Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Müebbet Hapis

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Müebbet Hapis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müebbet Hapis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da eski sevgilisini öldürmekle suçlanan sanık savunma yapmadı Haber

Bursa’da eski sevgilisini öldürmekle suçlanan sanık savunma yapmadı

Bursa’da güzellik merkezinde eski sevgilisi Nagihan Karadeniz’i silahla vurarak öldürmekle suçlanan Halit Dertli’nin yargılanmasına devam edildi. Duruşmada sağlık sorunları yaşadığını belirterek savunma yapmayan sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bursa’da mart ayında Nilüfer ilçesi Konak Mahallesi Lefkoşa Caddesi’ndeki 7 katlı iş merkezinin 4’üncü katında bulunan güzellik merkezinde meydana gelen olayla ilgili davanın görülmesine devam edildi. Bursa 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Halit Dertli, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sol yanağında bandaj olduğu görülen Dertli, sağlık durumunun iyi olmadığını belirterek savunma yapmak istemediğini söyledi. “Önümüzdeki celse savunmamı yapmak istiyorum” Mahkeme heyetinin savunmasını istemesi üzerine Halit Dertli, tansiyonunun yükseldiğini ve duruşma günü hastanede bulunduğunu ifade etti. Dertli, “Şu an savunma yapacak durumda değilim. Tansiyonum çıktı. Rahatsızım. Bugün hastanedeydim. 12.30’da cezaevine döndüm. Önümüzdeki celse savunmamı huzurunuzda yapmak istiyorum” dedi. Mahkeme başkanı, önceki celsede de sağlık sorunları nedeniyle savunma yapmamasına izin verildiğini hatırlattı. Davayı uzatma niyetinde olmadığını söyleyen sanık ise yaklaşık iki hafta önce tansiyonunun ciddi şekilde düştüğünü, hastaneye kaldırıldığını ve yoğun bakımda tedavi gördüğünü öne sürdü. Tanık, olay günü yaşananları anlattı Duruşmada Nagihan Karadeniz’in arkadaşı Fırat D. de tanık olarak dinlendi. Olay sırasında Karadeniz’in kendisini telefonla arayarak yardım istediğini anlatan tanık, iş yerine gittiğinde kapının kapalı olduğunu ve içeriden boğuşma sesleri duyduğunu söyledi. Tanık, “Olay sırasında beni aradı ve ‘O sapık geldi. Yardım et’ dedi. İş yerlerimiz yakındı. Hemen iş yerine gittim. Vardığımda kapı kapalıydı. İçeride boğuşma sesi vardı. ‘Seni öldüreceğim’ sesini duydum ve silah sesi geldi. Bu sırada polisi aradım, ardından kapıyı çaldım. Sanık, ‘Herkesi öldüreceğim’ diyerek kapıya ateş açtı” ifadelerini kullandı. İlk silah sesinden sonra Karadeniz’in sesini duyduğunu belirten tanık, daha sonra birkaç kez daha silah sesi geldiğini, ardından kadının sesinin kesildiğini anlattı. Güzellik merkezinde silahlı saldırı yaşanmıştı Olay, mart ayında Nilüfer ilçesi Konak Mahallesi Lefkoşa Caddesi’ndeki bir güzellik merkezinde meydana geldi. İddiaya göre, emlakçılık yapan Halit Dertli, eski sevgilisi Nagihan Karadeniz’in iş yerine geldi. Dertli’nin, barışma teklifinin reddedilmesi üzerine iş yerindeki müşteri ve çalışanları dışarı çıkardığı ve kapıyı kilitlediği öne sürüldü. İçeriden silah sesleri duyulması üzerine adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kapıyı kırarak içeri giren ekipler, Karadeniz ile Dertli’yi yaralı halde buldu. Hastaneye kaldırılan yaralılardan bir çocuk annesi Nagihan Karadeniz, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. İki çocuk babası Halit Dertli ise yoğun bakımda tedavi altına alındı. Tedavisinin ardından tutuklanan Dertli hakkında dava açıldı. Müebbet hapis istemiyle yargılanıyor Halit Dertli hakkında, “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Mahkeme heyeti, duruşmayı sanık avukatlarının dinlenmesinin ardından erteledi. Dertli’nin tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Görele’de Tuana’nın ölümüne neden olan sürücüye 16 yıl 8 ay hapis Haber

Görele’de Tuana’nın ölümüne neden olan sürücüye 16 yıl 8 ay hapis

Tuana, davanın ikinci duruşması öncesinde hayatını kaybetti Olay, 28 Mart’ta Görele ilçesindeki Karadeniz Sahil Yolu’nun Görele Köprüsü mevkisinde meydana geldi. Yol kenarında yürüyen lise öğrencisi Tuana Elif Gülüşan Torun’a, Adem Hasbaş’ın kullandığı 28 RE 752 plakalı otomobil çarptı. Ağır yaralanan Tuana, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü Adem Hasbaş tutuklandı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, Hasbaş’ın kaza sırasında 1,97 promil alkollü olduğu tespit edildi. Eski belediye başkanı hakkında da dava açılmıştı Tuana Elif Gülüşan Torun’un adı, Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede hakkında yürütülen cinsel taciz soruşturmasıyla da gündeme gelmişti. İddiaya göre Dede, sosyal medya üzerinden Tuana’ya mesajlar gönderdi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Dede, önce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılığın itirazı üzerine yeniden adliyeye çağrılan Dede, “çocuğa karşı elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle cinsel taciz” suçlamasıyla tutuklandı. İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan Dede hakkında Görele 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yargılama sırasında tahliye edilen Dede, daha sonra CHP Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla partisinden ihraç edildi. Dede, söz konusu davada 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme sanığı olası kastla suçlu buldu Adem Hasbaş’ın Giresun 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasında karar duruşması yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra Tuana’nın annesi Nuray Torun, babası Ahmet Torun ve taraf avukatları katıldı. Savunmasında olayın kasıtlı olmadığını öne süren Hasbaş, Tuana’yı gördükten sonra aracın yönünü bariyerlere çevirdiğini belirterek beraatini talep etti. Mahkeme heyeti ise sanığı “olası kastla öldürme” suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Hasbaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Aile avukatından karar sonrası açıklama Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan Torun ailesinin avukatı Minel Topal, mahkemenin verdiği karardan kısmen memnun olduklarını söyledi. Topal, savcının mütalaasının ardından tarafların son savunmalarını yaptığını ve mahkemenin kararını açıkladığını belirterek, sanık hakkında kasten öldürme suçundan müebbet hapis talep edildiğini ancak eylemin olası kast kapsamında değerlendirilmesiyle cezanın 20 yıla indirildiğini aktardı. Takdiri indirim uygulanması sonucunda cezanın 16 yıl 8 aya düşürüldüğünü belirten Topal, tutukluluğun devamına karar verilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Topal, Tuana’nın geri getirilemeyeceğini vurgulayarak, cezada indirim uygulanmamasını tercih edeceklerini ancak “olası kast” yönünde hüküm kurulmasını önemli bulduklarını dile getirdi.

17 yıllık Semih Dizbay davasında yeni gelişme: Müebbet hapis kararı bozuldu, sanık tahliye edildi Haber

17 yıllık Semih Dizbay davasında yeni gelişme: Müebbet hapis kararı bozuldu, sanık tahliye edildi

Semih Dizbay 2006 yılında kayboldu İzmir’de yaşayan Semih Dizbay, 24 Ekim 2006’da bayram günü ekmek almak için evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Ailesinin kayıp başvurusu üzerine bölgede arama çalışması başlatıldı. Yaklaşık iki yıl süren aramalar sırasında 21 Ocak 2008’de Bornova’daki ormanlık alanda bir ceset bulundu. Yapılan incelemeler sonucunda cesedin Semih Dizbay’a ait olduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında Dizbay ile aynı mahallede yaşayan ve cesedin bulunduğu bölgeye yaklaşık 760 metre uzaklıktaki bir at çiftliğinde çalışan Muharrem H. ile akrabası Hakan H. gözaltına alındı. Sanıklar daha önce iki kez beraat etti Semih Dizbay’ın ölümüyle ilgili açılan davada Muharrem H. ve Hakan H. daha önce iki kez delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti. Yargıtay’ın bozma kararlarının ardından dosya yeniden yerel mahkemede görüldü. İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde 31 Mart 2023’te yapılan karar duruşmasında Muharrem H. müebbet hapis cezasına çarptırılırken, Hakan H. hakkında beraat kararı verildi. Yerel mahkemenin kararı istinaf incelemesinin ardından Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne taşındı. Daire, 5 Şubat 2024’te kararı 3’e karşı 2 oyla onadı. Böylece Muharrem H. hakkındaki müebbet hapis cezası kesinleşti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı bozdu Muharrem H.’nin avukatı Ozan Dora, kesinleşen hükme karşı olağanüstü kanun yoluna başvurdu. Savunma makamı, Semih Dizbay’ın kaybolduğu gün öldürüldüğünü ortaya koyan kesin bir delil bulunmadığını ileri sürdü. Başvuruyu değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dosyayı yeniden ele aldı. Kurul, Muharrem H.’nin suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak biçimde kanıtlanamadığı sonucuna vardı ve sanığın beraat etmesi gerektiğine hükmetti. Bu kararın ardından Muharrem H.’nin söz konusu dosyadan aldığı cezanın infazı durduruldu ve sanık tahliye edildi. Dosya yeniden İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi vurgulandı Muharrem H.’nin avukatı Ozan Dora, kararın “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi kapsamında verildiğini belirtti. Dora, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı olağanüstü kanun yollarının önemine dikkat çekerek, bu dosyada söz konusu hukuki yolun işletilmesi sonucunda müvekkilinin tahliye edildiğini ifade etti. Dosyanın yeniden görülmesi bekleniyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bozma kararının ardından Semih Dizbay dosyası yeniden yerel mahkemenin gündemine gelecek. Böylece yaklaşık 20 yıldır devam eden dava sürecinde yeni bir yargılama aşaması başlayacak. Muharrem H. hakkındaki önceki mahkumiyet kararının bozulması, sanığın kesin olarak suçsuz bulunduğu yönündeki nihai bir yerel mahkeme kararı anlamına gelmiyor; dosya yeniden İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ele alınacak.

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis Haber

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis

Erdem Özengiz sokakta ölü bulundu Olay, 20 Mart’ta gece saatlerinde Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi 2’nci Park Sokak’ta meydana geldi. Sokakta hareketsiz halde bir kişinin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde kişinin boğazından kesici aletle yaralanarak hayatını kaybettiği belirlendi. Kimlik tespitinin ardından hayatını kaybeden kişinin 45 yaşındaki Erdem Özengiz olduğu ortaya çıktı. Olay yeri incelemesinin tamamlanmasının ardından Özengiz’in cenazesi otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Cinayet şüphelisi yaklaşık 100 metre mesafedeki evde yakalandı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri, yürüttükleri çalışmada cinayet şüphelisinin Özengiz’in eşinin kuzeni Nuri Öğmen olduğunu belirledi. Öğmen, olay yerinin yaklaşık 100 metre uzağındaki bir evde yakalandı. Emniyetteki işlemleri sırasında cinayeti kabul ettiği belirtilen Öğmen, sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma sırasında Öğmen’in çeşitli suçlardan toplam 20 yıl kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu ve yaklaşık 11 yıldır cezaevinde olduğu belirlendi. Öğmen’in bayram nedeniyle 11 günlük izinle cezaevinden çıktığı tespit edildi. Sanık: "Çok pişmanım" Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına Erdem Özengiz’in yakınları ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Nuri Öğmen ise Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Öğmen, davanın ilk duruşmasındaki savunmasında Özengiz ile olaydan önce tartıştıklarını, olay günü birlikte alkol aldıklarını ve aralarında yeniden gerginlik yaşandığını ileri sürdü. Sanık, Özengiz’in kendisine ağır sözler söylediğini iddia ederek olayın kısa süre içerisinde meydana geldiğini savundu. Bıçakla ilgili yaşanan arbede sırasında kendisinin de elinden yaralandığını belirten Öğmen, eylemini savunma amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Öğmen, mahkeme heyetinin son sözünü sorması üzerine ise "Çok pişmanım, keşke böyle bir şey yaşanmasaydı" dedi. Aile avukatı daha ağır değerlendirme talep etti Erdem Özengiz’in ailesinin avukatı, duruşmada olayla ilgili ek araştırma yapılmasını istedi. Avukat, olay yerinden uzaklaşan ikinci bir kişinin bulunduğuna ilişkin değerlendirmeler olduğunu belirterek çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesini talep etti. Otopsi raporuna da değinen aile avukatı, Özengiz’in vücudunda çok sayıda yara bulunduğunu belirterek cinayetin "canavarca hisle" işlendiğinin değerlendirilmesini istedi. Sanığın uzun süredir cezaevinde olduğunu ve izinli çıkar çıkmaz cinayet işlediğini belirten avukat, sanık hakkında herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti. Sanık avukatı ise olayın canavarca hisle işlendiği yönündeki değerlendirmeye katılmadı. Müvekkilinin olay günü ağır hakaretlere maruz kaldığını ileri süren avukat, sanığın beraatini istedi. Özengiz’in eşi S.Ö. ile kardeşleri A.Ö. ve K.Ö. de sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme müebbet hapis cezası verdi Duruşmada tarafların beyanlarını dinleyen mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Nuri Öğmen’i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına mahkum etti.

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi Haber

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osman Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtirken, manevi zarar nedeniyle tazminat ödenmesine de hükmetti. Büyük Daire’nin kararı Türkiye açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşıyor. AİHM 6 maddede ihlal tespit etti 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda birden fazla temel hak bakımından ihlal bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının etkili bir tahliye veya yeniden değerlendirme imkanı sunmamasını AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi. 5. madde bakımından ise Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde yönünden AİHM, Kavala’ya yöneltilen suçlamalar ile eylemleri arasında yeterli nedensellik bağlantısı kurulmadığını, bazı tanıkların dinlenmesine yönelik taleplerin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve yargılamanın bütünüyle açık bir adaletsizlik seviyesine ulaştığını değerlendirdi. Mahkeme ayrıca mahkumiyette kullanılan hukuki yorumun öngörülebilirlik şartını karşılamadığı gerekçesiyle AİHS’nin 7. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Kavala’nın sivil toplum faaliyetleri ile Gezi Parkı olayları kapsamındaki faaliyetlerinin ceza yargılamasında suç unsuru olarak değerlendirilmesinin ise ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. “En kısa sürede serbest bırakılmalı” AİHM, kararın uygulanması kapsamında Türkiye’nin ihlallerin sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu yükümlülüğü yerine getirmenin en uygun yolu, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması. Kararın uygulanıp uygulanmadığını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. AİHM ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülemeyen suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Kavala 2017’den bu yana cezaevinde Osman Kavala, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştı. Karar Mayıs 2020’de kesinleşmesine rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine taşındı. Komite, 2 Şubat 2022’de Türkiye hakkında AİHS’nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Türkiye’deki yargılama sürecinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te bu kararı onadı. Kavala’nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu. Dosya 16 Aralık 2025’te Büyük Daire’ye gönderildi ve 17 yargıçtan oluşan kurul önündeki duruşma 25 Mart 2026’da gerçekleştirildi. Karar Türkiye’deki mahkumiyeti otomatik olarak kaldırmıyor AİHM’nin ihlal kararı, Türkiye’deki ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM, ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden gerçekleştiren bir merci değil. Bununla birlikte AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanmasına ilişkin süreç Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilecek. Bu nedenle kararın ardından temel gündem, Türkiye’nin AİHM’nin belirlediği ihlalleri gidermek için hangi adımları atacağı ve Bakanlar Komitesi’nin uygulama sürecinde nasıl hareket edeceği olacak.

TBMM'de çocuklara ilişkin düzenleme: İlk iki madde kabul edildi, tartışmalı madde çıkarıldı Haber

TBMM'de çocuklara ilişkin düzenleme: İlk iki madde kabul edildi, tartışmalı madde çıkarıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin önemli düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmelerinde kritik bir aşamaya geçildi. "Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin ilk iki maddesi Genel Kurul'da kabul edildi. Kabul edilen maddeler, bir yandan çocukların ateşli silahlara erişiminin önlenmesine yönelik yeni yaptırımlar getirirken, diğer yandan çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin mevcut hükümleri yeniden şekillendiriyor. Görüşmeler sırasında teklifin en çok tartışılan maddelerinden biri ise metinden çıkarıldı. Türk Ceza Kanunu'nda tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından yaş istisnasını 18'den 15'e indirmeyi öngören düzenleme, verilen önergeyle teklif kapsamından çıkarıldı. Çocuğun silaha ulaşmasına neden olana hapis cezası Genel Kurul'da kabul edilen ilk madde, ateşli silahların güvenli şekilde muhafaza edilmesine ilişkin yeni bir sorumluluk getiriyor. Buna göre, ateşli silahını gerekli dikkat ve özeni göstermeden muhafaza eden ve bu nedenle bir çocuğun silaha ulaşmasına neden olan kişi, daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecek. Düzenlemenin temel amacı, çocukların silahlara erişiminin önlenmesi ve silah sahiplerinin muhafaza yükümlülüklerinin daha açık hale getirilmesi olarak öne çıkıyor. Özellikle çocukların bulunduğu ev ve yaşam alanlarında silahların güvenli şekilde saklanmasına ilişkin sorumluluğun artırılması, düzenlemenin dikkat çeken başlıklarından biri oldu. 12-15 yaş grubunun ceza sorumluluğu yeniden düzenleniyor Teklifin kabul edilen ikinci maddesi ise doğrudan çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin hükümleri kapsıyor. Buna göre, suçu işlediği sırada 12-15 yaş arasında bulunan çocukların, gerçekleştirdikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu doğmayacak. Bu durumda çocuklar hakkında hapis cezası yerine yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması öngörülüyor. Ancak mahkemenin, çocuğun gerçekleştirdiği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabildiğine ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğuna kanaat getirmesi halinde farklı bir ceza rejimi uygulanabilecek. Bu durumda suçun niteliğine göre belirlenen indirimli hapis cezaları gündeme gelecek. 15-18 yaş grubuna yönelik ceza aralıkları değişiyor Teklif kapsamında 15-18 yaş grubundaki çocuklar için de ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına ilişkin yeni ceza aralıkları belirlendi. Düzenlemenin bu bölümü, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar açısından uygulanacak ceza miktarlarının yeniden ele alınmasını içeriyor. Böylece çocukların yaş grupları arasındaki farklılıkların ceza uygulamasına daha belirgin şekilde yansıtılması amaçlanıyor. Hakimlere daha geniş takdir yetkisi Genel Kurul'da kabul edilen önergeyle mahkemelere bazı suçlar bakımından daha geniş değerlendirme yetkisi de tanındı. Buna göre, ağır yaralama suçlarının belirli türlerinde 15-18 yaş grubundaki çocuklara uygulanan yaş indiriminin uygulanmamasına mahkemeler karar verebilecek. Ayrıca 12-15 yaş grubundaki çocuklar açısından da bazı durumlarda bir üst yaş grubuna uygulanan ceza rejiminin uygulanmasına yönelik hakime takdir yetkisi verildi. Bu düzenleme, aynı yaş grubunda bulunan çocukların işledikleri fiilin niteliği ve olayın koşullarına göre farklı şekilde değerlendirilmesine imkan tanıyabilecek. Tartışmalı tekerrür maddesi tekliften çıkarıldı Genel Kurul görüşmelerinde dikkat çeken gelişmelerden biri de tekerrür hükümlerine ilişkin düzenlemenin tekliften çıkarılması oldu. İlk metinde, Türk Ceza Kanunu'ndaki tekerrür hükümlerinin uygulanmasında yaş istisnasının 18'den 15'e düşürülmesiöngörülüyordu. Ancak Genel Kurul'da verilen önergenin kabul edilmesiyle söz konusu madde teklif metninden çıkarıldı. Bu gelişme, kanun teklifinin görüşmeleri sırasında çocukların ceza sorumluluğu konusunda yapılan değerlendirmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Genel Kurul'da görüşmelere ara verildi Kanun teklifinin dördüncü maddesinin görüşmeleri sırasında Genel Kurul çalışmalarına ara verildi. Verilen aranın ardından komisyonun salonda yerini almaması üzerine birleşimin ertelenmesine karar verildi. Böylece teklifin kalan maddelerinin görüşülmesi sonraki birleşime kaldı. Düzenlemenin devamında ne olacak? TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ilk iki madde, çocukların ceza sorumluluğu ve ateşli silahların güvenli şekilde muhafaza edilmesi konusunda önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle 12-15 ve 15-18 yaş gruplarına yönelik farklı ceza rejimleri, mahkemelere tanınan takdir yetkisi ve çocukların silahlara erişimini engellemeye yönelik hapis cezası, teklifin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Buna karşılık tekerrür hükümlerinde yaş sınırını 18'den 15'e indirmeyi öngören düzenlemenin tekliften çıkarılması, kanun teklifinin kapsamı açısından önemli bir değişiklik oluşturdu. Teklifin kalan maddelerinin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri ve yapılabilecek yeni önergeler, düzenlemenin nihai şeklini belirleyecek.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi Haber

Güllü'nün Ölümüne İlişkin İddianame Tamamlandı: Kızı Hakkında Ağırlaştırılmış Müebbet Talebi

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde evinin teras katındaki pencereden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" adıyla tanınan şarkıcı Gül Tutun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olayın planlı şekilde gerçekleştirildiği öne sürülerek, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Savcılık: Ölüm planlı şekilde gerçekleştirildi İddianamede, Gül Tut'un olay gecesi Çınarcık'taki evinde, kızına ait odanın penceresinden yaklaşık 18 metre yükseklikten beton zemine düştüğü belirtildi. Adli Tıp incelemesine göre sanatçının, kafa ve omurga kırıkları ile çoklu iç organ yaralanmalarına bağlı gelişen iç kanama nedeniyle yaşamını yitirdiği kaydedildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda olayın kaza sonucu meydana gelmediği, planlanarak işlendiği kanaatine vardı. Toksikoloji raporu: Zehirlenme bulgusuna rastlanmadı Hazırlanan iddianamede, Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildiği ancak kullandığı ilaçların ölümcül seviyede olmadığı ifade edildi. Toksikoloji raporunda, zehirlenmeye bağlı bir ölümün söz konusu olmadığı, ölümün yüksekten düşmeye bağlı travmalar nedeniyle gerçekleştiği vurgulandı. "Malkata" şarkısıyla odaya çağrıldığı öne sürüldü Savcılık dosyasına göre olay gecesi, sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in arkadaşı Sultan Nur Ulu'dan annesinin çok sevdiği "Malkata" isimli Roman havasını açmasını istediği belirtildi. İddianamede, müziği duyan Gül Tut'un banyodan çıktıktan sonra kızının odasına geldiği, burada kısa süre dans edip eğlendiği, şarkının ise maktulü olayın gerçekleşeceği odaya çekmek amacıyla özellikle seçildiği iddia edildi. Ses kaydı incelemesi dikkat çekti Dosyada yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi bilirkişi raporunda, olay anına ait ses kayıtlarının ayrıntılı şekilde incelendiği belirtildi. Raporda, düşmeden hemen önce genç bir kadın sesinin alaycı ve neşeli bir tonla "Hadi görüşüürüüüz" dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözlerin sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e ait olduğu kanaatine ulaştı. İddianamede ayrıca sanığın annesini iki eliyle kalçasından kavrayarak ayaklarını yerden kaldırdığı ve pencereden aşağı attığı öne sürüldü. Tanık ifadesi değişti Olay sırasında odada bulunan Sultan Nur Ulu'nun ilk ifadesinde Gül Tut'un alkollü halde dengesini kaybederek düştüğünü söylediği, ancak daha sonra ifadesini değiştirerek olayın farklı gerçekleştiğini anlattığı belirtildi. İddianameye göre Ulu, son ifadesinde Gülter'in annesini iki eliyle kaldırarak pencereden attığını söyledi. Savcılık ayrıca, tanığın avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde "gerçekleri anlatacağını" söylemesini de ifadesini destekleyen önemli deliller arasında gösterdi. Mesaj kayıtları iddianamede yer aldı Savcılık, sanığın olaydan aylar önce annesi hakkında attığı mesajlara da iddianamede yer verdi. Dosyaya göre Gülter'in çeşitli mesajlaşmalarda; "Bıktım bu annemden" "Gebersin" "Bu kadın ölsün" "Ölmüyor, ne zaman?" "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler kullandığı öne sürüldü. Bu yazışmaların tasarlama unsurunu destekleyen önemli deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. Olay sonrası davranışlar da dosyaya girdi İddianamede, olayın ardından Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun İstanbul'da kaldıkları bir otelde yurt dışına çıkış imkanlarını araştırdığı, yapılan telefon görüşmelerinde sanığın tanığı tehdit ettiği yönünde değerlendirmelere de yer verildi. Savcılık ayrıca sanığın telefonunu değiştirmesi, cihazını fabrika ayarlarına döndürmesi ve bazı mesajların silinmesini istemesini de delilleri gizleme girişimi olarak dosyaya ekledi. Diğer sanık hakkında da hapis talebi Savcılık, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak yakın akrabayı öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise soruşturma sürecinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle "yalan tanıklık" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi halinde sanıklar önümüzdeki günlerde Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak.

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma Haber

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma

Küçük Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden görüldü Kilis’te büyük yankı uyandıran Gina Mercimek cinayeti davası, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden mahkeme gündemine geldi. 9 yaşındaki Gina Mercimek, 4 Nisan 2023 tarihinde okuldan çıktıktan sonra evine dönmemiş, ailesinin yaptığı aramalar sonuç vermeyince durum polise bildirilmişti. Arama çalışmalarının genişletilmesi üzerine ekipler, küçük kızın cansız bedenini mahallede bulunan bir su kuyusunda bulmuştu. Yapılan incelemelerde Gina’nın boynuna briket bağlanarak kuyuya atıldığı ve cinsel istismara maruz kaldıktan sonra öldürüldüğü belirlenmişti. Cansız bedeni su kuyusunda bulunmuştu Polis ekiplerinin yaptığı çalışmalarda, Gina’nın kaybolduğu bölgedeki bazı kişiler mercek altına alınmıştı. Küçük kızın yakınlarının şüpheleri üzerine inceleme yapılan evlerden birinin bahçesindeki su kuyusunda arama gerçekleştirilmiş ve Gina’nın cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayın ardından ev sahibi Hüseyin Boğuç ile arkadaşı Azittin Altınöz gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sanıklar hakkında “canavarca hisle insan öldürme”, “çocuğun cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Yargıtay kararı sonrası süreç yeniden başladı Yerel mahkeme tarafından yapılan ilk yargılamada sanıklardan Hüseyin Boğuç hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, Azittin Altınöz ise beraat etmişti. Ancak Gina Mercimek’in ailesinin karara itiraz etmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonucunda yerel mahkemenin kararını bozdu. Yüksek mahkeme, beraat eden sanığın da cezalandırılması gerektiği yönünde değerlendirme yaparken, diğer sanık hakkında verilecek cezanın da en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti. Bu kararın ardından dava yeniden görülmeye başlandı. İki sanığın tutukluluk hali devam edecek Kilis 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yeniden yargılama duruşmasına sanıklar, cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada Gina Mercimek’in ailesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık Hüseyin Boğuç, önceki savunmalarını tekrar ederek suçlamaları kabul etmedi ve beraatini talep etti. Diğer sanık Azittin Altınöz de suçsuz olduğunu öne sürerek tahliye istedi. Mahkeme heyeti, her iki sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verdi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Aile avukatından açıklama: Hukuk mücadelemiz sürecek Duruşmanın ardından Gina Mercimek’in ailesinin avukatı Sümeyye Gökçe açıklamalarda bulundu. Gökçe, yerel mahkemenin kararına karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirterek, Yargıtay’ın bozma kararının önemli olduğunu ifade etti. Gökçe, “Yerel mahkeme kararına itiraz ettik. Yapılan itirazlar sonucunda Yargıtay, beraat eden sanığın da cezalandırılması ve diğer sanığa verilecek cezanın en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti” dedi. Yeniden başlayan yargılama kapsamında her iki sanık hakkında da tutuklama kararının sürdüğünü belirten Gökçe, davanın bir sonraki duruşmasının 2 Ekim tarihinde görüleceğini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.