Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kasten Öldürme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kasten Öldürme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kasten Öldürme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım" Haber

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım"

Arjantin'den Türkiye'ye iade edildi İzmir'deki dosya kapsamında tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, nitelikli yağma, silahla yağma ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma gibi suçlamalarla aranan Serkan Kurtuluş, 2020 yılında Arjantin'de yakalandı. Yaklaşık 6 yıl süren iade sürecinin ardından Kurtuluş, Ağustos 2026'da Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye ulaşmasının ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne SEGBİS üzerinden bağlanan Kurtuluş, 15 Ağustos'taki duruşmada tutuklandı. 53'üncü duruşmada ilk kez savunma yaptı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında devam eden davanın 53'üncü duruşmasında Kurtuluş'un savunması SEGBİS aracılığıyla alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş'un yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Savunmasına hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını ve 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandığını belirterek başlayan Kurtuluş, iade sürecinde kendisi hakkında farklı dosyaların da gündeme geldiğini söyledi. Kurtuluş, yalnızca iade kapsamına giren suçlamalar yönünden savunma yapacağını ifade etti. "Suç örgütü kurmadım" Mahkeme başkanının yönelttiği suç örgütü kurma suçlamasına ilişkin savunma yapan Kurtuluş, kendisine yöneltilen suçlamayı reddederek, "Suç örgütü kurmadım" dedi. Kurtuluş, sosyal medya hesaplarıyla ilgili sorular üzerine de kendisine ait aktif bir sosyal medya hesabı bulunmadığını savundu. Adına farklı amaçlarla hesaplar açıldığını belirten Kurtuluş, söz konusu hesapların kendisine ait olmadığını öne sürdü. Haraç suçlamasını da kabul etmedi Duruşmada Kurtuluş'a, bir aileden haraç istediği yönündeki suçlama da soruldu. Bu iddiayı da reddeden Kurtuluş, dosyada haraç talebinde bulunduğunu gösteren somut bir ayrıntı, kanıt veya delil bulunmadığını savundu. Söz konusu ailenin başka kişilerle husumetleri olduğunu öne süren Kurtuluş, bu yöndeki iddiaların yeterince araştırılmadığını ileri sürdü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, ara kararını vermek üzere kısa süreliğine duruşmaya ara verdi. Yapılan değerlendirmenin ardından Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına hükmederek duruşmayı 20 Kasım 2026 tarihine erteledi. Serkan Kurtuluş hakkındaki yargılama, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis Haber

Erzurum'da bayram izninde işlenen cinayette karar: Nuri Öğmen'e müebbet hapis

Erdem Özengiz sokakta ölü bulundu Olay, 20 Mart’ta gece saatlerinde Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi 2’nci Park Sokak’ta meydana geldi. Sokakta hareketsiz halde bir kişinin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde kişinin boğazından kesici aletle yaralanarak hayatını kaybettiği belirlendi. Kimlik tespitinin ardından hayatını kaybeden kişinin 45 yaşındaki Erdem Özengiz olduğu ortaya çıktı. Olay yeri incelemesinin tamamlanmasının ardından Özengiz’in cenazesi otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Cinayet şüphelisi yaklaşık 100 metre mesafedeki evde yakalandı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet ve Gasp Büro Amirliği ekipleri, yürüttükleri çalışmada cinayet şüphelisinin Özengiz’in eşinin kuzeni Nuri Öğmen olduğunu belirledi. Öğmen, olay yerinin yaklaşık 100 metre uzağındaki bir evde yakalandı. Emniyetteki işlemleri sırasında cinayeti kabul ettiği belirtilen Öğmen, sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma sırasında Öğmen’in çeşitli suçlardan toplam 20 yıl kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu ve yaklaşık 11 yıldır cezaevinde olduğu belirlendi. Öğmen’in bayram nedeniyle 11 günlük izinle cezaevinden çıktığı tespit edildi. Sanık: "Çok pişmanım" Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına Erdem Özengiz’in yakınları ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Nuri Öğmen ise Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Öğmen, davanın ilk duruşmasındaki savunmasında Özengiz ile olaydan önce tartıştıklarını, olay günü birlikte alkol aldıklarını ve aralarında yeniden gerginlik yaşandığını ileri sürdü. Sanık, Özengiz’in kendisine ağır sözler söylediğini iddia ederek olayın kısa süre içerisinde meydana geldiğini savundu. Bıçakla ilgili yaşanan arbede sırasında kendisinin de elinden yaralandığını belirten Öğmen, eylemini savunma amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Öğmen, mahkeme heyetinin son sözünü sorması üzerine ise "Çok pişmanım, keşke böyle bir şey yaşanmasaydı" dedi. Aile avukatı daha ağır değerlendirme talep etti Erdem Özengiz’in ailesinin avukatı, duruşmada olayla ilgili ek araştırma yapılmasını istedi. Avukat, olay yerinden uzaklaşan ikinci bir kişinin bulunduğuna ilişkin değerlendirmeler olduğunu belirterek çevredeki güvenlik kameralarının incelenmesini talep etti. Otopsi raporuna da değinen aile avukatı, Özengiz’in vücudunda çok sayıda yara bulunduğunu belirterek cinayetin "canavarca hisle" işlendiğinin değerlendirilmesini istedi. Sanığın uzun süredir cezaevinde olduğunu ve izinli çıkar çıkmaz cinayet işlediğini belirten avukat, sanık hakkında herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti. Sanık avukatı ise olayın canavarca hisle işlendiği yönündeki değerlendirmeye katılmadı. Müvekkilinin olay günü ağır hakaretlere maruz kaldığını ileri süren avukat, sanığın beraatini istedi. Özengiz’in eşi S.Ö. ile kardeşleri A.Ö. ve K.Ö. de sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme müebbet hapis cezası verdi Duruşmada tarafların beyanlarını dinleyen mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Nuri Öğmen’i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet Haber

Kayseri'de 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın ölümünde karar: Sevgilisine ağırlaştırılmış müebbet

Yağmur Çoban otomobilin yanında başından vurulmuştu Olay, geçen yıl 19 Ocak'ta Kocasinan ilçesi Şeker Mahallesi'nde meydana geldi. Yağmur Çoban ile sevgilisi olduğu belirtilen sözleşmeli er Fehmi Demirkollu, konuşmak amacıyla bir araya geldi. Buluşma sırasında Çoban, Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabancayla başından vuruldu. Demirkollu'nun ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 17 yaşındaki Yağmur Çoban'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Demirkollu ilk ifadesinde, Çoban'ın kendisine ait ruhsatsız tabancayı alarak araçtan indikten sonra intihar ettiğini öne sürdü. Ancak soruşturmanın genişletilmesinin ardından Demirkollu cinayet şüphesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. İddianamede tehdit ve mesaj kayıtları yer aldı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Yağmur Çoban'ın annesinin olay öncesine ilişkin beyanları ile Çoban ve Demirkollu arasındaki mesaj kayıtlarının da deliller arasında değerlendirildiği belirtildi. İddianamede ayrıca olayda kullanılan silahın Demirkollu'ya ait ruhsatsız tabanca olması, Çoban'ın 18 yaşından küçük olması ve silah kullanmayı bilmediğine ilişkin değerlendirmeler ile sanığın genç kadını tehdit ettiği yönündeki tespitlere yer verildi. Savcılık, elde edilen deliller doğrultusunda Demirkollu'nun Çoban'ı kıskançlık nedeniyle öldürdüğü ve olaya intihar görüntüsü vermeye çalıştığı değerlendirmesinde bulundu. Sanık hakkında "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise ayrıca hapis cezası talep edildi. Sanık suçlamayı reddetti Kayseri 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Fehmi Demirkollu, Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ve taraf avukatları katıldı. Demirkollu, önceki savunmalarını tekrarlayarak suçsuz olduğunu ileri sürdü. Sanık, tahliye ve beraat talebinde bulundu. Yağmur Çoban'ın annesi Tuba Yağmur ise sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mahkeme indirim uygulamadı Duruşma savcısı, önceki celsede açıkladığı mütalaasını yineleyerek Demirkollu'nun "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, yapılan değerlendirmelerin ardından Fehmi Demirkollu'nu "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Heyet, sanık hakkında herhangi bir indirim maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdi. Dava, mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis kararıyla sonuçlandı.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı Haber

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı

4 yaşındaki çocuğun ölümüyle ilgili soruşturmada çarpıcı gelişme: Gerçek JASAT incelemesiyle ortaya çıktı Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ortaya çıkan detaylar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İlk etapta yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği belirtilen olayın ardından yapılan kapsamlı incelemeler, küçük çocuğun ölümüne ilişkin farklı iddiaları gündeme getirdi. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerinin yürüttüğü detaylı çalışma sonucunda aile bireylerinin ifadelerindeki çelişkiler ve otopsi raporu doğrultusunda soruşturma derinleştirildi. Yapılan işlemler sonrası üvey baba B.K. tutuklanırken, dede M.K. hakkında da tutuklama kararı verildi. Olay "yüksekten düşme" olarak bildirilmişti Olay, 24 Ocak 2026 tarihinde merkeze bağlı Işıklar beldesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 4 yaşındaki Y.E.Y., annesi Z.K. ve dedesi M.K. tarafından bilinci kapalı halde Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Aile tarafından küçük çocuğun yüksekten düştüğü belirtilirken, hastanede yapılan kontrollerde Y.E.Y.'nin beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen durumu ağır olan çocuk, daha ileri tedavi için Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Ancak küçük Y.E.Y., burada yapılan tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. JASAT soruşturmayı devraldı Çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. İlk aşamada olayın meydana geldiği bölgede inceleme yapan ekipler, aile üyelerinin ifadelerine başvurdu. Ancak zaman içerisinde verilen ifadeler arasında bazı çelişkiler tespit edildi. Bunun üzerine dosya, jandarmanın özel soruşturma birimi olan JASAT ekiplerine devredildi. JASAT dedektifleri; olay yeri incelemeleri, aile beyanları, teknik değerlendirmeler ve otopsi raporunu birlikte değerlendirerek soruşturmanın kapsamını genişletti. Aile bireyleri gözaltına alındı Yürütülen çalışmalar sonucunda anne Z.K., üvey baba B.K., dede M.K., babaanne A.K. ve bir aile üyesi gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bilgiler doğrultusunda olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin yeni detaylara ulaşıldı. Dedenin ifadesi soruşturmanın seyrini değiştirdi Adliyeye sevk edilen aile üyelerinden dede M.K.'nin verdiği ifade, soruşturmanın önemli noktalarından biri oldu. Dedenin iddiasına göre olay günü oğlu B.K. ile birlikte araziye koyun otlatmaya gittikleri, bir süre sonra B.K.'nin kucağında Y.E.Y. ile geldiği belirtildi. Dede M.K.'nin ifadesinde, B.K.'nin kendisine çocuğa vurduğunu ve bayıldığını söylediğini aktardığı öne sürüldü. Bunun ardından küçük çocuğun annesiyle birlikte hastaneye götürüldüğü ve daha sonra hayatını kaybettiği ifade edildi. Üvey baba "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilen şüpheliler hakkında karar verildi. Üvey baba B.K., "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dede M.K. ise "delil karartma" iddiasıyla tutuklandı. Anne Z.K. ve babaanne A.K. hakkında ise adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılma kararı verildi. Diğer aile üyesi ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Üvey baba suçlamaları kabul etmedi Tutuklanan B.K.'nin mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabul etmediği ve olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin iddiaları reddettiği öğrenildi. Ancak soruşturma kapsamında bazı çevre sakinlerinden alınan bilgilerde, küçük çocuğun daha önce de fiziksel şiddete maruz kaldığı yönünde iddialar bulunduğu belirtildi. İddialara göre B.K.'nin, üvey çocuğa çeşitli bahanelerle zaman zaman şiddet uyguladığı öne sürüldü. Bu iddiaların soruşturma kapsamında ayrıca değerlendirildiği öğrenildi. Soruşturma devam ediyor Olayla ilgili adli süreç devam ederken, mahkemenin dosyadaki deliller ve tarafların beyanları doğrultusunda değerlendirme yapmayı sürdüreceği belirtildi. 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin ölümüyle ilgili soruşturma, hem adli makamlar hem de kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü bildirirken, kesin sonucun devam eden yargılama süreci sonunda ortaya çıkacağı ifade ediliyor.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama Haber

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama

Faili meçhul dosyalarda yeni dönem Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yıllardır çözülemeyen suç dosyalarının yeniden incelendiğini ve önemli sonuçlar elde edildiğini duyurdu. Gürlek, geçmişte kamuoyunda derin iz bırakan olayların aydınlatılmasının yalnızca suçluların adalet önüne çıkarılması açısından değil, aynı zamanda hukuk sistemine duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Bakan Gürlek, "Çözülen her dosya, mağdur yakınlarının yıllardır taşıdığı acının bir nebze olsun hafiflemesine, toplum vicdanındaki yaraların sarılmasına ve adalet duygusunun güçlenmesine katkı sağlamaktadır." ifadelerini kullandı. Bandırma'daki bebek cinayetinde 17 yıl sonra kritik gelişme Açıklamada yer verilen ilk dosya, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde 10 Mayıs 2009 tarihinde bir çöp konteynerinde poşet içerisinde ölü bulunan kız bebeğe ilişkin soruşturma oldu. Olayın ardından bebeğin annesi yargılanarak 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak soruşturma kapsamında bebeğin biyolojik babasının kimliği uzun yıllar boyunca belirlenememişti. Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte soruşturma ekipleri mevcut delilleri modern kriminal yöntemlerle yeniden değerlendirdi. Parmak izi ve DNA incelemesi dosyayı çözdü Yeniden yapılan incelemelerde, bebeğin bulunduğu poşet üzerinde U.C. isimli şüpheliye ait parmak izi tespit edildi. Soruşturma bununla da sınırlı kalmadı. Tanık ifadeleri, cezaevi ziyaretçi kayıtları ve Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen DNA analizleri birlikte değerlendirildi. Elde edilen bulgular sonucunda U.C.'nin bebeğin biyolojik babası olduğu belirlendi. Toplanan deliller doğrultusunda gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece "çocuğa karşı kasten öldürme"suçundan tutuklandı. Bu gelişme, yaklaşık 17 yıldır tam anlamıyla aydınlatılamayan dosyada önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ceyhan'daki motosikletli saldırı yeniden incelendi Bakan Gürlek'in açıkladığı ikinci dosya ise Adana'nın Ceyhan ilçesinde 4 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen silahlı cinayet oldu. Olayda Eyyüp Özbadem, motosikletli saldırganların açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti. Faili meçhul dosyalar kapsamında yeniden ele alınan soruşturmada teknolojik veriler ve kriminal incelemeler detaylı biçimde analiz edildi. HTS kayıtları ve kameralar cinayeti çözdü Soruşturma kapsamında; HTS ve baz istasyonu kayıtları, Güvenlik kamerası görüntüleri, Kriminal raporlar, Tanık ifadeleri birlikte değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda cinayetin H.A. isimli şüphelinin azmettirmesiyle B.G. ve S.B. tarafından işlendiği tespit edildi. Soruşturmada ayrıca M.A. ile O.K.'nin saldırganlara yardım ettiği belirlendi. Bunun yanında olay öncesine ait güvenlik kamerası görüntülerinin M.Ö. ve U.Ö. tarafından silinerek delillerin karartıldığı da ortaya çıkarıldı. Operasyon kapsamında cinayetle bağlantılı 5 şüpheli tutuklanırken, delilleri gizlediği belirlenen 2 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. "Hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek" Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasında Bandırma ve Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile soruşturmalarda görev alan emniyet personeline teşekkür etti. Faili meçhul suçların çözülmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla süreceğini belirten Gürlek, şu mesajı verdi: "Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek. Hiçbir mağdurun ve masumun hakkı sahipsiz kalmayacaktır. Delillerin izini sabırla sürmeye, faili meçhul dosyaların üzerindeki karanlığı birer birer kaldırmaya devam edeceğiz." Teknolojik incelemeler soruşturmalara yön veriyor Son yıllarda adli bilişim, DNA analizleri, parmak izi incelemeleri ve dijital delil değerlendirme yöntemlerinde yaşanan gelişmeler, uzun yıllardır çözülemeyen birçok dosyanın yeniden açılmasını mümkün kılıyor. Uzmanlar, özellikle gelişmiş kriminal laboratuvar teknikleri sayesinde yıllar önce elde edilen delillerin bugün çok daha hassas yöntemlerle incelenebildiğine dikkat çekiyor. Bu durum, zamanaşımı engeli bulunmayan ağır suçlarda yeni şüphelilere ulaşılmasını kolaylaştırırken, mağdur yakınlarının adalet beklentisinin karşılanmasına da katkı sağlıyor. Yetkililer ise faili meçhul cinayetler başta olmak üzere kamu vicdanını yaralayan tüm dosyaların yeniden değerlendirilmeye devam edeceğini ve yeni delillere ulaşıldıkça soruşturmaların genişletileceğini belirtiyor. Faili meçhullerin aydınlatılması; suçluların adalet önünde hesap vermesi, "cezasızlık algısı"nın ortadan kaldırılması ve vatandaşlarımızın hukuk sistemine duyduğu güvenin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çözülen her dosya, mağdurlarımızın yakınlarının yıllardır… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 1, 2026

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi Haber

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi

Teyzesinin ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken yapay zekâ detayı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Ocak 2026’da meydana gelen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran cinayet dosyasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Bir apartman dairesinde çıkan yangının ardından hayatını kaybeden Binnaz Eriş’in bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenirken, soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede şüpheli İnci Çalışkan’ın olay öncesindeki dijital hareketleri dikkat çekti. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Çalışkan’ın cinayet öncesinde yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli aramalar yaptığı ve bu aramaların soruşturma dosyasına delil olarak girdiği belirtildi. Yangın sonrası korkunç gerçek ortaya çıktı Olay, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre evde çıkan yangının ardından yapılan incelemelerde, Binnaz Eriş’in bıçaklanarak hayatını kaybettiği tespit edildi. Polis ekipleri, olay yerindeki incelemelerde yangının sıradan bir kaza sonucu çıkmadığı, cinayetin ardından delilleri ortadan kaldırmak amacıyla çıkarılmış olabileceği değerlendirmesine ulaştı. Soruşturma kapsamında güvenlik kamerası görüntüleri, kriminal incelemeler ve dijital materyaller detaylı şekilde incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda Eriş’in yeğeni İnci Çalışkan ile Ö.B. gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Evdeki detaylar soruşturmanın seyrini değiştirdi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olay yerindeki bazı ayrıntılara da yer verildi. Buna göre, Binnaz Eriş’in yaşadığı evin kapısında herhangi bir zorlama izine rastlanmadı. Ev içerisinde ise bazı dolap ve eşyaların dağıtıldığı, cüzdan ve çantaların karıştırıldığı tespit edildi. Polis ekipleri ayrıca ev içerisinde iki kahve fincanı bulunduğunu ve bu durumun olay öncesinde evde bir süre vakit geçirildiği ihtimalini güçlendirdiğini değerlendirdi. Güvenlik kamerası kayıtlarında ise İnci Çalışkan’ın olay günü taksiyle eve geldiği, içeride bir süre kaldıktan sonra adresten ayrıldığı belirlendi. Kanlı bıçak ve DNA bulguları dosyaya girdi Soruşturma kapsamında İnci Çalışkan’ın adresinde yapılan aramalarda önemli delillere ulaşıldığı belirtildi. İddianameye göre aramalarda; Kanlı bıçak, Tornavida, Kanlı tülbent, Yeni yıkanmış kıyafetler, 340 dolar ve 40 euro ele geçirildi. Kriminal incelemelerde, bulunan bıçak üzerinde Binnaz Eriş’e ait kan örnekleri tespit edildi. Ayrıca Eriş’in evindeki beyaz el havlusunda da İnci Çalışkan’a ait DNA izlerine rastlandığı ifade edildi. Soruşturma dosyasına ayrıca Çalışkan’ın olayın ardından bazı altınları bozdurduğu ve olay günü çeşitli telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğine ilişkin tespitlerin de girdiği aktarıldı. Yapay zekâ üzerinden yaptığı aramalar soruşturmaya dahil edildi Dosyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise şüphelinin dijital inceleme kayıtları oldu. İddianamede, İnci Çalışkan’ın olaydan önce yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli sorgular yaptığı öne sürüldü. Dijital incelemelerde şu başlıklarda aramalar yapıldığı belirtildi: "Biber gazı" "Karna bıçak çabuk öldürür mü?" "Adli tıp ders notları" "İz bırakmadan adam öldürme yolları" "Altın piyasası" "Bayıltıcı iğne" Savcılık, bu aramaların olayın planlama süreciyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi. Yangının kasten çıkarıldığı değerlendirildi Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan yangın raporunda da önemli tespitlere yer verildi. Raporda, yangının kaza sonucu meydana gelmediği, farklı noktalarda başlatıldığı değerlendirmesi yapıldı. Buna göre yangının hem yatak odasında hem de oturma odasında ayrı bölgelerde başladığı belirtildi. Bu tespit, yangının delilleri yok etmek amacıyla bilinçli şekilde çıkarıldığı iddiasını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Savcılıktan ağırlaştırılmış müebbet talebi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İnci Çalışkan hakkında ağır suçlamalar yöneltildi. Sanığın; Tasarlayarak kasten öldürme, Yağma, Mala zarar verme suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Davanın ilk duruşmasının 3 Kasım tarihinde saat 09.30’da Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği bildirildi. Dijital izler adli soruşturmalarda belirleyici hale geliyor Uzmanlara göre dijital cihazlar, internet aramaları ve yapay zekâ uygulamaları üzerinden yapılan sorgular son yıllarda adli soruşturmalarda önemli delil kaynakları arasında değerlendiriliyor. Özellikle suç öncesi yapılan araştırmalar, olayın planlı olup olmadığının ortaya çıkarılmasında kritik rol oynayabiliyor. Tekirdağ’daki cinayet soruşturmasında da dijital incelemeler, fiziksel deliller ve tanık ifadeleriyle birlikte dosyanın önemli unsurlarından biri haline geldi. Mahkeme sürecinde sanık hakkında hazırlanan iddianamedeki suçlamalar değerlendirilecek. Sanığın savunması ve mahkemenin yapacağı incelemeler sonucunda dosyanın hukuki süreci netleşecek.

Gülistan Doku soruşturmasında Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel 4 farklı suçlamadan daha tutuklama kararı aldı Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel 4 farklı suçlamadan daha tutuklama kararı aldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu ve eski polis memuru Gökhan Ertok hakkında dört farklı suçlama kapsamında yeniden tutuklama kararı verildi. Soruşturma kapsamında yapılan dijital incelemelerde elde edilen yeni bulguların ardından üç isim, cezaevinden alınarak Erzurum'a getirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, daha sonra yoğun güvenlik önlemleri altında Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi. Dijital materyallerdeki incelemeler soruşturmanın seyrini değiştirdi Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'e ait dijital materyaller üzerinde teknik inceleme gerçekleştirildi. İncelemeler sonucunda, Sonel ile soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski polis memuru Gökhan Ertok arasındaki bazı yazışmaların dosyaya dahil edildiği belirtildi. Söz konusu dijital verilerin; suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, yağma ve bilişim sistemlerindeki verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi başlıkları kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Bu gelişmelerin ardından soruşturma kapsamında yeni operasyonlar düzenlendi. Ankara'da eş zamanlı operasyon yapıldı Soruşturma kapsamında 23 Temmuz tarihinde Ankara'da eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda şüpheliler E.E. ve S.K. gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin tamamlanmasının ardından eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Şükrü Eroğlu ve Gökhan Ertok, "nitelikli yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme ve bozma" ile "kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi" suçlamaları kapsamında tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Mahkeme, üç isim hakkında bu suçlamalar yönünden de tutuklama kararı verdi. Soruşturmada tutuklu sayısı 16 oldu Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden S.K. de tutuklanırken, E.E. hakkında adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Son kararlarla birlikte Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmalarda tutuklu bulunan kişi sayısının 16'ya yükseldiği bildirildi. Soruşturmanın, yeni deliller ve teknik incelemeler doğrultusunda genişletilerek sürdürüldüğü öğrenildi. Başsavcılıktan "kanunsuz ilişki ağı" açıklaması Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önce yapılan açıklamada, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in dijital materyallerinde gerçekleştirilen incelemelerde çeşitli bilgi ve belgelere ulaşıldığı belirtilmişti. Açıklamada, elde edilen verilerin "kamu gücünün kötüye kullanıldığı kanunsuz bir ilişki ağına ve Türk Ceza Kanunu'nda yer alan çeşitli suçlara temas eder nitelikte" olduğu değerlendirmesine yer verilmişti. Başsavcılık, elde edilen deliller doğrultusunda soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı şüphelilere yönelik Ankara'da operasyon gerçekleştirildiğini ve iki kişinin yakalanarak gözaltına alındığını açıklamıştı. Gülistan Doku soruşturmasının geçmişi Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli'de kayboldu. Ailesinin kayıp ihbarı üzerine başlatılan arama çalışmalarından ise uzun süre sonuç alınamadı. Doku'nun ailesi, 6 Ocak 2020 tarihinde emniyete başvurarak kızlarının kayıp olduğunu bildirdi. O tarihten bu yana devam eden soruşturma, Türkiye'nin yakından takip ettiği dosyalardan biri haline geldi. Soruşturma kapsamında daha önce çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Bazı şüpheliler tutuklanırken, bazı kişiler hakkında adli kontrol tedbirleri uygulandı. Dosyada "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi veya yok edilmesi", "bilişim sistemlerine hukuka aykırı müdahale", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" gibi suç başlıkları üzerinden inceleme yürütüldüğü belirtildi. Firari şüpheli hakkında uluslararası süreç Soruşturma kapsamında kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş'ın ABD'de yakalandığı bildirildi. Yetkililerin, dosyada yer alan tüm bağlantılar ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda soruşturmayı sürdürdüğü ifade edildi. Ayrıca dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in de soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulduğu aktarıldı. Analiz: Yeni deliller soruşturmanın kapsamını genişletti Gülistan Doku dosyasında son gelişmeler, soruşturmanın dijital deliller ve yeni ifadeler üzerinden farklı bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Özellikle elektronik materyallerden elde edilen yazışmalar, telefon kayıtları ve dijital veriler, son yıllarda devam eden adli soruşturmalarda önemli delil kaynakları arasında yer alıyor. Ancak devam eden soruşturmalarda suçlamaların hukuki kesinlik kazanması için yargı sürecinin tamamlanması gerekiyor. Mahkemelerin vereceği nihai kararlar, dosyanın hukuki sonucunu belirleyecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.