Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kongre

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kongre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kongre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Senatosu’nda CLARITY Act oylaması: Kripto düzenlemesi ilerleyemedi Haber

ABD Senatosu’nda CLARITY Act oylaması: Kripto düzenlemesi ilerleyemedi

CLARITY Act Senato engeline takıldı ABD’de dijital varlık piyasasının federal düzeyde kapsamlı biçimde düzenlenmesini hedefleyen CLARITY Act, Senato’daki usul oylamasında gerekli desteği bulamadı. 15 Eylül’de yapılan oylamada tasarının ilerlemesi için gereken 60 oyluk eşik yakalanamadı. Oylama 49’a karşı 50sonuçlandı. Böylece tasarı, mevcut Kongre döneminde önemli bir engelle karşılaşmış oldu. Tasarının yasalaşması halinde kripto varlıkların düzenlenmesinde Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’nun (CFTC) yetki alanlarının daha net biçimde belirlenmesi ve dijital varlık piyasası için kapsamlı bir federal çerçeve oluşturulması planlanıyordu. Dört Cumhuriyetçi tasarıya karşı oy kullandı Oylamada Demokrat senatörlerin yanı sıra bazı Cumhuriyetçiler de tasarıya karşı çıktı. Reuters'ın aktardığına göre Jerry Moran, Rand Paul, Josh Hawley ve Thom Tillis olmak üzere dört Cumhuriyetçi senatör, Demokratlarla birlikte “hayır” oyu verdi. Senatör Thom Tillis'in ise yeniden değerlendirme önergesi sunabilmek amacıyla oyunu daha sonra değiştirdiği bildirildi. Tasarıda son dakika değişiklikleri yapılmıştı CLARITY Act'in Senato oylaması öncesinde Cumhuriyetçi senatörler tasarı metninde çeşitli değişikliklere gitmişti. Senatör Cynthia Lummis tarafından yayımlanan son metinde, federal yetkililerin dijital varlıklarla ilgili faaliyetlerine yönelik etik hükümlerinin yanı sıra eyalet başsavcılarının bu kuralların uygulanmasında rol üstlenmesine ilişkin düzenlemeler yer aldı. Tasarıda ayrıca ödeme amaçlı stablecoin'lerin bankacılık sistemi üzerindeki etkilerine ilişkin yeni hükümler bulunuyordu. Lummis, tasarı üzerinde Demokratların talepleri doğrultusunda 100'den fazla değişiklik yapıldığını belirterek Senato'nun düzenlemeyi ilerletmesi gerektiğini savunmuştu. Tartışmanın merkezinde etik kuralları vardı Demokrat senatörlerin temel itirazlarından biri, tasarının federal yetkililerin kripto varlıklarla bağlantılı çıkar çatışmalarını yeterince sınırlandırmadığı yönündeydi. Özellikle Başkan Donald Trump’ın kripto sektöründeki ticari faaliyetleri ve kişisel yatırımları, müzakerelerde önemli tartışma başlıklarından biri oldu. Demokratlar, federal yetkililerin belirli koşullarda dijital varlıklarını elden çıkarmasını gerektirecek daha kapsamlı etik kuralları talep etti. Cumhuriyetçi Senatör Cynthia Lummis ise tasarının uzun süren iki partili müzakerelerin sonucunda şekillendiğini ve önemli değişiklikler içerdiğini savundu. Kripto piyasası için düzenleyici belirsizlik sürüyor CLARITY Act’in ilerleyememesi, ABD’de dijital varlık piyasası için kapsamlı bir federal düzenleme oluşturma çabalarını sekteye uğrattı. Mevcut durumda SEC ve CFTC, kendi yetki alanları kapsamında kripto piyasasına yönelik düzenleme ve uygulamalarını sürdürüyor. Ancak CLARITY Act, iki kurum arasındaki yetki paylaşımını federal yasayla daha açık biçimde belirlemeyi amaçlıyordu. Tasarının geleceği ise henüz tamamen kapanmış değil. Ancak Kongre’nin kasım ayındaki ara seçimler öncesinde çalışma takviminin daralması, düzenlemenin yeniden gündeme alınmasını zorlaştıran unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama Haber

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama

Karar üçüncü kez Meclis’ten geçti Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen karar, Başkan Donald Trump yönetiminin Kongre tarafından savaş ilanı veya özel bir askeri yetkilendirme olmadan İran’a yönelik askeri faaliyetlerini sürdürmesini sınırlandırmayı hedefliyor. Demokrat Temsilci Seth Moulton tarafından desteklenen düzenleme, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik çatışmalardan çekilmesini öngörürken, ABD veya müttefiklerine yönelik yakın bir saldırıya karşı savunma amacıyla bölgede asker bulundurulmasına ilişkin istisnalar içeriyor. Karar 220’ye karşı 204 oyla kabul edildi. Yedi Cumhuriyetçi temsilci Demokratlara katılarak düzenlemeye destek verdi. Bunlar Tom Barrett, Warren Davidson, Brian Fitzpatrick, Thomas Massie, Nancy Mace, Mariannette Miller-Meeks ve Zach Nunn oldu. Moulton’dan Kongre vurgusu Kararın önde gelen isimlerinden Seth Moulton, oylama öncesinde ABD'nin Irak Savaşı'ndaki askeri geçmişine atıfta bulundu. Moulton, Trump’ın savaşın birkaç hafta süreceğine ilişkin daha önceki açıklamalarını hatırlatarak Kongre’nin anayasal yetkileri çerçevesinde yönetimi sorgulaması gerektiğini savundu. Cumhuriyetçiler İran tehdidine dikkat çekti Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast ise İran’ın hâlâ ABD açısından tehdit oluşturduğunu savundu. Mast, Demokratlara bölgedeki hangi askeri kaynakların geri çekilmesini istediklerini sorarken, Trump’ın “sonsuz savaşlar” yaklaşımına karşı olduğunu ve İran’la uzun yıllardır devam eden çatışma dönemini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Böylece oylamada bir tarafta Kongre’nin savaş yetkileri üzerindeki denetiminin güçlendirilmesini savunan milletvekilleri, diğer tarafta ise İran’ın devam eden bir güvenlik tehdidi olduğunu belirterek askeri varlığın sürdürülmesini savunan Cumhuriyetçiler yer aldı. Savaşın maliyeti 38 milyar doları aştı Oylama, savaşın ABD bütçesine maliyetinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşti. Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) 15 Eylül’de yayımladığı değerlendirmeye göre, İran’daki çatışmaların ABD Savunma Bakanlığı’na doğrudan maliyeti 1 Ağustos itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı. CBO, çatışmaların yoğunluğuna bağlı olarak savaşın aylık maliyetinin yaklaşık 2 ila 3 milyar dolar arasında olabileceğini bildirdi. Raporda ayrıca, çatışmaların devam etmesi halinde savunma harcamalarının artabileceği ve savaşın ekonomik etkileri nedeniyle 2027 başlarında enflasyonun daha önceki beklentilerin yaklaşık 0,5 puan üzerinde gerçekleşebileceği belirtildi. Önceki girişimler sonuç vermemişti Temsilciler Meclisi, İran savaşıyla ilgili benzer savaş yetkileri kararlarını daha önce haziran ve temmuz aylarında da kabul etmişti. Ancak önceki girişimler başkanlık makamına ulaşmadı. Senato’da da İran’daki askeri faaliyetleri sınırlandırmaya yönelik benzer bir girişim gündeme gelmiş, ancak süreç daha sonra değişikliğe uğramıştı. Bu nedenle son Meclis oylamasının ardından düzenlemenin Senato’daki geleceği önem taşıyor. Benzin fiyatları da gündemde İran savaşı, enerji piyasaları ve ABD’deki akaryakıt fiyatları üzerindeki etkileri nedeniyle Kongre’deki tartışmaların başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, düzenlediği basın toplantısında benzin fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi. Johnson ayrıca çatışmanın bölgede yeni bir aşamaya girdiğini savunarak müttefiklerin bölgenin istikrarına yönelik çalışmalarının arttığını ifade etti. Johnson, enerji maliyetlerindeki düşüşün gıda fiyatlarına da yansıyacağını belirtti ve bunun daha erken gerçekleşmesini tercih ettiğini söyledi. Temsilciler Meclisi’ndeki son oylamayla birlikte İran savaşı ve başkanın savaş yetkileri üzerindeki Kongre denetimi tartışması yeniden ABD siyasetinin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü Haber

ABD’de Trump yönetiminin 75 ülkeye yönelik vize politikası mahkemeden döndü

ABD’de federal yargıç Jeannette Vargas, aralarında Afganistan, İran, Rusya ve Somali’nin de bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerinin askıya alınmasını öngören Trump yönetimi politikasını yasaya aykırı bularak iptal etti. ABD’de Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ilişkin önemli bir mahkeme kararı çıktı. New York’taki federal bölge mahkemesinde görülen davada, yönetimin 75 ülkenin vatandaşlarının göçmen vizesi başvurularını durdurmasına yönelik uygulaması iptal edildi. ABD Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, söz konusu politikanın Göç ve Vatandaşlık Yasası’na aykırı olduğunu ve yönetimin yasal yetkisini aştığını değerlendirdi. 75 ülkeden vize başvurularına askıya alma kararı Trump yönetimi, vatandaşlarının ABD’de kamu yardımına ihtiyaç duyma ihtimalini yüksek gördüğü 75 ülkeden yapılan göçmen vizesi başvurularının durdurulması yönünde konsolosluklara talimat vermişti. Politikanın hedefindeki ülkeler arasında Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkeler de yer alıyordu. Dışişleri Bakanlığı, uygulamanın daha önce yürürlüğe giren ve ABD’ye gelecek göçmenler arasında “kamuya yük” oluşturabilecek kişilere yönelik kuralları sıkılaştıran düzenlemenin ardından hayata geçirildiğini açıklamıştı. Yargıç: “Yetki aşıldı” Yargıç Vargas kararında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından uygulanan politikanın, uygun şartları taşıyan başvuru sahiplerine hukuki bir gerekçe olmaksızın vize verilmesini engellediğini belirtti. Vargas, bu uygulamanın yönetimin sahip olduğu yetkiyi aştığı sonucuna vardı. Yargıca göre Kongre, göçmenlerin vize almaya uygun olup olmadığını değerlendirme yetkisini, yasada belirtilen kriterler çerçevesinde konsolosluk görevlilerine vermiş durumda. Bu nedenle başvuru sahibinin yalnızca vatandaşlığına dayanılarak göçmenlik vizesinin kategorik biçimde engellenmesinin mevcut yasal düzenlemeyle bağdaşmadığı belirtildi. “Kongre’nin verdiği yetkiyi baltalıyor” Vargas, politikanın yalnızca başvuru sahiplerini değil, Kongre tarafından konsolosluk görevlilerine verilen değerlendirme yetkisini de etkilediğine dikkat çekti. Kararda, konsolosluk memurlarının her başvuruyu yasada belirtilen özel kriterlere göre değerlendirmesi gerektiği vurgulanırken, ülke vatandaşlığı temelinde toplu şekilde vize işlemlerinin durdurulmasının bu sistemi devre dışı bıraktığı belirtildi. Trump yönetimi kamu yardımı verilerini gerekçe göstermişti ABD Dışişleri Bakanlığı, vize işlemlerinin askıya alınmasına ilişkin kararında Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından hazırlanan verilere atıfta bulunmuştu. Bakanlık, söz konusu ülkelerden gelen göçmenlerin bulunduğu hanelerin yüzde 30’undan fazlasının bir tür kamu yardımından yararlandığını savunmuştu. Mahkemenin kararıyla birlikte Trump yönetiminin bu veriler üzerinden 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik uyguladığı toplu vize işlemi durdurma politikası önemli bir hukuki engelle karşı karşıya kaldı.

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız” Haber

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de ateşkes ve kalıcı barış hedefiyle hazırlanan 21 maddelik planın eksiksiz uygulanması konusunda kararlı olduklarını açıkladı. Bakanlık ayrıca Gazze’de görev yapması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü için finansman sağlanmasına yönelik Kongre bildiriminde bulunulduğunu duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik 21 maddelik planın uygulanmasına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, İsrail tarafından gelen plana yönelik farklı açıklamalara rağmen Washington yönetiminin söz konusu planın uygulanması konusunda kararlı olduğunu belirtti. Pigott, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan 21 maddelik Gazze barış planının tam olarak hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti. Uluslararası İstikrar Gücü planın önemli parçası ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi açısından Uluslararası İstikrar Gücü'nün planın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Washington yönetiminin bu gücün oluşturulması ve görev yapabilmesi için gerekli adımları atmayı sürdürdüğünü belirten Pigott, finansman konusunda da Kongre sürecinin başlatıldığını açıkladı. Kongreye finansman bildirimi yapıldı Pigott, ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası İstikrar Gücü'ne finansman sağlama niyetini içeren resmi bildirimi 31 Temmuz'da Kongreye gönderdiğini belirtti. Söz konusu tarih, Trump yönetimindeki Barış Kurulunun Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesine ilişkin bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu döneme denk geldi. ABD yönetiminin bu adımı, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve barış planının uygulanması için uluslararası bir mekanizma oluşturma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor. Netanyahu’nun açıklamaları sürecin geleceğine ilişkin soru işaretleri oluşturdu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun söz konusu plana karşı çıkan açıklamalarının ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin belirsizlik ortaya çıktı. ABD yönetimi ise planın uygulanması yönündeki tutumunu sürdürüyor. Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner da planla ilgili destek oluşturmak amacıyla bu hafta Orta Doğu temaslarında bulundu. Kushner, Mısır’da Hamas yöneticileriyle, Kudüs’te ise Netanyahu ile görüşmeler gerçekleştirdi.

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi Haber

ABD Senatosu'ndan Trump'a İran Yetkisi: Askeri Operasyonları Sınırlandıracak Tasarı Kıl Payı Reddedildi

Senato'da Kritik Oylama: Tasarı Bir Oy Farkla Geçemedi ABD Senatosu'nda Demokrat senatörler tarafından hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı askeri güç kullanma yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan yasa tasarısı, yapılan kritik oylamada yeterli desteği bulamadı. Tasarı, 49 senatörün desteğini almasına karşın 50 "hayır" oyuyla reddedildi. Kabul edilmesi için gerekli olan 51 oya ulaşılamaması nedeniyle düzenleme Senato'da ilerleyemedi ve askıya alındı. Böylece Başkan Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlar konusunda sahip olduğu mevcut yetkiler korunmuş oldu. Tasarı Ne Öngörüyordu? Demokratların hazırladığı düzenleme, ABD Anayasası'nda Kongre'ye tanınan savaş ilan etme yetkisini temel alıyordu. Tasarıya göre Kongre açık bir savaş ilanında bulunmadığı sürece Başkan'ın İran'a yönelik askeri operasyonları tek taraflı sürdürmesi engellenmek isteniyordu. Yasa teklifinin kabul edilmesi halinde, Kongre'den resmi onay alınmadan yürütülen askeri faaliyetlerde görev yapan ABD askerlerinin belirli bir süre içerisinde bölgeden çekilmesi gerekecekti. Destekleyen senatörler, bu düzenlemenin yürütme organının savaş yetkilerini dengeleyeceğini savundu. Ancak Senato'daki oylama sonucunda bu girişim başarısız oldu ve mevcut uygulama değişmeden kaldı. Trump'ın Askeri Yetkileri Korundu Oylamanın ardından Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri karar alma yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu sonuç, Beyaz Saray'ın Orta Doğu politikalarında hareket alanını koruması açısından önemli görülüyor. Uzmanlara göre Senato'dan çıkan sonuç, yönetimin olası güvenlik tehditlerine karşı hızlı karar alma kapasitesini sürdürmesini sağlayacak. Ancak aynı zamanda Kongre ile Beyaz Saray arasındaki savaş yetkileri tartışmasının da devam edeceğine işaret ediyor. ABD'de başkanların askeri operasyon yetkileri uzun yıllardır siyasi ve hukuki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Kongre onayı olmadan gerçekleştirilen operasyonlar, geçmiş dönemlerde de benzer anlaşmazlıklara neden olmuştu. Demokratlardan Sert Eleştiriler Tasarıyı destekleyen Demokrat senatörler, İran konusunda atılan askeri adımların Kongre'nin bilgisi ve onayı olmadan yürütülmesinin anayasal dengeyi zedelediğini savundu. Muhalefet, askeri gerilimin yalnızca dış politika açısından değil, ABD ekonomisi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getirdi. Özellikle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın, İran ile yükselen tansiyonun ekonomik sonuçlarından biri olduğu ifade edildi. Demokratlar ayrıca, ABD'nin yeni ve kapsamlı bir askeri çatışmanın içine sürüklenmemesi için Kongre'nin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Parti İçi Ayrışmalar Dikkat Çekti Senato'daki oylamanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise her iki büyük partide de yaşanan görüş ayrılıkları oldu. Cumhuriyetçi senatörler Susan Collins, Lisa Murkowski ve Rand Paul, parti yönetiminin aksine hareket ederek Trump'ın askeri yetkilerinin sınırlandırılması yönünde oy kullandı. Bu isimlerin kararı, Cumhuriyetçi Parti içinde dış politika konusunda farklı yaklaşımların sürdüğünü gösterdi. Öte yandan Demokrat Senatör John Fetterman, partisinin büyük çoğunluğundan ayrılarak tasarıya karşı oy verdi ve Cumhuriyetçilerle aynı safta yer aldı. Fetterman'ın tercihi, Demokrat Parti içerisinde de İran politikasına ilişkin ortak bir görüş bulunmadığını ortaya koydu. Cumhuriyetçi liderlerden Senatör Mitch McConnell ise oylamaya katılmadı. McConnell'ın yokluğu da Washington kulislerinde dikkat çeken gelişmeler arasında değerlendirildi. ABD-İran Geriliminde Yeni Dönem Senato'dan çıkan sonuç, ABD'nin İran politikasında kısa vadede önemli bir değişiklik beklenmediğini gösteriyor. Başkan Trump yönetimi, Kongre'den yeni bir yetki almaksızın mevcut yasal çerçevede hareket etmeyi sürdürebilecek. Bununla birlikte uzmanlar, İran ile yaşanabilecek yeni gelişmelerin Kongre'de benzer girişimlerin yeniden gündeme gelmesine yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle Orta Doğu'da güvenlik dengelerini etkileyebilecek olası askeri operasyonlar, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada yakından takip ediliyor. Washington'da yaşanan bu kritik oylama, yalnızca Başkan Trump'ın yetkilerini değil, ABD'de yürütme ve yasama organları arasındaki güç dengesine ilişkin tartışmaları da yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Önümüzdeki dönemde İran ile ilişkilerde yaşanacak gelişmelerin, Kongre'nin benzer düzenlemeleri tekrar değerlendirmesine zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

Trump : Seçim sistemi Manipülasyona ve yolsuzluğa açık Haber

Trump : Seçim sistemi Manipülasyona ve yolsuzluğa açık

Trump, "Seçim sistemimizdeki şok edici zafiyetleri ortaya koyan kritik istihbarat bilgileriningizliliği kaldırıldı ve kamuoyuyla paylaşıldı" diyerek, söz konusu belgelerin seçim altyapısının"daha önce görülmemiş ölçüde" risk altında olduğunu gösterdiğini öne sürdü. Trump'tan Biden ve Obama'ya suçlama Seçim güvenliğine ilişkin bilgilerin yıllarca kamuoyundan gizlendiğini iddia eden Trump, eskiABD başkanları Joe Biden ile Barack Obama yönetimlerini suçladı. Trump, Çin'in 2020 yılından bu yana yaklaşık 220 milyon ABD seçmenine ait veriyi elegeçirdiğini öne sürerek, bunun "ABD tarihindeki en büyük seçim verisi ihlali" olduğunusavundu. İstihbarat kurumlarının Çin'in seçimlere yönelik müdahale girişimlerine ilişkin bilgilerigizlediğini iddia eden Trump, "Bu bilgiler hem başkandan hem de Amerikan halkındansaklandı" ifadelerini kullandı. "Çin, Biden lehine yasa dışı oy pusulası üretmeye çalıştı" Trump, FBI'ın ham istihbarat verilerine dayanarak Çin'in 2020 seçimlerinde Joe Biden lehineyasa dışı oy pusulası üretmeye çalıştığını ileri sürdü. Ayrıca Çin yönetiminin, kendisi hakkında olumsuz haber yapan ABD'li gazetecileribelirleyerek bu faaliyetler için maddi destek sağladığını da iddia etti. Trump, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ile CIA'den söz konusu bilgilerin neden gizlendiğininaraştırılmasını, sorumluların görevden alınmasını ve gerekli görülmesi halinde haklarındayasal işlem başlatılmasını istedi. "Seçim sistemi savunulamaz durumda" Trump, Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore ve bazı devlet dışı grupların ABD seçim altyapısını hedefalabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti. ABD İç Güvenlik Bakanlığının incelemelerine atıfta bulunan Trump, seçmen kayıtlarındayaklaşık 278 bin yabancı uyruklu kişinin tespit edildiğini de öne sürdü. "Yüz milyonlarca ABD seçmen dosyası yabancı hükümetlerin elinde. Oy vermemakinelerimiz ve oy sayım sistemlerimiz siber saldırılara, manipülasyona ve yolsuzluğa açık"diyen Trump, mevcut seçim sistemini "savunulamaz" olarak nitelendirdi. ABD seçim sistemini sert sözlerle eleştiren Trump, "Bizimki gibi bir seçim sistemine sahiphiçbir üçüncü dünya ülkesi yok" ifadelerini kullandı. Kongre'ye SAVE America Act çağrısı Kasım ayında yapılacak ara seçimlerin güvenilir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğinisöyleyen Trump, Kongre'ye SAVE America Act (Amerika'yı Kurtarma Yasası) tasarısını bir anönce kabul etme çağrısında bulundu. Söz konusu düzenleme, oy kullanırken kimlik ibrazını zorunlu hale getirmeyi ve posta yoluylaoy kullanımını sınırlandırmayı öngörüyor.

Trump: Netanyahu, İran ile ilgili ben ne dersem onu yapacak Haber

Trump: Netanyahu, İran ile ilgili ben ne dersem onu yapacak

ABD Başkanı Trump, Connecticut’ta düzenlenecek Sahil Güvenlik Akademisi Mezuniyet Töreni'ne katılmak üzere havalimanından ayrılırken basın mensuplarına İran gündemini değerlendirdi. İran konusunda çok iyi bir durumda olduklarını, bu ülkenin askeri ve siyasi kapasitesini büyük ölçüde ortadan kaldırdıklarını söyleyen Trump, mevcut ateşkesin ne kadar süreceği konusunda ucu açık konuştu. Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a saldırıları ne kadar erteleyeceği ile ilgili bir soruya, "O (Netanyahu), ben onun ne yapmasını istiyorsam onu yapacak" yanıtını verdi. Trump'tan "acelem yok" mesajı ABD Başkanı, İran konusunda atacağı adımlarla ilgili herhangi bir acelesinin olmadığını vurgulayarak, kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinin kendisini acele ettirmediğini ifade etti. Trump, "İran'la ilgili acelem yok. Ara seçimler var diyorlar. Benim acelem yok" yorumunu yaptı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Çin ziyaretini de değerlendiren Trump, "Bence bu iyi bir şey. Ben ikisiyle de iyi anlaşıyorum" diyerek görüşmeye ilişkin tavrını ortaya koydu. ABD Başkanı ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın açılması gerektiğini ve bu konuda bazı girişimlerde bulunacaklarını kaydetti. Trump, İran'la savaşın "uzadığı" yönündeki eleştirilere ise katılmadığını, ABD'nin Afganistan ve Irak gibi ülkelerde yıllarca kaldığını ve binlerce asker kaybettiğini anımsatarak, "Biz 3 aydır İran'dayız ve bunun da çoğu ateşkesle geçti ve sadece 13 kişi kaybettik" değerlendirmesini yaptı.

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı Haber

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı

Cooper, "ABD Askeri Duruşu, Büyük Orta Doğu ve Afrika'daki Ulusal Güvenlik Zorlukları" konulu oturumda, Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Zimmerman ve ABD Afrika Komutanı General Dagvin Anderson ile ifade verdi. Komitenin Demokrat üyesi Seth Moulton'ın, İran'a yönelik savaşta "işlerin pek iyi gitmediğine" dair yaptığı yoruma, Cooper tepki gösterdi. Moulton'ın, "Bu hata uğruna ölmesini isteyeceğimiz daha kaç Amerikalı olması gerektiğini bilmek istiyorum. Bunu biliyor musunuz?" sorusuna Cooper, "Bunun sizin tarafınızdan yapılmış, tamamen yersiz bir açıklama olduğunu düşünüyorum." sözleriyle karşılık verdi. Moulton, Başkan Donald Trump'ın Tahran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep eden sözlerini gündeme getirerek "Bu, planın bir parçası mı?" diye sordu. Cooper bu soruya da "Sayın Temsilci, tüm askeri hedeflerimize ulaştık. Şu anda bir ateşkes halindeyiz, bir abluka uyguluyoruz ve geniş bir yelpazedeki olası gelişmelere karşı hazırlıklıyız." cevabını verdi. "Bir ateşkesimiz var" Kongre üyesi Chrissy Houlahan, CENTCOM Komutanı Cooper'a, ABD tarafından İran'a ait binlerce hedefin vurulduğunun, İran donanmasının yüzde 80 veya 90'ının yok edildiğinin söylenmesine rağmen "Neden kaybediyormuş gibi hissettiğini" sordu. Cooper, Houlahan'a, "Sayın Kongre üyesi, bu hissi paylaşmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, görüşmeler devam ediyor ve bir departman olarak bu görüşmelere destek vermeye hazırız." yanıtını verdi. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesindeki oturumun devamında, diğer Kongre üyelerinin İran ile savaşın sona erip ermediği konusundaki ısrarlı sorularına muhatap olan Cooper, "Bir ateşkesimiz var." demekle yetindi. Komite üyeleri ayrıca, İran'ın, bombalanarak yıkılan füze üslerinin birçoğunu halihazırda yeniden faaliyete geçirdiğine dair çıkan haberler konusunda Cooper'a sorular yöneltti. Cooper bu iddiaları reddederek, "Bu haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar Haber

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar

Hurst, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Pentagon'un 2027 mali yılı için rekor düzeydeki bütçe talebiyle ilgili Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi Savunma Alt Komitesi'nde düzenlenen oturumda ifade verdi. Temsilciler Meclisi üyelerine ABD'nin İran'a karşı İsrail'le birlikte başlattığı savaşın bugüne kadar Pentagon bütçesine yansıyan maliyeti sorulan Hurst, bu rakamın "yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını" söyledi. Hurst, "(Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin) ifadesi sırasında bu rakam 25 milyar dolardı, ancak ortak personel ekibi ve mali işler ekibi bu tahmini sürekli olarak inceliyor ve bu nedenle şimdi 29 milyar dolara daha yakın olduğunu düşünüyoruz" dedi. Savaşın maliyetindeki 4 milyar dolarlık artışa açıklama getiren Hurst, "Bunun nedeni, güncellenmiş ekipman onarım ve değiştirme maliyetleri ile ayrıca personelin görevde kalmasını sağlamak için genel işletme maliyetleridir” diye ekledi. Ayrıca, söz konusu oturumda konuşan Savunma Bakanı Hegseth, İran'la savaşın maliyetine ilişkin daha resmi bir hesaplamayı Kongre'ye sunup sunamayacağı sorusuna, Pentagon'un bu konuda "ilgili ve gerekli olduğunda mümkün olduğunca bilgileri paylaşacağını" belirtti. Hegseth, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme veya geri çekme planlarıyla ilgili ise "Gerekirse (savaşı) yeniden tırmandırma planımız var, gerekirse geri çekilme planımız var. Varlıkları kaydırma planımız var" ifadelerini kullandı. ABD medyasındaki haberlerde, söz konusu maliyetin İran'ın füzelerle vurduğu ABD'nin bölgedeki üslerinde yapılacak onarım maliyetleri de eklendiğinde 40-50 milyar dolara çıkabileceğine dair yorumlara yer verildi. Hurst, nisan ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadesinde İran'a yönelik savaşın maliyetinin "yaklaşık 25 milyar dolar" olarak hesapladıklarını söylemiş ve bunun Ortadoğu'daki ABD üslerinde meydana gelen kapsamlı hasarın onarım maliyetini içermeyen düşük bir rakam olduğunu bildirmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.