Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Maliyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijital Dönüşüm Yeni Sistem Almak Değil, Yanlış Alışkanlıkları Terk Etmektir Haber

Dijital Dönüşüm Yeni Sistem Almak Değil, Yanlış Alışkanlıkları Terk Etmektir

Konfor Alanı İnovasyonu Engelliyor İnsan davranışlarını şekillendiren en güçlü unsurun alışkanlıklar olduğunu hatırlatan Tolga Eşiz, bu durumun kurumsal düzeyde bir "konfor alanı" yarattığını belirtti. Zamanla öğrenilen rutinlerin kurumları güvende hissettirdiğini ancak aynı zamanda yeniliğin önünü kestiğini ifade eden Eşiz, bugün pek çok firmanın dijitalleşme probleminin temelinde bu alışkanlıkların yattığını vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: "ERP Her Şeydir" Algısı Yüksek Maliyet Doğuruyor Yıllardır finans, muhasebe, stok, satın alma, üretim gibi temel kurumsal operasyonların omurgasını oluşturan ERP sistemleri, "Madem ERP var, her işi onunla yapalım" düşüncesini kemikleştiriyor. Bu düşünce, tıpkı bireysel alışkanlıklarda olduğu gibi, sorgulanmadan kabul edilen bir rutin haline geliyor. Yeni bir ihtiyaç ortaya çıktığında ilk refleks şu oluyor: ERP’de bunu nasıl yaparız? Yeni bir modül mü alalım? Özel geliştirme mi yaptıralım? Bu yaklaşımın da ağır bedelleri oluyor. ERP sistemleri doğası gereği standart ve değişime kapalı yapılar, bu sistemler üzerinde yapılan özel geliştirmeler; uzun analiz süreçleri, yüksek danışmanlık maliyetleri, test riskleri ve versiyon y ükseltme sorunları gibi ciddi operasyonel yükler getiriyor. Firmalar çoğu zaman çok para harcar, ancak beklediği verimliliği elde edemez. Sorun teknolojide değil, çözümün yanlış yerde aranmasına sebep olan alışkanlıklar. Alışkanlıklar Değişmeden Dijital Dönüşüm Olmaz Alışkanlıkları kıran çözümün BPM (İş Süreçleri Yönetimi) yaklaşımı olduğunu belirten Tolga Eşiz, BPM'in ERP'nin aksine süreç odaklı ve esnek olduğuna dikkat çekiyor: “ERP’yi her iş için zorlamak yerine şu soruyu sormak gerekir: “Bu gerçekten ERP’nin işi mi, yoksa süreç bazlı bir çözüm mü gerekli?” Bu soruyu sormaya başlayan firmalar, BPM (İş Süreçleri Yönetimi) kavramıyla tanışır. ERP’nin aksine BPM, işleri kalıplara sokmaz; işe göre süreç tasarlanmasına imkân tanır. Özellikle Low-Code BPM platformları; sürükle-bırak ile süreç tasarımı, hızlı değişiklik ve yayına alma, IT bağımlılığı olmadan iş birimlerinin sürece dahil olması, süreç performansının ölçülmesi ve iyileştirilmesi özellikleri ile alışkanlıkların kırılmasını kolaylaştırır. Bu noktada BPM, ERP’nin alternatifi değil; tamamlayıcısıdır. Geleceğin Stratejisi: ERP + BPM Tamamlayıcılığı Başarılı bir dijital stratejinin ERP ve BPM’in doğru konumlandırılmasından geçtiğini belirten Eşiz, ideal modeli şu şekilde özetledi: "Başarılı firmalar ERP’yi finansal ve operasyonel veri yönetimi için kullanırken; onay süreçleri, doküman akışları ve kuruma özgü sürekli değişen iş senaryoları için BPM’i konumlandırıyor. Bu yaklaşım, ERP üzerindeki gereksiz özelleştirmeleri azaltırken maliyetleri düşürüyor ve kurumun değişime adaptasyonunu hızlandırıyor." Alışkanlık mı, Gelecek mi? Tolga Eşiz, açıklamasını firmal ara yönelik kritik bir soruyla tamamladı: "Bugün asıl soru, alışkanlıklarımızı mı koruyacağız yoksa geleceğe mi hazırlanacağız? ERP’ye her işi yaptırmaya çalışmak bir alışkanlık, BPM ile süreçleri esnek ve ölçülebilir hale getirmek ise stratejik bir tercihtir. Dijital dönüşüm; yeni sistemler almak değil, yanlış alışkanlıkları terk etmeyi göze almaktır." PaperWork Hakkında PaperWork, 1998’den bu yana iş süreçleri otomasyonu (BPM) , Doküman yönetimi, Low Code ve Yapay zeka alanında faaliyet gösteren entegre bir platformudur. 20’nin üzerinde sektörde, 200’den fazla kurumsal müşteriye hizmet vermektedir.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.