Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanada

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kanada haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanada haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Erdoğan ve Carney’den stratejik ortaklık kararı: Türkiye-Kanada ticaretinde 10 milyar dolar hedefi Haber

Erdoğan ve Carney’den stratejik ortaklık kararı: Türkiye-Kanada ticaretinde 10 milyar dolar hedefi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye ve Kanada arasındaki ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltme kararı aldı. Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin yıl sonundan önce başlatılması hedeflenirken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin önce 5 milyar, ardından 10 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. Savunma sanayisi, enerji ve ulaştırma alanlarında da yeni işbirliği adımları atılacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde Türkiye-Kanada ilişkilerinin yanı sıra ticaret, savunma sanayisi, enerji ve ulaştırma alanlarındaki işbirliği fırsatları ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Erdoğan, Carney’i Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını söyledi. İlişkilerin stratejik ortaklık seviyesine çıkarılması kararının ziyaretin en somut sonuçlarından biri olduğunu belirten Erdoğan, işbirliğinin farklı alanlarda hayata geçirilecek projelerle güçlendirilmesini hedeflediklerini ifade etti. Türkiye-Kanada ticaretinde 10 milyar dolar hedefi Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımları artırmak amacıyla Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl sonundan önce başlanması konusunda mutabakata varıldığını açıkladı. Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dahil mevcut mekanizmaların daha etkin kullanılacağını belirten Erdoğan, komitenin bir sonraki toplantısının 2027 yılında özel sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirileceğini bildirdi. Türkiye ile Kanada arasındaki mevcut ticaret hacminin yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydeden Erdoğan, hedefin önce 5 milyar dolara, ardından 10 milyar dolara ulaşmak olduğunu söyledi. İki ülkenin üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdiğini belirten Erdoğan, Afrika, Latin Amerika, Orta Asya ve Uzak Doğu'da işbirliği imkanları bulunduğunu ifade etti. Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanması planlanan mutabakat zaptının bu alandaki ortak projelere katkı sağlaması bekleniyor. Doğrudan uçuşlar yaklaşık iki katına çıkarılacak Türkiye ile Kanada arasında hava ulaşımının geliştirilmesi konusunda da adım atıldı. Erdoğan, güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması kapsamında iki ülke arasındaki doğrudan uçuşların yaklaşık iki katına çıkarılacağını açıkladı. Ulaştırma alanındaki bu gelişmenin yanı sıra savunma sanayisi ve enerji sektörleri de stratejik ortaklığın öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Savunma sanayisi ve nükleer enerjide işbirliği Erdoğan, Türkiye ve Kanada'nın savunma sanayisi alanında işbirliğinin önemini bilen iki NATO müttefiki olduğunu belirtti. Ortak basın toplantısında, savunma sektörü ortaklıklarına ilişkin mutabakat zaptının imzalandığını duyurdu. Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'nın da iki ülke arasındaki savunma sanayisi işbirliğine destek sağlamasının beklendiğini ifade etti. Enerji alanında ise madencilik, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), kritik mineraller ve nükleer enerji başlıklarında geniş işbirliği imkanları bulunduğunu söyleyen Erdoğan, iki ülkenin enerji bakanlıkları arasında kabul edilen ortak bildirinin bu potansiyele işaret ettiğini kaydetti. Carney: Türkiye, NATO'nun ikinci büyük silahlı kuvvetlerine sahip Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye'nin Kanada açısından önemli bir ortak olduğunu vurgulayarak ülkenin NATO içindeki askeri kapasitesine ve savunma sanayisindeki gelişimine dikkat çekti. Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük silahlı kuvvetlerine sahip olduğunu ve yenilikçi savunma sanayisiyle öne çıktığını belirten Carney, iki ülke arasındaki ticaretin son yıllarda yüzde 50 arttığını söyledi. Ancak mevcut ticaret seviyesinin potansiyelin küçük bir bölümünü yansıttığını ifade etti. Carney, yeni savunma sanayisi işbirliği anlaşmasının Türk ve Kanadalı şirketleri bir araya getirmesini, istihdamı artırmasını ve yeni ihracat fırsatları oluşturmasını beklediklerini dile getirdi. Türkiye'nin G20 ve NATO içindeki konumuna da değinen Carney, iki ülkenin güvenlik, enerji ve uluslararası sorunların çözümü gibi alanlarda birlikte yapabileceği çok şey bulunduğunu söyledi. Gazze ve Ukrayna gündemdeydi Erdoğan, görüşmelerde Gazze, Ukrayna ve Körfez bölgesi başta olmak üzere bölgesel gelişmelerin de değerlendirildiğini bildirdi. Ukrayna ve Körfez'de kalıcı barışa ulaşılması için diplomatik yöntemlerin öncelik taşıdığını belirtti. Gazze konusunda ise Kanada'nın bazı müttefikleriyle birlikte İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükümetinin ihlallerini caydırma açısından isabetli bulduklarını ifade etti. Carney de Türkiye'nin Gazze'den Ukrayna'ya, İran'dan Orta Doğu'ya kadar farklı bölgelerde önemli roller üstlendiğini söyledi. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü anan Carney, Türkiye-Kanada ortaklığının gelecek nesiller boyunca güçlenerek sürmesini temenni etti. Türkiye ile Kanada arasında üç anlaşma imzalandı Görüşmeler kapsamında savunma sanayisi, hava ulaşımı ve enerji alanlarında üç ayrı belge imzalandı. Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı: Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand tarafından imzalandı. Hava Ulaştırma Antlaşması: Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand tarafından imzalandı. Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Kanada Enerji Bakanı Tim Hodgson tarafından imzalandı. Erdoğan, Carney'e teşekkür ederek iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başladığını söyledi. Kanada'ya yapacağı ilk ziyarette iş insanlarını bir araya getirerek ekonomik işbirliğini geliştirmeye yönelik adımlar atmayı hedeflediklerini belirtti.

Trump’tan Kanada’ya göç eleştirisi: “Kendi kendini yok ediyor” Haber

Trump’tan Kanada’ya göç eleştirisi: “Kendi kendini yok ediyor”

Trump’tan Kanada yönetimine sert eleştiri Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kanada’nın göç politikasını hedef aldı. ABD Başkanı, Kanada’nın milyonlarca kişiyi yeterli denetim olmadan ülkeye kabul ettiğini ileri sürerek bunun ilerleyen dönemde yönetilmesi zor sorunlara yol açacağını iddia etti. Trump ayrıca Kanada’daki mevcut yönetimi “liberal” olarak nitelendirerek göç politikasının ülkenin ekonomik göstergeleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu savundu. Kanada’da işsizlik yüzde 6,4 Trump, paylaşımında Kanada’daki işsizlik oranının yüksek olduğunu belirtirken, Kanada İstatistik Kurumu’nun Ağustos 2026 verileri işsizlik oranının yüzde 6,4 olduğunu gösteriyor. Oran, temmuz ayına göre değişmedi. Resmi verilere göre Ağustos ayında Kanada’da yaklaşık 1,5 milyon kişi işsiz durumdaydı. Kanada İstatistik Kurumu ayrıca istihdamın ağustos ayında 0,2 oranında gerilediğini açıkladı. “Kanada kendini yok ediyor” Trump paylaşımında Kanada’nın milyonlarca kişiyi “esas olarak kontrolsüz ve denetimsiz” biçimde ülkeye aldığını öne sürerek, bunun ileride başa çıkılması güç sorunlara neden olacağını savundu. Trump’ın açıklamaları, iki ülke arasında ticaret ve ekonomi başta olmak üzere çeşitli başlıklarda görüş ayrılıklarının bulunduğu bir dönemde geldi. Kanada’nın göç politikası ve iş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmelerde ise resmi ekonomik veriler ile Trump’ın yorumlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Kanada’dan Filistin’e 100 milyon Kanada dolarlık yardım Haber

Kanada’dan Filistin’e 100 milyon Kanada dolarlık yardım

Carney’den Gazze açıklaması Gazze’de insani krizin sürdüğünü belirten Carney, Filistin’e yönelik yardım paketinin bölgedeki ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlamasının amaçlandığını söyledi. Kanada hükümeti haziran ayında da Filistinlilere yönelik 100 milyon Kanada doları tutarında ek uluslararası yardım açıklamıştı. Bu kapsamda insani yardımın yanı sıra barış ve istikrar çalışmalarına yönelik finansman sağlanmıştı. E1 yerleşim projesine tepki Carney, İsrail hükümetinin Doğu Kudüs yakınlarındaki E1 yerleşim projesine ilişkin kararının iki devletli çözüm açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti. Kanada, Fransa ve İngiltere başbakanlarının 8 Eylül'de yayımladığı ortak açıklamada da Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesinin iki devletli çözüm ihtimalini tehdit ettiği belirtilmiş, yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatının yasaklanmasına yönelik adımlar atılacağı duyurulmuştu. Carney, yerleşimlerde üretilen mallara yönelik ticaret kısıtlamalarının hayata geçirilmesinin, iki devletli çözüm ihtimalini korumaya ve kalıcı barış için somut adımlar atmaya yönelik olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı, BM Genel Kurulu marjında bölgedeki gelişmelerle ilgili temaslarını da sürdürüyor. Carney, 22 Eylül’de Ürdün Kralı 2’nci Abdullah ile yaptığı görüşmede Gazze’deki insani kriz, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişlemesi ve bölgesel gerilimleri ele aldı.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak Haber

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kanada hükümeti ile eyalet yönetimlerinin Amerikan küçük işletmeleri ve şirketlerinin kamu ihalelerine katılımını engellediğini öne sürdü. Buna karşılık ABD'nin Kanada menşeli ürün ve şirketlere kamu tedarik piyasasında erişim sağladığını savunan Trump, mevcut uygulamayı "mütekabiliyet" ilkesine aykırı olarak değerlendirdi. "Tam ve adil mütekabiliyet sağlanana kadar devam edecek" Trump, Kanada'nın Amerikan çiftçileri ve şirketleri için eşit erişim sağlamaması halinde ABD'nin de Kanada ürünlerine yönelik kamu alımlarındaki erişimi sınırlandıracağını belirtti. ABD Başkanı, GSA'nın ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) ile birlikte çalışarak Kanada menşeli ürünleri GSA'nın "Multiple Award Schedules" olarak bilinen çoklu tedarik listelerinden çıkarması için gerekli adımları atacağını duyurdu. Trump, söz konusu uygulamanın Kanada'nın Amerikan şirketlerine yönelik kamu ihale politikalarında değişikliğe gitmesine kadar sürdürüleceğini ifade etti. GSA ihalelerinin yıllık hacmi 50 milyar doların üzerinde Trump, ABD kamu kurumlarının kullandığı söz konusu tedarik programlarının yıllık hacminin 50 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, Kanada'ya sağlanan erişimin daha önce sınırlandırılması gerektiğini savundu. ABD Başkanı ayrıca Kanada'nın süt ürünleri pazarındaki uygulamalarını eleştirdi. Amerikan süt üreticilerinin Kanada pazarına erişemediğini ileri süren Trump, buna karşın Kanada'nın geçmiş dönemlerde yapılan ticaret anlaşmaları sayesinde ABD'de otomotiv üretimini sürdürebildiğini dile getirdi. Trump'ın son açıklaması, iki ülke arasında aylardır devam eden ticaret anlaşmazlığında yeni bir cephe açılması anlamına geliyor. Kanada'nın ABD ürünlerine yönelik misilleme tarifelerinin yürürlüğe girmesinin ardından Washington'ın kamu alımlarında Kanada ürünlerini hedef alması, ticari gerilimin kapsamını genişletmiş oldu. Kanada hükümeti ise Trump'ın son açıklamasına ilişkin henüz resmi bir değerlendirme yapmadı.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Dünya genelinde gıdanın ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını inceleyen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin yeni araştırması, mevcut ilerleme hızıyla küresel 2030 hedefleri arasındaki ciddi farkı ortaya koydu. Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.