Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mısır

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail’den “Refah tavizi”: Sınır kapısı özel denetimle açılacak Haber

İsrail’den “Refah tavizi”: Sınır kapısı özel denetimle açılacak

Tel Aviv yönetimi, ateşkese rağmen sınır kapısından geçişlere izin vermediği için eleştiriliyor İsrail özel denetim noktası kurarak Gazze Şeridi'ndeki Refah sınır kapısını birkaç gün içinde açmayı planlıyor. İsrailli medya kuruluşu Kanal 12, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kapısının açılması talimatını önümüzdeki günlerde vereceğini aktarıyor. İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sınır kapısının Gazze tarafında özel bir denetim merkezi kurarak giriş çıkışları kontrol edeceği belirtiliyor. ABD Başkanı Donald Trump, Netanyahu'yu 29 Aralık'ta Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde ağırlamıştı. ABD arabuluculuğunda 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşması kapsamında Tel Aviv'in Refah sınır kapısını açmaması tepki çekiyor. Haberde Netanyahu'nun bu kararı, Trump'la yaptığı görüşmede verdiği tavizlerden birinin yansıması diye yorumlanıyor. IDF, Gazze Şeridi'ne yardım girişleri için önemli bir hat sağlayan Refah sınır kapısını Mayıs 2024'te ele geçirmişti. Tel Aviv yönetimi, geçen ayki açıklamasında kapının tek yönlü açılacağını, sadece Gazze'den çıkışlara izin verileceğini duyurmuştu. Mısır yönetimiyse bunun "Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi" planının parçası olduğunu söyleyerek tepki göstermişti. Hollywood yıldızı Angelina Jolie'nin de cuma günü ziyaret ettiği Refah sınır kapısının iki yönlü olarak açılması planlanıyor. 50 yaşındaki aktris de sınırın açılması çağrısı yaparak, "Yakıt ve kritik tıbbi malzemeler gerekli miktarda ve hızlıca ulaştırılmalı" dedi. Gazze savaşının sonlandırılması için ABD öncülüğünde hazırlanan 20 maddelik barış planının garantörleri arasında Türkiye, Mısır ve Katar var. Anlaşmanın ilk aşamasında Hamas ve İsrail arasında rehine takası gerçekleştirilmişti. Ayrıca İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor. İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor. Independent Türkçe, Times of Israel, AA

21 Arap, İslam ve Afrika ülkesinden ortak açıklama Haber

21 Arap, İslam ve Afrika ülkesinden ortak açıklama

Doha, 27 Aralık - 21 Arap, İslam ve Afrika ülkesi, İsrail'in Somaliland bölgesini tanımasına yönelik ortak açıklama yayımladı. Katar Devleti, Ürdün Haşimi Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Komorlar Birliği, Cibuti Cumhuriyeti, Gambiya Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Irak Cumhuriyeti, Kuveyt Devleti, Libya Devleti, Maldivler Cumhuriyeti, Nijerya Federal Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Somali Federal Cumhuriyeti, Sudan Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Yemen Cumhuriyeti ve İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları, İsrail'in Somali Federal Cumhuriyeti'nin "Somaliland" bölgesini tanımasını reddederek kınadı. Bakanlar, şunların altını çizdi: "İsrail'in 26 Aralık 2025'te Somali Federal Cumhuriyeti'nin 'Somaliland' bölgesini tanımasına yönelik kesin reddi, zira bu emsalsiz önlemin Afrika Boynuzu, Kızıldeniz'deki barış ve güvenliğe ciddi etkileri olacak ve genel olarak uluslararası barış ve güvenliğe de ciddi zararlar verecektir; ayrıca bu durum İsrail'in uluslararası hukuka tam ve açık bir şekilde saygısızlığını da yansıtmaktadır. Uluslararası hukuk ilkelerinin ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ağır bir ihlali teşkil eden ve devletlerin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması zorunluluğunu açıkça öngören bu tür bir tanımayı en sert şekilde kınadılar ve bu durum İsrail'in yayılmacı eğilimini yansıtmaktadır. Somali Federal Cumhuriyeti'nin egemenliğine tam destek ve Somali'nin birliğini, toprak bütünlüğünü veya tüm toprakları üzerindeki egemenliğini zayıflatacak her türlü önlemin kesin olarak reddedilmesi. Devletlerin bazı kısımlarının tanınması ciddi bir emsal teşkil etmekte, uluslararası barış ve güvenliği tehdit etmekte, uluslararası hukukun temel ilkelerini ve Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal etmektedir. Bu tür bir önlem ile Filistin halkının topraklarından zorla çıkarılması girişimleri arasında herhangi bir olası bağlantının tamamen reddedilmesi; bu tür girişimler, ilkesel olarak her biçimde kesin bir şekilde reddedilmektedir."

Davutoğlu’ndan Somaliland Uyarısı: Bu gelişme alarm niteliğindedir Haber

Davutoğlu’ndan Somaliland Uyarısı: Bu gelişme alarm niteliğindedir

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in Somaliland’i tanımasını İslam dünyası ve bölge güvenliği açısından “alarm niteliğinde” bir gelişme olarak nitelendirdi; hükümeti acil diplomatik adımlar atmaya çağırdı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, İsrail’in Somaliland’i tanımasına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu adımın İsrail’in İslam ülkelerini bölme ve stratejik bölgeleri çevreleyerek etkisiz kılma politikasının bir parçası olduğunu belirtti. Davutoğlu, bunun uzak bir coğrafyada yaşanan sıradan bir gelişme olmadığını vurgulayarak, “alarm niteliğinde bir olay” ifadesini kullandı. Davutoğlu, bu adımla yüzde 100 Müslüman bir ülke olan Somali’nin fiilen bölündüğünü, Sudan benzeri büyük katliamların yaşanabileceği bir iç savaş riskinin tetiklendiğini ifade etti. İsrail’in bu yolla Kızıldeniz çıkışında Aden Körfezi’nde son derece stratejik öneme sahip Berbera Limanı’na erişim sağladığını kaydetti. Bu gelişmenin, Kızıldeniz’in iki önemli gücü olan Mısır ve Suudi Arabistan ile Somali’de Afrika politikası ve savunma sanayisi açısından stratejik bir üsse sahip olan Türkiye’yi çevreleme anlamına geldiğini belirten Davutoğlu, Gazze’deki saldırılar sürerken yaşanan bu süreci “İslam dünyası için tam bir zillet” olarak nitelendirdi. Davutoğlu, geçmişte benzer girişimlerin engellendiğini hatırlatarak, 2012-2013 yıllarında bazı Batı ülkelerinin Somaliland’ın bağımsızlığını tanıma çabalarına karşı harekete geçtiklerini, Somali Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud ile Somaliland Cumhurbaşkanı Ahmed Mohamed Silanyo’yu 11-13 Nisan 2013 tarihlerinde Ankara’da bir araya getirdiklerini ve oluşturulan üçlü mekanizma ile bu planın bozulduğunu ifade etti. “Şimdi de harekete geçme vaktidir” diyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı ve hükümeti acilen adım atmaya davet etti. Davutoğlu, atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı: ''Somali ve Somaliland Cumhurbaşkanlarıyla doğrudan temas kurulması ve Türkiye’ye davet edilerek yüz yüze görüşülmesi. Bir özel temsilci atanarak bölgeye gönderilmesi; bu görev için eski Somali Büyükelçisi Kani Torun’un en yetkin isim olduğu. Mısır ve Suudi Arabistan liderleriyle acilen temas kurularak, üç ülkenin dışişleri bakanlarından oluşan ortak bir heyetin her iki tarafa gönderilmesi. Berbera Limanı’nın işletmesini elinde bulunduran BAE ile temas edilerek İsrail’in politikaları konusunda uyarı ve istişarelerde bulunulması. Üç ülke liderinin eşgüdümlü biçimde ABD Başkanı Trump ve İngiltere Başbakanı Starmer ile görüşerek Somali’nin bölünmesinin tanınmasının önüne geçilmesi. Somaliland nüfusunun yaklaşık yarısını temsil eden ve Mogadişu’ya bağlılığını ilan eden Northeastern State federal yönetimiyle derhal temas kurulması. Afrika Birliği Dönem Başkanı Angola, İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı Gambiya ve Arap Ligi Dönem Başkanı Lübnan ile temasa geçilerek Somali’nin birliğinin korunması için diplomatik girişimlerin başlatılması.'' Davutoğlu, İsrail’in Hazar’dan Aden’e, Doğu Akdeniz’den Körfez’e uzanan bir hegemonik düzen kurma çabası içinde olduğunu savunarak, Abraham Anlaşmaları olarak adlandırılan sürecin İslam dünyasını ve Afrika’yı daha küçük parçalara ayırmayı hedeflediğini belirtti. Bu gelişmeler karşısında harekete geçmeyen ülkelerin ve liderlerin tarih önünde büyük bir sorumluluk taşıyacağını ifade etti.

Hakan Fidan:  Gazze görüşmesi için Varılan mutabakatlar umut verici" Haber

Hakan Fidan: Gazze görüşmesi için Varılan mutabakatlar umut verici"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslar kapsamında bulunduğu ABD'de, Florida eyaletinin Miami kentinde ABD, Katar ve Mısır'dan temsilcilerle Gazze Şeridi'ndeki gelişmeleri değerlendirdi. Bakan Fidan, bu görüşmenin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu ve "Şarm eş-Şeyh'te varılan mutabakat sonrasında Gazze Barış Planı'nın uygulanmasının üstünden epey bir süre geçti. Son rehinenin teslim edilmesinin ardından artık ikinci aşamaya geçişin parametreleri görüşülüyor. Dünkü toplantı, Şarm eş-Şeyh'ten sonraki en anlamlı toplantıydı. Gece geç saatlere kadar çeşitli ortamlarda görüşmelerimiz sürdü. Ana toplantıda sağlanan mutabakatlar umut verici. Birinci aşamada ortaya çıkan sorunları da tartışma olanağı bulduk. Özellikle Türkiye olarak ateşkes ihlallerinin barış planını tehdit ettiğini, ikinci aşamaya geçişte büyük riskler taşıdığını belirttik. İsrail tarafından süren ihlaller, süreci inanılmaz derecede zorlaştırıyor. Gördüğümüz kadarıyla tüm taraflar bu konuda uzlaşmış durumda ve bu konunun önüne geçilmesi adına çeşitli tartışmalarımız oldu" diye konuştu. "Gazze ile ilgili çalışmalarda üç parametre bizim için önemli" Bakan Fidan, "Dört arabulucu ülke; Türkiye, ABD, Katar ve Mısır'ın bu konuda üst düzey istişareleri yoğun bir şekilde sürdürmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünkü görüşmelerde, Gazze'nin yeniden imarı konusunda ön çalışma sunduk. Bunun üzerine ilk tartışmaları yürüttük. Türkiye olarak Gazze ile ilgili tüm çalışmalarda bizim için üç parametrenin önemli olduğunu vurguladık: Gazze'nin Gazzeliler tarafından yönetilmesi, Gazze'nin toprak olarak bütünlüğünü koruması ve Gazze'deki yatırımların tamamının Gazzeliler için yapılması. Yeniden imar sürecinde planlanan yatırımların yine Gazzeliler için olması önem taşıyor. Bu üç kırmızı çizgi gözetildikçe diğer konuların teknik bir platformda tartışılabileceğine dair genel stratejik çerçevemizi aktardık" ifadelerini kullandı. "İnsani yardımlar konusunda atılması gereken adımlarda yetersizlik var" Bakan Fidan, "Gazze'nin yönetiminin teknokratlardan oluşacak bir komiteye devri fikri üzerine nasıl bir takvim oluşturulabileceği tartışıldı. Barış kurulu ve uygulama aşamalarına dair çalışmalar sürüyor. İstikrar gücünün inşasıyla ilgili paralel görüşmeler de devam ediyor. Bu konularda neler yapılabileceği, bizim perspektifimiz nedir gibi konuları anlattık. Diğer ülkelerin bakış açılarını dinledik. Ayrıca insani yardımlar konusu da oldukça kritik. Bu konuda yapılması gereken adımlarda eksiklik söz konusu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da bu konuda duyarlı. Kendini gece bilgilendirirken bu konuda yürütülen tartışmaları özellikle vurguladım" şeklinde konuştu. "Şehirlerin inşa edilmesine dair ciddi bir tecrübemiz var" Kış mevsimindeki olumsuz koşullardan etkilenen Filistinliler için Gazze'ye insani yardım ve barınma çözümleri gönderilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Bakan Fidan, Türkiye'nin Şubat 2023'te yaşadığı depremden elde edilen tecrübelerin Gazze'de kullanılabileceğini belirtti. Bakan Fidan, "Deprem sonrasında iki önemli husus var elimizde. Birincisi, insani yardım ve barınma ile ilgili çadır ve konteynerler. İkincisi, deprem nedeniyle yıkılmış bölgelerin yeniden inşası; şehirlerin yeniden kurulmasında ciddi bir deneyimimiz var. Bu iki tecrübeyi toplantılarda gündeme getirdik" açıklamasında bulundu. "Türkiye'nin tecrübesi Gazze'de de kullanılabilir" Bakan Fidan, "Türkiye, 50 bin insanın hayatını kaybettiği bir deprem sonrasında yaklaşık 500 bin konutluk dev bir projeyi üç yıl gibi kısa bir sürede tamamlayan bir ülke. Bu tecrübe Gazze'de de uygulanabilir. Ayrıca, depremzede vatandaşlarımızın barınma sorunlarının çözümünde kullandığımız altyapı da onların evlerine sunulabilir. Bu konular yoğun bir koordine gerektiriyor ve biz bunların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Burada mutabık kalınan konuları Türkiye'ye döndüğümüzde ilgili kurumlarla ve bakanlık içerisindeki genel müdürlüklerle görev dağılımı yaparak sürdüreceğiz" dedi. Ukrayna-Rusya Savaşı'na dair temaslar ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner'in Gazze'deki görüşmelerin yanı sıra Rusya-Ukrayna Savaşı'nda oynadıkları rolü değerlendiren Bakan Fidan, bu konuda da görüş alışverişinde bulunma fırsatı bulduklarını söyledi. Bakan Fidan, "Witkoff ve Kushner sadece Gazze meselesinde değil, aynı zamanda Ukrayna'da da arabuluculuk yapıyorlar. Hafta sonu Gazze toplantısının yanı sıra Ukrayna görüşmeleri için hem Ruslar hem Ukraynalılar hem de Avrupalılardan gelen arkadaşlarımız bulunuyordu. Onlarla da bu vesileyle bir araya gelme fırsatı bulduk. Barış görüşmelerinde en son gelinen nokta ve onların perspektifinde görünenler neler, bunları tartışma imkanı bulduk. Bir görüş alışverişinde bulunduk" ifadelerini kullandı. "Putin'in perspektifini birinci elden öğrenme imkanımız oldu" Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 Aralık'ta Türkmenistan'a yaptığı resmi ziyarette Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü belirterek, "Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Türkmenistan'da uluslararası bir toplantı vesilesiyle Sayın Putin ile uzun bir görüşme gerçekleştirdi. Burada Sayın Putin'in son tartışılan konulara ilişkin perspektifini birinci elden öğrenme imkanımız oldu. Dün de Amerikalılar, Ukraynalılar ve Avrupalılar kendi içlerinde yaptıkları tartışmalarda geldikleri noktaları öğrenme imkanımız oldu. Kendi bakış açımızı da onlara anlattık. Çalışmalar sürecek" dedi.

Gazze dosyasında yeni gelişmeler: Hamas yeni bir müzakere turu istiyor Haber

Gazze dosyasında yeni gelişmeler: Hamas yeni bir müzakere turu istiyor

ABD'nin, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın liderlerinden Raid Saad'ı hedef aldığı operasyonla ilgili açıklamaları, Hamas'ı tatmin etmedi. Hareket, Washington'un saldırıdan haberdar olup olmadığı ve bunun ateşkesi ihlal olarak sayılıp sayılmayacağı konusunda yapılan değerlendirmeleri yeterli bulmadı. Hamas kaynakları, ABD açıklamalarındaki tutarsızlıkların saldırının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirtti. Hareketin üst düzey kadroları, ABD'nin Gazze'deki ateşkes ihlallerine sürekli gerekçe sunarak İsrail'e siyasi alan sağladığı değerlendirmesinde bulunduğunu dile getirdi. Ancak, Hamas'ın önümüzdeki süreçte Mısır veya Katar'da dolaylı görüşmeler başlatma çabası içinde olduğu belirtildi. Kaynaklar, Gazze'deki durum ve ikinci aşamaya geçişin sorunsuz ilerlemesini sağlamak için arabulucularla temaslarını sürdürdüğünü aktardı. Kaynaklara göre, arabulucular ile Hamas liderliği arasında görüşmeler, kimi zaman yüz yüze toplantılar, kimi zaman da telefon aracılığıyla devam ediyor. Kahire, Doha ve İstanbul'da ikili veya üçlü formatlarda toplantılar gerçekleştirildiği, bazı görüşmelerin tek bir arabulucu ile yapıldığı, tüm sürecin arabulucular arasında tam bir koordinasyonla devam ettiği belirtildi. Açıklamalarda, İsrail ve ABD'den temsilcilerin de katılımıyla dolaylı müzakere düzenlenmesi yönünde açık bir arayış bulunduğu vurgulandı. Bunun, Başkan Donald Trump yönetiminin İsrail üzerindeki baskısını artırmasına ve istikrarı hedefleyen planını ilerletmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Kaynaklar, temasların sadece "direnişin silahı" konusuna odaklanmadığını; yeniden imar, "ertesi gün" senaryosuyla Gazze'nin yönetimi ve teknokratlar komitesinin görevleri, Refah Kapısı'nın açılması, kuşatmanın tamamen kaldırılması, Gazze'den çekilme, uluslararası güç meselesi gibi başlıkların da ele alındığını belirtti. Hamas liderliğinin Gazze dışına çıkarılması konusunun ise gündemde olmadığı vurgulandı. Mevcut temasların müzakerelerde bir durgunluk anlamına gelmediğini belirten kaynaklar, Gazze'ye dair ana dosyaların geleceğine ilişkin birçok fikrin taraflar arasında paylaşıldığını ve Hamas ile Filistinli gruplar arasında da sürekli iç temasların sürdüğünü söyledi. Kahire'de yakın zaman içinde bir ulusal diyalog toplantısı düzenlenmesi için çabaların yoğunlaştığı, ay sonu veya önümüzdeki ay başında daha geniş kapsamlı bir hareketlilik beklendiği ifade edildi. "Hamas, ikinci aşamayla ilgili ABD'den yeni bir adım bekliyor mu?" sorusuna cevap veren kaynaklar, ABD temaslarının sürekli olduğunu ve Trump yönetimi aracılığıyla, arabulucular vasıtasıyla mevcut görüşmelerin başarısını garantilemek için mesajlar iletildiğini aktardı. Bu kapsamda, direnişin silahları, uluslararası güç ve Gazze'nin yönetimi gibi konuları kolaylaştırabilecek önerilerin ele alındığı ifade edildi. Kaynaklar, Hamas'ın Filistinli gruplarla uzlaşı içerisinde, "adil" ve Filistinlilere geleceğine dair açık haklar tanıyan her tür teklife açık olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, herhangi bir tarafın "manda" veya başka bir işgal biçimini dayatmasına izin verilmemesi, İsrail'in tek taraflı olarak aktivist ve liderleri hedef almasının önlenmesi, ateşkes kurallarının yeniden dayatılmaması ve çekilme sürecinin engellenmemesi gerektiği belirtildi. Öte yandan, eski BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Nikolay Mladenov’un, Trump'ın ilerleyen dönemde açıklayacağı "Barış Konseyi"nin yürütme kurulunun başına getirileceği spekülasyonlarına da değinen kaynaklar, Hamas liderliğine bu yönde doğrulanmış bir bilgi ulaşmadığını iletti. Tony Blair'in görevden dışlanmasından sonra birçok ismin gündeme geldiğini belirten kaynaklar, Hamas'ın 2017-2019 yıllarında kuşatma ve "Büyük Dönüş Yürüyüşleri" esnasında Mladenov ile temaslar yürüttüğünü, taleplerini iyi bildiğini kaydetti. Ulusal, Arap, İslami ve uluslararası mutabakat sağlanarak, Filistinlilerin haklarının korunması koşuluyla Hamas’ın Mladenov ile çalışmasına itirazı olmadığı belirtildi. Hamas’ın, ABD yönetiminin silah konusundaki yaklaşımlarını değişebileceği öngörüsüne dayandığı, bu bağlamda silahların kullanılmasının dondurulması veya zarar görmeden, uzlaşıyla belirlenen bir tarafa devredilmesi gibi tekliflerin gündemde olduğu ifade edildi. Bu öngörünün, ABD'nin ulusal güvenlik stratejisinde Ortadoğu'nun "uzun süreli askeri taahhüt" değil "işbirliği bölgesi" olarak tanımlanmasına dayandığı belirtildi. Kaynaklar, Trump dönemindeki ABD'nin, etkili ortaklar olmaları durumunda rakiplere de alan tanıyabileceği ve Washington'un kim yönettiğinden ziyade işlevsel ortaklıklarla ilgilendiği değerlendirmesinde bulundu. Hamas kaynakları, hareketin Filistin davasına hizmet edecek şekilde herkesle çalışmaya açık olduğunu ve şu aşamada bölgedeki ilişkilerini genişletmeye odaklandığını ekledi.

Rosatom Mısır'daki El Dabaa NGS’ye Ekipman Sevk Etmeye Devam Ediyor Haber

Rosatom Mısır'daki El Dabaa NGS’ye Ekipman Sevk Etmeye Devam Ediyor

El-Dabaa NGS’nin dört güç ünitesi için reaktör basınç dengeleme kabı ve ilk parti boru hattı vanaları şantiyeye gönderildi Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Makine Mühendisliği Bölümü’ne bağlı ZiO-Podolsk tesisi, Rosatom'un Mısır'da inşa ettiği El-Dabaa Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) dört güç ünitesinin reaktörleri için bir dizi reaktör basınç dengeleme kabı üretti. Ekipman toplamda 4 ünite için üretilerek şantiyeye sevk edildi. Ayrıca, Makine Mühendisliği Bölümü'nün bir diğer tesisi olan Petrozavodskmash'ta, El-Dabaa NGS’nin yeni güç ünitelerinin reaktör salonları için ilk parti boru hattı vanaları da üretildi. Sistemin güvenilir çalışmasını sağlamak üzere tasarlanmış 16 adet yüksek basınçlı ve düşük basınçlı güvenlik vanası sevk edildi. Proje kapsamında, Karelya tesisi, kendi tasarım ve proses dokümantasyonuna göre, santralin dört güç ünitesi için toplam 220 adet boru hattı vanası üretecek. Şu anda Petrozavodskmash'ta MCP boru tertibatları ve RCPS muhafazaları üretilmekte olup, El-Dabaa NGS’nin Üçüncü Güç Ünitesi için Basınçlandırıcı üretimi devam ediyor. Rostov Bölgesi'ndeki Atommash tesisinde ise, santralin İkinci Güç Ünitesi için 3+ nesil VVER-1200 reaktör basınç kabı, buhar jeneratörleri ve basınç dengeleyicisi üretimi sürüyor. Bu ekipmanın 2026 yılının ilk yarısında müşteriye teslim edilmesi planlanıyor. Mısır'da inşası devam eden nükleer güç santralinin Birinci Güç Ünitesi için reaktör, şantiyeye teslim edilmiş olup, kurulumunun bu yıl yapılması planlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.