Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kıbrıs

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kıbrıs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıbrıs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devlet Bahçeli: Türkiye masaya kendi aklıyla oturur Haber

Devlet Bahçeli: Türkiye masaya kendi aklıyla oturur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin dış politika vizyonu, bölgesel gelişmeler ve güvenlik stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen güçlü bir devlet olduğunu ifade eden Bahçeli, ülkenin dış politikasını üretim, diplomasi, savunma sanayi, enerji ve toplumsal dayanışma üzerine inşa ettiğini söyledi. Türkiye’nin barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgide olduğunu belirten Devlet Bahçeli, buna rağmen ülkenin hak ve çıkarlarını ihlal edecek girişimlere karşı da kararlı duruş sergileyeceğini vurguladı. "Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız" diyen Bahçeli, "Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye karşıtı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz" dedi. Dış politikada diplomasi ve arabuluculuğun önemine dikkat çeken MHP Genel Başkanı Bahçeli, bunun pasiflik anlamına gelmediğini belirterek, Türkiye’nin masaya kendi aklıyla oturduğunu ve milli çıkarlarını esas aldığını ifade etti. Bahçeli, barışın sadece iyi niyetle değil güçlü devlet kapasitesiyle sağlanabileceğini söyleyerek “Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar” değerlendirmesinde bulundu. https://twitter.com/MHP_Bilgi/status/2051611053222465938 Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs konularına da değinen Bahçeli, Türkiye’nin bölgesel haklarını ihlal edecek girişimlere kayıtsız kalmayacağını belirtti. Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail’in bölgedeki politikalarını da eleştiren Bahçeli, bu girişimlerin istikrarı zedelediğini söyledi. Kıbrıs’ın Türkiye için stratejik önemine vurgu yapan Bahçeli, KKTC’nin varlık hakkının korunacağını ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını savunmaktan geri durmayacağını ifade etti. Konuşmasında iç güvenlik konularına da değinen MHP lideri Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin devletin kalkınma ve güvenlik stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti. Bu hedefin pazarlık ya da taviz anlamına gelmediğini vurgulayan Bahçeli, MHP’nin bu sürecin arkasında kararlılıkla duracağını söyledi. Bahçeli, Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliğe ihtiyaç duyduğunu da belirterek, terörün tamamen tasfiye edilmesinin kalkınma önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldıracağını ifade etti.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’den KKTC’de yoğun diplomasi trafiği Haber

KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’den KKTC’de yoğun diplomasi trafiği

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, Lefkoşa'da ilk olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürmanı makamında ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erhürman’ı seçim başarısından dolayı tebrik eden Dim, konseyin resmi yayın organı Küresel Medya dergisinin son sayısını da takdim etti. Erhürman ile Antalya’da yapılan diplomasi forumu ve güncel Kıbrıs konularında gerçekleşen sohbete KGK Kıbrıs üyeleri Alihan Pehlivan, Emir A. Bulut ve Serdar Şengül de katıldı. DİM: VATAN PARÇASI KIBRIS VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Cumhurbaşkanı Erhürman, konseyin başarılı çalışmalarını takdirle takip ettiğini ve Kıbrıs’a verilen destekten memnuniyet duyduğunu belirtirken, KGK Genel Başkanı Mehmet ali Dim ise, “Vatan parçası Kıbrıs vazgeçilmezimizdir. Her daim Kıbrıs Türk halkının haklı davasının savunucusu olduk ve olmaya da devam edeceğiz” dedi. Verimli geçen görüşme sonrası Genel Başkan Dim nazik kabulü için Cumhurbaşkanı Erhürman’a sosyal medyadan da teşekkür etti. Genel Başkan Mehmet Ali Dim, KGK üyesi Alihan Pehlivan ile birlikte KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler’i de makamında ziyaret etti. Görüşmede, KGK’nın yayın organı olan Küresel Medya dergisi takdim edildi. Öztürkler, KKTC’nde son günlerde yaşanan ve meclis gündemine de gelen toplumsal olaylar hakkında bilgi verdi ve “Kıbrıs halkı sonuna kadar demokrasiye inananan bir halktır ve demokratik haklarını daima kullanır” dedi. BAŞBAKAN ÜSTEL Lefkoşa’da KKTC Başbakanı Dr. Ünal Üstel ile de görüşen KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, özellikle son haftalarda Kıbrıs’ta yaşanan toplumsal ve sendikal olaylar ve gelişmeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Görüşmede, söz konusu olayların ülke gündemindeki yeri ve etkileri ele alındı. Başbakan Üstel, son yıllarda yaşanan ekonomik krizin adaya olan olumsuz etkilerine bir de Ortadoğu’da cereyan eden savaşın eklenmesinden sonra hükümetin de sıkıntılara çare arayışı içinde olduğunu ama Türkiye’nin desteğini her zaman arkalarında hissettiklerini söyledi. Ziyaretler kapsamında ana muhalefette bulunan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli ile de bir araya gelen Genel Başkan Mehmet Ali Dim, CTP Lideri İncirli ile Kıbrıs politikası üzerine kapsamlı bir görüşme ve değerlendirmede bulundu. KKTC’nde erken seçim beklentisinin arttığını belirten İncirli, “Artık bu hükümet halk destedğini kaybetmiş görünüyor. Halkın desteğini almış güçlü bir güçlü bir hükümet ile sorunlar daha kolay çözülür. Biz de iktidara talibiz” diye konuştu. TATAR’LA SOHBET KKTC 5’nci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la da kahvaltıda bir araya gelen Dim, görevinin bitmesinden sonra Türkiye’ye de sık sık gelen Tatar’la güncel konularda sohbet ederken, “Küserek kenara çekilmek en kolayı. Ama Sayın Tatar, hep sokakta ve halkın içinde” dedi, Tatar da Kıbrıs halkının tercihine saygı duyduğunu belirterek, “Hep hizmete endeksli yaşadım. Bundan sonra da ömrümün sonuna kadar halkımızın emrindeyim” dedi. KKTC temasları sırasında Kıbrıs'ta görev yapan gazetecileri ve bazı medya kuruluşlarını da ziyaret eden KGK Genel Başkan Mehmet Ali Dim, medya sektörüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Meclis binası önünde özel röportaj veren Dim, Lefkoşa’da yaklaşık 30 yıldır medya sektöründe faaliyet gösteren ve Kıbrıs Genç TV ile tanınan Ertan Birinci’yi de Birinci Plaza’da ziyaret etti. Birinci Grup’un medya dışında eğitim ve pazarlama alanlarında da başarılı çalışmalar yürüttüğünü görmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Mehmet Ali Dim, nazik ev sahipliği için Birinci’ye teşekkür etti. KGK üyesi Ali Han Pehlivan’ı Kıbrıs Türk Medya ofisinde ziyaret eden Dim, KGK üyeleri Emir Abdurrahman Bulut ve Ali Hançerli ile de bir araya geldi

Hakan Fidan: İsrail GKRY ile birlikte Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular Video Galeri

Hakan Fidan: İsrail GKRY ile birlikte Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2026’nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 5. Antalya Diplomasi Forumu’nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Fidan, üç gün boyunca Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Oturumda Asya-Pasifik’ten Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi. Uluslararası gündemi belirleyen temaslar Forum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye’ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, forum süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu da ifade etti. "Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz" Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye’nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu. "Bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor" "Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diyen Bakan Fidan, "En başından beri hedefimiz bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu; bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu. "Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular" Bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail’in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda yaptığımız toplantıda da şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York’ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump’la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze barış planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var" Hürmüz Boğazı’yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi. "Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri" İran ile ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek, Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu; her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu noktada araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu. Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye’nin rolü İran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul’da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna’daki barış müzakerelerini ve Gazze’deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu. Doğu Akdeniz’deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirme İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bir araya gelip askeri ittifak kurmasının tehdit önceliği olduğunu söyleyen Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler, yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize ’Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz’ demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının, hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu neden yapıldığını tanımlayan. Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan’la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. O toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa’da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu -sadece bizim için değil- bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail’in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken Türkiye gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup, bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi. "Dünyanın başına bela olmuş durumda" Gazze’ye yönelik sorular üzerine Bakan Fidan, "Gazze’deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada. Tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı’nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail’in asli niyeti olan Gazze’yi ister insanlarını öldürerek, ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu’nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun -İsrail yayılmacılığı sorunu- yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail’in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye’yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu. Antalya Diplomasi Forumu’nda bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcı yer aldı. Forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakan ağırlandı.

Fransa saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu gerekçe göstererek savaş gemisi gönderiyor. Haber

Fransa saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu gerekçe göstererek savaş gemisi gönderiyor.

Salı gecesi televizyonda yayınlanan bir konuşmada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bir dizi askeri ve konsolosluk önlemi açıklamadan önce, ortaya çıkan kriz için Tahran'ı suçlarken, aynı zamanda bunu tetikleyen ABD-İsrail saldırılarını da eleştirdi. Macron, "İran İslam Cumhuriyeti bu durumun birincil sorumluluğunu taşıyor" dedi. Aynı zamanda, çatışmaları Almanya ve Birleşik Krallık ile birlikte durdurmaya çağırırken bile, ilk İsrail-Amerikan askeri operasyonlarının "uluslararası hukukun dışında yürütüldüğünü" savundu. Konuşma, ABD ve İsrail'in İran'a saldırı düzenleyerek bölge genelinde misilleme saldırılarını tetiklemesinden ve daha geniş bir tırmanma korkusunu artırmasından dört gün sonra geldi. Dronlar "meşru savunmada" düşürüldü Macron, ikinci bir Fransız askeri tesisinin vurulduğunu doğruladı. "Bölgedeki askeri üslerimizin güvenliğini güçlendirdik. İkisi sınırlı grevlere maruz kalarak maddi hasara neden oldu" dedi. "Çatışmanın ilk saatlerinden itibaren meşru savunma için insansız hava araçlarını düşürdük" diye ekledi. Fransa'yı Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ile bağlayan savunma anlaşmalarına atıfta bulunarak, Fransa'nın onlara dayanışma borçlu olduğunu söyledi ve ayrıca Ürdün, Irak ve Suriye'yi içeren taahhütlerden ve ortaklıklardan bahsetti. Devlet başkanı, Fransa'nın "savunma" bir kuvvetin parçası olarak bu müttefik ülkelerin birçoğuna hava savunma yeteneklerini konuşlandıracağını açıkladı. Kurtarma ekipleri, 3 Mart 2026'da Sidon'da İsrail saldırısıyla vurulan Lübnanlı İslami bir grubun yıkılan merkezinin önünde toplandı AP Fotoğrafı Ayrıca Lübnan'daki potansiyel bir İsrail kara operasyonuna karşı uyardı ve bunu "tehlikeli bir tırmanma ve stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Salı günü erken saatlerde Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Fransız Rafale savaş uçaklarının Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Fransız tesisleri üzerinde hava güvenliği operasyonları yürüttüğünü ve onları daha fazla insansız hava aracı saldırısından koruduğunu söyledi. Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca önemli deniz koridorlarının risk altında olduğu konusunda uyardı ve Fransa'nın onları korumak için inisiyatif aldığını söyledi. Küresel ticaret ve enerji arzı için gerekli deniz yolları olarak nitelendirdiği Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı'nda "Trafiği restore etme ve güvence altına alma araçlarını bir araya getirmek için bir koalisyon kurma çabalarına öncülük ediyoruz." Kıbrıs'a savaş gemisi ve Akdeniz'de uçak gemisi 'Charles de Gaulle' Macron ayrıca, insansız hava aracı olaylarının adadaki İngiliz tesislerini hedef almasının ardından Kıbrıs'a takviye olduğunu duyurdu. "Kıbrıs'a savunma araçları gönderiyoruz ve bu akşam itibariyle Kıbrıs'tan bir Fransız fırkateyn gelecek" dedi. Hareket, bir insansız hava aracının pistte düştüğü ve diğerlerinin ele geçirildiği bildirilen bir insansız hava aracı da dahil olmak üzere İngiliz egemen üssü RAF Akrotiri'deki insansız hava aracı olaylarını takip ediyor. Bu arada, uçak gemisi Charles de Gaulle, Macron'un genel bir caydırıcılık ve hazırlık duruşu olarak sunduğu şeyin bir parçası olarak Akdeniz'e doğru ilerliyor. Bölgede 400.000 Fransız vatandaşı var Başkan, şu anda daha geniş bölgede yaklaşık 400.000 Fransız vatandaşının bulunduğunu söyledi. Macron, "En savunmasız olanlardan başlayarak, ayrılmak isteyen vatandaşlarımızın geri dönüşünü düzenli bir şekilde düzenliyoruz" dedi. Tahliye çabalarının bir parçası olarak "ilk iki uçuşun bu gece Paris'e ineceğini" doğruladı.

İranlı komutan, ABD uçaklarını ayrılmaya zorlamak için Kıbrıs'ı bombalama sözü verdi Haber

İranlı komutan, ABD uçaklarını ayrılmaya zorlamak için Kıbrıs'ı bombalama sözü verdi

İran Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC) komutanı Tuğgeneral İbrahim Jabari'nin, Tasnim haber ajansı tarafından İran'ın Kıbrıs'a füze fırlatmayı planladığını söylediği aktarıldı. Rapora göre, "Amerikalılar uçaklarının çoğunu Kıbrıs'a taşıdılar ve onları da oradan ayrılmaya zorlamak için Kıbrıs'a birkaç füze fırlatacağız" dedi. Sosyal medyada paylaşmak için buraya tıklayın İran, Körfez saldırılarıyla 'Amerika Birleşik Devletleri'ne zarar vermeye odaklanıyor' El Cezire, İran'ın saldırılarıyla Körfez komşularına düşman edinmesinin iyi bir fikir olup olmadığı sorulduğunda, Tahran Üniversitesi'nden Hassan Ahmadian, "hiç de değil ... Bunun rasyonel bir seçim olduğunu düşünmüyorum" dedi. Bununla birlikte, İran aslında "resmi çizginin devam ettiği gibi - ABD kuvvetlerine, ABD üslerine ve temelde ABD'nin bölgedeki çıkarlarına odaklanıyor. Ve görünüşe göre bu çıkarlar, saldırılarda gördüğümüz gibi, küresel petrol ve gaz piyasalarını da içeriyor," dedi Ahmadian. El Cezire'ye verdiği demeçte, İran'ın "bölgedeki birçok kişiye de zarar verebilecek şekilde Amerika Birleşik Devletleri'ne zarar vermeye odaklandığını" söyledi. Ahmadian, İran'ın Körfez ülkelerindeki enerji altyapısını "ABD'yi küresel olarak petrol ve enerji fiyatlarını yükselterek ülkeye yönelik saldırganlığını yeniden düşünmeye zorlama baskısını artırmak" için hedeflediğini ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.