Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Muhalefet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: ''Toplantımızda, özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık; ekonomiden, ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması, yayılması ya da, Allah korusun, kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik.' Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Deneyim sahibi kadrolarımızla tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Hedefimiz, ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. 86 milyonun huzuru bizim için en önemli hassasiyettir. Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden mümkünse söndürmenin mücadelesini veriyoruz. Tüm bu mücadelenin ortasında, ana muhalefetin başındaki zatın söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Füzelerin gökyüzünde uçtuğu böyle bir dönemde hala polemik peşinde koşan prim kasan bu şahsı aziz milletimin ferasetine havale ediyorum. Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu konuyla muhatap olmak bize ağır geliyor. Milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ana muhalefetin elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi zaten yok. Bunun yerine ne var? Sadece İslam dünyasıyla ilgili ön yargıları var. Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika bakış açısı ortaya çıkaramıyorlar. Bu hastalıklı bir yaklaşımdır. Pek çok ülke Türkiye'nin izlediği politikasından övgüyle bahsediyor, milletimiz bize oy versin veya vermesin herkes dua ediyor. Ancak muhalefet ana muhalefet çıkıyor Türkiye Cumhuriyetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Böyle bir sorumsuzluk olamaz. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye, her alanda güçlüdür. Her türlü saldırıyı püskürtecek kapasiteye sahiptir. İçler acısı durumda olan tek bir mekanizma vardır o da bunlardır. 'Biz iktidarda değilsek sorumlu değiliz' tavrı yanlış olduğu kadar bencilce bir tavırdır. 86 milyonun emanetini taşıyan bir cumhurbaşkanı olaran tüm kötü sicillerine rağmen onlara çağrı yapıyorum. Gün sataşma günü değildir. Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür. Siyasi fırsatçlığı bırakın, bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimize madem destek olmuyorsunuz bari köstek olmayın. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze katliamlarında olduğu gibi, İran krizinde de barış ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiği içindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüştük. Dışişleri Bakanımız 50'nin üzerinde telefonla görüştü. Sorumlu tüm arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle izliyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Geçmişte pek çok krizden yara alarak değil güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Dış şoklara karşı direncimiz bugün çok güçlü. Merkez Bankası rezervlerimiz 200 milyar dolar civarında. Proaktif bir yaklaşımla adımlarımız sayesinde piyasalarımız sağlıklı işliyor. SPK ve Borsa İstanbul piyasaları güvence altına alacak düzenlemeler yaptı. Dezenflasyon için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Olası enerji artışlarından vatandaşlarımızı korumak için eşel mobil sistemini devreye aldık. Herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Türkiye'nin ham petrol üretimi 48 milyon varile ulaştı. Kaynak çeşitliliği için 15 farklı ülkeden petrol ithal ettik. Enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizi ciddi oranda güçlendirdik. Kullanıcıların akaryakıta sahip olması açısından herhangi bir sıkıntı yok. Tarımda gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden gübre temini için gümrük verisini sıfıra indirdik. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği açısından bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin de etkilenmemesi için gereğini yapıyoruz. Denetimlerimizi artırdık. İran sınırındaki 3 gümrük kapımızda herhangi bir sorun veya yoğunluk bulunmuyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında şimdilik bir sorun yok. 28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik alanında tüm adımları atıyoruz. Hava sahamızı 7/24 izliyoruz. Kara, deniz ve hava kuvvetleri ile hudut güvenliğini 60 bin personelle koruyoruz. Ülkemize yöneldiği tespit edilen füze, NATO tarafından etkisiz hale getirildi. İran makamlarına bunu ilettik. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye dostluğunu zora sokacak yanlış adımlar atılmaya devam ediyor. Bin yıllık komşuluk hukukumuza karşı olacak bir hesaba girilmemelidir. Türkiye'nin yeri bellidir. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. İlave önlemleri almaya devam edeceğiz. KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağımızı Ada'ya konuşlandırdık. Can Azerbaycan başta olmak üzere kardeş ülkelerle dayanışma içindeyiz. Bölgedeki terör unsurlarını da izliyoruz. Bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun karşısındayız. Kimse yanlış hesap yapmasın. Kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir hareketlilik yok. Sınır kapılarında önleyici tedbirleri artırdık. İhtiyaç halinde devreye alınacak planlarımızı hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla havacılık ve denicilik faaliyetlerini de görüştük. Taşımacılara olası saldırı risklerine karşı Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan rotasını kullanmalarını önerdik. Türkiye emin ve ehil kadroların elinde güvendedir. Özellikle yabancı basında yürütülen kampanyalar Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın. Biz rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar başaramadılar, bundan sonra da başaramayacaklar. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor. Kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla..."

Çelik: Diplomasi oyalama aracı olamaz, saldırı hukuksuzdur Haber

Çelik: Diplomasi oyalama aracı olamaz, saldırı hukuksuzdur

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran’a yönelik saldırılar ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, diplomasi süreçlerinin devam ettiği bir dönemde gerçekleştirilen saldırının “hakkaniyetsiz ve hukuksuz” olduğunu ifade etti. Umman ve Cenevre’de yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğine dair açıklamalar yapıldığını hatırlatan Çelik, Cumhurbaşkanı’nın müzakere masasının kurulması için yoğun diplomatik çaba gösterdiğini, bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve diğer taraflarla temaslarda bulunduğunu söyledi. Saldırıların halen devam ettiğini belirten Çelik, İran’da bir kız ilkokulunun bombalandığını, çok sayıda öğrencinin ve sivilin hayatını kaybettiğini aktardı. Dini lider, üst düzey askeri ve siyasi yetkililerin de yaşamını yitirdiğini ifade eden Çelik, İran halkına taziyelerini ileterek dayanışma mesajı verdi. Cumhurbaşkanı’nın Almanya Şansölyesi ile görüştüğünü belirten Çelik, çatışmanın bir an önce durdurulması ve çözümün masada aranması gerektiğini vurguladı. Çelik, Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir ülkeye yönelik bu tür müdahalelerin hukuki temeli olmadığını belirterek, toprak bütünlüğüne ve devlet yöneticilerine yönelik saldırıların uluslararası düzen açısından ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi. Rejim değişikliği gerekçesiyle yapılan müdahalelerin geçmişte büyük krizlere yol açtığını ifade eden Çelik, küresel düzeye yayılabilecek bir savaş riskine dikkat çekti. BM üyesi bir ülkenin yöneticilerine, siyasetçilerine ve askeri yetkililerine suikast düzenlenmesinin uluslararası hukuk açısından gayrimeşru olduğunu belirten Çelik, bu tür eylemlerin uluslararası meşruiyet kavramını zedelediğini söyledi. Hiçbir ülkenin başka bir ülkeye rejim değişikliği dayatma hakkı olmadığını vurguladı. Çelik ayrıca, İran’ın ABD üslerini gerekçe göstererek üçüncü ülkelerin topraklarını hedef almasının da kabul edilemez olduğunu belirtti. Ömer Çelik, İran’ın meşru müdafaa hakkı ile bölgesel savaşı tetikleyebilecek adımlar arasında ayrım yapması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydeden Çelik, sınır güvenliği, olası göç hareketleri, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler ve petrol fiyatlarının ekonomiye etkisi gibi başlıklarda hazırlık yapıldığını söyledi. Devlet kurumlarının koordinasyon içinde çalıştığını belirten Çelik, Türkiye’nin güvenlik denkleminin olası senaryolara karşı güncellendiğini ifade etti. Yurt dışındaki Türk vatandaşlarına konsoloslukların 7 gün 24 saat hizmet verdiğini ve gerekli desteğin sağlandığını aktardı. Çelik, açıklamalarının sonunda muhalefete de çağrıda bulunarak, zor dönemlerde siyasi birlik ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Ana muhalefet partisi liderinin açıklamalarını eleştiren Çelik, daha sağduyulu ve gerçekçi değerlendirmeler yapılmasının faydalı olacağını ifade etti.

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı. Haber

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı. Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA) Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi. Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı. Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi. 16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti. Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA) Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti. Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı. Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi. Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti. Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü. Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP) Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler. Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi. Gizliliğin korunması Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP) Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi. Yedioth Ahronoth’tan aktarılan habere göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı. Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu. kaynak : Şarku’l Avsat

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz Haber

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz

Anahtar Partisi Genel Başkanı Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftar programında Ağıralioğlu’nun yanı sıra, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve partililer yer aldı. Programda konuşan Ağıralioğlu, muhalefet partilerini eleştirerek, “Muhalefet evlere şenlik. Böyle muhalefette olup muhalefeti konuşmayı sevmiyorum ben. Ama muhalefetin böyle olması siyaset kalitemizi bozuyor. Muhalefet doğru yapsa, iktidar doğruya mecbur oluyor. Anahtar Parti, Bursa’da sokak sokak geziyor, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) peşinizden geziyor. Nasılmış siyaset? Siz iftar yapıyorsunuz, iftar yapıyorlar. Esnaf geziyorsunuz, esnaf geziyorlar. Köylere gidiyorsunuz, köylere gidiyorlar. Niye? Kaliteli siyaset, rekabet oluşturan siyaset iktidarı sokağa indirir. Milletin yanına getirir.'' Muhalefetin sorumluluğunun olduğunu belirten Ağıralioğlu, şunları söyledi: “Memlekette bu kadar sorun var da, iktidar hala hata yaparak iktidarda kalıyorsa, muhalefetin, memleketin umutlarına dokunma sorunu var demektir. Muhalefet memleketi yönetme güveni veremiyor demektir. Muhalefet neyi bekleyeceğine milletini inandıramıyor demektir. Anahtar Parti kuruldu, onu da bozacağız. Artık muhalefet şöyle, muhalefet böyle, yok muhalefet onu yapamaz. Artık muhalefetin babası var burada. Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz. İşleri ne kolay Cumhuriyet’i bekleyecek kadro, çok söyledim söylüyorum alınganlık etmesinler; Cumhuriyet’i beklesin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP). Atatürk’ü devletinin düşmanlarına gülerken gördünüz mü ki siz, bu devletin düşmanlarıyla oturup kalkıyorsunuz . Atatürk’ü siz memleketini bölmek isteyenlerle oturup konuşurken gördünüz mü ki, siz bu bölücülerle oturup konuşuyorsunuz. Cumhuriyet’i bekleyecekseniz Cumhuriyet’in koordinatlarında, vatanın hangi koordinatlarda kurulduğunu en iyi bilen parti olduğunuzu söylüyorsanız, vatanı bekleyeceksiniz. Ay yıldızlı al bayrağı bekleyeceksiniz.” Sadece CHP’yi değil, AK Partiyi ve Milliyetçi Hareket Partisi'ni (MHP) de eleştirdiğini belirten Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, şöyle devam etti: “Dindarsanız, kalp kırmayacaksınız. Dindarsanız haram yemeyeceksiniz. Dindarsanız rüşvete müsaade etmeyeceksiniz. Dindarsanız adaletsizlik yapmayacaksınız. Dindarsanız israf etmeyeceksiniz. Dindarsanız sizin gibi düşünmeyenleri de kendi emanetiniz bileceksiniz. Dindarsanız 85 milyonun size emanet olduğunu asla unutmayacaksınız. Milliyetçisiniz. Milliyetçiyseniz sadece nutuk atmayacaksınız. Sadece bağırmayacaksınız. Yitip giden çocuklarınızı, beyin göçüne kaybettiğiniz evlatlarınızdan utanacaksınız. Milliyetçilik öyle milliyetçilik olacak. Irmaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Organize sanayi bölgelerinin arıtılmamış, topraklarımıza enjekte ettiği suları dert edeceksiniz. Milliyetçilik böyle milliyetçilik. Hava kirlenecek dert edeceksiniz. Sokaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Yaylalarınız, meralarınız boşalacak, dert edeceksiniz. Kendi çocuklarınız kumar bahis tezgahlarında yitip gidecek, milliyetçiliğiniz bundan utanacak. Böyle milliyetçilik. Cumhuriyetçiliğe de, milliyetçiliğe de, dindarlığa da mesuliyetlerini hatırlatıyorum. Hürmetsizlik etmek istemiyorum. Ama vazifelerini hatırlatmak istiyorum.” Türkiye’yi yönetmek için hazır olduklarını ifade eden Ağıralioğlu, “Devletin hizmetkarı, milletin hizmetkarı olmayı kendimize şeref bildik. Dolayısıyla biz Türk milletinin şerefli evlatlarıyız. Türk milletinin inancına, diline, dinine, imanına, vatanına, bayrağına, cumhuriyetine, ürettiği alın terinden arttırdığına her kuruşuna nezaret edecek ahlakta, ter temiz bir hareketiz. Anahtar Parti o yüzden Sayın Cumhurbaşkanı’nın gönül rahatlığıyla, hani ‘Bu muhalefete verilir mi?’ diye zaman zaman istihza ediyor ya, onu bu dertten kurtaracak olan bizleriz. Sayın Cumhurbaşkanım bilesin, nöbet yerimize yürüyoruz. Yaptığını yaparsın, kalanı sahipleniyoruz. Çözebildiğini çözersin, çözemediğini çözmeye söz veriyoruz” sözlerini aktardı.

Trump’tan yargıtay kararına sert tepki Haber

Trump’tan yargıtay kararına sert tepki

Başkan Trump, ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarife konusundaki kararını “derin hayal kırıklığı” olarak değerlendirdi. Trump, “Bazı Mahkeme Üyelerinin, ülkemiz için doğru olanı yapacak cesareti göstermediğine utanç duyuyorum” ifadelerini kullandı. Trump, özellikle Justices Thomas, Alito ve Kavanaugh’u övdü: “Güç, bilgelik ve ülkemizi sevmenizle gurur duyuyoruz. Muhalefet şerhlerini okuduğunuzda, kimsenin karşı çıkamayacağını görebilirsiniz.” Trump, mahkeme kararının yabancı ülkelerce sevinçle karşılandığını belirterek, “Ama kısa sürede dans etmeyecekler!” dedi. Eski başkan, kararın bazı yargıçların “siyasi doğruculuk” kaygısıyla veya “RINOs ve Radikal Sol Demokratlar için uşaklık” yaptığı gerekçesiyle şekillendiğini savundu. Ayrıca, kararın yabancı çıkarlar ve küçük ama gürültülü siyasi hareketlerden etkilendiğini iddia etti. Kararın sembolik önemi olduğunu vurgulayan Trump, “Bu dava, ekonomik ve ulusal güvenlik açısından benim için daha çok bir semboldü” dedi. Trump tarife uygulamalarının etkilerini de sıraladı: “Borsamız DOW’da 50 bini, S&P’de 7 bini gördü. Beş savaşı sona erdirdik, ulusal güvenliğimizi güçlendirdik ve sınırlarımız sayesinde Fentanil girişini yüzde 30 azalttık.” Trump, mahkemenin IEEPA kapsamında belirli tarifeleri reddetmesine rağmen, başkanın ticareti düzenleme yetkisinin hala güçlü olduğunu savundu. Kavanaugh’un muhalefet şerhini alıntılayarak, “Kararın başkanın gelecekte tarifeleri uygulama yetkisini önemli ölçüde kısıtlamayabileceğini düşünüyorum. Bunun nedeni, başkana tarifeleri uygulama yetkisi veren diğer federal yasaların mevcut olmasıdır. Bunlar arasında 1962 Ticaret Genişletme Yasası , 1974 Ticaret Yasası ve 1930 Tarife Yasası bulunmaktadır” ifadelerine yer verdi. Trump, mevcut Bölüm 232 ve 301 tarifelerinin yürürlükte kalacağını ve ek olarak Bölüm 122 kapsamında yüzde 10’luk küresel tarife uygulayacağını duyurdu. “Mahkemenin kararı başkanın yabancı ülkelerle ticareti engelleme, kısıtlama veya lisanslama yetkisini teyit etti” diyen Trump, “Artık geçmişte uyguladıklarımdan daha fazla tarife uygulamak mümkündür” ifadesini kullandı. Eski başkan, kararın aslında başkanın ticaret üzerindeki yetkisini “daha güçlü ve net” hâle getirdiğini savundu ve ek önlemlerle “ülkemizi korumaya devam edeceğini” belirtti.

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz Haber

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirerek, hizmetleri karalayan ve doğal afetleri siyasete alet eden partilere tepki gösterdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, özellikle CHP ve diğer muhalefet partilerini hedef alarak, yapılan hizmetleri karalamak ve doğal afetleri siyasi malzeme yapmakla suçladı. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahının, "Yalana bin yalan katmanın adının siyaset" olamayacağını belirten Bahçeli, "Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır." dedi. Bahçeli, konutlarına kavuşan hak sahipleri için "boş senet imzalatılıyor" demenin yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyan olduğunu söyleyerek, "CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır." diye konuştu. Konuşmasında, “Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz" diyen Bahçeli, muhalefetin TBMM’deki davranışlarını sert bir dille eleştirdi. Konuşmasında ayrıca Asrın İnşa Seferberliği kapsamında tamamlanan 455 bin 357 bağımsız bölümün ve vatandaşlara teslim edilen konut, köy evi ve iş yerlerinin önemine dikkat çekti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin TBMM'deki yemin töreninde yaşanan arbedeye yönelik "ilkellik" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir.” diyerek, milletin seçtiği parlamentonun saygınlığının korunması gerektiğini vurguladı. https://twitter.com/MHP_Bilgi/status/2023697534271807893 Yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi tebrik eden Bahçeli, TBMM’deki yemin merasimlerinde yaşanan muhalefet müdahalelerine tepki gösterdi. “Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmek kime ne fayda sağlar?” diyerek sert uyarılarda bulunan Bahçeli, "Yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?" diye sordu. Bahçeli, konuşmasında MHP’nin 57 yıllık siyasi geçmişine ve Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin güvenliği, kalkınması ve refahına yönelik kararlılığına da değindi. Partililere birlik ve beraberlik çağrısı yapan Bahçeli, milletin hizmet beklediğini ve siyasetin öznesinin insan, nesnesinin devlet olduğunu vurguladı.

Bangladeş'te seçimlerde Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) çoğunluğu kazandı. Haber

Bangladeş'te seçimlerde Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) çoğunluğu kazandı.

Bu, 2024'te öğrenci önderliğindeki protestoların, giderek otokratikleşen lider Şeyh Hasina'nın 15 yıllık iktidarını sona erdirmesinden bu yana ülkede yapılan ilk seçim. Yerel saatle sabah 9 civarında, BNP 181 sandalye kazanırken, rakibi İslamcı parti Cemaat-i İslami 61 sandalye elde etmişti. Sayım devam ederken, BNP liderleri partinin 200 sandalye kazanacağından ve üçte iki çoğunluğu sağlayacağından emin olduklarını söyledi. Hindistan, BNP'yi tebrik eden ilk ülkeler arasındaydı. Hasina'nın düşüşünden bu yana iki komşu ülke arasındaki ilişkiler kötüleşmişti ve Hindistan Başbakanı'nın BNP'yi "kesin" zaferlerinden dolayı tebrik eden mesajı, yeni hükümete uzatılan bir zeytin dalı olarak görüldü. 17 yıl Londra'da sürgünde kaldıktan sonra Aralık ayında Bangladeş'e dönen Rahman, şimdi ülkenin bir sonraki başbakanı olmaya hazırlanıyor. Ülkenin en güçlü siyasi hanedanlarından birinden geliyor; eski başbakan Halida Zia ve 1981'de suikasta kurban giden eski cumhurbaşkanı Ziaur Rahman'ın oğlu. Cemaat-i İslami'nin lideri Şafiqur Rahman, partisi ve müttefiklerinin en az 61 sandalyede yer almasıyla yenilgiyi kabul etti. Rahman, Cemaat'in sırf muhalefet olsun diye "muhalefet siyaseti" yapmayacağını söyledi. Gazetecilere "Pozitif siyaset yapacağız" dedi. Ayaklanma sırasında 1400'e yakın protestocu öldürüldü - Hasina'nın doğrudan baskı emri verdiği iddia ediliyor, ancak bu iddiayı reddediyor. Hasina'nın partisi Awami Ligi'nin bu seçime katılması yasaklanmıştı.

Barbados Başbakanı Mia Mottley üçüncü seçim zaferiyle iktidara geri döndü Haber

Barbados Başbakanı Mia Mottley üçüncü seçim zaferiyle iktidara geri döndü

Devlet televizyonu, Barbados başbakanı Mia Mottley'nin üçüncü seçim zaferini kazandığını ve Barbados İşçi Partisi Meclis'ndeki tüm koltukları süpürdüğünü bildirdi. CBC Barbados Perşembe günü erken saatlerde bildirdiğine göre, Mottley'nin BLP'si parlamentonun alt meclisinde bulunan 30 sandalyenin hepsini kazandı ve muhalefet lideri Ralph Thorne'u devin ardından muhalefet lideri Ralph Thorne'u görevden aldı. 60 yaşındaki Mottley bir zafer konuşmasında, "Misyonumuz her şeyden önce fakir insanların fakir olmasını engellemek ve insanlar için fırsatlar yaratmak için nerede olursa olsun adaletsizliği ortadan kaldırmaktır" dedi. Kırmızı giyinmiş destekçilerle çevrili, Cuma günü Barbados'ta resmi bir tatil olacağını duyurdu. Mottley, Barbados'un demokrasisine dikkat edeceğine söz verdi. Geçen yıl ülke, insanların mülk sahibi olmadan oy kullanma hakkını elde etmesinin 75. yılını kutladı. Partisi ekonomiye, yaşam maliyetine ve ülkenin uluslararası sahnedeki yerine odaklanmaya devam edeceğine söz verdi. Demokrat İşçi Partisi karargahında konuşan Thorne, sonucu hayal kırıklığı olarak nitelendirdi ancak temiz bir kampanya için şükranlarını dile getirdi. Muhalefet güvenlik ve altyapı konularını eleştirdi ve Thorne, politikanın Barbadosluların iç önceliklerine odaklanması gerektiğini söyledi. Barbados, Karayipler'in en doğu ülkesidir ve yaklaşık 283.000 kişiye ev sahipliği yapmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.