Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Liderlik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Liderlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liderlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UEFA ile FIFA Arasında Tarihi Kriz: Dünya Kupası'nın Ticari Hakları İçin Boykot Tehdidi Haber

UEFA ile FIFA Arasında Tarihi Kriz: Dünya Kupası'nın Ticari Hakları İçin Boykot Tehdidi

Dünya Futbolunda Dengeleri Sarsan Karar FIFA ile UEFA arasındaki ilişkilerde son yılların en ciddi krizlerinden biri yaşanıyor. Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA ve kendisine bağlı 55 ulusal futbol federasyonu, FIFA'nın büyük turnuvaların ticari yapısını değiştirmeye yönelik planına karşı ortak tavır aldı. UEFA tarafından yapılan açıklamada, FIFA'nın Dünya Kupası ve Kulüpler Dünya Kupası gibi küresel organizasyonların ticari haklarını özel yatırımcılara açma girişiminin kabul edilemez olduğu belirtildi. Avrupa futbolunun temsilcileri, Dünya Kupası'nın yalnızca ekonomik bir değer olmadığını, futbol tarihinin ve kültürünün en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Açıklamada, "Dünya Kupası satılık değildir" ifadelerine yer verilerek, organizasyonun nesiller boyunca futbolcular, milli takımlar ve taraftarlar tarafından oluşturulan ortak bir miras olduğu belirtildi. UEFA'dan FIFA'ya Sert Eleştiri UEFA, söz konusu planın futbolun temel değerleriyle bağdaşmadığını savundu. Açıklamada, FIFA'nın karar alma sürecinde ulusal federasyonlar, oyuncular, kulüpler ve diğer futbol paydaşlarıyla yeterli görüş alışverişi yapmadığı ileri sürüldü. Avrupa futbol yönetimi, teklifin yalnızca bir ticari düzenleme olmadığını, aynı zamanda FIFA'nın yönetim anlayışında köklü bir değişim anlamına geldiğini ifade etti. UEFA açıklamasında, "Bu yalnızca ciddi bir liderlik başarısızlığı değil, FIFA'nın dünya futbolunun koruyucusu olma görevinden uzaklaşmasıdır" değerlendirmesi yapıldı. Bu ifadeler, UEFA'nın konuyu yalnızca ekonomik bir anlaşmazlık olarak değil, futbolun gelecekteki yönetim modeliyle ilgili stratejik bir mücadele olarak gördüğünü ortaya koydu. "Futbol Yatırımcıların Çıkarına Göre Yönetilemez" UEFA'nın en önemli itiraz noktalarından biri, özel yatırımcıların FIFA organizasyonlarında söz sahibi olması halinde futbol kararlarının ticari hedeflere göre şekillenebileceği endişesi oldu. UEFA, uluslararası futbol takvimi, turnuva formatları ve organizasyon kararlarının finansal beklentilere göre belirlenmesinin sporun ruhuna zarar vereceğini savundu. Açıklamada, futbolun yalnızca ekonomik kazanç sağlayan bir sektör olmadığı, milyonlarca insanın bağlı olduğu küresel bir spor kültürü olduğu vurgulandı. UEFA'ya göre özel yatırımcıların sisteme dahil olması halinde, daha fazla gelir getiren pazarlar öncelik kazanabilir ve futbolun sportif dengesi zarar görebilir. FIFA Organizasyonlarına Katılım Tehdidi UEFA'nın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise FIFA turnuvalarına yönelik boykot tehdidi oldu. Avrupa futbol yönetimi, FIFA'nın planı tamamen geri çekmemesi ve bağlayıcı güvence vermemesi halinde UEFA üyesi hiçbir milli takımın FIFA organizasyonlarında yer almayacağını duyurdu. Bu kararın uygulanması halinde dünya futbolunda tarihi bir kriz yaşanabilir. Çünkü Avrupa milli takımları, Dünya Kupası başta olmak üzere FIFA'nın düzenlediği organizasyonlarda sportif ve ekonomik açıdan en önemli aktörler arasında bulunuyor. Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere, İtalya ve Portekiz gibi futbol ekonomisinin güçlü ülkelerinin herhangi bir FIFA turnuvasından çekilmesi, organizasyonların marka değerini ciddi şekilde etkileyebilir. Infantino'nun Planı Ne İçeriyor? UEFA'nın sert tepkisinin merkezinde FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun ticari yapı değişikliği planı bulunuyor. İddialara göre Infantino, Dünya Kupası ve Kulüpler Dünya Kupası'nın ticari haklarını yönetecek yeni bir şirket oluşturmayı planlıyor. Bu şirket aracılığıyla FIFA organizasyonlarının gelir modelinin yeniden yapılandırılması hedefleniyor. Taslak plana göre FIFA'ya bağlı 211 ulusal federasyona yeni şirkette belirli oranda hisse verilmesi öngörülüyor. Federasyonların bu hisseleri ellerinde tutabileceği veya ekonomik gelir elde etmek amacıyla satabileceği belirtiliyor. Planın savunucuları bunun futbolun finansal kaynaklarını artırabileceğini ve daha fazla ülke federasyonuna ekonomik katkı sağlayabileceğini öne sürerken, eleştirenler ise futbolun temel kararlarının ticari aktörlerin etkisine girebileceğini savunuyor. Infantino İçin Yeni Tartışma Başlığı Planla ilgili uluslararası basında yer alan bazı iddialar ise tartışmaları daha da büyüttü. Buna göre Infantino'nun FIFA başkanlığı sonrasında kurulması planlanan yeni yapıda "komiser" benzeri bir görev üstlenmeye hazırlandığı öne sürülüyor. FIFA cephesinden bu iddialarla ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, UEFA'nın tepkisi futbol yönetimindeki güç mücadelesinin daha uzun süre devam edeceğine işaret ediyor. Futbolun Geleceği İçin Kritik Dönem UEFA ile FIFA arasındaki kriz, aslında modern futbolun en temel tartışmalarından birini yeniden gündeme getirdi: Futbol bir spor organizasyonu olarak mı kalmalı, yoksa küresel bir yatırım alanına mı dönüşmeli? Son yıllarda Süper Lig projeleri, Kulüpler Dünya Kupası'nın genişletilmesi ve yayın gelirlerinin yeniden dağıtılması gibi konular nedeniyle futbol yönetiminde ekonomik faktörlerin ağırlığı giderek arttı. Ancak UEFA'nın son açıklaması, Avrupa futbolunun bu dönüşüm karşısında ciddi bir sınır çizdiğini gösteriyor. Önümüzdeki süreçte FIFA'nın geri adım atıp atmayacağı, UEFA'nın boykot tehdidini uygulayıp uygulamayacağı ve taraflar arasında yeni bir uzlaşma zemini bulunup bulunamayacağı dünya futbolunun en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Trakya Üniversitesi’nde “Zirve’26” buluşması Haber

Trakya Üniversitesi’nde “Zirve’26” buluşması

Trakya Üniversitesi Bilişim ve İnovasyon Topluluğu (TÜBİT) tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Liderlik, Kariyer ve İnovasyon etkinliği, Keşan Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ev sahipliğinde görkemli bir törenle başladı. Üç gün sürecek “Zirve’26” kapsamında liderlik, yapay zekâ, siber güvenlik ve kariyer planlaması gibi pek çok kritik konu masaya yatırılacak. Etkinlik, öğrenciler ile sektör temsilcileri arasında önemli bir köprü kurmayı hedefliyor. Açılış programına Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Şapçı, Yüksekokul Müdürü İlknur Kumkale, Keşan Meslek Yüksekokulu Müdürü Aydın Güllü, akademisyenler, sponsorlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende konuşan TÜBİT Başkanı Aykut Efe Çağlayan, etkinliğin yalnızca bir organizasyon değil, güçlü bir ekip ruhunun ürünü olduğunu vurguladı. Çağlayan, öğrenciler arasındaki dayanışma ve mezunlarla kurulan bağın zirvenin en önemli gücü olduğunu ifade etti. Yüksekokul Müdürü İlknur Kumkale ise TÜBİT’in yedi yıldır sürdürdüğü bu organizasyonun önemli bir başarı örneği olduğunu belirterek, öğrencilerin ortaya koyduğu emeğin üniversite kültürü açısından gurur verici olduğunu söyledi. Dijitalleşme ve yapay zekânın önemine dikkat çeken Kumkale, gençlerin geleceğin iş modellerini şekillendireceğini vurguladı. Programda, eğitime katkı sunan paydaşlara plaket takdim edilirken, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası ve Tekcan Tarım yetkilileri desteklerinden dolayı onurlandırıldı. Etkinliğin ilk gününde okul mezunları Kubilay Kaptanoğlu, Barlas Baycık ve Mete Ali Başkaya sahne alarak deneyimlerini paylaştı. Zirve boyunca alanında uzman 12 konuşmacının katılımcılarla buluşacak

İran'ın yeni lideri Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney oldu. Haber

İran'ın yeni lideri Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney oldu.

İran Uzmanlar Meclisi ülkenin liderlik makamı için seçimini gerçekleştirdi. Yapılan oylama sonucunda, babası Ayetullah Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney İran’ın Yeni Dini Lideri olarak seçildi. Mücteba Hamaney kimdir? 1969 yılında İran’ın en önemli dini merkezlerinden biri olan Meşhed’de doğdu. Doğduğu dönemde İran’da henüz İslam Cumhuriyeti kurulmamıştı. Ülke 1979 devrimiyle monarşiden teokratik bir yönetime geçti. Hamaney genç yaşta askeri ve dini çevrelerle ilişki kurmaya başladı. Lise eğitimini tamamladıktan sonra 1987 civarında İran’ın elit askeri gücü olan Devrim Muhafızları saflarına katıldı. Bu dönemde İran-Irak Savaşı’nın son yıllarında görev yaptı. 1989 yılında ise babası Ali Hamaney, Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından İran’ın ikinci dini lideri olarak seçildi. Bu, Mücteba Hamaney’in siyasi ve dini çevrelerde hızla yükselmesinin önünü açtı. Aldığı dini eğitim ve rejim içindeki yükselişi Mücteba Hamaney daha sonra İran’ın dini eğitim merkezlerinden biri olan Kum kentinde eğitim aldı. Burada ülkenin önde gelen din adamlarından ders gördü ve bir süre dini seminerlerde ders verdi. Ancak New York Times’a göre onun asıl etkisi kamuoyu önündeki faaliyetlerinden çok perde arkasındaki rolünden geldi. Uzun yıllar boyunca dini liderin ofisinin işleyişinde önemli bir rol oynadı ve İran’daki güvenlik ile askeri kurumlarla yakın ilişkiler kurdu. Uzmanlara göre bu durum özellikle Devrim Muhafızları ile kurduğu bağları güçlendirdi. Gazeteye konuşan kaynaklar, Devrim Muhafızları’nın da onun liderliğini desteklediğini belirtti. İran siyasetinde nasıl bir rolü vardı? Mücteba Hamaney İran’da uzun yıllar boyunca kamuoyu önünde görünmeyen ancak siyasi süreçlerde etkili olduğu iddia edilen bir isim olarak biliniyor. 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından reformist siyasetçiler Mücteba Hamaney’i seçim sürecine müdahale etmekle suçladı. Reformist lider Mehdi Kerrubi, seçim sürecinde “bir üstadın oğlunun” müdahalesi olduğunu ileri sürdü. Ali Hamaney ise bu eleştirilere yanıt verirken oğlunu savundu ve “O bir üstadın oğlu değil, kendisi bir üstattır” ifadelerini kullandı. Bu tartışma Mücteba Hamaney’in İran siyasetindeki görünmeyen etkisine ilişkin iddiaların kamuoyunda daha fazla konuşulmasına yol açtı. Liderliğin babadan oğula geçmesi tartışma yaratmaz mı? Mücteba Hamaney’in babasının yerine geçmesi ihtimali İran içinde de tartışmalı bir konu olarak görülüyor çünkü İran’da babadan oğula liderlik devri monarşik bir görüntü vereceği için Şii dini çevrelerde tepkiyle karşılanabilir. 1979 İslam Devrimi monarşik yönetimi sona erdirmiş ve hanedan benzeri iktidar geçişlerine son verdiğini iddia etmişti. Bu nedenle liderliğin babadan oğula geçmesi bazı kesimlerde tepki yaratabilir. Johns Hopkins Üniversitesi’nde İran ve Şii siyasetini çalışan akademisyen Vali Nasr, Mücteba Hamaney’in seçilmesinin şaşırtıcı ama aynı zamanda rejim içindeki güç dengelerini gösteren bir karar olabileceğini söyledi: “Uzun süre halef olarak görülüyordu ancak son iki yılda bu ihtimal gündemden düşmüş gibiydi. Eğer seçilirse bu, rejimin içinde Devrim Muhafızları’na yakın daha sert bir kanadın kontrolü ele aldığını gösterebilir.” Nasr’a göre böyle bir tercih İran siyasetinde güvenlik kurumlarının ağırlığının arttığına işaret edebilir ve sistemin daha sert bir çizgiye yöneldiğini gösterebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız

Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanlığı’ndaki görev değişimi, Ramazan ayı ve kamu yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı’nda yaşanan görev değişimine değinen Erdoğan, 2,5 yıl boyunca görev yapan Ali Yerlikaya’ya teşekkür ederek, görevi devralan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diledi. Erdoğan, vali yardımcıları, kaymakamlar ve mülki idare amirlerine de muvaffakiyet temennisinde bulundu. Ramazan ayına ilişkin mesajlar veren Erdoğan, “Ramazan-ı Şerif’in milletimiz, Alem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum” dedi. Gazze’de zor şartlar altında Ramazan’ı karşılayan Filistinlilere de değinen Erdoğan, “Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. Devlet anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, adalet ve hikmet vurgusu yaptı. “Adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız” diyen Erdoğan, valilerin devleti sahada temsil ettiğini belirtti. Valilere hitaben konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik; sorumluluk almayı ve yerelde çözülebilecek sorunları merkeze havale etmemeyi gerektirir” dedi. Kamu görevinde tevazu çağrısı yapan Erdoğan, “Unvanımız ne olursa olsun şahsım dâhil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkârıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına gelmez” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya kullanımına ilişkin uyarılarda da bulunan Erdoğan, kamu görevlilerinin dijital mecralarda ölçülü davranması gerektiğini belirtti. Ramazan ayında vatandaşlarla bir araya geleceklerini ifade eden Erdoğan, “İftar ve sahur sofralarına konuk olacak, aynı çorbayı paylaşacağız. Hanelerle birlikte asıl gönüllere misafir olacağız” dedi. Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren Erdoğan, Ramazan ayı boyunca toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi Haber

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi

Başkent Gençlik Meclisi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kadın Liderler Zirvesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın destekleriyle gerçekleştirildi. Kocatepe Kültür Merkezi’ndeki zirvede, Türkiye’nin ilk kadın sanayicilerinden Birten Gökyay ise zirvede onur konuğu olarak yer aldı. “Adımı Gör”, “Adımı Duy” ve “Adımı Bil” temaları çerçevesinde düzenlenen etkinlikte kadınların iş dünyası ve sosyal yaşamdaki mücadeleleri ile başarı hikayeleri paylaşıldı. Zirvenin açılışında konuşan ABB Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kemal Çokakoğlu, 2019 yılında “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ni temel öncelikleri arasına aldıklarını belirterek, kadınları önceleyen politikalar yürüttüklerini söyledi. Kadınların istihdam oranlarına da değinen Çokakoğlu, “Dünyada istihdam oranlarında ve Türkiye’de arzu edilen seviyeler gerçekleştirilememekle birlikte, biz ABB’de özelikle İtfaiye Daire Başkanlığı’mız ve Zabıta Daire Başkanlığı’mıza alacağımız çalışanlarımızda kadın kontenjanlarını artırma yolunda son derece büyük bir çaba sarf ettik. Bütün amacımız kadınların toplumda hak ettikleri yere ulaşmaları ve bu çerçevede saygınlıklarını hiç azaltmadan devam ettirmeleridir” diye konuştu. ABB Gençlik ve Spor Daire Başkanı Serkan Yorgancılar, bu yıl zirvenin ‘Kapsayıcı Zirve’ mottosuyla gerçekleştirildiğini belirterek, “Biliyoruz ki kapsayıcılık, sadece bir kavram değil. Birlikte var olmanın, birbirini duymanın ve hiçbir sesi geride bırakmamanın adıdır. Güçlü toplumlar, kimsenin dışarıda kalmadığı toplumlar olarak yükselir. Programımız, kadına yönelik şiddet veya güvenlikten, ev içi emeğe, liderlik ve yönetimden, kariyer yolculuklarına, kişisellikten genç kadınların güçlenmesine kadar hayatın en gerçek, en yakıcı ve en dönüştürücü başlıklarını ele alıyoruz” dedi. Zirvede Onur Ödülü’nü, iş dünyası ve sivil toplumun öncü isimlerinden Birten Gökyay aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.