Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Muhalefet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üç Partinin Meclis Buluşması: Seçim İttifakı Sinyali Geldi Haber

Üç Partinin Meclis Buluşması: Seçim İttifakı Sinyali Geldi

Babacan, Arıkan ve Erbakan Meclis’te buluştu Çerçeve yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan bir araya geldi. Muhalefet kulisinde gerçekleşen buluşmada üç lider birlikte akşam yemeği yedi. Yemek sonrasında görüşme çay ve kahve sohbetiyle devam etti. Ali Babacan, buluşmanın ardından yaptığı değerlendirmede üç partinin Türkiye'nin sorunlarının çözümü konusunda çalışma yürüttüğünü belirterek, “Türkiye’yi seven, bu güzel ülke için çalışan, bir an önce sorunlarını çözsün, hak ettiği standartlara ulaşsın diye çabalayan siyasi partileriz” ifadelerini kullandı. Arıkan: Sürece şartlı “evet” dedik Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, görüşmede Türkiye'nin gündemindeki siyasi gelişmelerin yanı sıra yürütülen sürecin de değerlendirildiğini söyledi. Arıkan, Saadet Partisi olarak terörün sona ermesi ve Türkiye'de kan dökülmemesi konusunda geçmişten bu yana olumlu bir tutum sergilediklerini belirtti. Ancak sürecin yalnızca tek bir başlık üzerinden yürütülmesini eleştiren Arıkan, daha geniş kapsamlı bir toplumsal mutabakat gerektiğini savundu. Arıkan, iktidarın geçmişteki uygulamalarından dolayı bazı soru işaretleri taşıdıklarını belirterek, buna rağmen kutuplaşma yerine çözüm odaklı bir yaklaşımı tercih ettiklerini ve sürece “şartlı evet” dediklerini ifade etti. Erbakan'dan dikkat çeken ittifak açıklaması Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ise üç parti arasındaki görüşmelerin fikir alışverişi ve istişare açısından önemli olduğunu söyledi. Erbakan, Türkiye'nin mevcut sorunlardan kurtulması ve “yaşanabilir bir Türkiye” hedefi doğrultusunda iktidar değişimine ihtiyaç olduğunu düşündüklerini belirtti. Üç parti arasında seçim ittifakı yapılıp yapılmayacağı yönündeki soruya ise Erbakan'ın verdiği yanıt dikkat çekti. Erbakan, siyasi partiler arasındaki fikir alışverişinin ve ilişkilerin güçlü şekilde devam etmesi gerektiğini belirterek, “Gerekirse birtakım somut adımlar atmamız gerekebilir” dedi. Bu açıklama, DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi arasında ilerleyen süreçte daha kapsamlı bir siyasi iş birliği ihtimalinin gündemde olabileceği şeklinde değerlendirildi. Arıkan: Yeni yol arkadaşlarımızın sayısını artıracağız Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da seçim ittifakı konusunda kapıyı tamamen kapatmadı. Arıkan, Türkiye'deki seçim sistemine ve siyasi dengelere dikkat çekerek, iktidar olma hedefi doğrultusunda çalışmalar yürütmeleri gerektiğini söyledi. Üç parti arasındaki istişarelerin yoğunlaştırılacağını belirten Arıkan, “Aramıza katılacak yeni yol arkadaşlarımızın sayısını çoğaltmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı. Üç parti arasında yeni dönem mi başlıyor? Babacan, Arıkan ve Erbakan'ın TBMM'deki buluşması, muhalefet cephesindeki olası siyasi iş birlikleri açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. Tarafların açıklamalarında henüz resmen kurulmuş bir seçim ittifakından söz edilmezken, özellikle Erbakan'ın “somut adımlar” vurgusu ve Arıkan'ın yeni yol arkadaşlarına ilişkin açıklaması, üç parti arasındaki temasların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşabileceğine işaret etti. Parti liderlerinin önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği görüşmelerin, olası seçim iş birliklerinin kapsamı ve niteliği açısından belirleyici olması bekleniyor.

Kosova Meclisi’nde Gerilim! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto Haber

Kosova Meclisi’nde Gerilim! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto

Kosova Meclisi’nde yeni Meclis Başkanı seçimi için düzenlenen oturum, muhalefet milletvekilinin Başbakan Albin Kurti’yi yumurta atarak protesto etmesiyle yarıda kaldı. Yaşanan gerginliğin ardından oturum ertelendi. Kosova’da siyasi kriz Meclis çatısı altında da etkisini göstermeye devam ediyor. 7 Haziran’da gerçekleştirilen erken genel seçimlerin sonuçlarının kesinleşmesinin ardından yeni Meclis Başkanı ve yardımcılarının belirlenmesi amacıyla Genel Kurul toplandı. Oturumda Başbakan ve Kendin Karar Al (Vetevendosje) Hareketi Genel Başkanı Albin Kurti’nin yaptığı konuşma sırasında tansiyon yükseldi. Muhalefetten Kurti’ye sert tepki Seçimlerden birinci parti olarak çıkan Vetevendosje’nin lideri Kurti, Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada hükümet kurumlarının oluşturulması için diğer siyasi partilerle görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Kurti’nin yeni Meclis Başkanı adayını sunmaması ve siyasi partilerle görüşmeler için daha fazla süre istemesi muhalefetin tepkisini çekti. Muhalefet partileri, Kurti’nin tutumunun anayasal sürece aykırı olduğunu savunarak hükümeti eleştirdi. Milletvekili yumurtaları Kurti’ye fırlattı Gerilimin yükseldiği sırada Kosova’nın Geleceği İçin İttifak (AAK) Milletvekili Time Kadrijaj, kürsüye gelerek çantasından çıkardığı yumurtaları Başbakan Albin Kurti’ye doğru fırlattı. Yumurtalı protestonun ardından Meclis salonunda milletvekilleri arasında kısa süreli arbede ve gerginlik yaşandı. Yaşanan olay nedeniyle yeni Meclis Başkanı seçiminin yapılması amacıyla gerçekleştirilen oturuma ara verildi ve toplantı ertelendi. Kurti: Bedel ödemeye hazırım Başbakan Albin Kurti, kendisine yönelik yumurtalı protestonun ardından yaptığı değerlendirmede, diğer siyasi partilerle görüşebilmek için bunun ödenmesi gereken bir bedel olması halinde söz konusu bedeli ödemeye hazır olduğunu ifade etti. Kosova’da yeni hükümetin ve Meclis yönetiminin oluşturulmasına ilişkin siyasi belirsizlik sürerken, partiler arasındaki görüşmelerin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor. Kosova 18 ayda üçüncü kez sandığa gitti Ülkedeki siyasi kriz son dönemde art arda seçimlerin yapılmasına neden oldu. Kosova’da 9 Şubat 2025’te genel seçim gerçekleştirildi. Ardından siyasi gelişmeler nedeniyle 28 Aralık 2025’te erken genel seçime gidildi. Albin Kurti liderliğindeki hükümet, 11 Şubat’ta Meclis’ten güvenoyu aldı. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin görev süresinin sona ermesinin ardından yaşanan siyasi süreçte de yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi konusunda sorunlar ortaya çıktı. Kosova Meclisi, anayasal süre içerisinde yeni cumhurbaşkanını seçememesi üzerine 29 Nisan’da feshedildi. Bunun ardından ülkede 7 Haziran’da yeniden erken genel seçim yapıldı. Ancak seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis’te de yönetimin belirlenmesi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı. Kosova Meclisi’nin yeni cumhurbaşkanını belirleyememesi halinde ülkede yeniden erken genel seçime gidilmesi ihtimali bulunuyor.

Suat Kılıç’tan “çerçeve yasa” eleştirisi: “Belirsizliğe imza atmamız mümkün değil” Haber

Suat Kılıç’tan “çerçeve yasa” eleştirisi: “Belirsizliğe imza atmamız mümkün değil”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Kağıthane İlçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen MYK toplantısı sırasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıç’ın açıklamalarında en önemli başlık, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreç kapsamında TBMM’ye getirilmesi beklenen çerçeve yasa teklifi oldu. Teklifin içeriğinin kamuoyundan gizlendiğini öne süren Kılıç, yalnızca sürecin taraflarının yasa hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia etti. “Milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor” Çerçeve yasa teklifine ilişkin eleştirilerini sürdüren Suat Kılıç, Meclis’te imzaya açılan metnin içeriğinin belirsiz olduğunu savundu. Kılıç açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “‘Yasa’ diyoruz ama çerçeve var, yasa yok. İktidarın Meclis gruplarında çerçeve için imza açıldı. Sayın milletvekilleri şimdilik boş kâğıda imza atıyor. Bu imzalar, teklifin komisyona sevkinde kullanılacak.” Kılıç, milletvekillerinin ve kamuoyunun teklifin detaylarını bilmediğini öne sürerek, “Milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor, millet de neye imza atıldığını bilmiyor” dedi. “Çerçeve var ama içi boş” Sürecin şeffaf yürütülmediğini savunan Kılıç, muhalefet partilerinin de teklifin içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Kılıç şöyle konuştu: “Çözüm süreci var, çerçevesi var ama yasası yok. Millet bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor. Ancak DEM Parti biliyor, Abdullah Öcalan biliyor ama biz bilmiyoruz. Meclis’teki muhalefet partileri bilmiyor.” Çerçeve metninin içeriğinin açıklanması gerektiğini belirten Kılıç, “Altına imza atılan, duvara asılan bu çerçevenin içi boştur. Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir” ifadelerini kullandı. “Milletin desteği için referandum yapılmalı” Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, söz konusu düzenlemenin referanduma götürülmesi gerektiğini de dile getirdi. Kılıç, hem muhalefetin hem de vatandaşların bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Hem çerçeve hem de yasa hakkında millet ve muhalefet acilen bilgilendirilmelidir. Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın ilk günden itibaren ifade ettiği üzere bu yasa, anayasa değişikliklerinde olduğu gibi referanduma götürülmeli ve aziz milletimizin desteği istenmelidir.” TBMM’ye sunulması beklenen çerçeve yasa teklifinin detayları ve Meclis’teki görüşme süreci önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki ilk grup toplantısı Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki ilk grup toplantısı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasında partisinin kuruluş sürecini, siyasi hedeflerini ve yeni örgütlenme modelini anlattı. Kendilerini "iktidara yürüyen kadrolar" olarak tanımlayan Özel, "Kontrollü muhalefet olmayı, mağlubiyeti ve kendine çizilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiklerini" söyledi. "YENİ PARTİ'Yİ İKTİDAR OLSUN DİYE KURDUK" Konuşmasında kuruluş sürecine değinen Özel, vatandaşlarla yapılan görüşmelerin ardından yeni bir siyasi yol açma kararı aldıklarını belirtti. "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık" diyen Özel, "YENİ Parti'yi iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. Partinin kuruluş talimatını, adını ve bütçesini milletin belirlediğini savunan Özel, YENİ Parti'nin "tabanda kurulan, milletle birlikte hareket eden bir siyasi yapı" olacağını dile getirdi. Özel, partinin örgütlenme modelinde değişikliğe gideceklerini belirterek, mahalle ve ilçe meclislerinin siyasetin temel unsuru olacağını söyledi. Üyelerin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli siyasi karar süreçlerine dahil olacağını ifade eden Özel, 81 ilde il meclislerinin kurulacağını, politikaların bu yapılar üzerinden şekillendirileceğini kaydetti. Kadınlar, gençler, işçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin politika üretiminde aktif rol alacağını belirten Özel, "Yeni üyelerin siyasetin içinde kendini bulacağı dinamik bir model" hedeflediklerini söyledi. YENİ Partimizin ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/E1ImZjXHoN — Özgür Özel (@eczozgurozel) August 4, 2026 CHP'DEN İSTİFALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasında CHP'den istifa eden kişi sayısına ilişkin de açıklamalarda bulundu. 700 binin üzerinde istifadan haberdar olduklarını belirten Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerinden de yeni partiye katılım çağrısı aldıklarını ifade etti. Özel, farklı siyasi görüşlere sahip demokratları da YENİ Parti çatısı altında siyaset yapmaya davet etti. Partiye katılacak vatandaşların ilk kurultaya kadar "siyasi kurucular" olarak değerlendirileceğini söyleyen Özel, vatandaşları parti çalışmalarına katılmaya çağırdı. Özel, konuşmasının sonunda yeni siyasetin; demokrasi, katılım ve ortak gelecek hedefleri üzerine kurulacağını belirterek, "Yeni ve demokratik bir Türkiye geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz." mesajını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul çarpık ve sağlıksız kentleşmenin yoğun olduğu bir şehrimizdir. İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmek, siyasetten öte hepimiz için bir millî güvenlik sorunudur Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul çarpık ve sağlıksız kentleşmenin yoğun olduğu bir şehrimizdir. İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmek, siyasetten öte hepimiz için bir millî güvenlik sorunudur

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Programı’na katıldı. İl Danışma Meclisi'nin ülkeye, millete ve şehre hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini bir araya getiren AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve ekibine teşekkür etti. Kuruluşundan itibaren İl Başkanlığı bünyesinde büyük Türkiye mücadelesine, güçlü Türkiye davasına omuz vermiş tüm yol arkadaşlarını, yöneticileri şükranla andığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ahirete irtihal etmiş kardeşlerine Allah'tan rahmet niyaz etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul İl Teşkilatı'nın, İstanbul'daki belediyelerin, meclis üyelerinin, kadın ve gençlik kollarının tam bir adanmışlık içinde, bir bayrak yarışı anlayışıyla şehre ve davaya hizmet etmeyi sürdürdüğünü ifade ederek, "Gönüller kazanmak, gönüller yapmak için çıktığımız bu kutlu yolculukta üye sayımızı artırarak, büyüyerek, güçlenerek yola devam ediyoruz. Mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı hatta site site çalışarak Türkiye Yüzyılı'nı milletimizle birlikte inşa ediyoruz" diye konuştu. Şehirleşmenin artmasıyla birlikte "Her site bir teşkilat" anlayışıyla komşuluk hukukunu güçlendiren, gönüllere dokunan yeni nesil teşkilatçılık modellerinden birini ilk etapta İstanbul'da hayata geçirmeye başladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Ak saçlılarımızın tecrübesiyle gençlerimizin dinamizmini harmanladığımız bu güzel faaliyetlerimizin yansımalarına bizzat şahit oluyoruz. Partimize yönelik teveccüh artmaya devam ediyor. AK Parti, Türk siyasetinin çekim merkezi, cazibe merkezi olma vasfını daha da güçlendiriyor. Özellikle yeni üye seferberliğimizin başta İstanbul olmak üzere ülkemiz genelinde teşkilatlarımıza yepyeni heyecan kazandırdığını görüyoruz. Üye sayısı itibarıyla Türkiye'nin açık ara birinci partisiyiz. Geçen ay açıklanan verilere göre, üye sayımız 11 milyon 710 bine ulaştı. Son 6 ayda 166 bin 612 kardeşimizi saflarımıza dâhil ettik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin İstanbul teşkilatının üye seferberliğinde adeta lokomotif olduğunu söyledi. Son 15 ayda sadece İstanbul'da AK Parti'ye 253 bin yeni üye kazandırdıklarını, böylece İstanbul'daki üye sayısını 2 milyon 198 bine çıkardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en fazla yeni üye kazandıran ilçelerin sırasıyla Beyoğlu, Ataşehir, Kartal, Fatih ve Zeytinburnu olduğunu açıkladı. "Durmak yok, yola devam" sloganını yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan 253 bin yeni üyeye "hoş geldiniz" diyerek teşkilata katılımlarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu üyelerin partiye kazandırılmasında emeği geçen teşkilat mensuplarına da teşekkür etti. “HİÇBİR AYRIM YAPMADAN HER BİR VATANDAŞIMIZI AYNI MUHABBETLE BAĞRIMIZA BASIYORUZ” Üye seferberliğinde 39 ilçe arasında ilk beşe giren ilçe teşkilatlarını kutlayan, başarılarının katlanarak sürmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma sizler gibi gayretli, sizin gibi inanmış yol arkadaşları bahşettiği için Rabbime her zaman hamdettiğimi burada bir kere daha ifade ediyorum" diye konuştu. Sadece üye sayısı bakımından değil, toplumsal temsil açısından da ülkenin en büyük siyasi hareketi olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "86 milyonun tamamına aynı nazarla bakıyor, hiçbir ayrım yapmadan her bir vatandaşımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Onun için 'AK Parti bir Türkiye kitabıdır' diyoruz. Onun için burada herkese bir sayfa var, herkesin hikâyesine yer var diyoruz. Bundan 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken siyasetimizi işte bu temel ilkeler üzerine bina ettik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 25 yıldır bu ilkeler istikametinde siyaset yaptıklarını vurgulayarak, "Bilinmesini isterim ki AK Parti'nin cümle kapısı millete sevdalı olan, millete hizmet aşkıyla yanan herkese sonuna kadar açıktır. Bu çatının altında Türkiye merkezli siyaset yapmak, Türkiye'ye hizmet etmek isteyen her bir insanımıza yer vardır. Türkiye Yüzyılı hedefine giden yolda ilkelerimizi benimseyen herkesle partimizin çatısı altında bir olmak, beraber olmaktan, birlikte omuz omuza yol yürümekten biz sadece şeref duyarız, bahtiyarlık duyarız. Yolunu ayırana uğurlar olsun dediğimiz gibi, yolumuza ve kolumuza girene de hoş geldin der, bağrımıza basar, Allah izin verirse mezara kadar da onlarla yol arkadaşlığı yaparız" sözlerini sarf etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti'nin 25. yıl dönümünü 14 Ağustos'ta Ankara'da coşkulu bir mitingle kutlayacaklarını bildirerek, şunları kaydetti: "Şanla, şerefle, milletimize hizmetle geçirdiğimiz bu 25 yıla baktığımızda gördüğümüz şudur değerli kardeşlerim, AK Parti yıldan yıla büyüyen, güçlenen, büyüdükçe ve güçlendikçe de tıpkı bir yıldız gibi Türk siyasetinde parlayan bir partidir. AK Parti kendisiyle birlikte Türkiye'yi de büyüten, Türkiye'nin itibarını tüm dünyada yükselten, Türkiye'nin gücüne güç katan bir partidir. AK Parti aynı zamanda Türkiye'de siyasete kalite kazandıran, siyasetin sadece pratiğini değil, paradigmasını da dönüştüren devrimci bir partidir. Kim ne derse desin, kim hangi ham hayali kurarsa kursun, AK Parti budur, AK Parti'nin farkı budur, siyasal vizyonu budur. Ahlaki üstünlük de, psikolojik üstünlük de işte burada, bu çatı altındadır." Bugünkü programda AK Parti ailesine katılan belediye başkanlarına ve meclis üyelerine "Hoş geldiniz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilçelerine hizmet çabalarında her zaman yanlarında olacaklarını anlattı. “GÜNDEMİMİZDE, TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİYLE ÜLKEMİZİN YARIM ASIRLIK SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMA GAYRETİ VAR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aziz kardeşlerim, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, AK Parti ve Cumhur İttifakı'na yönelik artan ilginin sırrını çözmek için öyle detaylı analizlere, beyin fırtınalarına gerek yok. Yalnızca son günlerde muhalefet cephesinde yaşanan tartışmalara ve bunların niteliğine bakmak bile bunu anlamak için kâfidir. Bizim gündemimizle onların gündemi arasında dağlar kadar fark var. Biz etrafımızdaki çatışmalardan Türkiye'yi uzakta tutmanın mücadelesini verirken onlar kendi ilçelerinde kavga ediyor, birbirleriyle çatışıyor. Biz ülkemizin küresel ölçekte itibarını daha da yükseltmenin peşinde koşarken onlar Ankara'da sonu gelmez siyasi çekişmelerle uğraşıyor. Biz Gazze'den Lübnan'a, Somali'den Sudan'a nerede bir sıkıntı varsa onu çözmeye çalışırken onlar kendi sorunlarına bile çözüm bulamıyor. Biz plan üretirken, proje üretirken, milletimizin derdine çare üretirken onlar sadece ve sadece gerilim, çatışma, hakaret ve polemik üretiyor." Kendi gündemlerinde Körfez'le Avrupa'yı Türkiye üzerinden ticari olarak birbirine bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eskisi ve yenisiyle onların gündeminde ise kimin figüran, kimin proje, kimin hain olduğunu tespit etmek var. Bizim gündemimizde, Terörsüz Türkiye süreciyle ülkemizin yarım asırlık sorunlarına çözüm bulma gayreti var. Yine eskisi ve yenisiyle onların gündeminde internet hesaplarını, il ilçe başkanlığı binalarını bölüşmek var" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemiz belki de son asrın en büyük krizlerinden birini yaşıyor ama bu bizim muhalefetin umurunda bile değil. Lafa gelince ülkeyi yönetmeye talipler ama gündemlerinde Türkiye yok. Ne ekonomide ne şehircilikte ne dış politikada ne de iç siyasette bize ve millete faydası olacak, bizim ufkumuzu açacak hiçbir önerileri yok. Biz ise tüm bu zorlu konjonktüre rağmen Türkiye'yi kalkınma rotasında tutuyor, insanımızın sıkıntılarına çare bulmaya gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un trafiğin yanı sıra en önemli sorunlarından birisinin kentsel dönüşüm meselesi olduğunu söyledi. İstanbul'un çarpık ve sağlıksız kentleşmenin yoğun olduğu bir şehir olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul'un yapı stokunu güçlendirmek, siyasetten öte, hepimiz için bir millî güvenlik sorunudur. Bu anlayışla iktidar olarak şu anda her iki kentsel dönüşümden birini İstanbul'da yapıyoruz. Şehrimizin dört bir yanında riskli yapıları hızla dönüştürüyor, İstanbul'u daha güvenli hâle getiriyoruz. Bugüne kadar İstanbul'da yaklaşık 1 milyon bağımsız bölümü yeniledik. 'Yarısı Bizden' kampanyamızla 377 bin konutu dönüştürüyoruz. Sadece kentsel dönüşümle değil, dar gelirli insanlarımıza yönelik sosyal konutlarımızla da İstanbul'un yapı stokunu yeniliyoruz" ifadelerini kullandı. “KİRALIK SOSYAL KONUT UYGULAMAMIZIN İLK ADIMINI, İSTANBUL'DA 15 BİN KİRALIK SOSYAL KONUTLA ATIYORUZ” Kuraları çekilerek yapımına başlanan "Ev Sahibi Türkiye" projesi ile 100 bin sosyal konutu İstanbul'a kazandıracaklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Kiralık sosyal konut uygulamamızın ilk adımını, bismillah diyerek İstanbul'da 15 bin kiralık sosyal konutla atıyoruz. Eylül ayında konutlarımızı kiralamaya başlıyoruz. Talep toplayıp adil ve şeffaf bir şekilde, noter huzurunda kura usulüyle hak sahiplerini belirleyeceğiz. En önemlisi bu konutlarımız bulunduğu bölgedeki piyasa rayiç bedelinin altında kiralanacak. Kira sözleşmelerimiz üç yıllık olacak. Üç sene sonra evlerin tahliye ve bakım süreçleri tamamlanacak ve bu konutlar kurayla belirlenen yeni ihtiyaç sahiplerine devredilecek. Böylece on binlerce dar gelirli ailemize bu sirkülasyon içinde rahat bir nefes aldıracağız. İstanbullu vatandaşlarıma şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum." "Bir diğer müjdemiz de esnaf ve sanatkârlarımıza kullandırılan, hazine destekli işletme kredilerinin limitini 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya çıkarıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş yeri, taşıt ve makine tesisat alımına yönelik yatırım kredilerinin limitlerini de 2,5 milyon liradan 3,5 milyon liraya yükselttiklerini bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir temennisini tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Ülkemizdeki muhalefetin de bizim vizyonumuzu paylaşması, bizimle aynı ufka bakması, bilhassa Türkiye'nin hayrına olacak konularda bizimle aynı hassasiyeti taşıması dün olduğu gibi bugün de en büyük arzumuzdur. Millet değişirken, ülke değişirken, dünya değişirken bu değişime paralel olarak AK Parti ve Cumhur İttifakı kendisini sürekli yenilerken, muhalefetin yerinde sayması, hatta geriye gitmesi ülkemize yakışan bir durum değildir. Şurası bir gerçek ki Türkiye'den kopuk, milletin gündeminden kopuk, daha vahimi hayatın ve siyasetin gerçeklerinden kopuk bir muhalefetin bu ülkeye hiçbir hayrı dokunmaz. Aynı şekilde suç örgütleriyle rant şebekeleriyle bağını kesemeyen, sırtını Türkiye ile hesabı olan birtakım güç odaklarına dayayan bir muhalefet de Türkiye'ye ve Türk demokrasisine fayda getirmez. Siyasi yelpazenin hangi kanadında olursa olsun muhalefet partilerinin de artık Türkiye'nin standartlarına çıkmasının vakti gelmiştir. Türkiye hepimizin ortak paydasıdır. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin müşterek yuvasıdır. Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Ülkenin ve milletin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda ortaklaşmak, bir araya gelmek, aynı zeminde buluşmak mecburiyetindeyiz. Bu kendini Türk milletine ait hisseden herkes için millî bir ödevdir." "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİMİZİ HERHANGİ BİR YOL KAZASI OLMADAN BUGÜNE KADAR GETİRMEYİ BAŞARDIK" Cumhur İttifakı olarak ülkenin terör meselesini çözmek için çok önemli bir süreç başlattıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Terörsüz Türkiye sürecimizi herhangi bir yol kazası olmadan bugüne kadar getirmeyi başardık. 40 yıldır Türkiye'ye ayak bağı olan, 40 yıldır enerjimizi, kaynaklarımızı, zenginliğimizi adeta tüketen, 40 yıldır on binlerce insanımızın hayatına mal olan bu meselenin çözülmesi hususunda ciddi bir beklenti, toplumumuzda ciddi bir talep var. Halkımız ülkemize ekonomik faturası 2,3 trilyon doları aşan bu sorunun artık kalıcı biçimde çözülmesini istiyoruz. Bunu da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak elbette siyaset kurumunun da desteğiyle bizim başaracağımıza inanıyorum. Biz de bu inancın boşa çıkartılmasını asla ve asla istemiyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselenin çözümü noktasında toplumun farklı kesimlerinde oluşan güçlü mutabakatın heba edilmemesi, gündelik siyasetin gelip geçici hesaplara kurban edilmemesi gerektiği inancında olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile zaten ilk günden itibaren yapıcı ve samimi tavrımızı pek çok defa ortaya koyduk. Çözümsüzlükten yana değil, çözümden yana olduğumuzu, bunun için son derece hasbi bir mücadele verdiğimizi her kritik kavşakta aziz milletimize çok net biçimde gösterdik. İnşallah önümüzdeki günlerde de aynı yapıcı tavrı sürdüreceğiz. Hazırlıklarımızı tamamladığımız yasal düzenlemenin Gazi Meclisimizin gündemine gelmesiyle birlikte sürecin ivme kazanmasını temenni ediyoruz. Milletin sorunlarını çözmeyi şiar edinmiş tüm partilerimizin katkısıyla inşallah bu meseleyi bir an önce hâl yoluna koymak durumundayız. Ümitvar tutumumuzu kurarken elbette riskleri de göz ardı etmiyoruz. Süreci istismar etmek isteyenler olacağını, iftira ile karalama ile çarpıtma ile bu süreci engellemeye çalışanlar olacağını kuşkusuz çok iyi biliyoruz. Allah'ın izniyle onlara fırsat vermeyeceğiz. Aklıselimle sağduyuyla sabırla hareket edecek, tahriklere gelmeden inşallah süreci menziline ulaştıracağız. Gayemiz, terör engelini aradan çekip alarak Türkiye'yi kardeşlik içinde, birlik ve bütünlük içinde, güçlendirilmiş huzur atmosferi içinde geleceğe hazırlamaktır. Şüphesiz mesuliyetimiz büyük, yükümüz ağırdır ama cesaret ve kararlılıkla bu meselenin üzerine gidersek inanıyorum ki menzile varmamıza kimse mani olamaz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, partililerinden bu konuda daha fazla gayret göstermelerini isteyerek, şunları kaydetti: "Özellikle önümüzdeki haftadan itibaren yaz boyunca herkese ulaşalım ve her bir kardeşimize bu süreci etraflıca anlatalım. Buna hazır mısınız? Buna var mısınız? Terörün bu ülkeye olan 2,3 trilyon dolarlık faturasını anlatalım. Ülkenin inşallah bu sorundan kurtulduğunda neler kazanacağını anlatalım. 40 yıllık bu parantez kapandığında milletimizin tamamının nasıl huzura kavuşacağını anlatalım. Sizlere güveniyorum. Sizlerden çok çalışmanızı, kapı kapı dolaşmanızı bekliyorum. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum."

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt Haber

YENİ Parti ile Mehmet Uçum Arasında “Siyasi Magazin” Polemiği: Murat Emir’den Sert Yanıt

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yeni partinin kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerine sert sözlerle karşılık verdi. Uçum’un yaşanan siyasi gelişmeleri “siyasi magazin” olarak nitelendirmesine tepki gösteren Emir, açıklamalarını “atanmışlığın kibri” olarak değerlendirdi ve tartışmanın asıl adresinin seçim sandığı olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, YENİ Parti’nin kuruluş sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu oluşumun CHP içerisindeki ayrışmanın bir sonucu olduğunu savunmuştu. Uçum, söz konusu gelişmenin Türkiye siyaseti açısından önemli bir dönüşüm anlamına gelmediğini ileri sürerek, yaşananları “kişisel veya grupsal ajandalar üzerinden gelişen bir ayrışma” olarak yorumlamıştı. Uçum ayrıca CHP’nin bu süreçle birlikte kendi içinde bir “temizlenme sürecine” girdiğini ifade etmiş ve yeni partinin özgün bir siyasi perspektif oluşturamayacağını iddia etmişti. Murat Emir’den Sandık Vurgusu YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Uçum’un sözlerine tepki gösterdi. Emir, yeni partiye yönelik küçümseyici ifadelerin siyasi kaygının göstergesi olduğunu savundu. Emir açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. ‘Siyasi magazin’ diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa, bekleriz.” Küçümseme, korkunun en ucuz maskesidir. “Siyasi magazin" diyerek burun kıvırdığınız tablo, aslında tek imzanın gölgesindeki korunaklı konfor alanınızı fena sarsıyor. Atanmışlığın kibriyle ahkam kesmek kolay; mesele ilk seçimde sandıkta tartıya çıkabilmek. Cesaretiniz varsa,… https://t.co/cwYxFqdHU0 — Murat Emir (@muratemir_dr) July 26, 2026 Emir’in açıklamasında özellikle seçim vurgusu dikkat çekerken, siyasi partilerin ve aktörlerin gerçek karşılığının halkın oyuyla belirleneceğini ifade ettiği görüldü. Uçum: “Yeni Parti Özgün Bir Politika Üretemez” Mehmet Uçum ise değerlendirmesinde YENİ Parti’nin kuruluşunu CHP’den ayrılan yeni bir siyasi yapı olarak ele aldı. Türkiye siyasetinde geçmişte yaşanan parti ayrışmalarına değinen Uçum, bazı istisnalar dışında bu tür bölünmelerin kalıcı siyasi etkiler oluşturmadığını savundu. Uçum, yeni oluşumun bir dünya görüşü veya ideolojik farklılık üzerinden ortaya çıkmadığını, daha çok kişisel ve grupsal nedenlerle şekillendiğini öne sürdü. Açıklamasında CHP içindeki kongre süreçleri ve yerel yönetimlere ilişkin tartışmalara da değinen Uçum, ayrışmanın temelinde siyasi bir perspektif farkı olmadığını iddia etti. Yeni Parti Tartışması Siyasetin Gündeminde YENİ Parti’nin kuruluşu, muhalefet içerisindeki dengeler ve Türkiye siyasetinin geleceği açısından tartışılmaya devam ediyor. Parti temsilcileri yeni oluşumun farklı bir siyasi anlayışı temsil ettiğini savunurken, eleştiren kesimler ise partinin CHP’den ayrılan bir yapı olduğu görüşünü dile getiriyor. Siyasi çevrelerde başlayan tartışma, yalnızca yeni partinin politik çizgisi üzerinden değil, aynı zamanda Türkiye’de muhalefet alanındaki yeniden yapılanma süreci üzerinden de değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde YENİ Parti’nin teşkilatlanma çalışmaları, kamuoyu desteği ve seçim performansı, partiye yönelik değerlendirmelerin en önemli belirleyicileri olacak. Türkiye siyasetinde partilerin kalıcı etkisi ise geçmiş örneklerde olduğu gibi sandıktaki karşılığıyla ölçülecek.

Özgür Özel: Suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek Haber

Özgür Özel: Suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararının ardından olağanüstü toplanan MYK'ya başkanlık etti. Yaklaşık 5 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gün. Bugüne nasıl geldiğimiz kısaca özetlemek isterim. Hikayemiz Mayıs 2023'te başladı. Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik, tüm Türkiye istekliydi. Ancak o seçimi kazanamadık. En büyük sorumluluk CHP'deydi. Millet o gün partimizden bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. CHP'nin özeleştiri yapması lazımdı ve milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Bu duygu durumu içinde biz CHP değişmelidir dedik. Sonra görevi hep birlikte üstlendik. Aday dahi olmayacağımızı, 60 imza dahi bulamayacağımızı söylediler. Bütün Türkiye'yi, il kongrelerini gezdik. Dediler ki delegeleri ikna edemezsiniz. Dedik ki 'O delegeyi saçını kestirdiği berberi, apartmandaki öğrenci, torunu, eşi ikna edecek'. Delegelerimize 'En güvendiğinizle konuşun, kurultaya öyle gelin' dedim. Kurultayda 'Delege sokağın sesini dinle' diye bağırıldı. Delege de bu sesi dinledi, değişime karar verdi. O kurultaydan sonra bizim sevincimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Bana 'Sana devlet geldi mi?' diye sordular. İcazet almadan değişim olmazmış. “Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak” Kimseden icazet almadan değişebileceğini bütün Türkiye'ye ve dünyaya gösterdik. Bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece bize savaş açmaya niyetlenmişler. Önümüzde seçimlere dört ay vardı. 1 Nisan'da felaket, kayıp bekleyenler, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak diyenler, o akşam televizyonda en büyük yerel seçim başarısını gördüler. AK Parti'nin kara düzenine, müesses nizama esas çomağı da orada soktuk. Bunu görmeyen bilmeyen yaşamayan var mı? Bizim suçumuz 47 yıl sonra CHP'yi birinci parti yapmak, AK Parti'yi ilk kez yenmek. Bizim suçumuz günahımız bu. “Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum” Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybedince milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri kurultayı kazanmamızı, diğerleri yerel seçimleri kazanmamızı hazmedemedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. 19 Mart'ta darbeye kalkıştılar. Ekrem İmamoğlu 14 aydır hapiste. Bize sağdan soldan 'Ekrem'i bırak, Ankara'ya dön, partinin başında otur' dediler. Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum. Kontrollü muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Bugün gelinen noktada, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı belirleme, kendini aday göstermeme, en doğru adayı bulurum deme suçundan da saldırı altındayım. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim benden iyisi yoktu. Mesele ne Özgür Özel meselesi, ne de kurultayda göreve gelenlerin şahsi meselesidir. 19 Mart'ta geleceğin Cumhurbaşkanına, 21 Mayıs'ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Resmi rakamlarla göre bu kararla yarım saatte verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Erdoğan milleti adaysız partisiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içinde. Şunu herkes bilsin ki, CHP de Özgür Özel de kendisini savunmanın peşinde değildir. CHP, Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandığa umut bağlamış milyonları savunmak durumundadır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. “Yarın YSK'ya başvuracağız” Biz bugün ilk itirazımı tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay'a yaptık. Yarın da YSK'ya başvuracağız. Başvuruların en acil şekilde ele alınarak YSK'nın siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz. Bu gecenin bir felaket gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü ifade etmek isterim. Bir yanda boş bir sokak, koşturan muhterisler, diğer tarafta partisine sahip çıkanlar. Muhalefet partileri bu akşam tarihe geçmiştir. Şanlıurfa Barosu'nun ilk açıklamayı yapması ve peşi sıra yapılan açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin açıklamaları bu geceyi matem gecesinden umut gecesine dönüştürmüştür. CHP bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Buradayız, bu darbeye karşı sonuna kadar direneceğiz. sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, bir arada olmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum. Yarın aklıselimin hakim olmasını ümit ediyorum. CHP'yi savunmak rekabetçi bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Müesses nizamın makbul partisi olmak yerine her şeyi göze almışız. Sadece ve sadece milletimizden yetki ve destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız. Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Kararın YSK tarafından nasıl yorumlanacağını göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bize verilen bayrağı yere bırakmayacağız. O bayrak elimizde, ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayacağız. Millete borcumuz var. Ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayacağız." Genel Merkezimizde açıklama yapıyorum. https://t.co/d7ysDBPKkZ — Özgür Özel (@eczozgurozel) May 21, 2026

Dervişoğlu’ndan Bahçeli'ye sert tepki: "Sen içimizdeki İrlandalısın!" Haber

Dervişoğlu’ndan Bahçeli'ye sert tepki: "Sen içimizdeki İrlandalısın!"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada iktidarın güvenlik politikaları, yeni anayasa tartışmaları ve ekonomi yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” söylemini hedef alan Dervişoğlu, Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara tepki göstererek, “Terör hükümlüsü katile memuriyet vereceklermiş. Hükümlüye vasi atanır. Bunlar terör hükümlüsünü kendilerine vasi atıyor” ifadelerini kullandı. PKK’nın kendisini feshedemeyeceğini savunan Dervişoğlu, “Bu katiller sürüsünü Türk askeri ve Türk polisi tasfiye eder” dedi. Konuşmasında Devlet Bahçeli’yi de eleştiren Dervişoğlu, “Bir tarafta Bahçeli İmralı’ya statü arıyor, diğer tarafta yeni anayasa tartışmaları yürütülüyor” ifadelerini kullanarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu süreçlerin bağlantılı olup olmadığını sordu. "SEN İÇİMİZDEKİ İRLANDILISIN" Kuzey İrlanda örnekleri üzerinden yapılan değerlendirmelere de tepki gösteren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Anadolu bir ada değildir. Kürtler İrlandalı değildir. Ama bir şey artık tescillidir ki, sen içimizdeki İrlandalısın” dedi., Sen içimizdeki İrlandalısın! pic.twitter.com/wv15IPnbzy — İYİ Parti (@iyiparti) May 20, 2026 Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de net mesaj veren Dervişoğlu, “Üniter devleti tartıştırmam, anayasanın ilk dört maddesini tartıştırmam” diyerek Cumhuriyet’in temel ilkelerinden taviz vermeyeceklerini söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, vatandaşın geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek, “Millet ekmek derdindeyken iktidar koltuk hesabı yapıyor” ifadelerini kullandı. Emekliler, gençler, çiftçiler ve esnafın ekonomik baskı altında olduğunu savunan Dervişoğlu, parlamenter sisteme dönüş çağrısını yineledi. Muhalefet partilerine de mesaj veren Dervişoğlu, “Her eleştirene AK Partili diyerek siyaset kurulamaz” diyerek ortak mücadele vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.