Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mescid-I Aksa

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Mescid-I Aksa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mescid-I Aksa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bin Selman’dan Gazze ve bölgesel güvenlik mesajı: “Saldırılar Körfez’in bölünmez bütün olduğunu gösterdi” Haber

Bin Selman’dan Gazze ve bölgesel güvenlik mesajı: “Saldırılar Körfez’in bölünmez bütün olduğunu gösterdi”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’daki Şura Konseyi’nin 9’uncu dönem açılışında yaptığı konuşmada bölgesel güvenlik, Yemen ve Gazze’ye ilişkin mesajlar verdi. Bin Selman, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine yönelik saldırıların Körfez’in güvenlik ve istikrarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koyduğunu söyledi. Körfez güvenliğine vurgu Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud adına Riyad’daki Şura Konseyi’nin 9’uncu döneminin 3’üncü çalışma yılının açılışında konuştu. Ülkesinin yanında duran dost ve kardeş ülkelerin bölgesel güvenlik ile istikrara yaptığı katkıları takdir ettiklerini belirten Bin Selman, bölgedeki gerilimlerin azaltılması ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. KİK ülkelerini hedef alan saldırıların Körfez güvenliğinin ortak bir bütün olduğunu gösterdiğini söyleyen Bin Selman, bölge ülkeleriyle güvenlik alanında iş birliğinin ve ekonomik entegrasyonun geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Mekke Ortak Savunma Anlaşması mesajı Bin Selman, bölgesel istikrarın güçlendirilmesine yönelik ortak çabalar kapsamında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kurulduğunu açıkladı. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki anlaşmanın bölgedeki güvenlik ve istikrarı desteklemeye yönelik ortak çalışmaların bir sonucu olduğunu belirten Bin Selman, savunma alanındaki koordinasyonun artırılmasına yönelik adımların sürdüğünü kaydetti. Yemen’e destek mesajı Konuşmasında Yemen’e de değinen Bin Selman, Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine yönelik desteğinin devam edeceğini bildirdi. Veliaht Prens, Yemen’de istikrarın yeniden sağlanması ve ülkenin tamamında meşru hükümetin otoritesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca Husilerin saldırılarına karşı Yemen hükümetine destek vermeyi sürdüreceklerini söyledi. Gazze’deki saldırılara tepki Bin Selman, İsrail yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik saldırılarını da gündeme getirdi. Suudi Arabistan’ın Gazze’deki saldırıları ve Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlalleri en sert şekilde kınadığını belirten Bin Selman, uluslararası topluma ve özellikle Gazze için oluşturulan Barış Konseyi’ne çağrıda bulundu. Veliaht Prens, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması için uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Filistinlilerin meşru haklarına ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik desteğinin devam edeceğini ifade etti. Deniz güvenliği için yeni girişim Bin Selman ayrıca uluslararası deniz yollarındaki güvenliğin korunmasının önemine dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın deniz güvenliğini güçlendirmek amacıyla çok uluslu bir deniz savunma koalisyonu oluşturulmasına yönelik girişim başlattığını açıkladı.

Ömer Çelik’ten Mescid-i Aksa açıklaması: ‘Müslümanların kırmızı çizgisidir’ Haber

Ömer Çelik’ten Mescid-i Aksa açıklaması: ‘Müslümanların kırmızı çizgisidir’

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskına ilişkin açıklama yaptı. Çelik, baskının Harem-i Şerif’in tarihi statüsünü hedef aldığını belirterek İsrail’e saldırılara son verme çağrısında bulundu. “Provokasyonlar kabul edilemez” Ömer Çelik, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrailli grupların İsrail işgal güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya girdiğini belirterek söz konusu eylemi kınadı. Çelik, Harem-i Şerif’in kutsiyetini ve tarihi statüsünü hedef alan girişimlerin kabul edilemeyeceğini ifade etti. AK Parti Sözcüsü, İsrail makamlarının gözetiminde gerçekleştirildiğini belirttiği bu tür eylemlerin bölgesel gerilimi artırdığını savundu. “Mescid-i Aksa Müslümanların kırmızı çizgisidir” Çelik açıklamasında, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek İsrail makamlarına sistematik saldırıları sona erdirme çağrısı yaptı. Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Çelik, uluslararası hukuk ile kutsal mekanların statüsünün korunması konusunda net bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirtti. Çelik’in açıklaması, Dışişleri Bakanlığı’nın aynı gün İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınına ilişkin yaptığı kınamayla da aynı döneme denk geldi. Bakanlık, uluslararası toplumun Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünü korumaya yönelik tedbirler alması çağrısını yineledi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan Mescid-i Aksa tepkisi: “En güçlü biçimde kınıyoruz” Haber

Dışişleri Bakanlığı’ndan Mescid-i Aksa tepkisi: “En güçlü biçimde kınıyoruz”

Dışişleri Bakanlığı, İsrailli aşırılık yanlısı grupların İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskına tepki gösterdi. Bakanlık, baskını en güçlü ifadelerle kınarken, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünü ihlal eden uygulamalarına karşı uluslararası topluma caydırıcı tedbirler alma çağrısını yineledi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yazılı açıklama Bakanlığın 27 Eylül tarihli açıklamasında, İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya yönelik eyleminin İsrail işgal güçlerinin koruması altında gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, “İsrailli aşırılık yanlısı grupların, İsrail işgal güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını en güçlü biçimde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi. “Gerilimi daha da körüklemeyi amaçlıyor” Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Netanyahu hükümetinin Müslümanlara ait kutsal mekanlara yönelik ihlal ve provokasyonlarının bölgedeki gerilimi artırdığı savunuldu. Açıklamada, söz konusu uygulamaların bölgedeki barış ve istikrar çabalarını baltalamayı amaçladığı değerlendirmesine yer verildi. Uluslararası topluma çağrı Bakanlık, Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünün korunmasına ilişkin çağrısını da yineledi. Açıklamada, İsrail’in bu statüyü ihlal ettiği belirtilen uygulamalarına karşı uluslararası toplumun caydırıcı tedbirler alması gerektiği ifade edildi.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 'barışçı dış politika' vurgusu...Çatışma iklimine teslim olmayacağız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 'barışçı dış politika' vurgusu...Çatışma iklimine teslim olmayacağız

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek başlayan Erdoğan, teşkilatların Ramazan boyunca yürüttüğü sosyal dayanışma çalışmalarını övdü. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşa ulaşıldığını belirten Erdoğan, iftar programları, yardım faaliyetleri ve depremzedelere yönelik desteklerle “dayanışma ruhunun güçlendirildiğini” ifade etti. Bölgesel gelişmelere de değinen Erdoğan, Orta Doğu’da artan gerilim ve çatışmalara dikkat çekerek, sivillerin hedef alındığını ve büyük bir insani kriz yaşandığını söyledi. Türkiye’nin komşu halklar arasında ayrım yapmadan barıştan yana tavır aldığını vurgulayan Erdoğan, “Aynı coğrafyanın insanları olarak acımız da kaderimiz de ortaktır” dedi. İsrail’in politikalarını sert sözlerle eleştiren Erdoğan, özellikle Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalara tepki göstererek, ibadet özgürlüğünün engellenmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin dış politikada dengeli ve soğukkanlı bir çizgi izlediğini belirten Erdoğan, “Devlet olarak nefret söylemlerine ve savaş çığırtkanlıklarına asla teslim olmayacağız. Herkes için barış ve istikrar hedefiyle hareket etmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Muhalefete de eleştiriler yönelten Erdoğan, Türkiye’nin mevcut süreçte doğru bir politika izlediğini savunarak, hükümetin önceliğinin küresel dalgalanmalara karşı ekonomiyi korumak olduğunu dile getirdi. Ekonomide yaşanan zorlukların geçici olduğunu belirten Erdoğan, “Türkiye bu süreçten güçlenerek çıkacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız Haber

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirdi. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Arıkan “İslam dünyasının en kutsal ayı Ramazan’da; Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Amerika ve İsrail; bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla kendisine köle yapmak istiyor” ifadelerine yer verdi. ABD’nin bölgeye yönelik müdahalelerini değerlendiren Arıkan, “Bugün başta İran olmak üzere bölge ülkelerine yönelik haydutluğun 'özgürlük' söylemiyle servis edilmesine hiç kimse kanmamalı! Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye; ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler oldu. ABD bir ülkenin petrolüne, doğalgazına ve kaynaklarına ulaşabiliyorsa o ülkede demokrasi olup olmamasıyla ilgilenmez” dedi. İran konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Biz İran taraftarı değiliz, biz İran’la aynı taraftayız. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizm’in gözünde İran ne kadar hedefse Türkiye de o kadar hedeftir. Bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Komşularımızın istikrarı bölgemizin geleceği için kıymetlidir” diye konuştu. İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğini savunan Arıkan, “Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar sadece Mescid-i Aksa değil tüm İslam coğrafyası kundaklanıyor. Ancak ortada ortak bir irade yok” dedi. D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “D-8, harekete geçmeyi bekliyor. D-8 sadece ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç potansiyelidir. Dünya üzerindeki enerji ve gıda krizinin reçetesi D-8’tir” değerlendirmesini yaptı. İktidara yönelik çağrılarında ABD üslerine de değinen Arıkan, “Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır 'müttefiklik' adı altında yürütülen politikaların Bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Bu üsler; Tamamen Türk askerinin konuşlandığı, Emir-komuta zincirinin yüzde 100 Ankara’ya bağlı olduğu Gerçek anlamda milli karargahlara dönüştürülmelidir!" ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Diplomasi yeniden devreye girmeli Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Diplomasi yeniden devreye girmeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı vesilesiyle Kültür Park Altın Salon'da düzenlenen “Vatandaşlarla Bayramlaşma” programında bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında memleketi Rize'nin 11 ilçesinde ve Türkiye'nin 81 vilayetinde yaşayan vatandaşlara selamlarını gönderdi. Yurt içi ve dışındaki tüm vatandaşların, gönül coğrafyasındaki dostlar ile tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Rabb'imizin bizlere mükâfatı olan bu mübarek günlerin aramızdaki birliği, kardeşliği, şu güzel dayanışma iklimini güçlendirmesini temenni ediyorum. Ailelerinizle, sevdiklerinizle dostlarınızla birlikte inşallah sağlık, huzur ve afiyet içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum. Aynı şekilde bayramın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Bizleri bir kez daha Ramazan Bayramı'na kavuşturan Cenabıallah'a hamdolsun.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazze başta olmak üzere Yemen'de, Sudan'da, Somali'de, Arakan'da, Lübnan'da, hülasa kalbimizin attığı, canımızın yandığı tüm topraklarda bayramı hüzünle, kederle, sızıyla geçiren tüm dostlarımıza buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı iletiyorum. Müslümanlar olarak, Allah'ın sabredenlerin yanında olduğuna biz tüm kalbimizle iman ediyoruz. Bu zorlu günleri, coğrafyamızdaki bu imtihan devresini birbirimize destek olarak, birbirimize yaslanarak, umutla, sabırla, metanetle inşallah çok yakın bir zamanda geride bırakacağımıza inanıyorum. Peygamber Efendimizin, Aleyhissalatü Vesselam, bir hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi 'Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine şefkat ve merhamet göstermede, tıpkı bir organın rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.' Evet, bir vücudun azaları gibi birbirimize bağlı kalarak, yaralarımızı beraberce sararak, inşallah çocukların yüzlerinin güleceği, huzura hasret kalplerin feraha ereceği o güzel günleri hep birlikte göreceğiz." “KARDEŞLİĞİMİZİ, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ İNŞALLAH DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da ebedî azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif'i en güzel şekilde ihya etmeye çalıştıklarını belirterek, şehit ve gazi yakınlarından eğitim ordusuna, sağlık çalışanlarından çiftçi ve emekçilere, milletin her kesimiyle aynı sofrayı paylaştıklarını ve aynı ekmeği bölüştüklerini söyledi. Ramazan’ın manevi iklimini aynı anda soluduklarını, tuttukları oruçlarla, yaptıkları ibadetlerle, semaya açtıkları ellerle, dualarla, niyazlarla zekât, sadaka ve yardımlarla Ramazan ayını mehabetine uygun biçimde idrak etmenin çabasında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Yurt içinde gönüllü kuruluşlarımız ve hayırseverlerimiz, yurt dışında ise Kızılay'ımız, AFAD'ımız ve diğer kurumlarımız özellikle kriz, afet ve çatışma bölgelerindeki yardım çalışmalarını başarıyla sürdürdü. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gece’mizi de yine aynı ruhla, aynı ihlasla değerlendirdik. O kutlu gecenin feyzi bereketinden inşallah istifade ettik. Ve sonunda hamdolsun aynı kıbleye yöneldiğimiz tüm kardeşlerimizle birlikte Ümmet-i Muhammed'in fertleri olarak Ramazan Bayramı'na eriştik” Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orucu bir 'ruh şöleni' olarak tanımlayan merhum Sezai Karakoç bakınız Ramazan Bayramı'nı hangi sözlerle resmediyor: 'Bugün dünya yüzündeki bütün Müslümanlar, bir aylık orucun insana mahsus nimetlerini kutlayacaklar. Bir Müslümanın eli öbür Müslümanın eline onun eli de bir başka Müslümanın eline, böylece bütün Müslüman eller birbirlerine kenetlenecek, Horasan'la kaynaşmışçasına kaynaşacaklar ve bütün Müslüman dünya kopmaz, yıkılmaz bir bina kuracak. Evlerden evlere barış taşınacak, muştu yani müjde götürülecek. Yüzleri Kur'an neşesi saracak, her Müslüman Kur'an'dan bir ayet gibi kalbini öbür Müslümanlara götürecek. İşte bu eşsiz bayram yalnız bizim bayramımızdır.' Tam da rahmetli Karakoç üstadımızın işaret ettiği bu bilinci kuşanarak, inşallah Ramazan Bayramı'mızı bizlere yakışır biçimde ihya edeceğiz." Eş, dost ve akraba ziyaretleriyle dayanışma ve yardımlaşma faaliyetleriyle bu bayramın da hakkını vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıkılı yumrukları indirecek, çatık kaşları çözecek, birbirimizle musafaha edeceğiz. Yetim ve öksüzlerin başını şefkatle okşayacak, kimi kimsesi olmayan garipleri sevindirecek, kalplere, gönüllere, hanelere gireceğiz. Muhabbetimizi, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi inşallah daha da güçlendireceğiz" diye konuştu. “BİRBİRİNE KENETLENMİŞ İNSANLARIN NELERİ BAŞARABİLECEĞİNİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatarak, "Çanakkale Destanı'nı biz Anadolu'dan Balkanlara, Kafkaslar'dan Kuzey Afrika'ya gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki o kahramanların canlarını feda etmesiyle yazdık. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılarımızın cephe gerisindeki fedakârlıklarıyla bu zaferi tarihe kaydettirdik. İmanın, inancın ve dayanışmanın bir duvarın tuğlaları gibi yani 'bünyanün mersus' ayette geçtiği gibi birbirine kenetlenmiş insanların neleri başarabileceğini dost düşman herkese, tüm dünyaya gösterdik. Devamında Millî Mücadele yıllarına taşıdığımız bu yüksek ruhla istiklal ve istikbalimizi, bu topraklardaki ebedî varlığımızı bir kez daha teyit ve tescil ettik. Bu vesileyle Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan Çanakkale'ye, İstiklal Harbi'nden 15 Temmuz'a, ezanımız, bayrağımız, millî ve manevi varlığımız için toprağa düşen tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum" ifadelerini kullandı. “İSLAM DÜNYASI OLARAK ENGELLERLE, TERTİP VE TUZAKLARLA DOLU BİR YOLU DAHA AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İslam dünyası olarak engellerle, çukurlarla, tertip ve tuzaklarla dolu bir yolu daha aşmaya çalışıyoruz" diyerek, şöyle devam etti: "Yüzümüzü nereye çevirsek dramla, acıyla, trajediyle karşılaşıyoruz. Kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı beşinci yılına girdi. Gazze'de siyonist soykırım şebekesi, insani yardım girişlerini engellemeye, can almaya, yıkım ve haydutluğa devam ediyor. İran savaşını bahane ederek ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı ibadete kapattı. Batı Şeria'da ve işgal altında tuttuğu diğer Filistin topraklarında yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve yayılmacılık siyasetine hız verdi." "Netanyahu terörü bölgesel ve küresel barışı tehdit etmeyi sürdürüyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "28 Şubat'ta Netanyahu'nun tahrikleri ile başlatılan İran merkezli saldırılar bölgemizdeki istikrarsızlığı daha da derinleştirmiş durumda. Lübnan'daki İsrail saldırılarında 2 Mart'tan bu yana bin kişi hayatını kaybetti. Zorla yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu geçti. Türkiye olarak barışın ve huzurun tesisi, diyalog ve diplomasinin yeniden devreye girmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. İşte en son bizim de gayretlerimizle Pakistan ve Afganistan arasındaki çatışmaların bayram boyunca durdurulmasına karar verildi. En azından iki kardeş ülke arasında ellerin tetikten çekilmesini, kan dökülmeyecek olmasını, iki kardeş halkın huzurla bayram yapacak olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Temennimiz geçici sükûnetin kalıcı hâle gelmesidir." “HADİSELERİ TAKİP ETMEYE, HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükûmet olarak gittikçe genişleyen ateş çemberinden Türkiye'nin etkilenmemesi için ne gerekiyorsa yaptıklarını vurgulayarak, "Devletimizin ilgili kurumları çok etkin bir koordinasyon içinde çalışmalarını sürdürüyor. Milletimizin gönlü rahat olsun. Şer güçlerin bir hesabı varsa âlemlerin Rabbi olan Allah'ın da bir hesabı vardır. Ve eninde sonunda Allah'ın hesabı diğer tüm hesaplara galip gelecektir. Umutsuzluğa asla kapılmayacağız, sıkıntılı günlerin ardından unutmayın güneşli güzel günlerin bizi beklediğini, her zorluğun ardından bir kolaylığın, mutlaka bir kolaylığın geleceğini unutmayacağız. Biz de bu süreçte hükûmet olarak hadiseleri dikkatle takip etmeye, ihtiyaç duyulan her türlü tedbiri almaya inşallah devam edeceğiz. Geride bıraktığımız 23 yılda nice zorlukla, saldırıyla, badireyle karşılaştık ama milletimize hayal kırıklığı asla yaşatmadık. Allah'ın izniyle bundan sonra da hiçbir şekilde yaşatmamanın gayreti içerisinde olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun" şeklinde konuştu. Vatandaşların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'tan sağlık ve huzur içerisinde nice bayramlara eriştirmesini niyaz etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirdeki programı kapsamında Rize Valiliğini ziyaret etti. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis tören mangasını selamladı. Rize Valisi Baydaş ve Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'den kentteki çalışmalar hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladı.

Süleyman Soylu: 300-400 bin şehit veririz ama İsrail diye bir memleket kalmaz Video Galeri

Süleyman Soylu: 300-400 bin şehit veririz ama İsrail diye bir memleket kalmaz

AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Gaziosmanpaşa'da düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Bayramın birlik ve beraberlik ruhuna vurgu yapan Soylu, "Cenab-ı Allah nice bayramlara, nice Ramazanlara hep birlikte huzur, birlik ve ağız tadı içinde ulaşmayı nasip etsin" dedi. Soylu, konuşmasında ayrıca İslam coğrafyasında yaşanan insani dramlara ve bölgesel tehditlere değindi. Gazze, Mescid-i Aksa ve Lübnan'daki sivil ölümlerine dikkat çeken Soylu, Türkiye'nin bu ateş çemberine çekilmek istendiğini vurguladı. İslam coğrafyasında yaşananlara dikkat çeken Soylu, "Biz bayram yaşarken Gazze'de, Mescid-i Aksa'da ve Lübnan'da siviller hayatını kaybediyor. İran'da acımasızca ve bilerek 165 kız çocuğunun öldürüldüğünü görüyoruz" ifadelerini kullandı. Süleyman Soylu :  300-400 BİN ŞEHİT VERİRİZ AMA İSRAİL DİYE BİR MEMLEKET KALMAZ Konuşmasının devamında Türkiye'ye yönelik gerçekleşebilecek olası İsrail saldırısına değinen Soylu, şunları kaydetti: Belki farkında değil ama biz İsrail ile sınırdaşız. Hatay'dan İsrail sadece 5 saat mesafede. Alimallah, Müslümanlara yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa; 300-400 bin şehit veririz ama Allah'ın izniyle İsrail diye bir memleket kalmaz. Soylu, yaşananların Müslüman kimliği üzerinden hedef alındığını belirterek, saldırıya uğrayanların ortak özelliklerinin müslüman olmaları olduğunu söyledi. Bölgedeki gerilimlere dikkat çeken Soylu, Türkiye'nin de sürece dahil edilmek istendiğini vurgulayarak, "Türkiye'yi de bu ateşin içine çekmeye çalışıyorlar. Ancak Cumhurbaşkanımızın kararlı ve temkinli duruşu bu tuzaklara karşı önemli bir denge unsuru ortaya koymaktadır" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.