Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz Haber

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze için oluşturulacak Barış Kurulu’nun ilk toplantısına ilişkin soruya, davet aldıklarını ve Türkiye’nin toplantıya katılacağını belirterek yanıt verdi. Toplantının Ramazan ayının ilk gününe denk gelmesi nedeniyle Türkiye’yi Hakan Fidan’ın temsil edeceğini ifade etti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göreGazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanmasının önemine vurgu yapan Erdoğan, “Gazze meselesi insanlığın vicdan sınavıdır. Amaç ateşkesi kalıcı hâle getirmek, insani yardımları kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her girişime destek vereceğiz” dedi. “AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ” Türkiye’nin NATO faaliyetlerindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biri olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin zamanının geldiğini söyleyen Erdoğan, “Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurulacaksa bunun Türkiye’siz oluşturulması yetersiz bir çaba olacaktır. Türkiye’yi dışlayan tutumlar mantıklı değildir. Umarım Türkiye olmadan Avrupa’nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kuramayacağını artık herkes anlamıştır” ifadelerini kullandı. “YENİ ANAYASA İÇİN HENÜZ TAKVİM YOK” Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik nefret söylemi ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin soruya ise henüz net bir takvim bulunmadığını söyledi. “Anayasa konusunda henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz” diyen Erdoğan, Mihalgazi’de verilen mücadelenin önemine dikkat çekerek, yerel yönetimlere desteklerinin süreceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye hedefine sağlam adımlarla ilerliyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye hedefine sağlam adımlarla ilerliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşünde medya mensuplarının sorularını yanıtladı. Türk milleti olarak tarihin hiçbir döneminde sömürgeci olunmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Afrika'daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün Kıta'da gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır." dedi. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklığın, Afrika politikasının esası, pusulası, değişmez ilkesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı "Biz Afrika'daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedirdir, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Sözümüz de sesimiz de artık çok daha güçlü." açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye hedefine doğru dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlendiğinin altını çizerek "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız.Ülkemizdeki güçlü irade, Suriye'ye de sirayet etmiştir. Orada Terörsüz Bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor." açıklamasını yaptı. İran ile ABD arasındaki sorunların, diyalog yoluyla çözülmesini istediğini vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Her iki ülkeyle de en üst düzeyde temas halindeyiz. İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Ertesi gün ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz, bunları konuştuk. Biz çatışmaları körükleyen değil, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız.İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze Barış Kurulu toplantısı için davet geldiğini ve Türkiye olarak toplantıya katılım sağlanacağına dikkat çekerek "Barış Kurulunun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum." dedi. Avrupa Birliği konusuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dâhil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Avrupa'da yeni bir savunma mimarisi kurmak… Eğer bu niyettelerse bunun Türkiye'siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini herkes anlamıştır.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP konusunda şu değerlendirmeyi yaptı: "Eğer CHP'de siyaset yapan bir politikacıysanız genel merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. CHP çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP'yi kuşatmış durumda. CHP'nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, hançerler, parti içi komplolar CHP'nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. CHP Genel Başkanı gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın. Onun için biz CHP'nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz, sadece işimize bakıyoruz." Nüfus konusundaki kaybı hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği. Bu çekirdeği asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik veriler, alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz.” bilgisini verdi.

Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda Haber

Çelik: İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda

AK Parti Sözcüsü Çelik'in konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Geçen hafta biliyorsunuz geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin katılımıyla Hatay'da düzenlenen törenle 455 bininci afet konutu teslim edilmişti. Bu tabii dünya çapında büyük bir gayretin neticesidir. Yapılmaz denilen işler yapılmıştır. En son yaptığımız değerlendirmeden sonra tabii o kadar çok hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman neredeyse 10 yıllar içerisinde olabilecek olaylar bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye'nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye'nin etrafına baktığımızda Rusya-Ukrayna savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kerelerde barışın yapılmasıyla ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece yıpratıcı can alıcı saldırılar karışılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin katil şebekesi tarafından Gazze soykırımlarıyla ilgili bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İranla ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda. Bununla ilgili bir müzakerede sonuç alınacak mı yoksa herhangi bir şekilde yeni bir saldırı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye'nin Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü bir kere daha bu şoklar karşısında bu meydan okumalar karşısında Türkiye'nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor. Zaten bu çerçevede bu seneki Davos toplantısı bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada başbakanının konuşması biliyorsunuz çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi, yeni bir döneme geçileceğinden bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Özellikle Batı'da Rusya-Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar bol miktarda zikredilirken, zikredilen bu kuralların referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart hatta çifte standartın ötesinde iki yüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze'deki Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu iki yüzlülük aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu. Tabii bu çerçevede Birlemiş Milletler'in işlevsizleşmesinden bahsediliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa dünya beşten büyüktür dediğinde çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sesszlik olmuştu. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya beşten büyüktür sözünün aslında küresel düzenin iki yüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu iki yüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktasayda hemen hemen büyün mekanizmaların çalışamaz hale geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusu yapanların konuşmalarının özeti dünya beşten büyüktür sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Tüm bunun içerisinde tabii en önemli konu geliyor kilitleniyor dünyanın içinde bulunduğu halde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor. NATO bundan sonra nasıl devam edecek, Atlantik ilişkilerde ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler nasıl yürüyecek, Avrupa güvenlik mekanizması kurulabilecek mi kurulamayacak mı derken yine bu tartışmaların merkezinde Türkiye var. Ve tüm bu tartışmaların merkezinde Cumhurbaşkanımızın tüm bu süreçlerde nasıl bir diplomasi ortaya koyacağı var. Güvenliğin başka bir boyutu da önümüzdeki dönemlerde Davos'ta yoğun bir şekilde tartışıldı. Yapay zekanın ortaya çıkmasıyla kitlelerin işsiz kalması, robotik hayatın güçlenmesiyle gerçek insan hayatının giderek daha zora girmesi karşısında karşılaşılacak siyasalar sorunlar sosyal sorunlar herkesin gündeminde oluyor. Bugün o yüzden Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken ne zaman bir masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor."

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur Haber

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur

SSB Başkanı Görgün’ün konuşmasında satır başları şu şekilde: “Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz ‘Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’ kapsamında sizlerle yeniden Antalya’mızda bir araya gelmekten memnuniyet duyuyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Hamdolsun savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncu haline geldik. Dolayısıyla bu konumumuzun sürdürülebilir olması için geliştireceğimiz stratejilerimizin de küresel ölçekte olması elzemdir. Bu nedenle her yıl ihracatçılarımızla Antalya’mızda bir araya geliyoruz. Böylece hem geçmiş yılın muhasebesini yapıyor hem de önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız küresel trendleri ve bunlara yanıt vereceğimiz stratejileri birlikte şekillendiriyoruz. Dünyanın dört bir yanında derinleşen savaşlar, vekalet çatışmaları ve hibrit tehditler, uluslararası güvenlik mimarisini her geçen gün daha karmaşık bir hale getirmektedir. Türkiye, bu yeni düzlemde gelişmiş bir savunma sanayii altyapısıyla öne çıkan stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘tam bağımsız savunma sanayii’ vizyonu ışığında yürüttüğümüz faaliyetlerle, ülkemiz yalnızca kendi güvenliğini sağlayan değil, aynı zamanda bölgesel istikrara ve dünya barışına hizmet eden küresel bir oyuncuya dönüşmüştür. Bu dönüşüm, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 savunma ihracatçısı arasına taşıma hedefimize sağlam adımlarla yaklaştırmaktadır. 2025 yılına baktığımızda, toplam 485 uluslararası faaliyet düzenlediğimizi ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda; 94 ülkeden yabancı heyetlerle 401 ikili görüşme, 17 savunma sanayii işbirliği toplantısı, 22 uluslararası fuara katılım, 17 çok uluslu faaliyet, 21 endüstri günü gerçekleştirdik. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 yurtdışı ziyaretinde kendilerine eşlik ettik. 2025 yılında sektörümüzün kıymetli firmalarının önemli imzaları oldu; TUSAŞ tarafından geliştirilen jet eğitim uçağımız Hürjet’in İspanya’ya ve milli savaş uçağımız Kaan’ın Endonezya’ya ihracatları için sözleşme imzalanması, Baykar’ın İtalyan Leonardo firmasıyla yaptığı kapsamlı işbirliği anlaşması ve Piaggio firmasını satın alması, Kale Jet tarafından seyir füzelerimiz için geliştirilen turbojet motorun ilk ihracatını Brezilya’ya gerçekleştirmesi, BMC, Nurol Makina ve Otokar’ın dünyanın dört bir yanına yaptıkları zırhlı kara aracı satışları, STM tarafından Portekiz’e ihraç edilen ki Portekiz denizcilik faaliyetleri açısından çok önemli bir ülke ilk denizde ikmal ve lojistik destek gemisinin inşa faaliyetlerinin başlaması, TAİS tarafından Endonezya’ya fırkateyn ihracatı, ASFAT’ın Romanya’ya deniz platformu ihracatı ve Aselsan’ın elektronik harp sistemlerinin Polonya’ya ihracatına yönelik sözleşmelerin imzalanması, Arca ve Roketsan’ın Avrupa’nın artan savunma ihtiyacını karşılamak üzere büyük ölçekli satışlar gerçekleştirmeleri, bizleri gururlandıran gelişmeler oldu. 2025’te ayrıca, savunma sanayii alanında NATO ile ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik pek çok adım attık. Başkanlık olarak, NATO’nun ilgili faaliyetlerine, panellerine, çalışma gruplarına şahsım da dahil olmak üzere, her düzeyde aktif katılım sağladık. Bunun bir sonucu olarak, NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte’nin, konuşmalarında Türk savunma sanayiinin gücünden övgüyle söz ettiğini özellikle ifade etmek isterim. Haziran ayında Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte katıldık ve zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu ve Kamu Forumu etkinliklerinde ülkemizi temsil ettik. Yine 2025 yılı içerisinde; NATO ACT Müttefik Dönüşüm Komutanlığı’nın diamond faaliyetlerinden biri olan Multi Domain Operations Konferansı’nı, Innovation Continuum etkinliklerinden SPARK ve SHINE’ı, sektörümüzün NATO ile iş yapma potansiyelinin artırılmasına yönelik Türk Endüstri Günü’nü de gerçekleştirdik. Bu etkinlikleri ülkemize taşıyarak sektörümüzün kabiliyetlerini tanıttık. 2025 sadece Batıda değil, Doğu’da da savunma sanayiimizin yıldızının parladığı bir yıl oldu. Örneğin; geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, yıllar süren iç savaş ve yıkımın ardından yeniden istikrara kavuşan Suriye’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Başkanlığımız ile Suriye Savunma Bakanlığı arasında yapılan iş birliği doğrultusunda pek çok farklı ürünümüzün yer aldığı kapsamlı bir ihracat paketini hayata geçirmeyi başardık. Geçtiğimiz yıl, Başkanlığımızın küresel düzeyde temsilinde de önemli adımlar attık. Dost ve müttefik ülkelerdeki etkinliğimizi artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Savunma Sanayii Müşaviri atamalarına yenilerini ekleyerek, iki arkadaşımızı Endonezya ve Malezya’da görevlendirdik. Böylece, önceki yıllarda göreve başlayan Azerbaycan ve Pakistan’daki müşavirlerimizle birlikte, temsilci sayımız dörde yükseldi. Hedefimiz, bu yıl içerisinde iş birliği açısından önemli gördüğümüz diğer ülkelere de görevlendirme yaparak müşavir sayımızı artırmak ve arkadaşlarımızın Başkanlığımızın uluslararası iş birliği ve ihracat faaliyetlerine yerinden katkı vermesini şirketlerimize destek olmasını sağlamaktır. Ülkemizde ise IDEF 2025’i; 96 ülke ve uluslararası kuruluştan toplam 202 resmi delegasyonun yer aldığıküresel bir etkinlik olarak icra ettik. Bu sene ise SAHA Expo ve Efes tatbikatı kapsamında sektörümüzün uluslararası görünürlüğünü arttırmaya devam edeceğiz. 2025 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatımız 10,54 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tutar, bir önceki yıla göre yüzde 48’lik bir artışa işaret etmektedir. Bölgesel dağılımda; Avrupa’ya 4,3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler olarak Amerika Birleşik Devleti, Birleşik Krallık ve Slovakya öne çıkmıştır. Türkiye’nin toplam mal ihracatındaki hacmi içerisindeki payımız; 2022’de yüzde 1,7 iken, 2025 itibarıyla yüzde 3,6 seviyesine yükselmiştir. Geçtiğimiz yıl sektörümüzdeki 185 firma, 1 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirme başarısını göstermiştir. Bunun yanı sıra, ülkemizin gösterdiği atılımı uluslararası endeksler de teyit ediyor: Yayınlanmış verilere göre Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur. 2025 yılında ilk defa, Başkanlık olarak sektörümüzün gerçekleştirdiği hizmet ihracatına ilişkin verileri de toplamaya başladık ve bu yıl mal ihracatına ilave olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi belirledik. Savunma ve havacılıkta ihracat ve ithalatımız arasındaki makas ihracat lehine büyük ölçüde açılmaktadır. Bu durum, hem dışa bağımlılığımızın azaldığını, hem de ülkemizin döviz ticaret dengesine olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan, geçen yıl 58 ilimiz savunma ve havacılık ihracatı yaparken; 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 2024’te 21 iken 2025’te 26’ya yükselmiştir. 2025 yılında gerçekleşen ihracatımızın yanı sıra, sektörümüz bir önceki yıla göre yüzde 79 oranında artışla toplam 17,9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalamıştır. Yeni sözleşmelerimizin bölgesel dağılımına baktığımızda; Asya-Pasifik, Avrupa ve Amerika bölgeleri öne çıkmıştır. 2025’te imzalanan yeni sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimat aşamasına geçmesiyle, gerçekleşecek ihracatımızın yeni rekorlara koşacağına hiç kuşkum olmadığını özellikle ifade etmek isterim. 2026 yılında da, uluslararası işbirliklerimizi geliştirmeye ve ihracatımızı arttırmaya yönelik faaliyetlerimize aynı hızla devam edeceğiz. Temmuz ayında Ankara’da ev sahipliği yapacağımız NATO Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nu, Başkanlığımız koordinasyonunda gerçekleştirmek üzere hazırlıklarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Yine NATO Edge Tatbikat ve Sergisi ile 2026 Münih Güvenlik Konferansı da bu sene katılım sağlayacağımız diğer çok uluslu etkinliklerden bazıları olacak. Diğer taraftan, geçtiğimiz yıl mevzuat altyapısını ve kurumsal hazırlıklarını tamamladığımız Devletten Devlete Askerî Satış modelimizi 2026 yılında tüm unsurlarıyla hayata geçirmeye başlıyoruz. Böylece yurtdışındaki müşterilerimize devlet-firma arası ticari sözleşmeden, devletten devlete satışa kadar geniş bir yelpazede farklı iş birliği modelleri sunabileceğiz. Gerçekleştirdiğimiz bütün yurt dışı temaslar, geliştirdiğimiz uluslararası iş birlikleri ve bu gayretlerimizin sonunda ulaştığımız yüksek ihracat rakamları, aslında tek ve büyük bir amaca hizmet etmektedir: O da sektörümüzün sürdürülebilirliğidir. Geçtiğimiz dönemde ulaştığımız ihracat başarısı için gönülden sevinmek elbette hakkımızdır. Ancak şunu da unutmayalım: Sektörümüzün sürdürülebilirliği için, önümüzdeki yıllarda bu performansı katlayarak devam ettirmek zorundayız. Firmaların ihracat verimliliğini gösteren evrensel ölçütlerden biri, kişi başına düşen ortalama ihracat cirosudur. Sektörümüz için 2021 yılında kişi başına ortalama 45 bin dolar olarak gerçekleşen bu gösterge, 2025 yılında 100 bin dolar düzeyine ulaşmış durumdadır. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde ise bu rakam, kişi başına yaklaşık 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli bir ihracat için, sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerekiyor. Geçtiğimiz yıl bazı firmalarımız küresel ortalamaların da üzerine çıkma başarısı gösterdi. Söz gelimi, mühimmat alanında faaliyet gösteren ARCA SAVUNMA firmamız, kişi başına ortalama 750 bin dolar ihracat gerçekleştirerek sektörümüzde en yüksek rakama ulaştı. Bu başarıları için kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Sürdürülebilirlik amacıyla ihracatımızı arttırmak için mutlaka değerlendirmemiz gereken bir diğer fırsat da, yurt dışındaki sivil sektörlere daha fazla satış yapmaktır. Bugün küresel savunma sanayii firmalarının sivil alandaki satışlarının toplam cirolarına oranı, yüzde elliler civarındadır. Biz de sektör olarak, sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarlara da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız. Yeni dönemde odaklanmamız gereken bir diğer konu ise sektörümüzün, sera gazı salımını tanımlayan SCOPE 1, 2 ve 3 düzenlemelerine uyumluluğunun sağlanmasıdır. Bu uygulamanın kısa zamanda sektörümüz tarafından sahiplenilmesi, hem ülkemizde yeşilin ve çevrenin korunması, hem de uluslararası iş birliklerimizin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Konuşmamı sonlandırmadan önce, Savunma Sanayii Başkanlığı olarak sektörümüzden bazı beklentilerimizi özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum: Uluslararası pazarlama faaliyetlerinde sektörümüze verdiğimiz yakın destek, devletimizin firmalarımızın arkasında olduğunu göstermekte ve yabancı paydaşlar nezdinde güçlü bir teminat oluşturmaktadır. Bu destekten daha etkin faydalanabilmek üzere, tüm yurtdışı iş geliştirme ve satış faaliyetlerinizde lütfen Başkanlığımızla, özellikle de bu konunun uzmanı olan Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığımızla sürekli iletişim ve dirsek teması halinde olun. Yabancı karar vericilere erişiminizde, uluslararası faaliyetlere katılımınızda, yaşadığınız sorunların çözümünde size 7 gün 24 saat destek vermeye hazırız. Özellikle, uluslararası iş geliştirme gibi pahalı bir alanda kısıtlı olanaklarla faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki firmalarımızı yakından desteklemeye ve gerektiğinde pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. Geçen yılki ihracatımızın yarısından fazlasını Avrupa ve Amerika’ya yaptığımızı ifade etmiştim. Bildiğiniz üzere 2025 yılında Lahey’deki NATO Liderler Zirvesi’nde, müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik harcamalarını kademeli olarak millî gelirlerinin yüzde 5’ine çıkartmaları kararlaştırıldı. Bu gelişme ile, önümüzdeki dönemde, NATO üyesi 32 ülkenin her yıl yaklaşık 50 milyar dolar ilave savunma harcaması yapacağı, büyük bir fırsat penceresi açıldı. Bu nedenle, Avrupa ve Amerika’yı öncelikli pazar hedefleriniz arasına koymaktan çekinmeyin. Bunun da ötesinde, Avrupa Birliği fonlarından faydalanabilmek üzere, Avrupa’daki firmalarla ortaklıklar kurmanızı, hatta imkânlarınız dahilinde Avrupalı şirketleri satın almanızı özellikle öneriyorum. Bunların dışında, önemli bir konuda dikkatinizi çekmek istiyorum: Önceki dönemlerde olduğu gibi, geçtiğimiz yılda da ne yazık ki bazı yurtdışı ihalelerde kendi firmalarımız arasında yıkıcı rekabet yaşandığına ve sonuçta asıl kazanan tarafın, firmalarımızı birbirine kırdıran alıcı ülke olduğuna tanıklık ettik. Bu tür iş fırsatlarında sizden beklentimiz, ihaleye mümkünse bir ortaklık modeli ile birlikte girerek güçlerinizi birleştirmeniz. Böyle yapıcı ve adil ortaklıklar için Başkanlığımız eşgüdüm sağlamaya, hakemlik yapmaya hazırdır. Bu vesileyle, savunma ve havacılık sanayiimizin gelişiminin her aşamasında bizlere liderlik eden, güçlü iradesi ve koşulsuz desteğiyle her zaman arkamızda olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bugün konferansımıza katılımlarıyla bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a, Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ömer Bolat’a ve Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e şükranlarımı sunuyorum. Bu stratejik buluşmanın başarıyla hayata geçirilmesini sağlayan Uluslararası İş Birliği Daire Başkanlığımıza ve Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliğimize teşekkür ediyorum. Ve Savunma Sanayii Başkanı olarak, geçtiğimiz yıl gösterdiğimiz ihracat başarısının gerçek mimarı olan Türk savunma ve havacılık sektörünün tüm temsilcilerini yürekten kutluyorum. Hepinizle gururla duyuyorum. Konferansımızın, ülkemize, paydaşlarımıza ve kardeş coğrafyalara hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Fransa'dan Macron, Grönland'ın 'tüm Avrupa için stratejik bir uyandırma çağrısı' taşıdığını söyledi Haber

Fransa'dan Macron, Grönland'ın 'tüm Avrupa için stratejik bir uyandırma çağrısı' taşıdığını söyledi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Danimarka ve Danimarka özerk topraklarının liderleriyle birlikte konuşan Grönland konusunda ABD ile yakın zamanda yaşanan bir soğukluk "tüm Avrupa için stratejik bir uyandırma çağrısı" olduğunu söyledi. Macron Paris'te, "uyanış"ın "Avrupa egemenliğimizi iddia etmeye, Arktik güvenliğine katkımıza, yabancı müdahale ve dezenformasyona karşı mücadeleye ve küresel ısınmaya karşı mücadeleye" odaklanması gerektiğini söyledi. Macron, ABD Başkanı Donald Trump'ın ifade ettiği yayılmacı hırslara yanıt olarak Avrupa desteğinin net bir siyasi sinyalini göndermeyi amaçlayan bir toplantı olan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland lideri Jens Frederik Nielsen'i Élysée Sarayı'nda ağırladı. Paris'e göre, üç lider "Kuzey Kutbu'ndaki güvenlik zorluklarını ve Fransa ve Avrupa Birliği'nin desteklemeye hazır olduğu Grönland'ın ekonomik ve sosyal gelişimini" tartıştı. Mette Frederiksen, "Avrupa'nın son birkaç hafta içinde bazı dersler aldığını düşünüyorum" dedi ve kendini daha yetenekli bir Avrupa'ya olan ihtiyacı vurguladı. Ayrıca NATO'nun kilit rolünü de vurguladı. "NATO'nun Kuzey Kutbu'nda oynayacağı önemli bir rol olacak." Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, Paris ile işbirliğinin siyasi ve ideolojik boyutunu vurguladı. Fransa ve Grönland arasındaki ortaklığın "sadece Grönland'ı ilgilendirmediğini", ancak "demokratik değerlerin" ortak bir savunmasının bir parçası olduğunu söyledi. Bu Avrupa dayanışması gösterisi, Fransa'nın bölgedeki diplomatik varlığını güçlendirmeye hazırlanırken geldi. Paris, 6 Şubat'ta Danimarka yarı özerk topraklarının başkenti Nuuk'ta bir konsolosluk açmayı planlıyor. Paris toplantısı daha geniş bir diplomatik sıranın parçasıdır. Son günlerde Frederiksen, Hamburg'daki Kuzey Denizi'nde enerji ve güvenlik işbirliği üzerine bir zirveye katılarak Avrupa istişarelerini yoğunlaştırdı ve ardından Berlin'i ziyaret etti. 57.000 nüfusuyla Grönland, giderek daha çekişmeli bir Arktik bölgesinin kalbinde, stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir bölge olmaya devam ediyor. Trump, ABD ulusal güvenliği için önemini gerekçe göstererek defalarca dünyanın en büyük adasını ilhak etmekle tehdit etti. Ayrıca, kanıt olmadan, Amerika Grönland'ın kontrolünü ele geçirmezse, Rusya veya Çin'in ele geçireceğini iddia etti.

Altın tarihi yükselişini sürdürdü Haber

Altın tarihi yükselişini sürdürdü

A1 Capital’in raporunda Trump’ın seçimleri kazanmasıyla başlayan süreçte Çin Merkez Bankasının da Aralık ayında altın alım programını 14. ayına uzattığı belirtildi. Raporda şunlar kaydedildi: “Altındaki yükseliş başlangıç noktası işte tam burası. Bu yılda kıymetli metaller için en önemli belirleyici faktörler "Trump ve yine Trump". Son jeopolitik gerilimde, ABD Başkanı Donald Trump Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Kanada'nın Çin ile bir ticaret anlaşmasına varması halinde yüzde 100 gümrük vergisi uygulayacağını söyledi. Yatırımcıların dikkatini çeken bir diğer konu ise ABD ve Japon yetkililerinin koordineli bir döviz müdahalesinin yakın zamanda gerçekleşebileceği ihtimaliydi. Geçtiğimiz yıl altın, ilk kez 3.000 dolar/ons ve 4.000 dolar/ons seviyelerine ulaşarak önemli kilometre taşlarını aşmış, 2025 yılında değerine yüzde 64 oranında değer katmış bu 1979'dan bu yana görülen en büyük yıllık artış olmuştu. Bu artışta güvenli liman talebi, ABD faiz indirimlerine yönelik beklentiler, güçlü merkez bankası alımları, doların kullanımının azalması eğilimleri ve yatırımcıları için külçe altın depolayan ve metal için yatırım talebinin önemli bir bölümünü oluşturan altın destekli ETF'lere olan girişler de ki - . Dünya Altın Konseyi verilerine göre, altın ETF'lerine 2025 yılında Kuzey Amerika fonlarının öncülüğünde rekor girişler yaşandı ve yıllık girişler 89 milyar dolara ulaştı. Tonaj olarak ise girişler 801 metrik ton ile 2020'deki rekor seviyesinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı- piyasaların bu yıl ABD'nin faiz oranlarında daha fazla indirim yapmasını beklemesiyle fiyatları destekliyor. Altın, artan jeopolitik gerilimler karşısında yatırımcıların güvenli liman varlığına yönelmesiyle dün ons başına 5.100 doların üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştı ve tarihi yükselişini sürdürdü ve bu yıl şimdiye kadar yüzde 18 oranında değer kazandı. Altının son dönemdeki yükselişi, Grönland konusunda ABD-NATO sürtüşmesinden ve gümrük vergisi belirsizliğinden, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığına ilişkin artan şüphelere kadar jeopolitik gerilimlerden kaynaklanıyor . Spot altın fiyatlarının, artan küresel gerilimlerin yanı sıra merkez bankalarının ve perakende yatırımcıların güçlü talebiyle bu yıl 6.000 – 6,400 dolara doğru daha da yükseleceği tahmin edilmeye başlandı ve hatta Londra Külçe Piyasası Birliği'nin yıllık kıymetli metaller tahmin anketi, analistlerin altının 2026'da 7.150 dolara kadar yükseleceğini bile öngörülmekte. Trump'ın bu yılki yıkıcı politika yaklaşımı, değerli metallerin savunma amaçlı yatırım aracı olarak işine yarıyor. Kanada ve Güney Kore'ye yönelik yüksek gümrük vergisi tehditleri, altını güvenli liman seçeneği olarak tutmaya yetiyor. Peki ne altında düzeltme eğilimi oluşturabilir? ABD'de faiz indirim beklentilerinde geri çekilme, hisse senetlerinde teminat tamamlama çağrıları ve Fed'in bağımsızlığına ilişkin endişelerin azalması ve daha istikrarlı bir ekonomik ve jeopolitik ortama geri dönülmesini ile olabilir. Ama görünen yaşanacak herhangi bir geri çekilme de kısa sürecek ve bir alım fırsatı olarak değerlendirilecekmiş gibi duruyor. Spot gümüş, ons başına 117,69 dolar ile yeni bir zirveye ulaştı ve son olarak yüzde 4 artışla ons başına 108,05 dolara yükseldi. Fiyatlar Cuma günü 100 dolar sınırını aştı; perakende yatırımcıların ve ivme odaklı alımların etkisiyle, değerli ve endüstriyel metalin fiziki piyasalarındaki uzun süreli daralma devam etti. Gümüş bu yıl şimdiye kadar yüzde 53 oranında değer kazandı. ABD Başkan Trump, dün yaptığı açıklamada, Güney Kore'den ithal edilen otomobil ve diğer mallara uygulanan gümrük vergilerini artırdığını belirterek, müttefiki ve önemli bir ticaret ortağı olan ülkenin yasama organını geçen yıl varılan anlaşmanın yürürlüğe girmesinde ayak sürüdüğü için suçladı. Trump, Güney Kore yasama organının anlaşmayı yürürlüğe koymadığını belirterek, "Bu nedenle, Güney Kore'nin otomobil, kereste, ilaç ve diğer tüm karşılıklı gümrük vergilerini yüzde 15'ten yüzde 25'e çıkarıyorum" dedi. Cumartesi günü ise Kanada Başbakanı Mark Carney'nin Çin'e yaptığı ziyaretin ardında fiili bir ticaret ambargosuyla tehdit etmişti. UK Başbakan Keir Starmer, dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle ilişkileri düzeltmek ve giderek daha öngörülemez hale gelen Amerika Birleşik Devletleri'ne olan bağımlılığını azaltmak amacıyla, sekiz yıl sonra bir İngiliz liderin gerçekleştireceği ilk ziyaret için bugün Çin'e uçacak. Hindistan ve Avrupa Birliği, bugün bir ticaret anlaşması imzalamaya hazırlanıyor. Anlaşma, AB yapımı otomobillerin ithalatındaki gümrük vergilerini yüzde 110'dan yüzde 40'a düşürmeyi de içeriyor. Washington'ın daha zayıf bir para birimine duyduğu istek de dahil olmak üzere giderek artan bir dizi faktör, yatırımcıların doların istikrarlı bir dönem geçireceğine dair iyimser varsayımlarını yeniden gözden geçirmelerine neden olurken, ABD doları 2026 yılının ilk birkaç çalkantılı haftasında tekrar baskı altına giriyor. Piyasa oynaklığı ölçütleri hala yüksek seviyelerde seyrediyor ve tahvil piyasası duyarlılığı kırılgan, özellikle de Japon devlet tahvillerinde yaşanan ve ABD Hazine tahvillerine de sıçrayabilecek agresif satış dalgası nedeniyle; öte yandan altının sürekli olarak yeni rekorlar kırması, yatırımcıların alternatif güvenli limanlar aradığının bir işareti. Trump'ın, bu ay iki ABD vatandaşının ölümüne ve protestolara yol açan yasadışı göçmenliğe karşı sert önlemler de dahil olmak üzere iç politikaları, bu ay bir başka hükümet kapanmasına neden olabilir. Dolar, dün, ABD Başkanı Trump'ın "Kurtuluş Günü" gümrük vergilerinin ABD varlıklarında sert bir satış dalgasına yol açtığı geçen Nisan ayından bu yana, başlıca para birimlerinden oluşan bir sepet karşısında en büyük üç günlük düşüşünü yaşamak üzereyken 97,09 seviyesinde sabit kaldı ve 4,5 ayın en düşük seviyesi olan 96,8'e yaklaştı. ABD Hazine tahvilleri piyasasında, gösterge niteliğindeki 10 yıllık tahvil getirisi, son dönemdeki yüzde 4,313'lük zirve noktasından dört seans üst üste düşüş gösterdikten sonra, 1 baz puan artarak yüzde 4,225'e yükseldi. FED'in Çarşamba günü faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklenmeyen son politika kararını açıklaması planlanıyor. Ancak toplantı, görev süresi Mayıs ayında sona erecek olan Başkan Jerome Powell hakkında Trump yönetiminin yürüttüğü cezai soruşturma nedeniyle gölgede kalacak gibi. Piyasalar BlackRock'ın tahvil bölümü başkanı Rick Rieder'ın (tıpkı Trump gibi düşük faiz oranlarını savunan biri) muhtemel halef olma olasılığını yüzde 50 olarak değerlendiriyor.”

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: Avrupa, ABD desteği olmadan kendini savunamaz Haber

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: Avrupa, ABD desteği olmadan kendini savunamaz

Rutte, Pazartesi günü Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, "Eğer birileri burada tekrar Avrupa Birliği'nin veya bir bütün olarak Avrupa'nın ABD olmadan kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin. Yapamazsınız. Biz yapamayız. Birbirimize ihtiyacımız var." dedi. NATO Genel Sekreteri, Avrupa ülkelerini, "gerçekten tek başlarına yapmak istiyorlarsa" savunma harcamalarını yüzde 10'a çıkarmaları gerekeceği konusunda uyardı ve milyarlarca avroya mal olacak kendi nükleer kapasitelerini geliştirmeleri gerekeceğini ekledi. "Bu senaryoda, özgürlüğümüzün nihai garantörü olan ABD nükleer şemsiyesini kaybedeceksiniz. Yani, iyi şanslar." dedi. Bu açıklamalar, Başkan Donald Trump'ın Grönland'ın ABD mülkiyetine geçmesi yönündeki taleplerini sürdürmesinin ve ardından İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada Arktik adasını ilhak etmek için güç kullanımını açıkça reddetmesinin ardından, Avrupa ve Batılı müttefikleri için inişli çıkışlı bir haftanın ardından geldi. NATO Genel Sekreteri, Trump'ı Arktik güvenliği konusunu gündeme getirdiği için övmeye devam etti ve başkanın savunmasının salondaki birçok kişiyi muhtemelen rahatsız edeceğini kabul etti. "Bence haklı. Arktik bölgesiyle ilgili bir sorun var. Kolektif güvenlik sorunu var, çünkü bu deniz yolları açılıyor ve Çinliler ve Ruslar giderek daha aktif hale geliyor." dedi. Rutte, Grönland meselesiyle ilgili olarak ileride iki çalışma alanı olacağını belirtti. Birincisi, NATO'nun Arktik'in savunması için daha fazla kolektif sorumluluk üstlenmesini, Rusya ve Çin'in bölgeye hem askeri hem de ekonomik olarak erişimini engellemesini içerecektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.