Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kasten Öldürme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kasten Öldürme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kasten Öldürme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı Haber

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı

4 yaşındaki çocuğun ölümüyle ilgili soruşturmada çarpıcı gelişme: Gerçek JASAT incelemesiyle ortaya çıktı Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ortaya çıkan detaylar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İlk etapta yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği belirtilen olayın ardından yapılan kapsamlı incelemeler, küçük çocuğun ölümüne ilişkin farklı iddiaları gündeme getirdi. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerinin yürüttüğü detaylı çalışma sonucunda aile bireylerinin ifadelerindeki çelişkiler ve otopsi raporu doğrultusunda soruşturma derinleştirildi. Yapılan işlemler sonrası üvey baba B.K. tutuklanırken, dede M.K. hakkında da tutuklama kararı verildi. Olay "yüksekten düşme" olarak bildirilmişti Olay, 24 Ocak 2026 tarihinde merkeze bağlı Işıklar beldesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 4 yaşındaki Y.E.Y., annesi Z.K. ve dedesi M.K. tarafından bilinci kapalı halde Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Aile tarafından küçük çocuğun yüksekten düştüğü belirtilirken, hastanede yapılan kontrollerde Y.E.Y.'nin beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen durumu ağır olan çocuk, daha ileri tedavi için Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Ancak küçük Y.E.Y., burada yapılan tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. JASAT soruşturmayı devraldı Çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. İlk aşamada olayın meydana geldiği bölgede inceleme yapan ekipler, aile üyelerinin ifadelerine başvurdu. Ancak zaman içerisinde verilen ifadeler arasında bazı çelişkiler tespit edildi. Bunun üzerine dosya, jandarmanın özel soruşturma birimi olan JASAT ekiplerine devredildi. JASAT dedektifleri; olay yeri incelemeleri, aile beyanları, teknik değerlendirmeler ve otopsi raporunu birlikte değerlendirerek soruşturmanın kapsamını genişletti. Aile bireyleri gözaltına alındı Yürütülen çalışmalar sonucunda anne Z.K., üvey baba B.K., dede M.K., babaanne A.K. ve bir aile üyesi gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bilgiler doğrultusunda olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin yeni detaylara ulaşıldı. Dedenin ifadesi soruşturmanın seyrini değiştirdi Adliyeye sevk edilen aile üyelerinden dede M.K.'nin verdiği ifade, soruşturmanın önemli noktalarından biri oldu. Dedenin iddiasına göre olay günü oğlu B.K. ile birlikte araziye koyun otlatmaya gittikleri, bir süre sonra B.K.'nin kucağında Y.E.Y. ile geldiği belirtildi. Dede M.K.'nin ifadesinde, B.K.'nin kendisine çocuğa vurduğunu ve bayıldığını söylediğini aktardığı öne sürüldü. Bunun ardından küçük çocuğun annesiyle birlikte hastaneye götürüldüğü ve daha sonra hayatını kaybettiği ifade edildi. Üvey baba "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilen şüpheliler hakkında karar verildi. Üvey baba B.K., "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dede M.K. ise "delil karartma" iddiasıyla tutuklandı. Anne Z.K. ve babaanne A.K. hakkında ise adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılma kararı verildi. Diğer aile üyesi ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Üvey baba suçlamaları kabul etmedi Tutuklanan B.K.'nin mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabul etmediği ve olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin iddiaları reddettiği öğrenildi. Ancak soruşturma kapsamında bazı çevre sakinlerinden alınan bilgilerde, küçük çocuğun daha önce de fiziksel şiddete maruz kaldığı yönünde iddialar bulunduğu belirtildi. İddialara göre B.K.'nin, üvey çocuğa çeşitli bahanelerle zaman zaman şiddet uyguladığı öne sürüldü. Bu iddiaların soruşturma kapsamında ayrıca değerlendirildiği öğrenildi. Soruşturma devam ediyor Olayla ilgili adli süreç devam ederken, mahkemenin dosyadaki deliller ve tarafların beyanları doğrultusunda değerlendirme yapmayı sürdüreceği belirtildi. 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin ölümüyle ilgili soruşturma, hem adli makamlar hem de kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü bildirirken, kesin sonucun devam eden yargılama süreci sonunda ortaya çıkacağı ifade ediliyor.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama Haber

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama

Faili meçhul dosyalarda yeni dönem Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yıllardır çözülemeyen suç dosyalarının yeniden incelendiğini ve önemli sonuçlar elde edildiğini duyurdu. Gürlek, geçmişte kamuoyunda derin iz bırakan olayların aydınlatılmasının yalnızca suçluların adalet önüne çıkarılması açısından değil, aynı zamanda hukuk sistemine duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Bakan Gürlek, "Çözülen her dosya, mağdur yakınlarının yıllardır taşıdığı acının bir nebze olsun hafiflemesine, toplum vicdanındaki yaraların sarılmasına ve adalet duygusunun güçlenmesine katkı sağlamaktadır." ifadelerini kullandı. Bandırma'daki bebek cinayetinde 17 yıl sonra kritik gelişme Açıklamada yer verilen ilk dosya, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde 10 Mayıs 2009 tarihinde bir çöp konteynerinde poşet içerisinde ölü bulunan kız bebeğe ilişkin soruşturma oldu. Olayın ardından bebeğin annesi yargılanarak 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak soruşturma kapsamında bebeğin biyolojik babasının kimliği uzun yıllar boyunca belirlenememişti. Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte soruşturma ekipleri mevcut delilleri modern kriminal yöntemlerle yeniden değerlendirdi. Parmak izi ve DNA incelemesi dosyayı çözdü Yeniden yapılan incelemelerde, bebeğin bulunduğu poşet üzerinde U.C. isimli şüpheliye ait parmak izi tespit edildi. Soruşturma bununla da sınırlı kalmadı. Tanık ifadeleri, cezaevi ziyaretçi kayıtları ve Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen DNA analizleri birlikte değerlendirildi. Elde edilen bulgular sonucunda U.C.'nin bebeğin biyolojik babası olduğu belirlendi. Toplanan deliller doğrultusunda gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece "çocuğa karşı kasten öldürme"suçundan tutuklandı. Bu gelişme, yaklaşık 17 yıldır tam anlamıyla aydınlatılamayan dosyada önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ceyhan'daki motosikletli saldırı yeniden incelendi Bakan Gürlek'in açıkladığı ikinci dosya ise Adana'nın Ceyhan ilçesinde 4 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen silahlı cinayet oldu. Olayda Eyyüp Özbadem, motosikletli saldırganların açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti. Faili meçhul dosyalar kapsamında yeniden ele alınan soruşturmada teknolojik veriler ve kriminal incelemeler detaylı biçimde analiz edildi. HTS kayıtları ve kameralar cinayeti çözdü Soruşturma kapsamında; HTS ve baz istasyonu kayıtları, Güvenlik kamerası görüntüleri, Kriminal raporlar, Tanık ifadeleri birlikte değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda cinayetin H.A. isimli şüphelinin azmettirmesiyle B.G. ve S.B. tarafından işlendiği tespit edildi. Soruşturmada ayrıca M.A. ile O.K.'nin saldırganlara yardım ettiği belirlendi. Bunun yanında olay öncesine ait güvenlik kamerası görüntülerinin M.Ö. ve U.Ö. tarafından silinerek delillerin karartıldığı da ortaya çıkarıldı. Operasyon kapsamında cinayetle bağlantılı 5 şüpheli tutuklanırken, delilleri gizlediği belirlenen 2 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. "Hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek" Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasında Bandırma ve Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile soruşturmalarda görev alan emniyet personeline teşekkür etti. Faili meçhul suçların çözülmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla süreceğini belirten Gürlek, şu mesajı verdi: "Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek. Hiçbir mağdurun ve masumun hakkı sahipsiz kalmayacaktır. Delillerin izini sabırla sürmeye, faili meçhul dosyaların üzerindeki karanlığı birer birer kaldırmaya devam edeceğiz." Teknolojik incelemeler soruşturmalara yön veriyor Son yıllarda adli bilişim, DNA analizleri, parmak izi incelemeleri ve dijital delil değerlendirme yöntemlerinde yaşanan gelişmeler, uzun yıllardır çözülemeyen birçok dosyanın yeniden açılmasını mümkün kılıyor. Uzmanlar, özellikle gelişmiş kriminal laboratuvar teknikleri sayesinde yıllar önce elde edilen delillerin bugün çok daha hassas yöntemlerle incelenebildiğine dikkat çekiyor. Bu durum, zamanaşımı engeli bulunmayan ağır suçlarda yeni şüphelilere ulaşılmasını kolaylaştırırken, mağdur yakınlarının adalet beklentisinin karşılanmasına da katkı sağlıyor. Yetkililer ise faili meçhul cinayetler başta olmak üzere kamu vicdanını yaralayan tüm dosyaların yeniden değerlendirilmeye devam edeceğini ve yeni delillere ulaşıldıkça soruşturmaların genişletileceğini belirtiyor. Faili meçhullerin aydınlatılması; suçluların adalet önünde hesap vermesi, "cezasızlık algısı"nın ortadan kaldırılması ve vatandaşlarımızın hukuk sistemine duyduğu güvenin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çözülen her dosya, mağdurlarımızın yakınlarının yıllardır… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 1, 2026

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi Haber

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi

Teyzesinin ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken yapay zekâ detayı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Ocak 2026’da meydana gelen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran cinayet dosyasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Bir apartman dairesinde çıkan yangının ardından hayatını kaybeden Binnaz Eriş’in bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenirken, soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede şüpheli İnci Çalışkan’ın olay öncesindeki dijital hareketleri dikkat çekti. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Çalışkan’ın cinayet öncesinde yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli aramalar yaptığı ve bu aramaların soruşturma dosyasına delil olarak girdiği belirtildi. Yangın sonrası korkunç gerçek ortaya çıktı Olay, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre evde çıkan yangının ardından yapılan incelemelerde, Binnaz Eriş’in bıçaklanarak hayatını kaybettiği tespit edildi. Polis ekipleri, olay yerindeki incelemelerde yangının sıradan bir kaza sonucu çıkmadığı, cinayetin ardından delilleri ortadan kaldırmak amacıyla çıkarılmış olabileceği değerlendirmesine ulaştı. Soruşturma kapsamında güvenlik kamerası görüntüleri, kriminal incelemeler ve dijital materyaller detaylı şekilde incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda Eriş’in yeğeni İnci Çalışkan ile Ö.B. gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Evdeki detaylar soruşturmanın seyrini değiştirdi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olay yerindeki bazı ayrıntılara da yer verildi. Buna göre, Binnaz Eriş’in yaşadığı evin kapısında herhangi bir zorlama izine rastlanmadı. Ev içerisinde ise bazı dolap ve eşyaların dağıtıldığı, cüzdan ve çantaların karıştırıldığı tespit edildi. Polis ekipleri ayrıca ev içerisinde iki kahve fincanı bulunduğunu ve bu durumun olay öncesinde evde bir süre vakit geçirildiği ihtimalini güçlendirdiğini değerlendirdi. Güvenlik kamerası kayıtlarında ise İnci Çalışkan’ın olay günü taksiyle eve geldiği, içeride bir süre kaldıktan sonra adresten ayrıldığı belirlendi. Kanlı bıçak ve DNA bulguları dosyaya girdi Soruşturma kapsamında İnci Çalışkan’ın adresinde yapılan aramalarda önemli delillere ulaşıldığı belirtildi. İddianameye göre aramalarda; Kanlı bıçak, Tornavida, Kanlı tülbent, Yeni yıkanmış kıyafetler, 340 dolar ve 40 euro ele geçirildi. Kriminal incelemelerde, bulunan bıçak üzerinde Binnaz Eriş’e ait kan örnekleri tespit edildi. Ayrıca Eriş’in evindeki beyaz el havlusunda da İnci Çalışkan’a ait DNA izlerine rastlandığı ifade edildi. Soruşturma dosyasına ayrıca Çalışkan’ın olayın ardından bazı altınları bozdurduğu ve olay günü çeşitli telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğine ilişkin tespitlerin de girdiği aktarıldı. Yapay zekâ üzerinden yaptığı aramalar soruşturmaya dahil edildi Dosyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise şüphelinin dijital inceleme kayıtları oldu. İddianamede, İnci Çalışkan’ın olaydan önce yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli sorgular yaptığı öne sürüldü. Dijital incelemelerde şu başlıklarda aramalar yapıldığı belirtildi: "Biber gazı" "Karna bıçak çabuk öldürür mü?" "Adli tıp ders notları" "İz bırakmadan adam öldürme yolları" "Altın piyasası" "Bayıltıcı iğne" Savcılık, bu aramaların olayın planlama süreciyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi. Yangının kasten çıkarıldığı değerlendirildi Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan yangın raporunda da önemli tespitlere yer verildi. Raporda, yangının kaza sonucu meydana gelmediği, farklı noktalarda başlatıldığı değerlendirmesi yapıldı. Buna göre yangının hem yatak odasında hem de oturma odasında ayrı bölgelerde başladığı belirtildi. Bu tespit, yangının delilleri yok etmek amacıyla bilinçli şekilde çıkarıldığı iddiasını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Savcılıktan ağırlaştırılmış müebbet talebi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İnci Çalışkan hakkında ağır suçlamalar yöneltildi. Sanığın; Tasarlayarak kasten öldürme, Yağma, Mala zarar verme suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Davanın ilk duruşmasının 3 Kasım tarihinde saat 09.30’da Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği bildirildi. Dijital izler adli soruşturmalarda belirleyici hale geliyor Uzmanlara göre dijital cihazlar, internet aramaları ve yapay zekâ uygulamaları üzerinden yapılan sorgular son yıllarda adli soruşturmalarda önemli delil kaynakları arasında değerlendiriliyor. Özellikle suç öncesi yapılan araştırmalar, olayın planlı olup olmadığının ortaya çıkarılmasında kritik rol oynayabiliyor. Tekirdağ’daki cinayet soruşturmasında da dijital incelemeler, fiziksel deliller ve tanık ifadeleriyle birlikte dosyanın önemli unsurlarından biri haline geldi. Mahkeme sürecinde sanık hakkında hazırlanan iddianamedeki suçlamalar değerlendirilecek. Sanığın savunması ve mahkemenin yapacağı incelemeler sonucunda dosyanın hukuki süreci netleşecek.

Gülistan Doku soruşturmasında Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel 4 farklı suçlamadan daha tutuklama kararı aldı Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel 4 farklı suçlamadan daha tutuklama kararı aldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu ve eski polis memuru Gökhan Ertok hakkında dört farklı suçlama kapsamında yeniden tutuklama kararı verildi. Soruşturma kapsamında yapılan dijital incelemelerde elde edilen yeni bulguların ardından üç isim, cezaevinden alınarak Erzurum'a getirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, daha sonra yoğun güvenlik önlemleri altında Erzurum Adliyesi'ne sevk edildi. Dijital materyallerdeki incelemeler soruşturmanın seyrini değiştirdi Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'e ait dijital materyaller üzerinde teknik inceleme gerçekleştirildi. İncelemeler sonucunda, Sonel ile soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski polis memuru Gökhan Ertok arasındaki bazı yazışmaların dosyaya dahil edildiği belirtildi. Söz konusu dijital verilerin; suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, yağma ve bilişim sistemlerindeki verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi başlıkları kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Bu gelişmelerin ardından soruşturma kapsamında yeni operasyonlar düzenlendi. Ankara'da eş zamanlı operasyon yapıldı Soruşturma kapsamında 23 Temmuz tarihinde Ankara'da eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda şüpheliler E.E. ve S.K. gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin tamamlanmasının ardından eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Şükrü Eroğlu ve Gökhan Ertok, "nitelikli yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme ve bozma" ile "kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi" suçlamaları kapsamında tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Mahkeme, üç isim hakkında bu suçlamalar yönünden de tutuklama kararı verdi. Soruşturmada tutuklu sayısı 16 oldu Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden S.K. de tutuklanırken, E.E. hakkında adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı. Son kararlarla birlikte Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmalarda tutuklu bulunan kişi sayısının 16'ya yükseldiği bildirildi. Soruşturmanın, yeni deliller ve teknik incelemeler doğrultusunda genişletilerek sürdürüldüğü öğrenildi. Başsavcılıktan "kanunsuz ilişki ağı" açıklaması Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önce yapılan açıklamada, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in dijital materyallerinde gerçekleştirilen incelemelerde çeşitli bilgi ve belgelere ulaşıldığı belirtilmişti. Açıklamada, elde edilen verilerin "kamu gücünün kötüye kullanıldığı kanunsuz bir ilişki ağına ve Türk Ceza Kanunu'nda yer alan çeşitli suçlara temas eder nitelikte" olduğu değerlendirmesine yer verilmişti. Başsavcılık, elde edilen deliller doğrultusunda soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı şüphelilere yönelik Ankara'da operasyon gerçekleştirildiğini ve iki kişinin yakalanarak gözaltına alındığını açıklamıştı. Gülistan Doku soruşturmasının geçmişi Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli'de kayboldu. Ailesinin kayıp ihbarı üzerine başlatılan arama çalışmalarından ise uzun süre sonuç alınamadı. Doku'nun ailesi, 6 Ocak 2020 tarihinde emniyete başvurarak kızlarının kayıp olduğunu bildirdi. O tarihten bu yana devam eden soruşturma, Türkiye'nin yakından takip ettiği dosyalardan biri haline geldi. Soruşturma kapsamında daha önce çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Bazı şüpheliler tutuklanırken, bazı kişiler hakkında adli kontrol tedbirleri uygulandı. Dosyada "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi veya yok edilmesi", "bilişim sistemlerine hukuka aykırı müdahale", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" gibi suç başlıkları üzerinden inceleme yürütüldüğü belirtildi. Firari şüpheli hakkında uluslararası süreç Soruşturma kapsamında kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş'ın ABD'de yakalandığı bildirildi. Yetkililerin, dosyada yer alan tüm bağlantılar ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda soruşturmayı sürdürdüğü ifade edildi. Ayrıca dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in de soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulduğu aktarıldı. Analiz: Yeni deliller soruşturmanın kapsamını genişletti Gülistan Doku dosyasında son gelişmeler, soruşturmanın dijital deliller ve yeni ifadeler üzerinden farklı bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Özellikle elektronik materyallerden elde edilen yazışmalar, telefon kayıtları ve dijital veriler, son yıllarda devam eden adli soruşturmalarda önemli delil kaynakları arasında yer alıyor. Ancak devam eden soruşturmalarda suçlamaların hukuki kesinlik kazanması için yargı sürecinin tamamlanması gerekiyor. Mahkemelerin vereceği nihai kararlar, dosyanın hukuki sonucunu belirleyecek.

Adana'da Dehşet: Silahlı Saldırıda 3 Kişi Hayatını Kaybetti Haber

Adana'da Dehşet: Silahlı Saldırıda 3 Kişi Hayatını Kaybetti

Edinilen bilgilere göre olay, Çukurova ilçesine bağlı Kabasakal Mahallesi Rüzgarlı Tepe mevkisinde meydana geldi. İddiaya göre 28 yaşındaki Osman A., otomobille bölgeye götürdüğü 44 yaşındaki Semra Yılmaz'a tabancayla ateş etti. Aynı sırada park halindeki bir araçta bulunan 25 yaşındaki Ali Can Demir ile 28 yaşındaki akrabası Sinan İlbey'i de olaya tanık oldukları gerekçesiyle silahla vurdu. Çevrede bulunan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Semra Yılmaz, Ali Can Demir ve Sinan İlbey'in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından üç kişinin cenazesi otopsi işlemleri için Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Soruşturma kapsamında çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, olayın ardından kaçan şüpheli Osman A.'nın merkez Yüreğir ilçesi Güzelevler Mahallesi'nde saklandığını tespit etti. Düzenlenen operasyonla yakalanan zanlı, saldırıda kullandığı değerlendirilen tabancayla birlikte gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından şüpheli adliyeye sevk edildi. Soruşturma kapsamında ortaya çıkan ilk bilgilere göre, hayatını kaybeden Semra Yılmaz'ın, kendisini rahatsız ettiği ve evinin önünde taşkınlık çıkardığı öne sürülen Osman A.'yı uzaklaştırmak amacıyla birlikte Rüzgarlı Tepe mevkisine gittiği öğrenildi. Olayın bu buluşma sırasında yaşandığı belirtilirken, saldırının kesin nedeni yapılacak adli soruşturmanın ardından netlik kazanacak. Silahlı saldırıda yaşamını yitiren Ali Can Demir ile Sinan İlbey'in ise olay sırasında park halindeki araçta bulundukları ve saldırıya tanık oldukları gerekçesiyle hedef alındıkları iddia edildi. İki akrabanın cenazeleri, Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin ardından ailelerine teslim edildi. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatırken, şüpheli hakkında "kasten öldürme" başta olmak üzere ilgili suçlardan adli işlemlerin sürdüğü öğrenildi. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için güvenlik kamerası görüntüleri, tanık ifadeleri ve kriminal incelemeler değerlendiriliyor. Adana'da infial yaratan üçlü cinayet, kadına yönelik şiddet ve bireysel silahlanma konularını yeniden gündeme taşırken, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında olayın ayrıntılarının netleşmesi bekleniyor.

Gülistan Doku soruşturmasında Firari Altaş'ın 'Her şeyi anlatırım' mesajları dosyaya girdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Firari Altaş'ın 'Her şeyi anlatırım' mesajları dosyaya girdi

Tunceli’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada, dikkat çeken yeni iddialar gündeme geldi. Doku’nun kaybolduğu gece aynı araçta bulunduğu belirtilen Umut Altaş’ın, babasıyla yaptığı yazışmaların dosyaya dahil edildiği bildirildi. İddiaya göre firari Altaş’ın mesajlarında, “Savcı hanımı arar her şeyi anlatırım” ve “Ötecem lan her şeyi” ifadeleri yer aldı. Para tartışması ve tehdit iddiası Soruşturma dosyasına giren yazışmalara göre, Umut Altaş’ın 2022 yılında önce Meksika’ya, ardından yasa dışı yollarla ABD’ye gittiği öne sürüldü. 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarda Altaş’ın babasından 9 bin dolar istediği, babası Celal Altaş’ın ise daha önce gönderdiğini belirttiği 150 bin doları geri talep ettiği iddia edildi. Bu tartışma üzerine Umut Altaş’ın, “Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika’ya niye yolladığınızı söylerim” ifadelerini kullandığı ileri sürüldü. “Her şeyi anlatırım” çıkışı Baba ile oğul arasında geçen yazışmalarda gerilimin arttığı da öne sürüldü. İddiaya göre Celal Altaş’ın sert sözlerine karşılık Umut Altaş, “Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya. Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak” şeklinde mesajlar gönderdi. Ağabeyin iddiası da dosyada Soruşturma kapsamında daha önce Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın açıklamaları da gündeme gelmişti. Sidar Altaş’ın, Doku ailesinin avukatına kardeşinin kendisine, “Türkay bana ‘Kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de kafasına sıktım’ dedi” şeklinde konuştuğunu aktardığı iddia edilmişti. 12 kişi tutuklanmıştı Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın da bulunduğu 12 kişi, “kasten öldürme” ve “delilleri karartma” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Gülistan Doku soruşturmasında 6 saatlik kayıp görüntü 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku davasında, ailenin avukatı Ali Çimen çok konuşulacak bir iddiayı gündeme taşıdı. Avukat Çimen, Gülistan’ın kaybolmasından bir gün önce baş şüpheliyle yan yana geldiğini kanıtlayan 6 saatlik kamera kaydının gizlendiğini söyledi. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Çimen, 4 Ocak 2020 tarihine (Gülistan'ın Doku’nun kaybolmasından bir gün öncesi) ait yeni detaylar paylaştı. İddiaya göre, "Baymak" adlı iş yerine ait 6 saatlik görüntü kayıtlarında, Gülistan’ın çalıştığı kafeye baş şüphelinin geldiği ve bu gelişin ardından Gülistan’ın hızla iş yerini terk ettiği görülüyor. Olayın en dikkat çekici noktası ise bu temasın daha önce resmi kayıtlara "yok" olarak geçmesi. Avukat Ali Çimen, daha önce söz konusu şüphelinin o gün orada bulunmadığına dair tutanak tutulduğunu hatırlatarak şu soruları sordu: “Bulunmadığı tutanağa bağlanan baş şüpheli ile Gülistan’ın temaslarını gösteren 6 saatlik görüntü kaydını kim sakladı? Bu nasıl olabilir?" Gülistan Doku’nun akıbetiyle ilgili sis perdesi aralanmaya çalışılırken, ortaya çıkan bu "gizlenen görüntü" soruşturmanın seyri açısından büyük önem taşıyor., Bulunmadığı tutanağa bağlanan; Baş şüpheli M. SONEL İle Gülistan’ın 04.01.2020 tarihinde, yani öldürme olayından 1 gün önce Gülistan’ın çalıştığı kafe de temaslarının ( baş şüpheli gelince Gülistan hızlıca işi bırakıp çıkıyor) olduğunu gösteren Baymak adlı iş yerinin 6 saatlik… — Ali ÇİMEN (@av_cmn) April 28, 2026

Gülistan Doku soruşturmasında Eski vali Dersim Valisi Tuncay Sonel gözaltında Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Eski vali Dersim Valisi Tuncay Sonel gözaltında

Gülistan Doku soruşturmasında suç delillerini yok ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan dönemin Dersim Valisi Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi. Tuncay Sonel'in adliyeye sevk edilirken kelepçesiz olduğu görüldü. Gülistan Doku'nun ailesi X hesabından yaptığı açıklamada, Tuncay Sonel’in neden kelepçesiz olduğunu sordu. Aile, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi etiketleyerek, “Neden "Kelepçeli" değil? Sayın @abakingurlek @mustafaciftcitr @RTErdogan bu Gülistan'a bize ülkemize haksızlık. Bu örtbasçının yaptıkları apaçık ortada. Niye bu özel muamele?” diye sordu. Neden "Kelepçeli" değil? Sayın @abakingurlek @mustafaciftcitr @RTErdogan bu Gülistan'a bize ülkemize haksızlık. Bu örtbasçının yaptıkları apaçık ortada. Niye bu özel muamele? https://t.co/PGNqvI5rQn — GÜLİSTAN Doku 'nun Ailesi (@Dokuailesi) April 21, 2026 Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı. Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, adliyeye götürüldü. Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda, Sonel hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu" belirtilmişti. Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı. Sonel, 13 Haziran 2017-9 Haziran 2020 arasında Dersim’de görev yapmış ve 17 Nisan'da Elazığ'da gözaltına alınmıştı. 11 zanlı tutuklanmıştı Üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Dersim’e gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti. Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı’nca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği belirtilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği belirtilen dönemin Dersim Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Dersim İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zaynal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesi’nin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.