Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kızıldeniz

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kızıldeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızıldeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı Haber

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı

Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Okyanus ve Balıkçılık Bakanı Hwang Jong-woo, Bakanlığın genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından serbest geçişi garanti altına alınan küresel deniz ticaret rotalarından olduğunu ifade etti. Bu durumu "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendiren Hwang, boğazda geçiş ücreti almanın, boğazı kapatmakla eş değer olduğunu söyledi. Hwang, "İnsan eliyle inşa edilen Süveyş Kanalı'nın aksine burası gemilerin serbest dolaşımının uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığı uluslararası sular olup, bu tür sularda geçiş ücreti uygulamak uygun değildir." ifadesini kullandı. Güney Kore hükümetinin şimdilik bazı petrol tankerlerinin rotasını Kızıldeniz üzerinden değiştirmeyi planladığını belirten Hwang, Arktik deniz yollarının Güney Kore için alternatif bir rota haline gelebileceğini kaydetti. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü. ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı. İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran Donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı. ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.

Ortadoğu’da askeri hareketlilik: ABD bölgeye üçüncü uçak gemisini sevk etti Haber

Ortadoğu’da askeri hareketlilik: ABD bölgeye üçüncü uçak gemisini sevk etti

ABD ordusu tarafından bugün yapılan resmi açıklamada, USS George H.W. Bush uçak gemisinin Ortadoğu sularına giriş yaptığı belirtildi. Dev uçak gemisinin gelişiyle birlikte ABD’nin bölgedeki stratejik askeri varlığı önemli bir kapasite artışına gitti. CENTCOM sosyal medyadan duyurdu Kısa adı CENTCOM olan ABD Merkez Komutanlığı, sosyal medya platformu X üzerinden uçak gemisinin savaş uçaklarıyla yüklü fotoğraflarını paylaştı. Yapılan açıklamada, "23 Nisan itibarıyla USS George H.W. Bush gemisi, Hint Okyanusu’nda, CENTCOM’un sorumluluk alanı içerisinde faaliyet göstermektedir" ifadelerine yer verildi. Bölgedeki gemi sayısı üçe çıktı CENTCOM verilerine göre, bölgede halihazırda iki dev uçak gemisi daha bulunuyor. USS Gerald R. Ford’un Kızıldeniz’de görevine devam ettiği, USS Abraham Lincoln’ün ise yine aynı stratejik hat üzerinde konuşlandığı bildirildi. Üçüncü uçak gemisinin bölgeye sevkiyatı, ABD ve İsrail’in Şubat ayı sonunda İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarını durduran ateşkesin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından gerçekleşti. Dünyanın en büyük gemisi görevine döndü Birkaç hafta önce küçük çaplı bir kaza ile gündeme gelen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, yeniden aktif göreve başladı. 12 Mart’ta çamaşırhane bölümünde çıkan yangın nedeniyle onarım için Hırvatistan’a gönderilen dev gemi, bakım sürecinin ardından operasyonel sahasına geri döndü. 10 aydır açık denizlerde görev yapan Gerald Ford, daha önce Karayipler’de uyuşturucu kaçakçılığına yönelik operasyonlarda ve yaptırım uygulanan petrol tankerlerine müdahale süreçlerinde aktif rol almıştı.

Hürmüz Boğazı krizi Türkiye'ye yakın kaynak kullanımını hızlandırıyor Haber

Hürmüz Boğazı krizi Türkiye'ye yakın kaynak kullanımını hızlandırıyor

Batı Asya'daki çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dünyanın en kritik deniz yollarından birini felç etti. Kızıldeniz'deki istikrarsızlıkla birleşince, iki büyük geçiş noktası aynı anda devre dışı kaldı. Asya–Avrupa hattındaki konteyner navlun ücretleri yüzde 70 ila 160'ın üzerinde artarken, transit süreleri 10 ila 18 gün uzadı ve sefer güvenilirliği yüzde 60'ın altına geriledi. Bu deniz yollarına bağımlı olan Güney Asya ve Körfez ülkelerindeki üreticiler için tablo giderek ağırlaşıyor. Bangladeş'in hazır giyim ihracatı yedi aydır üst üste düşüş gösterirken, bölgedeki nakliye maliyetleri yüzde 140'ın üzerine çıktı. Buna karşılık Avrupalı alıcılar, kendilerine daha yakın ve güvenilir alternatifleri aktif biçimde araştırıyor. TÜRKİYE YAKIN KAYNAK ALTERNATİFİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR Kızıldeniz'deki kriz, küresel tedarik anlayışında köklü bir dönüşümü tetikledi. 2024'ün başlarında Avrupa'nın Asya'dan ithal ettiği hazır giyim ürünlerinin yaklaşık yüzde 75'i, gemilerin Afrika'nın çevresinden geçen daha uzun ve maliyetli rotalara yönelmesi nedeniyle aksadı. Bu durum, Avrupalı alıcıları tedarikçilerini daha yakın coğrafyalarda aramaya yönlendirdi ve Türk ürünlerine olan talepte yüzde 50'nin üzerinde artış yaşandı. Türkiye bu noktada güçlü bir alternatif sunuyor. Ürünler, Avrupa'daki dağıtım merkezlerine karayoluyla yalnızca üç ila beş gün içinde ulaşabiliyor ve böylece kritik deniz geçiş noktalarına bağımlılık ortadan kalkıyor. Avrupa Birliği ile yürürlükte olan Gümrük Birliği sayesinde sanayi ürünleri gümrüksüz erişim avantajına sahip. 2025 yılında 273 milyar dolarlık rekor ihracat gerçekleştiren Türkiye, yön değiştiren talebi karşılayabilecek kapasiteye fazlasıyla sahip. 26 milyar doları aşan ihracat hacmiyle tekstil ve hazır giyim sektörü bu dönüşümden en fazla fayda sağlayan alanların başında geliyor. Mart 2026'da düzenlenen Texhibition İstanbul fuarında Avrupalı alıcılar, yakın kaynak avantajını ve nakliye belirsizliğini Türk üreticilerle iş birliklerini genişletmenin başlıca gerekçeleri olarak vurguladı. H&M ve Inditex gibi küresel markalar da uzun rotalardaki riskler nedeniyle Türkiye'den yaptıkları tedariki artırmış durumda. İHRACAT FAKTORİNGİ BÜYÜMEYİ NASIL DESTEKLER? Artan ihracat hacmi, beraberinde daha yüksek işletme sermayesi ihtiyacını getirir. Avrupalı alıcıların talep ettiği uzun vadeli ödeme koşulları, üretimini büyütmek isteyen firmalar üzerinde ciddi bir finansman baskısı oluşturur. İhracat faktoringi bu noktada kritik bir çözüm sunar: ihracatçılar, sevkiyatın ardından 48 saat içinde faturalarını nakde çevirerek likidite sağlar ve bunu bilançolarına ek borç yükü getirmeden gerçekleştirir. Tradewind Faktoring A.Ş., Türkiye'de güçlü bir yerel ekip ile faaliyet göstermekte ve 14'ten fazla ülkede 25 yılı aşkın deneyime sahip küresel Tradewind ağının bir parçası olarak hizmet vermektedir. Geri dönülemez (non-recourse) modeli sayesinde ihracatçılar, alıcı ödeme riskine karşı da korunur. YAKIN KAYNAK EĞİLİMİ KALICI MI? Türkiye, en düşük maliyetli tedarik seçeneği olmayabilir. Ancak art arda yaşanan lojistik krizler, alıcıların toplam maliyet yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Artan navlun ücretleri işçilik maliyeti avantajını azaltırken, teslimat gecikmeleri perakende sezonlarını riske atıyor. Bu nedenle coğrafi yakınlık, giderek daha kritik bir rekabet unsuru haline geliyor. Türk ihracatçıları için bu dönüm noktası, mevcut fırsatları kalıcı ve stratejik iş ortaklıklarına dönüştürmek adına önemli bir fırsat sunuyor. TRADEWİND FAKTORİNG A.Ş. HAKKINDA Tradewind Faktoring A.Ş., küresel Tradewind Finance grubunun Türkiye'deki iştirakidir ve genel merkezi İstanbul Maslak'ta bulunmaktadır. 2019 yılından bu yana BDDK lisansıyla faaliyet gösteren şirket; finansman, uluslararası kredi risk sigortası ve alacak yönetimini tek çatı altında sunan bütüncül bir ihracat faktoringi çözümü sağlar. Ticaret finansmanı alanında uzman yerel ekibi ve 14'ten fazla ülkeye yayılan küresel ağı sayesinde Tradewind Faktoring A.Ş., Türk ihracatçılarının işletme sermayesini güçlendirmesine, alıcı riskini azaltmasına ve uluslararası satışlarını güvenle büyütmesine destek olur. TRADEWİND FİNANCE HAKKINDA Tradewind Finance, genel merkezi Almanya'da bulunan ve 14'ten fazla ülkede yerel ekiplerle hizmet veren küresel bir ticaret finansmanı sağlayıcısıdır. İhracatçı ve ithalatçıların nakit akışını hızlandırmalarına, alıcı riskini azaltmalarına ve uluslararası ticaretlerini büyütmelerine; ihracat faktoringi, tedarik zinciri finansmanı ve kredi koruması gibi özel çözümlerle destek veriyoruz. İletişim: tradewindfaktoring.com.tr | tradewindfinance.com Video: https://youtu.be/bTXpyarshaA

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi.  Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi. Haber

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi. Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi.

Küresel gösterge petrol olan Brent petrol, Pazartesi sabahı %3'ten fazla artarak varil başına 116 doları aştı. Bu son yükseliş, küresel gösterge petrol fiyatını, fiyatların kısa süreliğine varil başına 119 dolara ulaştığı 19 Mart'tan bu yana en yüksek seviyesine taşıdı. İran, ABD ordusunun gelişini beklediklerini hazır olduğunu söylüyor. Bu artış, İran'ın ABD'nin kara işgaline hazır olduğunu açıklamasının ardından geldi; Parlamento Başkanı, Tahran'ın bölgesel müttefiklerini "yakmak" ve "cezalandırmak" için ABD birliklerinin gelişini beklediği uyarısında bulunmuştu. ABD ordusunun İran'a saldırı düzenlemeye hazırlandığı bildiriliyor. Fotoğraf: CENTCOM ABD ordusunun açıklamasına göre, ABD Ortadoğu'ya binlerce deniz piyadesi konuşlandırdı ve iki dalgadan ilki geçen Cuma günü bir amfibi hücum gemisiyle bölgeye ulaştı. Washington Post, ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, Pentagon'un İran'da haftalarca sürecek kara operasyonlarına hazırlandığını, ancak Başkan Donald Trump'ın planı onaylayıp onaylamayacağının henüz belirsiz olduğunu bildirdi. Reuters ayrıca Pentagon'un kara kuvvetlerini de içerebilecek askeri seçenekleri değerlendirdiğini bildirdi. Kızıldeniz'den gelen ek bir tehdit. Yemen'deki Husi isyancılarının son dönemde çatışmalara dahil olması da petrol fiyatlarındaki artışa katkıda bulundu; zira çatışmalar Kızıldeniz üzerinden bölgedeki diğer su yollarını da etkilemeye devam edebilir. Bilindiği üzere, ABD ve İsrail ile yapılan önceki savaşlarda Husi milisleri, özellikle Orta Doğu ve çevresindeki bölgelerden dünyaya petrol ve diğer malların taşınmasında Hürmüz Boğazı kadar önemli bir rol oynayan Bab el-Mandeb Boğazı başta olmak üzere, bu deniz bölgesinden geçen birçok gemiye saldırmıştı. Hürmüz Boğazı'nın ardından Kızıldeniz'deki Bab el-Mandeb Boğazı da Orta Doğu çatışması nedeniyle tıkanma riskiyle karşı karşıya. Fotoğraf: GI Daha önce de bilindiği gibi, İran'ın ABD-İsrail savaşına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte birini sekteye uğratarak dünyayı son on yılların en büyük enerji krizine sürükledi. Savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatları yaklaşık %60 arttı; bu durum dünya çapında yakıt fiyatlarını yükseltti ve birçok ülkeyi enerji tasarrufu için acil önlemler almaya zorladı. Çatışmalar önemli ölçüde tırmandı. Çatışma ikinci ayına girerken, azalma belirtisi göstermedi. İsrail ordusu, Pazar akşamına kadar geçen 24 saat içinde, aralarında Tahran'ın da bulunduğu İran'ın orta ve batı bölgelerine 140'tan fazla hava saldırısı düzenlediğini ve balistik füze fırlatma rampaları ve füze depolama tesislerinin de bulunduğu hedefleri vurduğunu açıkladı. İran devlet medyası, saldırıların Mehrabad havaalanını ve kuzeydeki Tebriz şehrindeki bir petrokimya tesisini hedef aldığını bildirdi. 29 Mart'ta ABD ve İsrail'in saldırısının ardından Tebriz petrokimya tesisinde büyük bir yangın çıktı. Dünya Sağlık Örgütü direktörü, İsrail'in güney Lübnan'daki genişletilmiş askeri operasyonlarının, daha önce 51 sağlık çalışanının hayatını kaybetmesinin ardından "bir" sağlık çalışanının daha ölümüne yol açtığını söyledi. Yarı resmi Mehr haber ajansına göre, Pazar günü Tahran'da Katar'ın Al-Araby televizyon kanalının bulunduğu bir binaya saldırı düzenlendi. "Füze bize isabet etti. Tavan ve her şey üzerimize çöktü... Burada askeri hedef yoktu," dedi Al-Araby'nin kameramanı Mohammadreza Shademan. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın Cuma günü saldırıya uğradığını duyurduğu Hondab'daki ağır su tesisinin ağır hasar gördüğünü ve artık faaliyette olmadığını Pazar günü açıkladı. BM nükleer gözlem kuruluşuna göre, tesiste kamuoyuna açıklanan herhangi bir nükleer madde bulunmuyordu. Cephenin diğer tarafında ise, İsrail'in güneyinde, Beer Şeva kenti yakınlarındaki bir kimya fabrikası da İran'dan gelen çok sayıda saldırıyı püskürtmeye devam eden İsrail'in saldırılarında füze veya füze parçalarıyla vuruldu. Bunun üzerine yetkililer, bölgede "tehlikeli maddeler" bulunması nedeniyle sakinleri bölgeden uzak durmaları konusunda uyardı. Bir başka füze de, birçok askeri üsse yakın bir bölge olan Beer Şeva'daki yerleşim alanlarının yakınındaki açık bir alana isabet ederek 11 kişiyi yaraladı. İsrailli bir yetkili, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına devam edeceğini ve bu harekatı azaltma niyetinde olmadığını söyledi. Bu arada ABD'de, giderek daha da popülerliğini kaybeden savaş, Trump'ın Cumhuriyetçi partisi üzerinde baskı oluşturdu. Hafta sonu boyunca, ülke genelindeki birçok şehirde milyonlarca insan "Kral Yok" sloganıyla çatışmayı protesto etmek için sokaklara döküldü. Pakistan, çatışmayı sona erdirmek için görüşmeler yürütüyor. Artan gerilimler arasında Pakistan, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'daki çatışmayı sona erdirmek için önümüzdeki günlerde "anlamlı görüşmeler" yapmaya hazırlandığını belirtti. Bölge dışişleri bakanları arasındaki görüşmelerin ardından konuşan Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, bölgedeki çatışmaya hızlı ve kesin bir son verilmesi için olası seçeneklerin yanı sıra ABD ve İran arasında İslamabad'da yapılabilecek potansiyel görüşmeleri ele aldıklarını söyledi. "Pakistan, önümüzdeki günlerde iki taraf arasında devam eden çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmayı amaçlayan anlamlı görüşmelere ev sahipliği yapmaktan ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaktan onur duyacaktır," dedi. ABD ve İran'ın görüşmelere katılmayı kabul edip etmediği ise henüz belirsizliğini koruyor.

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı Haber

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı

AB'nin baş diplomatı Kaja Kallas Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'na erişimi güvence altına almaya ve küresel petrol arzında büyük aksaklıkları önlemeye yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskı arttıkça bloğun deniz misyonunun görevini değiştirmeyi önereceğini söyledi. Kallas, AB dışişleri bakanlarının Brüksel'deki toplantısı öncesinde gazetecilere verdiği demeçte, "Bu misyonun görevini gerçekten değiştirmenin mümkün olup olmadığını üye devletlerle görüşeceğiz." dedi. "Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak bizim yararımızadır" diye ekledi. Bakanlar, analistlerin tarihteki küresel petrol arzında en büyük kesinti olarak tanımladığı ve petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkaran İran ile savaşın etkisine Avrupa'nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışmak için bugün Brüksel'de toplanıyor. Tartışmalar özellikle, İran'a bağlı Husilerin uluslararası nakliyeye yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Şubat 2024'te savunma operasyonu olarak kurulan AB'nin Aspides operasyonuna odaklanacak. Konseye göre görevi "gemileri korumak", seyir özgürlüğünü korumak ve "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Umman Körfezi ve Basra Körfezi de dahil olmak üzere çevresindeki sulardaki deniz durumunu izlemek"tir. Ancak yetkililer, dünya petrolünün yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı boyunca çok daha büyük bir krizle başa çıkmak için görev süresinin revize edilmesi gerekebileceğini söylüyor. Kallas'ın sözleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı korumaya yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskıyı artırmasından bir gün sonra geldi ve üyeleri Washington'un yardımına gelmemesi durumunda NATO'nun "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Yine de, AB'nin Aspides misyonunun yetkisinde yapılan herhangi bir değişikliğin Avrupa ülkeleri arasında oybirliğiyle destek olması pek olası değildir. Avrupalı bir diplomat Euronews'e toplantının amacının yetenekler oluşturmak ve AB şemsiyesi altında koordine olmak olduğunu, ancak Trump'ın talebi doğrultusunda Hürmüz Boğazı'ndan gemilere eşlik etmek için büyük bir Avrupa koalisyonunun ortaya çıkacağını öngörmediğini söyledi. Ne ABD ne de İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı bir saldırı başlatmadan önce Avrupalı müttefiklere danışmadı. Trump yönetimi, savunmaya yeterince harcama yapmadıkları için Avrupalılara sık sık saldırdı, onları zayıf ve hatta çürüyen olarak nitelendirdi. Ancak petrolü hareket ettirmenin zorlukları, ABD'nin müttefiklerini uluslararası bir koalisyonda toplamasına neden oldu. Yine de, Trump'ın temyizi çok az sonuç verdi. Pazar günü Johann Wadephul, Aspides'in görev alanını genişletme konusundaki görüşmelerin Avrupa düzeyinde tartışıldığını ancak Alman katılımını dışladığını söyledi. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'i İran ile çatışmadaki hedeflerini netleştirmeye çağırdı. Pazartesi günü, Lüksemburg dışişleri bakanı Xavier Bettel, Almanya'nın bazı çekincelerini yineledi ve AB'nin savaşa doğrudan karışmadığını vurguladı. Kallas Dışişleri Konseyi önünde gazetecilere., "Bir parçası olup olmayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Uydularla, iletişimde faydalı olmaktan çok mutluyuz, ancak birlikler ve makinelerle sormayın," dedi kaynak : euronews

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı Haber

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı

Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma kapanmasıyla birlikte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), petrol sevkiyatı için stratejik öneme sahip iki boru hattını ana güzergah olarak kullanmaya başladı. Petroline ve ADCOP hatları, küresel enerji güvenliği için "can simidi" haline geldi. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı operasyonların ardından Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sarsılması, bölgedeki enerji devlerini alternatif rotalara yöneltti. Boğazdan geçemeyen petrolün dünya pazarlarına ulaştırılması için iki dev boru hattı tam kapasiteyle çalıştırılıyor. Suudi Arabistan’ın Petroline hattı Alternatiflerin ilki, Suudi Arabistan’ın "Doğu-Batı Boru Hattı" olarak da bilinen yaklaşık 750 mil uzunluğundaki Petroline hattı. Bu hat, ham petrolü Körfez’in doğu kıyısındaki Abkayk’tan alarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. Genişletme çalışmalarının ardından günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaşan hattın, Suudi ulusal petrol şirketi Aramco tarafından yapılan açıklamaya göre önümüzdeki birkaç gün içinde tam kapasiteyle faaliyete geçmesi bekleniyor. BAE’nin ADCOP hattı İkinci kritik güzergah ise BAE’nin ADCOP (Abu Dhabi Crude Oil Pipeline) olarak bilinen hattı. Yaklaşık 248 mil uzunluğundaki bu hat, Habşan’daki petrol sahalarından Umman Körfezi kıyısındaki Füceyre (Fujairah) terminaline uzanıyor. Günlük 1,5 milyon varil sevkiyat kapasitesi olan ADCOP hattının kapasitesi, zorunlu hallerde 1,8 milyon varile kadar çıkarılabiliyor. Her iki hat da İran’ın gemileri hedef aldığı Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakıyor. Analistler: Hürmüz’deki boşluğu kısmen doldurabilir Enerji uzmanları, Petroline ve ADCOP hatlarının Hürmüz Boğazı’ndan günlük olarak geçen yaklaşık 20 milyon varillik petrolün bir kısmını ikame edebileceğini belirtiyor. Ancak bölgedeki gerilim nedeniyle enerji altyapılarının hedef alınma riski en büyük endişe kaynağı. Enerji veri analiz şirketi Kpler’in kıdemli analisti Naveen Das, "Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz’ü bypass eden bu boru hatlarını öncelikli hale getirdi. Tahminlerimize göre BAE’nin ADCOP hattı şu an yüzde 71 kapasiteyle çalışıyor ve günlük 440 bin varil ek sevkiyat alanı bulunuyor. Gerekirse bu kapasite geçici olarak 1,8 milyon varile çıkarılabilir" değerlendirmesinde bulundu. Rafinerilerde üretim kısıtlaması riski Öte yandan BAE’nin günlük 922 bin varil işleme kapasiteli dev Ruveys (Ruwais) rafinerisinin, tesislerdeki bir yangın nedeniyle kapatıldığı bildirildi. Rystad Energy Enerji Araştırma Başkan Yardımcısı Pankaj Srivastava, Körfez’de sıkışıp kalan ham petrol miktarının artmasıyla rafinerilerin üretimlerini iç pazara göre ayarlamak veya üretimi düşürmek zorunda kalabileceğini belirtti. Srivastava, "ADCOP hattı ham petrol ihracatına izin veriyor ancak Ruveys gibi tesislerden çıkan işlenmiş ürünler halen büyük oranda Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğine bağımlı" uyarısında bulundu.

Antalya 'yı dev denizanaları sardı. Haber

Antalya 'yı dev denizanaları sardı.

Antalya Körfezi’nde 5 metrekareye bir denizanası düşerken, attıkları ağları çektiklerinde yüzlerce denizanasının dolandığını gören balıkçılar şaşkına döndü. Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması ve temas edilmemesi gerekiyor. Ellerine vücutlarına dokunursa yakma, su toplama, kabarcıklar oluşturabilir" dedi. Gökoğlu, her yıl tekrarlanan periyodik bir durum olan geçişin, Nisan ayının sonuna doğru tamamlanacağını belirtti. Akdenizin en büyükleri, bir tanesi 10 kilogram Antalya’da son günlerde su yüzeyinde birçok noktada görülen denizanaları, hem balıkçıların ağlarına takılıyor hem de vatandaşların dikkatini çekiyor. Poyraz ve ters akıntı nedeniyle kıyıya kadar inen bazı denizanaları da Alanya sahillerinde kıyıya vurdu. Bilimsel adı Rhopilema nomadica olan ve ağırlığı 10 kilograma kadar ulaşan türün Antalya Körfezi’nde her yıl görülen periyodik bir yoğunluk oluşturduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, söz konusu türün Kızıldeniz kökenli olduğunu ve Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz’e ulaştığını söyledi. Gökoğlu, "Antalya Körfezi’nde yoğun görülen denizanası, Kızıldeniz kökenli, Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz’e girmiş olan, bilimsel adı Rhopilema nomadica olarak bilinen denizanası. Bu denizanası, Akdeniz’deki en büyük denizanalarından biri, hatta en büyüğü" ifadelerini kullandı. Plaj sezonunun henüz başlamamış olması nedeniyle şu anda denize girenler açısından doğrudan bir risk bulunmadığını kaydeden Gökoğlu, özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Gökoğlu, "Plaj sezonu olmadığı için şu an denize sadece yabancı turistler giriyor, yerli halk girmiyor. Korkulması gereken bir durum yok. Çocuklar için dikkat edilebilir, denizanası kıyıya vurduğu zaman çocuklar onu bilmeyebilir, dokunabilir, temas edebilir. İşte bu temas sırasında çocukların ellerine vücutlarına dokunursa yahut da denize giren vatandaşlar temas ederse vücutlarında yakma, su toplama, kabarcıklar şeklinde hasarlar oluşturacaktır" dedi. Avcılığı zorlaştırıyor Denizanalarının yalnızca kıyıda değil, balıkçılık faaliyetlerinde de ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çeken Gökoğlu, ağlara dolanan denizanalarının hem avcılığı zorlaştırdığını hem de ekonomik kayba neden olduğunu ifade etti. "Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor" Balıkçıların denize bıraktıkları ağların denizanalarıyla dolduğunu söyleyen Gökoğlu, "Balıkçılık açısından sıkıntılı bir durum var. Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor. Balıkçı alırken bu ağları torbaladığı için ağların yırtılmasına sebep oluyor. Ayrıca balık tutulmamasına neden oluyor. Çünkü torbalıyor, ağı büzdüğü için ağ normal açılmış vaziyette olmuyor. Ayrıca trol gibi sürüklenen av araçlarında av gözlerini tıkadığı için avın seçiciliğini de azaltıyor. Kütlesel bir trolün arkasında denizanası dolu kütlesel bir ağı çekiyor, bu nedenle yakıt giderini artırıyor. Özellikle ufak kıyı balıkçıları ağı alırken uzun zaman kaybediyor" şeklinde konuştu. "Temas halinde yüzde ve gözde travma oluşturabiliyor" Denizanası parçalarının teknedeki balıkçıların yüzüne ve gözlerine sıçramasının da risk taşıdığına dikkat çeken Gökoğlu, bunun balıkçılar üzerinde fiziksel tahribata yol açabildiğini belirtti. Gökoğlu, "Balıkçılar ağı aldıkları zaman teknenin üzerinde çok miktarda denizanası parçası ve denizanası kalıyor. Zaman zaman suratlarına, gözüne sıçramalar olduğu için gözlerinde, yüzlerinde tahribat ve travma oluşturuyor. Dolayısıyla balıkçılık açısından şu anda sıkıntılı bir durum söz konusu. Zaten balıkçıların çoğu da Antalya Körfezi’nde denizanası olduğu için uzatma ağlarını atmıyorlar" dedi. Yoğunluğun nedeni poyraz ve ters akıntı Bu yılki yoğunluğun nedenine de değinen Gökoğlu, poyraz rüzgarının yüzey suyunu sürüklemesi ve alttan gelen ters akıntının denizanalarını körfeze taşıdığını söyledi. Her yıl benzer bir geçiş yaşandığını ifade eden Gökoğlu, bu yıl da geçmiş yıllarla benzer yoğunluk gözlemlediklerini anlattı. Gökoğlu, şöyle devam etti: "Her sene bu geçiş oluyor. Ocak sonunda geçişleri başladı, şu anda körfezde yoğun miktarda var. Periyodik olarak tekrarlıyor bu. Bunun nedeni de bu sene poyrazın etkili olması. Poyraz yüzey suyunu aşağı doğru sürüklediği zaman, yerine alttan deniz suyunun gelmesi gerekiyor. Yani açıktaki ana akıntıdaki suyu alttan çekip üstten de itelediği için körfeze girdi. Bu ters akıntı nedeniyle şu anda denizanası Antalya Körfezi’nde. Geçmişe göre aynı yoğunlukta. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz dalışta, beş metrekarelik alanda neredeyse bir adet var şeklinde durum tespiti yaptık." Balık yumurtaları ve larvalar üzerinde olumsuz etkisi var Deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine de değinen Gökoğlu, türün balık yumurtaları ve larvalarına zarar verdiğini, ancak bazı balık yavrularının da denizanasının dallı yapısı içinde saklanabildiğini söyledi. Buna rağmen olumsuz etkinin daha ağır bastığını belirten Gökoğlu, geçişin turizm ve plaj sezonu başlamadan sona ereceğini vurguladı. Gökoğlu, "Balık yumurta ve larvalarına zarar veriyor. Bazen de faydası oluyor. Denizanasının çan şeklindeki kafasının iç kısmındaki dallı yapıya bazı balık yavruları girip saklanıyor ve orada serpilip büyüdükten sonra ekosisteme katılıyorlar. Ama tabii tükettiği, öldürdüğü larva ve yumurta daha fazla. Bu geçiş Nisan’ın sonuna doğru Mayıs’ın başlarında tamamlanacak. Yani plaj sezonu, turizm sezonunun başladığı dönemde bu geçiş tamamlanacak. Her sene o tarihlerde tamamlanıyor. Şu anda risk yok, biz biraz önce sudan çıktık, dalıştaydık. Yine büyük, çok büyük kütleler halinde suyun altında gördük ve görüntüledik" ifadelerini kullandı.

Gerapetritis: Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz Haber

Gerapetritis: Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz

Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, 18 Ocak 2026’da Kahire’de Mısır ve Kıbrıs ile yapılan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından açıklamalar yaptı. Bakan, toplantıda bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldıklarını belirterek, “Diplomasiyi savaşın önüne koyuyor ve bölgede kaos yerine istikrarı teşvik ediyoruz” ifadelerini kullandı. Toplantıda özellikle Gazze ve Batı Şeria’daki durum, Suriye, Yemen, Sudan, Afrika Boynuzu, İran ve Libya gündeme geldi. Gerapetritis, Gazze’de barış sürecine dair de görüşlerini paylaştı: “Akdeniz’i, çatışmalarla anılan bir bölge olarak değil, tüm halkların ve gelecek nesillerin barış içinde yaşayacağı bir bölge olarak hayal ediyoruz” dedi. Bakan Gerapetritis, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına dayalı İki Devlet çözümünü desteklediğini ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkına verdiği önemi vurguladı. Ayrıca, ABD Başkanı Trump tarafından Yunanistan’a Barış Konseyi’nin kurucu üyesi olma daveti geldiğini doğrulayan Gerapetritis, “Yunanistan, barış, güvenlik ve istikrarı teşvik eden tüm girişimlerin yanında yer almaktadır” ifadelerini kullandı. Gerapetritis, üçlü iş birliğinin tarihsel temellerine ve deniz güvenliğine de değinerek, “Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs, uluslararası deniz hukukunun tam olarak uygulanmasına ve deniz yollarının güvenliğine özel önem vermektedir. Özellikle Kızıldeniz, uluslararası ticaret yollarında kritik bir bağlantı noktasıdır” açıklamasını yaptı. Toplantı ayrıca bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi, ekonomik, ticari, turizm, enerji ve teknoloji alanlarında yeni fırsatlar yaratılması konularını da kapsadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.