Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kriz

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kosova Meclisi’nde Gerilim! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto Haber

Kosova Meclisi’nde Gerilim! Başbakan Kurti’ye Yumurtalı Protesto

Kosova Meclisi’nde yeni Meclis Başkanı seçimi için düzenlenen oturum, muhalefet milletvekilinin Başbakan Albin Kurti’yi yumurta atarak protesto etmesiyle yarıda kaldı. Yaşanan gerginliğin ardından oturum ertelendi. Kosova’da siyasi kriz Meclis çatısı altında da etkisini göstermeye devam ediyor. 7 Haziran’da gerçekleştirilen erken genel seçimlerin sonuçlarının kesinleşmesinin ardından yeni Meclis Başkanı ve yardımcılarının belirlenmesi amacıyla Genel Kurul toplandı. Oturumda Başbakan ve Kendin Karar Al (Vetevendosje) Hareketi Genel Başkanı Albin Kurti’nin yaptığı konuşma sırasında tansiyon yükseldi. Muhalefetten Kurti’ye sert tepki Seçimlerden birinci parti olarak çıkan Vetevendosje’nin lideri Kurti, Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada hükümet kurumlarının oluşturulması için diğer siyasi partilerle görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Kurti’nin yeni Meclis Başkanı adayını sunmaması ve siyasi partilerle görüşmeler için daha fazla süre istemesi muhalefetin tepkisini çekti. Muhalefet partileri, Kurti’nin tutumunun anayasal sürece aykırı olduğunu savunarak hükümeti eleştirdi. Milletvekili yumurtaları Kurti’ye fırlattı Gerilimin yükseldiği sırada Kosova’nın Geleceği İçin İttifak (AAK) Milletvekili Time Kadrijaj, kürsüye gelerek çantasından çıkardığı yumurtaları Başbakan Albin Kurti’ye doğru fırlattı. Yumurtalı protestonun ardından Meclis salonunda milletvekilleri arasında kısa süreli arbede ve gerginlik yaşandı. Yaşanan olay nedeniyle yeni Meclis Başkanı seçiminin yapılması amacıyla gerçekleştirilen oturuma ara verildi ve toplantı ertelendi. Kurti: Bedel ödemeye hazırım Başbakan Albin Kurti, kendisine yönelik yumurtalı protestonun ardından yaptığı değerlendirmede, diğer siyasi partilerle görüşebilmek için bunun ödenmesi gereken bir bedel olması halinde söz konusu bedeli ödemeye hazır olduğunu ifade etti. Kosova’da yeni hükümetin ve Meclis yönetiminin oluşturulmasına ilişkin siyasi belirsizlik sürerken, partiler arasındaki görüşmelerin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor. Kosova 18 ayda üçüncü kez sandığa gitti Ülkedeki siyasi kriz son dönemde art arda seçimlerin yapılmasına neden oldu. Kosova’da 9 Şubat 2025’te genel seçim gerçekleştirildi. Ardından siyasi gelişmeler nedeniyle 28 Aralık 2025’te erken genel seçime gidildi. Albin Kurti liderliğindeki hükümet, 11 Şubat’ta Meclis’ten güvenoyu aldı. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin görev süresinin sona ermesinin ardından yaşanan siyasi süreçte de yeni cumhurbaşkanının belirlenmesi konusunda sorunlar ortaya çıktı. Kosova Meclisi, anayasal süre içerisinde yeni cumhurbaşkanını seçememesi üzerine 29 Nisan’da feshedildi. Bunun ardından ülkede 7 Haziran’da yeniden erken genel seçim yapıldı. Ancak seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis’te de yönetimin belirlenmesi konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı. Kosova Meclisi’nin yeni cumhurbaşkanını belirleyememesi halinde ülkede yeniden erken genel seçime gidilmesi ihtimali bulunuyor.

UEFA ile FIFA Arasında Tarihi Kriz: Dünya Kupası'nın Ticari Hakları İçin Boykot Tehdidi Haber

UEFA ile FIFA Arasında Tarihi Kriz: Dünya Kupası'nın Ticari Hakları İçin Boykot Tehdidi

Dünya Futbolunda Dengeleri Sarsan Karar FIFA ile UEFA arasındaki ilişkilerde son yılların en ciddi krizlerinden biri yaşanıyor. Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA ve kendisine bağlı 55 ulusal futbol federasyonu, FIFA'nın büyük turnuvaların ticari yapısını değiştirmeye yönelik planına karşı ortak tavır aldı. UEFA tarafından yapılan açıklamada, FIFA'nın Dünya Kupası ve Kulüpler Dünya Kupası gibi küresel organizasyonların ticari haklarını özel yatırımcılara açma girişiminin kabul edilemez olduğu belirtildi. Avrupa futbolunun temsilcileri, Dünya Kupası'nın yalnızca ekonomik bir değer olmadığını, futbol tarihinin ve kültürünün en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Açıklamada, "Dünya Kupası satılık değildir" ifadelerine yer verilerek, organizasyonun nesiller boyunca futbolcular, milli takımlar ve taraftarlar tarafından oluşturulan ortak bir miras olduğu belirtildi. UEFA'dan FIFA'ya Sert Eleştiri UEFA, söz konusu planın futbolun temel değerleriyle bağdaşmadığını savundu. Açıklamada, FIFA'nın karar alma sürecinde ulusal federasyonlar, oyuncular, kulüpler ve diğer futbol paydaşlarıyla yeterli görüş alışverişi yapmadığı ileri sürüldü. Avrupa futbol yönetimi, teklifin yalnızca bir ticari düzenleme olmadığını, aynı zamanda FIFA'nın yönetim anlayışında köklü bir değişim anlamına geldiğini ifade etti. UEFA açıklamasında, "Bu yalnızca ciddi bir liderlik başarısızlığı değil, FIFA'nın dünya futbolunun koruyucusu olma görevinden uzaklaşmasıdır" değerlendirmesi yapıldı. Bu ifadeler, UEFA'nın konuyu yalnızca ekonomik bir anlaşmazlık olarak değil, futbolun gelecekteki yönetim modeliyle ilgili stratejik bir mücadele olarak gördüğünü ortaya koydu. "Futbol Yatırımcıların Çıkarına Göre Yönetilemez" UEFA'nın en önemli itiraz noktalarından biri, özel yatırımcıların FIFA organizasyonlarında söz sahibi olması halinde futbol kararlarının ticari hedeflere göre şekillenebileceği endişesi oldu. UEFA, uluslararası futbol takvimi, turnuva formatları ve organizasyon kararlarının finansal beklentilere göre belirlenmesinin sporun ruhuna zarar vereceğini savundu. Açıklamada, futbolun yalnızca ekonomik kazanç sağlayan bir sektör olmadığı, milyonlarca insanın bağlı olduğu küresel bir spor kültürü olduğu vurgulandı. UEFA'ya göre özel yatırımcıların sisteme dahil olması halinde, daha fazla gelir getiren pazarlar öncelik kazanabilir ve futbolun sportif dengesi zarar görebilir. FIFA Organizasyonlarına Katılım Tehdidi UEFA'nın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise FIFA turnuvalarına yönelik boykot tehdidi oldu. Avrupa futbol yönetimi, FIFA'nın planı tamamen geri çekmemesi ve bağlayıcı güvence vermemesi halinde UEFA üyesi hiçbir milli takımın FIFA organizasyonlarında yer almayacağını duyurdu. Bu kararın uygulanması halinde dünya futbolunda tarihi bir kriz yaşanabilir. Çünkü Avrupa milli takımları, Dünya Kupası başta olmak üzere FIFA'nın düzenlediği organizasyonlarda sportif ve ekonomik açıdan en önemli aktörler arasında bulunuyor. Fransa, Almanya, İspanya, İngiltere, İtalya ve Portekiz gibi futbol ekonomisinin güçlü ülkelerinin herhangi bir FIFA turnuvasından çekilmesi, organizasyonların marka değerini ciddi şekilde etkileyebilir. Infantino'nun Planı Ne İçeriyor? UEFA'nın sert tepkisinin merkezinde FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun ticari yapı değişikliği planı bulunuyor. İddialara göre Infantino, Dünya Kupası ve Kulüpler Dünya Kupası'nın ticari haklarını yönetecek yeni bir şirket oluşturmayı planlıyor. Bu şirket aracılığıyla FIFA organizasyonlarının gelir modelinin yeniden yapılandırılması hedefleniyor. Taslak plana göre FIFA'ya bağlı 211 ulusal federasyona yeni şirkette belirli oranda hisse verilmesi öngörülüyor. Federasyonların bu hisseleri ellerinde tutabileceği veya ekonomik gelir elde etmek amacıyla satabileceği belirtiliyor. Planın savunucuları bunun futbolun finansal kaynaklarını artırabileceğini ve daha fazla ülke federasyonuna ekonomik katkı sağlayabileceğini öne sürerken, eleştirenler ise futbolun temel kararlarının ticari aktörlerin etkisine girebileceğini savunuyor. Infantino İçin Yeni Tartışma Başlığı Planla ilgili uluslararası basında yer alan bazı iddialar ise tartışmaları daha da büyüttü. Buna göre Infantino'nun FIFA başkanlığı sonrasında kurulması planlanan yeni yapıda "komiser" benzeri bir görev üstlenmeye hazırlandığı öne sürülüyor. FIFA cephesinden bu iddialarla ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, UEFA'nın tepkisi futbol yönetimindeki güç mücadelesinin daha uzun süre devam edeceğine işaret ediyor. Futbolun Geleceği İçin Kritik Dönem UEFA ile FIFA arasındaki kriz, aslında modern futbolun en temel tartışmalarından birini yeniden gündeme getirdi: Futbol bir spor organizasyonu olarak mı kalmalı, yoksa küresel bir yatırım alanına mı dönüşmeli? Son yıllarda Süper Lig projeleri, Kulüpler Dünya Kupası'nın genişletilmesi ve yayın gelirlerinin yeniden dağıtılması gibi konular nedeniyle futbol yönetiminde ekonomik faktörlerin ağırlığı giderek arttı. Ancak UEFA'nın son açıklaması, Avrupa futbolunun bu dönüşüm karşısında ciddi bir sınır çizdiğini gösteriyor. Önümüzdeki süreçte FIFA'nın geri adım atıp atmayacağı, UEFA'nın boykot tehdidini uygulayıp uygulamayacağı ve taraflar arasında yeni bir uzlaşma zemini bulunup bulunamayacağı dünya futbolunun en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Trump'tan İran'a Sert Mesaj: "Diplomasi Sonuç Vermezse Askeri Operasyona Döneriz" Haber

Trump'tan İran'a Sert Mesaj: "Diplomasi Sonuç Vermezse Askeri Operasyona Döneriz"

ABD ile İran arasındaki gerilim devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump'tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Trump, Tahran yönetimiyle sürdürülen diplomatik temaslara ilişkin yaptığı değerlendirmede, müzakerelerden kısa sürede sonuç alınamaması durumunda askeri seçeneğin yeniden devreye alınabileceğini belirtti. Trump, İran ile görüşmelerin Çin ve Pakistan'ın arabuluculuk girişimleri sonucunda yeniden başladığını ifade ederek, diplomasiye sınırlı bir süre tanıdığını vurguladı. "Diplomasiye çok fazla şans tanımayacağım" ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmeler hakkında yaptığı açıklamada, arabulucuların talebi üzerine müzakere sürecine yeniden fırsat verdiğini söyledi. Trump açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Arabulucuların (Çin ve Pakistan) talebi üzerine İran ile müzakerelere bir şans daha verdim. İran ile derin görüşmeler yürütüyoruz. Kısa sürede başarılı olunmazsa geniş çaplı askeri harekâta geri döneceğiz. Diplomasiye çok fazla şans tanımayacağım." Trump'ın açıklamaları, Washington yönetiminin diplomatik süreci tamamen kapatmadığını ancak askeri seçeneği de masada tuttuğunu gösterdi. Çin ve Pakistan devrede Trump'ın açıklamasına göre, İran ile ABD arasındaki temasların yeniden başlamasında Çin ve Pakistan'ın girişimleri etkili oldu. Taraflar arasında kapsamlı görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, ABD yönetiminin özellikle kısa vadede somut ilerleme beklediği ifade edildi. Diplomatik temasların hangi başlıklar üzerinden yürütüldüğüne ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmazken, görüşmelerin bölgesel güvenlik, askeri gerilim ve İran'ın nükleer faaliyetleri çerçevesinde şekillendiği değerlendiriliyor. ABD-İran gerilimi yeniden yükseldi ABD ile İran arasındaki ilişkiler, son dönemde karşılıklı askeri hamlelerle yeniden kritik bir noktaya taşındı. Daha önce taraflar arasında sağlanan nükleer ve barış mutabakatı, yaşanan saldırılar ve karşılıklı suçlamaların ardından fiilen askıya alınmıştı. Washington yönetiminin İran'daki bazı askeri hedeflere yönelik hava saldırıları gerçekleştirmesinin ardından Tahran yönetimi de sert karşılık vermişti. İran, bölgedeki stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın kapatılması yönünde karar alırken, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına yönelik saldırılar gerçekleştirmişti. İran'dan ABD üslerine saldırı İran tarafından gerçekleştirilen saldırılarda, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan ABD askeri üslerinin hedef alındığı bildirilmişti. Saldırılarda füze sistemleri ve kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtilirken, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesinden endişe edilmişti. ABD yönetimi ise İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu açıklamıştı. Bölgesel kriz endişesi büyüyor Uzmanlar, ABD ve İran arasında yaşanabilecek yeni bir askeri çatışmanın yalnızca iki ülkeyi değil, Orta Doğu genelindeki güvenlik dengelerini etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olması nedeniyle, bölgede yaşanacak yeni bir kriz petrol fiyatları ve uluslararası ticaret üzerinde de etkili olabilir. Diplomatik sürecin başarısız olması halinde Washington'ın nasıl bir adım atacağı ve İran'ın buna nasıl karşılık vereceği önümüzdeki günlerde yakından takip edilecek. Gözler yeni görüşmelerde Trump'ın açıklamalarının ardından ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların geleceği merak konusu oldu. Washington yönetimi hızlı sonuç alınmasını isterken, Tahran'ın müzakerelerde hangi şartları öne süreceği henüz netlik kazanmadı. Uluslararası kamuoyu ise olası bir askeri operasyonun önlenmesi için diplomatik girişimlerin sonuç vermesini bekliyor.

Trump'ın açıklaması petrol fiyatlarını geriletti, altın yatay seyretti Haber

Trump'ın açıklaması petrol fiyatlarını geriletti, altın yatay seyretti

Petrol fiyatlarında düşüş Asya piyasalarının açılmasının ardından Kuzey Denizi Brent petrolünün varil fiyatı yaklaşık yüzde 2 gerileyerek 109-110 dolar bandına indi. ABD ham petrolü olan Batı Teksas türü petrolün fiyatı da düşüş kaydetti. Petrol fiyatları gerilemesine rağmen yıl başına göre halen yaklaşık yüzde 80 daha yüksek seviyede bulunuyor. Bunun başlıca nedeni ise Ortadoğu’daki savaş nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki kriz. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, küresel enerji piyasalarında arz kesintisi endişelerini artırıyor. Trump pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah elde etmesini önleyecek bir anlaşmaya ulaşılması için “çok iyi bir fırsat” bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, askeri operasyonların durdurulduğunun duyurulmasının ardından geldi. Petrol fiyatları ise pazartesi günü son iki haftanın en yüksek seviyesine çıkmıştı. Trump’ın diplomatik çözüm ihtimaline işaret eden açıklamaları piyasadaki tansiyonu kısmen düşürdü. Tahvil piyasalarında baskı artıyor Yüksek petrol fiyatları ve artan enflasyon endişeleri, küresel tahvil piyasalarında da baskıya neden oldu. ABD’nin 30 yıllık devlet tahvilinin getirisi 1 baz puan yükselerek yüzde 5,13’e çıktı. Tahvil getirileri önceki işlem gününde 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Japonya’nın 30 yıllık devlet tahvilinin getirisi de pazartesi günü, bu tahvillerin 1999’da piyasaya sürülmesinden bu yana ilk kez rekor seviyeye yükseldi. “Piyasalar bunun gerçek bir yumuşama olup olmadığını izliyor” KCM Trade şirketinde piyasa analisti olarak çalışan Tim Waterer, Trump’ın açıklamalarının kısa vadeli baskıyı azalttığını ancak temel risklerin sürdüğünü söyledi. Waterer, piyasaların Trump’ın sözlerinin gerçek bir gerilim düşüşüne mi işaret ettiğini yoksa bunun yalnızca taktiksel bir duraklama mı olduğunu anlamaya çalıştığını belirtti. Analiste göre İran’ın son gelişmelere nasıl yanıt vereceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki tanker hareketliliğinin nasıl şekilleneceği, önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. İran-ABD hattında diplomasi trafiği İsmail Bekayi, Tahran’ın tutumunun Pakistan üzerinden ABD’ye iletildiğini doğruladı ancak ayrıntı paylaşmadı. Adının açıklanmasını istemeyen bir Pakistanlı yetkili ise İslamabad’ın iki taraf arasında yeni bir öneri sunduğunu ancak görüşmelerde ilerlemenin yavaş olduğunu ifade etti. Öte yandan İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Washington’un müzakereler sırasında İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları kaldırmayı kabul ettiğini öne sürdü. Ancak ABD’li bir yetkili bu iddiayı reddetti. Altın fiyatları yatay seyrediyor Altın fiyatları ise salı günü büyük ölçüde yatay hareket etti. Yatırımcılar bir yandan İran savaşına ilişkin gelişmeleri takip ederken diğer yandan ABD Merkez Bankası’nın para politikasına ilişkin mesajlarını bekliyor. Asya piyasalarının açılmasıyla birlikte altının ons fiyatı yüzde 0,1 gerileyerek yaklaşık 4 bin 550 dolara düştü. Altın pazartesi günü ise 4 bin 482 dolara kadar gerileyerek 30 Mart’tan bu yana en düşük seviyesini görmüştü. Taste Live danışmanlık şirketinden piyasa uzmanı İlya Spivak, piyasaların özellikle İran’daki savaşın hangi yöne evrileceğini anlamaya çalıştığını söyledi. Spivak ayrıca yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın önceki toplantısına ait tutanakların yayımlanmasını beklediğini belirterek, piyasaların bu belgelerde para politikasına ilişkin yeni mesajlar aradığını ifade etti. Fed toplantı tutanaklarının çarşamba günü yayımlanması bekleniyor.

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi Haber

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, kırılgan ateşkesin uzatılması ve barış görüşmelerinin başlaması hedefiyle Washington’ın sunduğu son teklife İran’dan "o gece" yanıt beklediğini cuma günü açıklamıştı. Ancak Tahran'ın Pakistanlı arabuluculara henüz bir geri dönüş yapmadığı görülüyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise Türkiyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD yönetiminin güvenilirliğine dair şüphelerini açıkça dile getirdi. İranlı İSNA haber ajansının aktardığına göre Erakçi, "ABD güçlerinin Basra Körfezi'nde son günlerde gerilimi tırmandırması ve ateşkesi ihlal eden eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyetleri ve ciddiyeti konusundaki şüphelerimizi artırmıştır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda tanker krizi ve çatışma Cuma günü yaşanan sıcak bir gelişmede, bir ABD savaş uçağı İran limanlarına yönelik ablukayı deldiği gerekçesiyle İran bayraklı iki petrol tankerine ateş açarak gemileri durdurdu. İranlı bir askeri yetkili ülke basınına yaptığı açıklamada, İran Deniz Kuvvetleri'nin bu "Amerikan terörüne" misilleme ile karşılık verdiğini ve çatışmaların şimdilik durduğunu belirtti. Söz konusu gerginlik, cuma gecesi Hürmüz Boğazı'nda patlak veren krizin hemen ardından geldi. Tahran'ın, yabancı gemilerden "geçiş ücreti" almak amacıyla boğazı kontrol etme girişimleri Washington'ın sert tepkisine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip bu güzergahın Tahran tarafından kontrol edilmesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu vurguladı. Washington, 10 hafta önce başlayan çatışmalara kalıcı bir çözüm bulmak adına Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ateşkesin uzatılması teklifini iletmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, teklifin şu an "değerlendirme aşamasında" olduğunu kaydetti. Hark Adası açıklarında devasa petrol sızıntısı Körfez'deki askeri hareketliliğin yanı sıra çevresel bir felaket de kapıda. Uydu görüntüleri, İran'ın petrol ihracatındaki can damarı olan Hark Adası açıklarında 52 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa bir petrol sızıntısını ortaya çıkardı. (Orbital EOS) verilerine yansıyan sızıntının kaynağı henüz netleşmezken, İngiltere merkezli Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) sızıntının bölgedeki yıpranmış petrol altyapısındaki bir arızadan kaynaklanabileceğini belirtti. Riyad'dan ABD'nin askeri üs talebine ret Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak amacıyla geçen pazar günü bir deniz operasyonu duyuran, ancak müzakerelere şans tanımak için salı günü planı askıya alan Donald Trump'a bölgedeki müttefiklerinden de beklediği destek gelmedi. Suudi kaynaklara göre Riyad yönetimi, ABD'nin bu operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki askeri üsleri ve hava sahasını kullanma talebini geri çevirdi. Kaynaklar, Riyad'ın askeri bir müdahalenin durumu daha da karmaşıklaştıracağı ve çözüm getirmeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Lübnan'da ateşkese rağmen bombardıman Bölgedeki bir diğer kriz noktası olan İsrail-Hizbullah hattında da ateşkes pamuk ipliğine bağlı. Lübnan resmi medyası, üç haftadır yürürlükte olan ateşkese rağmen cumartesi günü başkent Beyrut'un güneyine İsrail tarafından üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Saldırıların, gelecek hafta Washington'da Lübnan ile İsrail arasında ilk kez yapılması planlanan ve Hizbullah'ın şiddetle karşı çıktığı doğrudan müzakerelerin arifesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz Haber

İran: ABD'nin teklifini düşünüyoruz

Körfez’de gerilim yeniden yükselişe geçti. ABD ile İran arasında devam eden kriz, bu kez Birleşik Arap Emirlikleri’nin de dahil olmasıyla daha da büyüdü. Bölgedeki karşılıklı saldırı ve açıklamalar, Ortadoğu’daki ateşkes sürecini yeniden belirsizliğe sürüklerken, taraflardan peş peşe dikkat çeken hamleler geldi. İran: ABD'nin teklifini hala düşünüyoruz İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin sunduğu 14 maddelik mutabakat teklifine ilişkin açıklama yaptı. Teklifin halen değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Erakçii, “Verdiğimiz yanıt hala değerlendirme aşamasındadır ve nihai sonuca ulaşıldığında bunu açıklayacağız.” dedi. “Ateşkes durumundayız” Erakçi, bölgede devam eden gerilimle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. İran güçlerinin yüksek alarm seviyesinde olduğunu söyleyen Erakçii, “Ateşkes durumundayız ve güçlerimiz en üst düzey hazırlık halinde olup gelişmeleri dikkatle izliyoruz.” ifadelerini kullandı. İran Dışişleri Bakanı, dün gece İran’a yönelik düzenlenen ABD saldırılarına da tepki gösterdi. Erakçi, “Yaşananlar, uluslararası hukukun açık bir ihlali ve ateşkesin ihlaliydi.” dedi. “Güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz” İran’ın saldırılara karşılık verdiğini belirten Erakçi, “Güçlerimiz düşmana güçlü bir darbe vurdu ve ihtiyaç duyulması halinde herhangi bir saldırıya veya yeni bir maceraya güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz.” ifadelerini kullandı. İran el koyduğu gemiye Hamaney fotoğrafı astı Öte yandan İran Devrim Muhafızları Donanması, el koyduğu İsrail bağlantılı konteyner gemisinin görüntülerini ilk kez dünya ile paylaştı. Görüntülerdeki gemi, "Francesca" isimli dev yük gemisi.Fars Haber Ajansı tarafından servis edilen kayıtlarda, geminin şu an dünyanın en kritik enerji ve ticaret rotası olan Hürmüz Boğazı yakınlarında demirli olduğu görülüyor. İranlı askerler, el koydukları İsrail bağlantılı geminin kamaralarına ve duyuru panolarına İranlı liderlerin fotoğraflarını asmış durumda. Bu hamle, Tahran yönetiminin denizlerde yürüttüğü psikolojik savaşın en net kanıtlarından biri. Hürmüz Boğazı’nda gerilim yeniden tırmandı Ortadoğu’da ateşkes süreci yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. İran ordusu, ABD güçlerinin kıyı sularında bir İran petrol tankerini ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre Limanı yakınlarında ikinci bir gemiyi hedef aldığını açıkladı. İran tarafından yapılan açıklamada, ABD hava saldırılarında İran’ın güneyindeki Bender Hamir, Sirik ve Kiş Adası’ndaki sivil bölgelerin vurulduğu belirtildi. Batı Tahran’da ise hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edildi. “Üç petrol tankeri ablukayı aştı” İran basınında yer alan bilgilere göre, İran bayraklı ve yük taşımayan üç petrol tankeri son iki gün içinde Hürmüz Boğazı’ndaki ABD Donanması ablukasını aşarak İran’a geri döndü. ABD ordusundan açıklama geldi ABD ordusu ise Hürmüz Boğazı’ndaki deniz kuvvetlerinin İran tarafından füze, insansız hava aracı ve sürat tekneleriyle hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “yaklaşan tehditlerin etkisiz hale getirildiği” belirtilirken, ABD güçlerine yönelik saldırılardan sorumlu İran askeri tesislerinin vurulduğu ifade edildi. Trump: Ateşkes devam ediyor ABD Başkanı Donald Trump da yaşanan gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. İran hedeflerine yönelik saldırıları “hafif bir uyarı” olarak nitelendiren Trump, “Ateşkes devam ediyor. Yürürlükte” ifadelerini kullandı. BAE’YE füze ve dron saldırısı Öte yandan Reuters’ın aktardığına göre, Birleşik Arap Emirlikleri’ne İran’dan 2 balistik füze ve 3 dron gönderildi. Saldırılarda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. BAE yönetimi sabah saatlerinde İran füzelerini engellemek amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıklamıştı. Özet: İran ile ABD arasında Hürmüz Boğazı merkezli gerilim yeniden yükseldi. Taraflar karşılıklı saldırı açıklamaları yaparken, BAE’ye yönelik füze ve dron saldırılarında 3 kişinin yaralandığı bildirildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz

Dışişleri Bakanı Fidan, (17 Mart 2026 Salı) Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, bölgedeki durumuyla ilgili olrarak, "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." değerlendirmesinde bulundu. Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." açıklamasını yaptı. Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. "Savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını" ve Irak'ta da "giderek daha çetrefilli hale geldiğini" belirten Fidan, "İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması konusundaki gayretlerimiz bitmiyor." ifadesini kullandı. Fidan, İsrail'in İran'a saldırılarına dikkati çekerek, "Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri, özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler, normal savaş hukukunun dışında olan gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu. Yarından itibaren bölge ziyaretlerine çıkacağını bildiren Fidan, şöyle devam etti: "Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) konuyla ilgili mesajlarını paylaşmak hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." Fidan, birçok Batılı ve Doğulu mevkidaşıyla görüştüğünü, onların görüşlerini aldığını ve durumu değerlendirdiklerini aktararak, "Amacımız aynı, herkesin kendi sınırları içerisinde güvenlik ve egemenlik içinde yaşadığı, Filistinlilerin de devletinin olduğu, İran'ın, Arapların, bizim hepimizin barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı, egemenlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Bunun olabilmesi mümkün. Bu vizyonumuz var. Bunun için çalışmaya büyük bir azimle devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan gerilime işaret ederek, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerleyen ve ilerlemesi gereken alanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Fidan, "Biz Kanada'yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz." dedi. Fidan, mevkidaşı ile bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu yapıcı diyaloğun Anand'ın ziyareti ile daha ileri bir noktaya taşınmış olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Mark Carney'in görevine geldiği günden bu yana hem dış politikada hem de ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yaptığını belirten Fidan, bu gelişmeleri takdirle takip ettiklerini söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney arasındaki liderler ilişkisinin ortak vizyona dayalı, iki ülke çıkarlarını gözeten ve dünya barışı ile ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde olduğunu vurguladı. Carney'in bu yıl Türkiye'ye yapması planlanan ziyaretine yönelik hazırlıkların titizlikle yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir eşik teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi. Fidan, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025'te 2,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, bu rakamın gelecek dönemde daha da ileri noktalara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Kanada ile nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar attıklarını söyleyen Fidan, siyasi diyalogla ortaya konulan bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilere de doğrudan yansıdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. İran'daki gelişmeler bölgesel güvenlik alanında ciddi riskleri beraberinde getiriyor Fidan, görüşmelerde savunma alanındaki işbirliğinin üst seviyelere çıkarılması ve Türkiye'nin yakın çevresinde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkıları kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha teyit ettiklerini aktardı. Bu kapsamda, AB üyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, "AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran saldırılarıyla başlayan gerilimin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini aktararak, bu saldırıların durdurulmadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Türkiye olarak söz konusu krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürüttüklerini kaydeden Fidan, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Fidan, Orta Doğu'daki savaşın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, görüşmede Türkiye'nin müzakerelere yapabileceği katkılarla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. "Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adımdır" Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Filistin ve Lübnan konularını da ele aldıklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldubittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır." Fidan, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir danışma sergilemesi gerektiği çağrısında bulundu. İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Fidan, İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Fidan, Türkiye ve Kanada'nın uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktör olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki işbirliğinin her alanda derinleştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. " Türkiye, gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte" Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, "Türkiye, bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte." dedi. Fidan, bu nedenle olayların ne zaman hangi aşamaya geleceği yönünde öngörülerinin bulunduğunu belirterek, "Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temenni, eylem içerisinde oluyoruz." diye konuştu. Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından, böyle bir savaşın çıkma ihtimalini ve tarafların bu yönde hazırlık yaptığını gördüklerini belirten Fidan, "Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı ve bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk." ifadelerini kullandı. Fidan, bu nedenle gelişen süreçte yoğun bir çalışma içerisine girdiklerini belirterek, "Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle gerçekten tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız? Diplomasinin yolunu nasıl açarız? Bölgede bu yıkımı nasıl önleriz? Cumhurbaşkanımızın ve bizim baştan beri en büyük gayretimiz hep bu yönde oldu." değerlendirmesini yaptı. "Türkiye'nin bütün etkisini, gücünü, dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik." diyen Fidan, günün sonunda "savaşın başladığını" dile getirdi. Bakan Fidan, "Amerika, İsrail'in de bastırmasıyla, İsrail'le beraber İran'a saldırdılar. Şimdi buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir? Bu sefer onunla meşgul oluyoruz." ifadelerine yer verdi. Lübnan ve Gazze'deki son durum Fidan, Gazze ve Lübnan'daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirterek, Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için hem Türkiye'nin hem de diğer müttefiklerin elinden geleni yaptığını kaydetti. Öte yandan, Gazze konusunda ortak çalışmalar yürüten ülkelerin şu anda savaş telaşı içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, özellikle insani yardımlar ve görüşmelerin devamının sağlanması konusunda çabaların yoğun şekilde devam ettiğini aktardı. Kanada Dışişleri Bakanı Anand: Kanada, Türkiye'nin rolünü mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor." dedi. Anand, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan'a tüm yapıcı görüşmeler için teşekkür eden Anand, "Bugün, ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik." ifadesini kullandı. Anand, Türk halkına Kanadalıları güzel ağırladıkları için teşekkür ederek, "Halihazırda Orta Doğu'da yaşanan kriz çerçevesinde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada Konsolosluk yetkilileri, İstanbul'da yüzlerce Kanadalıyı ağırladı ve Orta Doğu'dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldu." diye konuştu. İki ülke arasındaki iyi ilişkileri devam ettirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Anand, "Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu, Türkiye'ye gerçekleştirdiğim ilk ziyaret. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ve Başbakan Carney (Kanada Başbakanı Mark Carney) arasında da böyle bir ziyaret düzenlenecek." ifadelerine yer verdi. Anand, Türkiye'de yaptığı görüşmelerin önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz (Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz), Sayın Bakan Bayraktar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar) ile de önemli görüşmeler gerçekleştirdim." dedi. İki ülke arasında enerji, ekonomik işbirliği, ticaret, yatırım, savunma sanayi, güvenlik ve halklar arası ilişkiler konularına işaret eden Anand, "Bunlar her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler." görüşünü dile getirdi. Anand, NATO'da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edilebilecek çok önemli alanlar olduğunu söyleyerek, "Kanada'nın İzmir'de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO'da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. İki ülkeyi birbirine bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunun altını çizen Anand, "Binlerce Kanadalı var Türk kökenli, Kanada'da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye, burada arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan, çok önemli bir rol oynamaktadır." Anand, Orta Doğu'daki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldıklarını aktararak, şunları kaydetti: "Bizim birlikte buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben aslında Kanada'nın bu anlamda gerilimin azaltılmasıyla ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan'ın da ifade ettiği gibi daimi, kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir." Anand, Bakan Fidan'a misafirperverliği için teşekkür ederek, "Resmen sizi Kanada'ya davet ediyorum. Sizi orada ağırlamayı büyük bir istekle bekliyorum." dedi. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz" Anand, Körfez ülkelerine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Kanada tarafının bu saldırıları kınadığını belirterek, Körfez'deki ülkelerle onların yanında da durduklarını ifade etmek istediğini söyledi. Körfez ülkeleriyle temas ettiğini, onlarla görüştüğünü aktaran Anand, "Kanada'nın bu konudaki pozisyonunu, konumunu net bir biçimde ifade ettim. Bu karşı saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların mutlaka durması gerekiyor. Gerek Doha'ya olsun ya da yine bizim burada bulunduğumuz ülkeye karşı saldırılarının da mutlaka durması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Anand, Türkiye-Kanada arasındaki nükleer işbirliğiyle ilgili bunun çok daha geniş bir enerji alanında diyalog çerçevesinde gerçekleştiğini, halihazırda Türkiye'yle bu alanda geniş bir diyaloglarının olduğunu belirtti. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz." diyen Anand, imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde hareket edip, nükleer reaktör alanında da Türkiye'yle işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı. Anand, nükleer reaktör açısından bakıldığında modüler reaktörlerle ilgili olarak bu tasarımın yine rekabetçi bir avantaj getirebilmesinin söz konusu olacağını söyledi. "Kritik madenlerle ilgili olarak da tabii ki doğal kaynak üzerindeki bu geniş kapsamda diyaloğumuzu değerlendirebiliyoruz. Burada Türkiye'yle ortaklık yapma konusunda kritik madenler ve mineraller konusunda önemli bir diyalog fırsatı olabileceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Anand, iki ülke enerji bakanlarının temas halinde olduklarını aktardı. Anand, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin "Biz Lübnan'daki insani durumun son derece endişe verici olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bunun çok daha kötüye gitme potansiyeli de var eğer bir kara harekatı olacak olursa." dedi. Kanada'nın Lübnan'a 37,7 milyon dolarlık yardım yapacağını ve bunun çok taraflı örgütlerle dağıtılacağını belirten Anand, bu saldırılar nedeniyle ailelerin gıda ve su gibi temel kaynaklara erişemediklerine dikkati çekti.

Bakan Uraloğlu: Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler anbean takip ediliyor Haber

Bakan Uraloğlu: Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler anbean takip ediliyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Orta Doğu’daki savaş dolayısıyla 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerinin durdurulduğunu ve Basra Körfezi’nde yüzlerce geminin beklediğini belirtti. Bazı ticari gemilerde hasar bilgileri bulunduğunu aktaran Uraloğlu, bölgenin hâlihazırda yüksek risk taşıdığını vurguladı. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda seyir hâlinde bulunan Türk bayraklı gemiler için ISPS Kod kapsamında Güvenlik Seviyesi 3’ün aktif olduğunu ifade eden Bakan, gemi personelinin seyir duyurularını yakından takip etmeleri ve ihtiyaç hâlinde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi ile irtibata geçmelerinin önemine dikkat çekti. https://twitter.com/a_uraloglu/status/2028785858938126458 Bakan Uraloğlu, bölgede Türk bayraklı gemi bulunmamakla birlikte sahibi Türk olan 16 geminin yakından izlendiğini kaydetti. Ayrıca, yaşanan gelişmelerin uluslararası deniz kurallarının temel ilkelerinden olan seyrüsefer serbestliğinin korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. “Denizcilerimizin güvenliği ve ticaret filomuzun korunması için gerekli tüm diplomatik ve idari tedbirleri kararlılıkla almaya devam edeceğiz” diyen bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut kriz ortamında Türk denizciliğinin güvenliğinin ve ticari filonun korunmasının öncelikli olduğunu ve bu doğrultuda hem ulusal hem uluslararası tedbirlerin uygulandığını kaydetti.

Gazze 'Barış Kurulu' ilk kez toplanırken Trump ne başarabilir? Haber

Gazze 'Barış Kurulu' ilk kez toplanırken Trump ne başarabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ABD liderinin yakın zamanda başlatılan panelin Gazze'deki aylarca süren İsrail ateşkes ihlalleri karşısında - destek için imzalayanlardan bile - şüpheciliğin üstesinden gelebileceğini kanıtlamayı umduğu bir etkinlik olan Washington, DC'de ilk "Barış Kurulu" zirvesinidüzenlemeye hazırlanıyor. Perşembe günkü zirve, BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'in Gazze'deki soykırımınınortasında ABD destekli bir "ateşkes" planını onaylamasından bu yana, Barış Kurulu'nun harap olmuş Filistin yerleşiminin yeniden inşasını ve sözde Uluslararası İstikrar Gücü'nün başlatılmasını denetlemesi için iki yıllık bir görev süresini içeren bir "ateşkes" planını onaylamasından bu yana yaklaşık üç ay kaldı. 3 öğenin listesi, 1/3 yeniden yapılanma İsrail'in Gazze'de yeni 'sessiz transfer' silahı haline nasıl geldi 3'ün 2. listesiMarcoRubio 'yeni bir Batı yüzyılı' inşa etmek istiyor. Avrupa katılacak mı? 3 Hamas'ın 3 listesi: Trump'ın 'Barış Kurulu' İsrail'in Gazze'deki öldürülmesini durdurmalılistenin sonu Kasım güvenlik konseyi oylamasından bu yana yönetim kurulunu sardı ve birçok geleneksel Batılı müttefik, bazılarının Trump'ın egemen olduğu bir formatta Birleşmiş Milletler'e rakip olma girişimi olarak gördüğü ABD yönetiminin bariz daha geniş hırslarından temkinli. Zaten üye olarak imza atmış olan ülkeler de dahil olmak üzere diğerleri, yönetim kurulunun Gazze'de anlamlı bir değişiklik yapma uygunluğuyla ilgili endişelerini dile getirdi. Birkaç bölgesel Orta Doğu gücü yönetim kuruluna katıldı, İsrail geç kaldı ve bazılarına Şubat ayı başlarında rahatsız edici bir ek oldu. Perşembe günkü toplantı itibariyle, yönetim kurulunun hala bir Filistin temsili yok ve bunu birçok gözlemci ileriye dönük kalıcı bir yol bulmanın önünde büyük bir engel olarak görüyor. "Trump bu toplantıdan tam olarak ne almak istiyor?" Washington DC Arap Merkezi'ndeki İsrail-Filistin programının başkanı Yousef Munayyer sorguladı. Al Jazeera'ya verdiği demeçte, "Bence insanların katıldığını, insanların projesine, vizyonuna ve işleri ilerletme yeteneğine inandığını söyleyebilmek istiyor." dedi. "Ancak, şimdiye kadar bekleyen kilit siyasi sorulara daha net çözümler gelene kadar herhangi bir büyük taahhüt göreceğinizi sanmıyorum." 'Şehirdeki tek oyun' Emin olmak için, Munayyer, Barış Kurulu'nun şu anda Gazze'deki Filistinlilerin yaşamlarını iyileştirmekle ilgilenen taraflar için "şehirdeki tek oyun" olmaya devam ederken, aynı zamanda "Donald Trump'ın kişiliğine aşırı ve yakından bağlı" kaldığını açıkladı. t Bu, yönetim kurulunun krize onlarca yıllık bir yanıt olması muhtemel olan uzun ömürlülüğü konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor. Munayyer, "Bölgenin geleceği ve soykırım konusunda ciddi bir endişesi olan bölgesel oyuncuların, bu Barış Kuruluna katılımlarının önümüzdeki birkaç yıl içinde Gazze'nin geleceği üzerinde bir miktar kaldıraç ve bir yöne sahip olmalarına izin verdiğini gerçekten ummaktan başka seçeneği yok" dedi. "Müddetlerin "zorlukları anlayan ve bağlamı anlayan" üye devletler için en büyük fırsatın "zaman diliminde gerçekçi olarak elde edilebileceklere ... acil ihtiyaçlara odaklanmak ve bunları agresif bir şekilde ele almak" olacağını değerlendirdi. Buna sağlık altyapısı, hareket özgürlüğü, insanların barınaklarının sağlanması, ateşkes ihlallerine son verilmesi için baskı yapmak, birkaçını saymak gerekirse, dedi. 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de en az 72.063 Filistinli öldürüldü ve 11 Ekim 2025'ten bu yana 603 kişi öldürüldü, "ateşkes" yürürlüğe girdi. 2,1 milyonluk nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve binaların yüzde 80'inden fazlası yıkıldı. Daha önce Gazze'yi bir "Orta Doğu Rivierası"na dönüştürmeyi öngören Trump, toplantıdan önce olumlu bir ton attı. Trump, Pazar günü Truth Social hesabındaki bir gönderide, "Tarihin en önemli Uluslararası Organı" olduğunu kanıtlayacağını söylediği yönetim kurulunun "sınırsız potansiyelini" lanse etti. Trump ayrıca, "Gazze İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma çabalarına yönelik" 5 milyar dolarlık finansman taahhüdünün açıklanacağını ve üye devletlerin "Gazzeliler için Güvenlik ve Barışı korumak için Uluslararası İstikrar Gücü ve Yerel Polise binlerce personel taahhüt ettiğini" söyledi. Daha fazla ayrıntı vermedi. Bu arada, panelin sözde "Gazze yönetim kurulu"nun bir üyesi olan Trump'ın damadı Jared Kushner, Ocak ayında Washington'un Gazze için "ana planının" şimdiye kadarki en net vizyonunu açıkladı. Gazze'deki Filistinlilerden herhangi bir girdi olmadan toplanan plan, yerleşimin kentsel dokusunun silinmesine dayanan ışıltılı konut kulelerini, veri merkezlerini, sahil beldelerini, parkları ve spor tesislerini özetledi. O sırada Kushner, yeniden yapılanma planının nasıl finanse edileceğini söylemedi. Hamas'ın tam silahsızlanmasının ve İsrail ordusunun geri çekilmesinin ardından başlayacağını söyledi, her ikisi de çözülmemiş sorunlar. İsrail üzerinde baskı mı? Quincy Sorumlu Devletçilik Enstitüsü'nde Orta Doğu programında araştırma görevlisi olan Annelle Sheline'e göre, ABD yönetimi kapsamlı inşaat planları üzerinde yıldızla bakarken, üye olarak imzalayan 25 ülkenin bir koleksiyonunun yanı sıra toplantıya gözlemci gönderen diğer birkaç ülkeyle bir araya geldiğinde daha sert bir gerçekle karşı karşıya kalması muhtemeldir. Yönetim kurulunun "kavram kanıtını" göstermek için herhangi bir ilerleme, kesinlikle İsrail üzerinde tek taraflı baskının iddiasını gerektireceğini belirtti. Sheline, Al Jazeera'ya verdiği demeçte, "Trump, kağıt üzerinde gerçek taahhütler elde etmek için ülkelerin 5 milyar dolar hakkındaki iddiasını desteklemesini umuyor." dedi. "Bu muhtemelen zor olacak, çünkü - özellikle Körfez ülkeleri - birkaç yıl içinde tekrar yok edilecek başka bir yeniden yapılanmayı finanse etmekle ilgilenmedikleri konusunda çok açıktılar." İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun başlangıçta karşı çıktığı İsrail'in yönetim kuruluna katılma kararı, ABD politikası üzerinde daha fazla etki yaratma konusundaki endişeleri artırdı. Sheline, ABD'nin daha kalıcı bir barışı ilerletmek için iyi niyetli bir eylemin, bir Filistinli yetkilinin yönetim kuruluna dahil edilmesi olabileceğini de sözlerine ekledi. İsrail'de art arda müebbet hapis cezasına çarptırılmaya devam eden yaygın olarak popüler Filistinli siyasi mahkum Marwan Barghouti'yi olası bir aday olarak önerdi. Serbest bırakılmasının, Washington'un kaldıraçını hemen etki etmek için kullanabileceği bir alana örnek olabileceğini söyledi. Kısa vadede, "[ilgilenen üye devletler] büyük ölçüde güvenlik durumunun çözülmesini bekliyor. İsrail her gün ateşkesi ihlal ediyor ve sarı çizgiyi hareket ettiriyor" dedi Sheline, İsrail ordusunun "ateşkes" anlaşmasının ilk aşamasının bir parçası olarak geri çekilmesi gereken Gazze'deki sınıra atıfta bulunarak. Endonezya hükümeti, sonunda 8.000'e kadar büyüyebilecek bir istikrar gücüne 1.000 asker göndermeye hazırlandığını söyledi. Ancak herhangi bir konuşlandırmanın muhtemelen daha iyi ateşkes garantileri olmadan gecikeceğini söyledi. Sheline, "Hala aktif bir savaş bölgesi," diye ekledi. "Bu nedenle, varsayımsal olarak istikrar gücüne asker katkıda bulunacağını söyleyen Endonezya'nın bile, durum istikrarlı olana kadar bunu gerçekten yapmayacağımızı söylemesi çok anlaşılabilir." Bir fırsat mı? Notre Dame Üniversitesi Kroc Uluslararası Barış Çalışmaları Enstitüsü'nde arabuluculuk programı direktörü Laurie Nathan'a göre, ihlaller için hesap verebilirlik mekanizmaları oluşturmak da dahil olmak üzere gerçek bir ateşkesin uygulanmasını sağlamak, yönetim kurulunun açılış toplantısı için "açık ara en kritik" görev olmaya devam etti. El Cezire'ye verdiği demeçte, Trump'ın Barış Kurulu'nun "Gazze'de istikrarın yokluğunda anlamlı bir yeniden yapılanma rolü oynayamayacağını ve istikrarın ateşkese bağlı kalmayı gerektirdiğini" söyledi. Bir sonraki önemli adım - ve Perşembe günkü toplantıdan kaynaklanabilecek büyük bir gelişme - birlik taahhüdü olacaktır, ancak Nathan, gönüllü bir Hamas silahsızlanma anlaşmasına varılana kadar herhangi bir konuşlandırmanın muhtemelen çıkmaza gireceğini belirtti. Durum karşısında Trump, Gazze'de başkanın kendi benlik imajıyla yakından uyumlu bir istikrarı teşvik etmek için Washington'un İsrail üzerindeki önemli etkisini kullanmaya giderek daha fazla teşvik edilmiş gibi görünüyor. Ne de olsa Trump ve müttefikleri, sahadaki gerçekler iddiaları baltalasa bile, çatışma çözümündeki başarısını defalarca lanse ederek ABD başkanını düzenli olarak "baş barışçı" olarak tasvir ettiler. Trump, Nobel Barış Ödülü'nü alması gerektiğine olan inancında ses çıkardı. Yine de, "Trump'ın motivasyonu çok yönlü," diye açıkladı Nathan. "Barışı önemsiyor mu? Bence öyle. Barış komisyoncusu olmak istiyor mu? Evet. Nobel Barış Ödülü'nü gerçekten istiyor mu? Evet.” "Öte yandan, o performatif ... onun için ne kadar ciddi olduğu hiçbir zaman tam olarak belli değil," diye ekledi. "Diğer sorun, Trump bunları yaparken kişisel çıkarların her zaman dahil olmasıdır." Daha geniş hırslar mı? Hem Washington'un Batılı müttefikleri hem de çatışma çözümü uzmanları, geçen yıl BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan Gazze yetkisinin çok ötesinde, Barış Kurulu'nun esneme kapsamı gibi görünen şeyi incelediler. Davetli ülkelere gönderilen yaygın olarak bildirilen bir kuruluş "tüzüğü", "sürekli bağımlılığı teşvik eden ve insanları ötesine götürmek yerine krizi kurumsallaştıran" barış inşasına yönelik önceden var olan yaklaşımlara yönelik kazılar yaptığı için doğrudan Gazze'ye atıfta bulunmadı. Bunun yerine, "daha çevik ve etkili bir uluslararası barış inşa organı" öngördü. Eleştirmenler, Trump'ın BM gibi kuruluşlarda yer alması amaçlanan çok taraflılık ilkelerini büyük ölçüde baltalayan "başkan" ve tek veto sahibi olarak tekil ve belirsiz rolünü daha da sorguladılar. Yapının hem ABD hükümeti hem de bir birey olarak Trump ile ilişkilerde işlemsel bir yaklaşımı teşvik ettiğini savundular. Uluslararası Kriz Grubu'nda küresel sorunlar ve kurumlar program direktörü Richard Gowan, bu endişelerin yakın zamanda azalmasının muhtemel olmadığını söyledi. Yine de, Avrupa ülkelerinin anlamlı bir ilerleme kaydedebilmesi durumunda yönetim kurulunun çabalarını desteklemesini engellediğini görmedi. "Bence, pratik anlamda, diğer ülkelerin yönetim kurulunun Gazze davasında yaptıklarını desteklemeye çalışırken, diğer konularda onu kol boyu tutmaya devam ettiğini göreceksiniz" dedi. Perşembe günkü toplantı, Barış Kurulu'nun ileriye dönük dinamiklerini ve tonunu gösterebilir. Gowan, "Trump, etrafındaki herkese emir vermek için tüzük kapsamındaki yetkisini kullanırsa, sevmediği teklifleri engeller ve bunu tamamen kişisel bir şekilde yürütürse, "Bence Trump'la iyi davranmak isteyen ülkeler bile neye bulaştıklarını merak edeceklerdir." "Trump daha yumuşak tarafını gösterirse. Özellikle Arap grubunu ve Gazze'nin neye ihtiyacı olduğu hakkında söylediklerini gerçekten dinlemeye istekliyse, gerçek bir temas grubunda gerçek bir konuşma gibi görünüyorsa," diye ekledi, "bu yönetim kurulunun geleceğiyle ilgili tüm soruları silmeyecek, ancak en azından bunun ciddi bir diplomatik çerçeve olabileceğini öne sürecektir." kaynak : Aljazeera

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.