Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mahkeme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım" Haber

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım"

Arjantin'den Türkiye'ye iade edildi İzmir'deki dosya kapsamında tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, nitelikli yağma, silahla yağma ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma gibi suçlamalarla aranan Serkan Kurtuluş, 2020 yılında Arjantin'de yakalandı. Yaklaşık 6 yıl süren iade sürecinin ardından Kurtuluş, Ağustos 2026'da Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye ulaşmasının ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne SEGBİS üzerinden bağlanan Kurtuluş, 15 Ağustos'taki duruşmada tutuklandı. 53'üncü duruşmada ilk kez savunma yaptı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında devam eden davanın 53'üncü duruşmasında Kurtuluş'un savunması SEGBİS aracılığıyla alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş'un yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Savunmasına hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını ve 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandığını belirterek başlayan Kurtuluş, iade sürecinde kendisi hakkında farklı dosyaların da gündeme geldiğini söyledi. Kurtuluş, yalnızca iade kapsamına giren suçlamalar yönünden savunma yapacağını ifade etti. "Suç örgütü kurmadım" Mahkeme başkanının yönelttiği suç örgütü kurma suçlamasına ilişkin savunma yapan Kurtuluş, kendisine yöneltilen suçlamayı reddederek, "Suç örgütü kurmadım" dedi. Kurtuluş, sosyal medya hesaplarıyla ilgili sorular üzerine de kendisine ait aktif bir sosyal medya hesabı bulunmadığını savundu. Adına farklı amaçlarla hesaplar açıldığını belirten Kurtuluş, söz konusu hesapların kendisine ait olmadığını öne sürdü. Haraç suçlamasını da kabul etmedi Duruşmada Kurtuluş'a, bir aileden haraç istediği yönündeki suçlama da soruldu. Bu iddiayı da reddeden Kurtuluş, dosyada haraç talebinde bulunduğunu gösteren somut bir ayrıntı, kanıt veya delil bulunmadığını savundu. Söz konusu ailenin başka kişilerle husumetleri olduğunu öne süren Kurtuluş, bu yöndeki iddiaların yeterince araştırılmadığını ileri sürdü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, ara kararını vermek üzere kısa süreliğine duruşmaya ara verdi. Yapılan değerlendirmenin ardından Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına hükmederek duruşmayı 20 Kasım 2026 tarihine erteledi. Serkan Kurtuluş hakkındaki yargılama, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

17 yıllık Semih Dizbay davasında yeni gelişme: Müebbet hapis kararı bozuldu, sanık tahliye edildi Haber

17 yıllık Semih Dizbay davasında yeni gelişme: Müebbet hapis kararı bozuldu, sanık tahliye edildi

Semih Dizbay 2006 yılında kayboldu İzmir’de yaşayan Semih Dizbay, 24 Ekim 2006’da bayram günü ekmek almak için evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Ailesinin kayıp başvurusu üzerine bölgede arama çalışması başlatıldı. Yaklaşık iki yıl süren aramalar sırasında 21 Ocak 2008’de Bornova’daki ormanlık alanda bir ceset bulundu. Yapılan incelemeler sonucunda cesedin Semih Dizbay’a ait olduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında Dizbay ile aynı mahallede yaşayan ve cesedin bulunduğu bölgeye yaklaşık 760 metre uzaklıktaki bir at çiftliğinde çalışan Muharrem H. ile akrabası Hakan H. gözaltına alındı. Sanıklar daha önce iki kez beraat etti Semih Dizbay’ın ölümüyle ilgili açılan davada Muharrem H. ve Hakan H. daha önce iki kez delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti. Yargıtay’ın bozma kararlarının ardından dosya yeniden yerel mahkemede görüldü. İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde 31 Mart 2023’te yapılan karar duruşmasında Muharrem H. müebbet hapis cezasına çarptırılırken, Hakan H. hakkında beraat kararı verildi. Yerel mahkemenin kararı istinaf incelemesinin ardından Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne taşındı. Daire, 5 Şubat 2024’te kararı 3’e karşı 2 oyla onadı. Böylece Muharrem H. hakkındaki müebbet hapis cezası kesinleşti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı bozdu Muharrem H.’nin avukatı Ozan Dora, kesinleşen hükme karşı olağanüstü kanun yoluna başvurdu. Savunma makamı, Semih Dizbay’ın kaybolduğu gün öldürüldüğünü ortaya koyan kesin bir delil bulunmadığını ileri sürdü. Başvuruyu değerlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dosyayı yeniden ele aldı. Kurul, Muharrem H.’nin suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak biçimde kanıtlanamadığı sonucuna vardı ve sanığın beraat etmesi gerektiğine hükmetti. Bu kararın ardından Muharrem H.’nin söz konusu dosyadan aldığı cezanın infazı durduruldu ve sanık tahliye edildi. Dosya yeniden İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi vurgulandı Muharrem H.’nin avukatı Ozan Dora, kararın “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi kapsamında verildiğini belirtti. Dora, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı olağanüstü kanun yollarının önemine dikkat çekerek, bu dosyada söz konusu hukuki yolun işletilmesi sonucunda müvekkilinin tahliye edildiğini ifade etti. Dosyanın yeniden görülmesi bekleniyor Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bozma kararının ardından Semih Dizbay dosyası yeniden yerel mahkemenin gündemine gelecek. Böylece yaklaşık 20 yıldır devam eden dava sürecinde yeni bir yargılama aşaması başlayacak. Muharrem H. hakkındaki önceki mahkumiyet kararının bozulması, sanığın kesin olarak suçsuz bulunduğu yönündeki nihai bir yerel mahkeme kararı anlamına gelmiyor; dosya yeniden İzmir 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ele alınacak.

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet Haber

Ümraniye’de iki Özbek kadının cinayetinde karar: Sanıklara 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet

Mahkeme ayrıca her iki sanık hakkında, “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası verdi. Sayyora’nın kaybolmasıyla soruşturma başladı Özbekistan’dan 28 Aralık’ta Türkiye’ye gelen Sayyora Ergashaliyeva’dan 23 Ocak’tan itibaren haber alınamaması üzerine ailesinin ihbarıyla soruşturma başlatıldı. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, Sayyora’nın daha önce Durdona Khakımova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki evde bulunduğu belirlendi. Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesiyle Sayyora’nın 23 Ocak’ta eve girdiği, kısa süre sonra Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in de aynı adrese geldiği tespit edildi. Görüntülerde iki sanığın ertesi gün evden çok sayıda siyah çöp poşetiyle çıktığı, daha sonra beyaz bir valizle adresten ayrıldığı belirlendi. Sanıkların ticari taksiyle Fatih’e gittikleri, valizde bulunan parçaları bir çöp konteynerine bıraktıkları ve ardından Yenikapı Marmaray İstasyonu’na yürüdükleri tespit edildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında, Sayyora Ergashaliyeva’nın da aynı evde öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak İstanbul’un farklı ilçelerindeki çöp konteynerlerine bırakıldığı ortaya çıkarıldı. Sanıklar cinayetlerle ilgili farklı savunmalar yaptı Anadolu 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar, avukatları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu. Gofurjon Kamalkhodjaev savunmasında Sayyora Ergashaliyeva’nın dini nikahlı eşi olduğunu ileri sürdü. Sayyora’yı “namus” gerekçesiyle kendisinin öldürdüğünü savunan Kamalkhodjaev, cinayeti tek başına işlediğini ve Dilshod Turdimurotov’un olay sırasında kendisine yardım etmediğini iddia etti. Kamalkhodjaev, Sayyora’nın ölümünün ardından evde bulunan kanlı battaniye ve kıyafetleri poşetlerle dışarı çıkardığını, ancak cesedi kendisinin parçalamadığını öne sürdü. Durdona Khakımova’nın öldürülmesiyle ilgisinin bulunmadığını ve diğer sanığın kendisinden yardım istediğini belirterek valizi birlikte taşıdıklarını söyledi. Dilshod Turdimurotov ise Durdona Khakımova’yı “namus meselesi” nedeniyle öldürdüğünü kabul etti. Cesedi parçaladığını söyleyen Turdimurotov, yaptığı eylemlerden dolayı pişman olduğunu ve en ağır cezayı hak ettiğini ifade etti. Sanıkların duruşmadaki beyanları birbirleriyle örtüşmezken, mahkeme heyeti dosyadaki delilleri ve savcılığın esas hakkındaki mütalaasını değerlendirdi. Savcı iki sanık için de ağırlaştırılmış müebbet istedi Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, Dilshod Turdimurotov ile Gofurjon Kamalkhodjaev’in “tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı ayrıca sanıkların “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan da ikişer kez 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, yargılamanın sonunda her iki sanığı da iki ayrı cinayet nedeniyle 2’şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıklar ayrıca “kişinin ölmesinden yararlanarak konutta hırsızlık” suçundan 2’şer kez 7’şer yıl hapis cezası aldı. İddianamede cinayetlerin ayrıntıları yer aldı Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların birlikte hareket ederek önce Sayyora Ergashaliyeva’yı bıçakla öldürdükleri ve cesedini parçaladıkları belirtildi. İddianamede, cesedin baş, ayak ve kollarının çöp poşetleri içerisinde olayın yakınındaki konteynerlere, ana gövdenin ise Fatih’te bir caminin yakınındaki çöp kutusuna bırakıldığı aktarıldı. Daha sonra aynı eve dönen sanıkların Durdona Khakımova’yı da bıçakla öldürdükleri, cesedini parçaladıktan sonra çöp poşeti ve valizle farklı bir noktadaki konteynere bıraktıkları ifade edildi. Savcılık iddianamesinde iki sanığın eylemleri birlikte gerçekleştirdiği değerlendirilirken, her iki sanık hakkında iki ayrı cinayetten ağırlaştırılmış müebbet ve hırsızlık suçundan ayrıca hapis cezası talep edilmişti.

Girne'deki gemi faciasında 9 şüphelinin tutukluluğu uzatıldı Haber

Girne'deki gemi faciasında 9 şüphelinin tutukluluğu uzatıldı

Şüpheliler, "tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme" suçlaması kapsamında yeniden mahkemeye çıkarıldı. Mahkemede soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin bilgi veren tahkikat memuru, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 5 kişinin daha arandığını bildirdi. 239 kişi kurtarıldı, 14 kişinin aranmasına devam ediliyor Tahkikat memuru, kazanın ardından gemide bulunan 239 kişinin kurtarıldığını, 14 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını ve 14 kayıp kişinin bulunması için arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Otopsi işlemleri tamamlanan cenazelerde ölüm nedeninin suda boğulma olarak tespit edildiği aktarıldı. Soruşturma kapsamında bugüne kadar 294 kişinin ifadesinin alındığı belirtildi. Ayrıca geminin 2003 yılında karıştığı kazaya ilişkin hazırlanan raporların tercüme edilerek incelenmesinin planlandığı kaydedildi. Kayıp yolcunun gönderdiği görüntü soruşturmaya girdi Mahkemede verilen bilgiler arasında, kayıp yolculardan birinin kaza sırasında ailesine gönderdiği görüntüler de yer aldı. Tahkikat memuru, söz konusu videoda geminin sol kızağının koptuğunun açık şekilde görüldüğünü ve geminin bu duruma rağmen seyrine devam ettiğinin tespit edildiğini söyledi. Görüntünün yanı sıra kazanın meydana geliş şekli, geminin teknik durumu ve sefer sırasında alınan kararların da soruşturma kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Kaptan ve mürettebatın belgeleri Türkiye'den bekleniyor Soruşturmanın önemli başlıklarından biri de gemi kaptanı ve mürettebatın sahip olduğu belgeler oldu. Tahkikat memuru, kaptan ve mürettebata ilişkin Türkiye'den talep edilen resmi evrakın henüz ulaşmadığını ifade etti. Belgelerin teslim alınmasının ardından mevcut bilgilerle karşılaştırmalı inceleme yapılacağı bildirildi. Soruşturma kapsamında geminin geçmişine ilişkin belgelerin de incelenmesiyle kazaya neden olan şartların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Şüpheli avukatları suçlamaları kabul etmedi Duruşmada savunma yapan şüpheli avukatları ise kazanın müvekkillerinin tedbirsizliği veya dikkatsizliğinden kaynaklanmadığını ileri sürdü. İkinci kaptanın avukatı, müvekkilinin kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini savunarak, ikinci kaptanın olay kapsamında şüpheli yerine tanık olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 9 şüphelinin tutukluluğu 7 gün daha sürecek Mahkeme, soruşturmanın selameti ve devam eden adli işlemleri gerekçe göstererek 9 şüphelinin tutukluluk halinin 7 gün daha sürmesine karar verdi. Soruşturma kapsamında 5 kişinin daha arandığı bildirilirken, Türkiye'den beklenen resmi belgelerin ulaştırılması ve geminin geçmişine ilişkin raporların incelenmesinin ardından soruşturmanın kapsamının genişlemesi bekleniyor. Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasında hayatını kaybedenlerin ve kayıp kişilerin yakınlarının bekleyişi sürerken, arama-kurtarma faaliyetleri ile adli soruşturmanın eş zamanlı olarak devam ettiği bildirildi.

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis Haber

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis

Erdem Özengiz sokakta ölü bulundu Olay, 20 Mart’ta gece saatlerinde Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi 2’nci Park Sokak’ta meydana geldi. Sokakta hareketsiz halde bir kişinin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde kişinin boğazından kesici aletle yaralanarak hayatını kaybettiği belirlendi. Kimlik tespitinin ardından hayatını kaybeden kişinin 45 yaşındaki Erdem Özengiz olduğu ortaya çıktı. Olay yeri incelemesinin tamamlanmasının ardından Özengiz’in cenazesi otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Cinayet şüphelisi yaklaşık 100 metre mesafedeki evde yakalandı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri, yürüttükleri çalışmada cinayet şüphelisinin Özengiz’in eşinin kuzeni Nuri Öğmen olduğunu belirledi. Öğmen, olay yerinin yaklaşık 100 metre uzağındaki bir evde yakalandı. Emniyetteki işlemleri sırasında cinayeti kabul ettiği belirtilen Öğmen, sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma sırasında Öğmen’in çeşitli suçlardan toplam 20 yıl kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu ve yaklaşık 11 yıldır cezaevinde olduğu belirlendi. Öğmen’in bayram nedeniyle 11 günlük izinle cezaevinden çıktığı tespit edildi. Sanık: "Çok pişmanım" Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına Erdem Özengiz’in yakınları ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Nuri Öğmen ise Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Öğmen, davanın ilk duruşmasındaki savunmasında Özengiz ile olaydan önce tartıştıklarını, olay günü birlikte alkol aldıklarını ve aralarında yeniden gerginlik yaşandığını ileri sürdü. Sanık, Özengiz’in kendisine ağır sözler söylediğini iddia ederek olayın kısa süre içerisinde meydana geldiğini savundu. Bıçakla ilgili yaşanan arbede sırasında kendisinin de elinden yaralandığını belirten Öğmen, eylemini savunma amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Öğmen, mahkeme heyetinin son sözünü sorması üzerine ise "Çok pişmanım, keşke böyle bir şey yaşanmasaydı" dedi. Aile avukatı daha ağır değerlendirme talep etti Erdem Özengiz’in ailesinin avukatı, duruşmada olayla ilgili ek araştırma yapılmasını istedi. Avukat, olay yerinden uzaklaşan ikinci bir kişinin bulunduğuna ilişkin değerlendirmeler olduğunu belirterek çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesini talep etti. Otopsi raporuna da değinen aile avukatı, Özengiz’in vücudunda çok sayıda yara bulunduğunu belirterek cinayetin "canavarca hisle" işlendiğinin değerlendirilmesini istedi. Sanığın uzun süredir cezaevinde olduğunu ve izinli çıkar çıkmaz cinayet işlediğini belirten avukat, sanık hakkında herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti. Sanık avukatı ise olayın canavarca hisle işlendiği yönündeki değerlendirmeye katılmadı. Müvekkilinin olay günü ağır hakaretlere maruz kaldığını ileri süren avukat, sanığın beraatini istedi. Özengiz’in eşi S.Ö. ile kardeşleri A.Ö. ve K.Ö. de sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme müebbet hapis cezası verdi Duruşmada tarafların beyanlarını dinleyen mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Nuri Öğmen’i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet Haber

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet

Yağmur Çoban otomobilin yanında başından vurulmuştu Olay, geçen yıl 19 Ocak'ta Kocasinan ilçesi Şeker Mahallesi'nde meydana geldi. Yağmur Çoban ile sevgilisi olduğu belirtilen sözleşmeli er Fehmi Demirkollu, konuşmak amacıyla bir araya geldi. Buluşma sırasında Çoban, Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabancayla başından vuruldu. Demirkollu'nun ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Demirkollu ilk ifadesinde, Çoban'ın kendisine ait ruhsatsız tabancayı alarak araçtan indikten sonra intihar ettiğini öne sürdü. Ancak soruşturmanın genişletilmesinin ardından Demirkollu cinayet şüphesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. İddianamede tehdit ve mesaj kayıtları yer aldı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yağmur Çoban'ın annesinin olay öncesine ilişkin beyanları ile Çoban ve Demirkollu arasındaki mesaj kayıtlarının da deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede ayrıca olayda kullanılan silahın Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabanca olması, Çoban'ın 18 yaşından küçük olması ve silah kullanmayı bilmediğine ilişkin değerlendirmeler ile sanığın genç kadını tehdit ettiği yönündeki tespitlere yer verildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda Demirkollu'nun Çoban'ı kıskançlık nedeniyle öldürdüğü ve olaya intihar görüntüsü vermeye çalıştığı değerlendirmesinde bulundu. Sanık hakkında "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise ayrıca hapis cezası talep edildi. Sanık suçlamayı reddetti Kayseri 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Fehmi Demirkollu, Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ve taraf avukatları katıldı. Demirkollu, önceki savunmalarını tekrarlayarak suçsuz olduğunu ileri sürdü. Sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ise sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mahkeme indirim uygulamadı Duruşma savcısı, önceki celsede açıkladığı mütalaasını yineleyerek Demirkollu'nun "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirmelerin ardından Fehmi Demirkollu'nu "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık hakkında herhangi bir indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdi. Dava, mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis kararıyla sonuçlandı.

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum” Haber

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum”

Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı İddianamede, Eyüp Subaşı'nın Beylikdüzü döneminden itibaren Ekrem İmamoğlu'nun açık hava reklam çalışmalarını yürüttüğü, İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından ise açık hava reklam işlerinin usulsüz ihalelerle Subaşı'na verildiği ileri sürüldü. Subaşı'nın yetkilisi olduğu şirketler üzerinden Kültür A.Ş.'den çeşitli işler aldığı ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'e bağlı hareket ettiği iddiasına da iddianamede yer verildi. Savunmasında bu suçlamalara karşı çıkan Subaşı, şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu ve kamu kaynaklarından finansman sağlanmadığını söyledi. İhalelerin tamamının belgeli ve ticari nitelikte olduğunu savunan Subaşı, şirketleri aracılığıyla kamuya ve belediyeye yüksek miktarlarda kira ödemesi yaptıklarını ifade etti. Subaşı, şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını belirterek, “kamu zararı” suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi. “Devir bedeli 75 milyondan 46 milyona indirildi” Eyüp Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile devir sürecine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. İlk aşamada 75 milyon liranın üzerinde bir bedel üzerinde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını öne süren Subaşı, daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle bu rakamın 46 milyon liraya düşürüldüğünü iddia etti. Reklam alanlarının bir bölümünün görüşmelerin ardından azaltıldığını belirten Subaşı, yaşananları kendisini anlaşmaya zorlayan sistematik bir baskı olarak değerlendirdiğini ifade etti. Subaşı, ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edebilmek amacıyla reklam ekranlarını Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben devretmek zorunda kaldığını savundu. “Etkin pişmanlık ifadelerimin arkasındayım” Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri reddetmediğini belirten Subaşı, soruşturma kapsamında bildiği ve yaşadığı olayları anlattığını söyledi. Subaşı, verdiği ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini belirterek, kendisini suç örgütünün parçası değil, ticari süreçlerde mağdur olan bir kişi olarak gördüğünü savundu. Şirket yönettiğini, ihalelere katıldığını ve yatırım yaptığını kabul eden Subaşı, bazı para hareketlerinin içerisinde bulunduğunu da inkar etmedi. Ancak üzerine atılı suçları ve herhangi bir örgüt üyeliğini kabul etmediğini ifade etti. Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu Savunmanın ardından Subaşı'nın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde geçen “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Subaşı, özellikle bazı danışmanların bu ifadeyi sık kullandığını belirterek, belediye içerisindeki yönlendirmeleri bu şekilde tanımladığını söyledi. Bir işin yapılması sırasında Fatih Keleş veya Ertan Yıldız tarafından bir talep iletilmesi ya da sistematik bir yönlendirme yapılması halinde bunu “sistem” olarak değerlendirdiğini anlatan Subaşı, “sistem” ifadesini danışmanların ağzından duyduğunu savundu. Para hareketleri de duruşmada gündeme geldi Duruşmada savcılık tarafından Subaşı'nın ifadelerinde yer alan para hareketlerine ilişkin sorular da yöneltildi. Savcının, bazı işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin beyanlarını hatırlatması üzerine Subaşı, söz konusu paraların bazılarını Florya'da, bazılarını ise Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde verdiğini söyledi. Ertan Yıldız'a verildiği belirtilen paralarla ilgili de konuşan Subaşı, ödemelerin doğrudan Yıldız tarafından alınmadığını, bir aracının gönderildiğini öne sürdü. Subaşı, farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon liralık ödemeler yapıldığını ifade etti. Savcının, daha önce verdiği ifadelerde Fatih Keleş ve Murat Ongun'un kendisine Ertan Yıldız'a verilmesi gereken paranın tamamlanıp tamamlanmadığını sorduklarını söylediğini hatırlatması üzerine Subaşı, bu ifadesinin doğru olduğunu belirtti. Duruşmada Subaşı'nın savunma ve çapraz sorgu işlemleriyle ilgili süreç devam ediyor.

Veyis Ateş tahliye edildi: Uyuşturucu davasında duruşma 27 Kasım'a ertelendi Haber

Veyis Ateş tahliye edildi: Uyuşturucu davasında duruşma 27 Kasım'a ertelendi

Ateş suçlamaları reddetti İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savunma yapan Veyis Ateş, yaklaşık 9 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Ateş, soruşturmanın ilk aşamasında savcılığa ifade verdiğini ve Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemede uyuşturucu kullanmadığının tespit edildiğini savundu. Buna rağmen daha sonra yeniden gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirten Ateş, kendisine yöneltilen suçlamalar açısından somut delil bulunmadığını ileri sürdü. Mehmet Akif Ersoy’un evine giderek uyuşturucu kullanımına yer temin ettiği iddiasını da reddeden Ateş, söz konusu evin kendisine ait olmadığını belirterek uyuşturucu kullanmadığını ve temin etmediğini söyledi. Ateş ayrıca, uyuşturucu ticareti yaptığı iddiasına ilişkin kendisine uyuşturucuyu kimden aldığı, kime sattığı veya kimin için temin ettiği konusunda somut bir delil sunulmadığını savundu. “Mehmet Akif Ersoy benden özür diledi” iddiası Savunmasında Mehmet Akif Ersoy’un daha önce savcılığa verdiği ek ifadeye de değinen Ateş, Ersoy’un kendisini uyuşturucu kullanımına başlatmakla suçladığını söyledi. Ateş, cezaevindeki avukat görüşü sırasında Ersoy ile karşılaştığını ve Ersoy’un kendisinden özür dilediğini iddia etti. Ateş, Ersoy’un aleyhinde ifade vermek zorunda kaldığını ve bunun başka bir dava nedeniyle yaşadığı baskıdan kaynaklandığını söylediğini öne sürdü. Bu iddianın Ateş’in savunmasındaki beyan olduğu, Ersoy’un duruşmada ise Ateş’e ilişkin farklı açıklamalarda bulunduğu kayda geçti. Mehmet Akif Ersoy tanık olarak dinlendi Duruşmada tutuklu bulunan Mehmet Akif Ersoy da SEGBİS aracılığıyla tanık sıfatıyla dinlendi. Ersoy, 2019 yılında Piyalepaşa’daki evde Veyis Ateş’in yanında getirdiği uyuşturucu maddeyi kullandığını söyledi. Ancak Ateş’in kendisine uyuşturucu kullanması yönünde teklif veya baskı yapmadığını, maddeyi merak ettiği için kendi iradesiyle kullandığını belirtti. Ersoy ayrıca, Veyis Ateş’in başka bir ortamda uyuşturucu madde getirdiğini hatırlamadığını ifade etti. Dilara Yıldız farklı iddialarda bulundu Duruşmada SEGBİS üzerinden dinlenen Dilara Yıldız ise Ateş’i Mehmet Akif Ersoy aracılığıyla tanıdığını belirtti. Yıldız, Piyalepaşa’daki bir evde Ateş’in uyuşturucu madde getirdiğini ve aynı ortamda uyuşturucu kullanıldığını iddia etti. Benzer bir durumun daha sonra başka bir evde de yaşandığını öne süren Yıldız, Ateş’in kendilerini daha fazla uyuşturucu kullanmaya zorladığını iddia etti. Ateş ise Yıldız’ın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve kendisiyle uyuşturucu kullandıklarına ilişkin somut delil bulunmadığını savundu. Tanık Osman Tıraş’ın beyanı Tanık Osman Tıraş da Veyis Ateş’i Habertürk’te çalıştığı dönemden tanıdığını belirtti. Tıraş, İstanbul’daki “Kütüphane” isimli mekanda Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci ile bulunduğunu, Veyis Ateş’in de aynı mekanda olduğunu söyledi. Ancak uyuşturucu kullanımını doğrudan görmediğini, Ersoy ve Cebeci’den uyuşturucu kullanıldığına ilişkin duyum aldığını ifade etti. Tıraş, uyuşturucu maddeyi getiren kişinin Veyis Ateş olduğunun kendisine Mehmet Akif Ersoy tarafından söylendiğini de öne sürdü. Mahkemeden tahliye kararı Savunmaların ve tanık beyanlarının alınmasının ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Heyet, yaklaşık 9 aydır tutuklu bulunan Veyis Ateş’in tahliyesine karar verdi. Ateş’in yargılanmasına tutuksuz devam edilecek. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasını 27 Kasım 2026 tarihine bıraktı.

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı Haber

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan sürücü tutuklandı

Elif Mavi, kazada ağır yaralandı Kaza, 3 Eylül’de Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi’nde meydana geldi. Fatoş Akıl Bilgesoy yönetimindeki 26 AFU 319 plakalı otomobil, annesi Merve Avli ile birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan Elif Mavi Avli’ye çarptı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından özel hastaneye kaldırılan Elif Mavi, daha sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Tedavi altına alınan küçük çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Elif Mavi, yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi. Kaza anı güvenlik kamerasında Feci kazanın anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde otomobilin annesiyle birlikte yolun karşısına geçen Elif Mavi’ye çarptığı görülürken, kazanın ardından anne Merve Avli’nin yaşadığı büyük üzüntü de kameralara yansıdı. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Ev hapsi kararı kaldırıldı Bilgesoy, mahkeme tarafından “taksirle ölüme sebep olmak” suçundan değerlendirilerek “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbirine tabi tutuldu. Savcılık ile Elif Mavi’nin ailesi, verilen ev hapsi kararına itiraz etti. İtiraz kapsamında kamera görüntüleri, trafik kazası tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı, bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi istendi. Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu ve mevcut adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle itirazı kabul etti. Bunun üzerine Bilgesoy hakkında verilen ev hapsi kararı kaldırılırken, tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarıldı. Yeniden gözaltına alınıp tutuklandı Yakalama kararının ardından Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yeniden gözaltına alınan Fatoş Akıl Bilgesoy, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi. Sulh Ceza Hakimliği’nde yeniden ifadesi alınan Bilgesoy, bu kez tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba kızlarının mezarını ziyaret etti Öte yandan Elif Mavi’nin annesi Merve Avli ve babası Fatih Avli, kızlarının mezarını ziyaret etti. Kızlarının mezarına sarılarak gözyaşı döken çift, tek isteklerinin adaletin yerini bulması olduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.