Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kazakistan

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kazakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kazakistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı Haber

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı

İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yeni bir mesaj gönderdi. Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölgeülkelerinden sürece katılmalarını istedi. "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak yada hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek"diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'nadikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahimAnlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın"kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi. İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikleArap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu. Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı biranlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasınınsüreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşmaolacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda aceleetmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerçek barış şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerçek barış şart

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in, ziyaretin başından sonuna kadar fevkalade bir misafirperverlik sergilediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tokayev'e ve Kazak makamlarına teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana'daki görüşmelerinde, ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeleri etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını belirterek, ilişkilerin seyrinden duyduğu memnuniyeti ve işbirliğini her alanda derinleştirme kararlılığını teyit ettiklerini aktardı. Muhtelif alanlarda akdedilen 12 belgeye ilave olarak Tokayev ile "Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirisi"ni imzaladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarılı geçen 6. Konsey toplantısının iki kardeş ülke arasındaki ilişkiler açısından tarihi bir nitelik taşıdığını bildirdi, hayırlara vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Asya ülkelerinin, 6 Şubat depremleri sonrası Türkiye'ye desteğe koşan ilk ülkeler olduğuna işaret ederek, Kazakistan'ın Gaziantep'te inşa ettiği, Hoca Ahmet Yesevi'nin ismini verdikleri okulun açılış törenini de bu vesileyle Astana'da gerçekleştirdiklerini söyledi. İş Forumu'na katılarak Türk ve Kazak iş insanlarına Tokayev ile hitapta bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Kazakistan ile ilişkilerimizin son yıllarda itici gücünü bilhassa ticaret, yatırımlar ve enerji oluşturuyor. Son 5 yılda ortalama yüzde 5'in üzerinde büyüyen bir Kazak ekonomisinden bahsediyoruz. Keza toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan, Orta Asya'nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. 5 bin 500'e yakın şirketimizin inşaattan finansa, turizmden bilişime, 6 milyar dolara ulaşan yatırımları mevcut. Müteahhitlerimizin üstlendikleri projelerin değeri ise 30 milyar dolara varıyor. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi, 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Enerji alanında da önemli bir işbirliğimiz söz konusu. Kazak petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı üzerinden aktarımı konusunda, Kazakistan'ın Azerbaycan ile vardığı mutabakatı önemli görüyoruz. Ziyaretimiz sırasında Türkiye Petrolleri ile Kazak muadili arasında petrol ve gaz sahalarının işletilmesine dair belgeler imzalandı. Gelecekte enerji işbirliğimizin daha da güçleneceğine inanıyorum." Kazakistan ziyaretinin ikinci ayağında Türk dünyasının manevi başkentlerinden Türkistan şehrinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi'ne iştirak ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut işbirliğini dijitalleşme ve yapay zeka imkanlarıyla daha etkin bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen "Türkistan Bildirisi"ni, Türk devletleri liderleriyle imzaladıklarını anımsattı. Bildiriyle ayrıca Türk devletleri arasındaki kurumsal bütünleşme süreçlerinin, dijital çağın gerekleri doğrultusunda tahkim edilmesi gereğine iştirak ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim için bu zirvenin bir diğer önemi de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman'ın zirveye katılımıydı. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Teşkilatın faaliyetlerine katılımına büyük önem veriyoruz. Türk dünyası da üzerine düşeni yaparak, Kıbrıs Türk halkını bağrına basıyor. İnşallah önümüzdeki sonbaharda ev sahipliği yapacağımız 13. Zirve ile devralacağımız dönem başkanlığımız süresince, Teşkilatımızı daha ileri seviyelere taşıyacağız. Gerek Astana'da gerek Türkistan'da yaptığımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum." "Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduk" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Türk Yüzyılı" kapsamında bundan sonraki süreçte Türk devletleriyle ilişkilerde gerçekleşmesini istediği en önemli vizyon ve hedefin ne olduğuna ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduklarını ve Türk Devletleri Teşkilatı ile bunu taçlandırmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Aile meclisi olarak gördükleri Teşkilat bünyesinde her türlü işbirliğini ele aldıklarını, bütün fırsatları değerlendirmeye çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep birlikte ilerleme ve kalkınmaya inandıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk dünyasının, bölgenin huzur, istikrar ve güvenliği için daha etkin rol alabileceğini tüm platformlarda söylediğini hatırlatarak, AK Parti olarak, Türk dünyası çalışmalarına verdikleri öneme binaen Türk dünyasından sorumlu bir başkanlık kurduklarını ve Türkiye'de ilk "Türk Dünyası Vizyon Belgesi"ni hazırladıklarını ifade etti. Türk dünyasının ekonomik, kültürel, stratejik açılardan potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, bu potansiyeli harekete geçirmek, diplomasi, enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik, savunma başta olmak üzere her alanda daha ileri atılımlar yapmak için gayret gösteriyoruz. Ecdadımız, geçmişte nasıl Türk'ün gücünü dünyada barış ve adalet ile perçinlemişse, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu yeniden tesis edeceğimize inanıyoruz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatının Liderler Zirvesi, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Dönem başkanlığımızda Teşkilatın içeride ve dışarıda güçlenmesi için büyük gayret içinde olacağız. İnşallah bunda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum." diye konuştu. "Bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın neden bitmediğine ilişkin soruya, şu yanıtı verdi: "Şimdi bu krizi doğuran ana etkenlerden biri, her fırsatta vurguladığım gibi, İsrail'in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle, bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki, bu savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. Öncelikle İsrail'in kışkırtmalarının etkisiz kılınması, sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Türkiye olarak, bu kaosun daha çetrefilli bir tabloya dönüşmeden ortadan kalkması için biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstereceğiz. Biz, bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz. Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız. Eğer bölgede kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalıdır. Ülkeler, uluslararası şirketlerin, bölge dışı aktörlerin değil, kendi ülkesinin ve vatandaşının hakkını savunmalıdır." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Ankara'da İttifak'ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yakın zamanda NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasına ilişkin soru üzerine, Ankara'da 7-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, İttifak'ın tarihinde kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Gerek bölgede gerek dünyadaki son gelişmelerin Ankara zirvesinin önemini biraz daha artırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara'da İttifak'ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz. Bugünkü dünya, NATO'nun kurulduğu günlerdeki o eski dünyanın devamı değil. Yeni bir dünya kuruldu ve bu yeni dünyada da NATO'nun konumu çok daha farklı. Tehditler karmaşıklaştı, riskler çeşitlendi, küresel sistem aşındı, kısaca dünya çok değişti. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi işbirliği ve ortak güvenlik anlayışı, İttifak'ın geleceği için çok çok önemli. Türkiye olarak daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için, üzerimize düşeni yapmaya hazırız." ifadelerini kullandı. "Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır" Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik vizyonuna ilişkin soruya karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği'nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat Avrupa Birliği maalesef bunun farkında değil. Avrupa Birliği bunun farkında değil diye, biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Şunu çok açık, net söyleyeyim, yıllardır bu vizyonumuzu kararlılıkla savunuyoruz, tutarlı adımlar atıyoruz. Bugüne kadar Türkiye'ye karşı zaman zaman ikircikli, zaman zaman düpedüz ayrımcı birtakım uygulamalara imza atılmış olmasına rağmen, üyelik teklifimize yine sadık bir şekilde bağlıyız. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Bizim içinde yer aldığımız her platform, yükselen bir değerdir. Şunu da açık söyleyeyim, zaman zaman birlik içinden ülkemize yönelik çok talihsiz ve sığ ifadeler duyuyoruz. Bu tutumun, dünyanın her alanda kabuk değiştirdiği günümüzde, Avrupa Birliği'ne zarar verdiğini muhataplarımıza anlatıyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu yol ayrımında durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir." Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşüne ilişkin soru üzerine CumhurbaşkanI Erdoğan, "F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz." dedi. "KAAN bizim için ilk adımdır, daha güçlülerini de yapacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yerli ve milli savaş uçağı KAAN için ise "KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda artık yeni bir hikaye başlayacak. KAAN bizim için bir ilk adımdır. Daha iyilerini, daha güçlülerini de yaparız, yapacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayisi ürünümüz dünyanın ilgisini çekme başarısını gösteriyor. İstanbul'da düzenlenen SAHA-2026'da savunma sanayisi alanındaki gücümüz ve etkinliğimiz ortaya konuldu. 150 binden fazla ziyaretçi orada ülkemizin bu alanda geldiği seviyeyi ve somut sonuçları gördü. 200'den fazla yeni ürün tanıtıldı ve bu arada 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Rakamlar hem ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor hem de hedeflerimiz konusunda bizleri daha çok gayretlendiriyor." açıklamasını yaptı. "Terörsüz Türkiye' hedefine bütün engelleri aşarak mutlaka ulaşacağız" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye'nin 86 milyonun birlik, beraberlik ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bir hedefin adı olduğunu ifade etti. Cumhur İttifakı olarak hedef birliği içinde bu gayeye ulaşmak için sağlam, basiretli ve cesur adımlar attıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Süreç bugüne kadar, kendi doğal güçlükleriyle beraber, bunlara rağmen de ilerledi. Biz kararlıyız, 'Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Kararlıyız, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah'ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır. 'Terörsüz Türkiye' hedefine, bütün engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. Cumhur İttifakı olarak bunu dayanışma ve eş güdüm içinde, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP'den AK Parti'ye katılan belediye başkanlarına ilişkin sorular üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Biz millete hizmet etmek gayesiyle bir araya gelmiş, siyasetin kalitesini artırmaya odaklanmış bir hareketiz. Bizim yüksek değerlerimiz ve millete hizmet aşkımızı paylaşanlarla, tarihi yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bundan asla vazgeçmeyecek ve kimseye fırsat vermeyeceğiz. CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hale getirdiğini özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savurma merkezi haline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok çok üzücü. Bizi, CHP içindeki koltuk savaşları, birbirlerini suçlama yarışı ve iftira olimpiyatları ilgilendirmiyor. Biz yolumuza bakıyoruz. Milletimize hak ettiği hizmetleri vermeye gayret gösteriyoruz. AK Parti'ye katılan belediye başkanlarımızın ilk açıklamaları, 'Biz hizmet etmek istiyoruz. Bu CHP'de mümkün değil. CHP'nin iç kavgaları içinde belediyecilik yapamaz hale geldik' yönünde oldu. Yani bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir." Bir gazetecinin, "Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta onların morallerini bozacak, Türkiye'ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi rica ediyorum." sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunu edep dışı bir şekilde yapıyorlar. Muhalefetin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı hedef alan küçümseyici ifadeleri asla kabul edilemez. Kim küfür ve hakarette daha iyiyse, mevcut CHP yönetiminin lütfuna mazhar oluyor, ön plana çıkıyor. Dün arkasından ağladıklarına bugün utanmadan küfredebiliyorlar. Dün öve öve bitiremediklerini, bugün tükürük yağmuruna tutabiliyorlar. Yıllarca beraber oldukları yol arkadaşlarına bunu meşru gören bir zihniyetin, vatandaşa neler yapacağını varın, siz hayal edin. Görünen o ki, ana muhalefete karşı ne yaparsanız yapın bu testi su tutmuyor. Berbat. Ama biz, tüm bunlara rağmen partimiz bütün teşkilatıyla beraber bunların bu yanlışları karşısında çok daha dik durmak suretiyle yola devam ediyoruz, devam edeceğiz." Sosyal medya platformlarında 15 yaş altına yönelik yasal düzenlemenin yanı sıra dijital platformlar için yeni tedbirlerin planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Dijital dünya bugün hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de bu gerçeği biliyor ve ona göre hareket ediyoruz. Teknolojiyi reddeden değil, teknolojiyi insanlığın hayrına kullanan bir anlayışla düzenlemeler yapıyoruz. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Çünkü dijital dünyanın kaotik atmosferi, çocuklarımızı tuzağa düşürmeye çalışan yapılar ve maalesef kişilerle dolu. Sanal dünyanın görünen ve görünmeyen tehditlerinin ne kadar yıkıcı hale geldiğini hep beraber biliyoruz. Siber birimlerimiz sanal devriyeleriyle dijital suçlarla mücadeleye devam ediyor. Şiddeti özendiren ve bağımlılık oluşturan içeriklerden, sapkın akımlara, sanal zorbalığa kadar bunların hepsine yönelik tedbirlerimizi alıyoruz. Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararlarını verdik, veriyoruz. Ailelerin, sosyal ağ sağlayıcıların ve devletin işbirliği sayesinde bu koruma sağlanacak. Dijital okuryazarlığı güçlendirecek faaliyetlerle hem eğitimcilerimiz hem de ailelerimiz, sanal alem konusunda daha bilinçli olacak. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz."

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada? Haber

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada?

IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi. Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi. Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti. Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi. Yalnızca 3 ekonomi trilyon dolar bandını aştı Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı. Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı. Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi. IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü. "Çeşitlendirilmiş ekonomi büyümeyi sürdürülebilir kılıyor" Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti. Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti. IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü. Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti. IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle: Ülke GSYH Türkiye 1.640 Endonezya 1.539 Suudi Arabistan 1.389 Birleşik Arap Emirlikleri 622 Malezya 516 Bangladeş 511 Mısır 430 Pakistan 408 Kazakistan 360 Cezayir 317 İran 300 Irak 265 Katar 217 Fas 194 Özbekistan 182 Kuveyt 173 Umman 117

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor Haber

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü Cenevre'deki son nükleer görüşme turundan sonra ABD ve İran arasındaki gerilimler gökyüzüne yükseldiğinden, önümüzdeki haftanın başlarında İsrail'e hızlı bir gezi yapmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda ABD bölgedeki grev gücünü oluşturmaya devam ederken de geliyor. Perşembe günü, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Cenevre'de görüşmeler başlarken Girit'teki Souda Körfezi üssünü terk etti. Nereye gittiği belli değildi, ancak İsrail medyası süper taşıyıcının Cuma günü İsrail kıyılarına varacağını söylüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı "çok geç olmadan" Washington ile nükleer bir anlaşmayı sonuçlandırması konusunda defalarca uyardı. Cenevre görüşmeleri hakkında yorum yapan Trump, İran'ın görüşmelerdeki tavrından "heyecanlanmadığını" söyledi ve saldırıp saldırmayacağına henüz karar vermediğini de sözlerine ekledi. Ancak Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, herhangi bir potansiyel grev için daha uzun bir zaman çizelgesini gösterebilir. Dışişleri Bakanlığı, üst düzey ABD diplomatının Pazartesi ve Salı günkü ziyaretinin İran, Lübnan ve Trump'ın Gazze için barış planı da dahil olmak üzere bölgesel öncelikleri tartışmayı amaçladığını söyledi. Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği'nin gerekli olmayan personel ve aile üyeleri için "yetkili kalkış" statüsünü uygulamasından sadece birkaç saat sonra geldi, bu da uygun personelin devlet pahasına ülkeyi gönüllü olarak terk edebileceği anlamına geliyor. Bir e-postada, ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, ayrılmayı düşünen personeli hızlı bir şekilde yapmaya çağırdı ve başlangıçta İsrail'den herhangi bir uçuş almaya odaklanmalarını ve ardından Washington'a gitmelerini tavsiye etti. Huckabee, "yetkili kalkış" için bir kısaltma kullanarak, "AD almak isteyenler bunu BUGÜN yapmalı" diye yazdı. Associated Press tarafından görülen bir e-postada, "Önümüzdeki günlerde giden uçuşlar olsa da, olmayabilir" diye ekledi. Tavsiye, ABD'yi, vatandaşlarını İsrail'i tahliye etmeye çağıran bir dizi ülkeye ekliyor. Almanya, Fransa, Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık da artan gerilimler göz önüne alındığında vatandaşları zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaya çağırdı. Çin ve Kazakistan da dahil olmak üzere bir dizi ülke de vatandaşları tahliye etmeye ve İran'a seyahat etmekten kaçınmaya çağırdı. İran ve Amerika Birleşik Devletleri Perşembe günü Cenevre'de bir başka nükleer müzakere turundan anlaşma olmadan ayrıldı. Teknik tartışmaların önümüzdeki hafta Viyana'da yapılması planlanıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın da Cuma günü daha sonra Washington'da görüşmelere arabuluculuk yapan Umman dışişleri bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geleceği bildirildi. Daha önce el-Busaidi, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nden yetkililer ileriye doğru adımlar açıklamamış olsa da Perşembe günü önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi Perşembe günü, ayrıntılar sunmadan "olması gerekenler bizim tarafımızdan açıkça açıklanmıştır" dedi. İran, nükleer programını sınırlamak ancak sonlandırmamak için adımlar atması karşılığında uzun zamandır ağır uluslararası yaptırımlardan rahatlama talep ediyor. Bu arada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerginlikler artarken ve ABD'nin bir saldırısı potansiyeli çok mümkün olsa bile İran ve ABD'yi "diplomatik yola odaklanmaya" çağırdı. Trump, yönetiminin krize askeri çözüm aramadığını ve bir anlaşmaya varılabileceğinden umutlu olduğunu, ancak gerekirse grev gücüne başvurmayı ikiye katladığını yineledi. ABD başkanı Cuma günü, "Askeri güç kullanmak istemiyorum, ama bazen kullanmak zorundayız" dedi. "Bize sahip olmamız gerekeni vermeye istekli olmamaları gerçeğinden memnun değilim. Bu yüzden heyecanlanmıyorum," dedi Trump gazetecilere.

Dünya Altın Konseyi: Merkez bankaları 2025'te 328 ton altın aldı Haber

Dünya Altın Konseyi: Merkez bankaları 2025'te 328 ton altın aldı

Dünya Altın Konseyi'nin Kıdemli Araştırma Direktörü Marissa Salim, "Bu rakam, 2024 yılında kaydedilen 345 tonluk net alımların altında kaldı” dedi. Buna göre, yüksek fiyatlar nedeniyle devlet alımları yıl sonuna doğru bir miktar azalsa da, merkez bankaları 2025 yılındaki altın alımlarını, tonaj açısından önceki yıla göre çok da uzak olmayan bir seviyede tamamladı. Dünya Altın Konsey'ine göre, Aralık ayında merkez bankaları 30 ton brüt altın külçe alımı yaparken, brüt satışları 11 ton oldu, bu da tüm yıl için aylık ortalama 27 ton ile sonuçlandı. WGC, Aralık ayında en büyük hareketlilik gösteren ülkeler arasında 10 ton altın külçe satın alan Özbekistan, 8 ton ile Kazakistan ve 7 ton ile Polonya'nın yer aldığını belirtti. Diğer önemli alıcılar arasında 2 ton altın satın alan Kırgızistan Cumhuriyeti, 2025 yılının son ayında resmi olarak 1 ton altın satın alan Çin, Çek Cumhuriyeti, Endonezya ve Moğolistan yer aldı. Aralık ayında tek önemli satıcı, 11 ton satışla Singapur oldu. Acıklamaya göre, Polonya Merkez Bankası, 2025 yılında altın rezervlerine 102 ton ekleyerek en büyük net alıcı olurken, Kazakistan (57 ton), SOFAZ [Azerbaycan devlet petrol fonu] (53 ton), Brezilya (43 ton), Çin (27 ton) ve Türkiye (27 ton) yıl boyunca diğer önemli alıcılar oldu. WGC verilerine göre, 2025 yılında en büyük net satıcılar, 26 ton likidite sağlayan Singapur, 12 ton likidite sağlayan Gana ve 6 ton satış yapan Rusya oldu.

Sektör uzmanlarına göre: "ABD'nin Venezuela'ya saldırısının petrol fiyatlarına sınırlı bir etkisi olacak" Haber

Sektör uzmanlarına göre: "ABD'nin Venezuela'ya saldırısının petrol fiyatlarına sınırlı bir etkisi olacak"

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social'da yaptığı paylaşımda, “Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela ve lideri Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenledi ve Maduro, eşi ile birlikte yakalanarak ülke dışına çıkarıldı” dedi. Trump yönetimi bir süredir, deniz ablukası yoluyla ülkenin petrol ihracatına karşı kampanyasını yoğunlaştırdı. İsviçreli banka UBS'nin stratejisti Giovanni Staunovo, bir tahminde bulunmak için henüz çok erken olduğunu ancak ABD'nin petrol tankeri ablukası sonrasında Venezuela'nın ihracatı ve üretiminin aşağı yönlü baskı altında olduğunu ve bu eğilimin devam etme riski olduğunu söyledi. Singapur merkezli Vanda Insights'ın CEO'su Vandana Hari, petrol piyasası için acil etkilerin minimum düzeyde olduğunu, “Venezuela risk priminde bir başka artıştan öteye gitmediğini” söyledi. Venezuela hükümeti yaptığı açıklamada, saldırının amacının ABD'nin ülkenin petrol ve madenlerini ele geçirmek olduğunu söyledi. Ayrıca ABD'nin kaynakları ele geçirme konusunda “başarılı olamayacağını” da ekledi. ABD, Venezuela'yı uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle suçladı. The National'a konuşan piyasa istihbarat şirketi Energy Aspects'in analisti Amrita Sen, The National gazetesine verdiği demeçte, “Venezuela'daki saldırılar doğrudan petrol tesislerini hedef almıyor. Ancak gemilere yönelik önceki saldırılar ve son yaptırımlar/abluka, üretimin zaten yaklaşık yüzde 25 oranında düşmesine neden oluyordu” dedi ve ekledi: “Petrol fiyatları üzerindeki etkisi, beklenen büyük stok artışları nedeniyle ciddi olmayacak, ancak Venezuela, Rusya ve Kazakistan'da planlanmamış kesintiler artıyor ve bu da stok artışlarını azaltacak.” Trump, Venezuela petrolüne “ambargo” uygulayacağını açıkladı, yaptırımları genişletti ve ABD'nin Pasifik Okyanusu ve Karayip Denizi'nde uyuşturucu kaçakçılığına karıştığını iddia ettiği gemilere iki düzineden fazla saldırı düzenledi. Petrol fiyatları, altı yılın en kötü yıllık performansını kaydettikten sonra, 2026'nın ilk işlem günü olan Cuma günü düşüşe geçti. Rystad Energy'nin analizine göre, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip Venezuela, günde 1,1 milyon varil ham petrol üretiyor ve bunun çoğu Çin ve Hindistan'a gidiyor. Küresel ticaret akışları açısından hacim küçük olsa da (yaklaşık yüzde 1), üretimin yüzde 67'sinden fazlası ağır petrol olduğu için kalitesi benzersiz. Bağımsız bir küresel emtia ticareti istihbarat şirketi olan Kpler'in OPEC+ ve Orta Doğu araştırma başkanı Amena Bakr, piyasanın jeopolitik risklerin etkisini bir dereceye kadar hafife aldığını ve bu nedenle fiyatlarda büyük bir prim oluşmadığını söyledi. Kpler, "Ancak bunun, piyasanın arz fazlası olduğu bir dönemde gerçekleştiğini ve bu nedenle bazı arz kayıplarına ilişkin endişelerin çok daha az olduğunu belirtmek önemli, dedi ve ekledi: “Son birkaç gün içinde petrol fiyatları, Venezuela'daki jeopolitik risk ve Ukrayna'nın Rus tesislerine yönelik saldırıları nedeniyle 61 dolara yükseldi... Jeopolitik risk yüksek kalırsa, piyasalar açıldığında fiyatlarda küçük bir artış bekliyorum. Venezuela'daki kesintilerle ilgili sorun, ham petrolün kalitesiyle ilgili. Ağır Venezüella ham petrolü, daha hafif kalitelerle kolayca değiştirilemez, ikameler genellikle daha pahalıdır ve rafine ürün fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Genel olarak, piyasalar üzerindeki etkisi şimdilik sınırlıdır." Century Financial'ın baş yatırım sorumlusu Vijay Valecha, tüccarların WTI ve Brent fiyatlarının Pazar gecesi açılışını bekledikleri için enerji piyasalarının daha dalgalı hale gelebileceğini söyledi ve ekledi: “Tarihsel olarak, petrol fiyatları jeopolitik belirsizlik dönemlerinde genellikle bir fark gösterme eğilimindedir. Örneğin, geçen yıl ABD'nin İran'ın yeraltı nükleer tesislerine yaptığı saldırı sırasında, petrol fiyatları piyasanın ilk açılış seansında yüzde 7'ye varan bir artış gösterdi. Benzer hareketler geçmiş döngülerde de yaşandı.” Valecha, gerçek talep ve arz açısından Venezuela'nın küresel enerji arzına katkısının çok az olduğunu belirtti. Toplam 100 milyon varil/günlük enerji arzının 0,7 ila 1 milyon varil/günlük en kötü senaryo bozulması çok küçük bir rakamdır, dedi. Ancak, enerji piyasası katılımcıları için en büyük korku, krizin daha da tırmanması ve bölgedeki daha fazla oyuncunun sürece dahil olmasıdır. Venezuela için İran, ana ticaret ortaklarından ve doğal müttefiklerinden biridir. Valecha, somut rakamlar açısından, geçmişteki Orta Doğu jeopolitik krizi sırasında piyasalar tarafından indirgenen ortalama risk priminin varil başına 10 doların üzerinde olduğunu belirtti. Qamar Energy'nin CEO'su ve The Myth of the Oil Crisis (Petrol Krizi Efsanesi) kitabının yazarı Robin Mills, bu haberin ardından petrol fiyatlarında başlangıçta bir sıçrama olabileceğini, ancak bu gelişmenin petrol için olumsuz olduğunu düşündüğünü söyledi ve ekledi: “Venezuela'nın ihracatındaki bir miktar kayıp çok büyük bir fark yaratmayacaktır, ancak yeni bir lider yaptırımların askıya alınmasını müzakere ederse ve hatta birkaç yıl içinde dış yatırıma açılırsa, ülkenin ihracatının büyümesi için önemli bir alan olacaktır.

Finlandiya, denizaltı iletişim kablosuna sabotaj şüphesiyle bir gemiyi durdurdu Haber

Finlandiya, denizaltı iletişim kablosuna sabotaj şüphesiyle bir gemiyi durdurdu

Finlandiya telekomünikasyon servisi Elisa, bu sabah Finlandiya'dan Estonya'ya giden bir denizaltı kablosunun hasar gördüğünü bildirdi. Finlandiya Sınır Muhafızları soruşturma başlattı ve ardından St. Petersburg'dan Finlandiya'nın münhasır ekonomik bölgesinden geçen Fitburg adlı kargo gemisini durdurdu. Finlandiya sınır Muhafızları, geminin çapasını düşürdüğüne ve denizaltı kablosunun geçtiği deniz tabanında sürüklediğine inanıyor. Finlandiya polisinden yapılan açıklamaya göre, Fitburg durduruldu ve soruşturma devam ederken açıklanmayan bir "güvenli yere" götürüldü. Mürettebatın mala ciddi zarar verme, mala ciddi zarar vermeye teşebbüs etme ve iletişimi ciddi şekilde aksatma şüphesi bulunuyor. Helsinki Polisi'ne ek olarak, Finlandiya Sınır Muhafızları ve Finlandiya Silahlı Kuvvetleri'ne ait helikopterler de gemiyi durdurma operasyonuna katıldı. Ulusal Polis Komiseri Ilkka Koskimäki yaptığı açıklamada, "Bu deniz operasyonu, polisin ve diğer yetkililerin hızını ve kendi sorumluluk alanlarındaki sorunsuz iş birliğini bir kez daha gösterdi" dedi. Fitburg gemisi Saint Vincent ve Grenadinler bayrağını taşıyor, ancak on dört kişilik mürettebatı Rusya, Gürcistan, Kazakistan ve Azerbaycan'dan geliyor. Estonya Cumhurbaşkanı Alar Karis, sosyal medya platformu X'te yaptığı bir paylaşımda, "Bildirilen hasardan endişeliyim. Umarım kasıtlı değildir, ancak soruşturma bunu ortaya çıkaracaktır" diye yazdı.

Ersoy: Sinema alanında 150 projeye 316,6 milyon TL destek sağladık Haber

Ersoy: Sinema alanında 150 projeye 316,6 milyon TL destek sağladık

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sinema alanında üretimi destekleyen bir yılın geride bırakıldığını belirterek, 2025 yılı boyunca Sinema Genel Müdürlüğü aracılığıyla toplam 150 projeye 316 milyon 674 bin TL destek sağlandığını açıkladı. Bakan Ersoy “2025 yılında Sinema Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla; sinema alanında toplam 150 projeye 316.674.000 TL destek sağladık.Yerli Film Gösterim Desteği kapsamında 101 sinema salonu işletmesine 42.750.000 TL destek verdik” dedi. Türk sinemasının uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi için Cannes, Berlin, Şanghay ve Kahire film festivallerinin yanı sıra MIPCOM, MIPTV ve ATF – Asia TV Forum & Market gibi önemli organizasyonlarda Türkiye stantları kurulduğunu aktaran Ersoy, filmler, diziler ve ülke tanıtımının bu platformlarda gerçekleştirildiğini vurguladı. Türk dünyasıyla kültürel iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirten Ersoy, “Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali”nin 2023’te Azerbaycan’da, 2024’te Türkmenistan’da ve 2025’te Kazakistan’da Bakanlık destekleriyle hayata geçirildiğini kaydetti. Ersoy, açıklamasında "Çocuklar İçin Gezen Sinema" projesiyle, depremden etkilenen illerimiz dâhil 72 il ve 598 ilçede, 750 binin üzerinde çocuğumuza sinema deneyimi yaşattık.” ifadelerini kullandı MSGSÜ Sinema-TV Merkezi Koleksiyonu'nun koruma altına alındığını belirten Ersoy, “Bu kapsamda, Osmanlı imparatorluğu'ndan Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan nitrat tabanlı film koleksiyonu ile Prof. Dr. Sami Şekeroğlu tarafından kurulan MSGSÜ Sinema-TV Merkezi Koleksiyonu'nu, uluslararası standartlara sahip özel arşivlere taşıyarak modern koşullarda koruma altına aldık.” diye konuştu. Bakan Ersoy, açıklamasını “Sinema alanında üretimi destekleyen, erişimi genişleten ve Türkiye'nin anlatı gücünü dünyaya taşıyan bütüncül bir kültür politikasıyla yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz” sözleriyle tamamladı.

Kazakistan, Ermenistan'ın barış ve ulaşım koridoru girişimlerine destek gösteriyor Haber

Kazakistan, Ermenistan'ın barış ve ulaşım koridoru girişimlerine destek gösteriyor

Kazakistan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Astana ziyareti sırasında Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu girişimini destekledi ve koridorun bölgesel ulaşım yollarını çeşitlendirmedeki rolünü vurguladı. Kazakistan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın başkenti Astana'ya yaptığı ziyaret sırasında Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) ve Ermeni Barış Kavşağı girişimine desteğini ifade etti. "Ayrıca TRIPP projesine katılmakla ilgilendiğimizi de teyit ediyoruz. Tokayev, "Bu stratejik koridorları Trans-Hazar Uluslararası Ulaştırma Rotası (TITR) ve Kuzey-Güney Koridoru ile bağlamak her iki ülkenin de çıkarınadır" dedi. Kazakistan için, Azerbaycan ve Türkiye tarafından Zangezur Koridoru olarak da adlandırılan rota, ulaşım rotalarını çeşitlendirmenin bir yoludur. Ziyaretin oturum aralarında Başbakan Yardımcısı ve Ulusal Ekonomi Bakanı Serik Zhumangarin, "Zangezur Koridoru öncelikle çeşitlendirmeyle ilgili" dedi. “Daha önce Azerbaycan'dan Gürcistan'ın Karadeniz limanlarına gittik, ancak bu rota Nahçıvan'a ve ardından doğrudan Türkiye'ye ulaşmamızı sağlayacak. İran'dan da bir rota var, ancak o kadar fazla kullanılmıyor." Kazak mevkidaşıyla yaptığı görüşmelerde Pashinyan, 8 Ağustos 2025 barış anlaşmasının temelini atmaya yardımcı olan Almatı'daki Ermeni ve Azerbaycan dışişleri bakanları arasındaki toplantıya ev sahipliği yaptığı için Kazakistan'a teşekkür etti. "Bu müzakereler daha sonraki gelişmeler için çok önemliydi. Paşinyan, Ermenistan ve Azerbaycan arasında kurulan barışın Almatı Deklarasyonu'na dayandığı da bir sır değil" dedi. Washington Deklarasyonu'nun bir sonucu olarak Ermenistan'ın şu anda Trump Rotası projesini ilerletmeye odaklandığını ve yasal çerçeve ve düzenlemeleri açıklığa kavuşturmak ve sonuçlandırmak için ABD ile aktif müzakerelerde bulunduğunu belirtti. "Bu gerçekten kalıcı, istikrarlı ve güvenilir bir barış için çok sağlam bir temeldir ve elbette yakın gelecekte barış anlaşmasını imzalamak ve onaylamak için çaba göstermeliyiz" dedi. Başbakan ayrıca TRIPP'in Kazakistan ve Ermenistan arasındaki ikili ticarete getireceği faydaların yanı sıra "Ermenistan'da, doğuda, Kazakistan'da batıda" genişletilmiş ihracat fırsatlarını da vurguladı. Liderler ayrıca Kazakistan'dan Ermenistan'a 1.000 ton tahılın ilk sevkiyatını da kutladılar. İki ülke tarafından imzalanan Ortak Bildiri, ilişkilerini stratejik bir ortaklık seviyesine yükseltti. Resmi heyetler 15 anlaşma ve mutabakat imzaladı, ayrıca ülkeler arasında bir hava bağlantısını yeniden açma ve bir Kazak-Ermeni İş Konseyi kurma olasılığını tartıştı. Ticaret, transit, yatırım işbirliği, toprak altı kullanımı, tarım, dijitalleşme, yapay zeka, sağlık ve kültürel ve insani bağlar da gündemin bir parçasıydı. Ermenistan-Azerbaycan Barış Anlaşması 8 Ağustos 2025'te ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ çatışmasını sona erdirmeyi amaçlayan bir barış anlaşmasını sonuçlandırmak için ortak bir bildiri imzaladı. Önemli bir adım olmasına rağmen, anlaşmanın onaylanması ve Ermeni yasama organına geçişmesi gerekiyor. Anlaşmanın bir diğer önemli unsuru, Azerbaycan'ı anakaradaki Nakçıvan eksklavına bağlayan ve 44 km'lik bir Ermeni topraklarıyla ayrılan bir ulaşım bağlantısı olan TRIPP inşa etmeyi içerir. Rota, Ermeni egemenliği altında kalacak ve Ermeni yasalarına göre çalışacaktı, ancak ABD 99 yıl boyunca münhasır kalkınma hakları alacaktı. Hem İran hem de Rusya, Washington'un önerilen TRIPP girişimindeki rolünü eleştirdi. İran, Ermenistan ile bağlantısının bozulmasından memnun değilken, Rusya Güney Kafkasya'daki etkisini kaybedebilir. ABD'nin dahil olması, Azerbaycan-Türkiye tandeminin sınırın kontrolünü ele geçirmesini ve Ermenistan'ı İran'dan kesmesini önlemeyi de amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.