Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kudüs

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kudüs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kudüs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanlığı’ndan Mescid-i Aksa tepkisi: “En güçlü biçimde kınıyoruz” Haber

Dışişleri Bakanlığı’ndan Mescid-i Aksa tepkisi: “En güçlü biçimde kınıyoruz”

Dışişleri Bakanlığı, İsrailli aşırılık yanlısı grupların İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskına tepki gösterdi. Bakanlık, baskını en güçlü ifadelerle kınarken, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünü ihlal eden uygulamalarına karşı uluslararası topluma caydırıcı tedbirler alma çağrısını yineledi. Dışişleri Bakanlığı'ndan yazılı açıklama Bakanlığın 27 Eylül tarihli açıklamasında, İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya yönelik eyleminin İsrail işgal güçlerinin koruması altında gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, “İsrailli aşırılık yanlısı grupların, İsrail işgal güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını en güçlü biçimde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi. “Gerilimi daha da körüklemeyi amaçlıyor” Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Netanyahu hükümetinin Müslümanlara ait kutsal mekanlara yönelik ihlal ve provokasyonlarının bölgedeki gerilimi artırdığı savunuldu. Açıklamada, söz konusu uygulamaların bölgedeki barış ve istikrar çabalarını baltalamayı amaçladığı değerlendirmesine yer verildi. Uluslararası topluma çağrı Bakanlık, Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statüsünün korunmasına ilişkin çağrısını da yineledi. Açıklamada, İsrail’in bu statüyü ihlal ettiği belirtilen uygulamalarına karşı uluslararası toplumun caydırıcı tedbirler alması gerektiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, BM 81. Genel Kurulu'nda  'Dünya 5’ten büyüktür' vurgusu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, BM 81. Genel Kurulu'nda 'Dünya 5’ten büyüktür' vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Gazze’deki insani tabloya, Filistin Devleti’nin tanınmasına, küresel adaletsizliklere ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin Değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas üst üste iki yıldır… pic.twitter.com/NS6r7nzMca — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Filistin Devleti’nin tanınmış olmasına rağmen Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamadığını hatırlatarak, bu durumun vicdanları yaraladığını söyledi. Filistin halkının mücadelesini kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, henüz Filistin Devleti’ni tanımayan ülkelere de kararlarını gözden geçirme çağrısı yaptı. “GAZZE, DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇOCUK KABRİSTANI” Konuşmasında son bir yılda dünyada yaşanan çatışmalara da değinen Erdoğan, Gazze’den Ukrayna-Rusya savaşına, Myanmar’dan Darfur’a kadar birçok bölgede büyük insani dramlar yaşandığını ifade etti. Gazze’de çoğu çocuk ve kadın 74 bin kişinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, bölgeyi “dünyanın en büyük çocuk kabristanı” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip… pic.twitter.com/6OHxuBT56q — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 Gazze’de çocukların protezlerle hayata tutunmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, ateşkes sonrasında dahi ölümlerin sürdüğünü vurguladı. “UNRWA YOK EDİLMEK İSTENİYOR” Erdoğan, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin ağırlaştığını, Kudüs’te kutsal mekânlara erişimin engellendiğini ve UNRWA’nın ortadan kaldırılmak istendiğini dile getirdi. Filistin direnişinin barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul etmesine rağmen İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını söyledi. “DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR” VURGUSU Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısına da değinen Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin kararına bağlı olmasının adil olmadığını belirterek, “Dünya 5’ten büyüktür” ilkesine göre Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Gazze’de çocuklar, güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil;… pic.twitter.com/UoZtujH9Bc — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 FİLİSTİN, SURİYE, IRAK, KIBRIS VE AVRUPA MESAJLARI Erdoğan, Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini söyledi ve İsrail’e baskının artırılması çağrısında bulundu. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurulacağı günlerin görüleceğine inandığını dile getirdi. Konuşmasında Suriye’ye de değinen Erdoğan, 8 Aralık Devrimi sonrası ülkenin yeni bir yola girdiğini, Türkiye’nin kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Irak’ta ise devlet otoritesinin güçlendirilmesine destek verdiklerini belirtti. Ege ve Doğu Akdeniz’de sorunların iyi komşuluk ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesini istediklerini ifade eden Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerektiğini vurguladı. Uluslararası topluma KKTC’yi tanıma çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Ege ve Doğu Akdeniz’de, mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini… pic.twitter.com/31EHlKqrg5 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 “AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Türkiye’nin gelişen savunma sanayisi ve dirençli ekonomisiyle bölgesinde istikrar adası olmayı sürdürdüğünü belirtti. Avrupa’nın güvenliği ve refahında Türkiye’nin kritik rol oynadığını söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin dışlandığı bir Avrupa’nın daha güçlü ve güvenli olamayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı. Aziz İstanbul'da böylesi anlamlı bir törende bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gaziler Günü'nde bizleri onurlandıran siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, 'Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.' diyorum" ifadesini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bu tören için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sözlerimin hemen başında ebed müddet devletimiz ve aziz milletimiz için, millî ve mukaddes değerlerimiz için, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Peygamberlikten sonraki en yüce makama erişen aziz şehitlerimizin her birinin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Rabbim bizleri Hatemül Enbiya Efendimizin livaü'l-hamd sancağı altında şehitlerimizle inşallah haşru cem eylesin. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu cennet vatanda milletimiz özgürce yaşasın diye bedel ödeyen gazilerimize bilhassa şükranlarımı sunuyorum. Hayatta olan gazilerimize bereketli ömürler diliyor, ebediyete irtihal eden gazilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Buradaki kardeşlerimin şahsında kendilerine çok şey borçlu olduğumuz tüm gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin Gaziler Günü'nü şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu önemli günün birliğe, beraberliğe, 86 milyonun vahdet ve uhuvvetinin güçlenmesine vesile olmasını temenni ederek kura neticesinde yeni görev yerleri belli olacak kişilere üstün başarılar ve hayırlı hizmetler diledi. “BAYRAĞIMIZ RENGİNİ ŞEHİTLERİMİZİN AL KANINDAN ALIYOR” Türk milletinin şehitleriyle yaşayan, şühedanın emanetini baş tacı eden ve ona gözü gibi bakan bir millet olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Her şeyden önce şehitlerin ölmediğini, onların Allah katında nimetlerin en güzeliyle visale erdiklerini müjdeleyen biz inancın müntesipleriyiz. Bayrağımız rengini şehitlerimizin al kanından alıyor. Devletimiz yolunu ve yönünü şehitlerimizin canlarını ortaya koyduğu değerlere, ülkülere, hedeflere göre tayin ediyor. Milletimiz aynı şekilde şühedanın muazzez hatırasını daima kalbinde, zihninde, belleğinde yaşatıp, her şartta muhafaza ediyor. Bunun için Cenabıallah'a ne kadar hamdetsek azdır. Şahsen böyle vefakâr, böyle yüce gönüllü bir milletin evladı olduğum için Rabbime hamdediyorum. Şunun da bilinmesini isterim ki bizim zaferlerimiz emperyalistlerin lütfuyla değil, asırlardır şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla kazanılmıştır. Bizim şahsiyetimiz şehit ve gazilerimizin mücadelesiyle güç bulmuştur. Bizim şanlı tarihimiz şehitlerimizin mezarlarından yayılan destanlarla yazılmıştır. Hicaz'dan Yemen'e, Mohaç'tan Kudüs'e, Kut'ül Amare'den Preveze'ye gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında şehit ve yakınlarımızın kahramanlıklarının, fedakârlıklarının, asaletlerinin silinmez izleri vardır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Yüksel Serdengeçti'nin "Cenk Türküsü" isimli şiirinden şu dizeleri okudu: "Dedem kayıp olmuş Yemen çölünde/Amcam şehit olmuş Urum elinde/Babamın ruhu Çanakkale'de/Beşikte bırakmış beni pederim/Elimde süngüm, cenge giderim/Mübarek gaza, cenk, düğüş, sefer/Böyle buyurmuş ulu peygamber/Demiş ki 'Yurt için can veren erler, mahşerde benimle beraber'/Tanrı'nın buyruğu, buna ne derim/Elimde süngüm, cenge giderim." Cumhurbaşkanı Erdoğan, cenk meydanlarında, vatan müdafaasında, İ'la-yı Kelimetullah yolunda ve terörle mücadelede bugüne kadar nice şehitler verildiğini söyleyerek, "Tam bin yıldır onurumuzla, gururumuzla, vakarımızla bu topraklarda yaşayabilmek için, mazlum ve mağdurlara umut olabilmek için nice koç yiğitleri, nice civanmertleri içimiz kan ağlayarak toprağa verdik. Ama ne olursa olsun ümidimizi yitirmedik" diye konuştu. “İMKÂNLARIMIZ NİSPETİNDE SİZLERE EN GÜÇLÜ DESTEĞİ VERMEYE ÖZEN GÖSTERİYORUZ” Şehitlerin uğruna canlarını feda ettikleri o davayı yaşatmak için her türlü badireyi milletle birlikte göğüslediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazilere ve şehit yakınlarına şöyle seslendi: "Tabii en büyük acıyı sizler yaşadınız. Evladınızı, eşinizi, anne babanızı içiniz yana yana ebediyete uğurladınız. Kimi zaman bayramlarda, kimi zaman düğünlerde, kimi zaman anneler, babalar gününde, şehitlerimizin doğum ve şehadet yıl dönümlerinde onların hasretiyle, sızısıyla, hatırasıyla baş başa kaldınız. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım sizlerin çektiği bu acıları asla tam olarak idrak edemeyiz. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve gazi yakınlarımızın gösterdikleri sabır, sahip oldukları dirayet ve taşıdıkları metanet takdirlerin en yükseğine layıktır." Devlet ve hükûmet olarak şehitlerin emaneti aileler, gaziler ve onların yakınları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Şurası bir gerçek ki sizlerin fedakârlıklarıyla bizlerin sunduğu hizmetler kuşkusuz kıyaslanamaz. Sizlerin ödediği bedellere bu dünyada hiçbir paha biçilemez. Fakat biz yine de imkânlarımız nispetinde sizlere en güçlü desteği vermeye özen gösteriyoruz. İstihdam hakkından mali ve ekonomik muafiyetlere, eğitim ücretlerinin karşılanmasından farklı alanlardaki indirimlere pek çok sahada sizlerin hayatını kolaylaştıracak adımlar attık. 2012'de yaptığımız düzenleme ile terörle mücadele şehitlerimizin yakınlarına tanınan istihdam hakkını birden ikiye çıkardık. Terör mağduru sivil vatandaşlarımız ile şehitlerimizin anne ve babalarına aylık bağladık." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013'te hayata geçirdikleri düzenleme ile istihdam hakkı bulunmayan vazife ve harp malullüğü kapsamında hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara ise bir istihdam hakkı sağladıklarını söyledi. Diğer kamu kurumlarındaki vazife malulleri ile terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına ve engelli hâle gelen terör mağduru sivil vatandaşlara bir istihdam hakkı sağladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016'da ise şehit yakınlarına araç alımlarında özel tüketim vergisi muafiyeti getirdiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2023'te devreye aldığımız düzenleme ile muharip gazilerimizin şeref aylıklarının, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın asgari ücret tutarında ödenmesini temin ettik. Şehit ve gazilerimizin milletçe el üstünde tuttuğumuz evlatlarının özel öğretim kurumlarında ücretsiz eğitim almalarının önünü açtık. Ücretsiz seyahat kartlarından yüzde 50 indirimli doğal gaz kullanımı ve uçak biletlerine kadar burada tek tek sayamayacağımız nice uygulamayı hayata geçirdik. Tüm bunları yaparken aynı zamanda şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve aileleriyle sık sık bir araya gelmeyi, onlar ile hasbihal etmeyi, talep ve ihtiyaçlarını bizzat kendilerinden dinlemeyi asla ihmal etmedik. Bu kapsamda bugüne kadar yaklaşık 1 milyon ziyaret gerçekleştirdik." “NE YAPARSAK YAPALIM ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN HAKLARINI ASLA TAM MANASIYLA ÖDEYEMEYECEĞİMİZİ BİLİYORUZ” Son olarak ağustosta şehit aileleri ve gazilerin haklarını genişleten yasa teklifinin Meclis tarafından kabul edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni kanunla birçok alanda önemli düzenleme, kolaylık ve desteğin hayata geçirildiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan için bedel ödeyenlerin çok farklı alanlardaki taleplerini karşıladıklarını, önem verdikleri bir diğer alanın ise atamalar olduğunu belirterek, "1995'ten 2002'ye kadar sadece 6 bin 315 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımız kamu kurumlarımıza atanmıştı. Bugün çekeceğimiz kuralarla 571 kardeşimizi daha kamu kurumlarına yerleştirecek, böylelikle kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını tam 53 bin 179'a yükselteceğiz. Az sonra atamalarını gerçekleştireceğimiz her bir kardeşimize yeni görevlerinde başarılar diliyor, hayırlı, uğurlu olsun diyorum" diye konuştu. Bu hizmetleri özetlerken dahi büyük bir mahcubiyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizler zaten bu makamlarda sizlere hizmet etmek için, sizlerin sorunlarını gidermek için bulunuyoruz. Ne yaparsak yapalım şehit ve gazilerimizin haklarını asla tam manasıyla ödeyemeyeceğimizi bizler zaten biliyoruz. Ama yine de elimizden geldiğince şükran ve minnet borcumuzu bir nebze de olsa naçizane ödemeye çalışıyoruz. Rabb'im şehitlerimizin ruhlarını şad edebilmeyi, şehit ve gazilerimizin emanetine dört elle sahip çıkabilmeyi hepimize nasip eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. “TÜM TAHRİKLERE, TÜM TUZAKLARA RAĞMEN ÖNEMLİ MESAFELER KATETTİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin 86 milyonun huzur, güven ve dayanışma içinde kardeşçe bir arada yaşayabilmesi için serden geçtiklerini kaydetti. Aynı şekilde gazilerin de milletin müessir ve muteber bir ülkede özgür ve bağımsız bir şekilde hayat sürebilmesi için kanlarını akıttığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizlerin yegâne ve en önemli ödevi şehit ve gazilerimizin bu hedeflerini devlet ve millet olarak el ele verip hayata geçirmektir. Ocaklarımıza yarım asırdır kor ateşler düşüren terör musibetini tamamen ortadan kaldırmak için başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecini, bir devlet projesi olarak tam da bu yüzden yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 2 yılda tüm tahriklere, tüm tuzaklara rağmen önemli mesafeler katettik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle son 6 ayda komşumuz İran ve Körfez bölgesi başta olmak üzere çevremizde meydana gelen savaş ve krizlerin sağduyuyla yönetilmesinde Terörsüz Türkiye sürecimizin çok stratejik katkıları oldu. Yeni fitne ateşleri yakarak kardeşi kardeşe kırdırma planları, ülkemizin gayretleri sayesinde hamdolsun boşa düştü. Aynı şekilde kısa süre önce komşumuz Suriye'den de umut verici haberler aldık. Orada da terör meselesinin kardeş kanı dökülmeden uhulet ve suhuletle çözülmekte olduğunu görüyoruz" diye konuştu. “ÜLKEMİZLE BİRLİKTE BÖLGEMİZİN TAMAMINI HUZUR VE İSTİKRARA KAVUŞTURACAĞIZ” Suriyeli kardeşlerine her türlü desteği ve katkıyı verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Yine bu dönemde Gazi Meclisimizde 467 oy gibi tarihî bir mutabakatla kabul edilip yasalaşan kanunla, kritik bir eşiği daha aşmış olduk. Meclisimiz Türk siyasetinde daha önce hiç görülmemiş bir uzlaşı örneği sergileyerek sürece büyük bir güven aşıladı. İnşallah, son düzlüğü de geçecek, ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız. Terörün bu topraklarda bir daha asla zemin bulmaması, bizlere yeni acılar yaşatmaması, ocaklara yeni ateşler düşürmemesi için gereken her türlü adımı kararlılıkla atacağız." “ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARIMIZI RENCİDE EDECEK HİÇBİR GİRİŞİME BUGÜNE KADAR MÜSAADE ETMEDİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehitlerimizin asil ve aziz ruhlarını incitecek, gazilerimizin emeklerini boşa düşürecek, şehit ve gazi yakınlarımızı rencide edecek hiçbir girişime bugüne kadar müsaade etmedik, bundan sonra da müsaade etmeyeceğiz" dedi. Siyonist katliam şebekesi başta olmak üzere hangi odakların bu süreçten rahatsızlık duyduğunun görüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın izniyle bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Aynı şekilde yaklaşık 50 yıldır terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının da hortumlarını tek tek keseceğiz. Sizlerin duası, milletimizin de desteğiyle inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün görev yerleri belli olacak 571 gazi, gazi yakını ve şehit yakınına başarılar dileyerek Gaziler Günü'nü tebrik etti.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşü sırasında saldırı meydana geldi Haber

Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşü sırasında saldırı meydana geldi

İran'ın başkenti Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşünün düzenlendiği İnkilap Caddesi yakınlarında saldırı meydana geldi. Yürüyüşe katılan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani saldırıya tepki göstererek, "Trump, İran halkının güçlü ve iradeli bir millet olduğunu anlayamıyor" dedi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sürerken, başkent Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşünün düzenlendiği İnkilap Caddesi yakınlarında saldırı meydana geldi. Saldırı sırasında yürüyüşe katılan kalabalığın slogan attığı ve tekbir getirdiği duyulurken, kalabalığın saldırının gerçekleştiği noktaya doğru yürüyerek ilerlediği görüldü. Saldırının hedefi ve saldırının tam olarak nereye yönelik gerçekleştirildiğine ilişkin ise henüz resmi makamlardan bir açıklama yapılmadı. "Siyonist rejimin çaresizliğinin göstergesi" Yürüyüşe katılan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, saldırının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada saldırıyı sert sözlerle eleştirdi. Laricani, "Trump, İran halkının olgun, güçlü ve iradeli bir millet olduğunu anlayamıyor. ABD'nin baskısı ne kadar artarsa halkın iradesi de o kadar güçlenir. Siyonist rejimin yürüyüş güzergahına yönelik saldırıları ise onun çaresizliğinin göstergesidir" ifadelerini kullandı.

İsrail, Lübnan ve İran'ın başkentlerine "büyük ölçekli" saldırılar başlattı. Haber

İsrail, Lübnan ve İran'ın başkentlerine "büyük ölçekli" saldırılar başlattı.

İsrail ordusu, İran'dan füze saldırıları uyarısı veren hava saldırısı sirenlerinin İsrail genelinde devreye girmesinin ardından, 11 Mart gecesi ve 12 Mart sabahının erken saatlerinde Beyrut'un (Lübnan) güneyindeki ve İran'ı hedef alan yeni ve geniş çaplı bir taarruz başlattığını duyurdu. Daha önce Hizbullah ve İran güçleri İsrail'e koordineli bir saldırı düzenleyerek ülke genelinde birçok bölgede hava saldırısı sirenlerinin çalmasına neden oldu. Güvenlik kaynaklarına göre, sirenler kuzey İsrail'de önceden haber verilmeksizin çalarken, bölge sakinlerine güvenlik için sığınakların yakınında kalmaları tavsiye edildi. İran'dan füze fırlatıldığının tespit edilmesinin ardından Kudüs'te, Batı Şeria'da ve İsrail'in merkezindeki birçok bölgede hava saldırısı sirenleri devreye sokuldu. Ön bilgilere göre, Hizbullah kuzey İsrail'e yaklaşık 100 roket fırlattı. Acil sağlık hizmetleri ajansı Magen David Adom, son 24 saat içinde sağlık personelinin ülke genelindeki sığınaklara kaçan 45 kişiye hafif yaralanmalarla müdahale ettiğini bildirdi. İran'ın Fars haber ajansı, çatışmanın başlamasından bu yana ilk hamle olduğuna inanılan olayda, İsrail insansız hava araçlarının 11 Mart gecesi başkent Tahran'daki çeşitli hedefleri vurduğunu ve güvenlik güçlerinin birkaç üyesinin öldüğünü bildirdi. Bölgede çatışmalar yayılmaya devam ediyor. Irak devlet televizyonuna göre, Irak yakınlarında petrol tankerlerine düzenlenen bir saldırıda bir denizci öldü, 38'i ise kurtarıldı; ancak kaynak, ölenlerin uyruklarını veya saldırıyı gerçekleştirenleri belirtmedi.

İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarında bir kişi öldü, 121 kişi yaralandı Haber

İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarında bir kişi öldü, 121 kişi yaralandı

Şimdi, bu, İsrail'e yönelik büyük bir İran füze saldırısı dalgasından sonra oldu. İsrail ordusu, bu füzelerin ve insansız hava araçlarının çoğunun ele geçirildiğini veya düşürüldüğünü, ancak bazılarının Kudüs'ün batısındaki bir şehir olan Tel Aviv ve Beit Shemesh'te geçmeyi başardığını söyledi. Shrapnel, kuzeydeki Qalqilya şehri yakınlarındaki işgal altındaki Batı Şeria'da da düştü. Bunun bir roketin kalıntısı mı yoksa bir önleyici füzenin kalıntısı mı olduğundan emin değiliz ve yasadışı bir İsrail yerleşiminden uzaklaştı ve bir Filistin bölgesine daha yakın bir yere düştü. İsrail savunma sistemlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan yasadışı yerleşimciler olsalar bile İsraillileri korumak için inşa edildiğini ve Filistinlilere hiçbir koruma sağlamadığını biliyoruz. Yani İsrail savunma sistemleri füzeyi İsrail yerleşiminden uzaklaştırıp Filistin topraklarına itmiş olabilir. Cumartesi sabahı erken saatlerde, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyindeki Beit Sahour kasabasında bir Filistinli yaralandı. Bu İsrail, ABD ve İran arasında bir savaş. Ancak savunmasız bırakılan ve askeri işgal altında yaşayan Filistinliler var. Gün boyunca İsrail güçleri El-Halil yakınlarında bir Filistinliyi öldürdü ve İsrailli yerleşimcilerin roketler İsrail'e düştüğünde bile saldırılara devam ettiğini görüyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.