Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Katar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Katar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pezeşkiyan’dan ABD ile müzakereler için mesaj: ‘Amerikan tarafına güvenimiz yok’ Haber

Pezeşkiyan’dan ABD ile müzakereler için mesaj: ‘Amerikan tarafına güvenimiz yok’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yürütülen müzakerelere ilişkin Tahran’ın Washington yönetimine güvenmediğini söyledi. Katar basınına konuşan Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki görüşmelerin haziran ayında varılan mutabakat zaptı temelinde yürütüldüğünü belirterek, Katar ve Pakistan’ın İran’ın mesajlarını ABD’ye ilettiğini ifade etti. “Hangi temelde anlaşma yapılabileceğini bilmiyoruz” Pezeşkiyan, ABD ile müzakereler konusunda İran’ın yaklaşımını değerlendirirken, “Amerikan tarafına güvenimiz yok ve hangi temelde bir anlaşmaya varılabileceğini bilmiyoruz” ifadelerini kullandı. İran Cumhurbaşkanı, Katar ve Pakistan’ın arabulucu olarak Tahran’ın mesajlarını Washington’a aktardığını belirtti. Görüşmelerin ise haziran ayında iki taraf arasında imzalanan mutabakat zaptına dayandığını kaydetti. Mekke Savunma Anlaşması yorumu Pezeşkiyan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın Müslüman ülkelerin birleşmesi açısından olumlu bir adım olabileceğini belirten Pezeşkiyan, ülkelerin çatışmak yerine bir araya gelmesine ve İslami birlik arayışına katkı sağlayabileceğini söyledi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmanın ardından üç ülke, ağustos ayındaki ortak açıklamada mekanizmanın kurumsallaştırılması ve bölgesel güvenlik iş birliğinin geliştirilmesi yönünde adımlar atılacağını bildirmişti. Hürmüz Boğazı için müzakere mesajı Pezeşkiyan, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş güzergahlarının İran'a karşı kapatıldığını savundu. Savaşın müzakereler yoluyla sona erdirilmesi halinde boğazın ticari gemilere yeniden açılabileceğini ifade etti. İran yönetimi son dönemde Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını, ABD ile yürütülen diplomatik sürecin koşulları arasında değerlendiriyor. Reuters da 22 Eylül'de İranlı üst düzey bir yetkilinin, ABD'nin askeri baskıyı azaltması ve İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması halinde boğazın bir hafta içinde yeniden açılabileceğini söylediğini aktarmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Trump ve Körfez liderleriyle İran gündemli toplantıya katıldı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Trump ve Körfez liderleriyle İran gündemli toplantıya katıldı

Toplantıya bölge ülkelerinden üst düzey katılım Trump’ın ev sahipliğinde BM Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman’dan liderler veya temsilciler katıldı. Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan’dan da liderler veya dışişleri bakanlarının yer aldığı toplantıda, İran merkezli bölgesel gelişmeler değerlendirildi. Trump: İran’la anlaşma konusunda ivme var Toplantıda konuşan Trump, İran’la yürütülen görüşmelerin devam ettiğini belirterek anlaşmaya varılması yönünde “büyük bir ivme” bulunduğunu söyledi. İran’la yaşanan krizin ne zaman sona ereceğine ilişkin değerlendirmesinde Trump, sürecin 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerinden hemen sonra, hatta daha önce sonuçlanabileceğini ifade etti. Trump ayrıca, Washington ile Tahran arasında anlaşma sağlanamaması halinde daha sert adımlar atılabileceğine yönelik önceki açıklamalarını yineledi. Trump, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol taşımacılığına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ABD yönetiminin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru ve petrol boru hatlarını desteklediğini belirtti. Trump’tan Erdoğan’a hitap Toplantıda Gazze konusunda geçen yıl BM Genel Kurulu marjında gerçekleştirilen görüşmelere de değinen Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan hitap etti. Trump, Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu bölge ülkelerinin liderlerinin Gazze’deki çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen görüşmelere katkı sunduğunu belirterek, aynı ülkelerin Gazze’nin yeniden inşası sürecinde de katkı sağlamaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Erdoğan için olumlu ifadeler kullanarak kendisine yönelik “Onunla uğraşmayın” şeklindeki sözlerini dile getirdi. Toplantının basına açık bölümünün ardından görüşmelerin kapalı olarak devam ettiği bildirildi.

Pentagon denetçisi açıkladı: İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını azalttı Haber

Pentagon denetçisi açıkladı: İran savaşı ABD’nin mühimmat stoklarını azalttı

ABD Savunma Bakanlığı’nın denetçisi tarafından Kongre’ye sunulan “Operation Epic Fury” raporu, İran’la savaşın ilk aylarındaki askeri faaliyetleri ve ABD’nin bölgedeki kayıplarını kapsamlı şekilde ele aldı. İran saldırıları ABD üslerinde ağır hasara yol açtı Rapora göre İran’ın düzenlediği saldırılar, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’de bulunan ABD askeri tesislerini hedef aldı. Saldırılar sonucunda bu ülkelerdeki ABD üslerinde yüzlerce bina ve yapının hasar gördüğü veya tamamen kullanılamaz hale geldiği kaydedildi. ABD’ye ait bazı uçak ve insansız hava araçlarının da saldırılardan zarar gördüğü belirtildi. Bahreyn’de bulunan ABD Donanması’nın bölgesel merkezinin de saldırılardan ağır şekilde etkilendiği ve tesisin önemli bölümünün kullanılamaz hale geldiği aktarıldı. Mühimmat stoklarında kritik düşüş Raporda savaşın ABD’nin gelişmiş mühimmat stokları üzerinde de önemli baskı oluşturduğu vurgulandı. Denetçi, savaşın “stratejik envanter açıklarına” yol açtığını ve mühimmat üretiminde kullanılan savunma sanayisi altyapısında tedarik darboğazlarını ortaya çıkardığını bildirdi. Özellikle gelişmiş füze ve önleyici mühimmatların yeniden tedarik edilmesinin zaman alabileceğine dikkat çekildi. Rapora göre savaşın ilk dört ayındaki toplam maliyet yaklaşık 33,4 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu miktarın 22,3 milyar dolarının kullanılan mühimmat, 3,7 milyar dolarının ekipman kayıpları ve 7,4 milyar dolarının diğer harcamalardan oluştuğu bildirildi. CENTCOM bazı unsurları bölgeden taşıdı İran saldırılarının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), personel, askeri ekipman ve depolama tesislerinin bir bölümünün yerlerini değiştirdiği belirtildi. ABD ordusunun bölgedeki lojistik faaliyetlerini yeniden düzenlediği ve bazı ikmal hatlarını daha uzak noktalara yönlendirdiği aktarıldı. Bu süreçte Irak ve Kuveyt’te kullanılan bazı tıbbi tahliye imkanlarının da bölgeden çekildiği, tıbbi tahliyelerde kara yoluyla yerel sağlık tesislerinden yararlanıldığı ifade edildi. ABD diplomatik tesislerinde 184 milyon dolarlık hasar Raporda yalnızca askeri tesislerin değil, ABD’nin Orta Doğu’daki diplomatik temsilciliklerinin de saldırılardan zarar gördüğü belirtildi. Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD diplomatik tesislerinde meydana gelen hasarın yaklaşık 184 milyon dolar olduğu bildirildi. Savaşın başlamasının ardından yaklaşık 3 bin 500 ABD diplomatik personelinin bölgeden uzaklaştırıldığı, bazı temsilciliklerde ise faaliyetlerin halen sınırlı şekilde sürdüğü kaydedildi. Raporda, bazı diplomatların ve ailelerinin yeniden bölgeye dönmeye başladığı bilgisine de yer verildi. Pentagon raporu Trump’ın açıklamalarıyla yeniden gündemde Denetçi raporunun yayımlanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde ABD’nin mühimmat kapasitesine ilişkin yaptığı açıklamaların ardından dikkat çekti. Trump, ABD’nin yüksek miktarda mühimmata sahip olduğunu ve savunma sanayisinin üretim kapasitesinin güçlü şekilde devam ettiğini savunurken, Pentagon denetçisinin raporu özellikle bazı gelişmiş mühimmat türlerinde stratejik stok açığı oluştuğunu ortaya koydu. Raporda ortaya konulan bulgular, İran savaşı sırasında kullanılan mühimmatın ABD’nin mevcut stokları üzerindeki etkisini ve yeni mühimmat üretiminde karşılaşılan kapasite sorunlarını resmi bir denetim raporuyla gündeme

Trump’tan İran açıklaması: “Çok sert ve savaş yanlısı insanlar” Haber

Trump’tan İran açıklaması: “Çok sert ve savaş yanlısı insanlar”

ABD Başkanı Trump, Amerikan medya kuruluşlarına verdiği röportajlarda İran yönetimi ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran yönetiminin savaş yanlısı olduğunu savunan Trump, Tahran’ın nükleer silahlara sahip olması halinde İsrail’in varlığının ciddi tehdit altında kalacağını ileri sürdü. Trump: Körfez ülkelerine yönelik saldırılar herkesi şaşırttı Trump, İran’ın savaşın başlamasının ardından Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerine yönelik saldırılar gerçekleştirmesine dikkat çekti. İran’ın daha önce bu ülkelerle belirli ölçüde dengeli ilişkiler yürüttüğünü belirten Trump, savaşın başlamasıyla birlikte yaşanan saldırıların kendisini ve bölge ülkelerini şaşırttığını söyledi. ABD Başkanı, İran’ın bölgedeki ülkelere yönelik saldırılarının, nükleer silaha sahip olması durumunda daha büyük bir tehdit oluşturabileceğini savundu. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran yönetimi, Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık vermişti. İran’ın Umman’a yönelik saldırısı da bölgede dikkat çeken gelişmeler arasında yer almıştı. “İran’ın tepkisine şaşırdım” İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına verdiği karşılığa ilişkin de konuşan Trump, Tahran yönetiminin tutumunu beklemediğini ifade etti. Trump, İran’ın saldırılarının daha önce sahip olduğu bölgesel desteği kaybetmesine yol açtığını savunarak, tarafsız konumda bulunan ülkelerin de İran’a karşı tutum değiştirdiğini ileri sürdü. ABD Başkanı, İran’ın nükleer silaha sahip olması halinde bu silahları kullanabileceği yönündeki değerlendirmesini de yineledi. Trump’tan İran’ın askeri gücüne ilişkin iddia Trump ayrıca İran’ın askeri kapasitesinin büyük bölümünün etkisiz hale getirildiğini öne sürdü. İran’ın liderliği, hava kuvvetleri ve hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını iddia eden Trump, Tahran yönetiminin savaşma kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını savundu. Trump, İran yönetimini sert bir tutum sergilemekle suçlarken, ülkedeki protestolara yönelik müdahalelere ilişkin de çeşitli iddialarda bulundu. İran’daki protestoları gündeme getirdi ABD Başkanı Trump, İran’da geçtiğimiz aralık ayında hayat pahalılığına karşı başlayan ve daha sonra farklı bölgelere yayılan protestolara da değindi. Tahran Büyük Çarşısı’nda başlayan gösterilerin genişlemesinin ardından İran güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik müdahalelerde bulunduğunu öne süren Trump, çok sayıda kişinin öldürüldüğünü iddia etti. Trump, İran yönetiminin yalnızca göstericileri değil, protestolara katılmayan bazı kişileri de hedef aldığını savunarak Tahran yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde Haber

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde

Gazze İçin Yeni Dönem Planı Açıklandı Gazze'de devam eden savaşın sona erdirilmesi ve bölgede kalıcı bir yönetim mekanizması oluşturulması amacıyla hazırlanan kapsamlı yol haritası yayımlandı. Barış Kurulu (Board of Peace) tarafından açıklanan 15 maddelik plan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planının uygulanmasına yönelik son aşamaları içeriyor. 31 Temmuz'da duyurulan plana göre, İsrail, Hamas ve diğer Filistinli grupların tüm askeri faaliyetlerini durdurması hedefleniyor. Tarafların planı kabul etmesinin ardından 14 gün içinde uygulama takviminin ve sahadaki mekanizmaların belirlenmesi öngörülüyor. Gazze Yönetimi Yeni Bir Komiteye Devredilecek Yol haritasının en dikkat çeken maddelerinden biri Gazze'nin gelecekteki yönetim modeli oldu. Plana göre bölgede "Ulusal Gazze Yönetim Komitesi" adıyla yeni bir yapı kurulacak. Bu komitenin, Gazze'deki sivil yönetimin temel otoritesi olması ve "tek yönetim, tek hukuk ve tek silah" ilkesi doğrultusunda hareket etmesi planlanıyor. Yeni yönetim modelinde Gazze polis teşkilatının yeniden yapılandırılması da yer alıyor. Kriterleri karşılamayan güvenlik personelinin başka görevlere aktarılması, polis teşkilatındaki silahların ise yeni yönetim mekanizmasının denetimine verilmesi öngörülüyor. Hamas'ın Silahsızlandırılması Planın Merkezinde Barış Kurulu'nun açıkladığı yol haritasında Hamas'ın askeri kapasitesinin sona erdirilmesi önemli bir başlık olarak yer alıyor. Plana göre; Ağır silahların aşamalı şekilde devre dışı bırakılması, Askeri üretim altyapısının kaldırılması, Tünel sistemlerinin imha edilmesi hedefleniyor. Silahsızlanma sürecinin İsrail ordusunun Gazze'den aşamalı çekilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi planlanıyor. Yol haritasında, Gazze'deki silahların İsrail'e veya başka bir dış aktöre teslim edilmeyeceği, yalnızca Ulusal Gazze Yönetim Komitesi'nin kontrolünde tutulacağı ifade ediliyor. İsrail'in Çekilmesi Aşamalı Olacak Plan kapsamında İsrail güçlerinin Gazze'den kademeli olarak çekilmesi öngörülüyor. Ancak bu sürecin Hamas'ın silahsızlandırılması ve güvenlik mekanizmalarının oluşturulmasıyla bağlantılı şekilde ilerlemesi hedefleniyor. İsrail tarafı ise daha önce yaptığı açıklamalarda Hamas'ın askeri kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmadan Gazze'den çekilmeyeceğini savunmuştu. Bu nedenle planın uygulanabilirliği konusunda en önemli belirsizliklerden biri İsrail'in güvenlik talepleri ile Filistin tarafının beklentileri arasındaki fark olarak görülüyor. Gazze'ye Uluslararası İstikrar Gücü Gönderilecek 15 maddelik yol haritasında Gazze'de geçici süreyle görev yapacak uluslararası bir istikrar gücü kurulması da bulunuyor. Bu gücün; Ateşkesi takip etmesi, Filistin polis güçlerine eğitim vermesi, İnsani yardımların güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlaması bekleniyor. Ancak uluslararası gücün doğrudan sivil yönetim veya klasik güvenlik görevlerini üstlenmeyeceği belirtiliyor. Hamas ve İsrail'den Farklı Yaklaşımlar Planın açıklanmasının ardından taraflardan farklı açıklamalar geldi. Hamas, bazı şartlarla öneriye olumlu yaklaştığını ancak İsrail'in tüm askeri operasyonlarını durdurması ve Gazze'den tamamen çekilmesi gerektiğini bildirdi. Örgüt, bu şartlar gerçekleşmeden ağır silahların teslim edilmesine sıcak bakmadığını açıkladı. İsrail tarafında ise plana ilişkin resmi destek açıklaması yapılmadı. İsrailli yetkililer, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasının temel şart olduğunu vurgularken, hükümet içindeki bazı sağ kanat temsilciler operasyonların devam etmesi gerektiğini savundu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da geçmişte yapılan anlaşmaların Hamas tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek temkinli açıklamalarda bulundu. Türkiye, Katar ve Mısır'dan Destek Mesajı Gazze'deki ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenen Türkiye, Katar ve Mısır ise planı kalıcı çözüm açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Üç ülke, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların artırılması ve bölgede siyasi çözüm zemininin oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Barış Kurulu Tartışmaları Sürüyor Barış Kurulu, Gazze'de ateşkesin uygulanması ve yeniden yapılanma sürecini yönetmek amacıyla oluşturulan uluslararası bir yapı olarak tanımlanıyor. Yaklaşık 28 ülkenin temsil edildiği belirtilen kurulun, Donald Trump tarafından "daimi başkan" sıfatıyla yönetildiği ifade ediliyor. Kurulun Gazze konusunda merkezi karar mekanizması olma hedefi bulunurken, bazı ülkelerin yapıya mesafeli yaklaşması uluslararası meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Özellikle Batılı bazı ülkeler ile Çin ve Rusya'nın yaklaşımı, kurulun geleceği açısından belirleyici faktörler arasında gösteriliyor. Diplomatik Sürecin En Kritik Aşaması Gazze için açıklanan 15 maddelik yol haritası, savaş sonrası dönemin nasıl şekilleneceğine ilişkin en kapsamlı planlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak planın hayata geçebilmesi için İsrail, Hamas ve bölgesel aktörler arasında ciddi görüş ayrılıklarının aşılması gerekiyor. Uzmanlara göre, ateşkesin kalıcı hale gelmesi, güvenlik mekanizmasının kurulması ve Gazze'nin gelecekteki yönetim modelinin belirlenmesi, sürecin başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak.

Trump: Gazze'de Hamas ve diğer silahlı grupların silah bırakmasına yönelik "tarihi bir anlaşmaya" varıldığını açıkladı Haber

Trump: Gazze'de Hamas ve diğer silahlı grupların silah bırakmasına yönelik "tarihi bir anlaşmaya" varıldığını açıkladı

Gazze İçin Yeni Dönem İddiası Ortadoğu'da devam eden çatışmaların gölgesinde ABD Başkanı Donald Trump'tan Gazze sürecine ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi. Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Barış Kurulu'nun Hamas ve Gazze'deki diğer silahlı grupların silah bırakması konusunda anlaşmaya vardığını öne sürdü. Trump açıklamasında, "Barış Kurulu bugün Hamas ve Gazze'deki diğer tüm silahlı grupların tamamen silahlarını bırakması konusunda tarihi bir anlaşmaya vardı" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı'nın duyurduğu bu gelişme, Gazze'deki savaşın geleceği ve bölgedeki güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. İsrail Güçleri İçin Geri Çekilme Mesajı Trump, açıklamasında İsrail ordusunun Gazze'den çekilme sürecinin Hamas'ın silahsızlanmasına bağlı olduğunu belirtti. ABD Başkanı, "Silahsızlanma tamamlandıkça İsrail güçleri geri çekilecek ve Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze'nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacaktır" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Gazze'de savaş sonrası dönemde nasıl bir güvenlik mekanizmasının kurulacağı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Uluslararası bir güç ile yeni yapılandırılacak Filistin güvenlik birimlerinin birlikte hareket etmesi planı, bölgenin gelecekteki yönetimi açısından önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye, Katar ve Mısır'a Özel Teşekkür Trump, açıklamasında diplomatik süreçte rol oynayan ülkelere de teşekkür etti. ABD Başkanı, özellikle Türkiye, Katar ve Mısır'ın arabuluculuk çabalarına dikkat çekerek bu ülkelerin sürece katkı sunduğunu ifade etti. Trump, "Tarihi bir ilerleme kaydettik ve hala yapılacak çok iş var" sözleriyle anlaşmanın tamamlanmış bir barış süreci anlamına gelmediğini de vurguladı. Türkiye, Katar ve Mısır daha önce de İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes görüşmelerinde ve esir takası süreçlerinde arabulucu ülkeler arasında yer almıştı. Gazze'nin Geleceği İçin Yeni Yönetim Modeli Trump, söz konusu anlaşmanın Gazze'nin gelecekte yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesi açısından önemli bir aşama olduğunu belirtti. ABD yönetimi tarafından daha önce de gündeme getirilen savaş sonrası Gazze planlarında, bölgede yeni bir siyasi ve güvenlik yapılanmasının oluşturulması hedefleniyordu. Ancak Hamas'ın silahsızlanmayı kabul edip etmeyeceği, İsrail'in çekilme takvimi ve yeni yönetimin nasıl oluşturulacağı gibi konular, sürecin en kritik belirsizlikleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre Gazze'de kalıcı bir çözüm sağlanabilmesi için yalnızca askeri adımlar değil, aynı zamanda siyasi uzlaşı, insani yardım mekanizmaları ve yeniden imar sürecinin de eş zamanlı yürütülmesi gerekiyor. Anlaşmanın Uygulanması En Büyük Sınav Olacak Ortadoğu'daki geçmiş barış girişimleri incelendiğinde, anlaşmaların imzalanmasından çok uygulanma süreçlerinin belirleyici olduğu görülüyor. Hamas'ın silahlı yapısının geleceği, İsrail'in güvenlik talepleri ve Filistin tarafında oluşacak yönetim modeli, sürecin başarısını doğrudan etkileyecek. İsrail yönetiminin güvenlik endişeleri devam ederken, Filistin tarafında ise Gazze'nin siyasi geleceğine ilişkin farklı görüşler bulunuyor. Bu nedenle Trump'ın açıkladığı gelişme, diplomatik açıdan önemli bir adım olarak görülse de sahadaki uygulamanın nasıl gerçekleşeceği uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Ortadoğu'da Yeni Dengeler Oluşabilir Gazze krizinin çözümüne yönelik olası bir anlaşma, yalnızca bölge için değil, küresel diplomasi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin öncülük ettiği süreçte Türkiye, Katar ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin rol üstlenmesi, Ortadoğu'daki diplomatik dengelerin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Başarılı bir silahsızlanma ve siyasi geçiş süreci, İsrail-Filistin meselesinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve geçmişte yaşanan başarısız girişimler nedeniyle sürecin oldukça zorlu ilerlemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Hamas'ın tavrı, İsrail'in geri çekilme planı ve uluslararası istikrar gücünün yapısı, Gazze'deki gelişmelerin seyrini belirleyecek temel unsurlar olacak.

Trump'ın 'İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme denemesi soğuk karşılanıyor Haber

Trump'ın 'İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme denemesi soğuk karşılanıyor

Amerikan internet sitesi Axios'ta yer alan bir rapora göre, Ortadoğu ülkelerindeki yetkililerDonald Trump'ın çağrısını ciddiye almadı. Rapora göre bu ülkeler, Trump'ın yalnızca Tahran ileyürüttüğü müzakerelerde İran'a taviz verebileceğinden endişe duyan "sertlik yanlısıCumhuriyetçi" destekçilerini yatıştırmak istediğini düşünüyor. İsmini açıklamayan bir Körfez diplomatı, Amerikan sitesine yaptığı açıklamada, "Bu sadeceöfkeli kitleyi sakinleştirmek için kullanılan zekice bir taktik" ifadelerini kullandı. Aynı zamanda eski bir ABD'li yetkili, bazı Arap ülkelerinin Trump'ın bu talebini "zehirli bir hap"olarak gördüğünü ve talebin reddedilmesinin beklendiğini belirtti. Buna karşılık Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Trump'ın hamlesine destek vererek İbrahimAnlaşmaları'nın büyük ekonomik faydalar sağladığını ve Washington ile Tahran arasındaki olasıbir barış anlaşmasının tamamlayıcısı olabileceğini ifade etti. Donald Trump, Pazartesi günü Truth Social platformu üzerinden emir kipi içeren bir dille;Pakistan, Mısır, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan'ın anlaşmayı imzalamasını ve İsrail ilenormalleşme sürecine girmesini talep etmişti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn 2020'den beri anlaşmanın üyesi olsa da Suudi Arabistaniçin durum daha farklı. Bir Körfez yetkilisi, "Riyad'ın tutumu değişmezdir; biz yalnızca Filistin-İsrail sorunu için iki devletli çözümü destekliyoruz" dedi. En sert tepki ise Pakistan'dan En sert tepki ise Pakistan'dan geldi. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, ülkesinin buanlaşmaya katılmasını tamamen reddederek, "Bu bizim temel inançlarımıza aykırıdır"açıklamasında bulundu. Eski ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney, Körfez ülkelerinin şu an iki ateşarasında kaldığını; Trump'ı öfkelendirmeden kendi stratejik çıkarlarını savunmaya çalıştıklarınıdüşünüyor. Her ne kadar Trump Orta Doğu için yeni bir harita çizmek istese de gözlemciler, "Filistinmeselesinin" İbrahim Anlaşmaları'nın genişlemesi önündeki en büyük engel olmaya devamettiğine inanıyor. Ayrıca Tahran ve Washington'un atacağı her adımın, bölge güvenliği ve enerjipiyasaları üzerinde doğrudan etkisi olacağı öngörülüyor.

ABD ve İran, dondurulmuş varlıklar konusunda bir anlaşmaya varmış olabilirler. Haber

ABD ve İran, dondurulmuş varlıklar konusunda bir anlaşmaya varmış olabilirler.

İran'ın, ABD ile savaşı sona erdirmek için yapılan görüşmelerde dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılmasını talep ettiği bildirildi. İran'ın yarı resmi Tasnim haber ajansı, 26 Mayıs'ta Tahran ve Washington arasında son halini alan 14 maddelik bir mutabakat zaptına göre, İran'ın dondurulmuş varlıklarının barış görüşmeleri sırasında serbest bırakılması gerektiğini bildirdi. Tasnim haber ajansının belirttiğine göre, İran dondurulmuş varlıkların yarısının mutabakat zaptının açıklanmasının ardından derhal serbest bırakılması, kalan kısmının ise 60 gün içinde devredilmesi konusunda ısrar etti. Kaynak, yurtdışındaki dondurulmuş varlıklar meselesinin Tahran için öncelikli bir konu olarak değerlendirilmesi nedeniyle, iki tarafın 27 Mayıs'ta bir anlaşma duyurmasının "oldukça muhtemel" olduğuna inanıyor. İran Parlamentosu Başkanı Mohammad Baqer Qalibaf'ın 24 Mayıs'ta Katar'a yaptığı ziyaret, İran'ın talebinin yerine getirilmesi konusunda bir anlaşmaya varmayı amaçlıyordu. Buna göre İran, dondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığa nasıl ilk erişimi sağlayabileceğini ve bu hedefe ulaşmanın önündeki engelleri nasıl kaldırabileceğini görüşecek. Kaynak, ziyaretin sonucunun olumlu olduğunu belirterek, gezi sırasındaki görüşmelerin genel olarak olumlu geçtiğini ve genel müzakere sürecinde ilerlemeye yol açtığını sözlerine ekledi. Ancak, ABD'nin geçmişteki davranışları göz önüne alındığında, İran çok temkinli davranıyor. Güney Kore ve Katar'daki dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasıyla ilgili olarak ABD ile yaşadığı geçmiş deneyimleri hatırlatan İran, benzer sorunların tekrarlanmasını önlemek için her aşamada dikkatli bir uygulama yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Bu arada, İran'ın yarı resmi Fars haber ajansı, İran müzakere ekibine yakın başka bir kaynağa atıfta bulunarak, Tahran'ın dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması da dahil olmak üzere ön koşulları yerine getirilmedikçe herhangi bir görüşme yapmayı reddettiğini bildirdi. Fars Haber Ajansı, İran ve ABD arasında müzakerelerle ilgili ciddi anlaşmazlıklardan birinin, Tahran'ın dondurulmuş varlıklarına erişim yöntemi olduğunu bildirdi. Bu sorun, Katar'ın arabuluculuğu ve girişimiyle çözülmeye çalışılıyor. Fars, Doha'da İranlı ve Katarlı yetkililer arasında yapılan görüşmelerin ardından bu sorunun çözümünde ilerleme kaydedildiğini belirtti. 25 Mayıs'ta, İran Parlamento Başkanı Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ve Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati'nin de aralarında bulunduğu üst düzey bir İran heyeti, ABD ile olası bir barış anlaşması konusunda Katar yetkilileriyle görüşmek üzere Doha'ya geldi. 23 Mayıs'ta İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağhay, devlet televizyonu IRIB'e verdiği demeçte, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığını söyledi. Baghaei, "Öncelikle amacımız, 14 maddeden oluşan bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya varmaktır" dedi. Tahran ve Washington'ın 30 ila 60 gün içinde, ABD'nin deniz saldırılarını durdurması ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakması gibi konuları da içeren nihai bir anlaşmaya varacağını belirtti. İran ve ABD, 40 günlük çatışmanın ardından 8 Nisan'da ateşkes ilan etti. Ancak, Nisan ortasında Pakistan'ın İslamabad kentinde yapılan ilk tur barış görüşmeleri somut sonuçlar vermedi. Son haftalarda ABD ve İran, Pakistan arabuluculuğuyla çatışmayı sona erdirmenin koşullarını özetleyen bir dizi plan ve öneri alışverişinde bulundular.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.