Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mühendislik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş, Bursa Fabrikası'nda 7,5 milyonuncu aracı olan Fiat Ulysse'yi üretti Haber

Tofaş, Bursa Fabrikası'nda 7,5 milyonuncu aracı olan Fiat Ulysse'yi üretti

Türkiye otomotiv sektörünün en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Tofaş, üretimde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Bursa Fabrikası’nda üretim bandından indirilen 7,5 milyonuncu araç Fiat Ulysse oldu. MURAT 124’TEN FİAT ULYSSE’YE UZANAN ÜRETİM YOLCULUĞU Tofaş’ın Bursa’daki üretim yolculuğu, Türkiye otomotiv tarihinin de önemli kilometre taşlarını içinde barındırıyor. Murat 124 ile başlayan bu serüvende binek otomobillerden hafif ticari araçlara, Türkiye pazarı için geliştirilen modellerden farklı kıtalara ihraç edilen global ürünlere kadar geniş bir ürün gamı Bursa’daki üretim bantlarından dünya yollarına çıktı. Tofaş’ın 1 milyonuncu aracı Fiat Tempra, 2 milyonuncu aracı Fiat Palio Go, 3 milyonuncu ve 4 milyonuncu araçları Fiat Fiorino, 5 milyonuncu aracı Fiat Egea Hatchback, 6 milyonuncu aracı Fiat Egea Sedan ve 7 milyonuncu aracı Fiat Egea Cross Wagon olmuştu. 7,5 milyonuncu aracın Fiat Ulysse olması ise Tofaş’ın üretim tarihinde yeni dönemin bir başka simgesi oldu. Bu kilometre taşlarının her biri Tofaş’ın gelişimindeki farklı bir aşamayı temsil etti. Fiorino ile çok markalı üretim kabiliyeti öne çıkarken, Egea ürün ailesi Tofaş’ın global ürün geliştirme ve Ar-Ge gücünün önemli göstergelerinden biri oldu. Bugün ise Tofaş, geçmişten gelen üretim deneyimini Stellantis bünyesinde yürüttüğü yeni nesil ürün projeleri, artan model çeşitliliği, mühendislik kabiliyeti ve ihracat hedefleriyle yeni bir ölçeğe taşıyor. EROLDU: “7,5 MİLYON ARAÇLIK YOLCULUĞUN ARKASINDA ÇOK BÜYÜK BİR EMEK VAR” Konu hakkında değerlendirme yapan Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, şunları kaydetti: “Tofaş’ın Bursa’da başlayan üretim yolculuğunda bugün 7,5 milyonuncu aracımıza ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Bu rakam bizim için yalnızca önemli bir üretim adedini değil; yarım asrı aşan sanayi birikimimizi, sürekli gelişen mühendislik kabiliyetimizi ve kuşaklar boyunca Tofaş’a emek veren çalışma arkadaşlarımızın ortak başarısını ifade ediyor. Murat 124’ten Fiat Ulysse’ye uzanan bu yolculukta Türkiye otomotiv sanayisinin gelişimine katkı sağlayan çok sayıda projeye imza attık. Farklı dönemlerde geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz modellerle hem iç pazarda hem de dünya pazarlarında önemli sorumluluklar üstlendik. Bugün Tofaş için yeni bir büyüme dönemindeyiz. Çok markalı üretim yapımızı güçlendiriyor, yeni yatırımlarımızla üretim hacmimizi ve ürün çeşitliliğimizi artırıyoruz. K0 ve K9 projelerimiz Bursa Fabrikamızın Stellantis dünyasındaki rolünü daha da ileri taşıyor. K9 model ailesi için çok markalı üretim törenimizi de ekim ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. K0 projemizle birlikte Kuzey Amerika pazarı için 2027 yılı başında yeniden ihracata başlayacak olmamız da bu yeni dönemin en önemli adımlarından biri. Üretim gücümüzü artırırken kalite ve verimlilikte de Stellantis dünyasının en güçlü fabrikaları arasında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge ve mühendislik yetkinliklerimiz, ihracat kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın deneyimiyle ülkemiz için daha fazla değer yaratmaya devam edeceğiz. 7,5 milyonuncu aracımıza uzanan bu yolculukta emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, bayilerimize, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Yeni döneme ilişkin de açıklamalar yapan Cengiz Eroldu, “Stellantis Türkiye faaliyetlerinin Tofaş çatısı altında birleşmesiyle şirketimiz için yeni bir dönem, adeta Tofaş 2.0 başladı. Yeni model yatırımlarımız, artan üretim çeşitliliğimiz ve Bursa Fabrikamızın üretim merkezi olarak güçlenen rolüyle bu dönemi önemli bir büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Tofaş, Türkiye pazarındaki güçlü konumunun yanı sıra Stellantis için giderek daha önemli bir rol üstleniyor” diye konuştu. Tofaş’ın yeni dönemde büyüyen üretim rolünü kalite ve verimlilik göstergeleri de destekliyor. 7,5 milyonuncu aracın üretimi, böylece yalnızca Tofaş tarihindeki yeni bir üretim adedini değil; Murat 124 ile başlayan yarım asrı aşkın sanayi yolculuğunun, çok markalı üretim, yeni nesil hafif ticari araç projeleri, Kuzey Amerika’ya yeniden ihracat ve Bursa’nın Stellantis dünyasında büyüyen rolüyle devam eden yeni dönemini de simgeliyor.

Alparslan Bayraktar: Rusya’da nükleer mühendislik eğitimi alan 322 mühendis eğitimlerini tamamladı Haber

Alparslan Bayraktar: Rusya’da nükleer mühendislik eğitimi alan 322 mühendis eğitimlerini tamamladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Rusya Enerji Haftası kapsamında bulunduğu Moskova’da, Rusya’da nükleer mühendislik alanında yüksek lisans eğitimi gören Türk öğrencilerin temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşmede enerji politikaları, yeni nesil modüler reaktör projeleri ve Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedefleri ele alındı. 526 ÖĞRENCİDEN 322’Sİ GÖREV BAŞINDA Bakan Bayraktar, Türkiye’nin nükleer insan kaynağı yetiştirme programı kapsamında bugüne kadar Rusya’ya gönderilen 526 öğrenciden 322’sinin eğitimlerini tamamladığını ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmaya başladığını bildirdi. Önümüzdeki dönemde daha fazla gencin nükleer enerji alanında eğitim almak üzere yurt dışına gönderilmesinin planlandığını belirten Bayraktar, nitelikli insan kaynağının Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri açısından önemini vurguladı. SİNOP VE TRAKYA PROJELERİNDE DE GÖREV ALACAKLAR Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edinilen mühendislik, imalat ve işletme deneyiminin, Sinop ve Trakya’da planlanan nükleer santral projelerine aktarılmasının hedeflendiğini ifade eden Bayraktar, yetişmiş mühendislerin bu süreçte önemli rol üstleneceğini kaydetti. Bayraktar, eğitimlerini başarıyla tamamlayarak Türkiye’ye hizmet edecek gençlere başarılar diledi.

Ferdi Zeyrek’in ölümünde bilirkişi raporu: 4 kişi asli, 9 kişi tali kusurlu bulundu Haber

Ferdi Zeyrek’in ölümünde bilirkişi raporu: 4 kişi asli, 9 kişi tali kusurlu bulundu

Manisa'nın Yunusemre ilçesindeki evinde 6 Haziran akşamı elektrik akımına kapılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, tedavi gördüğü Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde 9 Haziran'da hayatını kaybetmişti. Zeyrek'in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu, 15 Eylül 2026'da tamamlandı. Manisa 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nin ara kararı doğrultusunda hazırlanan raporda, villa, havuz ve makine odasının projelendirilmesinden elektrik tesisatına, yapı denetiminden iş sağlığı ve güvenliğine kadar çok sayıda başlık incelendi. Havuzun orijinal projede bulunmadığı belirlendi Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden 2 elektrik mühendisi, 1 inşaat mühendisi, 1 makine mühendisi ve 1 iş güvenliği uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda, Zeyrek'in evinin bulunduğu parselde 7 ayrı yapı için ruhsat alındığı belirtildi. Ruhsatların hiçbirinde ortak kullanım alanlarında yüzme havuzuna yer verilmediği, olayın meydana geldiği havuz ile makine odasının da orijinal mimari projede bulunmadığı tespit edildi. 2020 yılında yapılan mimari tadilat başvurusunun ardından onaylanan projede “süs havuzları eklendi” ibaresinin bulunduğu, ancak havuzların derinliğine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği kaydedildi. Bilirkişi heyeti, bu eksikliğin havuzun “süs havuzu” niteliğinde olup olmadığının kişisel değerlendirmeye bırakılmasına neden olduğu görüşünü bildirdi. Havuz 1,60 metre derinliğinde Rapora göre olayın meydana geldiği havuz 4 metreye 8 metre ölçülerinde ve 1,60 metre derinliğindeydi. Havuzun sonradan yapıldığı, makine odasının da izinsiz ve projesiz şekilde inşa edildiği değerlendirmesine yer verildi. 2020 yılına ait fotoğraflarda, henüz onaylanmamış olan havuzun suyla dolu olduğunun görüldüğü belirtildi. Buna karşın denetim sürecinde havuzun mevcut durumunun tespit edilmediği kaydedildi. Elektrik tesisatında topraklama projesi bulunmadı Bilirkişi raporundaki en önemli teknik tespitlerden biri, havuz ve makine odasının elektrik tesisatı ile topraklama projesinin bulunmaması oldu. Raporda, havuz pompa motorları, metal merdiven ve diğer metal aksamların uygun şekilde topraklanması ve potansiyel dengeleme sistemiyle birbirine bağlanması gerektiği belirtildi. Ancak olayla bağlantılı havuz ve makine odasında standartlara uygun potansiyel dengeleme iletkenlerinin kullanıldığına veya topraklama projesi hazırlandığına ilişkin belge bulunmadığı ifade edildi. Raporda ayrıca havuzların elektrik tesisatını yapan N.B.'nin gerekli topraklama projesini hazırlamadığı ve onaylatmadığı belirtildi. Kaçak akım rölesi çalışmıyordu Raporda, makine odasındaki elektrik panosunda bulunan kaçak akım rölesinin arızalı olduğu tespitine de yer verildi. Video kayıtlarının incelenmesi sonucunda rölenin elle yapılan açma-kapama kontrolünde beklenen şekilde çalışmadığı belirtildi. Bilirkişi heyeti, rölenin Zeyrek'in maruz kaldığı kaçak akıma nasıl tepki verdiğinin bilimsel beklentilerin ötesinde, rastlantısal bir durum olduğunu değerlendirdi. Konut ve havuz panolarındaki üç fazlı aşırı akım kesicilerinin ise elektrik çarpmasına karşı koruma sağlamadığı, bunların aşırı akıma karşı kullanılan devre elemanları olduğu ifade edildi. Elektrik kaçağının pompa motorundan kaynaklandığı belirtildi Bilirkişi heyeti, elektrik kaçağının havuz pompa motoru üzerinden meydana geldiği sonucuna vardı. Raporda, motorun 2021 yılında bakımdan geçirildiği, bakım sırasında elektrik bağlantılarının bulunduğu kapağın açıldığı ancak su sızmasını önlemek için kullanılması gereken contaların sonrasında takılmadığı belirtildi. Kablo girişindeki rakor bağlantısının da gevşek bırakıldığı ifade edildi. Motorun 18 Nisan 2022'de yeniden tamir edildiği, bu işlem sonrasında su geçirmezlik izolasyonunun bozulduğu ve elektrik bağlantı kablolarına nem ile su girdiği değerlendirildi. Bunun sonucunda motor sargılarında izolasyon bozukluğu oluştuğu, elektrik verildiğinde ise sargılardan duman ve yanık kokusu geldiğinin olay yeri inceleme raporuna yansıdığı aktarıldı. Metal merdivende 67 volt gerilim ölçüldü Raporda, elektrik kaçağı nedeniyle makine odasına girişte kullanılan metal merdiven ile toprak arasında 67 volt gerilimölçüldüğü belirtildi. Uluslararası standartlarda 50 voltun üzerindeki gerilimlerin insan açısından tehlikeli kabul edildiğine dikkat çekilen raporda, olay günü makine odasının zemininde yaklaşık 15-20 santimetre su bulunduğu ve metal merdivenin topraklanmadığı kaydedildi. Bilirkişi heyetinin hesaplamalarına göre bazı senaryolarda insan üzerinden 203 miliamper ve 170 miliamper düzeyinde akım geçebileceği belirtildi. İnsan açısından tehlikeli akım sınırının 30 miliamper olarak kabul edildiği raporda, hesaplanan değerlerin çok yüksek olduğu ve ölümcül etki sınırına girdiği değerlendirildi. “Topraklama yapılsaydı gerilim 6 volt olacaktı” Bilirkişi heyeti, havuz ve makine odasının kurulumu sırasında metal merdivenin topraklanması ve potansiyel dengelemenin yapılması halinde elektrik kaçağının bulunduğu motor gövdesi ile temel topraklaması arasında çok düşük direnç oluşacağını belirtti. Bu senaryoya ilişkin hesaplamada insan üzerinde oluşacak gerilimin yaklaşık 6 volt seviyesinde kalacağı ve bunun tehlikeli kabul edilen 50 volt seviyesinin oldukça altında olacağı ifade edildi. Raporda, gerekli topraklama ve potansiyel dengeleme sistemleri kurulmuş olsaydı Ferdi Zeyrek'in hayati tehlike yaşamayacağı kanaatine varıldı. 4 kişi asli kusurlu bulundu Bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde N.B., H.A., M.G. ve H.İ. asli kusurlu olarak değerlendirildi. N.B.'nin havuz elektrik tesisatındaki topraklama ve proje eksikliklerinden, H.A.'nın motor tamiratı sonrasında su geçirmezlik izolasyonunun bozulmasından sorumlu olduğu değerlendirildi. M.G. izinsiz havuz ve makine odası ile denetim eksiklikleri, H.İ. ise motorun montajındaki kusurlar nedeniyle asli kusurlu bulundu. 9 kişi tali kusurlu değerlendirildi Raporda A.Ö., E.K., R.A., H.Ş., M.Ç., M.S., Ö.T., Y.Ö. ve A.S. ise tali kusurlu bulundu. Bu kişilere ilişkin kusur değerlendirmelerinde; havuzun onaylanmadan önce suyla dolu olduğunu gösteren fotoğrafların bulunmasına rağmen gerekli tespitlerin yapılmaması, havuz ve makine odasının denetimsiz şekilde yapılmasının önlenememesi ve mevcut durumun tespit edilmeden yapı kullanma izin belgesinin imzalanması gibi hususlar yer aldı. A.S.'nin ise tehlikeli durumu ev sahiplerine bildirmemesi nedeniyle tali kusurlu değerlendirildiği belirtildi. 3 kişi hakkında kusur bulunmadığı belirtildi Bilirkişi heyeti, M.E., H.A. ve H.E. hakkında ise olayın meydana gelmesinde kusur bulunmadığı kanaatine vardı. Elektrik dağıtım şirketi personeli M.E.'nin sorumluluğunun ilgili mevzuatla sınırlandırıldığı ve daha önce hazırlanan raporlarda da sorumluluğunun bulunmadığının değerlendirildiği belirtildi. Yunusemre Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü H.A. ile Yapı Belge Görevlisi H.E.'nin de görev ve yetkileri kapsamında gerekli imzaları attıkları, bina mahallini tetkik eden görevliler olmadıkları gerekçesiyle kusursuz değerlendirildikleri aktarıldı. Bilirkişi raporunda Ferdi Zeyrek de kusursuz bulundu Raporda, Ferdi Zeyrek'in de olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı açıkça belirtildi. Bilirkişi heyeti, mevzuat ve standartlarda kullanıcıların bu tür bir elektrik kaçağından sorumlu tutulduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığını belirtti. Zeyrek'in kendi evindeki havuzun makine odasında tehlikeli seviyede elektrik kaçağı olduğunu önceden öngörmesinin dosyadaki bilgiler ışığında mümkün olmadığı değerlendirildi. Raporda ayrıca havuz, makine odası ve tesisatın projelendirme, imalat ve denetim süreçlerine ilişkin resmi belgelerde Ferdi Zeyrek'in herhangi bir imza veya onayının bulunmadığı kaydedildi. Bilirkişi heyeti bu gerekçelerle Ferdi Zeyrek'in ölümüne neden olan olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı görüşüne vardı.

Selçuk Bayraktar: BAYKAR 40 ülkede faaliyet gösteriyoruz, 7 ülkede tesisimiz var Haber

Selçuk Bayraktar: BAYKAR 40 ülkede faaliyet gösteriyoruz, 7 ülkede tesisimiz var

TEKNOFEST Güneydoğu’nun son gününde Şanlıurfa’da konuşan BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin teknoloji alanındaki hedeflerine ilişkin mesajlar verdi. Bayraktar, BAYKAR’ın 40 ülkede faaliyet gösterdiğini, 7 ülkede tesislerinin bulunduğunu belirtirken, TEKNOFEST Güneydoğu’da 1,5 milyondan fazla ziyaretçiyle rekor kırıldığını açıkladı. “TEKNOFEST, karanlık dönemde umut oluyor” Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu’nun son gününde “İnsan ve Otonomi” paneline katılan Selçuk Bayraktar, Kültür ve Medeniyet Vakfı (KÜME) tarafından hazırlanan “Tecrübe Sergisi”ni de ziyaret etti. Bayraktar, kültür ve sanatın medeniyet anlayışındaki önemine dikkat çekerek, teknolojik gelişmelerin kültürel değerlerle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. TEKNOFEST’in, Türkiye’nin teknoloji alanında tam bağımsızlık hedefinin yanı sıra medeniyetin yeniden inşasına yönelik bir misyon taşıdığını ifade eden Bayraktar, etkinliğin tarihin önemli merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Bayraktar, dünyanın ve Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek TEKNOFEST’in gençler açısından umut kaynağı olduğunu dile getirdi. “BAYKAR 40 ülkede faaliyet gösteriyor” Panelin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bayraktar, TEKNOFEST yarışmalarına 97 ülkeden katılım olduğunu belirtti. Şanlıurfa’dan da gelecekte önemli başarılar beklediklerini ifade eden Bayraktar, gençlerin teknoloji alanındaki çalışmalarına dikkat çekti. BAYKAR’ın faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Bayraktar, şirketin 40 ülkede faaliyet gösterdiğini ve 7 ülkede tesislerinin bulunduğunu söyledi. Teknoloji geliştirme sürecinin uzun soluklu olduğunu vurgulayan Bayraktar, çok sayıda mühendislik probleminin çözülmesi gerektiğini belirterek kararlılık ve istikrarlı çalışmanın önemine dikkat çekti. Bayraktar, gençlere yönelik beklentilerinin yüksek olduğunu belirterek, yeni neslin “Acaba yapabilir miyiz?” anlayışından ziyade “Yaptık, daha iyisini yapabiliriz” özgüveniyle hareket ettiğini ifade etti. TEKNOFEST Güneydoğu’da 1,5 milyon ziyaretçi Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST Güneydoğu kapsamındaki etkinliklerde 1,5 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlayarak yeni bir rekora ulaştıklarını açıkladı. Şanlıurfa’nın etkinliğe yoğun ilgi gösterdiğini belirten Bayraktar, 5 gün boyunca alanın ziyaretçilerle dolduğunu söyledi. Şanlıurfa’da 1,3 milyon kişinin TEKNOFEST etkinliklerine katıldığını ifade eden Bayraktar, toplam ziyaretçi sayısının 1,5 milyonu aştığını kaydetti. Yapay zeka, tarım, robotik ve otonom sistemler başta olmak üzere farklı alanlarda gençlerin geliştirdiği projelerin geleceğe yönelik önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Bayraktar, TEKNOFEST’in yalnızca yarışmalardan ibaret olmadığını vurguladı. “Yapamazsınız diyenlere inat yaptık” Bayraktar, TEKNOFEST’in temel amaçlarından birinin gençlerin kendi fikirlerine ve yeteneklerine güvenmelerini sağlamak olduğunu söyledi. Teknoloji yarışmalarının gençlerin karşılaştıkları sorunlar karşısında pes etmemeleri için de önemli bir deneyim sunduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği başarıların özgüven oluşturduğunu ifade etti. “Yapamazsınız” diyenlere rağmen teknoloji geliştirmeye devam ettiklerini belirten Bayraktar, TEKNOFEST gençliğinin Türkiye’nin bağımsız geleceğinde önemli rol üstleneceğini söyledi. Bayraktar, gençlerin teknoloji üretirken ahlak, vicdan ve adalet değerlerini de gözetmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin geleceğine ilişkin hedeflerinde gençlerin belirleyici olacağını ifade etti. “TEKNOFEST gençliği Türkiye’nin tam bağımsız geleceğidir” Konuşmasının sonunda TEKNOFEST gençliğine yönelik mesaj veren Bayraktar, gençlerin başkalarının belirlediği sınırlarla yetinmemesi gerektiğini söyledi. Bayraktar, TEKNOFEST gençliğinin kendi hedeflerini belirleyen, zorluklar karşısında geri adım atmayan ve teknoloji alanında Türkiye’nin tam bağımsızlık hedefini ileri taşıyacak nesil olduğunu ifade etti. TEKNOFEST Güneydoğu, Şanlıurfa’da düzenlenen teknoloji yarışmaları, sergiler, hava gösterileri ve çeşitli etkinliklerin ardından sona erdi.

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye ziyareti kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nı ziyaret etti Haber

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye ziyareti kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nı ziyaret etti

Citroën CEO’su Xavier Chardon, Türkiye programı kapsamında Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nda incelemelerde bulundu. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu’nun ev sahipliğindeki ziyarette Chardon’a fabrikanın üretim altyapısı, mühendislik ve Ar-Ge yetkinlikleri ile yeni dönem projeleri hakkında bilgi verildi. Tofaş’ın Stellantis Türkiye entegrasyonunun ardından grubun Türkiye’deki önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri haline geldiği belirtilirken, Bursa Fabrikası’nın çok markalı üretim yapısı ve mühendislik kabiliyeti öne çıktı. Citroën’in Türkiye’deki üretimi genişliyor Ziyarette Citroën’in Türkiye pazarındaki performansı da gündeme geldi. Xavier Chardon, Türkiye’nin 2025 yılında Citroën’in dünya genelindeki ikinci büyük pazarı konumuna ulaştığını, 2026’nın ilk 8 ayında ise markanın yüzde 5,2’lik rekor pazar payını koruduğunu belirtti. Türkiye’nin Citroën için yalnızca önemli bir pazar olmadığını, üretim tarafındaki rolünün de genişlediğini vurgulayan Chardon, Tofaş’ta K0 projesi kapsamında Citroën Jumpy ve SpaceTourer üretiminin başladığını hatırlattı. SIRADA BERLİNGO VAR Citroën’in Bursa’daki üretim yapılanmasında sıradaki önemli adım ise Berlingo olacak. 30’uncu yılını kutlayan modelin kısa süre içerisinde Tofaş’ın Bursa Fabrikası’nda üretilmesinin planlandığı açıklandı. Türkiye’de bugüne kadar 150 binin üzerinde kullanıcıyla buluşan Berlingo’nun yerli üretime dahil edilmesi, Citroën’in Türkiye’deki üretim faaliyetlerinin genişlemesi açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu da Bursa Fabrikası’nın üretim gücü ve mühendislik yetkinliklerinin Stellantis dünyasındaki rolünü daha da güçlendireceğini belirterek, Jumpy ve SpaceTourer ile başlayan Citroën üretiminin Berlingo ile genişleyecek olmasının önemine dikkat çekti.

Karel IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı Haber

Karel IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Araç Teknolojilerini Tanıttı

Karel’in otomotiv teknolojileri alanındaki bağlı ortaklığı Daiichi Elektronik, IAA TRANSPORTATION 2026’da yeni nesil araç elektroniği çözümlerini uluslararası otomotiv sektörüyle buluşturdu. 45’ten fazla araç modelinde kullanılan ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan teknolojileriyle Daiichi, Hannover’de global araç üreticileriyle mevcut ve yeni projelere yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Karel’in otomotiv teknolojileri alanındaki bağlı ortaklığı Daiichi, 15–20 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA TRANSPORTATION 2026’ya katılarak yeni nesil araç elektroniği çözümlerini sergiledi. Türkiye’de geliştirdiği otomotiv elektroniği teknolojilerini global araç üreticilerinin projelerine taşıyan Daiichi; fuarda dijital kokpit sistemlerinden bağlantılı araç teknolojilerine, gövde elektroniğinden yeni nesil merkezi kontrol sistemlerine uzanan mühendislik yetkinliklerini sektör temsilcileriyle buluşturdu. Şirket, özellikle yazılım tanımlı araçlar (Software Defined Vehicle – SDV), dijital kokpit ve yeni nesil araç elektronik mimarilerindeki çözümleriyle global otomotiv projelerinde yeni iş birliği olanaklarını değerlendirdi. Otomobilin değişen elektronik mimarisine Türkiye’den mühendislik Otomotiv sektöründe yazılımın araç içindeki rolünün artması, bağlantılı mobilite ve merkezi elektronik mimarilere geçiş, araç elektroniğini mobilitenin temel teknoloji alanlarından biri haline getiriyor. Daiichi bu dönüşüme; donanım ve yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu, test ve doğrulama yetkinliklerini aynı yapı içerisinde bir araya getiren mühendislik yaklaşımıyla yanıt veriyor. Şirket; IVI, gösterge paneli (cluster), DCU, HPC ve ekran çözümlerini kapsayan kokpit elektroniğinin yanı sıra gövde kontrol üniteleri, ECU, kamera ve ses sistemleri ile bağlantılı araç teknolojileri (TCU) geliştiriyor ve üretiyor. Binek ve ticari araçlar için geliştirilen bu çözümler, global araç üreticilerinin ihtiyaçlarına göre tasarlanarak seri üretime taşınıyor. Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da özellikle yeni nesil ticari araçların dönüşümünde öne çıkan yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı mobilite, dijital kokpit ve merkezi kontrol sistemlerindeki mühendislik kabiliyetlerini global sektör temsilcileriyle paylaşırken, mevcut müşterileri ve potansiyel iş ortaklarıyla yeni projelere yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. 45’ten fazla araç modelinde, 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan teknoloji Daiichi’nin paylaştığı güncel verilere göre şirketin geliştirdiği teknolojiler bugün 45’ten fazla araç modelinde kullanılıyor ve dünya genelinde 20 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşıyor. Türkiye’deki Ar-Ge ve mühendislik kabiliyetini uluslararası otomotiv projelerine taşıyan Daiichi, Karel’in teknoloji ve üretim yetkinlikleri ile Doğan Holding ekosisteminin sağladığı güçle global otomotiv sektöründeki faaliyetlerini geliştiriyor. Daiichi Elektronik Genel Müdürü Ömer Tunç Akdeniz, IAA TRANSPORTATION 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv sektörü, yazılım tanımlı araçlardan bağlantılı mobiliteye ve merkezi elektronik mimarilere uzanan önemli bir teknoloji dönüşümünden geçiyor. Daiichi olarak bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu donanım ve yazılım teknolojilerini Türkiye’de geliştiriyor ve global araç üreticilerinin projelerine taşıyoruz. Bugün çözümlerimiz 45’ten fazla araç modelinde yer alıyor ve 20 milyonu aşkın kullanıcının mobilite deneyiminin bir parçası. IAA TRANSPORTATION’da mevcut müşterilerimizle yeni projeleri değerlendirme ve mühendislik kabiliyetimizi yeni iş birlikleriyle buluşturma fırsatı yakaladık. Karel’in teknoloji ve üretim kabiliyetleri, Daiichi’nin otomotiv elektroniğindeki uzmanlığı ve Doğan Holding’in sağladığı güçlü ekosistemle; dijital kokpit, yazılım tanımlı araçlar ve merkezi kontrol sistemlerinde global ölçekte daha fazla projede yer almayı hedefliyoruz.” Daiichi, IAA TRANSPORTATION 2026’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, global araç üreticileriyle yeni projeler geliştirmeye ve Türkiye’deki mühendislik yetkinliğini uluslararası otomotiv projelerine taşımaya devam edecek. Karel Hakkında Karel, 1986 yılında Türkiye’de kurulan ve bugün 4 bine yakın çalışanıyla müşterilerin ihtiyaçlarına göre farklı ürün ve çözümler tasarlayan, geliştiren ve üreten lider bir teknoloji şirketidir. İletişim Teknolojileri, Savunma Teknolojileri, Saha Operasyonları, Otomotiv Teknolojileri ve Elektronik Üretim olmak üzere beş farklı teknoloji alanında, dünya ölçeğinde yüksek kalite ve teknoloji standartlarında üretim ve satış faaliyetleri yürütmektedir. Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan 35.000 m² alana yayılan üretim merkeziyle Karel, Türkiye’nin önde gelen elektronik üretim merkezlerinden birine sahiptir. Şirket, güçlü üretim altyapısını; Ar-Ge yetkinliği, mühendislik deneyimi ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle desteklemektedir. 2006 yılında halka açılan şirkete 2022 yılında Doğan Holding ortak olmuştur. Şirket, Borsa İstanbul’da KAREL koduyla işlem görmektedir.

Türkiye’nin Ay yolculuğunda kritik aşama: Milli uzay aracı test merkezine gönderildi Haber

Türkiye’nin Ay yolculuğunda kritik aşama: Milli uzay aracı test merkezine gönderildi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gerekli koşulların oluşması halinde Türkiye’nin Ay Uzay Aracı’nı 2027 yılının ilk aylarında uzaya göndermeyi hedeflediğini açıkladı. Ay Uzay Aracı test sürecine girdi Ay Araştırma Programı kapsamında yürütülen çalışmaların geldiği son noktayı açıklayan Kacır, uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetlerinin tamamlandığını bildirdi. Araç, bundan sonraki aşamada fırlatma sırasında ve uzay ortamında karşılaşabileceği zorlu şartlara dayanıklılığının ölçülmesi amacıyla çevresel testlerden geçirilecek. Testlerin TUSAŞ bünyesindeki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projenin 2022 yılının başında başlatıldığını belirten Kacır, Ay Araştırma Programı’nda yaklaşık yüzde 77 seviyesinde tamamlanma sağlandığını ifade etti. Türkiye Ay görevi gerçekleştiren 9’uncu ülke olmayı hedefliyor Kacır, bugüne kadar 8 ülkenin Ay görevi gerçekleştirdiğini belirterek, Türkiye’nin kendi mühendislik ve teknoloji altyapısıyla geliştirdiği araçla bu alanda 9’uncu ülke olmayı hedeflediğini söyledi. Planlamaya göre Ay Uzay Aracı, 2027’nin ilk aylarında fırlatıldıktan sonra yaklaşık iki aylık yolculuğun ardından Ay yüzeyinden 100 kilometre yükseklikteki kutupsal ve dairesel görev yörüngesine ulaşacak. Uzay aracının bu yörüngede en az üç ay boyunca faaliyet göstermesi planlanıyor. Görev performansına bağlı olarak operasyon süresinin 1,5 yıla kadar uzatılabileceği belirtiliyor. Ay’da hangi araştırmalar yapılacak? Türkiye’nin ilk Ay görevinde çeşitli bilimsel araştırmalar yürütülmesi planlanıyor. Görev kapsamında; Güneş rüzgarlarının Ay yüzeyiyle etkileşimi, Ay yüzeyindeki suyun oluşum mekanizmaları, Ay’ın manyetik alanları, Ay yüzeyinin ısıl özellikleri üzerinde çalışmalar yapılacak. Ayrıca Türkiye’de geliştirilen bilimsel ekipmanlarla Ay’daki radyasyon ortamına ilişkin ölçümler gerçekleştirilecek. Bilimsel görev tamamlandıktan sonra uzay aracının kontrollü yavaşlatma manevralarıyla Ay yüzeyine ulaştırılması hedefleniyor. Bu aşamada Türkiye tarafından geliştirilen Hibrit İtki Sistemi de görev yapacak. Uzay aracında yüzde 80’in üzerinde yerlilik Yaklaşık 3,5 ton ağırlığındaki Ay Uzay Aracı’nın yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirildiği açıklandı. Projede, Türkiye’nin daha önceki uydu çalışmalarında kazandığı mühendislik deneyimlerinden yararlanıldı. İMECE ve TÜRKSAT 6A projelerinde geliştirilen uçuş bilgisayarı, haberleşme, güç, ısıl kontrol ve yörünge operasyonları gibi kritik kabiliyetlerin Ay aracına da aktarıldığı belirtildi. Kacır ayrıca Türkiye’nin uydu teknolojilerinde geliştirdiği altyapının yeni nesil uzay projelerine temel oluşturduğunu belirterek, daha önce elde edilen mühendislik kazanımlarının Ay göreviyle derin uzay çalışmalarına taşındığını ifade etti. Fırlatma için Kennedy Uzay Üssü kullanılacak TUSAŞ’taki çevresel testlerin tamamlanmasının ardından Ay Uzay Aracı’nın, TÜBİTAK UZAY’ın ODTÜ yerleşkesinde yapımı süren temiz oda ve entegrasyon tesisine götürülmesi planlanıyor. Buradaki nihai kontrollerin ardından aracın fırlatma hazırlıkları için ABD’deki Kennedy Uzay Üssü’ne gönderilmesihedefleniyor. Kacır, hava, saha ve yörünge koşullarının uygun olması halinde Ay Uzay Aracı’nın 2027 yılının ilk aylarında uzaya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Türkiye’nin ilk derin uzay görevi olması planlanan Ay Araştırma Programı, ülkenin uzay teknolojilerinde geliştirdiği yerli mühendislik kapasitesinin daha ileri görevlerde kullanılmasına yönelik önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.

HAVELSAN ve Mısır arasında HAMZA-1 anlaşması: İHA satışında yeni dönem Haber

HAVELSAN ve Mısır arasında HAMZA-1 anlaşması: İHA satışında yeni dönem

Anlaşma, HAVELSAN ile AOI arasında daha önce imzalanan ve dikey kalkış ve iniş kabiliyetine sahip insansız hava araçlarının Mısır’da ortak üretimini öngören iş birliğinin devamı niteliğini taşıyor. HAMZA-1 ortak üretim sürecinin ardından satış aşamasına geçti HAVELSAN ile AOI arasındaki iş birliği kapsamında geliştirilen HAMZA-1, otonom sistemler alanındaki teknolojik birikimin Mısır’daki yerel üretim imkanlarıyla bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. İki kuruluşun Ağustos 2025'te imzaladığı stratejik anlaşma sonrasında çalışmalar hız kazanırken, HAMZA-1 ilk kez Aralık 2025'te Kahire'de düzenlenen EDEX 2025 Savunma Fuarı'nda kamuoyuna tanıtıldı. Platform, AOI standında sergilenerek Türkiye-Mısır savunma sanayisi iş birliğinin öne çıkan ürünlerinden biri oldu. HAMZA-1'in, HAVELSAN'ın BAHA platformu üzerinden geliştirdiği dikey kalkış ve iniş yapabilen insansız hava aracı teknolojisinin Mısır'ın ihtiyaçlarına göre uyarlanmasıyla ortaya çıktığı bildiriliyor. HAVELSAN'ın otonom sistemlerdeki deneyimi Mısır'a taşınıyor HAMZA-1 projesi, HAVELSAN'ın insansız hava, kara ve deniz platformlarının yanı sıra yapay zeka, otonomi ve komuta-kontrol alanlarında geliştirdiği teknolojilerin uluslararası ortaklıklarla kullanılmasına örnek oluşturuyor. İş birliği kapsamında HAVELSAN'ın mühendislik ve yazılım kabiliyetleri, AOI'nin Mısır'daki üretim altyapısıyla birleştiriliyor. Daha önceki üretim planlarında HAMZA-1'in gövdesinin Mısır'da imal edilmesi ve son entegrasyon işlemlerinin de ülkede gerçekleştirilmesi öngörülmüştü. Bu modelle iki ülke arasında yalnızca ürün tedarikine dayalı bir ilişki yerine, ortak üretim ve yerelleştirme odaklı bir savunma sanayisi iş birliği oluşturulması hedefleniyor. HAMZA-1 için teslimat süreci başlayacak El Alamein'de imzalanan satış anlaşmasıyla birlikte HAMZA-1 programı, ortak geliştirme ve üretim aşamalarının ardından ticari bir boyut kazandı. Anlaşma kapsamında insansız hava araçlarının önümüzdeki dönemde Mısır'a teslim edilmesi bekleniyor. HAMZA-1 projesi, Türkiye ile Mısır arasındaki savunma sanayisi ilişkilerinde son dönemde yaşanan gelişmelerin de yeni bir örneğini oluşturuyor. İki ülkenin ortak üretim modeliyle geliştirdiği insansız sistemlerin, ilerleyen süreçte bölgesel pazarlara sunulması da iş birliğinin olası sonuçları arasında değerlendiriliyor.

Karabağ’da YÖK'ten yeni akademik iş birliği Haber

Karabağ’da YÖK'ten yeni akademik iş birliği

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yükseköğretim iş birliğinde yeni bir döneme girildiğini açıkladı. ANKARA (İGFA) - YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yükseköğretimde küresel ölçekte güç kazandığını belirterek, başta gönül coğrafyası olmak üzere birçok ülkede ortak üniversiteler, akademik birimler ve programlar hayata geçirildiğini söyledi. Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi modeliyle başlayan sürecin ardından, yükseköğretim iş birliğinin şimdi de Karabağ’a taşındığını ifade eden Özvar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ), Karabağ Üniversitesi çatısı altında mühendislik ağırlıklı akademik birimler kuracağını duyurdu. Bu adımın, İTÜ’nün mühendislik alanındaki köklü birikimini Karabağ Üniversitesi’nin eğitim ve araştırma kapasitesiyle buluşturacağı vurgulandı. “KARABAĞ’DA BİLİM VE TEKNOLOJİYLE KATKI SUNACAĞIZ” Karabağ Üniversitesi’nin, Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan topraklarında bağımsızlığın, geleceğin ve kültürel dirilişin simgelerinden biri olduğunu belirten Özvar, bu coğrafyanın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunmayı çok önemli bulduklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.