Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mutabakat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Mutabakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mutabakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda Liderleri Birleşik Krallık’tan ayrılmak için zaptı imzaladı Haber

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda Liderleri Birleşik Krallık’tan ayrılmak için zaptı imzaladı

İskoçya Bölgesel Başbakanı John Swinney, Galler Bölgesel Başbakanı Rhun ap Iorwerth, Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O'Neill ve Sinn Fein Genel Başkanı Mary Lou McDonald, Cardiff'teki ortak basın toplantısında bir araya geldi. Mutabakatın merkezinde "kendi kaderini tayin" vurgusu Liderlerin imzaladığı belgede ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi, enerji kaynaklarının artırılması ve bölge ülkelerinin geleceğinde Avrupa Birliği'nin önemli bir yere sahip olması gerektiği yönündeki görüşler öne çıktı. İskoçya Bölgesel Başbakanı John Swinney, anlaşmanın temelinde kendi kaderini tayin hakkının bulunduğunu belirtti. Swinney, İskoçya'da mayıs ayında yapılan seçimlere işaret ederek, "Bu seçim Birleşik Krallık'ta farklı bir durum oluşturdu. Birleşik Krallık'ın anayasa yolculuğunda önemli bir noktayı temsil ediyoruz. İmzaladığımız anlaşmanın merkezini kendi kaderini tayin etme hakkı oluşturuyor" dedi. Galler'den Londra yönetimine eleştiri Galler Bölgesel Başbakanı Rhun ap Iorwerth ise Birleşik Krallık hükümetinin ülkenin bütün kesimlerinin çıkarlarına yeterince hizmet etmediğini savundu. Ap Iorwerth, Galler'in daha fazla yetkiye ve eşit muameleye ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Galler'in bazı güçlere sahip olması ve eşit muamele görmesi lazım. Bunu hak ediyoruz ve bu nedenle komşularımızla birlikte çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Sinn Fein lideri: "Geleceğimizi belirleme hakkımız var" Sinn Fein Genel Başkanı Mary Lou McDonald, imzalanan mutabakatı "tarihi bir belge" olarak nitelendirdi. İrlanda'nın halen ikiye bölünmüş durumda olduğunu belirten McDonald, Kuzey İrlanda'nın geleceğine ilişkin olası bir referandum hakkına vurgu yaptı. McDonald, "Referandum hakkımız var. Geleceğimizi belirleme hakkımız var. Hiçbir İngiliz Başbakanın bu hakkın masada olmadığını söylemesine tahammülümüz yok" diye konuştu. O'Neill: "Kendi kaderimizi tayin etme hakkımıza ihtiyacımız var" Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O'Neill de bölgenin önemli bir değişim döneminden geçtiğini söyledi. O'Neill, Birleşik Krallık'taki siyasi gelişmelerin kendi kaderini tayin taleplerini ortadan kaldıramayacağını savunarak, "Hiçbir İngiliz Başbakan yaşananları durduramaz. Kendi kaderimizi tayin etme hakkımıza ihtiyacımız var" açıklamasında bulundu. İmzalanan mutabakat zaptı, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'daki siyasi aktörlerin Birleşik Krallık'ın anayasal geleceğine ilişkin tartışmaları ortak bir zeminde sürdürme iradesi olarak değerlendirildi.

Mazlum Abdi Duyurdu: DSG Bağımsız Askeri Yapı Olarak Sona Erdi Haber

Mazlum Abdi Duyurdu: DSG Bağımsız Askeri Yapı Olarak Sona Erdi

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şam’da yaptığı açıklamada DSG’nin bağımsız bir askeri güç olarak varlığını sona erdirdiğini ve Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu. Abdi, Kürtçe eğitim hakkının korunması konusunda da Şam yönetimiyle mutabakata varıldığını söyledi. Suriye’de askeri yapılanmaya ilişkin dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi, başkent Şam’daki Halk Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında DSG’nin geleceğine ilişkin yeni düzenlemeyi açıkladı. Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile varılan anlaşma kapsamında DSG güçlerinin Suriye ordusuna bağlı tugaylara katılım sürecinin tamamlandığını belirtti. “DSG bağımsız askeri güç olarak feshedildi” Mazlum Abdi, yaptığı açıklamada DSG’nin bağımsız bir askeri yapı olarak görevini tamamladığını söyledi. Abdi, “Cumhurbaşkanı Şara ile varılan anlaşma ve güçlerimizin Suriye ordusu tugaylarına katılım sürecinin tamamlanmasının ardından, bugün itibarıyla Demokratik Suriye Güçleri’nin görevinin sona erdiğini ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı. DSG’nin bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini belirten Abdi, böylece örgütün Suriye ordusu içerisindeki yeni yapılanmaya geçişinin tamamlandığını ifade etti. “Savaş meydanlarından inşa meydanlarına geçiyoruz” DSG’nin kuruluşundan bu yana Suriye’de farklı çatışmalarda önemli bir rol üstlendiğini belirten Abdi, yeni dönemin önceliğinin barış ve yeniden yapılanma olması gerektiğini söyledi. Abdi, DSG mensuplarının Suriye’de Baas yönetimi ve IŞİD’e karşı mücadelede hayatlarını kaybettiğini belirterek, bundan sonraki sürecin ülkenin yeniden inşasına odaklanması gerektiğini ifade etti. Abdi, yeni dönemi “savaş meydanlarından inşa meydanlarına, silah zamanından barış zamanına” geçiş olarak nitelendirdi. Kürtçe eğitim konusunda mutabakat Mazlum Abdi'nin açıklamasında Kürtçe eğitim hakkı da önemli başlıklardan biri oldu. Kürtçe eğitim hakkının Kürtlerin uzun yıllardır gündeme getirdiği talepler arasında bulunduğunu belirten Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın bu hakkın korunacağı yönünde açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Abdi, Şam yönetiminden anadilde eğitim hakkının korunması ve ilerleyen dönemde geliştirilmesi konusunda açık bir yaklaşım talep ettiklerini belirtti. Bu kararın yıl içerisinde uygulanması için çalışma yürütüleceğini ifade eden Abdi, eğitim alanındaki düzenlemelerin ilerleyen süreçte daha da geliştirilmesini hedeflediklerini kaydetti. Suriye’de yeni dönem mesajı DSG’nin bağımsız askeri yapı olarak sona erdiğinin açıklanması, Suriye’de silahlı yapıların merkezi devlet kurumlarıyla bütünleştirilmesine yönelik sürecin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Mazlum Abdi’nin açıklamalarında özellikle Suriye ordusuna entegrasyon, Kürtçe eğitim hakkı, barış ve ülkenin yeniden inşası başlıkları ön plana çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli Dayanışma Kanunu tarihi bir mutabakat örneğidir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli Dayanışma Kanunu tarihi bir mutabakat örneğidir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 467 milletvekilinin desteğiyle TBMM’de kabul edilen ve bugün yürürlüğe giren Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin paylaşım yaptı. Erdoğan, düzenlemenin Türkiye’nin “huzurlu, müreffeh ve güvenli geleceği” için önemli bir adım olduğunu belirterek emeği geçen siyasi parti ve devlet kurumlarına teşekkür etti. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edilmesini değerlendirdi. Kanunun yürürlüğe girmesinin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, düzenlemeyi “Gazi Meclisimizde tarihî bir mutabakat örneği” olarak nitelendirdi. Mesajında sürece katkı sunan isim ve siyasi gruplara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP Grubu ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yanı sıra AK Parti Grubu’ndaki milletvekillerini de andı. “Farklı kulvarda yer almakla birlikte yapıcı bir tutum sergileyen tüm siyasi parti gruplarına ve milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin bugüne kadar gelmesinde katkısı bulunan devlet kurumları ve görevlilerini de tebrik etti. “AYNI SAMİMİYET VE TİTİZLİKLE YÖNETMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin bundan sonraki aşamasına ilişkin de mesaj verdi. Başta şehit yakınları ve gaziler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerinin dikkate alınacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanun’un belirlediği zeminde, ilgili kurum ve kurullarımızın riyasetinde aynı samimiyet ve titizlikle yönetmeye devam edeceğiz” dedi. Erdoğan paylaşımın, TBMM’de kabul edilen düzenlemenin ardından sürecin bundan sonraki uygulama aşamasının ilgili kurum ve kurullar tarafından yürütüleceğine vurgu yaptı. Gazi Meclisimizde tarihî bir mutabakat örneği olarak 467 milletvekilimizin desteğiyle kabul edilen ve bugün itibarıyla yürürlüğe giren Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’nin huzurlu, müreffeh ve… — Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) August 17, 2026

İran Lideri Mücteba Hamaney’den Hizbullah Mesajı: “Destek Stratejik Politikamızın Parçasıdır” Haber

İran Lideri Mücteba Hamaney’den Hizbullah Mesajı: “Destek Stratejik Politikamızın Parçasıdır”

ran Lideri Mücteba Hamaney, Lübnan Hizbullahı ve silahlı güçlerine yönelik desteğin İran’ın uzun vadeli stratejik politikalarının bir parçası olduğunu açıkladı. Hamaney, yayımladığı yeni mesajında Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması ve İsrail saldırılarının tamamen sona erdirilmesinin İran açısından öncelikli şart olduğunu ifade etti. İran resmi medyasında yayımlanan mesaja göre Mücteba Hamaney, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri ve örgüt üyelerine hitaben kaleme aldığı açıklamada, İran’ın önceki lider Ali Hamaney döneminde belirlenen siyasi çizginin sürdürüldüğünü belirtti. Hamaney, İran’ın Hizbullah ve bölgedeki silahlı gruplara desteğini yalnızca dönemsel bir politika olarak değil, ülkenin stratejik yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ifade etti. “Lübnan’ın Egemenliği Korunmalı” Mücteba Hamaney mesajında, İran hükümetinin Lübnan’ın egemenliğinin korunmasını ve İsrail’in saldırılarının sona ermesini, ABD ile yürütülen mutabakatın uygulanması için temel koşul olarak değerlendirdiğini belirtti. Hamaney’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan'ın toprak egemenliğinin korunmasını ve Siyonist rejimin saldırılarının tamamen ve koşulsuz biçimde sona ermesini, saldırgan Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ve bu dayatılmış savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakatın ilk şartı olarak belirlemiştir.” İran yönetimi, uzun süredir Hizbullah’ı bölgesel politikalarının önemli unsurlarından biri olarak değerlendirirken, ABD ve İsrail ise Hizbullah’ın silahlı kapasitesini bölgesel güvenlik açısından tehdit olarak nitelendiriyor. İran-ABD Mutabakatı Tartışmaları İran ile ABD arasında Haziran 2026’da imzalandığı belirtilen mutabakat, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmayı ve bazı başlıklarda müzakerelerin devam etmesini öngörüyordu. Anlaşma kapsamında ateşkes süresinin uzatılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin sürdürülmesi planlanmıştı. Mutabakatın önemli başlıklarından biri de Lübnan’daki çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgede istikrarın sağlanmasıydı. Ancak daha sonra yaşanan karşılıklı saldırılar nedeniyle anlaşmanın geleceği belirsiz hale geldi. İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı askeri faaliyetleri ve ardından ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, taraflar arasındaki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla saldırıların durdurulduğu, İran’ın da bölgedeki saldırılarını askıya aldığı bildirildi. Hamaney’den ABD’ye Sert Eleştiri Mücteba Hamaney, daha önce yayımladığı açıklamalarda ABD yönetimine yönelik sert ifadeler kullanmıştı. İran Lideri, ABD Başkanı’nın daha önce imzalanan mutabakata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak Washington’a yönelik güven eleştirisinde bulunmuştu. Hamaney, ABD’nin yeni bir çatışma başlatmaya çalışması halinde İran halkı ve “direniş cephesinin” buna karşılık vereceğini ifade etmişti. İran yönetiminin kullandığı “direniş cephesi” kavramı, İran’ın destek verdiği bölgesel müttefik grupları ifade etmek için kullanılıyor. Bu kapsamda Lübnan Hizbullahı, Irak ve Suriye’deki bazı silahlı gruplar ile Yemen’deki Husiler İran’ın bölgesel politikasının önemli unsurları arasında gösteriliyor. Anlaşmaya Dair Görüş Ayrılığı Mücteba Hamaney, İran ile ABD arasındaki mutabakatın imzalandığı dönemde anlaşmaya ilişkin bazı çekinceleri olduğunu da açıklamıştı. Hamaney, temel konularda farklı görüşlere sahip olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ısrarı ve verdiği güvenceler nedeniyle sürece onay verdiğini belirtmişti. İran Lideri, Pezeşkiyan’ın Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı olarak İran halkının haklarının ve “direniş cephesinin” çıkarlarının korunacağı yönünde güvence verdiğini ifade etmişti. Bölgesel Gerilim Yakından İzleniyor İran’ın Hizbullah’a yönelik desteğini yeniden vurgulaması, Orta Doğu’daki siyasi ve askeri dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Lübnan’daki güvenlik durumu, İsrail-Hizbullah hattındaki gelişmeler ve İran-ABD ilişkilerindeki gerilim, bölgedeki istikrar açısından kritik başlıklar olmaya devam ediyor. Uzmanlar, İran’ın açıklamalarının hem iç kamuoyuna hem de bölgesel aktörlere yönelik siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını belirtirken, önümüzdeki dönemde diplomatik temasların ve sahadaki gelişmelerin belirleyici olacağını ifade ediyor.

Trump: İran’dan nükleer silah üretmeyeceklerine dair garanti aldık Haber

Trump: İran’dan nükleer silah üretmeyeceklerine dair garanti aldık

Donald Trump, Fox News kanalına verdiği mülakatta İran ile yürütülen diplomatik sürece ilişkinaçıklamalarda bulundu. Trump, müzakerelerin merkezindeki nükleer başlığa değinerek, "Olması gereken tek garantinükleer silahın olmamasıdır. Bu konuda anlaştılar ve bu çok ilgi çekiciydi" dedi. Tahran’dan 12 milyar dolar şartı Trump’ın iyimser açıklamalarına rağmen Tahran kanadından gelen haberler, müzakerelerdehenüz tam bir mutabakat sağlanmadığına işaret ediyor. İran medyasına yansıyan bilgilere göre hükümet, ciddi müzakerelere geçilmeden öncedondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılmasını talep ediyor. Ayrıca Tahran yönetimi, Trump’ın daha önce dile getirdiği zenginleştirilmiş uranyumunimhasına yönelik iddiaları "temelsiz" olarak nitelendirerek reddetti. Müzakere stratejisine dair daha temkinli bir ton kullanan Trump, "Acelem yok. Sakin bir şekildeama kesinlikle istediğimizi elde edeceğiz. Eğer elde edemezsek, bu işi başka bir şekildebitiririz" ifadelerini kullanarak askeri seçeneklerin masada kalmaya devam ettiği mesajını verdi. Sahada drone ve ‘Hürmüz’ gerilimi Diplomatik temaslar sürerken askeri alanda da hareketlilik devam ediyor. İran resmi medyası,hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle ABD’ye ait bir askeri insansız hava aracının (İHA) DevrimMuhafızları Ordusu tarafından düşürüldüğünü iddia etti. Washington makamları söz konusu iddiayı henüz doğrulamadı. Hürmüz Boğazı’nın statüsü konusundaki görüş ayrılıkları da sürüyor. Trump, İran’ın boğazdangeçen gemilerden "vergi veya harç" almamayı kabul ettiğini savunurken; İran’ın Fars HaberAjansı, anlaşma taslağında böyle bir maddenin bulunmadığını duyurdu. Aynı zamanda İranlı Milletvekili Alireza Salimi, parlamentonun yakın zamanda İran’ın HürmüzBoğazı üzerindeki egemenliğini pekiştirecek yeni bir yasayı onaylamaya hazırlandığını açıkladı.

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz Haber

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz

Körfez’de gerilim yeniden yükselişe geçti. ABD ile İran arasında devam eden kriz, bu kez Birleşik Arap Emirlikleri’nin de dahil olmasıyla daha da büyüdü. Bölgedeki karşılıklı saldırı ve açıklamalar, Ortadoğu’daki ateşkes sürecini yeniden belirsizliğe sürüklerken, taraflardan peş peşe dikkat çeken hamleler geldi. İran: ABD'nin teklifini hala düşünüyoruz İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin sunduğu 14 maddelik mutabakat teklifine ilişkin açıklama yaptı. Teklifin halen değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Erakçii, “Verdiğimiz yanıt hala değerlendirme aşamasındadır ve nihai sonuca ulaşıldığında bunu açıklayacağız.” dedi. “Ateşkes durumundayız” Erakçi, bölgede devam eden gerilimle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İran güçlerinin yüksek alarm seviyesinde olduğunu söyleyen Erakçii, “Ateşkes durumundayız ve güçlerimiz en üst düzey hazırlık halinde olup gelişmeleri dikkatle izliyoruz.” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanı, dün gece İran’a yönelik düzenlenen ABD saldırılarına da tepki gösterdi. Erakçi, “Yaşananlar, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve ateşkesin ihlaliydi.” dedi. “Güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz” İran’ın saldırılara karşılık verdiğini belirten Erakçi, “Güçlerimiz düşmana güçlü bir darbe vurdu ve ihtiyaç duyulması halinde herhangi bir saldırıya veya yeni bir maceraya güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz.” ifadelerini kullandı. İran el koyduğu gemiye Hamaney fotoğrafı astı Öte yandan İran Devrim Muhafızları Donanması, el koyduğu İsrail bağlantılı konteyner gemisinin görüntülerini ilk kez dünya ile paylaştı. Görüntülerdeki gemi, "Francesca" isimli dev yük gemisi.Fars Haber Ajansı tarafından servis edilen kayıtlarda, geminin şu an dünyanın en kritik enerji ve ticaret rotası olan Hürmüz Boğazı yakınlarında demirli olduğu görülüyor. İranlı askerler, el koydukları İsrail bağlantılı geminin kamaralarına ve duyuru panolarına İranlı liderlerin fotoğraflarını asmış durumda. Bu hamle, Tahran yönetiminin denizlerde yürüttüğü psikolojik savaşın en net kanıtlarından biri. Hürmüz Boğazı’nda gerilim yeniden tırmandı Ortadoğu’da ateşkes süreci yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. İran ordusu, ABD güçlerinin kıyı sularında bir İran petrol tankerini ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre Limanı yakınlarında ikinci bir gemiyi hedef aldığını açıkladı. İran tarafından yapılan açıklamada, ABD hava saldırılarında İran’ın güneyindeki Bender Hamir, Sirik ve Kiş Adası’ndaki sivil bölgelerin vurulduğu belirtildi. Batı Tahran’da ise hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edildi. “Üç petrol tankeri ablukayı aştı” İran basınında yer alan bilgilere göre, İran bayraklı ve yük taşımayan üç petrol tankeri son iki gün içinde Hürmüz Boğazı’ndaki ABD Donanması ablukasını aşarak İran’a geri döndü. ABD ordusundan açıklama geldi ABD ordusu ise Hürmüz Boğazı’ndaki deniz kuvvetlerinin İran tarafından füze, insansız hava aracı ve sürat tekneleriyle hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “yaklaşan tehditlerin etkisiz hale getirildiği” belirtilirken, ABD güçlerine yönelik saldırılardan sorumlu İran askeri tesislerinin vurulduğu ifade edildi. Trump: Ateşkes devam ediyor ABD Başkanı Donald Trump da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. İran hedeflerine yönelik saldırıları “hafif bir uyarı” olarak nitelendiren Trump, “Ateşkes devam ediyor. Yürürlükte” ifadelerini kullandı. BAE’YE füze ve dron saldırısı Öte yandan Reuters’ın aktardığına göre, Birleşik Arap Emirlikleri’ne İran’dan 2 balistik füze ve 3 dron gönderildi. Saldırılarda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. BAE yönetimi sabah saatlerinde İran füzelerini engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştı. Özet: İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı merkezli gerilim yeniden yükseldi. Taraflar karşılıklı saldırı açıklamaları yaparken, BAE’ye yönelik füze ve dron saldırılarında 3 kişinin yaralandığı bildirildi.

ABD basını: Trump 'Özgürlük Projesi'ni yeniden devreye sokmaya hazırlanıyor Haber

ABD basını: Trump 'Özgürlük Projesi'ni yeniden devreye sokmaya hazırlanıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre, Suudi Arabistan ile Kuveyt’in ABD ordusunun üslerini ve hava sahalarını kullanmasına yönelik kısıtlamaları kaldırdığı iddia edildi. Haberde, iki Körfez ülkesinin daha önce İran’dan gelebilecek saldırılar ve ABD’nin yeterli koruma sağlayamayacağı yönündeki kaygılar nedeniyle bazı sınırlamalar getirdiği belirtildi. Trump, geçtiğimiz günlerde Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere askeri eskort sağlanmasını öngören “Özgürlük Projesi”nin durdurulduğunu açıklamıştı. Ancak ABD basını, Washington yönetiminin projeyi yeniden başlatma hazırlığında olduğunu aktardı. Washington ile Tahran arasında mutabakat iddiası ABD basınında yer alan haberlerde, Washington ile Tahran arasında bir mutabakat zaptı üzerinde görüşmeler yürütüldüğü de öne sürüldü. İddiaya göre ABD tarafından hazırlanan 14 maddelik taslağa İran’ın yanıtı bekleniyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise konuya ilişkin açıklamasında, teklif hakkında henüz karar verilmediğini ve ABD’ye resmi bir yanıt sunulmadığını söyledi. CIA: İran abluka karşısında aylarca dayanabilir ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) hazırladığı ve Washington Post’ta ayrıntıları yayımlanan analizde, İran’ın ABD’nin olası deniz ablukasına ciddi ekonomik zorluk yaşamadan en az 3 ila 4 ay dayanabileceği belirtildi. Analizde ayrıca Tahran’ın, ABD ve İsrail saldırılarına rağmen önemli ölçüde balistik füze kapasitesini koruduğu değerlendirildi. İran’dan Güney Kore gemisi açıklaması İran’ın Seul Büyükelçiliği de Hürmüz Boğazı’nda Güney Kore’ye ait bir yük gemisinin zarar gördüğü olayla ilgili açıklama yaptı. Tahran yönetimi, olayda İran Silahlı Kuvvetleri’nin rol aldığı yönündeki iddiaları reddetti. Yonhap Haber Ajansı’nın haberine göre, Panama bayraklı “HMM Namu” adlı yük gemisinde 4 Mayıs’ta meydana gelen patlama sonrası çıkan yangın söndürüldü. Olayda 6 Güney Koreli ve 18 yabancı mürettebatın tamamının güvende olduğu bildirildi.

Trump açıkladı: İran ile 2 haftalık ateşkes ilan edildi! Haber

Trump açıkladı: İran ile 2 haftalık ateşkes ilan edildi!

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın arabuluculuğuyla İran ile 2 haftalık karşılıklı ateşkes ilan edildiğini duyurdu. Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal ve tamamen açması şartıyla bombardımanların askıya alındığını açıkladı. Donald Trump, İran’a tanıdığı “saat 8:00” mühletinin dolmasına dakikalar kala yeni bir açıklama yaptı. Pakistan'ın arabuluculuk çağrısına olumlu cevap veren Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açması şartıyla bu gece başlatılması planlanan yıkıcı saldırıyı iki haftalığına askıya aldığını duyurdu. Trump ayrıca İran'dan 10 maddelik bir barış teklifi aldıklarını ve "çift taraflı ateşkes" ilan edildiğini açıkladı. Donald Trump’ın açıklaması şöyle: "Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir ile yapılan görüşmelere dayanarak ve kendilerinin bu gece İran'a gönderilecek olan yıkıcı gücü bekletmemi talep etmeleri üzerine; İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı'nı TAMAMEN, DERHAL ve GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE AÇMAYI kabul etmesi şartıyla, İran'a yönelik bombardıman ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum. Bu çift taraflı bir ATEŞKES olacaktır! Bunu yapmamızın nedeni, tüm askeri hedeflerimize zaten ulaşmış ve hatta onları aşmış olmamızdır; ayrıca İran ile uzun vadeli barış ve Ortadoğu'da barış konusunda kesin bir anlaşma yolunda çok mesafe katetmiş bulunmaktayız. İran'dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere edilebilecek uygulanabilir bir zemin olduğuna inanıyoruz. Geçmişteki çeşitli ihtilaflı noktaların neredeyse tamamı üzerinde Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında mutabakat sağlandı, ancak iki haftalık süre anlaşmanın nihayete erdirilmesine ve tamamlanmasına olanak tanıyacaktır. Amerika Birleşik Devletleri adına, Başkan olarak ve aynı zamanda Ortadoğu ülkelerini temsil ederek, bu uzun vadeli sorunun çözüme bu kadar yaklaşmış olmasından onur duyuyorum. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.