Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rusya: İsrail'in Hazar bölgesine yönelik tehditleri kabul edilemez Haber

Rusya: İsrail'in Hazar bölgesine yönelik tehditleri kabul edilemez

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, İsrail'in Hazar bölgesi için oluşturduğu tehditlerin kabul edilemez olduğunu ve kınanmayı hak ettiğini söyledi. Zaharova, başkent Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. "ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü uluslararası bir konsorsiyuma devretmeyi teklif ettiği" yönündeki iddiaları değerlendiren Zaharova, bu tür girişimlerin, bölge ülkelerinin ortak kararıyla uygulanması gerektiğini vurguladı. Zaharova, "Stratejik öneme sahip bu boğazın kontrolünün, bölge ülkelerinin rızası olmadan üçüncü ülkelere devredilmesi, bölgedeki gerginliğin düşürülmesine katkıda bulunmayacak. Bu türlü eylemler, uluslararası deniz hukukuna aykırı." ifadesini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın İran’ın kontrolünde ve bunun bir gerçek olduğuna dikkati çeken Zaharova, "ABD, bunu inkar edemez." dedi. Zaharova, İsrail’in Hazar bölgesindeki eylemlerine ilişkin ise "Bu bölge, her türlü askeri çatışmadan uzak, barışçıl ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği için güvenli bir alan. İsrail'in ticaret ve lojistik dahil denizde oluşturduğu tehditler kabul edilemez ve tüm bölge devletleri tarafından kınanmayı hak ediyor." diye konuştu. İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerine bağlı kaldığını belirten Zaharova, Avrupa Birliği’nin (AB) İran’a yönelik uyguladığı yaptırımların, Orta Doğu’daki durumun iyileşmesine katkıda bulunmadığını vurguladı. "NATO, Rusya ile savaşa hazırlık yapıyor" NATO’nun eylemlerini de değerlendiren Zaharova, İttifakın askeri tatbikatları yoğunlaştırdığını, bu tatbikatlara katılan ülke sayısının da arttığını dile getirdi. Zaharova, NATO’nun askeri savunma alanındaki harcamalarını artırdığına dikkati çekerek, "NATO’nun raporlarına göre, İttifak ülkelerinin 2025’teki askeri harcamaları yaklaşık 1,64 trilyon dolara ulaştı. NATO’nun 32 üyesinin askeri harcamaları, dünyadaki tüm askeri harcamaların yaklaşık yüzde 62'sini oluşturuyor. Bizi mi tehdit olarak görüyorsunuz? Bu rakamlar, her şeyi açıklıyor. İttifak, gelecek yıllarda Rusya ile doğrudan savaş için hazırlık yapıyor." diye konuştu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Rusya'ya Paskalya Bayramı vesilesiyle geçici ateşkes sağlama yönündeki teklifini değerlendiren Zaharova, Ukrayna’nın daha önce ateşkeslere uymadığına işaret etti. Sözcü Zaharova, "bunun uzun vadeli barış arzusu olmadığını, Ukrayna ordusunun kayıplarını telafi etmesi, toparlanması ve çatışmalara hazırlanması amacıyla atılan adım olduğunu" kaydetti.

AB’den Trump’a NATO yanıtı: 'İttifak kilit önem taşıyor' Haber

AB’den Trump’a NATO yanıtı: 'İttifak kilit önem taşıyor'

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Anitta Hipper, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’dan çekilmeyi ciddi şekilde değerlendirdiğine dair açıklamaları sonrası konuştu. Günlük basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Hipper, AB’nin güvenlik ve savunma politikaları açısından transatlantik bağın vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Hipper, “NATO adına doğrudan konuşmuyoruz ancak AB adına güvenliğimiz ve savunmamız konusunda konuşuyoruz” diyerek, şu ifadeleri kullandı: “Güvenliğimiz için hayati önem taşıyan güçlü bir transatlantik bağa bağlıyız. Aynı zamanda savunmamıza yatırım yapmaya da kararlıyız.” “Birlikte daha güçlüyüz” vurgusu Hipper, NATO’nun önemine dikkat çekerek, ittifakın Avrupa güvenliği açısından merkezi bir rol oynadığını belirtti. “Birlikte her zaman daha güçlüyüz ve bunun için NATO kilit önem taşıyor” diyen Hipper, AB’nin kolektif güvenlik yaklaşımını sürdüreceğini ifade etti. Trump’tan tartışma yaratan NATO açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, İngiliz The Telegraph gazetesine verdiği röportajda NATO’ya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunmuştu. Trump, ABD’nin NATO’dan çekilme ihtimalini “gözden geçirilmenin de ötesinde” olarak nitelendirirken, “Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullanmıştı.

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz Haber

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz

The Telegraph gazetesinde bugün yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerin İran savaşına destek vermeyi reddetmesinin ardından ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendirdiğini söyledi. The Telegraph’a verdiği mülakatta ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendiren Trump, ABD'nin savunma anlaşmasından çekilmesi konusunun artık sadece bir düşünce aşamasında olmadığını belirtti. Çatışma sonrası ABD'nin ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorulan Trump, konunun "yeniden değerlendirilme aşamasını geçtiğini" söyledi. Trump, "NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Onların kağıttan bir kaplan olduğunu her zaman biliyordum; bu arada Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullandı. NATO müttefikleri isteksiz bir tavır sergiliyor İran'ın küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir rota olan Hürmüz Boğazı'nı haftalardır fiilen kapalı tutması; enerji akışını bozup, petrol ve gaz fiyatlarını artırarak küresel resesyon endişelerini tetiklerken; NATO müttefikleri boğazın yeniden açılmasına yardım etme konusunda isteksiz bir tavır sergiliyor. Desteğin eksikliğini anlamanın güç olduğunu ifade eden Trump, "Orada olmamalarının ötesinde, buna inanmak gerçekten zordu. Büyük bir satış pazarlığı da yapmadım. Sadece 'Hey' dedim, biliyorsunuz, çok fazla ısrar etmedim. Bunun otomatik olarak gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Trump sözlerini şöyle sürdürdü: "Ukrayna dahil her yerde otomatik olarak oradaydık. Ukrayna bizim sorunumuz değildi. Bu bir testti ve onlar için oradaydık, her zaman da yanlarında olurduk. Ama onlar bizim yanımızda olmadı.” Birleşik Krallık'a da değinen Trump, Başbakan Keir Starmer'ı ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa katılmayı reddettiği için eleştirdi ve Kraliyet Donanması'nın kabiliyetleri hakkında şüphelerini dile getirdi. İngiliz savaş gemisi filosunun durumuna atıfta bulunan Trump, "Bir donanmanız bile yok. Çok yaşlısınız ve çalışmayan uçak gemileriniz vardı" dedi. İngiltere’nin tutumuna eleştiri İngiltere Başbakanı'nın savunma harcamalarını artırması gerekip gerekmediği sorulduğunda Trump, ona tavsiyede bulunmayacağını, Starmer'ın "ne istiyorsa onu yapabileceğini" söyledi. Ayrıca Starmer'ın enerji maliyetlerini yükselttiğini iddia ettiği rüzgar enerjisine odaklanmasını da eleştirdi. Beyaz Saray, savaş konusunda müttefiklere yönelik artan bir hoşnutsuzluk dile getirirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio NATO'yu "tek yönlü bir yol" olarak tanımladı ve müttefikleri ABD'nin üslere erişimini engellemekle suçladı. Rubio, Washington'ın savaştan sonra NATO üyeliğini "yeniden inceleyebileceğini" söylerken, Trump da Rubio'nun bu tavrı almasından "memnun olduğunu" belirtti.

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor Haber

ABD Başkanı Trump,: İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor

ABD Başkanı Donald Trump, basına açık olarak gerçekleştirdiği kabine toplantısı sırasında Orta Doğu’daki savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu. Destansı Öfke Operasyonu ile İran’ın askeri kabiliyetlerini görülmemiş bir şekilde vurduklarını söyleyen Trump, "Venezuela’da yaptığımız bunun daha küçük bir versiyonuydu. İran’ın füze ve insansız hava aracı stoklarını yok ediyoruz, savunma sanayi altyapılarını yok ediyoruz. Donanmalarını tamamen ortadan kaldırdık, hava kuvvetlerini tamamen sildik. Füzelerinin ve füze rampalarının büyük bir kısmını yok ettik. Rampaların muhtemelen yüzde 90’ına yakınını yok ettik ve füzeler, fırlatma rampaları olmadan atılamaz" dedi. "İran, anlaşma yapmak için yalvarıyor" ABD basınında kendisinin İran’la anlaşma yapmaya çalıştığına ilişkin haberleri "yalan haber" olarak nitelendiren Trump, "Anlaşma yapmak için yalvaran ben değilim, onlar. İran benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor. Olanları gören herkes neden anlaşma yapmak istediklerini anlar. Onlar aptal değil, aslında bir bakıma çok zekiler. Onlar harika müzakereciler" dedi. Trump, "Savaş konusunda kötü olduklarını söyleyebilirim ama müzakere konusunda çok iyiler. Ve anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. Bunu yapabilecek miyiz bilmiyorum. Bunu yapmaya istekli miyiz, onu da bilmiyorum. Bunu dört hafta önce yapmaları gerekiyordu. İki yıl önce yapmaları gerekiyordu. Ya da biz göreve ilk geldiğimizde yapmalıydılar" ifadelerini kullandı. "Muhatap olduğumuz insanlar, başka kimseyle iletişim kuramıyor" ABD’nin İran’ın iletişim sistemlerini tamamen imha ettiğini ifade eden Trump, "Yaşadıkları sorunlardan biri de bizim muhatap olduğumuz insanların başka kimseyle iletişim kuramıyor olmaları. Çünkü tüm liderleri ortadan kaldırıldı. Birinci kademe gitti. Yeni liderleri seçmek istediler ama onlar da gitti. Hepsi gitti. Çünkü anlaşma yapmadılar. Bunlar hasta ruhlu insanlar" dedi. "Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı" ABD’nin saldırıları öncesinde İran’ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı söylemini tekrarlayan Trump, "Ama nükleer silahları olacaktı ve bunu kuşkusuz kullanacaklardı. Biliyorsunuz, kendileriyle bir alıp veremediği olmayan ülkelere saldırdılar. Bunlar savaşa dahil değillerdi, İran ile büyük sorunları yoktu. Bunlar gerçekten hasta ruhlu insanlar. Sadece İsrail’i değil, Orta Doğu’yu ele geçirmek istiyorlardı. Elbette listelerinde ilk sırada İsrail olurdu" ifadelerini kullandı. "NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık" İngiltere’den destek istediklerinde savaşa sürüklenmek istemedikleri cevabı aldıklarını söyleyen ABD Başkanı Trump, NATO’nun İran’a yönelik saldırılarda ABD’ye yardım etmediği için hayal kırıklığına uğradığını belirterek, "Açıkça söyleyeyim, NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradık. Çünkü NATO hiçbir şey yapmadı" dedi. Trump, "25 yıl önce NATO kağıttan bir kaplan dedim, ama daha da önemlisi biz onların yardımına koşarız ama onlar bizim yardımımıza gelmez dedim ve yardımımıza gelmediler" ifadelerini kullandı. "İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" Trump, İran konusunda İngiltere’nin tavrına ilişkin olarak, "İngiltere bu işe karışmak istemedi. Biz de onların savaşlarına karışmak istemiyoruz. İngiltere'nin uçak gemileri, bizim sahip olduklarımızla kıyaslandığında oyuncak kalıyor" dedi. İngiltere’nin "savaş bittikten sonra" yardım teklif ettiğini söyleyen Trump, "’Teşekkürler, zahmet etmeyin, ihtiyacımız yok’ dedim. Onlara ihtiyacımız yok. Görevimizi başarmanın dört ila altı hafta süreceğini tahmin etmiştik ve programın çok ilerisindeyiz. İran’a verilen tahribat açısından ne yapıldığına bakarsanız, gerçekten çok ilerideyiz" ifadelerini kullandı. "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor" Trump, "İran rejimi artık kesin bir şekilde yenildiklerini kabul ediyor. Bunun bir felaket olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden bizimle konuşuyorlar. Aksi takdirde konuşmazlardı" dedi. İran yönetimine ilişkin açıklamalarında Trump, "Şimdi anlaşma yapmak için bir şansları var ama bu onlara kalmış. Çıkıp ‘müzakere etmiyoruz, müzakere etmeyeceğiz’ diyorlar ama elbette müzakere ediyorlar. Paramparça oldular. Yerlerinde kim olsa müzakere etmezdi ki? Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar. İyi bir anlaşma yapabilir miyiz göreceğiz. Eğer iyi bir anlaşma yaparlarsa, boğaz açılacak. Hürmüz Boğazı açılacak. Şu an dahi, orada mayın var mı bilmiyoruz" dedi. "NATO için bir sınamaydı" ABD’nin İran konusunda yapmakta olduğu şeyi yapmaya devam edeceğini söyleyen Trump, "Bunlar küçük meseleler. Bu nedenle de NATO konusunda çok hayal kırıklığına uğradım. Çünkü bu NATO için bir sınamaydı. Bir testti. Bize yardım etmek zorunda değilsiniz ama bunu hatırlayacağız" ifadelerini kullandı. "Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor" Basın mensuplarının sorusu üzerine Trump, Ukrayna’daki savaşa ilişkin olarak, "Ukrayna meselesi zor bir durum. Çözmek için çok uğraşıyoruz. Bizi etkileyen bir yönü neredeyse hiç yok, hatta bir bakıma o talihsiz savaş nedeniyle daha fazla askeri ekipman satışı gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz ay 25 bin kişi öldü. Çoğu asker 25 bin kişi" dedi. Ukrayna’daki savaşın yakında çözüme kavuşacağını umduğunu söyleyen Trump, "Bana kalırsa Ukrayna’daki savaş biraz sakinleşiyor. Bence bunu çözme şansımız var" dedi. Ukrayna’daki savaşın kendilerini etkilemediğini kaydeden Trump, "Almanya’nın başındaki kişi" ifadesiyle andığı Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile olan bir temasını anlattı. Trump, "İran konusunda ‘Bu bizim savaşımız değil’ dediğini duyduk. Ben de ‘Ukrayna’daki de bizim savaşımız değil ama biz yardım ettik’ dedim. Böyle bir şey söylemesini çok uygunsuz buldum. Ama söyledi, artık geri alınabilecek bir şey değil" dedi. Trump, "Ukrayna bizim savaşımız değil ama yine de bütün o genç insanların öldürülmesinin durmasını isterim. Sanki mezbahada gibi öldürülüyorlar. Orada korkunç şeyler oluyor" ifadelerini kullandı. İran’dan 10 tanker petrol hediye aldıklarını açıkladı ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ABD'ye 10 tanker petrol hediye ettiğini söyledi. İran’ın öncelikle kendilerine 8 tanker hediye ettiğini söylediği açıklamasında Trump, "Sonra söyledikleri bir şey nedeniyle özür dilediklerini ifade ederek, iki tanker daha göndereceklerini açıkladılar. Nihayetinde 10 tanker oldu" dedi. "Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamasında Trump, "Onları askeri olarak ezip geçtik. Hava kuvvetleri yok, donanmaları yok ve çok az füzeleri kaldı. Çok büyük bölümünü patlattık. Üretmeleri zor. Dronlar konusunda da aynı şey geçerli. Liderleri yok. Fakat sorun şu; harika bir iş çıkarıp yüzde 99 oranında imha etsek dahi, geriye kalan yüzde 1’lik tehdit kabul edilemez. Çünkü bu, milyar dolarlık bir geminin gövdesine füze atılması demek olabilir. Fakat çok hızlı bir şekilde temizlenecek. Çünkü anlaşma istiyorlar" dedi. Trump, "Dün bizimle müzakere etmediklerini söylüyorlardı, bugün müzakerelerde bulunduğumuzu kabul ediyorlar. Anlaşma yapmak istiyorlar ve bunu yapmak istemelerinin nedeni ağır bir şekilde yenilmiş olmaları" ifadelerini kullandı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti aldığına ilişkin bir soruya cevabında Trump, "Geçiş ücreti almaması gerekiyor ama bir miktar alıyorlar. Kabiliyetleri iki hafta öncesine göre çok az ve açıkçası her hafta ve her gün azalıyor. Size söyleyebileceğim tek şey, bir anlaşma yapmak için adeta yalvarmakta oldukları. Bakalım ne olacak, belki bir anlaşma yapabiliriz" dedi. ABD İran petrolünü kontrol edebilir Trump, İran’ın petrollerini kontrol altına alma ihtimaline ilişkin olarak, "Bu bir seçenek. Bu konuda konuşmak istemem ama bu bir seçenek. Venezuela’da çok iyi bir iş çıkardık. Venezeula ile birlikte çalışarak milyarlarca dolar elde ettik" dedi. Körfez ülkelerinin savaşın hızlı bir şekilde bitmesi ve İran’ın yeniden güç kazanması ve ABD’nin bölgede olmaması durumuna ilişkin endişeleri olduğuna dair soru üzerine Trump, "Bölgede kalmasak bile onları koruyor olacağız. Çok iyi davrandılar. Özellikle Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Ayrıca Kuveyt ve Bahreyn. Yüzde yüz destek oldular" dedi. ABD’nin tankerleri korumak için savaş gemilerinden oluşan bir koalisyon kurması ihtimaline dair soruya Trump, "Bir koalisyonumuz var ve çoktan orada olmaları gerekirdi" yanıtını verdi. "Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok" Trump, "Bizim Hürmüz Boğazı’na ihtiyacımız yok. Çok petrolümüz var ve ülkemiz bu durumdan etkilenmiyor. Suudi Arabistan veya Rusya’dan iki kat fazla petrolümüz var. Yakında üç kat olacak" dedi. "Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor" ABD’nin İran’a saldırıları konusunda Orta Doğu’daki beş ülke dışında kimsenin iyi bir sınav vermediğini söyleyen Trump, "Neredeyse hiç destek almadık. Trilyonlarca dolar harcayıp ülkeleri koruduk. Bu bizim için küçük bir işti ve neredeyse ilk hafta zaten iş bitmişti. Eğer büyük bir savaş olursa, ki umarım olmaz, onların yanımızda olacağını sanmıyorum. Ve bu adil değil. Avrupa’yı Rusya’dan koruyoruz ama onlar bizi korumuyor. Bu saçmalık" dedi. ABD Başkanı Trump, Avrupalı müttefiklerin İran konusunda ABD’nin yardım çağrısına cevap vermemelerine ilişkin, "İhtiyaç duyduklarında her zaman yanlarında olduk. Dürüst olmak gerekirse, artık öyle olur mu bilmiyorum" dedi. "Artık daha fazla askeri seçenek mevcut" Kabine toplantısında söz alan Başkan Yardımcısı James David Vance ise, açıklamalarına İran’ın konvansiyonel ordusunun fiilen yok edildiği sözleri ile başladı. Vance, "Donanmaları artık yok. Birkaç hafta önce yapabilecekleri gibi bize vurabilecek durumda değiller. Bu ise bize seçenekler sunuyor. Diplomatik seçenekler ve müzakereler konusunda çok haber yapıldı ama artık daha fazla askeri seçenek de mevcut" dedi. Vance, "Şu anda elimizde başkan görevi bir yıldan biraz fazla süre önce devraldığında elimizde olmayan bir şey var. Elimizde, İran’ın nükleer silah edinmemesini sağlamak için her aracı kullanabilme imkanı var" dedi. "Tüm ülkelerin minnettar olmaları gerekiyor" Kabine toplantısında Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, İran’ın ABD ile 47 yıldır savaş halinde olduğunu ve Trump’ın diğer başkanların görmezden geldiği bir tehdidi ortadan kaldırma yönünde adım attığını söyledi. Rubio, "İran şu anda en zayıf anlarında bulunuyor. Şu ana kadarki en zayıf anlarında neler yaptıklarına bir bakın. Elçiliklere, otellere saldırıyorlar. Bu insanların nükleer silahları olsa ne yapacaklarını bir düşünün. Bu, dünya için kabul edilemez bir risktir" dedi. Rubio, "Dünya genelinde, şikayet eden ülkeler de dahil, tüm ülkelerin ABD böyle bir tehditle yüzleşmeye istekli bir başkana sahip olduğu için minnettar olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı. "15 maddelik eylem planı sunduk" Kabine toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, savaş öncesinde İran ile yapılan müzakerelerin başarısız olmasına değindiği konuşmasında, "Müzakereler sırasında İranlılardan uranyum zenginleştirme konusundaki haklarından vazgeçemeyeceklerini duyduk. Ardından 11 nükleer bomba yapmaya yetecek kadar olan yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 460 kg malzemeye sahip olduklarını duyduk" dedi. İran'a sunulan 15 maddelik plana da değinen Witkoff, "Çatışmanın barışçıl bir şekilde sona erdirilmesinde rol almak isteyenler bizimle temas kurdu. Dış politika ekibiyle birlikte bir barış anlaşmasının çerçevesini oluşturan 15 maddelik bir eylem planı sunduk. Bu, İran’a arabulucu olarak hareket eden Pakistan hükümeti tarafından iletildi" dedi. Witkoff, "Gelişmelerin nereye varacağını göreceğiz. İran’ın bunun onlar için bir dönüm noktası olduğuna ve bunun dışında daha fazla ölüm ve yıkım dışında bir alternatif bulunmadığına ikna olup olmayacağını göreceğiz. Bunun mümkün olacağına ilişkin güçlü işaretler var" ifadelerini kullandı. Witkoff, "Nihayeti İran’a bir mesaj ilettik. Bir kez daha bizim hakkımızda yanlış bir hesabın içine düşmeyin" ifadelerini kullandı. "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz" Kabine toplantısında Savunma Bakanı Hegseth, 27 gün önce modern bir orduya sahip olan İran’ın tarihte görülmemiş kadar etkili ve hızlı bir şekilde etkisiz hale getirildiğini söyledi. ABD’nin İran’da 10 binden fazla hedefi yok ettiğini ve 150’den fazla deniz aracını batırdığını söyleyen Hegseth, "Bir gecede donanmalarını kaybetmekle kalmadılar. Donanma komutanları da artık yok. Devrim Muhafızları’nın donanma komutanı, gece yapılan bir operasyonla öldürüldü" dedi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, "Bombalarla müzakereye devam edeceğiz. Savaş, başka yöntemlerle yapılan bir müzakeredir" dedi. "Gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" Kabine toplantısında Hazine Bakanı Bessent, İran’ın oluşturduğu tehditlerin ortadan kalkmasıyla birlikte gelecekte enerji fiyatları ve enflasyonun daha düşük olacağını savundu. ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’ın tüm finansal can damarlarını kesmek için geçtiğimiz mart ayında verilen emri uyguladığını söyleyen Bessent, "Bu bir gecede olan bir şey değildi. Neredeyse bir yıl düşünülen bir şeydi. İran’ın finans sistemi aralık ayında çöktü. İran’ın savaşı finanse etme ve silah tedarik etme kapasitesini sistemli bir şekilde azalttık. Bu, aylarca süren bir hazırlık gerektirdi. ABD ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin küresel ekonomik sistemde yeri yoktur" dedi. Körfez bölgesinde gemi hareketliliğinin de arttığını söyleyen Bessent, "Bu daha başlangıç. Boğazı tamamen güvence altına almadan önce gemi trafiğinin her gün artmaya devam edeceğinden eminim" dedi.

Milli Savunma Bakanlığı: NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı kurulmasına ilişkin çalışmalar sürüyor. Haber

Milli Savunma Bakanlığı: NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhı kurulmasına ilişkin çalışmalar sürüyor.

Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin soruları üzerine NATO kapsamında kurulması planlanan Çok Uluslu Kolordu Karargâhı’na ilişkin detayları paylaştı. Bakanlık, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı çerçevesinde söz konusu karargâhın kurulmasına yönelik çalışmaların başlatıldığını, 2024 yılında ise bu niyetin NATO’ya resmi olarak bildirildiğini açıkladı. Açıklamaya göre, bir Türk general komutasında görev yapması planlanan karargâh için 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirildi ve millî çekirdek kadro atamaları gerçekleştirildi. Karargâhın çok uluslu yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmaların NATO ile koordineli şekilde sürdüğü, ancak NATO prosedürlerinin henüz tamamlanmadığı ve onay sürecinin devam ettiği belirtildi. Karargâhın görevinin, NATO’nun bölgesel planları kapsamında kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlamak ve sorumluluk sahasında caydırıcılık ile savunma faaliyetlerini desteklemek olacağı ifade edildi. Öte yandan Bakanlık, NATO Güneydoğu Bölgesel Planı’nın daha önce müttefikler tarafından onaylandığını hatırlatarak, kurulması planlanan karargâhın bölgede son dönemde yaşanan gelişmelerle doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını vurguladı.

Trump : İran’ ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacak. Haber

Trump : İran’ ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nı açması için verdiği 48 saatlik sürenin dolmasına az bir zaman kala İsrail medyasına konuştu. Trump, İran’ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacağını savunurken, NATO müttefiklerini eylemsizlikle suçladı. Donald Trump, İsrail’in Kanal 13 televizyonuna verdiği mülakatta, Tahran’a yönelik ültimatomunun arkasında durduğunu belirtti. Trump, "Elektrik santralleriyle ilgili verdiğim sürenin sonuçlarını yakında göreceksiniz; sonuç çok iyi olacak. Bu, İran’ın tamamen yıkılmasıyla sonuçlanacak ve bu harika (mükemmel) bir iş olacak" dedi. "NATO hiçbir şey yapmıyor" Trump, mülakat sırasında geleneksel müttefiklerine yönelik eleştirilerini de sertleştirdi. NATO ülkelerinin İran karşısındaki tutumunu "utanç verici" olarak nitelendiren Trump, şu ifadeleri kullandı: "NATO ülkeleri hiçbir şey yapmıyor, bu çok büyük bir hayal kırıklığı. İran 47 yıldır çok kötü bir aktör oldu. Şimdi hak ettiği cezayı alıyor." Karşılıklı tehditler: "Hürmüz tamamen kapanır" Trump’ın elektrik santrallerini vurma tehdidine İran Devrim Muhafızları’ndan yanıt gecikmedi. Tahran yönetimi, bu sabah yaptığı resmi açıklamada, enerji altyapılarının hedef alınması durumunda Hürmüz Boğazı’nın süresiz olarak tamamen kapatılacağını duyurmuştu. İran ayrıca, bölgedeki ABD ortaklı tüm şirketlerin ve Amerikan üslerine ev sahipliği yapan komşu ülkelerin enerji tesislerinin "meşru hedef" haline geleceği uyarısını yapmıştı. Ghalibaf’tan Trump’a: "Çok naifsin" İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf da sosyal medya üzerinden Trump’a tepki gösterdi. Ghalibaf, Trump’ın bölgedeki savaşın doğasını ve karşı karşıya olduğu gücü anlamadığını savunarak şunları kaydetti: "Kiminle savaştığın hakkında hiçbir fikrin yok mu yoksa sadece tehdit mi savuruyorsun emin değilim. Bu tehditlerin sadece komşu ülkelerin altyapısına zarar verecek. Eğer bu yöntemle kazanabileceğini düşünüyorsan, çok naifsin (saftısın)." Pazar sabahı başlayan 48 saatlik geri sayım devam ederken, dünya kamuoyu Trump’ın söz konusu bombardımanı başlatıp başlatmayacağına kilitlenmiş durumda.

Yüz binlerce Çek vatandaşı Ukrayna 'ya yapılan yardımları protesto için sokaklara döküldü. Haber

Yüz binlerce Çek vatandaşı Ukrayna 'ya yapılan yardımları protesto için sokaklara döküldü.

Protestocular, Letna'nın tarihi merkezine bakan bir alanda toplanmaya başladı; birçoğu Çek Cumhuriyeti, Avrupa Birliği, NATO ve hatta Ukrayna bayrakları salladı. Organizatörler katılımcı sayısını yaklaşık 250.000 olarak tahmin etti. Babis ve ANO partisi, Avrupa yanlısı muhalefetin dört yıllık yönetiminin ardından geçen Aralık ayında Çek Cumhuriyeti'nde yeniden iktidara geldi. Sağcı ve aşırı sağcı partilerle koalisyon hükümetineliderlik ediyor. Protestocular Çek Cumhuriyeti, Avrupa Birliği, NATO ve Ukrayna bayraklarını salladı. "Milyonluk Demokrasi Anları" protestosunun organizatörleri, Ukrayna'nın, Ukrayna'daki savaş da dahil olmak üzere politika konularında Avrupa Birliği'ne karşı şüpheci ve sert bir tutum sergileyen Orta Avrupa komşuları Slovakya veya Macaristan'ın yolunu izlemesini istemediklerini açıkladılar. Babis yönetiminin muhalifleri, bütçedeki savunma harcamalarında ve Ukrayna'ya yapılan yardımlarda yapılacak kesintilerin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları ve yabancı örgütler için bilgi ifşasına ilişkin daha sıkı düzenlemelerden endişe duyduklarını dile getirdiler. Geçtiğimiz Aralık ayında iktidara geldiğinden beri Babis, Avrupa Birliği'ne karşı daha sert bir tavır takınarak ulusal çıkarları koruma konusundaki kararlılığını dile getirdi ve AB'nin Ukrayna'ya sadece yardım sağlamak yerine daha somut konulara odaklanması gerektiğini savundu. Protesto, Million Chvilek (Demokrasi İçin Milyon An) tarafından organize edildi. AB'nin göç politikalarına ve karbon emisyon ödemelerini genişletme planlarına karşı çıkacağına söz verdi. Ayrıca Ukrayna'ya ulusal bütçeden yapılan askeri yardımı önemli ölçüde azaltma ve Babis'in "şeffaflıktan yoksun ve aşırı pahalı" olarak eleştirdiği Çek Cumhuriyeti tarafından yürütülen mühimmat tedarik girişimini potansiyel olarak sona erdirme sözü verdi. Başbakan Babis bu görevi 2017'den 2021'e kadar sürdürdü. Milyon Chvilek grubu da 2019'da o zamanki hükümetine karşı benzer protestolar düzenleyerek 200.000'den fazla katılımcıyı bir araya getirmişti.

Milli Savunma Bakanlığı:  Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı Haber

Milli Savunma Bakanlığı: Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı

Millî Savunma Bakanlığı’nın haftalık basın bilgilendirme toplantısını Adana İncirlik Üssü'nde gerçekleştirildi. MSB, gündeme ilişkin önemli yeni açıklamalar yaptı. MSB, İran'dan Türk hava sahasına giren balistik füze tehdidinin ardından Adana'da bulunan İspanya PATRIOT sistemine ek olarak, Almanya'dan ikinci bir PATRIOT füze savunma sisteminin konuşlandırıldığını açıkladı. Hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra Adana’da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak Ramstein/Almanya’daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana’da… pic.twitter.com/FmO8NuK0ti — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) March 18, 2026 ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaya ilişkin konuşan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, şunları söyledi: 13 Mart'ta İran'dan ateşlenerek hava sahamıza giren bir balistik mühimmat daha Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili ülke ile temaslar sürdürülmekte, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla alınmakta, bölgemizdeki gelişmeler yakından ve dikkatle takip edilmektedir. Ayrıca, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana'da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri bölgesel barış ve istikrar perspektifiyle değerlendirdiğini belirten MSB, tüm taraflara itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısını yineledi: Bölgede seyrüsefer serbestisinin korunması ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye, gelişmeleri bölgesel barış ve istikrar perspektifiyle değerlendirmekte, tüm taraflara itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısını yinelemektedir. Bakanlık, Doğu Akdeniz'de yayımlanan NOTAM ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliğine ilişkin şunları söyledi: Kıbrıs Rum tarafı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sahip olduğu hakları yok saymak için yetki karmaşasına neden olan buna benzer konuları zaman zaman gündeme getirmektedir. Söz konusu NOTAM'ı geçersiz kılan karşı NOTAM, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM geçersiz ve hükümsüzdür. Bundan sonrada çekinmeyeceğiz Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda Ada'ya silah yığılmasına ve diğer ülkelerin adayı kullanmasına izin vererek Kıbrıs'ı hedef haline getirdiğini vurgulayan MSB, Ülkemiz, garantör ülke olarak sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil, adanın tamamının güvenliğini sağlamak için ilave tedbirler almaya devam etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatleri ile güvenliğini sağlamak konusundaki kararlılığımız tamdır. Garantörlüğün bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmedik, bundan sonra da çekinmeyeceğiz mesajını verdi. Lübnan Saldırılarına Tepki Açıklamada İsrail'i, uluslararası ve insancıl hukuku ciddi bir şekilde ihlal ederek Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırılar ve başlattığı kara harekatının, bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirdiğini ifade edildi. Söz konusu saldırılara ilişkin şu ifadelere yer verildi: İsrail, Gazze'de varılmış ateşkesi ihlal etmeye ve mübarek ramazan ayında Müslümanların ibadet hakkının engellenmesi dahil olmak üzere Batı Şeria'ya yönelik baskılarını sürdürmeye devam etmektedir. Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimizi vurguluyor, İsrail'in Filistin halkına uyguladığı baskıların sona erdirilmesi hususunda uluslararası toplumun sorumluluğunu yerine getirmesi çağrımızı yineliyoruz. Orta Doğu'da masum sivillerin hayatını kaybetmesine neden olan, bölgesel istikrar ve güvenliği her geçen gün daha fazla zedeleyen çatışmaların bir an önce sona ermesini temenni ediyor, küresel ekonomi ve enerji arzı üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturan Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli ve kesintisiz şekilde işlerlik kazanmasının büyük önem taşıdığını vurguluyoruz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz

Dışişleri Bakanı Fidan, (17 Mart 2026 Salı) Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, bölgedeki durumuyla ilgili olrarak, "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." değerlendirmesinde bulundu. Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." açıklamasını yaptı. Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. "Savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını" ve Irak'ta da "giderek daha çetrefilli hale geldiğini" belirten Fidan, "İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması konusundaki gayretlerimiz bitmiyor." ifadesini kullandı. Fidan, İsrail'in İran'a saldırılarına dikkati çekerek, "Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri, özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler, normal savaş hukukunun dışında olan gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu. Yarından itibaren bölge ziyaretlerine çıkacağını bildiren Fidan, şöyle devam etti: "Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) konuyla ilgili mesajlarını paylaşmak hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." Fidan, birçok Batılı ve Doğulu mevkidaşıyla görüştüğünü, onların görüşlerini aldığını ve durumu değerlendirdiklerini aktararak, "Amacımız aynı, herkesin kendi sınırları içerisinde güvenlik ve egemenlik içinde yaşadığı, Filistinlilerin de devletinin olduğu, İran'ın, Arapların, bizim hepimizin barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı, egemenlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Bunun olabilmesi mümkün. Bu vizyonumuz var. Bunun için çalışmaya büyük bir azimle devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan gerilime işaret ederek, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerleyen ve ilerlemesi gereken alanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Fidan, "Biz Kanada'yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz." dedi. Fidan, mevkidaşı ile bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu yapıcı diyaloğun Anand'ın ziyareti ile daha ileri bir noktaya taşınmış olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Mark Carney'in görevine geldiği günden bu yana hem dış politikada hem de ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yaptığını belirten Fidan, bu gelişmeleri takdirle takip ettiklerini söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney arasındaki liderler ilişkisinin ortak vizyona dayalı, iki ülke çıkarlarını gözeten ve dünya barışı ile ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde olduğunu vurguladı. Carney'in bu yıl Türkiye'ye yapması planlanan ziyaretine yönelik hazırlıkların titizlikle yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir eşik teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi. Fidan, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025'te 2,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, bu rakamın gelecek dönemde daha da ileri noktalara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Kanada ile nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar attıklarını söyleyen Fidan, siyasi diyalogla ortaya konulan bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilere de doğrudan yansıdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. İran'daki gelişmeler bölgesel güvenlik alanında ciddi riskleri beraberinde getiriyor Fidan, görüşmelerde savunma alanındaki işbirliğinin üst seviyelere çıkarılması ve Türkiye'nin yakın çevresinde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkıları kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha teyit ettiklerini aktardı. Bu kapsamda, AB üyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, "AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran saldırılarıyla başlayan gerilimin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini aktararak, bu saldırıların durdurulmadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Türkiye olarak söz konusu krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürüttüklerini kaydeden Fidan, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Fidan, Orta Doğu'daki savaşın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, görüşmede Türkiye'nin müzakerelere yapabileceği katkılarla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. "Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adımdır" Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Filistin ve Lübnan konularını da ele aldıklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldubittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır." Fidan, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir danışma sergilemesi gerektiği çağrısında bulundu. İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Fidan, İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Fidan, Türkiye ve Kanada'nın uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktör olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki işbirliğinin her alanda derinleştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. " Türkiye, gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte" Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, "Türkiye, bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte." dedi. Fidan, bu nedenle olayların ne zaman hangi aşamaya geleceği yönünde öngörülerinin bulunduğunu belirterek, "Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temenni, eylem içerisinde oluyoruz." diye konuştu. Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından, böyle bir savaşın çıkma ihtimalini ve tarafların bu yönde hazırlık yaptığını gördüklerini belirten Fidan, "Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı ve bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk." ifadelerini kullandı. Fidan, bu nedenle gelişen süreçte yoğun bir çalışma içerisine girdiklerini belirterek, "Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle gerçekten tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız? Diplomasinin yolunu nasıl açarız? Bölgede bu yıkımı nasıl önleriz? Cumhurbaşkanımızın ve bizim baştan beri en büyük gayretimiz hep bu yönde oldu." değerlendirmesini yaptı. "Türkiye'nin bütün etkisini, gücünü, dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik." diyen Fidan, günün sonunda "savaşın başladığını" dile getirdi. Bakan Fidan, "Amerika, İsrail'in de bastırmasıyla, İsrail'le beraber İran'a saldırdılar. Şimdi buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir? Bu sefer onunla meşgul oluyoruz." ifadelerine yer verdi. Lübnan ve Gazze'deki son durum Fidan, Gazze ve Lübnan'daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirterek, Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için hem Türkiye'nin hem de diğer müttefiklerin elinden geleni yaptığını kaydetti. Öte yandan, Gazze konusunda ortak çalışmalar yürüten ülkelerin şu anda savaş telaşı içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, özellikle insani yardımlar ve görüşmelerin devamının sağlanması konusunda çabaların yoğun şekilde devam ettiğini aktardı. Kanada Dışişleri Bakanı Anand: Kanada, Türkiye'nin rolünü mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor." dedi. Anand, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan'a tüm yapıcı görüşmeler için teşekkür eden Anand, "Bugün, ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik." ifadesini kullandı. Anand, Türk halkına Kanadalıları güzel ağırladıkları için teşekkür ederek, "Halihazırda Orta Doğu'da yaşanan kriz çerçevesinde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada Konsolosluk yetkilileri, İstanbul'da yüzlerce Kanadalıyı ağırladı ve Orta Doğu'dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldu." diye konuştu. İki ülke arasındaki iyi ilişkileri devam ettirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Anand, "Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu, Türkiye'ye gerçekleştirdiğim ilk ziyaret. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ve Başbakan Carney (Kanada Başbakanı Mark Carney) arasında da böyle bir ziyaret düzenlenecek." ifadelerine yer verdi. Anand, Türkiye'de yaptığı görüşmelerin önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz (Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz), Sayın Bakan Bayraktar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar) ile de önemli görüşmeler gerçekleştirdim." dedi. İki ülke arasında enerji, ekonomik işbirliği, ticaret, yatırım, savunma sanayi, güvenlik ve halklar arası ilişkiler konularına işaret eden Anand, "Bunlar her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler." görüşünü dile getirdi. Anand, NATO'da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edilebilecek çok önemli alanlar olduğunu söyleyerek, "Kanada'nın İzmir'de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO'da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. İki ülkeyi birbirine bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunun altını çizen Anand, "Binlerce Kanadalı var Türk kökenli, Kanada'da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye, burada arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan, çok önemli bir rol oynamaktadır." Anand, Orta Doğu'daki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldıklarını aktararak, şunları kaydetti: "Bizim birlikte buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben aslında Kanada'nın bu anlamda gerilimin azaltılmasıyla ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan'ın da ifade ettiği gibi daimi, kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir." Anand, Bakan Fidan'a misafirperverliği için teşekkür ederek, "Resmen sizi Kanada'ya davet ediyorum. Sizi orada ağırlamayı büyük bir istekle bekliyorum." dedi. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz" Anand, Körfez ülkelerine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Kanada tarafının bu saldırıları kınadığını belirterek, Körfez'deki ülkelerle onların yanında da durduklarını ifade etmek istediğini söyledi. Körfez ülkeleriyle temas ettiğini, onlarla görüştüğünü aktaran Anand, "Kanada'nın bu konudaki pozisyonunu, konumunu net bir biçimde ifade ettim. Bu karşı saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların mutlaka durması gerekiyor. Gerek Doha'ya olsun ya da yine bizim burada bulunduğumuz ülkeye karşı saldırılarının da mutlaka durması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Anand, Türkiye-Kanada arasındaki nükleer işbirliğiyle ilgili bunun çok daha geniş bir enerji alanında diyalog çerçevesinde gerçekleştiğini, halihazırda Türkiye'yle bu alanda geniş bir diyaloglarının olduğunu belirtti. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz." diyen Anand, imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde hareket edip, nükleer reaktör alanında da Türkiye'yle işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı. Anand, nükleer reaktör açısından bakıldığında modüler reaktörlerle ilgili olarak bu tasarımın yine rekabetçi bir avantaj getirebilmesinin söz konusu olacağını söyledi. "Kritik madenlerle ilgili olarak da tabii ki doğal kaynak üzerindeki bu geniş kapsamda diyaloğumuzu değerlendirebiliyoruz. Burada Türkiye'yle ortaklık yapma konusunda kritik madenler ve mineraller konusunda önemli bir diyalog fırsatı olabileceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Anand, iki ülke enerji bakanlarının temas halinde olduklarını aktardı. Anand, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin "Biz Lübnan'daki insani durumun son derece endişe verici olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bunun çok daha kötüye gitme potansiyeli de var eğer bir kara harekatı olacak olursa." dedi. Kanada'nın Lübnan'a 37,7 milyon dolarlık yardım yapacağını ve bunun çok taraflı örgütlerle dağıtılacağını belirten Anand, bu saldırılar nedeniyle ailelerin gıda ve su gibi temel kaynaklara erişemediklerine dikkati çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.