. Pandemi döneminde gidemediğimizden Çin’de bir danışmanlık firmasıyla çalıştık. İlk işimiz mühendislik için iş ortağı bulmaktı. Hem Türkiye’de hem Çin’de iş ortakları aradık. Ülkemizdeki mühendislik firmaları daha çok ağır ticari araçta yetkinler. Çin’deyse binek araç yetkinliği yüksek. Bu çalışmaların sonucunda; bugün tüm fikri mülkiyet hakları bize ait olan modelimiz sayesinde ülkemize Çin’den çok değerli know-how transferi gerçekleştirdik. Bu projeyi ülkemize sorumluluğumuz olarak görüyorum ve bunun Türkiye’ye çok önemli değer katacağını, bu alanda zamanla çok girişimin olacağından da eminim” diye konuştu. Geçen yılın sonunda Gebze’de deneme üretimlerine başladıklarını belirten Karea Proje Lideri Refik Diri şunları söyledi: “Mart ayı itibarıyla seri üretime geçtik. Şu anda yerlilik oranımız yüzde 32 ve bir yıl içinde yüzde 50’yi aşacağımızı rahatlıkla görebiliyoruz. Binek araçlar M1 kategorisinde yer alıyor. Bizim aracımız ise L kategorisine yerleşmiş durumda. Biz aracımızın L kategorisi olmasını doğru değerlendirmiyoruz ama regülasyon olarak, sonuçta bir araç üretmek istiyorsanız, satmak istiyorsanız Avrupa Birliği Tip onayına ihtiyacınız var, regülasyon olarak biz aracımızı L7eCP yani elektrikli binek araç olarak regüle ettik. Hem o Tip onayı testlerinden çok hızlı şekilde geçmemizden hem pazardaki diğer L7’lerden çok daha farklı olduğumuzdan çok iyi biliyorum, biz L7 değiliz, biz M0 diyebileceğimiz bir alandayız. Bu M0 şu anda boş ve eminim önümüzdeki yıllarda birçok yeni firma bu alanda ürün geliştirecek ve pazara bizimle birlikte girecekler. Dolayısıyla biz burayı çok büyük bir fırsat penceresi olarak görüyoruz ve otomobil dünyası da bence bu yönde çok değişecek. Dediğim gibi şehir istiyor, müşteri istiyor. M0 segmentinin ilk markasını Karea’nın ideal şehir aracı Fit ülkemize hayırlı olsun”. açıklamasını yaptı. Karea Fit, şehir içi mobiliteyi yeniden tanımlamak üzere geliştirilen kompakt boyutları ve verimli elektrikli güç aktarım sistemiyle dikkat çekiyor. 2631 mm uzunluğa, 1498 mm genişliğe ve 1621 mm yüksekliğe sahip olan araç, dar şehir sokaklarında kolay manevra kabiliyeti sunarken 4 metrelik dönüş yarıçapıyla pratik bir sürüş deneyimi sağlıyor. Kompakt boyutlarına rağmen 184 litrelik bagaj hacmi sunan Karea Fit, günlük kullanımda alışverişten kısa şehir içi yolculuklara kadar farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek bir kullanım alanı sağlıyor. Aracın elektrikli güç aktarma sistemi 12 kW gücünde motor ve 96 V mimariye sahip LFP (Lityum Demir Fosfat) batarya teknolojisi üzerine kuruluyor. Yaklaşık 9,98 kWh kapasiteye sahip olan batarya paketi ise şehir içi kullanım senaryolarına uygun olarak tek şarjla yaklaşık 135 kilometre menzil sunacak şekilde geliştirildi. Bununla birlikte, yerleşik şarj sistemi sayesinde batarya seviyesi yüzde 20’den yüzde 80’e 2 saat içinde doldurulabiliyor. Maksimum 90 km/saat hıza ulaşabilen Karea Fit, yalnızca şehir içi ulaşım için değil, aynı zamanda köprü ve otoyol kullanımına da uygun altyapısıyla şehir içi ve çevresindeki ulaşım ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasarlandı. Sürüş güvenliği ve konforu da aracın geliştirme sürecinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda ön ve arka akslarda kullanılan bağımsız McPherson süspansiyon sistemi şehir içi yol koşullarında dengeli bir sürüş karakteri sunarken, ön ve arka disk fren sistemi güvenli frenleme performansı sağlıyor. Elektrikli destekli direksiyon sistemi ise manevra kabiliyetini artırırken, geri görüş kamerası, merkezi kilit ve elektrikli ön camlar gibi donanımlar da günlük kullanım konforunu destekliyor. Kompakt yapısı, düşük enerji tüketimi ve pratik kullanım özellikleriyle Karea Fit, şehir içi mobilite için yeni ve erişilebilir bir elektrikli ulaşım alternatifi sunmayı hedefliyor.

Wall Street Journal: İran saldırısında beş ABD yakıt ikmal uçağı hasar gördü. Haber

Wall Street Journal: İran saldırısında beş ABD yakıt ikmal uçağı hasar gördü.

Wall Street Journal, iki ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, yakıt ikmal uçaklarının tamamen imha edilmediğini, sadece hasar gördüğünü ve şu anda onarımda olduğunu bildirdi. Olayda herhangi bir can kaybı da bildirilmedi. Bu uçakların, son günlerde Prens Sultan Hava Üssü'nü hedef alan bir İran füze saldırısında vurulduğu bildirildi. Ancak ABD Merkez Komutanlığı bu bilgi hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Suudi Arabistan'daki saldırıyla ilgili bilgiler, 12 Mart'ta meydana gelen bir diğer ciddi olaydan kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Olayda, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki KC-135 yakıt ikmal uçağının havada çarpıştığı ve birinin düştüğü bildirildi. Pentagon, talihsiz uçaktaki altı mürettebat üyesinin tamamının öldüğünü doğruladı. 23 Şubat'ta çekilen uydu görüntüsünde, Prens Sultan Hava Üssü'ndeki ABD uçakları. Bu olay, 28 Şubat'tan bu yana İran'la yaşanan çatışmada hasar gören veya imha edilen ABD Hava Kuvvetleri yakıt ikmal uçaklarının toplam sayısını en az yediye çıkarıyor. Yakıt ikmal uçaklarını hedef almak, İran'ın ABD ordusunun Orta Doğu'da uzun vadeli hava operasyonlarını sürdürme kabiliyetini baltalama taktiğini gösteriyor. Suudi Arabistan'ın merkezinde bulunan Prens Sultan Hava Üssü, ABD'nin yurtdışındaki önemli askeriüslerinden biridir. Şubat ayında çekilen uydu görüntülerine göre, üste KC-46A ve KC-135'ler de dahil olmak üzere en az 19 yakıt ikmal uçağı, 6 adet E-3 Sentry erken uyarı uçağı ve 3 adet E-11A muharebe iletişim uçağı bulunmaktadır.

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık Haber

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık

Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdiğini ileri süren Trump, "İran'ın en değerlisi olan Hark Adası’ndaki tüm askeri hedeflerin tamamen yok edildiğini" belirtti Trump’ın tam açıklaması şu şekilde: “Az önce, benim talimatımla CENTCOM, Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdi ve İran’ın en değerli varlığı olan Kharg Adası’ndaki tüm ASKERİ hedefleri tamamen yok etti. Ahlaki nedenlerden ötürü, adadaki petrol altyapısını yok etmemeyi tercih ettim. Ancak İran ya da başka herhangi bir ülke, gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan özgür ve güvenli geçişini engelleyecek herhangi bir adım atarsa, bu kararımı derhal yeniden gözden geçireceğim. İran ordusu ve bu terörist rejimle bağlantılı tüm diğer unsurlar, silahlarını bırakıp ülkelerinden geriye kalanları kurtarmakla akıllılık ederler; ki geriye pek bir şey kalmadı!” Hark Adası İran kıyılarının yaklaşık 25 kilometre açığında yer alan Hark Adası, ülkenin petrol ihracatı açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Hark Adası, İran’ın en değerli ihracat kalemi olan petrol ile uluslararası alıcılar arasındaki kritik bağlantıyı oluşturuyor. Uzmanlara göre İran’ın petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ı Hark Adası terminali üzerinden gerçekleşiyor. Ahvaz, Marun ve Gachsaran gibi ülkenin en büyük petrol sahalarında çıkarılan ham petrol, boru hatlarıyla Hark Adası’na ulaştırılıyor. Petrol burada tankerlere yüklenerek Hürmüz Boğazı üzerinden Umman Denizi’ne ve küresel pazarlara sevk ediliyor. Bu ihracat, İran yönetimine büyük gelir sağlıyor ve devlet bürokrasisinin yanı sıra güvenlik güçlerinin finansmanında önemli rol oynuyor.

Axios: Trump, Putin’in teklifini reddetti Haber

Axios: Trump, Putin’in teklifini reddetti

Axios'un üst düzey ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, pazartesi günü gerçekleşen telefon görüşmesinde Putin, İran’daki savaşın durdurulması için Tahran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya nakledilmesini içeren bir yol haritası sundu. Ancak Trump, uranyumun güvenliği konusunda tam garanti içermeyen bu öneriyi reddetti. "Başkan kötü anlaşma yapmaz" Haberde görüşlerine yer verilen bir ABD'li yetkili, "Başkan herkesle konuşur; Şi Cinping, Putin veya Avrupalılar... Her zaman bir anlaşma yapmaya isteklidir ancak bu anlaşmanın 'iyi bir anlaşma' olması gerekir. Başkan kötü anlaşmalar yapmaz" dedi. ABD’nin pozisyonunun, uranyumun tamamen güvence altına alınması ve nükleer silah tehdidinin ortadan kaldırılması olduğu vurgulandı. Öte yandan İran’ın, uranyumu kendi tesislerinde seyreltme önerisinin de daha önce reddedildiği hatırlatıldı. "11 atom bombası yapacak kadar malzeme var" İran ile yürütülen müzakerelerden sorumlu ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran’ın nükleer kapasitesine dair çarpıcı veriler paylaştı. Witkoff, İran rejiminin elinde şu an 11 atom bombası yapmaya yetecek kadar nükleer malzeme bulunduğunu söyledi. Witkoff, İran’ın elinde yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 460 kilogram uranyum olduğunu belirterek, "Eğer nükleer silah peşinde değilseniz, uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmenin hiçbir mantıklı sebebi yoktur. Sıfır sebep. Bu miktar kirli bomba yapmak için de kullanılabilir" uyarısında bulundu. İsrail nükleer tesisleri vuruyor Diplomatik restleşmeler sürerken, İsrail ordusu İran’daki nükleer tesislere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail basınına göre, İsrail Hava Kuvvetleri'nin, Tahran’ın hemen güneyinde bulunan ve "AMAD Projesi" kapsamında nükleer silah patlayıcı testleri için kullanılan Parçin-Talekan 2 (Parchin-Taleghan 2) tesisini vurduğu teyit edildi. İsrail kaynakları, bu tesisin İran’ın gelişmiş nükleer patlayıcı geliştirme programının merkezinde yer aldığını bildirdi. Savaşın 15'inci gününde Washington, Rusya’nın arabuluculuk girişimlerine rağmen "tam silahsızlanma" ve "güvenlik" şartlarından geri adım atmayacağının sinyalini verdi.

Hollanda’da Yahudi okuluna bombalı saldırı Haber

Hollanda’da Yahudi okuluna bombalı saldırı

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da bulunan bir Yahudi okuluna yönelik bombalı saldırı düzenlendi. Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, olayı "alçakça bir saldırganlık eylemi" olarak nitelendirirken, saldırıyı radikal bir grubun üstlendiği iddia ediliyor. Hollanda ajansı ANP’in haberine göre, polis ve itfaiye ekipleri kısa sürede olay yerine ulaşırken, patlamanın maddi hasara yol açtığı ancak herhangi bir can kaybı veya yaralanmaya neden olmadığı bildirildi. Belediye Başkanı Halsema: Kabul edilemez Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, yayımladığı basın bildirisinde saldırıyı sert bir dille kınadı. Halsema, "Bu, Yahudi toplumuna yönelik korkakça bir saldırganlık eylemidir. Amsterdamlı Yahudilerin hissettiği korku ve öfkeyi anlıyorum. Antisemitizmle giderek daha fazla karşılaşıyorlar ve bu kabul edilemez. Bir okul, çocukların güven içinde ders alabildiği bir yer olmalıdır" dedi. Radikal grup şüphesi: Videodaki logo dikkat çekti Polis, saldırganın patlayıcıyı yerleştirme ve ateşleme anına ait görüntülere ulaştı. Sosyal medyada paylaşılan bir videoda, patlamanın ardından bir kişinin motosikletle olay yerinden uzaklaştığı görülüyor. Videoda kullanılan logonun, daha önce Belçika’nın Liège kentindeki bir sinagoga düzenlenen saldırıyı üstlenen "Harakat Ashab al-Yamin al-Islamiyyah" adlı radikal gruba ait olduğu iddia ediliyor. Aynı logonun dün Rotterdam’daki bir kundaklama olayında da görüldüğü belirtildi. Dilan Yeşilgöz: Yahudi düşmanlığıyla mücadelemiz sürecek Saldırıya ilişkin bir açıklama da Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Dilan Yeşilgöz’den geldi. Yeşilgöz, sosyal medya (X) hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Bir okulda patlama. Bir an durup bunu düşünün. Son derece alçakça. Faillerin hızla yakalanmasını bekliyorum. Her Yahudi çocuğu güven içinde okula gidene kadar Yahudi düşmanlığına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz." Een school. Explosie bij een school. Sta daar even bij stil. Intens laf. Ik reken erop dat de daders snel gepakt worden. We zullen onze strijd tegen Jodenhaat blijven voeren, totdat elk Joods kind veilig naar school kan. https://t.co/DgQTs50xPn — Dilan Yesilgöz - Zegerius (@DilanYesilgoz) March 14, 2026 Güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı Rotterdam ve Liège’de daha önce yaşanan benzer olaylar nedeniyle Amsterdam’daki Yahudi kurumlarında güvenlik önlemleri zaten artırılmış durumdaydı. Saldırının ardından şehirdeki tüm Yahudi okulları ve dini merkezlerin çevresinde güvenlik çemberi daraltıldı. Rotterdam'daki patlamayla ilgili olarak dün dört gencin gözaltına alındığı, Amsterdam saldırısıyla bağlantılarının olup olmadığına dair soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü Haber

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü

UNESCO Dünya Mirası Merkezi Direktörü Lazare Eloundou Assomo, çatışmaların İran’ın tarihi dokusu üzerindeki etkisinden duyduğu "derin endişeyi" dile getirdi. Assomo, "İran, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde kayıtlı 29 alana sahip. Maalesef bu alanlardan dördü ciddi hasar almış durumda" dedi. Gülistan Sarayı ve Çehel Sotun zarar gördü UNESCO yetkilisi, Tahran’da bulunan ve mimari önemi nedeniyle sık sık Fransa’daki Versailles Sarayı ile karşılaştırılan tarihi Gülistan Sarayı’nın zarar gören yapılar arasında olduğunu belirtti. Ayrıca, 11 Mart 2026 Çarşamba günü paylaşılan görüntülerde, "İsfahan’ın Mücevheri" olarak adlandırılan tarihi Çehel Sotun (Kırk Sütun) Sarayı'nda meydana gelen yıkım gözler önüne serildi. Görüntülerde sarayın pencerelerinin kırıldığı, içeride füze parçalarının bulunduğu ve tarihi yapının tavanı ile ana sütunlarında hasar oluştuğu görüldü. UNESCO: Koordinatlar tüm taraflara iletildi Lazare Assomo, tarihi alanların hedef alınmaması için tüm tarafları uyardıklarını belirterek şunları söyledi: "UNESCO, bu tarihi bölgelerin tüm coğrafi koordinatlarını savaşan taraflara iletmiştir. Bu alanların hiçbir şekilde hedef alınmaması, saldırıya uğramaması veya tahrip edilmemesi gerektiği konusunda herkes bilgilendirilmiştir." Uluslararası anlaşmalara göre, savaş sırasında tarihi mirasın kasten hedef alınması "savaş suçu" olarak nitelendiriliyor. İran: İnsanlığın ortak mirası vuruluyor Konuya ilişkin açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Safavi hanedanlığı dönemine ait en önemli mimari eserlerden biri olan Çehel Sotun Sarayı’nın ABD ve İsrail’in ortak hava saldırıları nedeniyle hasar gördüğünü savundu. Bekayi, "Bu saray sadece İran’ın mülkü değildir; aksine insanlığın ortak kültürel mirasının bir parçasıdır" diyerek saldırılara tepki gösterdi.

Meta, akıllı gözlüklerine yüz tanıma özelliği getirmeyi planlıyor. Haber

Meta, akıllı gözlüklerine yüz tanıma özelliği getirmeyi planlıyor.

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi. New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek. Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor. Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor. Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor. ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı. The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi. Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi. Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz. Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi. O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı. Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı. Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı. Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi. Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu. Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi. kaynak : Independent

DeepSeek uzun zamandır beklenen yapay zeka modelini getiriyor. Haber

DeepSeek uzun zamandır beklenen yapay zeka modelini getiriyor.

Şirketin Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü ilk büyük dil modeli, ABD'de uygulama listelerinde zirveye yerleştikten sonra manşetlere taşınmış ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından teknoloji endüstrisi için bir "alarm zili" diye nitelendirilmişti. Financial Times'ın haberine göre, DeepSeek'in yeni V4 modeli "çok modlu" olacak, yani resim, video ve metin üretebilecek. Reuters'ın farklı bir haberine göre, Hangzhou merkezli girişim, en son modelini Nvidia gibi ABD'li çip üreticilerine göstermedi, bunun yerine Huawei gibi yerel tedarikçilerle paylaştı. Bu, genellikle yazılımın donanımla uyumlu olmasını sağlamak için yeni modellerin paylaşıldığı standart endüstri uygulamasından bir sapma olarak değerlendiriliyor. Bu hamlenin, Çin hükümetinin ABD'li çip üreticilerinin hakimiyetini azaltmaya yönelik daha geniş bir stratejisinin parçası olduğuna inanılıyor. DeepSeek'in Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü R1 modeli, teknoloji endüstrisinde şok etkisi yaratmıştı çünkü bu, Çinli bir rakibin ABD devlerinin en gelişmiş modelleriyle rekabet edebilmesinin ilk örneğiydi. Ayrıca, ücretsiz, açık kaynaklı ve çok düşük maliyetle geliştirilmiş olması, birçok teknoloji şirketinin hisse senedi fiyatlarının çakılmasına yol açmıştı. Nvidia, 500 milyar dolardan fazla değer kaybıyla tarihindeki en büyük tek günlük piyasa değeri düşüşünü yaşarken, Oracle, Amazon ve Microsoft da hisse senedi fiyatlarında önemli düşüşler görmüştü. Şirket sonrasında daha gelişmiş modeller de piyasaya sürdü ancak bunlar şu anda yalnızca geliştirici platformları Hugging Face ve GitHub'da mevcut. Yeni modelin piyasaya sürülmesi, yapay zeka modellerinin askeri amaçlarla kullanımıyla ilgili tartışmaların ortasında geliyor. Yapay zeka firması Anthropic'in teknolojisinin iç gözetim ve otonom silahlar için kullanılması taleplerini kabul etmemesinin ardından Başkan Trump, tüm federal kurumların Anthropic tarafından geliştirilen modelleri kullanmayı bırakmasını emretti. OpenAI, daha sonra modellerini Pentagon'un gizli ağına yerleştirmek için ABD Savaş Bakanlığı'yla anlaşmaya vardı. kaynak : Independent Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.