Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat açıkladı: Türk tekstilinin dünya ihracatındaki payı yüzde 3,6 Haber

Bakan Bolat açıkladı: Türk tekstilinin dünya ihracatındaki payı yüzde 3,6

Bolat, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) ile İTKİB Fuarcılık iş birliğinde düzenlenen TEXHIBITION Kumaş ve Tekstil Aksesuarları Fuarı'nın açılışına katıldı. Açılış programının ardından fuar alanını ziyaret eden Bolat, tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi ve ihracatı açısından önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tekstil ve konfeksiyon ihracatında 31 milyar dolarlık hacim Bakan Bolat'ın verdiği bilgilere göre Türkiye'nin tekstil ve hammaddeleri ihracatı geçen yıl 9,4 milyar dolar, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise 18,6 milyar dolar oldu. Halı ve kaplamalar sektöründeki yaklaşık 2,9 milyar dolarlık ihracat ile yaklaşık 3 milyar dolarlık ev tekstili ihracatının da eklenmesiyle sektörün toplam dış ticaret büyüklüğünün önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin küresel tekstil pazarındaki konumuna dikkat çekti. Bolat, Türkiye'nin dünya tekstil ihracatında dördüncü, hazır giyim ihracatında ise sekizinci sırada bulunduğunu ifade etti. "Türkiye tedarik ve üretim üssü olarak öne çıkıyor" Türkiye'nin ihracat performansına da değinen Bolat, yılın ilk 8 ayında toplam ihracatın 185 milyar dolara ulaştığını ve yıllık bazda yüzde 4,2 artış kaydedildiğini söyledi. Ağustos ayında ihracatın yüzde 8,1 artışla yükseldiğini belirten Bolat, son 12 aylık mal ihracatının ise 280,3 milyar dolara çıktığını açıkladı. Küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve bunların lojistik ile navlun maliyetlerine etkisine rağmen Türkiye'nin üretim, tedarik ve lojistik merkezi olma özelliğini koruduğunu vurgulayan Bolat, ihracat hedeflerine ulaşma konusunda olumlu mesaj verdi. "6 yıldır kesintisiz büyüme sağlandı" Türkiye ekonomisinin büyüme performansına ilişkin de değerlendirmede bulunan Bolat, ekonominin 2020'de başlayan Kovid-19 süreci de dahil olmak üzere büyüme kaydettiğini söyledi. Bolat, ikinci çeyrekte ekonominin yüzde 2,3, yılın ilk yarısında ise yüzde 2,5 büyüdüğünü belirterek, Türkiye ekonomisinin 24 çeyrektir, başka bir ifadeyle 6 yıldır kesintisiz büyüdüğünü ifade etti. İkinci çeyrekteki yüzde 2,3'lük büyümeye net mal ve hizmet ihracatının 0,6 puan katkı verdiğini belirten Bolat, yatırımların da son 7 çeyrektir büyümeye katkı sunduğunu kaydetti. Fuar sektörünün ekonomik büyüklüğü 7,5 milyar avroya ulaştı Türkiye'nin uluslararası fuarcılık alanında da önemli bir merkez haline geldiğini belirten Bolat, ülkedeki fuarcılık sektörünün ekonomik büyüklüğünün 7,5 milyar avroya ulaştığını söyledi. Bu büyüklüğün yaklaşık 4 milyar avroluk bölümünün doğrudan gayrisafi yurt içi hasılaya katkı sağladığını belirten Bolat, Türkiye'nin fuarcılık kapasitesini daha ileri taşımayı hedeflediklerini ifade etti. Bolat, özellikle tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon alanında ihracat göstergelerinde toparlanma başladığını ve yıl sonunda bu eğilimin daha belirgin hale gelmesini beklediklerini söyledi. İhracatçılara 45 milyar liralık destek Ticaret Bakanı Bolat, 2026 yılı kapsamında ihracat destekleri için 45 milyar liralık kaynak ayrıldığını açıkladı. Bu tutarın 33 milyar lirasının mal ihracatına, 12 milyar lirasının ise hizmet ihracatına yönelik desteklerde kullanılacağını belirtti. Bolat ayrıca 2023-2026 döneminde ihracatçılara toplam 180 milyar liralık, yaklaşık 5 milyar dolarlık destek sağlandığını, 2026 yılında şu ana kadar verilen desteklerin ise 61 milyar liraya ulaştığını söyledi. TEXHIBITION fuarlarına yönelik desteklerin de sürdüğünü belirten Bolat, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik düzenlemelerin sektöre katkı sağlayacağını ifade etti. "Tekstil ve giyimde 2026 istihdam açısından stabil yıl" Bolat, tekstil ve giyim sektörünün yalnızca ihracat açısından değil, istihdam bakımından da stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. 2026'nın tekstil ve giyim sektöründe istihdamın korunması açısından stabil bir yıl olmasının beklendiğini söyleyen Bolat, Türkiye'nin kalite, tasarım, marka ve hızlı teslimat kapasitesiyle küresel pazarda güçlü bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Bakan Bolat, ihracat hedeflerinin yakalanacağına inandığını belirterek, gelecek yıl Orta Vadeli Program hedeflerine ulaşılması için sektör temsilcileriyle birlikte çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde Haber

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen Ekonomi İstişare Toplantısı’nda küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin görünümü, enflasyonla mücadele, cari açık ve özel sektörün finansmana erişimi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir programı kapsamında gerçekleştirilen **“Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı”**nda iş dünyası ve ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin de ekonomilerin geleceğini şekillendiren temel başlıklar arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin bu değişim sürecinde ekonomi politikalarını kararlı biçimde uygulamasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bütçe ve cari açığı yönetilebilir seviyede Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cevdet Yılmaz, bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu ifade etti. Deprem nedeniyle gerçekleştirilen yüksek harcamalara rağmen 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, cari açığın ise yüzde 1,9 seviyesine gerilediğini aktardı. Birkaç yıl önce yüzde 5-6 seviyelerinde bulunan cari açığın önemli ölçüde azaltıldığını belirten Yılmaz, savaşlar ve enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle bu yıl cari açıkta bir miktar artış yaşanabileceğini, ancak açığın yönetilebilir düzeylerde kalmasının beklendiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise yüzde 35 olduğunu belirtti. Yılmaz ayrıca temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 278 milyar dolara, hizmet ihracatı da dahil toplam ihracatın ise 401 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Enflasyonla mücadelede yeni hedefler güncellenecek Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de enflasyon oldu. Enflasyonun ekonomi politikalarının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, 2024 yılında yüzde 75'in üzerinde seyreden enflasyonda başlayan düşüş eğiliminin devam ettiğini ifade etti. Temel mallardaki yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 16,8 seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonunda da aşağı yönlü hareketin başladığını ve hizmet enflasyonunun ilk kez yüzde 40'ın altına indiğini söyledi. Ekonomi politikalarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, arz yönlü tedbirlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti. Bu kapsamda Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerin güncelleneceğiniaçıkladı. Gıda arzı için yeni adımlar geliyor Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle gıda, sosyal konut, enerji ve lojistik alanlarının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Gıda üretiminin ve arzının artırılmasının hem vatandaşların refahı hem de fiyat istikrarı açısından kritik olduğunu ifade eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını söyledi. Gıda Komitesi'nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, fiyat hareketlerinin daha yakından izleneceğini ve gıda piyasasındaki gelişmelerin haftalık olarak takip edileceğini belirtti. Arz ve talep koşullarının erken uyarı mekanizmalarıyla izleneceğini aktaran Yılmaz, gerekli durumlarda hızlı şekilde tedbir alınacağını ve gıda alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılacağını kaydetti. Enerjide yerli üretimin artırılması, Türkiye'nin enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması da Yılmaz'ın işaret ettiği diğer arz yönlü politikalar arasında yer aldı. Sanayici ve KOBİ'ler için yeni finansman paketleri hazırlanıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özel sektörün finansmana erişiminin de ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının sağlanması ve ekonomik risklerin azaltılmasıyla birlikte finansman maliyetlerinin zaman içinde düşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, çiftçi ve esnafa yönelik sübvansiyonlu kredi imkanlarının sürdüğünü ifade etti. Reeskont kredilerinde finansman maliyetlerinin daha uygun seviyelere çekilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Yılmaz, sanayiciler ve KOBİ'ler için yeni finansal paketler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, seçici destek mekanizmaları ve hedef odaklı ekonomi politikalarıyla Türkiye ekonomisinin dengeli büyümesinin desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

Japonya'da şaşırtan dolandırıcılık vakası: Manga ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş edip iptal etti Haber

Japonya'da şaşırtan dolandırıcılık vakası: Manga ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş edip iptal etti

Japonya'da manga dünyasının en popüler serileri arasında yer alan One Piece ve Naruto ürünleri üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen sıra dışı bir dolandırıcılık vakası gündeme geldi. Tokyo Metropol Polis Departmanı, bir restoran çalışanı olan 32 yaşındaki Yoşida Mayu hakkında, bir ticari işletmenin faaliyetlerini dolandırıcılık yoluyla engellediği gerekçesiyle işlem başlatıldığını açıkladı. İddialara göre Yoşida, manga yayıncısı Shueisha Inc.'in çevrim içi alışveriş platformundan yaklaşık 10 aylık dönemde 2 bin 100'den fazla sipariş verdi. Ancak siparişlerin parasını ödemek yerine farklı yöntemlerle iptal edilmesini sağladı. Olayın dikkat çeken noktalarından biri ise şüphelinin aynı işlemi yüzlerce farklı hesap üzerinden gerçekleştirmesi oldu. 238 farklı hesap kullandığı iddia edildi Polis soruşturmasında Yoşida'nın siparişleri gerçekleştirmek amacıyla tam 238 farklı hesap kullandığı ileri sürüldü. İddianameye göre şüpheli, Temmuz 2024 ile Mayıs 2025 arasındaki dönemde Shueisha'nın internet mağazasında One Piece ve Naruto temalı çok sayıda ürün sipariş etti. Ancak ürünlerin bedellerini son ödeme tarihine kadar ödemediği ve bu nedenle siparişlerin sistem tarafından otomatik olarak iptal edilmesini beklediği belirtildi. Bazı siparişlerde ise kapıda ödeme yöntemini tercih ettiği, ürünler teslim edilmek üzere gönderildiğinde paketleri kabul etmediği öne sürüldü. Bu yöntem sayesinde siparişlerin tamamlanmadan iptal edildiği ve ürünlerin yeniden satışa sunulmasının geciktiği ifade edildi. İptal edilen siparişlerin değeri 4,3 milyar yeni aştı Olayın boyutunu ortaya koyan en dikkat çekici detay ise siparişlerin toplam değerine ilişkin oldu. Japonya'daki ulusal basında yer alan bilgilere göre, Yoşida tarafından verilen ancak daha sonra iptal edilen siparişlerin toplam tutarının 4,3 milyar yeni, yani yaklaşık 27,2 milyon dolar seviyesini aştığı kaydedildi. Buradaki rakamın şüphelinin gerçekten ödediği para değil, sipariş verilip sonrasında iptal edilen ürünlerin toplam değeri olduğu belirtildi. Bu durum, tek başına doğrudan 4,3 milyar yenlik bir ürün hırsızlığı anlamına gelmese de şirketin stok yönetimi, satış planlaması ve lojistik operasyonları üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu değerlendiriliyor. Shueisha: "Büyük mali kayıp yaşandı" One Piece ve Naruto gibi dünya çapında milyonlarca hayrana ulaşan serilerin yayıncısı olan Shueisha Inc., olayın şirket açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu açıkladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, ürünlerin geçici olarak stokta tükenmesi, gerçek müşterilerin satın alma fırsatlarını kaybetmesi ve teslimat şirketlerine yapılan ödemelerin aksaması gibi çeşitli nedenlerle önemli miktarda mali kayıp meydana geldiği bildirildi. Özellikle sınırlı sayıda üretilen veya yüksek talep gören ürünlerde sahte ya da gerçek olmayan siparişlerin oluşturulması, şirketlerin stok yönetimini doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle olay yalnızca siparişlerin iptal edilmesiyle sınırlı bir e-ticaret problemi olarak değil, dijital satış sistemlerinin kötüye kullanılması açısından da dikkat çekiyor. "Animeyi seviyorum" diyerek savunma yaptı 32 yaşındaki Yoşida, polise verdiği ifadede suçlamaları kabul etti. Şüphelinin eylemlerinin arkasında maddi kazançtan ziyade farklı bir motivasyon bulunduğunu söylediği aktarıldı. Yoşida'nın, günlük hayatında biriken stres nedeniyle bu davranışlara yöneldiğini belirttiği ve animeye genel olarak ilgi duyduğunu söylediği ifade edildi. Şüphelinin, ürünleri sipariş etmenin kendisine arzularını tatmin etme duygusu verdiğini söylediği aktarıldı. Ancak soruşturma makamlarının değerlendirmesinde, yüzlerce farklı hesap kullanılması ve aynı yöntemin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle olayın münferit bir alışveriş davranışının ötesine geçtiği görülüyor. E-ticaret platformlarında yeni güvenlik tartışması Japonya'da yaşanan olay, çevrim içi alışveriş platformlarının sipariş doğrulama sistemlerini de gündeme taşıdı. Özellikle çok sayıda hesap üzerinden verilen ve sürekli iptal edilen siparişler, satıcıların stoklarını gerçek müşteriler için kullanılamaz hale getirebiliyor. Kapıda ödeme seçeneğinin kötüye kullanılması ise yalnızca satıcıyı değil, kargo ve lojistik şirketlerini de etkiliyor. Uzmanların bu tür olayların ardından hesap doğrulama, sipariş sıklığı, ödeme davranışları ve şüpheli iptal oranlarının daha yakından takip edilmesini önerdiği belirtiliyor. Soruşturmanın sonucu bekleniyor Tokyo Metropol Polis Departmanı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Yoşida hakkında "ticari işletmeyi dolandırıcılıkla engelleme" suçlaması yöneltildi. Şüphelinin suçlamaları kabul ettiği belirtilirken, olayın hukuki boyutunun yargı sürecinde netleşmesi bekleniyor. Japonya'da gündem olan olay, popüler manga ürünlerine yönelik yoğun talebin yanı sıra e-ticaret sistemlerinin kötüye kullanılması halinde şirketlerin karşı karşıya kalabileceği operasyonel ve finansal riskleri de gözler önüne serdi.

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu Haber

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu

Türkiye'nin enerji sektöründeki uluslararası yatırımlarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Irak'ın en önemli hidrokarbon bölgelerinden biri olan Kerkük sahalarının yeniden geliştirilmesi projesinde ortaklık hakkı elde etti. BP ile yapılan anlaşma kapsamında TPAO, projeyi yürütecek olan BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinde yüzde 15 pay sahibi olacak. Anlaşma, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlenen törenle imzalandı. Törene Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katıldı. İmzaları Türkiye adına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem, BP adına ise BP Upstream İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew McAuslan attı. Erdoğan: "Enerji ortaklığı açısından tarihi bir adım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında Kerkük anlaşmasını değerlendirdi. Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde etmesinin iki ülke arasındaki enerji ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını açtığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur" ifadelerini kullandı. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülkenin hedefinin daha kapsamlı ve uzun vadeli bir enerji iş birliği modeli oluşturmak olduğunu söyledi. Erdoğan ayrıca, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgedeki gelişmeler nedeniyle stratejik öneminin arttığını belirterek, Türkiye ve Irak'ın enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında iş birliğini artıracağını ifade etti. TPAO için küresel büyüme hedefinde kritik adım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Kerkük anlaşmasının TPAO'nun uluslararası büyüme vizyonu açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Türkiye'nin milli enerji şirketini küresel ölçekte daha etkin bir oyuncu haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Bayraktar, anlaşmanın bu stratejinin önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti. Bayraktar, "Bu anlaşmayla Türkiye, BP ile birlikte Kerkük'teki sahalara ortak oldu. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız bu proje, Türkiye Petrollerini günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirme hedefimiz açısından en önemli adımlardan biridir" dedi. Kerkük'te üçlü konsorsiyum kurulacak Yeni ortaklık yapısıyla Kerkük sahalarının geliştirilmesi için üç büyük enerji şirketinin yer aldığı bir konsorsiyum oluşturulacak. Konsorsiyumdaki hisse dağılımı şöyle olacak: BP: Yüzde 43 ConocoPhillips: Yüzde 42 TPAO: Yüzde 15 BP, projede lider ortak olarak faaliyetlerini sürdürecek. Yeni ortaklık modeliyle Kerkük sahalarında üretimin artırılması, mevcut rezervlerin daha etkin kullanılması ve yeni yatırımların gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Yaklaşık 3 milyar varillik rezerv hedefleniyor Proje kapsamında Kerkük bölgesindeki önemli petrol ve doğal gaz sahaları yeniden geliştirilecek. Çalışmaların kapsadığı başlıca sahalar şunlar: Baba Gurgur Avana Bay Hasan Cambur Xabbaz İlk aşamada bu sahalarda 3 milyar varilden fazla petrol eşdeğeri hidrokarbon kaynağının ekonomiye kazandırılması planlanıyor. Bölgenin mevcut rezervlerinin yanı sıra yeni arama potansiyeline sahip olduğu da değerlendiriliyor. Kerkük sahaları halen Irak'ın North Oil Company (NOC) ve North Gas Company (NGC) şirketleri tarafından işletiliyor. Yeni anlaşmayla birlikte mevcut yapı korunurken, ilerleyen dönemde operasyonların yeni ortaklık modeliyle yürütülmesi planlanıyor. BP: Türkiye ile uzun yıllara dayanan iş birliği güçleniyor BP Üst Yöneticisi Meg O'Neill, TPAO ile uzun yıllara dayanan stratejik iş birliklerinin bulunduğunu belirtti. O'Neill, Hazar Bölgesi başta olmak üzere 30 yılı aşkın süredir devam eden ortaklığın Kerkük projesiyle yeni bir aşamaya taşındığını ifade etti. BP CEO'su, ConocoPhillips ile oluşturulan ortaklık sayesinde Kerkük'ün yeniden geliştirilmesi sürecine güçlü şekilde girileceğini belirterek, bölgenin Irak'ın uzun vadeli enerji hedefleri açısından büyük potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Türkiye-Irak enerji hattında yeni dönem Türkiye ve Irak arasındaki enerji iş birliği yalnızca petrol alanıyla sınırlı kalmayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve Irak Elektrik Bakanı Ali Saadi Vehib ile yaptığı görüşmelerde petrol, doğal gaz ve elektrik altyapısı konularını ele aldı. Bayraktar, iki ülke arasındaki enerji altyapısının tam kapasiteyle değerlendirilmesi konusunda ortak irade bulunduğunu açıkladı. Analiz: Kerkük ortaklığı Türkiye'nin enerji stratejisinde yeni sayfa açıyor TPAO'nun Kerkük projesine ortak olması, Türkiye'nin sadece enerji ithalatçısı konumundan çıkarak uluslararası üretim süreçlerinde daha fazla rol alma hedefinin önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor. Kerkük gibi dünyanın en önemli petrol bölgelerinden birinde yer almak, TPAO'nun teknik kapasitesini ve uluslararası deneyimini artırırken, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından da stratejik avantaj sağlayabilir. Uzmanlara göre proje, Türkiye-Irak ilişkilerinde ekonomik bağları güçlendirecek ve Kalkınma Yolu Projesi ile birlikte bölgesel enerji ve lojistik dengelerinde önemli etkiler oluşturabilecek.

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor Haber

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor

Türkiye ile Irak arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek önemli gelişmeler yaşandı. Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından iki ülke arasında beş ayrı mutabakat zaptı imzalandı. Enerji, ulaştırma, eğitim, gençlik ve sınai mülkiyet alanlarını kapsayan anlaşmalar, Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerin merkezinde ise bölgesel ticaret yollarını değiştirmesi beklenen Kalkınma Yolu Projesi yer aldı. İmza töreninde kısa süreli tereddüt yaşandı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen imza töreni sırasında kısa süreli bir hareketlilik yaşandı. Kalkınma Yolu Projesi kapsamında imzalanacak ulaştırma anlaşması için Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni'nin ilk etapta imza atmadığı görüldü. Törende yaşanan tereddüdün ardından Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin bakanıyla kısa bir görüşme yaptığı ve anlaşmanın imzalanması yönünde talimat verdiği öne sürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın törende "Beş anlaşma değil miydi?" şeklindeki sözleri üzerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da sahneye geldiği görüldü. Yaşanan kısa görüşmenin ardından imza süreci tamamlandı. Türkiye ve Irak makamlarından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Kalkınma Yolu Projesi için kritik imzalar Yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye ve Irak arasında ulaştırma alanında iki önemli mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan belgeler şöyle: Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat zaptı Doğal kaynaklar karşılığında Irak içerisinde ulaştırma altyapısının geliştirilmesine ilişkin çerçeve mutabakat zaptı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, imzaların ardından yaptığı açıklamada, anlaşmaların iki ülke arasındaki ulaştırma bağlantılarını güçlendireceğini belirtti. Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgesel refah ve istikrara katkı sağlayacak ortak bir vizyon olduğunu ifade etti. Ali Zeydi: "Ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye ziyaretinin yalnızca diplomatik bir temas olmadığını, iki ülke arasındaki tarihi bağların güçlendirilmesi anlamına geldiğini söyledi. Zeydi, Türkiye ile Irak'ın ortak bir medeniyet ve coğrafyayı paylaştığını belirterek enerji, ulaştırma, su ve eğitim alanlarında iş birliğinin artırılacağını ifade etti. Kalkınma Yolu Projesi'ne özel önem veren Zeydi, projeyi ekonomik bir bağlantı hattı olarak nitelendirdi. Zeydi açıklamasında, "Doğa bize iki nehir verdi, biz Kalkınma Yolu ile üçüncü nehrimizi, yani ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Irak Başbakanı ayrıca Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı yapabilecek kapasiteye sahip olduklarını belirtti. Erdoğan: Kalkınma Yolu her zamankinden önemli hale geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, bölgesel gelişmelerin Kalkınma Yolu Projesi'nin önemini artırdığını söyledi. Körfez bölgesinin dünya pazarlarına Irak üzerinden bağlanmasını hedefleyen projenin stratejik bir niteliğe sahip olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Irak'ın istikrarını kendi güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Erdoğan, bölgenin savaş ve çatışmalarla değil; kalkınma, refah ve istikrarla anılması gerektiğini vurguladı. Enerjide yeni ortaklık dönemi Türkiye-Irak görüşmelerinde enerji alanındaki iş birliği de önemli başlıklardan biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde ettiğini belirterek bunun enerji alanında tarihi bir adım olduğunu söyledi. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülke arasında daha kapsamlı bir enerji iş birliği modelinin hedeflendiğini ifade etti. Irak'ın günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı önerisine ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, bu kapasitenin Türkiye'nin enerji ihtiyacı açısından önemli olduğunu belirtti. Beş farklı alanda mutabakat imzalandı Erdoğan ve Zeydi'nin görüşmelerinin ardından toplam beş mutabakat zaptı imza altına alındı. Anlaşmalar şu başlıklardan oluştu: Eğitim ve akademik iş birliği Gençlik ve spor alanlarında ortak çalışmalar Sınai mülkiyet alanında iş birliği Fişhabur-Ovaköy hattında demiryolu ve karayolu taşımacılığı Irak'ta ulaştırma altyapısının geliştirilmesi Kalkınma Yolu Türkiye-Irak ticaretini dönüştürebilir Uzmanlara göre Kalkınma Yolu Projesi, yalnızca iki ülke arasındaki ulaşımı geliştiren bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarında önemli bir alternatif oluşturabilecek stratejik bir girişim olarak görülüyor. Basra Körfezi'nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan proje, enerji taşımacılığı, lojistik ve bölgesel ticaret açısından büyük önem taşıyor. Türkiye-Irak zirvesinde atılan imzalar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha kapsamlı bir ortaklığa dönüşmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor Haber

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor

Vladimir Putin, ülkesi ile Çin'in uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynadığını belirterek, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Xinhua'nın haberine göre, iki günlük ziyaret için dün gece Pekin'e ulaşan Putin için bu sabah Tiananmen Meydanı'nda devlet töreni düzenlendi. Törenin ardından liderler, Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Taraflar, görüşmede 2001'de imzalanan "Çin-Rusya İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın süresinin uzatılmasında mutabakata vardı. Çin Devlet Başkanı Şi, 25 yıl önce imzalanan anlaşmanın, iki ülke arasında uzun dönemli dostluğun ve kapsamlı stratejik eşgüdüm ilişkisinin temelini oluşturduğunu belirtti. Uluslararası ortamın hızlı değişimlerden geçtiğine ve uluslararası ilişkilerde güçlünün haklı olduğu orman kanuna dönüş tehlikesi olduğuna dikkati çeken Şi, bu arka plan dikkate alındığında anlaşmanın ileri görüşlülüğünün ve güncel öneminin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Şi, Çin'in anlaşmanın uzatılmasını desteklediğini, ilkelerinin korunması ve iki ülke arasında karşılıklı desteğe dayalı stratejik eşgüdümünün ilerletilmesi için Rusya ile birlikte çalışacağını vurguladı. Şi’den Ortadoğu'da çatışmaların durdurulması çağrısı ABD ile İsrail'in İran'a saldırıları ile başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan savaşa ilişkin Şi, "Körfez bölgesi ve Ortadoğu savaş ile barış arasında kritik bir kavşakta, derhal tüm çatışmalara son verilmeli ve müzakerelere dönülmeli" dedi. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. Şi, çatışmaların sonlandırılmasının enerji tedarikinde yaşanan sıkıntıları azaltacağının, sanayi ve tedarik zincirleri ile uluslararası ticaret düzeninin sağlıklı işleyişini sağlayacağının altını çizdi. Çin lideri, krizin çözümünde barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve güvenlik ile kalkınma arasındaki dengenin sağlanması ilkelerine işaret eden 4 maddelik barış önerisinin gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik uluslararası mutabakat oluşturmayı hedeflediğini kaydetti. “Rusya-Çin ilişkileri yüksek bir seviyeye ulaştı” Rus lider Putin de iki ülkenin bir kez daha tutum ve tavırlarında uyumu sağlamış olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu, Rusya-Çin ilişkilerinin hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Olumsuz dış koşulların varlığına rağmen Rusya ile Çin arasındaki etkileşimin güçlü ve yüksek bir ivme yakaladığına işaret eden Putin, "Ticaret hacmimiz son 25 yılda 30 kat arttı. Birkaç yıldır da 200 milyar doları rahat şekilde aşıyor" ifadesini kullandı. Putin, "Ortadoğu'da krizin devam ettiği bir dönemde Rusya enerji kaynaklarında güvenilir bir tedarikçi, Çin de bu kaynakların sorumlu bir müşterisi olmayı sürdürüyor" şeklinde konuştu. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. "Çok kutuplu dünya oluştu” Rusya-Çin işbirliğinin uluslararası alanda istikrarın temel sacayağı olduğunu vurgulayan Putin, "Tüm aktörlerin çıkarlarının dengelendiği çok kutuplu bir dünyayı oluşturmanın karmaşık süreci yolunda ilerliyor" değerlendirmesinde bulundu. Putin, dünyada gerginliklerin hakim olduğu bir dönemde Çin ile BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve G20 gibi çok taraflı platformlarda yakın iletişimi ve işbirliğini sürdüreceklerini ifade etti. ŞİÖ'nün geniş bir coğrafyada entegrasyon ve sorunların ortaklaşa çözümünün önemli bir örneği olduğuna işaret eden Putin, Çin'in Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ev sahipliğini desteklediğini bu yıl Şıncın şehrinde düzenlenecek zirveye katılacağını bildirdi. Rus lider, Çinli mevkidaşını gelecek yıl resmi ziyaret için ülkesine davet etti. Ortak basın toplantısı düzenlediler Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya ile Çin'in ödemeleri ulusal para birimlerinde yaptıklarına dikkati çeken Putin, Çin ile dış etkenlerden ve küresel piyasalardaki olumsuz eğilimlerden korunan istikrarlı ticari sistem kurduklarını söyledi. Putin, Rusya ile Çin'in enerji alanında yoğun işbirliği yaptıklarını dile getirerek, "Ülkemiz, Çin'e petrol, sıvılaştırılmış gaz dahil doğal gaz ve kömür tedarik eden en büyük ihracatçılardan biri. Hızla büyüyen Çin pazarına söz konusu kaynakların kesintisiz tedarikini güvenilir şekilde sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Rus Devlet Enerji Kuruluşu Rosatom'un Çin pazarında başarılı şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyen Putin, Tianwan Nükleer Güç Santrali (NGS) ve Xudabao Nükleer Santrali'nde Rus tasarımlı enerji ünitelerinin inşasının tamamlanmak üzere olduğu bilgisini paylaştı. Çin ile yeşil teknolojilerin entegre edilmesini gerektiren kritik elementler ve metaller alanındaki ortaklığın güçlendirilmesine de odaklandıklarını belirten Putin, Rusya ile Çin'in demir dışı metalurji, kimya, kağıt, biyoteknoloji, ilaç, uçak üretimi ve uzayın keşfedilmesi gibi alanlarında ortak projeler uyguladıklarını dile getirdi. Lojistik bağlantılarının geliştirilmesi konusunda da işbirliği yaptıklarını anlatan Putin, Rusya'nın doğu yönünde demir yollarını iyileştirdiklerine işaret etti. Çin ile turizm alanındaki işbirliğinin de geliştiğinin altını çizen Putin, vizesiz seyahat uygulamasının bunu teşvik ettiğine dikkati çekti. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. “Rusya ve Çin bağımsız siyaset izliyor" Vladimir Putin, Şi ile kabul ettikleri ortak bildiride, Rusya ve Çin'in uluslararası meselelere ilişkin ilkeli tutumlarının yer aldığını aktararak, şunları kaydetti: "Rusya ve Çin, bağımsız siyaset izliyor, stratejik ortaklık kapsamında hareket ediyor, uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynuyor. Barış ve refah için birlikte çalışıyoruz. Bu bağlamda, Moskova ve Pekin, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın korunmasından yana tavır sergiliyor." Çin ile Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve diğer uluslararası platformlarda etkileşimde olduklarını dile getiren Putin, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Putin, Çinli mevkidaşı Şi ile yaptıkları görüşmenin ikili ilişkileri geliştireceği umudunu paylaştı.

Murat Lojistik’ten Soğuk Zincirde Güçlü Hamle Haber

Murat Lojistik’ten Soğuk Zincirde Güçlü Hamle

Yeni yatırımlar kapsamında filoya katılan araçlardan biri, soğutuculu olarak yapılandırılan Double Deck (çift katlı) frigorifik treyler oldu. Bu treyler, özellikle donmuş ve hassas ürünlerin aynı anda daha yüksek hacimle taşınmasına imkân tanırken, çift katlı yapısı sayesinde yükleme verimliliğini önemli ölçüde artırıyor. İç hacmin daha etkin kullanılması, operasyonel maliyetlerde avantaj sağlarken, ürünlerin farklı katmanlarda düzenli ve güvenli şekilde taşınmasına olanak sunuyor. Filoya eklenen bir diğer grup ise soğutuculu (frigorifik) standart treylerler oldu. Avrupa standartlarında üretilen bu dorseler; yaklaşık 13.60 metre uzunluk, 2.48 metre iç genişlik ve 2.60–2.70 metre iç yükseklik ölçülerine sahip olup, 33 Euro palet kapasitesi ile yüksek hacimli taşımalar için ideal bir çözüm sunuyor. Güçlü izolasyon panelleri ve yüksek performanslı soğutma sistemleri sayesinde, ürünlerin taşıma süresince sabit sıcaklıkta korunmasını sağlayarak soğuk zincirin kesintisiz devam etmesine katkı sunuyor. Murat Lojistik'in filosuna dahil ettiği bu yeni araçların tamamı ATP (Agreement on the International Carriage of Perishable Foodstuffs) ve FRC (Frigorifique Renforcé Classe C) sertifikalarına sahip. Bu belgeler, özellikle uluslararası taşımacılıkta soğuk zincirin kesintisiz korunmasını garanti altına alırken, gıda ürün taşımalarında yasal gerekliliklerin eksiksiz karşılandığını gösteriyor. Gerçekleştirilen bu yatırım ile Murat Lojistik, hem yurtiçi hem de uluslararası operasyonlarında kapasite, güvenlik ve verimlilik standartlarını daha da yukarı taşırken; müşterilerine sunduğu hizmet kalitesini güçlendirmeyi sürdürüyor.

Raylarda Sürdürülebilirlik: Mars Logistics’ten 200 Bin Sefer Haber

Raylarda Sürdürülebilirlik: Mars Logistics’ten 200 Bin Sefer

2012–2025 yılları arasında gerçekleştirilen toplam 200.000 sefer ile sürdürülebilir lojistik alanında önemli bir başarıya imza atan şirket, bu operasyonlar sayesinde yaklaşık 310.000 ton karbon salımının önüne geçerek yeşil lojistik alanındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’de üretilmiş ve tescillenmiş sahibine ait vagonlar ile Avrupa’ya ihracat yapan ilk firma olma özelliğini taşıyan Mars Logistics, 4.000 adet demiryolu taşımacılığına uygun römork, 335 adet vagon, 1.153 adet konteyner ve swap body’den oluşan filosu ile demiryolu taşımacılığındaki öncü konumunu pekiştiriyor. Mars Logistics Yönetim Kurulu Üyesi Gökşin Günhan konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Demiryolu taşımacılığına odağımızı arttıracağız. Hali hazırda haftada 54 tren seferi yönetiyoruz ve Avrupa’nın lider lojistik şirketlerinden biriyiz." dedi. Haftada 10 gidiş 10 dönüş seferi gerçekleştirilen Trieste–Bettembourg İntermodal hattında, Türkiye çıkışlı yükler, karayolu ile İstanbul, İzmir ve Mersin limanlarına taşınarak Ro-Ro hatlarıyla Trieste’ye ulaştırılıyor. Trieste’de vagonlara aktarılan treylerler, demiryolu ile Lüksemburg’daki Bettembourg - Dudelange Intermodal Terminali’ne sevk ediliyor. Buradan sonra yükler, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, İngiltere, Fransa ve Almanya’daki nihai varış noktalarına karayolu bağlantılarıyla ulaştırılıyor. Halkalı–Bettembourg hattında ise haftada 2 gidiş 2 dönüş seferi gerçekleştiriliyor. Bu hatta, Türkiye’nin çeşitli noktalarından alınan yükler, Halkalı Terminali’nde gümrük işlemlerinin tamamlanmasının ardından trenle yola çıkıyor. Kapıkule gümrüğünü takiben Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya rotasını izleyen konteynerler Bettembourg-Dudelange terminaline ulaştırılıyor ve bu noktadan sonra karayolu entegrasyonu ile esnek, hızlı ve güvenilir bir dağıtım ağı kapsamında teslimatlar gerçekleştiriliyor. Mars Logistics, söz konusu bu iki hatta CFL multimodal şirketiyle tren operatörlüğü, terminal işletmeciliği ve ara taşıma gibi hizmetleri kapsayan stratejik bir iş birliği yürütüyor. “Bettembourg-Dudelange hatlarının dışında Halkalı–Kolin (Çekya), Halkalı-Craiova (Romanya) ve Halkalı–Budapeşte (Macaristan) güzergahlarında da demiryolu taşımacılığı servisi veren şirketimiz, çevre dostu taşımacılık modellerini odağına alan yaklaşımıyla sürdürülebilir lojistiğin gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor.” şeklinde konuşan Gökşin Günhan, bitmiş araç taşımacılığına uygun vagon yatırımı yaptıklarını, geçtiğimiz ay vagonların bir kısmını teslim aldıklarını ve Romanya - Türkiye arasında demiryolu ile bitmiş araç taşımacılığına da başladıklarını belirtti. Günhan, “Daha düşük karbon emisyonu, yüksek enerji verimliliği, trafik yoğunluğunun azaltılması ve sürdürülebilir tedarik zinciri avantajlarıyla yeşil lojistiğin temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkan demiryolu taşımacılığına yönelik yatırımlarımız devam edecek.” diyerek sözlerini noktaladı. Konuyla ilgili konuşan CFL multimodal Yönetim Kurulu Üyesi Barbara Chevalier şunları ekledi: “2012 yılından bu yana Mars Logistics ile uzun süredir devam eden iş birliğimiz, iş ortaklarımızın karayolundan demiryoluna geçiş sürecinde onlara eşlik etme misyonumuzun somut bir örneğidir. Birlikte, tedarik zincirlerinin karbonsuzlaştırılmasını nasıl hızlandırabileceğini ve verimli demiryolu lojistiğini nasıl gerçeğe dönüştürebileceğini göstermiş olduk. Sürdürülebilir ulaşım modelleri sadece bir hedef değil, geleceğin kendisidir.”

Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) : Kanatlı Eti İhracat Kısıtlamasının Ticari Sürdürülebilirliğe Etkileri Haber

Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) : Kanatlı Eti İhracat Kısıtlamasının Ticari Sürdürülebilirliğe Etkileri

Sürdürülebilir Ticaret Derneği Başkanı Gökhan Erol, Ticaret Bakanlığı tarafından dün duyurulan kanatlı eti ihracatının durdurulması kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erol, gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarı hedeflerini anlamakla birlikte, bu tür ani kararların ihracat odaklı ilişkilere vereceği zararlara dikkat çekti.Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) tarafından hazırlanan değerlendirmede, kararın muhtemel etkileri şu başlıklar altında sıralandı: Kazanılmış Pazarlar ve Müşteri Kaybı Uluslararası ticarette pazar kazanmanın ve müşteri güveni tesis etmenin yıllar süren emekler gerektirdiğini belirten Gökhan Erol, "İhracatçılarımızın tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği küresel pazar payı, bir sabah alınan ihracatı durdurma kararı ile ihracat pazarlarımızı rakiplerimize kaptırılma riskiyle karşı karşıyadır" dedi. Erol, tedarik zincirlerindeki bu kesintilerin Türk firmalarının "güvenilir tedarikçi" imajına ciddi zarar verdiğini vurguladı. Hukuki ve Ticari Taahhütler Kararın hukuki boyutuna değinilen açıklamada, ihracatçıların imzalanmış sözleşmelere ve teslim taahhütlerine uymak zorunda olduğu hatırlatıldı. Sevkiyatların aniden durmasının firmaları yüksek tazminat yükümlülükleri ve ticari davalarla karşı karşıya bırakabileceği ifade edildi. Ayrıca bu durumun lojistik ve ambalaj gibi yan sektörleri de sarsacağı öngörülüyor. Sürdürülebilir Ticaret Derneği’nden 3 Çözüm Önerisi İç piyasadaki fiyat dengesini korumak için ihracatı tamamen durdurmak yerine daha dengeli mekanizmaların devreye alınması gerektiğini savunan dernek, şu çözüm önerilerini sundu: Kota Uygulaması: İhracatın tamamen yasaklanması yerine belirli kotalar dahilinde devam etmesi ve mevcut sözleşmelerin korunması. Sektörel Destekler: Üretim maliyetlerini düşürecek hammadde destekleri ile iç piyasa fiyatlarının dengelenmesi. İstişare Mekanizması: Stratejik kararlar alınmadan önce sektör temsilcileriyle bir araya gelinerek geçiş süreçlerinin planlanması. Başkan Gökhan Erol, dış pazarlardaki varlığın korunması için kararın yeniden gözden geçirilmesi ve ihracatçılara gerekli esnekliklerin tanınması hususunda karar alıcıları adım atmaya davet etti. Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) Hakkında Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD), sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanlarında Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla kurulan öncü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek; Yeşil Dönüşüm, Toplumsal Etki ve Küresel Rekabet olmak üzere üç ana sütun üzerine inşa edilen projeleriyle, Birleşmiş Milletler’in Sosyal ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Amaçlarını gözetmektedir. Enerji verimliliğinden dijital kalkınmaya, toplumsal cinsiyet eşitliğinden eğitimde fırsat eşitliğine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren STD, yerel üreticilerin küresel standartlara uyum sağlaması için stratejik yol haritaları geliştirmektedir. Bu kapsamda dernek, 2. Endüstriyel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm Çalıştayı (ESYED) gibi ulusal çapta referans kabul edilen organizasyonların yönetiminde ve bilimsel süreçlerinde yer almaktadır. STD; kamu kurumları, akademi ve iş dünyası arasında sürdürülebilir bir gelecek için köprü görevi üstlenmeye devam etmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.