Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Motivasyon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Motivasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Motivasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Gökhan Gündoğdu: “Sosyal sorumluluk, ilkokul ve ortaokulda karakteri inşa eder; eğitimi güçlendirir” Haber

Dr. Gökhan Gündoğdu: “Sosyal sorumluluk, ilkokul ve ortaokulda karakteri inşa eder; eğitimi güçlendirir”

Erken yaşta sosyal sorumluluk, kalıcı davranışa dönüşüyor Gündoğdu Vakfı Başkanı Dr. Gökhan Gündoğdu, sosyal sorumluluk projelerinin yalnızca gönüllülük faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Bu çalışmalar öğrencilerin s� �nıf içinde öğrendiklerini hayata taşıdığı, sahada gözlem yaptığı, ihtiyaç analizi gerçekleştirdiği ve çözüm ürettiği güçlü bir öğrenme alanıdır. Öğrenme, ezberden çıkar; kalıcı bir beceriye ve anlamlı bir deneyime dönüşür” dedi. “İlkokul ve ortaokul, değerlerin temellendiği kritik dönem” İlkokul ve ortaokul yıllarının karakter gelişimi ve değerler eğitimi bakımından belirleyici olduğunu belirten Dr. Gündoğdu, erken yaşta kazanılan sosyal sorumluluk deneyiminin davranışa dönüştüğüne dikkat çekti. Dr. Gündoğdu, “Paylaşma, dayanışma, saygı, çevre bilinci gibi değerler bu dönemde yalnızca anlatılarak değil; yaşayarak öğrenildiğinde kalıcı hale gelir. Erken yaşta sosyal sorumlulukla tanışan çocuklarda ‘seyirci kalma’ azalır, inisiyatif alma ve çözüm üretme eğilimi güçlenir” ifadelerini kullandı. Sorumluluk ve özdisiplin gelişiyor Dr. Gündoğdu, proje takvimine uyma, görev takibi, ekip içinde rol alma ve işi sonuçlandırma gibi süreçlerin öğrencilerde sorumluluk duygusunu güçlendirdiğini belirtti. “Bu alışkanlıklar ilkokul ve ortaokulda kazanıldığında, öğrencinin akademik yaşamına uzun vadede olumlu yansıyor” dedi. Sosyal-duygusal beceriler güçleniyor Sosyal sorumluluk çalışmalarının empati, iletişim, duygu yönetimi ve çatışma çözme gibi sosyal-duygusal öğrenme (SEL) becerilerini doğal biçimde geliştirdiğine dikkat çeken Dr. Gündoğdu, bunun okul iklimine de olumlu yansıdığını vurguladı. “Akran ilişkilerinde yapıcı iletişim artıyor, aidiyet güçleniyor, sınıf içi davranışlar olumlu yönde değişiyor” değerlendirmesinde bulundu. Problem çözme ve eleştirel düşünme pekişiyor Projelerin öğrenciyi “sorunu fark eden” konumundan “çözüm üreten” konumuna taşıdığını belirten Dr. Gü ndoğdu, “Öğrenci, ihtiyacı tanımlar; neden-sonuç ilişkisi kurar, kaynak planlar ve uygulamayı değerlendirir. Bu süreç, derslerde hedeflenen üst düzey düşünme becerilerini sahada pekiştirir” diye konuştu. Özgüven ve motivasyon artıyor Öğrencinin yaptığı çalışmanın karşılığını görmesinin “Ben değiştirebilirim” duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Dr. Gündoğdu, sosyal sorumluluk projelerinin öğrencinin okula aidiyetini ve öğrenme motivasyonunu artırdığını ifade etti. “Dijital çağda değerler bilgiyle değil, deneyimle güçlenir” Günümüzde çocukların yoğun bilgi akışıyla karşı karşıya kaldığını belirten Dr. Gündoğdu, “Değerler ve toplumsal duyarlılık yalnızca bilgiyle değil; deneyimle gelişir. Sosyal sorumluluk projeleri, çocukların ekran dışındaki dünyayla bağ kurmasını ve toplumsal sorunlara gerçekçi çözümler geliştirmesini sağlar” de di. Sonuç: “Daha duyarlı ve üretken nesiller için güçlü bir eğitim bileşeni” Açıklamasının sonunda sosyal sorumluluk projelerinin öğrenciyi sadece akademik açıdan değil, yaşam becerileri açısından da güçlendirdiğini vurgulayan Gündoğdu Vakfı Başkanı Dr. Gökhan Gündoğdu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sosyal sorumluluk projeleri; sorumluluk alan, empati kuran, iş birliği yapan ve çözüm üreten bireyler yetiştirmenin etkili yollarından biridir. Bu çalışmaların ilkokul ve ortaokul düzeyinde sistemli biçimde desteklenmesi; değerler eğitimini güçlendirir, okul iklimini iyileştirir ve öğrencilerin eğitim-öğretim hayatında kalıcı, pozitif etkiler oluşturur.”

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.