Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Ekonomi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Küresel Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD-İran Krizi Büyüyor! Bölgedeki Askeri Hareketlilik Dünyayı Endişelendiriyor Haber

ABD-İran Krizi Büyüyor! Bölgedeki Askeri Hareketlilik Dünyayı Endişelendiriyor

ABD-İran Gerilimi Yeni Bir Döneme Giriyor Ortadoğu’da tansiyon yeniden yükselirken, ABD ile İran arasındaki gelişmeler uluslararası kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. İki ülke arasında devam eden askeri ve diplomatik gerilim, bölgesel güvenlik dengeleri üzerinde yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. ABD ordusu, İran’a yönelik yeni operasyonların gerçekleştirildiğini açıklarken, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi. Washington yönetimi operasyonların askeri kapasiteyi azaltmaya yönelik olduğunu belirtirken, İran cephesinden gelen açıklamalar da krizin devam ettiğine işaret ediyor. Uzmanlar, ABD ile İran arasındaki gerilimin yalnızca iki ülke arasındaki bir anlaşmazlık olmadığını, Ortadoğu’daki birçok ülkeyi ve küresel ekonomiyi etkileyebilecek geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor. Hürmüz Boğazı ve Enerji Güvenliği Endişesi ABD-İran krizinde en kritik başlıklardan biri enerji güvenliği olarak öne çıkıyor. Dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler, küresel piyasalar tarafından yakından izleniyor. Bölgede yaşanabilecek olası bir istikrarsızlığın petrol arzı üzerinde baskı oluşturabileceği ve enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceği belirtiliyor. Ekonomi uzmanları, Ortadoğu’daki askeri gerilimlerin yalnızca enerji piyasalarını değil; ulaşım maliyetleri, enflasyon ve küresel ticaret dengelerini de etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Son dönemde piyasalarda jeopolitik risklerin yeniden fiyatlamalara yansıdığı belirtiliyor. Diplomasi Trafiği Devam Ediyor Askeri gelişmelerin yanı sıra diplomatik temaslar da sürüyor. Uluslararası aktörler, krizin daha fazla büyümemesi için taraflara müzakere çağrıları yapıyor. Rusya gibi bölgesel ve küresel aktörler de ABD ile İran arasındaki gerilimin azaltılması gerektiğini belirterek diplomatik çözüm yollarının önemine vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler ve çeşitli ülkeler tarafından yapılan açıklamalarda, bölgedeki istikrarın korunmasının küresel güvenlik açısından kritik olduğu ifade ediliyor. Bölge Ülkeleri Gelişmeleri Yakından İzliyor Ortadoğu ülkeleri, ABD-İran arasındaki gelişmeler nedeniyle güvenlik politikalarını yeniden değerlendiriyor. Özellikle Körfez ülkeleri, hava sahası güvenliği, enerji tesislerinin korunması ve ticari ulaşım hatlarının güvenliği konusunda gelişmeleri takip ediyor. Uzmanlara göre, bölgede yaşanabilecek yeni bir tırmanış; askeri dengeler kadar ekonomik ilişkileri ve diplomatik ittifakları da etkileyebilir. Küresel Piyasalar Krizin Etkilerini Hesaplıyor ABD-İran gerilimi finans piyasalarında da yakından takip edilen başlıklardan biri oldu. Yatırımcılar, jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte enerji fiyatları, döviz hareketleri ve borsa performanslarını dikkatle izliyor. Piyasa analistleri, uzun süre devam edecek bir kriz ortamının küresel ekonomide yeni belirsizliklere yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle petrol fiyatlarındaki hareketlilik, birçok ülkenin ekonomik planlamasında önemli bir faktör olarak görülüyor. Dünya Yeni Gelişmelere Odaklandı ABD ile İran arasındaki gerilimin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği, uluslararası siyasetin en kritik sorularından biri olarak öne çıkıyor. Askeri hareketlilik devam ederken diplomatik girişimlerin sonuç verip vermeyeceği merak ediliyor. Uzmanlar, tarafların atacağı adımların yalnızca bölgeyi değil, küresel güvenlik ve ekonomi dengelerini de etkileyebileceğini ifade ediyor. Ortadoğu’daki gelişmeler, önümüzdeki dönemde dünya gündeminin en yakından takip edilen başlıklarından biri olmaya devam edecek.

Dünyada Diplomasi Hareketlendi! Liderler Kritik Görüşmeler İçin Bir Araya Geliyor Haber

Dünyada Diplomasi Hareketlendi! Liderler Kritik Görüşmeler İçin Bir Araya Geliyor

Küresel Siyasette Diplomasi Trafiği Hızlandı Dünya genelinde yaşanan siyasi krizler, bölgesel çatışmalar ve ekonomik belirsizlikler, liderleri yeni diplomatik temaslara yöneltiyor. Son dönemde ABD, Avrupa Birliği, Çin, Rusya ve bölgesel aktörler arasında gerçekleşen görüşmeler, uluslararası ilişkilerde yeni dengelerin oluşabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, savaş risklerinin arttığı, enerji ve ekonomi başlıklarının daha fazla önem kazandığı bir dönemde diplomasinin yeniden merkezi bir rol üstlendiğini belirtiyor. Ülkeler bir yandan kendi güvenlik politikalarını güçlendirirken, diğer yandan krizlerin daha fazla büyümemesi için müzakere kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Ortadoğu ve Avrupa Güvenliği Masanın Ana Başlıkları Arasında Uluslararası diplomasi gündeminin en önemli başlıklarından biri Ortadoğu’daki gelişmeler olmaya devam ediyor. Bölgedeki güvenlik sorunları, enerji hatları ve ülkeler arasındaki siyasi gerilimler nedeniyle birçok ülke diplomatik temaslarını artırıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, bölgesel istikrarın korunması için farklı aktörlerle görüşmeler gerçekleştirirken, krizlerin kontrol altına alınması için çözüm arayışlarını sürdürüyor. Uzmanlara göre Ortadoğu’daki gelişmeler yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomi ve enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Büyük Güçler Arasında Rekabet ve İş Birliği Dengesi Dünya siyasetinde ABD, Çin ve Rusya arasındaki ilişkiler de diplomasi gündeminin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Ekonomik rekabet, teknoloji yarışları, güvenlik politikaları ve bölgesel nüfuz mücadeleleri, büyük güçler arasındaki ilişkilerin temelini oluşturuyor. Buna rağmen iklim değişikliği, küresel ekonomi, enerji güvenliği ve uluslararası ticaret gibi konularda ülkeler arasında iş birliği ihtiyacı devam ediyor. Siyasi analistler, önümüzdeki dönemde rekabet ile diplomatik iş birliğinin aynı anda yürütülmesinin uluslararası sistem açısından belirleyici olacağını ifade ediyor. Savaş Bölgelerinde Ateşkes Arayışları Sürüyor Dünya diplomasisinin önemli gündemlerinden biri de devam eden savaş ve çatışmalar. Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki krizler ve farklı bölgelerde yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle uluslararası kuruluşlar çözüm yolları arıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli ülkeler, çatışmaların sona erdirilmesi ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak taraflar arasındaki siyasi farklılıklar nedeniyle kalıcı çözüme ulaşmak kolay olmuyor. Ekonomi ve Enerji Diplomasisi Önem Kazanıyor Günümüzde diplomasi yalnızca siyasi ve askeri konularla sınırlı kalmıyor. Enerji kaynakları, ticaret yolları, kritik madenler ve teknoloji alanındaki rekabet de ülkelerin dış politika kararlarında etkili oluyor. Özellikle enerji arz güvenliği, ülkelerin stratejik planlarında önemli bir yer tutuyor. Petrol ve doğal gaz piyasalarındaki gelişmeler, diplomatik görüşmelerin ekonomik boyutunu da ön plana çıkarıyor. Türkiye’nin Diplomasi Rolü Yakından İzleniyor Bölgesel gelişmelerde Türkiye’nin diplomatik rolü de uluslararası kamuoyunda yakından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye, bulunduğu coğrafya nedeniyle Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasındaki ilişkilerde önemli bir konuma sahip bulunuyor. Ankara’nın güvenlik, enerji, ticaret ve bölgesel istikrar konularındaki diplomatik girişimleri, küresel dengeler açısından önem taşıyor. Dünya Yeni Bir Diplomasi Dönemine Giriyor Uluslararası ilişkiler uzmanları, önümüzdeki dönemin daha fazla diplomatik temas gerektiren bir süreç olacağını belirtiyor. Artan jeopolitik riskler, ekonomik rekabet ve bölgesel krizler nedeniyle ülkelerin doğrudan iletişim kanallarını açık tutmasının kritik olduğu ifade ediliyor. Dünya liderlerinin atacağı diplomatik adımlar, yalnızca ülkeler arasındaki ilişkileri değil, küresel güvenlik ve ekonomik dengeleri de şekillendirecek.

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak' Haber

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak'

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD ve Çin’in İran’ın “asla nükleer silaha sahip olmaması” konusunda ortak tutum benimsediği belirtildi. Açıklamada ayrıca iki ülkenin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda da mutabakata vardığı ifade edildi. Beyaz Saray, Çin lideri Şi Cinping’in boğazın askerileştirilmesine ve geçişlerden ücret alınmasına karşı çıktığını aktardı. Açıklamada, Çin’in enerji tedarikinde Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak amacıyla daha fazla Amerikan petrolü satın almaya ilgi gösterdiği kaydedildi. Gündemde İran ve enerji güvenliği vardı Uluslararası basında yer alan haberlere göre görüşmenin ana gündem maddeleri arasında İran’ın nükleer programı, Körfez’de yükselen askeri gerilim ve enerji arz güvenliği yer aldı. Reuters ve The Guardian’ın aktardığına göre Washington yönetimi, Pekin’den İran üzerindeki etkisini kullanmasını isterken, Çin tarafı ise bölgede geniş çaplı bir savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin mesajlar ise piyasalarda yakından takip edildi. Son haftalarda bölgede artan gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının, diplomatik temasların ardından dengelenebileceği değerlendiriliyor. Ekonomik ilişkiler de masadaydı Trump’ın Pekin ziyareti, yalnızca İran ve Ortadoğu’daki gelişmeler açısından değil, ABD-Çin ilişkilerinin geleceği bakımından da kritik temaslardan biri olarak değerlendirildi. Görüşmelerde ticaret, teknoloji, enerji ve üretim alanlarında iş birliği ihtimallerinin ele alındığı belirtildi. Diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi Çin ile ekonomik gerilimi kontrollü biçimde azaltmayı hedeflerken, Pekin yönetimi de yeni yaptırım risklerini önlemek için daha esnek bir yaklaşım sergiliyor. Putin’in Çin ziyareti hazırlığı Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e gerçekleştireceği resmi ziyaretin hazırlıklarının büyük ölçüde tamamlandığını açıkladı. Peskov, ziyaret tarihinin ilerleyen günlerde duyurulacağını belirterek Moskova ile Pekin arasındaki stratejik iş birliğinin yeni dönemde daha da güçlenmesinin beklendiğini söyledi. Rusya ile Çin arasındaki enerji, savunma ve ticaret alanlarındaki yakınlaşma uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi Haber

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi

Teknoloji ve hizmet tedarikçisi Bosch, küresel ekonomik baskıların belirgin şekilde hissedildiği 2025 mali yılını zorlu koşullar altında tamamladı. Ön kapanış rakamlarına göre¹, şirketin satış gelirleri 91 milyar Euro ile bir önceki yılın (2024: 90,3 milyar Euro) hafif üzerinde gerçekleşti. Kur etkilerinden arındırıldığında, satış gelirleri yüzde 4,2 artış kaydetti. Faaliyetlerden elde edilen FVÖK marjı ise yüzde 1,9 seviyesinde kalarak beklentilerin altında gerçekleşti (2024: yüzde 3,5). 2025 yılındaki yavaş büyümede, küresel ekonomik zayıflık ve zorlaşan piyasa koşulları belirleyici oldu. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, ön kapanış rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomik gerçeklik sonuçlarımıza yansıdı. 2025 Bosch için, zorlu ve zaman zaman can sıkan bir yıl oldu.” dedi. Hartung sözlerini şöyle sürdürdü: “Olumsuz koşullara rağmen, büyüme stratejimiz üzerinde sistematik bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bu, rekabet gücümüzü artırmamızı da gerektiriyor. Şimdi geleceğe yönelik rotamızı belirliyoruz.” Bosch 2030 Stratejisi kapsamında, küresel varlığından, güçlü markasından ve teknolojik uzmanlığından faydalanmaya devam etmeyi planlıyor. Bosch, mevcut ekonomik ortamda rekabetin daha da yoğunlaşmasını beklerken, faaliyet gösterdiği pazarlarda belirgin bir toparlanmanın 2027’den önce gerçekleşmesini öngörmüyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir büyüme için yıllık yüzde 6–8 satış artışı ve en az yüzde 7 marj seviyesi stratejik referans olarak korunuyor; mevcut koşullar altında bu hedef marja en erken 2027 yılında ulaşılması öngörülüyor. Rekabet gücü: Maliyet açığını kapatmak, yatırım kapasitesini güçlendirmek 2030 Stratejisi kapsamında Bosch, maliyet yapısını dönüştürmeye ve yatırım kapasitesini güvence altına almaya odaklanıyor. Strateji, şirketin dünyanın tüm bölgelerindeki kilit pazarlarda ilk üç tedarikçiden biri olma hedefini desteklerken, rekabetçi maliyet seviyeleri ile hedeflenen kar marjına ulaşma ve talep odaklı kapasite yönetimini zorunlu kılıyor. Hartung, “Malzeme maliyetlerimize yönelik üzerinde çok çalışıyor üretkenliğimizi artırmak için yapay zekayı daha yoğun bir şekilde kullanıyor ve her yatırımı eskisinden daha dikkatli değerlendiriyoruz.” dedi. “Ancak uzun vadede rekabet gücümüzü ve yatırım kapasitemizi güvence altına almak için personel giderlerimizi azaltmak ve organizasyonumuzu daha verimli hale getirmek için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.” Elektromobiliteye geçiş ve küresel otomotiv sektöründeki son derece yüksek fiyat ve rekabet baskısı, yalnızca Mobilite faaliyet alanında hedef marja kıyasla, yıllık yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk bir maliyet açığı yaratırken, bu tablo Bosch’un geçtiğimiz yıl yaklaşık 13.000 pozisyonda yeniden yapılanma ihtiyacı açıklamasına yol açmıştı. Hartung, bu adımların şirketin uzun vadeli rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini korumaya yönelik zorunlu ancak sorumlu kararlar olduğunu vurguladı. Bosch'un kaçınılmaz olan bu tedbirleri, çalışan temsilcileriyle yakın istişare içinde ve başlangıçta şirket için yüksek maliyetlere yol açsa bile sosyal açıdan mümkün olduğunca kabul edilebilir bir şekilde uygulamayı hedeflediğini belirtti. 2030 Stratejisi: İnovasyonlar ve satın almalar iş fırsatları yaratacak Bosch olumsuz koşullara rağmen, birçok pazar segmentinde işlerin yeniden canlanması için önemli büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Yazılım odaklı mobilite gibi kritik alanlardaki piyasa ivmesinin başlangıçta sınırlı olacağını, ancak özellikle önümüzdeki on yıl içerisinde önemli ölçüde hızlanmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bosch, 2025 yılında akıllı sürücü destek sistemleri ve sensör teknolojisi gibi alanlarda güçlü bir sipariş ivmesi yakalayarak otonom sürüş çözümleri için 11 milyar Euro tutarında sipariş aldı. HVAC (Isıtma, Havalandırma, İklimlendirme) çözümlerinde gerçekleştirilen satın almanın etkisiyle, Bosch Home Comfort’un orta vadede satış gelirlerinin yaklaşık iki katına çıkararak 8 milyar Euro seviyesine ulaşması öngörülüyor. İşkolu, şimdiden konut ve hafif ticari binalarda ısıtma, havalandırma ve soğutma pazarında dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri konumunda. Elektrikli El Aletleri iş kolunda ise, pazara çıkış süresi ortalama iki ay kısaltılırken, 2027’ye kadar yaklaşık 2.000 yeni ürününün piyasaya sunulması planlanıyor. Şirket ayrıca 2027 sonuna kadar yapay zekaya toplam 2,5 milyar Euro yatırım yapmayı hedefliyor. Teknolojiye duyulan mesafe, Avrupa’nın refah ve rekabet gücünü riske atıyor Bosch’a göre Avrupa, bölgesel rekabet gücü açısından güçlü bir potansiyele sahip olsa da bu potansiyelin hayata geçmesi toplumun ve politika yapıcıların teknolojiye yönelik şüpheciliğini aşmasına bağlı. Son Bosch Tech Compass araştırmasına göre Almanya’da teknolojik ilerlemenin olumlu etkilerine inananların oranı üçte ikinin altında, Fransa’da ise bu oran daha düşük seviyelerde. Hartung, “Bu oldukça endişe verici bir durum. Bir ülke, bir toplum, küresel rekabette ancak teknolojik ilerleme için yeterli istek varsa hayatta kalabilir.” dedi. Bosch, hidrojen ve yapay zeka gibi alanlarda daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurgularken, 2018’den bu yana yalnızca yapay zeka alanında 2.000’in üzerinde patent başvurusu ile bu dönüşümde aktif rol üstleniyor. 2025’teki gelişmeler: Küresel ekonomi sektör satışlarını yavaşlatıyor Bosch'un faaliyet gösterdiği çeşitli odak pazarlarındaki zorlu küresel koşullar, 2025 yılında iş kolları bazında satış performansını doğrudan etkiledi. Mobilite faaliyet alanında, satış gelirleri 56 milyar Euro ile bir önceki yıla göre nominal olarak %0,3, kur etkilerinden arındırıldığında %3,1 artış gösterdi. Sanayi Teknolojileri faaliyet alanı 6,5 milyar Euro satış geliri elde ederken, kur etkilerinden arındırılmış büyüme %3,2 oldu. Dayanıklı Tüketim Malları faaliyet alanında satışlar, 19,9 milyar Euro ile nominal olarak %1,9 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %4 artış kaydedildi. Enerji ve Bina Teknolojileri faaliyet alanı ise, 8,4 milyar Euro satış geliriyle nominal olarak %12,3, kur etkilerinden arındırıldığında %15,3 büyüme göstererek diğer faaliyet alanlarından ayrıştı. Bölgesel bazda Avrupa’da satış gelirleri 44,2 milyar Euro ile nominal olarak %0,6 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %1,5 artış kaydedildi. Amerika’da satışlar 18,5 milyar Euro ile kur etkilerinden arındırıldığında %9,2, Asya Pasifik’te ise 28,3 milyar Euro ile kurdan arındırılmış %5,6 büyüme gösterdi. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü Markus Forschner, görünümü şu sözlerle değerlendirdi: “Zayıf küresel ekonomik ortamın etkilerini net biçimde hissettik. Buna rağmen attığımız adımlar, maliyet ve rekabet pozisyonumuzu güçlendirmeyi hedefliyor. Bu iyileşmelerin marjlara olumlu yansımasını kademeli olarak göreceğiz; %7’lik hedef marjımıza en erken 2027’de ulaşmayı öngörüyoruz.” 2025 yılını 412.400 çalışanla tamamlayan Bosch’ta, küresel çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 5.400 kişi (%1) azaldı. En fazla düşüşün yaşandığı Almanya’da sayı yaklaşık 6.500 (yaklaşık yüzde 5) kişi azalarak 123.100 çalışana geriledi. 2026 yılı için Bosch, küresel ekonominin %2,3 büyümesini beklerken, rekabet ve fiyat baskısının süreceğini öngörüyor. Şirket, 2030 Stratejisi kapsamında yürüttüğü dönüşüm adımlarını uzun vadeli büyüme ve dayanıklılığın temel unsuru olarak konumlandırıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.