Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Libya

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Libya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Libya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı Haber

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı

Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandı. 20 Ekim 2026’da alınan kararın, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmaları açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan mutabakatla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Libya’nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, 2019 yılında imzalanan anlaşmayı 20 Ekim 2026’da onayladı. Anlaşma, ilk olarak Türkiye ile Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanmıştı. Son kararla birlikte, Libya’nın doğusundaki siyasi kurum da mutabakata destek vermiş oldu. DW Türkçe’nin haberine göre oylamada anlaşma oy birliğiyle kabul edildi. 【turn254270search1】 MSB’den anlaşmanın onaylanmasına ilişkin açıklama Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, 22 Ekim’de yaptığı açıklamada mutabakatın iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunmasına katkı sağladığını belirtti. Açıklamada, kararın Türkiye ile Libya arasındaki stratejik işbirliğini güçlendirdiği ifade edildi. MSB ayrıca Libya’nın doğusu ile batısının ortak bir gelecek etrafında buluştuğu, birlik ve bütünlüğün korunduğu bir Libya hedefini desteklediklerini bildirdi. 【turn254270search0】 Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması neden önemli? Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Doğu Akdeniz’de iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesini amaçlıyor. Anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımının önemli unsurlarından biri olurken, Yunanistan ve Avrupa Birliği çevrelerinden itirazlarla da karşılaştı. Libya Temsilciler Meclisi’nin son kararı, Türkiye’nin Libya’nın doğusundaki siyasi aktörlerle ilişkileri açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Doğu ve batı Libya arasında siyasi yakınlaşma mesajı Libya’da uzun süredir farklı siyasi ve askeri aktörler ülkenin doğusu ve batısında etkili oluyor. Türkiye’nin Trablus merkezli yönetimle imzaladığı mutabakatın doğudaki Temsilciler Meclisi tarafından da kabul edilmesi, anlaşmaya yönelik siyasi desteğin genişlemesi bakımından önem taşıyor. Ancak meclisin onayı, Doğu Akdeniz’deki tüm deniz yetki alanları anlaşmazlıklarının sona erdiği anlamına gelmiyor. Anlaşmanın uluslararası düzeydeki hukuki değerlendirmeleri ve bölgedeki diğer ülkelerin itirazları ayrı başlıklar olarak gündemdeki yerini koruyor.

Hakan Fidan New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısına başkanlık etti Haber

Hakan Fidan New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısına başkanlık etti

Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantı, Türkiye’nin İİT Dışişleri Bakanları Konseyi 51’inci Dönem Başkanlığı kapsamında 24 Eylül 2026’da gerçekleştirildi. BM Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftası çerçevesinde her yıl düzenlenen toplantı, İİT üyesi ülkelerin dışişleri bakanları arasında bölgesel ve uluslararası gelişmelerin değerlendirilmesine imkan sağlıyor. Fidan’dan Gazze ve Filistin mesajları Toplantıda katılımcılara hitap eden Bakan Fidan, başta Gazze olmak üzere İslam dünyasını yakından ilgilendiren çok sayıda başlığı gündeme taşıdı. Fidan’ın konuşmasında İsrail’in Gazze’deki saldırıları, Filistin topraklarındaki işgal ve ilhak faaliyetleri ile Suriye ve Lübnan’daki gelişmeler ele alındı. Ayrıca İran, Yemen, Libya, Sudan ve Somali’deki gelişmelerin yanı sıra Müslüman azınlıkların ve toplulukların haklarının korunması konuları da değerlendirildi. İİT ülkeleri arasında koordinasyon vurgusu İİT Dışişleri Bakanları Yıllık Koordinasyon Toplantısı, teşkilata üye ülkelerin BM Genel Kurulu marjında bir araya gelerek ortak gündem maddeleri üzerinde görüş alışverişinde bulunmasına imkan tanıyor. Türkiye’nin İİT Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanlığı kapsamında Fidan’ın başkanlık ettiği toplantıda, İslam dünyasını ilgilendiren bölgesel krizler ve uluslararası platformlarda yürütülecek çalışmaların koordinasyonu ele alındı. Fidan’ın New York programı kapsamında ayrıca BM 81’inci Genel Kurulu marjında farklı ülkelerin dışişleri bakanlarıyla çeşitli çok taraflı ve ikili temaslarda bulunduğu bildirildi.

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" Haber

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz"

MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Bakanlığın faaliyetleri ve gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. MSB'den Avrupa Parlamentosu'nun kararına tepki Toplantının ardından Bakanlık tarafından Avrupa Parlamentosu'nda alınan karara ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik "mesnetsiz" iddiaların reddedildiği belirtildi. MSB, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun GKRY tarafından önerilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan söz konusu projeye kaynak ayrılmasını tavsiye etmesini, tarihi gerçekleri çarpıtan taraflı bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Bakanlık açıklamasında, Kıbrıs Türklerine yönelik 1963-1974 dönemindeki saldırıların ve EOKA'nın eylemlerinin göz ardı edilmesinin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamayacağı savunuldu. MSB, üçüncü taraflara tarihi gerçekler dikkate alınarak adil ve tarafsız bir yaklaşım sergileme çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam ettiği vurgulandı. Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi'nin faaliyetleri Tuğamiral Zeki Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın NATO standartlarında faaliyet gösterdiğini belirtti. Komutanlığın gelişmiş simülasyon, komuta-kontrol, haberleşme ve bilgi sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekat kabiliyetine katkı sağladığını aktaran Aktürk, bilgisayar destekli tatbikatlarla personelin karar verme, planlama ve sevk-idare yeteneklerinin geliştirildiğini söyledi. NATO İletişimciler Konferansı'na 42 ülkeden 542 uzman katıldı Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın 7-10 Eylül tarihleri arasında NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yaptığını açıkladı. 42 ülkeden 542 iletişim uzmanının katıldığı konferansta NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyonla mücadele, müttefikler arasındaki koordinasyon, yapay zeka araçlarının kullanımı ve değişen iletişim ortamının ortaya çıkardığı fırsat ve risklerin ele alındığı bildirildi. Son bir haftada 2 PKK'lı teslim oldu MSB Sözcüsü Aktürk, son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıkladı. Hudutlarda yasa dışı yollarla geçiş girişiminde bulunan 790 kişinin yakalandığını belirten Aktürk, yılbaşından bu yana yakalananların sayısının 10 bin 445'e ulaştığını söyledi. Engellenen 887 kişiyle birlikte yıl içerisinde hudutlardan yasa dışı geçişi engellenen kişi sayısının 49 bin 394 olduğunu aktardı. Aktürk ayrıca Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Libya'da "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi Libya'nın doğu ve batısındaki silahlı kuvvetler mensuplarından oluşan 362 askeri personelin katıldığı Komando Temel Eğitimi'nin başarıyla tamamlandığını açıklayan Aktürk, Türkiye'nin Libya'nın birlik ve bütünlüğüne verdiği öneme dikkat çekti. Aktürk, Türkiye'nin "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeyi ve askeri eğitim ile iş birliği faaliyetlerini sürdürmeyi planladığını söyledi. MSB'den Gazze ve Lübnan açıklaması İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, saldırıların sürdüğünü ve bölge halkının göçe zorlandığını savundu. Aktürk, Lübnan'da 2 Mart 2026'dan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 300'ü, yaralıların sayısının ise 12 bin 300'ü aştığını ifade etti. Gazze'de ise ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra 1.300'den fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybının yaklaşık 75 bine ulaştığını söyledi. MSB, uluslararası toplumun İsrail'in bölgedeki politikalarına karşı somut ve etkili tedbirler alması gerektiğini belirtti. Altay tankının ana silah sistemi teslim edildi Savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de paylaşan Aktürk, son bir hafta içerisinde çeşitli silah ve mühimmat sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim edildiğini açıkladı. Bu kapsamda MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na çeşitli silah ve mühimmatların yanı sıra savunma sanayi paydaşlarına orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankının ana silah sisteminin teslim edildiği belirtildi. ASELSAN tarafından ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na HGK-84 Hassas Güdüm Kiti ile LGK-82 Lazer Güdüm Kiti teslimatlarının gerçekleştirildiği bildirildi. MKE'nin ayrıca Mısır'daki El-Alameyn Hava Fuarı ile Polonya'daki MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katıldığı, MSPO kapsamında Polonya'nın savunma sanayisi kuruluşlarından PGZ ile hava savunma sistemleri alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalandığı açıklandı. Girne ve Silivri'deki kazalar için arama kurtarma çalışmaları sürüyor MSB Sözcüsü Aktürk, Girne açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen yolcu gemisi kazası ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu meydana gelen kazaya ilişkin arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Deniz Kuvvetleri unsurlarının her iki olayda kayıp kişilerin bulunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Aktürk, kazalarda hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. MSB'den SDG'nin fesih ve entegrasyon sürecine ilişkin açıklama Bakanlık, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) fesih sürecine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Açıklamada, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve "tek devlet, tek ordu" anlayışı çerçevesinde yürütülen fesih ve entegrasyon sürecinin yakından takip edildiği belirtildi.

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız Haber

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirdi. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Arıkan “İslam dünyasının en kutsal ayı Ramazan’da; Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Amerika ve İsrail; bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla kendisine köle yapmak istiyor” ifadelerine yer verdi. ABD’nin bölgeye yönelik müdahalelerini değerlendiren Arıkan, “Bugün başta İran olmak üzere bölge ülkelerine yönelik haydutluğun 'özgürlük' söylemiyle servis edilmesine hiç kimse kanmamalı! Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye; ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler oldu. ABD bir ülkenin petrolüne, doğalgazına ve kaynaklarına ulaşabiliyorsa o ülkede demokrasi olup olmamasıyla ilgilenmez” dedi. İran konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Biz İran taraftarı değiliz, biz İran’la aynı taraftayız. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizm’in gözünde İran ne kadar hedefse Türkiye de o kadar hedeftir. Bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Komşularımızın istikrarı bölgemizin geleceği için kıymetlidir” diye konuştu. İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğini savunan Arıkan, “Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar sadece Mescid-i Aksa değil tüm İslam coğrafyası kundaklanıyor. Ancak ortada ortak bir irade yok” dedi. D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “D-8, harekete geçmeyi bekliyor. D-8 sadece ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç potansiyelidir. Dünya üzerindeki enerji ve gıda krizinin reçetesi D-8’tir” değerlendirmesini yaptı. İktidara yönelik çağrılarında ABD üslerine de değinen Arıkan, “Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır 'müttefiklik' adı altında yürütülen politikaların Bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Bu üsler; Tamamen Türk askerinin konuşlandığı, Emir-komuta zincirinin yüzde 100 Ankara’ya bağlı olduğu Gerçek anlamda milli karargahlara dönüştürülmelidir!" ifadelerine yer verdi.

MSB: Somali’de güvenlik ve istikrara desteğimiz artarak sürüyor Haber

MSB: Somali’de güvenlik ve istikrara desteğimiz artarak sürüyor

MSB tarafından Somali’deki son gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’nin uluslararası istikrara sunduğu katkılar kapsamında Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik faaliyetlerin artarak devam ettiği belirtilerek, “Dost ülke Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik eğitim, danışmanlık ve destek faaliyetlerimiz artarak devam etmektedir.” denildi. Bakanlık, Somali’de yürütülen çalışmalara ilişkin olarak, “Sondaj faaliyetleri ve Somali’de inşa edilen ‘Uzay Limanı ve Test Atış Alanı’nın emniyetini sağlamaya, Somali Milli Ordusu tarafından icra edilen terörle mücadele operasyonlarına azami destek vermeye devam etmekteyiz.” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Somali’deki varlığına dikkat çekilerek, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Somali’deki varlığı ve sağladığı destekle etkin caydırıcılığını sürdürecektir.” denildi. MSB: Yunanistan’ın tek taraflı ve hukuksuz faaliyetlerinin karşısındayız Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Yunanistan’ın Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarına yönelik uluslararası şirketlerle yürüttüğü faaliyetlerin uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırı olduğu açıklandı. MSB tarafından, Yunanistan ile Chevron arasında Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarına yönelik yürütülen faaliyetlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Yunanistan’ın söz konusu bölgede uluslararası şirketlerle tek taraflı olarak yürüttüğü faaliyetlerin doğrudan Türkiye’nin deniz yetki alanlarını etkilemediği ancak uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırılık teşkil ettiği belirtildi. Bakanlık, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırası’na ve Libya’nın Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanlarına aykırı şekilde yürütülmeye çalışılan faaliyetlere tepki göstererek, “Libya ile ülkemiz arasındaki 2019 tarihli Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırasına ve Libya’nın Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanları hilafına yürütülmeye çalışılan bu hukuksuz faaliyetin karşısındayız.” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Yunanistan’ın tek taraflı girişimlerine karşı Libya makamlarının gerekli adımları atabilmesi için desteğin sürdürüleceği vurgulandı.

Çelik: Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmaz Haber

Çelik: Büyük felaketler karşısında millet ve devlet enkaz altında kalmaz

Çelik, 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmalara değinerek, devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu ve depremzedelerin kalıcı konutlara kavuşmasının en büyük öncelik olduğunu söyledi. Deprem sürecinde hem afetle hem de dezenformasyonla mücadele edildiğini belirten Çelik, yapılan çalışmaların uluslararası kamuoyunun gözü önünde yürütüldüğünü ifade etti. Yardım ve destek faaliyetlerinde bulunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Çelik, eleştirilerde kullanılan bazı siyasi üslupların ise gerçeği yansıtmadığını savundu. Ramazan ayına yönelik çalışmalara da değinen Çelik, parti teşkilatları ve milletvekilleriyle birlikte vatandaşlarla buluşacaklarını, yurt içinde ve yurt dışında özellikle Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini belirtti. Gazze’de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, bölgede ateşkesin kırılgan olduğunu ve insani yardımların yeterli seviyeye ulaşmadığını söyledi. Çifte standartlara dikkat çeken Çelik, Türkiye’nin Filistin meselesindeki tutumunu sürdüreceğini vurguladı. Uluslararası diplomaside Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aktif bir rol üstlendiğini ifade eden Çelik, bölgesel temasların ve ziyaretlerin bu çerçevede devam ettiğini kaydetti. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirten Çelik, süreci sulandırmaya yönelik dezenformasyon ve provokasyonlara karşı dikkatli olunacağını söyledi. Sosyal medya konusunda da yeni bir çalışma yürütüldüğünü açıklayan Çelik, özellikle çocukların korunması, dezenformasyonla mücadele ve siber egemenliğin güçlendirilmesinin öncelikli başlıklar arasında yer aldığını ifade etti. İran’a ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, sorunların müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini ve dış askeri müdahalelerin büyük istikrarsızlıklar doğuracağını söyledi. Doğu Akdeniz, Libya ve Yunanistan ile ilişkilere de değinen Çelik, sorunların diplomasi yoluyla çözülmesinden yana olduklarını belirterek, “Ege’nin bir barış gölü olması” temennisini dile getirdi. Nefret söylemine karşı ortak duruşun önemine vurgu yapan Çelik, son dönemde yaşanan bazı olaylara verilen tepkilerin toplumsal duyarlılık açısından kıymetli olduğunu ifade etti. Çelik, mezhep ve kimlik temelli provokasyonların toplumsal barışı zedeleyeceğini belirterek, deprem bölgesinde yardımların ayrım gözetilmeksizin yapıldığını, aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.

BM,  2026'nın başından bu yana Akdeniz gemi enkazlarında yüzlerce göçmenin öldüğünden korktuğunu söyledi Haber

BM, 2026'nın başından bu yana Akdeniz gemi enkazlarında yüzlerce göçmenin öldüğünden korktuğunu söyledi

BM'nin göç ajansı Pazartesi günü, son günlerde orta Akdeniz'de çok sayıda ölümcül gemi kazası raporlarının ardından yüzlerce göçmenin denizde kaybolabileceği veya öldüğünden korktuğu konusunda uyardı. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), şu anda doğruladığı raporlardan "derinden endişe duyduğunu" söyledi. Açıklamada, "Son 10 gün içinde birkaç teknenin karıştığına inanılıyor ve ön bilgiler yüzlerce insanın denizde kaybolabileceğini veya öldüğünden korktuğunu gösteriyor" denildi. Ajans, şiddetli hava koşullarının arama kurtarma operasyonlarını önemli ölçüde engellediği konusunda uyardı. IOM sözcüsü Jorge Galindo, AFP haber ajansına "23 ve 25 Ocak'ta üç gemi kazası bildirildiğini" ve potansiyel olarak en az 104 kişinin öldüğünü söyledi. IOM'nin Kayıp Göçmenler Projesi'nden bir veri analisti olan Merna Abdelazim'e göre, bildirilen enkazlarda Tunus ve Libya'dan kalktığına inanılan tekneler yer aldı. IOM, bilgileri hala doğruladığını söylerken, Tunus'taki Sfax'tan ayrılan bir tekneyi içeren bir arama kurtarma operasyonunun ardından İtalya'nın Lampedusa kentinde üç ölümün doğrulandığını söyledi. Açıklamada, "Kurbanlar arasında, karadan çıkmadan kısa bir süre önce hipotermiden ölen yaklaşık bir yaşında ikiz kızlar var" denildi ve bir adamın da hipotermiden öldüğünü de sözlerine ekledi ve aynı operasyondan kurtulanlar, kendileriyle aynı zamanda aynı yerden kalkan başka bir teknenin hiç varmadığını bildirmişti. Ajans ayrıca, 14-21 Ocak tarihleri arasında Tunus'tan hareket eden ve toplamda yaklaşık 380 kişinin bulunduğu dokuz kayıp teknenin raporlarını da araştırdığını söyledi. 'Başka bir büyük trajedi' IOM açıklamasında, "Sadece 2026'nın ilk haftalarında, yüzlerce insanın zaten kayıp olduğundan korkuyor" dedi ve "nihai bilançonun önemli ölçüde daha yüksek olabileceği" uyarısında bulundu. Ajans, "IOM hala resmi onay ararken, bildirilen ölümlerin ölçeği Orta Akdeniz'de bir başka büyük trajediye işaret ediyor" dedi. Ajans, Harry Kasırgası Akdeniz'i vurduğunda meydana gelen olayların "bir kez daha cezasız çalışmaya devam eden, insanları denize uygun olmayan ve aşırı kalabalık teknelerle kasıtlı olarak denize gönderen göçmen kaçakçılığı ve kaçakçılık ağlarının ölümcül sonuçlarının altını çizdiğini" söyledi. "Göçmenleri denize uygun olmayan ve aşırı kalabalık teknelerde kaçırmak suç teşkil eden bir eylemdir" dedi. "Şiddetli bir fırtına bölgeyi vururken kalkışları düzenlemek, insanlar neredeyse kesin bir ölüm riski oluşturan koşullar altında bilerek denize gönderildiği için bu davranışı daha da kınanmaya zorlaştırıyor" diye ekledi. Son olayların, "uluslararası toplumun bu suç ağlarını ortadan kaldırma ve daha fazla can kaybını önleme çabalarını yoğunlaştırma acil ihtiyacını vurguladığını" söyledi. IOM, Orta Akdeniz'in dünyanın en ölümcül göç koridoru olmaya devam ettiğini ve sadece geçen yıl orada en az 1.340 kişinin hayatını kaybettiğini vurguladı. IOM'nin Kayıp Göçmenler Projesi'ne göre, 2014 ile 2025'in sonu arasında Akdeniz'de 33.000'den fazla göçmen öldü veya kayboldu.

Gerapetritis: Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz Haber

Gerapetritis: Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, 18 Ocak 2026’da Kahire’de Mısır ve Kıbrıs ile yapılan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından açıklamalar yaptı. Bakan, toplantıda bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldıklarını belirterek, “Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve bölgede kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz” ifadelerini kullandı. Toplantıda özellikle Gazze ve Batı Şeria’daki durum, Suriye, Yemen, Sudan, Afrika Boynuzu, İran ve Libya gündeme geldi. Gerapetritis, Gazze’de barış sürecine dair de görüşlerini paylaştı: “Akdeniz’i, çatışmalarla anılan bir bölge olarak değil, tüm halkların ve gelecek nesillerin barış içinde yaşayacağı bir bölge olarak hayal ediyoruz” dedi. Bakan Gerapetritis, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına dayalı İki Devlet çözümünü desteklediğini ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkına verdiği önemi vurguladı. Ayrıca, ABD Başkanı Trump tarafından Yunanistan’a Barış Konseyi’nin kurucu üyesi olma daveti geldiğini doğrulayan Gerapetritis, “Yunanistan, barış, güvenlik ve istikrarı teşvik eden tüm girişimlerin yanında yer almaktadır” ifadelerini kullandı. Gerapetritis, üçlü iş birliğinin tarihsel temellerine ve deniz güvenliğine de değinerek, “Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs, uluslararası deniz hukukunun tam olarak uygulanmasına ve deniz yollarının güvenliğine özel önem vermektedir. Özellikle Kızıldeniz, uluslararası ticaret yollarında kritik bir bağlantı noktasıdır” açıklamasını yaptı. Toplantı ayrıca bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi, ekonomik, ticari, turizm, enerji ve teknoloji alanlarında yeni fırsatlar yaratılması konularını da kapsadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.