Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Madencilik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Azerbaycan enerji iş birliğinde yeni dönem: Bayraktar ve Şahbazov Bakü’de görüştü Haber

Türkiye-Azerbaycan enerji iş birliğinde yeni dönem: Bayraktar ve Şahbazov Bakü’de görüştü

Bayraktar, petrol ve doğal gazdan elektrik bağlantılarına, yenilenebilir enerjiden madenciliğe kadar birçok alanda Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliğinin geliştirilmesinin değerlendirildiğini belirtti. Enerjide yeni iş birliği alanları masaya yatırıldı Bakan Bayraktar, Bakü temasları kapsamında Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Şahbazov ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Bayraktar, iki ülke arasındaki köklü enerji ortaklığının mevcut durumunun değerlendirildiğini ve önümüzdeki dönemde uygulanabilecek yeni iş birliği alanlarının ele alındığını bildirdi. Görüşmede petrol ve doğal gaz projelerinin yanı sıra elektrik bağlantıları, yenilenebilir enerji ve madencilik alanlarında atılabilecek ortak adımlar üzerinde duruldu. Türkiye ile Azerbaycan’ın yanı sıra üçüncü ülkelerin de dahil olabileceği enerji projelerinin geliştirilmesine yönelik imkanların da değerlendirildiği belirtildi. "Bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağız" Bayraktar, iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin yalnızca Türkiye ve Azerbaycan açısından değil, bölgenin enerji arz güvenliği ve ekonomik refahı bakımından da önem taşıdığını vurguladı. Türkiye-Azerbaycan enerji ortaklığının yeni projelerle daha ileri taşınacağını belirten Bayraktar, iki ülke liderlerinin ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji alanındaki iş birliği, doğal gaz ve petrolün yanı sıra elektrik iletimi ve yenilenebilir enerji gibi alanlara da genişliyor. Türkiye'nin bölgesel enerji bağlantılarındaki rolü, Azerbaycan'la yürütülen projelerle birlikte güçlendirilmeye devam ediyor. 5’inci Türkiye-Azerbaycan Enerji Forumu Bakü’de düzenlenecek Bayraktar ve Şahbazov'un görüşmesi, 5’inci Türkiye-Azerbaycan Enerji Forumu öncesinde gerçekleştirildi. Forumun, iki ülke arasındaki enerji ortaklığının geleceğine ilişkin yeni hedeflerin değerlendirilmesi ve önümüzdeki dönemin yol haritasının şekillendirilmesi açısından önemli bir platform olması bekleniyor. Bakan Bayraktar, forum kapsamında gerçekleştirilecek görüşmelerin Türkiye-Azerbaycan enerji ilişkilerinin daha da derinleştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti. İş birliği petrol ve doğal gazın ötesine taşınıyor Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji ilişkilerinde petrol ve doğal gaz projeleri önemli bir yer tutarken, son dönemde elektrik iletimi ve yenilenebilir enerji alanlarında da yeni iş birlikleri gündeme geliyor. İki ülke, bölgesel enerji altyapısının güçlendirilmesi ve enerji arz güvenliğinin artırılması hedefi doğrultusunda ortak projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin iletimi ve ticaretine yönelik çalışmalar da yürütülüyor.

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor Haber

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılıyor

Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının %25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Eti Bakır’ın üretimine önemli destek veren Siirt İşletmesi, 14 bin ton katot bakıra denk gelen 80 bin tonluk bakır konsantresiyle Türkiye’nin bakır ihtiyacına 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır, Madenköy’de faaliyet gösteren Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarıyor. Bu cevher tesislerde 80 bin ton bakır konsantresi haline getirilerek, katot bakır üretimi için Eti Bakır Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. Siirt, yerli maden kaynaklarından ürettiği bakır konsantresiyle Türkiye’ye yıllık 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. ‘YÜKSEK TEKNOLOJİYLE ÜRETİM YAPIYORUZ’ Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, işletmenin hem üretim kapasitesi hem de bölgeye sağladığı ekonomik katkıyla önemli bir merkez olduğuna dikkat çekerek, “Siirt İşletmemiz, yer altı madenciliğindeki özel koşulları ve teknolojik altyapısıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 bin tonluk katot bakır ihtiyacı bulunuyor. Bu ihtiyacın bir kısmının yerli kaynaklardan Siirt’te üretilmesi, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasına önemli bir katkı sağlıyor. Bu üretimi gerçekleştirirken teknolojiyi ve iş güvenliğini de en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz” dedi. 500 MİLYON DOLARLIK YATIRIM Siirt İşletmesi’nde sürdürülen yatırımlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kotiloğlu, şunları söyledi: “Siirt İşletmemiz, teknolojik altyapısı ve yer altı madenciliğindeki özel koşullarıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. İşletmemizi, Cengiz Holding çatısı altına girdiği 2017 yılından bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirdik. Yatırım planımızın yüzde 80’lik kısmını tamamladık; kalan yatırımları önümüzdeki yıl tamamlamayı öngörüyoruz. Yatırımlarımızın büyük bölümünü Ar-Ge çalışmaları oluşturuyor. Öte yandan sadece tesise yatırım yapmıyoruz, bölge ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Siirt, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılına yönelik İş Gücü İstatistikleri’ne göre en düşük istihdam oranına sahip dördüncü il konumunda. Biz de yerel istihdamı desteklemek adına işletmemizde görev alan 848 çalışma arkadaşımızın büyük bir bölümünü Siirt’ten istihdam ettik. Yerel ekonominin kalkınması için de çalışmalar yapıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetlerin büyük bölümünü yerel firmalardan temin ediyoruz. Bu yolla dolaylı istihdamı, yerel firmaları ve bölge ekonomisini güçlendiriyoruz.” 954 BİN AĞAÇ DİKİLDİ, HEDEF 1 MİLYON AĞAÇ Eti Bakır Siirt İşletmesi, üretim faaliyetlerinin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarını da sürdürüyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmede 1 milyon fidan hedefine ulaşılması için çalışmalar devam ediyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımı üretim sahasıyla sınırlı olmayan işletmede, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasını; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyon çalışmalarıyla birlikte ele alan bütüncül bir madencilik anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

ABD ve Venezuela diplomatik ilişkilerini yeniden kurdu ve kaynakların kullanımı konusunda müzakerelere başladı. Haber

ABD ve Venezuela diplomatik ilişkilerini yeniden kurdu ve kaynakların kullanımı konusunda müzakerelere başladı.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum'un Caracas'a yaptığı iki günlük ziyaretin hemen ardından diplomatik ve konsüler ilişkiler yeniden kuruldu. ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre, bu karar Venezuela'da istikrarı teşvik etme, ekonomik toparlanmayı destekleme ve siyasi uzlaşmayı geliştirme yönündeki ortak çabaları kolaylaştıracaktır. ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez ile görüştü. Fotoğraf: X/ElUniversal ABD ayrıca şunları vurguladı: "Bizim taahhüdümüz, Venezuela halkının demokratik olarak seçilmiş bir hükümete barışçıl bir geçiş için koşullar yaratan çok aşamalı bir süreçten geçerek ilerlemesine yardımcı olmaya odaklanmıştır." Venezuela tarafında ise Dışişleri Bakanlığı, karşılıklı saygı, uluslar arasında egemen eşitlik ve iki ülkenin halkları arasında işbirliğine dayalı yapıcı bir diyaloğun yeni bir aşamasına geçileceğini duyurdu. Bu gelişme, daha önce Maduro döneminde Başkan Yardımcılığı yapmış olan Delcy Rodriguez'in, ülkenin zengin doğal kaynaklarına ABD'nin erişimini garanti etmesi şartıyla Trump yönetimi tarafından geçici lider olarak onaylanmasının ardından geldi. Normalleşme sürecinin ana odak noktalarından biri, Venezuela'nın geniş mineral kaynaklarının değerlendirilmesidir. Trump kabinesinin üyesi ve ABD Ulusal Enerji Yönetişim Konseyi başkanı Bakan Doug Burgum, Caracas'tan orada yatırım yapmak isteyen yabancı madencilik şirketlerine güvenlik koruması sağlanması konusunda güvenceler aldığını söyledi. Gazetecilere yaptığı açıklamada, görüşmelerin son derece olumlu geçtiğini ve Venezuela'nın 2026 yılına kadar petrol ve doğalgaz üretim hedeflerini aşacağını öngördü. Şu anda, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi Venezuela'ya yatırım yapmaya ilgi gösteren düzinelerce şirket bulunuyor. Venezuela, petrolün yanı sıra altın ve elmas gibi minerallerin yanı sıra bilgisayar ve cep telefonu üretiminde kullanılan boksit, koltan ve diğer nadir toprak elementleri açısından da zengindir. Madencilik faaliyetleri ağırlıklı olarak, silahlı grupların hâlâ aktif olduğu Orinoco Madencilik Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "11 yıl aradan sonra Addis Ababa'yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Başbakan Abiy ve Etiyopya makamlarına, şahsıma ve heyetime göstermiş oldukları sıcak misafirperverlikten dolayı teşekkür ediyorum. Etiyopya, bölgedeki ağırlığıyla Afrika kıtasında oynadığı öncü rol bakımından son derece önemli bir ülkedir. Sahra Altı Afrika’daki en eski büyükelçiliğimizim 1926 yılında Addis Ababa’da açılması bu şehri kıtayla ilişkilerimizin kalbine yerleştiriyor. Bu ziyaretimin, büyükelçiliğimizin açılışının 100’üncü yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Biraz önce yaptığımız görüşmelerde, Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirebiliriz, 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız bunları da ele aldık. Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın 2.5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demiryolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sari münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Etiyopya, İslam kültürü bakımından paha biçilemez bir değer niteliği taşıyor. Afrika’daki ilk Müslüman yerleşim yeri olarak bilinen Necaş Köyü’ndeki Necaşi Türbesi ve Cami kültürel bağlarımız bakımından çok önemlidir. TİKA’nın destekleriyle tadilatı ve tamiratı yapılan bu projeyle Afrika tarihinin önemli bir kültürel mirasını yaşatmakla kalmamış, Etiyopya ile aramızdaki kadim dostluk bağlarını da güçlendirmiş olduk. Maarif Vakfımızın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra TİKA Ofisimiz aracılığıyla aramızda kültür köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Eşit ortaklı ve karşılıklı anlayış temelinde bu samimi coğrafyanın güzel insanlarının her daim yanındayız. Başbakan Abiy’in göreve başlamasından bu yana Etiyopya’nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü için kendisini tebrik ediyorum. Tüm dünyanın gözleri Afrika Boynuzuyla buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısı, örnek gösterilecek yönetiminin önemi daha da çok hissediliyor. Türkiye olarak bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesini ve Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’i tanımasının ne Somaliland’e ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurguluyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında arabuluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. Türkiye olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na bu sene Kasım ayında ev sahipliği yapacağız. Etiyopya’nın da önümüzdeki yıl tertipleyeceği bu toplantı bağlamında yakın iş birliğimizi sergileyeceğiz."

Finlandiya, Avrupa'nın ilk lityum madenini açtı Haber

Finlandiya, Avrupa'nın ilk lityum madenini açtı

Uzun zamandır planlanan proje, yaklaşık 350 kişiye iş imkanı sağlayacak ve Avrupa'da türünün tek örneği olan bir üretim zinciri sunarak Çin ithalatına olan bağımlılığı azaltacak. Madencilik alanı üç belediyeye yayılıyor: Kaustinen, Kokkola ve Kronoby; Syväjärvi ocağı ise Kokkola şehir sınırları içinde yer alıyor. Lityum iyon piller, cep telefonlarında, elektrikli diş fırçalarında, elektrikli araçlarda, otobüslerde ve demiryolu taşımacılığı yedek güç sistemlerinde kullanılmaktadır. Gelecekte, büyük endüstriyel enerji depolama sistemlerinde giderek daha fazla kullanılması bekleniyor. Finansman eksikliği projeyi birkaç kez raydan çıkarmakla tehdit etti. Sonunda 2022'nin sonlarında Güney Afrika firması Sibanye-Stillwater'ın yatırımıyla finansman sağlandı. Ancak o zamandan beri lityum fiyatı düştü. Sibanye-Stillwater yatırım yaptığında fiyat, geçen yazın en düşük seviyesinin 10 katıydı. O zamandan beri biraz toparlandı, ancak beş yıllık ortalamanın altında kaldı. Sibanye-Stillwater, Keliber'in yüzde 80'ine sahip. Kalan yüzde 20'si ise tamamen Finlandiya devletine ait olan Finlandiya Maden Grubu'na ait. Keliber'in kendi bünyesindeki üretim zinciri Avrupa'da benzersizdir. Portekiz'in büyük lityum rezervleri var ancak rafinerisi yok, bu nedenle lityumu ham cevher ve konsantre olarak satıyor. Sırbistan'ın da lityum yatakları var, ancak Kasım ayında madencilik devi Rio Tinto bu projeyi askıya aldı. Şu anda Almanya, Polonya ve Macaristan'da lityum hidroksit kullanan fabrikalar bulunuyor ve Finlandiya'nın güneydoğusundaki Kotka'da da bir başka fabrika inşa ediliyor. Hautala, "Avrupa'da üretimi ilk başlatan biz olacağız ve elbette Çin'den yapılan ithalata kıyasla daha kısa teslimat mesafesi nedeniyle rekabet avantajımız olacak" dedi.

Trump'ın açıklamasıyla kritik mineral şirketlerinin hisseleri yükseldi Haber

Trump'ın açıklamasıyla kritik mineral şirketlerinin hisseleri yükseldi

Trump Pazartesi öğleden sonra Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, Project Vault olarak bilinen bu önerinin ABD özel sektörü için türünün ilk örneği olan kritik minerallerin stratejik stokunu başlatacağını söyledi. Beyaz Saray yetkilisine göre, plan 1,67 milyar dolarlık özel sermaye ile ABD İhracat-İthalat Bankası'ndan 10 milyar dolarlık krediyi birleştiriyor. Trump'ın bu hamlesi, elektrikli araçlar, savunma sistemleri ve ileri teknoloji için gerekli malzemeler konusunda Amerika'nın Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. Kaliforniya'daki Mountain Pass madeninin işletmecisi MP Materials, uzatılmış işlemlerde yüzde 2'nin üzerinde artış kaydetti. Yatırımcıların bu girişimin sektör için iç talebi ve hükümet destekli finansmanı hızlandırabileceğine dair beklentileriyle, USA Rare Earth ve Critical Metals Corp. sırasıyla yüzde 2'nin üzerinde ve yüzde 1'in üzerinde artış kaydetti. ABD Nadir Toprak Elementleri (USA Rare Earth), ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile görüşmeler gerçekleştirerek, federal hükümete yurt içi madencilik ve mıknatıs varlıklarını tanıttı. Bu görüşmeler, belirli koşullara tabi olarak şirkete yaklaşık 1,6 milyar dolarlık finansman sağlayabilecek ve ABD hükümetinin hisse senedi payını da içeren bir anlaşma önerisine yol açacak. Bu adımlar, Washington'un sektördeki daha doğrudan rolüne dayanıyor. ABD Savunma Bakanlığı, geçen yaz MP Materials ile hisse senedi payı, fiyat tabanı ve belirli miktarda nadir toprak mineralleri ve mıknatıs satın almak için uzun vadeli bir anlaşma içeren tarihi bir anlaşma imzaladı.

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yenilikçi Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yenilikçi Yaklaşımlar Ele Alındı

“İşyerlerinde Güvenlik Kültürünü Geliştiren Yenilikçi Eğitimler ve Uygulamalar” ana temasıyla düzenlenen IX. Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyum; akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini, iş güvenliği uzmanlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinlikte iş kazalarının önlenmesi, kurumsal güvenlik kültürünün güçlendirilmesi, psikososyal riskler, dijitalleşme ile madencilik ve inşaat sektörlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları gibi birçok başlık ele alındı. Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Bölüm Başkan Yardımcısı ve Sempozyum Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, İSG Bölüm Başkanı, ÜSGÜMER Müdürü ve MESKA Vakfı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin gerçekleştirdi. Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “İş Sağlığı ve Güvenliği ülkemizin en önemli konularından bir tanesi” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, iş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’nin en önemli toplumsal meselelerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bu alanda kültür oluşturmanın süreklilik ve devamlılık gerektirdiğini vurguladı. “İş Sağlığı ve Güvenliği ülkemizin en önemli konularından bir tanesi. Bir toplumda kültür oluşturmak için süreklilik ve devamlılık son derece önemli” diyen Prof. Dr. Ertekin, Üsküdar Üniversitesi’nde iş sağlığı ve güvenliği alanındaki akademik sürecin yıllar içinde istikrarlı biçimde ilerlediğini ifade etti. Prof. Dr. Ertekin, “2012–2013 yıllarında lisans programına başlamışız ve şu anda bu sempozyumun dokuzuncusunu gerçekleştiriyoruz. Bu durum, kavramın benimsendiğini ve kurumsal bir kültüre dönüştüğünü gösteriyor” dedi. 2024 yılında 700 binden fazla iş kazası yaşandı İş kazalarına ilişkin güncel istatistikleri de paylaşan Prof. Dr. Ertekin, “Bunlar önlenebilir ölümler. İstatistiklere baktım; 2025 yılının Kasım ayı dahil iş kazası ölüm sayıları 1900 küsurlarda. Aralık ayı henüz açıklanmadı ama ortalamaya bakarsa 2100'den fazla ölüm gerçekleşmiş demektir. Bir önceki yıl bu sayı 1800'lerdeydi. Ne yazık ki bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen halen insanlar iş kazalarından ölüyorlar” ifadelerini kullandı. 2024 yılında 700 binden fazla iş kazası yaşandığını belirten Prof. Dr. Ertekin, bu kazalarda hayatını kaybedenler arasında çocuk ve göçmen işçilerin de bulunduğuna dikkat çekti. “Bu ölümlerin içinde yaklaşık 70 çocuk işçi ve 90’ın üzerinde göçmen işçi var” diyen Prof. Dr. Ertekin, kayıt dışı çalışanlar da göz önünde bulundurulduğunda gerçek rakamların açıklanan verilerin çok üzerinde olabileceğini söyledi. Ertekin, “Kayıtsız çalışanları da düşündüğümüzde, gerçek tablo ne yazık ki çok daha ağır olabilir” şeklinde konuştu. Yaşanan iş kazalarının büyük bölümünün önlenebilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ertekin, teknolojik gelişmelere rağmen can kayıplarının sürmesinin düşündürücü olduğunu ifade etti. “Bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen hâlâ iş kazaları nedeniyle insanlarımızı kaybediyoruz. Bunların tamamı önlenebilir ölümler.” diyen Prof. Dr. Ertekin, iş sağlığı ve güvenliği konusunun toplumun tüm kesimleri tarafından daha güçlü şekilde sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan: “İlki, Soma faciasının ardından Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte düzenlenmişti” Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, iş sağlığı ve güvenliği alanında sürdürülebilir akademik çalışmaların ve standart geliştirme süreçlerine erken aşamada dâhil olmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. Katılımcılara hitap eden Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Bu sempozyumun dokuzuncusunu yapıyoruz. İlki, Soma faciasının ardından Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte düzenlenmişti. O günden bugüne yaklaşık on yıla yakın bir süre geçti ve bu çalışmaları hiçbir şekilde bırakmadık” dedi. Sempozyum kalıcı bir akademik çıktıya dönüştü Sempozyumun kalıcı bir akademik çıktıya dönüştüğüne dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “İlk yapılan etkinlik kitap olarak da yayımlandı ve bu e-kitap 170 binin üzerinde indirildi. Bu sayı, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin en çok takip edilen ikinci kitabı olmasını sağladı. Birinci sırada Fizik Laboratuvarı kitabı yer alıyordu” ifadelerini kullandı. Her yıl düzenli olarak sektör temsilcileriyle bir araya gelindiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Uçan, bu yaklaşımın karşılıklı bir değerlendirme süreci yarattığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Bu etkinliklerde firmaların bu alanda ne düşündüğünü ne tür gelişmeler kaydettiklerini takip etmeye çalıştık. Yaklaşık 8–10 firmayı her yıl davet ediyor, onlara farklı konular vererek neler yaptıklarını görmeye çalışıyoruz. Bu süreç hem onların hem de bizim kendimizi değerlendirmemize, ‘Bu yıl başarılı olduk mu, eksiğimiz nedir?’ sorularını sormamıza vesile oluyor” diye konuştu. Türkiye’de ilk defa robotik alanıyla ilgili bir çalıştay düzenleyeceğiz Bu yıl önemli bir kurumsal gelişmeye de değinen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, Türk Standartları Enstitüsü’nün Ayna Komitesi’ne dâhil olduğunu açıkladı ve “Bu komite robotik alanıyla ilgili. Türkiye’de ilk defa 15–17 Nisan tarihlerinde bir çalıştay düzenleyeceğiz. Dünyadaki uzmanlarla birlikte bir standardın Türkiye’de geliştirilmesini sağlamaya çalışacağız. Standartlar daha hazırlanma aşamasındayken sürece müdahil olmak ve kendi ihtiyaçlarımıza uygun şekilde geliştirmek son derece önemli” şeklinde konuştu. İş sağlığı ve güvenliği konusunun kamuoyunda doğru şekilde ele alınması için medyada da aktif olduklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Beylikdüzü’nde 14 katlı bir binada yaşanan patlamada, insanlar WhatsApp gruplarında ‘gaz kokusu var’ diye yazıyor, bir süre sonra ‘koku arttı’ deniliyor. Ancak patlamadan ancak dokuz saat sonra müdahale ediliyor ve ne yazık ki bir kişi hayatını kaybediyor. Bizim WhatsApp uyarılarından ziyade teknik önlemlere ihtiyacımız var” dedi. Doğalgaz dedektörleri ve otomatik gaz kesme sistemlerinin zorunlu hale getirilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Uçan, deprem erken uyarı sistemlerinin de hayati önem taşıdığını ifade etti. Deprem erken uyarı sistemleri son derece kritik “Deprem fay hatlarıyla ilgili erken uyarı sistemleri de bugünkü konulardan bir tanesi. Erken uyarının 15-30 saniye önceden bildirilmesi mümkündür. Bu şu anda Türkiye'de konutlarda daha uygulamaya başlanmadı, acilen uygulanması lazım.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Şu anda ikinci doktorama başladım. Türkiye’nin en büyük döküm fabrikalarından birinde erken uyarı sistemlerinin nasıl uygulanabileceği üzerine çalışıyoruz. Deprem anında potaların devrilmesini önlemek, elektriği kesmek veya jeneratörü devreye almak gibi önlemler 30–60 saniye içinde alınabilirse, büyük yangınların ve can kayıplarının önüne geçilebilir” şeklinde konuştu. Üsküdar Üniversitesi’nin bilgi üretme ve yayma misyonuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, bugüne kadar yaklaşık 10 ücretsiz e-kitap yayımlandığını belirtti ve “Şimdi robotlarla ilgili kitabımızı e-kitap olarak yayımlıyoruz. Kitap İngilizceye çevrildi, hatta bir öğrencimiz Farsçaya da çeviriyor. Faydalı olmak için elimizden geleni yapıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur: “Bu yıl ‘güvenlik kültürü’ temalı bir sempozyum düzenlemeyi hedefledik” Üsküdar Üniversitesi İSG Bölüm Başkan Yardımcısı ve Sempozyum Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, güvenlik kültürünün temelinde değerlerin yer aldığını vurgulayarak, bu yaklaşımın sempozyumun ana temasını belirlediğini ifade etti. İnsan hayatının temel gereksinimleriyle güvenlik kültürü arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Temur, “İnsanın kendi neslini devam ettirebilmesi için ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer alan barınma ve beslenme ihtiyacı gibi değerler, güvenlik kültürünün sürdürülebilirliği açısından da son derece önemli bir etken” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım doğrultusunda sempozyumun ana temasının belirlendiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Temur, “Bu nedenlerle bu yıl ‘güvenlik kültürü’ temalı bir sempozyum düzenlemeyi hedefledik” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, kuşaklar arası gelişimin önemine dikkat çekerek, “Çok sevdiğim bir hocamın sözüyle bitirmek istiyorum: ‘Bir sonraki nesil, bir önceki nesilden daha iyi olduğu sürece gelişimden bahsedebiliriz’” diye konuştu. İş sağlığı ve güvenliği alanının gelişim sürecine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Birinci neslini neredeyse tamamlayan iş sağlığı ve güvenliği alanının, ikinci ve üçüncü nesillerde çok daha ileri noktalara geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. 2017 mezunları sempozyumda buluştu Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nün 2017 yılı ilk mezunları, dokuzuncusu düzenlenen Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu’nda yeniden bir araya geldi. Türk Hava Yolları’nda A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak görev yapan Dr. Ahmet Ebrar Sakallı ile Üsküdar Üniversitesi İSG Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur hem akademik hem de mesleki kariyerleriyle dikkat çekti. Dr. Ahmet Ebrar Sakallı ile Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, iş sağlığı ve güvenliği alanında lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim alarak üç kademede de diploma sahibi olan ilk isimler arasında yer alıyor. Bu başarı, Üsküdar Üniversitesi’nin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki öncü konumunu ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Sempozyumda neler yapıldı? Sempozyumun 1. Oturumu, Prof. Dr. Haydar Sur’un oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda, Shell Türkiye İSG Yöneticisi Selimcan Menemencioğlu, “İlk Adım; İşe Başlamak Değil”, Soletanche Bachy HSE Koordinatörü Meksut Alev, “Kök Neden Analizini Bir Adım Öteye Taşımak: Kurumsal Psikososyal Kök Neden Analizi ve İnşaatta İSG’nin Dijital Yüzü”, EDİS Firmasından Yılmaz Sonışık da “Marmara Bölgesi Deprem Erken Uyarı Sistemi” ve Gümüştaş Madencilik Emniyet, Çevre ve Sağlık Müdürü Mehmet Osmanoğlu ise “Geleceğe Takılan Baret: Madencilikte Sürdürülebilir Kültürün İnşası” başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Öğle arasının ardından başlayan 2. Oturum, Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Çayeli Bakır İşletmesi Baş Mühendisi Yasin Öztürk, “DÜŞÜN! EMNİYETİ”, Türk Hava Yolları A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ahmet Ebrar Sakallı, “Çalışan Odaklı İnsan Kaynakları Uygulamaları”, Hasan Çelebi ise “MULTİTEK” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Günün son oturumu olan 3. Oturum, Doç. Dr. Müge Ensari Özay’ın başkanlığında yapıldı. Artı Danışmanlık’tan Ali Rıza Tiryaki, İSGDER Başkanı Osman Sayar, “İş Güvenliği Uzmanlarının Yaşadığı Sorunlar” ve Prosense’den Ekrem Bayrak ise “Gaz Algılama Sistemlerinde Sensör Seçiminin Risk Değerlendirmesi Açısından İncelenmesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Sempozyum, yapılan değerlendirmelerin ardından kapanış konuşması ile sona erdi. Sempozyumun hazırlanması ve yürütülmesi sürecinde Arş. Gör. Ender Sezen başta olmak üzere, İş Sağlığı ve Güvenliği lisans ve ön lisans programı öğrencileri ile Senaryo Bazlı İSG Öğrenci Kulübü üyeleri organizasyona aktif katkı sunarak önemli bir destek sağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.