Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kobi̇

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı! Haber

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı!

E-Ticaretin Yeni Yakıtı: Anadolu’nun Kadim "Referans" Kültürü Ticaretin sadece bir "matematik ve algoritma" eşleşmesi olmadığını savunan yerli girişim, "Talep Pazarlama" adını verdiği yeni nesil modeliyle, dijital dünyanın soğuk yüzüne karşı insan faktörünü ve Anadolu’nun kadim "referans" kültürünü sahaya sürüyor. Algoritma Prangasına "İnsan" Dokunuşu Global devlerin tüketiciyi reklam bombardımanına tuttuğu bir dönemde Jetlid, ticareti dijital gürültüden arındırmayı hedefliyor. Konuyla ilgili vizyoner açıklamalarda bulunan Jetlid Genel Müdürü Merve Özmen, ticaretin ruhunun yeniden "güven" ve "kişisel ilişki" temeline döndüğünü vurguladı. "Bugün dev platformlar devasa veri yığınlarıyla bize ne alacağımızı dikte ediyor. Ancak biz biliyoruz ki, bir tüketicinin kalbine giden yol algoritmalardan değil, güvendiği bir insanın samimi tavsiyesinden geçer. Jetlid ile bu 'tavsiye ekonomisini' dijital bir zırha kavuşturduk." Temu’nun Fiyatına Karşı Türk Girişimcisinin Gücü Jetlid, Temu’nun fabrikadan halka modeline karşı, "Yerli Üreticiden Satış Ortağına, Oradan Güvenli Ticarete" uzanan bir köprü kuruyor. Bu model, özellikle reklam ve komisyon maliyetleri altında ezilen yerli KOBİ’ler için adeta bir can simidi niteliğinde. İşte Jetlid’in ticaretin kurallarını sil baştan yazdığı 3 kritik nokta: Reklam Bütçesi Artık Kullanıcının Cebinde: Dev platformlara ödenen ve ürün fiyatını şişiren "görünmez" reklam giderleri, Jetlid modelinde doğrudan satış ortağının kazancına dönüşüyor.Gürültü Değil, Güven: Dijital reklamlar artık "spam" muamelesi görürken, Jetlid satış ortaklarının birebir temasıyla gerçekleşen satışlar, global dönüşüm oranlarını altüst ediyor.KOBİ’lerin Kâr Kalkanı: Yerli üretici, sadece satış gerçekleştiğinde maliyet üstleniyor. Bu da markalarımızın küresel devlerin fiyat baskısı karşısında kâr marjlarını korumasını sağlıyor. "Kayıt Dışı Tavsiyeyi Ekonomiye Kazandırıyoruz" Türkiye’deki girişimci ruhun sosyal ağlardaki potansiyeline dikkat çeken Merve Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: "Mutfaktaki sohbetten, WhatsApp gruplarına kadar her gün milyonlarca ürün tavsiye ediliyor ancak bu ekonomik değer buharlaşıp gidiyordu. Jetlid, bu süreci profesyonel bir 'ticari işletim sistemine' dönüştürdü. Biz devlerin reklam bütçelerine değil, Türk insanının birbirine olan güvenine yatırım yapıyoruz. Ticaretin yerli imzasını dünyaya atmaya hazırız." Jetlid Hakkında: Jetlid, yerli teknoloji gücüyle ticaretin sınırlarını genişleten, markaları ve satış ortaklarını "talep odaklı" bir platformda birleştiren bir teknoloji şirketidir. E-ticaretin geleceğini sosyal etkileşim ve güven üzerine kurgulayan platform, Türkiye’nin ticaret ekosistemine yeni bir soluk getirmektedir.

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı Haber

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enerji arz güvenliği konusunda Türkiye'nin şu an itibarıyla bir sorun yaşamadığını belirten Şimşek, son 20-25 yılda enerji tedarikinde ciddi bir çeşitlendirmeye gidildiğini söyledi. Şimşek, petrol, doğal gaz, boru hatları, LNG ve depolama kapasitesindeki yatırımlara dikkat çekerek, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’na bağımlılığının düşük seviyede olduğunu ifade etti. "Jet yakıtında, doğal gazda, petrolde sorun yok" Şimşek, enerji arz güvenliği açısından Türkiye’de mevcut durumda sorun bulunmadığını belirterek, "Jet yakıtında sorun yok, doğal gazda sorun yok, petrolde sorun yok" dedi. Petrol fiyatlarındaki artışın dış denge ve enflasyon üzerinde etkisi olduğunu kabul eden Şimşek, Türkiye’nin küresel arz şokundan etkilendiğini ancak bu etkinin vatandaşlara daha sınırlı yansıtıldığını söyledi. "Petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 75’ini bütçe karşıladı" Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın önemli bir kısmını bütçenin üstlendiğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "Eşel mobilde biz bir adım attık. Cumhurbaşkanımızın yine liderliğinde bütçe imkanlarımız elverdiği için biz dedik ki bu petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını u oranında bütçe olarak biz karşılayalım. Yani bizim biliyorsunuz akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV'miz var. Yani fiyatın içinde bir miktar özel tüketim vergisi var. O özel tüketim vergisinden feragat edip Eşel Mobil sistemi üzerinden aslında vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Ben size müsaade ederseniz en son rakamları söyleyeyim. Eşel mobil olmasaydı bugün mazot 89,4 lira olurdu burada. Yani yaklaşık 90 lira olacaktı. Halbuki şu anda eşel mobil sayesinde fiyat 72,7 lira, yani 73 lira diyelim. Yani yuvarlıyorum, yani 90 lira olacak olan 1 litre mazot bugünkü küresel fiyatlarda aslında 73 liranın altında bir fiyatla şu anda milletimize arz ediliyor. Benzer şekilde benzinde de benzin fiyatı yani eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda 64,6, 65 lira diyelim. Dolayısıyla dikkat ederseniz yani şokun önemli bir kısmını biz vatandaşlarımıza, Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, yani esnafımıza yansıtmadık. Bu tabii önemli bir fedakarlık içeriyor." Bu adımın vatandaşın alım gücünü, çiftçiyi, esnafı, sanayiciyi ve ihracatçıyı desteklemek amacıyla atıldığını belirten Şimşek, eşel mobilin enflasyondaki artışı da sınırladığını söyledi. "İlk 2 ayda maliyeti 90 milyar lira" Eşel mobil uygulamasının bütçeye ciddi maliyeti olduğunu belirten Şimşek, ilk 2 ayda gelir kaybının yaklaşık 90 milyar lira olduğunu açıkladı. Şimşek, benzer tablonun yıl boyunca devam etmesi halinde maliyetin yaklaşık 600 milyar liraya ulaşabileceğini belirterek, bunun 13-14 milyar dolarlık bir büyüklüğe denk geldiğini ifade etti. "Yurt dışından sermaye gelişini teşvik edeceğiz" Şimşek, yurt dışından Türkiye'ye sermaye girişini teşvik edecek yeni bir statü üzerinde çalıştıklarını da açıkladı. Dünyada varlıklı kişilerin vergi avantajlarına göre ikametlerini farklı ülkelere taşıyabildiğini belirten Şimşek, Türkiye’nin bu hareketlilikten pay alabileceğini söyledi. Şimşek, yurt dışından elde edilen gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi halinde 20 yıl boyunca vergilendirilmeyeceğini belirterek, "Türkiye’de çalışıp Türkiye’de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye’ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek" dedi. "Varlık barışı af niteliğinde olmayacak" Varlık barışı düzenlemesine de değinen Şimşek, bu kez yalnızca beyanın yeterli olmayacağını, kaynağın ekonomiye katkı sağlaması için sistemde belli süre tutulmasının isteneceğini söyledi. Şimşek, yüzde 5’lik vergi öngörüldüğünü, Cumhurbaşkanı’nın bu oranı sıfıra indirme veya 10’a çıkarma yetkisine sahip olacağını belirtti. Vergi borçlarının yapılandırılmasına ilişkin de konuşan Şimşek, taksit sayısının 36 aydan 72 aya kadar çıkarılmasına yönelik yetki istediklerini ifade etti. Şimşek, özellikle esnaf ve KOBİ’ler için teminat şartlarında esneklik planlandığını belirterek, "Hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak" dedi.

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli Haber

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli

Babacan, Türkiye’de artan siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerilimin güvenlik açısından risk oluşturduğunu belirterek, bireysel silahlanmanın yaygınlaştığını ve gençlerin eğitim ile istihdam olanaklarına erişimde zorlandığını ifade etti. Türkiye’nin bu alanda kapsamlı politikalara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Babacan, siyasette kullanılan dilin yumuşamasının önemine dikkat çekti. Erken seçim tartışmalarına da değinen Babacan, seçim tarihinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmelerine bağlı olduğunu ifade etti. Mevcut sistemde seçim kararının Cumhurbaşkanı tarafından ya da Meclis kararıyla alınabileceğini belirten Babacan, yeniden adaylık için Meclis’in erken seçim kararı almasının gerekliliğine işaret etti. Ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Babacan, Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikasının temel amacının enflasyonu düşürmekten ziyade dış kaynak girişini sağlamak olduğunu savundu. Bu durumun özellikle sanayiciler ve KOBİ’ler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti. Milliyetçilik kavramına ilişkin görüşlerini de paylaşan Babacan, ekonomik istikrarın ve düşük enflasyonun sağlanmasının milliyetçilik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Babacan ayrıca, mevcut siyasi tabloya ilişkin değerlendirmesinde, iktidar ve ana muhalefet dışında yeni bir siyasi alternatifin oluşturulmasının gerekli olduğunu belirtti. Bu alternatifin hukuk, adalet ve şeffaf yönetim ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Savunma sanayiine ilişkin görüşlerinde ise sektörün gelişimi için rekabetin önemine değinen Babacan, devletin destekleyici ancak adil ve şeffaf bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Babacan, geçmiş dönemlere ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’nin bir dönem yabancı yatırımcılar ve gençler açısından cazibe merkezi olduğunu, bugün ise tersine bir eğilimin yaşandığını söyledi. Ayrıca görev yaptığı yıllarda yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunu belirtti.

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı Haber

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı

CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), bölgemizde süren jeopolitik gerilim ve savaşın ekonomik etkilerine karşı hazırladığı kapsamlı önlem paketini kamuoyuna duyurdu. Konsey, iktidarın mevcut politikalarının Türkiye’yi kırılgan bir ekonomik ortamda bıraktığını belirterek, acil müdahale ve yapısal reform ihtiyacını vurguladı. CHP EEK’in raporunda, savaşın enerji, tarım ve sanayi sektörlerinde tedarik zincirlerini bozduğu, fiyatlar ve ihracat imkanları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi. Türkiye’nin ekonomik dirençliliği için demokratik ve kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. CHP EEK, paketin hazırlanmasında toplum kesimleri ve sektör temsilcileriyle görüşmeler yürütüldüğünü vurgularken, mevcut Ekonomik ve Sosyal Konsey’in acilen toplanmasını önerdi. Konsey, kısa vadeli önlemlerin hızla hayata geçirilmesi, orta ve uzun vadeli önlemler içinse bugünden hazırlık yapılması gerektiğini kaydetti. Bu paketle CHP, Türkiye ekonomisinin savaşın etkilerine karşı güçlendirilmesini ve olası küresel krizlere karşı dirençli bir yapı kurulması hedeflendi. Buna göre raporda ACİL ÖNLEMLER şöyle sıralandı: Akaryakıt KDV’si yüzde 20’den yüzde 1’e düşürülmeli, ÖTV’deki KDV kalıcı olarak kaldırılmalı. Eşel mobil sistemi yüzde 100 uygulanmalı. Çiftçilere faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalı, borçlar uzun vadeli ve faizsiz yapılandırılmalı, haciz işlemleri durdurulmalı. Asgari ücret artışları üç ayda bir yapılmalı; memur ve emekli maaşlarında ek düzenleme yapılmalı. Sosyal yardım sistemi hane gelirine göre kademeli nakit destek sunmalı. Savaş nedeniyle zarar gören KOBİ ve esnafa KGF teminatlı krediler, Eximbank finansmanı, vergi indirimleri ve SGK teşvikleri sağlanmalı. Küçük esnafa elektrik ve doğalgaz desteği, ulaşım sektörüne akaryakıt desteği verilmeli. Turizm sektöründe senaryo bazlı hazırlıklar yapılmalı ve Türkiye’nin güvenli turizm destinasyonu olduğu tanıtılmalı. Orta ve uzun vadeli önlemlerle ilgili hususlar ise raporda şöyle yer aldı: Enerjide arz güvenliği sağlanmalı, yerli yenilenebilir enerji kapasitesi artırılmalı. Tarımda sübvansiyon mekanizmaları ve gelir güvencesi sağlanmalı. KOBİ ve reel sektör desteklenmeli; yeşil, mor ve dijital dönüşüm programları uygulanmalı. Türkiye, ekonomik kırılganlıkları azaltıp bölgesel üretim ve ticaret merkezi olmalı, alternatif uluslararası ticaret koridorları güçlendirilmeli. Savunma sanayisine etkin destek sağlanmalı ve hızlı yanıt veren bir yapı kurulmalı. Türkiye, jeostratejik konumunu kullanarak bölgesel yatırım ve finans merkezi haline gelmeli. Kamu bütçesi şeffaf, verimli ve kamu yararına dayalı şekilde yönetilmeli; zarara yol açan uygulamalara son verilmeli. Söz konusu raporun tam metnine ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Bakan Kacır: Malatya’da 4 yeni sanayi alanı ilan edildi Haber

Bakan Kacır: Malatya’da 4 yeni sanayi alanı ilan edildi

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır, sanayi tesislerinde depremin izlerini silmek ve üretimi daha güçlü şekilde sürdürmek için yürütülen projelere 7,3 milyar lira finansman sağlandığını bildirdi. Bakan Kacır, il programları kapsamında Malatya’da çeşitli temaslarda bulundu. Malatya Valiliğini ziyaret ederek kentte yürütülen yatırımlar hakkında bilgi alan Kacır, DAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Fırat Kalkınma Ajansı Projeleri Protokol İmza Töreni’ne katıldı. Program kapsamında Kubbet-üs Sahra Camii’nde Cuma namazı sonrası vatandaşlarla bir araya gelen Kacır, Malatya Sanayi ve Teknoloji Projeleri Açılış Töreni ile Yeşilyurt Küçük Sanayi Sitesi 1. Etap Anahtar Teslimi ve 2. Etap Temel Atma Töreni’nde de yer aldı. Yeşilyurt Sanayi Sitesi’nde hak sahiplerine anahtarlarını teslim etti. KOBİ’lere 8,7 milyar liralık kaynak sağlandığını belirten Kacır, Malatya’nın sanayi altyapısının güçlendirildiğini ifade etti. Şehrin yalnızca sanayide değil, Bilim Merkezi ve Millî Teknoloji Atölyeleri ile yüksek teknoloji alanında da gelişmesinin hedeflendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 23 yılda sanayi ve teknoloji alanında önemli adımlar atıldığını vurgulayan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayii başta olmak üzere birçok sektörde küresel ölçekte rekabet gücüne ulaştığını söyledi. Malatya’nın üretim kültürü ve girişimci yapısıyla öne çıkan şehirlerden biri olduğunu belirten Kacır, son 23 yılda kentteki organize sanayi bölgelerinin büyüklüğünün 650 hektardan 2 bin 341 hektara çıkarıldığını ifade etti. Kacır, organize sanayi bölgelerindeki istihdamın ise 5 bin 480’den 25 bine yükseldiğini aktardı. Deprem sonrası süreçte sanayi yatırımlarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Kacır, ilan edilen yeni sanayi alanları ve sağlanan finansman desteğiyle Malatya’da üretim kapasitesinin daha da artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur Haber

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur

SSB Başkanı Görgün’ün konuşmasında satır başları şu şekilde: “Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz ‘Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’ kapsamında sizlerle yeniden Antalya’mızda bir araya gelmekten memnuniyet duyuyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Hamdolsun savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncu haline geldik. Dolayısıyla bu konumumuzun sürdürülebilir olması için geliştireceğimiz stratejilerimizin de küresel ölçekte olması elzemdir. Bu nedenle her yıl ihracatçılarımızla Antalya’mızda bir araya geliyoruz. Böylece hem geçmiş yılın muhasebesini yapıyor hem de önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız küresel trendleri ve bunlara yanıt vereceğimiz stratejileri birlikte şekillendiriyoruz. Dünyanın dört bir yanında derinleşen savaşlar, vekalet çatışmaları ve hibrit tehditler, uluslararası güvenlik mimarisini her geçen gün daha karmaşık bir hale getirmektedir. Türkiye, bu yeni düzlemde gelişmiş bir savunma sanayii altyapısıyla öne çıkan stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘tam bağımsız savunma sanayii’ vizyonu ışığında yürüttüğümüz faaliyetlerle, ülkemiz yalnızca kendi güvenliğini sağlayan değil, aynı zamanda bölgesel istikrara ve dünya barışına hizmet eden küresel bir oyuncuya dönüşmüştür. Bu dönüşüm, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 savunma ihracatçısı arasına taşıma hedefimize sağlam adımlarla yaklaştırmaktadır. 2025 yılına baktığımızda, toplam 485 uluslararası faaliyet düzenlediğimizi ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda; 94 ülkeden yabancı heyetlerle 401 ikili görüşme, 17 savunma sanayii işbirliği toplantısı, 22 uluslararası fuara katılım, 17 çok uluslu faaliyet, 21 endüstri günü gerçekleştirdik. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 yurtdışı ziyaretinde kendilerine eşlik ettik. 2025 yılında sektörümüzün kıymetli firmalarının önemli imzaları oldu; TUSAŞ tarafından geliştirilen jet eğitim uçağımız Hürjet’in İspanya’ya ve milli savaş uçağımız Kaan’ın Endonezya’ya ihracatları için sözleşme imzalanması, Baykar’ın İtalyan Leonardo firmasıyla yaptığı kapsamlı işbirliği anlaşması ve Piaggio firmasını satın alması, Kale Jet tarafından seyir füzelerimiz için geliştirilen turbojet motorun ilk ihracatını Brezilya’ya gerçekleştirmesi, BMC, Nurol Makina ve Otokar’ın dünyanın dört bir yanına yaptıkları zırhlı kara aracı satışları, STM tarafından Portekiz’e ihraç edilen ki Portekiz denizcilik faaliyetleri açısından çok önemli bir ülke ilk denizde ikmal ve lojistik destek gemisinin inşa faaliyetlerinin başlaması, TAİS tarafından Endonezya’ya fırkateyn ihracatı, ASFAT’ın Romanya’ya deniz platformu ihracatı ve Aselsan’ın elektronik harp sistemlerinin Polonya’ya ihracatına yönelik sözleşmelerin imzalanması, Arca ve Roketsan’ın Avrupa’nın artan savunma ihtiyacını karşılamak üzere büyük ölçekli satışlar gerçekleştirmeleri, bizleri gururlandıran gelişmeler oldu. 2025’te ayrıca, savunma sanayii alanında NATO ile ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik pek çok adım attık. Başkanlık olarak, NATO’nun ilgili faaliyetlerine, panellerine, çalışma gruplarına şahsım da dahil olmak üzere, her düzeyde aktif katılım sağladık. Bunun bir sonucu olarak, NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte’nin, konuşmalarında Türk savunma sanayiinin gücünden övgüyle söz ettiğini özellikle ifade etmek isterim. Haziran ayında Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte katıldık ve zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu ve Kamu Forumu etkinliklerinde ülkemizi temsil ettik. Yine 2025 yılı içerisinde; NATO ACT Müttefik Dönüşüm Komutanlığı’nın diamond faaliyetlerinden biri olan Multi Domain Operations Konferansı’nı, Innovation Continuum etkinliklerinden SPARK ve SHINE’ı, sektörümüzün NATO ile iş yapma potansiyelinin artırılmasına yönelik Türk Endüstri Günü’nü de gerçekleştirdik. Bu etkinlikleri ülkemize taşıyarak sektörümüzün kabiliyetlerini tanıttık. 2025 sadece Batıda değil, Doğu’da da savunma sanayiimizin yıldızının parladığı bir yıl oldu. Örneğin; geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, yıllar süren iç savaş ve yıkımın ardından yeniden istikrara kavuşan Suriye’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Başkanlığımız ile Suriye Savunma Bakanlığı arasında yapılan iş birliği doğrultusunda pek çok farklı ürünümüzün yer aldığı kapsamlı bir ihracat paketini hayata geçirmeyi başardık. Geçtiğimiz yıl, Başkanlığımızın küresel düzeyde temsilinde de önemli adımlar attık. Dost ve müttefik ülkelerdeki etkinliğimizi artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Savunma Sanayii Müşaviri atamalarına yenilerini ekleyerek, iki arkadaşımızı Endonezya ve Malezya’da görevlendirdik. Böylece, önceki yıllarda göreve başlayan Azerbaycan ve Pakistan’daki müşavirlerimizle birlikte, temsilci sayımız dörde yükseldi. Hedefimiz, bu yıl içerisinde iş birliği açısından önemli gördüğümüz diğer ülkelere de görevlendirme yaparak müşavir sayımızı artırmak ve arkadaşlarımızın Başkanlığımızın uluslararası iş birliği ve ihracat faaliyetlerine yerinden katkı vermesini şirketlerimize destek olmasını sağlamaktır. Ülkemizde ise IDEF 2025’i; 96 ülke ve uluslararası kuruluştan toplam 202 resmi delegasyonun yer aldığıküresel bir etkinlik olarak icra ettik. Bu sene ise SAHA Expo ve Efes tatbikatı kapsamında sektörümüzün uluslararası görünürlüğünü arttırmaya devam edeceğiz. 2025 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatımız 10,54 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tutar, bir önceki yıla göre yüzde 48’lik bir artışa işaret etmektedir. Bölgesel dağılımda; Avrupa’ya 4,3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler olarak Amerika Birleşik Devleti, Birleşik Krallık ve Slovakya öne çıkmıştır. Türkiye’nin toplam mal ihracatındaki hacmi içerisindeki payımız; 2022’de yüzde 1,7 iken, 2025 itibarıyla yüzde 3,6 seviyesine yükselmiştir. Geçtiğimiz yıl sektörümüzdeki 185 firma, 1 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirme başarısını göstermiştir. Bunun yanı sıra, ülkemizin gösterdiği atılımı uluslararası endeksler de teyit ediyor: Yayınlanmış verilere göre Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur. 2025 yılında ilk defa, Başkanlık olarak sektörümüzün gerçekleştirdiği hizmet ihracatına ilişkin verileri de toplamaya başladık ve bu yıl mal ihracatına ilave olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi belirledik. Savunma ve havacılıkta ihracat ve ithalatımız arasındaki makas ihracat lehine büyük ölçüde açılmaktadır. Bu durum, hem dışa bağımlılığımızın azaldığını, hem de ülkemizin döviz ticaret dengesine olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan, geçen yıl 58 ilimiz savunma ve havacılık ihracatı yaparken; 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 2024’te 21 iken 2025’te 26’ya yükselmiştir. 2025 yılında gerçekleşen ihracatımızın yanı sıra, sektörümüz bir önceki yıla göre yüzde 79 oranında artışla toplam 17,9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalamıştır. Yeni sözleşmelerimizin bölgesel dağılımına baktığımızda; Asya-Pasifik, Avrupa ve Amerika bölgeleri öne çıkmıştır. 2025’te imzalanan yeni sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimat aşamasına geçmesiyle, gerçekleşecek ihracatımızın yeni rekorlara koşacağına hiç kuşkum olmadığını özellikle ifade etmek isterim. 2026 yılında da, uluslararası işbirliklerimizi geliştirmeye ve ihracatımızı arttırmaya yönelik faaliyetlerimize aynı hızla devam edeceğiz. Temmuz ayında Ankara’da ev sahipliği yapacağımız NATO Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nu, Başkanlığımız koordinasyonunda gerçekleştirmek üzere hazırlıklarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Yine NATO Edge Tatbikat ve Sergisi ile 2026 Münih Güvenlik Konferansı da bu sene katılım sağlayacağımız diğer çok uluslu etkinliklerden bazıları olacak. Diğer taraftan, geçtiğimiz yıl mevzuat altyapısını ve kurumsal hazırlıklarını tamamladığımız Devletten Devlete Askerî Satış modelimizi 2026 yılında tüm unsurlarıyla hayata geçirmeye başlıyoruz. Böylece yurtdışındaki müşterilerimize devlet-firma arası ticari sözleşmeden, devletten devlete satışa kadar geniş bir yelpazede farklı iş birliği modelleri sunabileceğiz. Gerçekleştirdiğimiz bütün yurt dışı temaslar, geliştirdiğimiz uluslararası iş birlikleri ve bu gayretlerimizin sonunda ulaştığımız yüksek ihracat rakamları, aslında tek ve büyük bir amaca hizmet etmektedir: O da sektörümüzün sürdürülebilirliğidir. Geçtiğimiz dönemde ulaştığımız ihracat başarısı için gönülden sevinmek elbette hakkımızdır. Ancak şunu da unutmayalım: Sektörümüzün sürdürülebilirliği için, önümüzdeki yıllarda bu performansı katlayarak devam ettirmek zorundayız. Firmaların ihracat verimliliğini gösteren evrensel ölçütlerden biri, kişi başına düşen ortalama ihracat cirosudur. Sektörümüz için 2021 yılında kişi başına ortalama 45 bin dolar olarak gerçekleşen bu gösterge, 2025 yılında 100 bin dolar düzeyine ulaşmış durumdadır. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde ise bu rakam, kişi başına yaklaşık 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli bir ihracat için, sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerekiyor. Geçtiğimiz yıl bazı firmalarımız küresel ortalamaların da üzerine çıkma başarısı gösterdi. Söz gelimi, mühimmat alanında faaliyet gösteren ARCA SAVUNMA firmamız, kişi başına ortalama 750 bin dolar ihracat gerçekleştirerek sektörümüzde en yüksek rakama ulaştı. Bu başarıları için kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Sürdürülebilirlik amacıyla ihracatımızı arttırmak için mutlaka değerlendirmemiz gereken bir diğer fırsat da, yurt dışındaki sivil sektörlere daha fazla satış yapmaktır. Bugün küresel savunma sanayii firmalarının sivil alandaki satışlarının toplam cirolarına oranı, yüzde elliler civarındadır. Biz de sektör olarak, sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarlara da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız. Yeni dönemde odaklanmamız gereken bir diğer konu ise sektörümüzün, sera gazı salımını tanımlayan SCOPE 1, 2 ve 3 düzenlemelerine uyumluluğunun sağlanmasıdır. Bu uygulamanın kısa zamanda sektörümüz tarafından sahiplenilmesi, hem ülkemizde yeşilin ve çevrenin korunması, hem de uluslararası iş birliklerimizin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Konuşmamı sonlandırmadan önce, Savunma Sanayii Başkanlığı olarak sektörümüzden bazı beklentilerimizi özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum: Uluslararası pazarlama faaliyetlerinde sektörümüze verdiğimiz yakın destek, devletimizin firmalarımızın arkasında olduğunu göstermekte ve yabancı paydaşlar nezdinde güçlü bir teminat oluşturmaktadır. Bu destekten daha etkin faydalanabilmek üzere, tüm yurtdışı iş geliştirme ve satış faaliyetlerinizde lütfen Başkanlığımızla, özellikle de bu konunun uzmanı olan Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığımızla sürekli iletişim ve dirsek teması halinde olun. Yabancı karar vericilere erişiminizde, uluslararası faaliyetlere katılımınızda, yaşadığınız sorunların çözümünde size 7 gün 24 saat destek vermeye hazırız. Özellikle, uluslararası iş geliştirme gibi pahalı bir alanda kısıtlı olanaklarla faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki firmalarımızı yakından desteklemeye ve gerektiğinde pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. Geçen yılki ihracatımızın yarısından fazlasını Avrupa ve Amerika’ya yaptığımızı ifade etmiştim. Bildiğiniz üzere 2025 yılında Lahey’deki NATO Liderler Zirvesi’nde, müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik harcamalarını kademeli olarak millî gelirlerinin yüzde 5’ine çıkartmaları kararlaştırıldı. Bu gelişme ile, önümüzdeki dönemde, NATO üyesi 32 ülkenin her yıl yaklaşık 50 milyar dolar ilave savunma harcaması yapacağı, büyük bir fırsat penceresi açıldı. Bu nedenle, Avrupa ve Amerika’yı öncelikli pazar hedefleriniz arasına koymaktan çekinmeyin. Bunun da ötesinde, Avrupa Birliği fonlarından faydalanabilmek üzere, Avrupa’daki firmalarla ortaklıklar kurmanızı, hatta imkânlarınız dahilinde Avrupalı şirketleri satın almanızı özellikle öneriyorum. Bunların dışında, önemli bir konuda dikkatinizi çekmek istiyorum: Önceki dönemlerde olduğu gibi, geçtiğimiz yılda da ne yazık ki bazı yurtdışı ihalelerde kendi firmalarımız arasında yıkıcı rekabet yaşandığına ve sonuçta asıl kazanan tarafın, firmalarımızı birbirine kırdıran alıcı ülke olduğuna tanıklık ettik. Bu tür iş fırsatlarında sizden beklentimiz, ihaleye mümkünse bir ortaklık modeli ile birlikte girerek güçlerinizi birleştirmeniz. Böyle yapıcı ve adil ortaklıklar için Başkanlığımız eşgüdüm sağlamaya, hakemlik yapmaya hazırdır. Bu vesileyle, savunma ve havacılık sanayiimizin gelişiminin her aşamasında bizlere liderlik eden, güçlü iradesi ve koşulsuz desteğiyle her zaman arkamızda olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bugün konferansımıza katılımlarıyla bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a, Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ömer Bolat’a ve Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e şükranlarımı sunuyorum. Bu stratejik buluşmanın başarıyla hayata geçirilmesini sağlayan Uluslararası İş Birliği Daire Başkanlığımıza ve Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliğimize teşekkür ediyorum. Ve Savunma Sanayii Başkanı olarak, geçtiğimiz yıl gösterdiğimiz ihracat başarısının gerçek mimarı olan Türk savunma ve havacılık sektörünün tüm temsilcilerini yürekten kutluyorum. Hepinizle gururla duyuyorum. Konferansımızın, ülkemize, paydaşlarımıza ve kardeş coğrafyalara hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.