Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Milli Güvenlik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Milli Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi Haber

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları ve bakan yardımcılarıyla birlikte Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Güler, Türkiye’nin stratejik konumu nedeniyle bölgesel ve küresel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla ülkenin hak ve menfaatlerinin korunduğunu ifade etti. “ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE KATKI SUNUYORUZ” Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik politikalarının öncelikli başlıkları olduğunu belirten Güler, Türkiye’nin krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimleri ve uluslararası görevleriyle küresel barış ve güvenliğe katkı sunduğunu söyledi. Karadeniz’de savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini aktaran Güler, Kafkasya’da ise kalıcı barış ve bölgesel istikrarın tesis edilmesini desteklediklerini kaydetti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, özetle şunları söyledi: ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE ÖNEMLİ KATKILAR SUNUYORUZ Türkiye, sahip olduğu stratejik konum itibarıyla tüm dünyayı doğrudan etkileyen gelişmelerin yaşandığı bir coğrafyanın merkezindedir. Bu nedenle risk ve tehditleri yakından takip ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla hak ve menfaatlerimizi kararlılıkla koruyoruz. Krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimlerimiz, üstlendiğimiz uluslararası görev ve sorumluluklar ve sahadaki etkinliğimizle uluslararası barış ve güvenliğe önemli katkılar sunuyoruz. Bu stratejik yaklaşımımızın önemi, özellikle yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler dikkate alındığında çok daha açık bir şekilde görülmektedir. Karadeniz’de devam eden savaş ve güvenlik riskleri, Kafkasya’da şekillenen yeni dengeler, Orta Doğu’daki gelişmeler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimiz, güvenlik politikamızın öncelikli meseleleridir. Bu çerçevede Karadeniz’de, savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini yakından takip ederek, istikrarın korunmasına yönelik sorumlu ve dengeli yaklaşımımızı sürdürüyoruz. Kafkasya’da da kalıcı barışın tesis edilmesini, bölgesel istikrarın güçlendirilmesini ve iş birliği imkânlarının geliştirilmesini destekliyoruz. KIBRIS TÜRKÜ’NE YÖNELİK HAZIMSIZLIK POLİTİKASI DEVAM EDİYOR Bölgemizi en çok etkileyen Orta Doğu’da ise yaşanan krizlere sessiz kalmadığımız gibi kurduğumuz ittifaklarla da bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik önemli adımlar atıyoruz. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da bu politikamızın etkin ve güçlü bir yansıması olmuştur. Yine bu politikalarımız kapsamında Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılığımızı muhafaza ediyor, Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini hassasiyetle gözetiyoruz. Bu çerçevede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi etkinliğini artırma ve dış desteklerle askerî kapasitesini geliştirme adımlarını yakından takip ediyor, millî güvenliğimiz doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri kararlılıkla alıyoruz. Yeri gelmişken belirtmek isterim ki Kıbrıs Türkü’ne yönelik 1960’lardan süregelen sindirme ve hazımsızlık politikası hâlâ en güçlü şekilde devam etmektedir. Öyle ki Barcelona Futbol Akademisinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Eylül ayında düzenlemeyi planladığı kampa karşı UEFA nezdinde girişimde bulunulması daha önce de bir müzik festivaline karşı yapılan benzer girişimler, Rum tarafının içinde bulunduğu hezeyanın ve uzlaşmazlığın bir yansımasıdır. Uluslararası nitelikteki eğitim, sportif, kültürel ve gençlik faaliyetlerine dahi tahammül edemeyip bunları engellemek için çaba içerisine girenlerle hangi önemli konuda uzlaşılabileceği hususunu da bu kapsamda üçüncü taraf ülkelerin dikkatine sunmak isteriz. Şu bir gerçek ki Türkiye hem uluslararası hukuktan doğan garantörlük hakları hem de tarihî sorumlulukları gereği Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini, egemenliğini ve meşru çıkarlarını koruma azim ve kararlılığındadır. GÜVENLİK KAZANIMLARININ KALICI HALE GETİRİLMESİNE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ Stratejik bakış, güvenliği yalnızca askerî tehditler üzerinden değerlendirmemeyi bir ülkenin iç huzurunu, millî birliğini ve toplumsal bütünlüğünü de güvenliğin ayrılmaz unsurları olarak görmeyi gerektirir. Bu bakımdan kırk yılı aşkın süredir asil milletimizin huzuruna ve ülkemizin bütünlüğüne kasteden teröre karşı yürüttüğümüz mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hâle getirilmesine büyük önem veriyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreciyle terörü ve şiddeti ülkemizin gündeminden tamamen çıkarmayı, bin yıllık kardeşliğimizi daha da tahkim etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda Gazi Meclisimiz tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen ilgili Kanun çerçevesinde oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulumuz da çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Kurul bünyesinde oluşturulan Alt Komisyonlarla birlikte Kanunun uygulanmasına yönelik yürütülen faaliyetler ile önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar, ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde yürütülmektedir. Bu sürecin taşıdığı anlamı, siz silah ve mesai arkadaşlarımın da çok iyi idrak etmesi gerekiyor. Zira güvenlik, tehdidi bertaraf etmekle tamamlanan bir faaliyet değildir. Aynı zamanda elde edilen kazanımları korumayı ve tehdidin yeniden ortaya çıkmasını önleyecek sosyolojik şartların oluşturulmasını da gerektirir. Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) October 7, 2026 KIBRIS MESAJI: “GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ” Kıbrıs Türkü’nün güvenliği ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılıklarının sürdüğünü belirten Güler, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin gözetildiğini söyledi. Bakan Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin askerî kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını yakından takip ettiklerini ve millî güvenlik doğrultusunda gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. Kıbrıs Türkü’ne yönelik politikaların devam ettiğini savunan Güler, Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki uluslararası eğitim, spor ve kültür faaliyetlerine yönelik girişimlerini de eleştirdi. Konuşmasının önemli bölümünü terörle mücadeleye ayıran Güler, güvenliğin yalnızca askerî tehditlerin ortadan kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını, toplumsal huzur ve millî birlik ile bütünlüğün de güvenliğin parçası olduğunu söyledi. Güler, 40 yılı aşkın süredir terörle mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hale getirilmesinin önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: Bu kapsamda oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulunun çalışmalarını sürdürdüğünü, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde yeni çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bakan Güler, güvenlik anlayışının yalnızca mevcut tehditleri ortadan kaldırmakla sınırlı olmadığını vurgulayarak, elde edilen kazanımların korunması ve tehditlerin yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek şartların oluşturulması gerektiğini söyledi. Silah ve mesai arkadaşlarına da seslenen Bakan Güler, “Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır” dedi.

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi Haber

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma süreçlerine ilişkin yürütülen denetim ve soruşturmalar hakkında açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, sahte ve usulsüz ekspertiz raporlarıyla vatandaşlık sürecini suistimal ettiği belirlenen kişiler hakkında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından incelemeler yürütüldü. Bu kapsamda bin 150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilirken, aile fertleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi. Vatandaşlık aldıktan sonra kamu düzeni ve milli güvenlik açısından sakıncalı olduğu belirlenen 263 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 743 kişinin vatandaşlık kararı ise geri alındı. Böylece toplam bin 413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kazanma kararı iptal edildi veya geri alındı. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancıların başvuru, denetim ve değerlendirme süreçleri; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütülmektedir. Başvuru sahiplerinin yatırım uygunluk belgelerinin alınmasının ardından Emniyet Genel… — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) September 21, 2026 21 EYLÜL'DEKİ SORUŞTURMADA 1.070 KİŞİ TESPİT EDİLDİ İçişleri Bakanlığı, 11 Şubat 2026'dan itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 458 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 1.393 kişinin vatandaşlığının iptal edildiğini, 7 kişinin vatandaşlığının ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındığını bildirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 21 Eylül 2026'da yürütülen soruşturma kapsamında ise muvazaalı gayrimenkul satışları üzerinden usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı belirlenen 1.070 kişi ile vatandaşlık süreci devam eden 11 kişi tespit edildi. Bu kişilerden 263'ünün yatırımcı, 807'sinin aile ferdi olduğu; 1.015 kişinin karar tarihinde, 55 çocuğun ise karar tarihinden sonra Türk vatandaşlığını kazandığı belirtildi. Vatandaşlık süreci devam eden 11 kişiden biri hakkında geri alma, 3'ü hakkında ret işlemi gerçekleştirildi. Diğer 7 kişinin ise vatandaşlık başvurusunda bulunmadığı tespit edildi. Bakanlık, soruşturmaya konu usulsüzlüklerin başvuru öncesi belgelere ilişkin sahtecilik girişimleri olduğunu belirterek, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmal bulunmadığını bildirdi. Suç teşkil eden usulsüzlüklerin adli makamlara intikal ettirildiği kaydedildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinde itici güç olduğunu belirterek, kentin önümüzdeki dönemde daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını ifade etti. “ENERJİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat arttığını, buna karşın Bursa’daki artışın 5 kat olduğunu vurguladı. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir” dedi. Türkiye’nin kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini belirten Bayraktar, hedeflerinin ülkeyi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı konuma taşımak olduğunu kaydetti. AKKUYU VURGUSU Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Türkiye’nin nükleer enerji üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Santralde Bursa sanayisinin ürettiği ekipmanların da kullanıldığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünde yerli ekipman üretiminin önemine dikkat çekti. SANAYİCİDEN KESİNTİSİZ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR ENERJİ TALEBİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli ve öngörülebilir maliyetli enerji olduğunu söyledi. Burkay, enerji altyapısının güçlendirilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin önemine işaret etti. Burkay ayrıca, BTSO’nun dijital dönüşüm projesi kapsamında geliştirilen KOBİ Diyalog uygulamasıyla 60 bin üyeye daha güçlü katılım imkânı sunulacağını belirtti. Burkay, sanayi alanlarına duyulan ihtiyacı karşılamak için geliştirilen KOBİ OSB projesine kısa sürede 2 bin 500’ün üzerinde başvuru yapıldığını açıkladı. Bursa’nın üretim gücünü destekleyecek yeni sanayi alanlarının önemine dikkat çekti. Toplantıda iş dünyası temsilcileri de enerji alanındaki talep ve önerilerini Bakan Bayraktar’a iletti. Program, hediye takdimiyle sona erdi.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi Haber

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanımı sürecinde sahte belgeler kullanıldığı iddialarına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 16 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda sahte ekspertiz raporları düzenleyerek yabancı uyruklulara usulsüz vatandaşlık sağladığı değerlendirilen 72 şüphelinin yakalandığıbelirtildi. Soruşturmanın, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı başvurularında kullanılan gayrimenkul değerleme raporları ve ilgili belgelerdeki usulsüzlükler üzerine başlatıldığı ifade edildi. 6 bin 134 kişinin vatandaşlık işlemi iptal edildi İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde çok sayıda usulsüz işlemin tespit edildiğini açıkladı. Buna göre, sahte veya muvazaalı işlem gerçekleştirdiği belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgeleri iptal edildi. Bu kapsamda yatırımcıların aile bireyleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararının kaldırıldığıbildirildi. Ayrıca vatandaşlık aldıktan sonra yapılan güvenlik incelemelerinde kamu düzeni ve milli güvenlik açısından uygun olmadığı değerlendirilen işlemler de mercek altına alındı. Bu kapsamda 263 yatırımcı ve ailelerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlığının geri alındığı açıklandı. Bakanlığın verilerine göre toplamda: 1.413 yatırımcının işlemi iptal edildi veya geri alındı Aile bireyleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin Türk vatandaşlığı sonlandırıldı Söz konusu işlemlerin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. 2026 yılında da iptal işlemleri sürdü İçişleri Bakanlığı açıklamasında, vatandaşlık denetimlerinin devam ettiği vurgulandı. 11 Şubat 2026 tarihinden bu yana yapılan incelemeler sonucunda: 443 yatırımcı ve aile bireylerinden oluşan 1.358 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi 7 kişinin vatandaşlığı ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındı Bakanlık, yatırım yoluyla vatandaşlık süreçlerinde denetim mekanizmalarının çok yönlü şekilde işletildiğini belirtti. "Personelimizle ilgili ihmal tespit edilmedi" Açıklamada, operasyon kapsamında ortaya çıkarılan usulsüzlüklerin vatandaşlık başvuruları öncesinde hazırlanan belgelerdeki sahteciliklerden kaynaklandığı ifade edildi. İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev alanına ilişkin herhangi bir ihmal veya zafiyet tespit edilmediğini açıkladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Suç teşkil eden tüm usulsüzlükler adli makamlara bildirilmiş olup, milli güvenliği ve kamu düzenini koruma anlayışıyla her türlü illegal yapı ve usulsüzlükle mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir." Vatandaşlık başvurularında yeni denetim süreci Yetkililer, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanım süreçlerinde hem ekonomik şartların hem de güvenlik kriterlerinin ayrıntılı şekilde incelendiğini belirtiyor. Sahte belgelerle vatandaşlık elde etmeye yönelik girişimlerin tespit edilmesi halinde gerekli hukuki işlemlerin uygulanacağı, denetimlerin bundan sonraki süreçte de devam edeceği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği” temasıyla düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuştu. Zirvede Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyadan temsilcileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, etkinliğin ülkeler arası iş birliğine katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜRKİYE ENERJİ KÖPRÜSÜ KONUMUNDA” Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin enerji kaynaklarına sahip bölgeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve bölgesel istikrarın da merkezinde yer aldığını belirten Erdoğan, petrol ve doğal gazın stratejik önemini koruduğunu ifade etti. Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlere değinen Erdoğan, bu süreçlerin enerji arz güvenliğini doğrudan etkilediğini ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin diplomasi ve diyalog odaklı politikalarla krizlerin dışında kalmaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin güvenilir bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. “DOĞAL GAZ KAPASİTESİ 5 KAT ARTTI” Enerji alanındaki yatırımlara da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğal gaz giriş kapasitesinin 90 milyon metreküpten 495 milyon metreküpe yükseldiğini açıkladı. Türkiye’nin 39 ülkeden 50’den fazla şirketle doğal gaz tedarik eden büyük bir enerji altyapısına sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin günlük 9,5 milyon metreküpe ulaştığını belirten Erdoğan, yeni yatırımlarla bu rakamın artırılacağını söyledi. Şırnak Gabar’daki petrol keşfine de değinen Cumhurbaşkanı, buradaki üretimin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli katkı sağladığını ifade etti. Enerji, madencilik ve kritik mineraller alanında Türkiye’nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin artık bu alanlarda “oyun kurucu” bir aktör olduğunu söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yenilenebilir enerji yatırımlarına da dikkat çeken Erdoğan, “Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır” ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Zirve sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a merhum hattat Hasan Çelebi’nin kaleme aldığı bir eser takdim etti.

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi Haber

Meclis’te kapalı oturum dört saatlik İran mesaisi

TBMM Genel Kurulu, İran gündemiyle toplandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasını yapmasının ardından “Hükümet Bilgilendirmesi” gündemine geçildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Orta Doğu’da savaş riski ve çatışmaların yayılması ile Türkiye’nin aldığı tedbirlere ilişkin Genel Kurul’u bilgilendirmek üzere Meclis’e geldi. Kurtulmuş, her bir bakana 30’ar dakika, takip eden konuşmalarda siyasi parti gruplarına 20’şer dakika, grubu bulunmayan partilerden iki milletvekiline de beşer dakika söz verileceğini belirtti. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl açıklanamayacak Hakan Fidan ile Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’un çalışmaya kapalı oturumla devam etmesi için oylama yapıldı. Kapalı oturuma geçilmesinin ardından basın mensuplarının salondan çıkması ve Genel Kurul Salonu’nun yanında bulunan odaların boşaltılması için oturuma ara verildi. Kapalı oturum tutanakları 10 yıl süreyle kamuoyuna açılmayacak ve oturumda bulunan milletvekilleri de konuşulanlarla ilgili bilgi veremeyecek. Numan Kurtulmuş’tan “sistem bunalımı” değerlendirmesi Kurtulmuş, Genel Kurul başında yaptığı konuşmasında bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha hassas hale getirdiğini belirtti. “Kuralsızlığın normalleştirildiği, güç kullanımının hukukun yerine geçirildiği ve uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bunalımı” olarak tariflediği gelişmelerle ilgili Kurtulmuş, uluslararası düzenin meşruiyet ve işlev kaybına uğradığını söyledi. Yaşananların “geçici kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş en ağır bedeli sivillerin ödediğini vurguladı. ABD’nin doğrudan savaşın içine çekilmesinin bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabileceğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir” dedi. “‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına müsaade edilmeyecek” Saldırıların derhal durdurulmasının ve çatışmanın engellenmesinin herkes için zorunluluk olduğunu kaydeden Kurtulmuş “Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil, insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündeme almaktadır” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş “Terörsüz Türkiye” sürecine de şu sözlerle değindi: “Barış için en ileri çabayı gösterirken kendi güvenliğimiz, sınırlarımızın emniyeti ve milletimizin huzuru konusunda tereddüt göstermeyecek kudrete, iradeye, dirayete ve tecrübeye sahibiz. Bölgemizde yaşanan her sarsıntının terör örgütleri ve vekalet unsurları eliyle yeni bir istikrarsızlık zeminine dönüştürülmesine ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin akamete uğratılmasına da asla müsaade edilmeyecektir. Kardeşi kardeşe kırdırmaya, bölgedeki halkları karşı karşıya getirmeye ve ülkeleri içeriden zayıflatmaya dönük hiçbir girişime de izin verilmeyecektir.” “Netanyahu ile ikinci bir Hitler karanlığı” Kurtulmuş, diplomasi yürürlükteyken saldırının başlamasının müzakere zemininin güvenilirliğini zedelediğine de dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Oval Ofisindeki dualarla savaş siyasetine destek verildiğini söyleyen Kurtulmuş, meselenin güvenlik eksenli olmadığını, ideolojik ve fanatik zeminden kaynaklandığını savundu. Asıl sorunun “ İsrail yönetimini elinde bulunduran saldırgan ve hukuk tanımaz siyonist anlayış” olduğunu ifade eden Kurtulmuş “Netanyahu’ya ikinci Davut rolü biçmeye çalışanların, aslında insanlığı ikinci bir Hitler karanlığına sürükleyen bir barbarlık ürettiklerini görmelerini isteriz. Tarihten ibret almayanlar, tarihin en ağır hükümleriyle yüzleşmek zorundadır” dedi. " “Milli güvenlik” toplantıları kapalı oturumla görüşüldü." Meclis’te yakın dönemde milli güvenlik konularında yapılan toplantıların kapalı oturumla gerçekleştirildiği örnekler de oldu. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki “Aksa Tufanı Operasyonu”nun ardından İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına ve bölgesel gelişmelere dair bilgi vermek üzere 12 Ekim 2023’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yine Meclis’teydi. Fidan’ın katıldığı toplantı kapalı oturumla yapıldı. Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit olmasının ardından Fidan ile birlikte Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 16 Ocak 2024’te Genel Kurul’u bilgilendirdi. Fidan ve Güler, 8 Ekim 2024’t CHP’nin talebi üzerine düzenlenen kapalı oturum için Meclis’teydi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 Ekim 2024’te İsrail saldırganlığının Türkiye’yi de içine aldığına yönelik sözlerinin ardından CHP bakanlardan bilgi istedi. Ancak kapalı oturumun ardından CHP lideri Özgür Özel “Bilmediğimiz hiçbir şey söylemediler ve sorun tam olarak budur. Türkiye Erdoğan’ın söylediği sözden endişe etmesin, altını dolduracak bir kelime yok” diyerek tepki gösterdi. 29 Ağustos 2025’te Meclis tatildeyken muhalefet “Gazze’deki insanlık dışı katliamı durdurmak ve insani yardım ulaştırabilmek için yapılması gerekenleri konuşmak üzere” Genel Kurul’u olağanüstü toplantıya çağırdı. Hakan Fidan’ın bölgeden bilgileri aktardığı toplantı da kapalı gerçekleştirildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da yeni çözüm sürecine ilişkin Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ile bakanların katıldığı toplantıları yine kapalı oturumlarla yapıldı.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nde görev değişikliği: Başkanlığa Dr. Yavuz Selim Günay seçildi Haber

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nde görev değişikliği: Başkanlığa Dr. Yavuz Selim Günay seçildi

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün 16. Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararlar doğrultusunda Enstitü yönetiminde değişikliğe gidildi. Buna göre Enstitü Başkanı Osman Ertürk Özel ile Siyaset Programı Direktörü Hüseyin Raşit Yılmaz görevlerinden ayrıldı. Toplantıda alınan karar doğrultusunda, Hukuk ve Adalet Politikaları Programı Direktörü Dr. Yavuz Selim Günay, Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yeni Başkanı olarak seçildi. < p>Yönetim kadrosuna yeni isimler de dahil edildi. Dr. Halim Alperen Çıtak Hukuk ve Adalet Programı Direktörü, Yasemin Satır Çilingir Ekonomi Programı Direktörü olurken; Mustafa Gül Yönetim Kurulu Üyeliği görevine getirildi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü, kurucu başkanı Osman Ertürk Özel tarafından, “Ürettiğimiz her bilginin, kutuplaşmanın kısırlaştırıcı gölgesinden uzakta, toplumun ihtiyaçlarına yönelik olmasına özen göstereceğiz. Cumhuriyet değerleri ortak paydasında, itibarsızlaştırılan, akıl dışına itilen kurumların boşluğunu kendi sahamızda doldurmak istiyoruz. Takipçilerimiz enstitümüzün her çıktısında yalnızca bilime ve akla uygun da çalışılabildiğini görecekler” ifadeleriyle anlatılmıştı. "Kişilere Değil, Sisteme Dayalı Bir Yapı Kurduk" Görevini devreden Osman Ertürk Özel, enstitünün en başından beri hiçbir siyasi parti veya od akla finansal bağımlılık ilişkisi kurmadığının altını çizdi. Özel, kişilere bağlı olmayan, bir sistem dahilinde işleyen kurumsal bir yapı oluşturduklarını belirtti. Finansal bağımsızlığı koruyacak tüm tedbirlerin alındığını ifade eden Özel, bu bayrağı liyakatine ve vizyonuna güvendiği Yavuz Selim Günay’a devrettiğini vurguladı. Yeni Başkan’dan Liyakat ve Tarafsızlık Vurgusu TÇE’nin yeni başkanı Yavuz Selim Günay, enstitünün Türkiye’de kurumlara duyulan güvenin azaldığı bir dönemde "doğru bilgiye erişim" noktasında kritik bir misyon üstlendiğini belirtti. 14 aylık süreçte ekonomiden hukuka, insan haklarından anayasaya kadar pek çok alanda raporlar sunduklarını hatırlatan Günay, bundan sonra da aynı tarafsızlık ve bilimsel metodolojiyle çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Gündemdeki 'Açılım' Süreci: "Millet Bu Fikri Satın Almıyor" Enstitü yöneticileri, Türkiye’nin son dönemde tartıştığı yeni "açılım" süreci ve İmralı ziyaretleri üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Yapılan araştırmaların halkın bu sürece yönelik ciddi endişeleri olduğunu gösterdiğini savunan Hüseyin Raşit Yılmaz, doğru bilginin halka ulaşmasının milli güvenlik kadar önemli olduğunu dile getirdi. Osman Ertürk Özel ise mevcut süreci siyasi bir strateji olarak nitelendirerek, milletin bu fikri satın almadığını savundu. Özel, sürecin şeffaf yürütülmediğini belirterek, Türk milliyetçilerinin bu duruma karşı daha tutarlı ve akademik bir muhalefet geliştirmesi gerektiğini söyledi. Toplum Çalışmaları Enstitüsü Yoluna Devam Ediyor Yönetim kuruluna yeni isimlerin katıldığı ve direktör atamalarının tamamlandığı belirtilen TÇE, yeni dönemde de bağımsız araştırma faaliyetlerine ve toplumsa l sorunlara yönelik çözüm önerileri üretmeye devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.