Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanada

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kanada haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanada haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor. Haber

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor.

Kanada hükümeti 26 Mayıs'ta Ebola virüsünün giriş ve yayılma riskini azaltmayı amaçlayan bir dizi geçici önlem açıkladı. Bu adım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (Africa CDC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'daki Ebola salgınının kötüleşmeye devam ettiği ve bölgedeki diğer ülkelere yayılma potansiyeli taşıdığı uyarısının ardından geldi. Kanada Halk Sağlığı Kurumu'nun yaptığı açıklamaya göre, ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan vatandaşlarının bazı göçmenlik belgelerinin işlenmesini 27 Mayıs Doğu Saatiyle 23:59'dan (Vietnam saatiyle yaklaşık 28 Mayıs 10:59) itibaren 90 gün süreyle geçici olarak askıya alacak. Yukarıda adı geçen üç ülkenin vatandaşları, daha önce geçici vize, e- seyahat izni veya kalıcı oturum vizesi sahibi olsalar bile, bu önlemler yürürlükte olduğu sürece Kanada'ya giriş yapamayacaklardır. Ayrıca, açıklamada Kanada'nın bu ülkelerin vatandaşlarından gelen yeni göçmenlik başvurularının işlenmesini de geçici olarak askıya aldığı belirtilmiştir. Bir diğer önlem ise zorunlu karantinadır. Buna göre, Kanada hükümeti, etkilenen bölgeyi girişten önceki 21 gün içinde ziyaret etmiş ancak semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimi ikamet sahipleri, kayıtlı yerli Kanadalılar ve yabancı uyruklular için 21 günlük karantina zorunluluğu getirmiştir. Bu arada, semptom gösterenler Kanada Karantina Yasası uyarınca sürekli izleme ve değerlendirme için bir hastanede izole edileceklerdir. Kanada hükümeti, vatandaşları için riskin düşük olduğunu ve Kuzey Amerika'da hiçbir Ebola vakasının bildirilmediğini vurguluyor. Bununla birlikte, hükümet, salgının ciddiyeti ve yaklaşan 2026 Dünya Kupası ile ilgili faktörler de dahil olmak üzere uluslararası gelişmeler nedeniyle önleyici bir yaklaşımın gerekli olduğuna inanıyor. Bununla bağlantılı olarak, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Goma şehrinde Ebola virüsüne yakalandığı doğrulanan bir hastanın "çok iyi" bir şekilde iyileşmekte olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün Demokratik Kongo Cumhuriyeti temsilcisi Anne Ancia, şehre yaptığı ziyaret sırasında hastanın yerel bir sağlık kuruluşunda tedavi edildiğini ve yakın temaslıların düzenli olarak izlendiğini doğruladı. Bayan Ancia, müdahalenin epidemiyolojik gözetimi güçlendirmeye, temas takibine, vaka yönetimine ve toplumsal katılımı harekete geçirmeye odaklandığını doğruladı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin 15 Mayıs'ta 17. Ebola salgınını ilan etmesinden bu yana, sağlık yetkilileri 900'den fazla şüpheli vaka ve 220'den fazla ölüm kaydetti.

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı Haber

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı

ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yapacağı turnuva için son 30 güne girilirken organizasyon tarihte ilk kez 3 ülkede 48 takımla düzenlenecek. 11 Haziran Perşembe günü Mexico City Stadı'nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla başlayacak turnuva, 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, New York New Jersey Stadı'ndaki final maçıyla sona erecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78'ine ABD ev sahipliği yapacak. 16 stat arasında en büyüğü 94 bin kişiyle Dallas Stadı olurken, en az kapasiteye sahip stat ise 45 bin kişiyle Toronto'da yer alıyor. Bilet fiyatları, konaklama giderleri ve seyahat masrafları Yüksek bilet fiyatları, konaklama giderleri ile uzun uçuş süreleri ve seyahat masrafları nedeniyle bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası, taraftarlar için zorlu bir turnuvaya dönüştü. FIFA'nın Dünya Kupası'nı Kuzey Amerika'daki üç ülkede organize etmesi, taraftarların potansiyel olarak binlerce kilometrelik uçak yolculuğu yapmasına neden olacak. İran'ın katılımı ABD ile savaş halindeki İran'ın Dünya Kupası'na katılımı da gündemdeki yerini koruyor. FIFA, İran'ın grup maçlarını Meksika veya Kanada'ya taşıma taleplerini reddetti ve maçların planlandığı gibi ABD şehirlerinde oynanması gerektiğini bildirdi. Türkiye D Grubu'nda yer alıyor Türkiye, D Grubu'nda ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 1930'daki ilk Dünya Kupası'ndan bu yana toplamda 11 kez organizasyonda boy gösteren ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na turnuvanın üç ev sahibinden biri olması nedeniyle doğrudan katılım hakkı elde etti. Güney Amerika (CONMEBOL) elemelerini başarıyla tamamlayan ve 18 maçta 28 puanla 6. sırada yer alarak doğrudan katılım hakkı elde eden Paraguay, tarihindeki dokuzuncu Dünya Kupası'na katılacak. FIFA Dünya Kupası'na 7 defa katılım hakkı elde eden Avustralya, organizasyonun 48 takıma çıkarılmasıyla Asya kıtasına (AFC) verilen kontenjan artışından faydalanan ekiplerden biri oldu. Avustralya, 3. Tur C Grubu'nu 19 puanla ikinci sırada bitirerek 2026 FIFA Dünya Kupası biletini cebine koydu. Üç ülke ilk kez katılacak Dünya Kupası, geçmiş yıllardaki turnuvalara kıyasla 32 yerine 48 takım ile düzenlenecek. Katılımcı sayısının artmasıyla Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finallerinde mücadele edecek. Mexico City Stadı tarihe geçecek Meksika'nın başkentiyle aynı adı taşıyan 83 bin kişi kapasiteli Mexico City Stadı, Dünya Kupası tarihinde 3 kez açılış maçına ev sahipliği yapan ilk stat olarak tarihe geçecek. Mexico City Stadı'nda daha önce 1970 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Sovyetler Birliği (0-0), 1986 Dünya Kupası'nın açılışında ise İtalya-Bulgaristan (1-1) maçları oynanmıştı. Futbol tarihinin efsanelerinden Brezilyalı Pele'nin 1970'te kupayı kaldırdığı, Arjantinli Maradona'nın 1986'da "yüzyılın golü"nü attığı Mexico City Stadı, 2026 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Güney Afrika maçına ev sahipliği yapacak.

FIFA, İran'ın 2026 Dünya Kupası'nda Amerika Birleşik Devletleri'nde oynayacağını doğruladı. Haber

FIFA, İran'ın 2026 Dünya Kupası'nda Amerika Birleşik Devletleri'nde oynayacağını doğruladı.

Bu açıklama, İran heyetinin yokluğunda yapıldı; bu durum, turnuvayı çevreleyen siyasi gerilimleri ve zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Konuşmasına başlarken Infantino şunları vurguladı: "Elbette İran, 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılacak. Ve elbette İran, Amerika Birleşik Devletleri'nde yarışacak." Bu kararı açıklarken, örgütün misyonunun insanları birleştirmek olduğunu belirtti: "Ve bunun nedeni çok basit, birleşmeliyiz. Bu benim sorumluluğum, bizim sorumluluğumuz." FIFA Başkanı Gianni Infantino (solda), Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile el sıkışıyor. Fotoğraf: Instagram/gianni_infantino Bu konuya yanıt olarak ABD Başkanı Donald Trump, FIFA liderinin görüşüne saygı duyduğunu belirterek gazetecilere şunları söyledi: "Gianni öyle dediyse, katılıyorum... Gianni harika, arkadaşım... Ona ne isterse onu yapmasını söyledim. Katılmalarına izin verebilir." Tasnim haber ajansının 30 Nisan tarihli haberine göre, Toronto havaalanındaki göçmenlik yetkililerinin "uygunsuz davranışları" nedeniyle İran, bu yılki FIFA Kongresi'ne katılan 211 üye ülke arasında yer almayan tek ülke oldu. İran, 11 Haziran-19 Temmuz tarihleri ​​arasında düzenlenen turnuvaya katılmaya hak kazanmış olsa da, Tahran'ın ABD yerine başka bir yerde oynama talebinde bulunması katılımlarını sekteye uğrattı. Ancak FIFA bu talebi reddetti ve turnuva takviminin değişmeyeceğini teyit etti. 48 takımın katılacağı ve Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek olan genişletilmiş 2026 Dünya Kupası, takımların, yetkililerin ve destek personelinin farklı yargı bölgeleri arasında sürekli seyahat etmesini gerektirecek. Bu durum, vize kısıtlamaları veya diplomatik sürtüşmelerin bazı ülkeler için planları karmaşık hale getirebileceği endişesini doğuruyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'un İranlı oyuncuların turnuvaya katılmasına itiraz etmediğini, ancak oyuncuların İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile bağlantısı olan herhangi birini getirmelerine izin verilmeyeceğini vurguladı.

2026 Dünya Kupası bilet fiyatları uçuşa geçti: Final bileti 11 bin dolara yaklaştı Haber

2026 Dünya Kupası bilet fiyatları uçuşa geçti: Final bileti 11 bin dolara yaklaştı

Dünya genelindeki tepkilere göre, şimdiye kadar düzenlenen hiçbir Dünya Kupası’nda bilet fiyatları bu denli yüksek bir seviyeye ulaşmamıştı. Yeni kategori: "Ön Seviye 1" FIFA, "Ön Seviye 1" (Frontline 1) adı altında yeni bir bilet kategorisi belirledi. Bu kategori kapsamında, 12 Haziran'da Inglewood’da oynanacak ABD-Paraguay maçının bilet fiyatı 4 bin 105 dolar olarak açıklandı. Daha önce aynı maç için en pahalı bilet kategorisi 2 bin 735 doları geçmiyordu. FIFA ayrıca "Ön Seviye 2" adında bir kategori daha belirledi ki bu bölümdeki biletlerin fiyatları da bin 940 ile 2 bin 330 dolar arasında değişiyor. Final biletleri el yakıyor Fiyat artışları 19 Temmuz'da oynanacak final maçına da yansıdı. Final maçı için "Seviye 1" bilet fiyatı 8 bin 680 dolardan 10 bin 990 dolara yükseldi. "Seviye 2" biletler 5 bin 575 dolardan 7 bin 380 dolara, "Seviye 3" biletler ise 4 bin 185 dolardan 5 bin 785 dolara çıktı. FIFA, final maçı için ayrılan tüm biletlerin şimdiden tükendiğini duyurdu. Farklı şehirlerde de fiyatlar yükseldi Zamlı fiyatlar sadece final veya açılış maçlarıyla sınırlı değil. Örneğin, 12 Haziran’da Toronto'da oynanacak Kanada-Bosna Hersek maçının "Ön Seviye 1" bilet fiyatı 3 bin 360 dolara ulaştı. Philadelphia’da oynanacak son 16 turu maçının normal bilet fiyatı ise 905 dolar olarak belirlendi. Genellikle stadyumun orta kısmındaki alt koltukları kapsayan bu özel kategoriler, FIFA'nın bilet sınıflandırmasının dışına çıkarak fiyatları astronomik seviyelere çekmesine neden oldu. FIFA iletişim ofisi, fiyatlandırma mekanizmasına ilişkin yöneltilen soruları ise yanıtsız bıraktı. 48 takımlı ilk Dünya Kupası 2026 Dünya Kupası, 11 Haziran ile 19 Temmuz tarihleri arasında ABD, Meksika ve Kanada’daki 16 farklı şehirde düzenlenecek. 48 takımın katılacağı ilk turnuva olma özelliğini taşıyan organizasyonda toplam 104 maç oynanacak.

Nilüfer'de Frankofon Film Festivali başladı Haber

Nilüfer'de Frankofon Film Festivali başladı

Bursa Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde, Institut Français, Fransa, Belçika, Kanada, Lüksemburg ve İsviçre büyükelçilikleri ile Alliance Française Bursa ve Türk-Fransız Kültür Derneği iş birliğiyle düzenlenen Frankofon Film Festivali’nin açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Açılışa, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Akın Uludağ, Kültür Etkinlikleri ve İşbirliği Müsteşarı ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland, Fransız Kültür Ataşesi Valentin Rodriguez, Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül, Fransa Fahri Konsolosu Nuri Cem Erbak ve çok sayıda sinemasever katıldı. KADIN HİKAYELERİ Nilüfer Belediye Başkanı Akın Uludağ yaptığı konuşmada, festivalin kentin kültür sanat hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. 2 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde devam edecek festivalin ana temasının kadın hikayeleri olduğunu dile getiren Uludağ, “Fransızca konuşulan ülkelerden seçilmiş filmlerde güçlü kadın karakterleri izleyeceğiz. Onların dünyasına, farklı bakış açılarına şahit olacağız. Toplam 19 gösterimle sizlerle buluşacağız” diye konuştu. 9 UZUN 4 KISA METRAJ Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland ise, festival kapsamında 9 uzun, 4 kısa metraj filmin gösterileceğini belirterek, birçoğunun Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşacak ödüllü filmler olduğunu söyledi. Filmlerin neredeyse yarısının kadın yönetmenler tarafından çekildiğini anlatan Roulland, “Hikayelerin büyük kısmı da kadın karakter etrafında şekilleniyor. Bu, Frankofoni’nin savunduğu diyalog, eşitlik ve açıklık değerlerine sadık kalınarak yapılmış bilinçli bir tercihtir” dedi. Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül de, iki ülke arasındaki ortak değerlere dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz

Dışişleri Bakanı Fidan, (17 Mart 2026 Salı) Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, bölgedeki durumuyla ilgili olrarak, "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." değerlendirmesinde bulundu. Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." açıklamasını yaptı. Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. "Savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını" ve Irak'ta da "giderek daha çetrefilli hale geldiğini" belirten Fidan, "İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması konusundaki gayretlerimiz bitmiyor." ifadesini kullandı. Fidan, İsrail'in İran'a saldırılarına dikkati çekerek, "Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri, özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler, normal savaş hukukunun dışında olan gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu. Yarından itibaren bölge ziyaretlerine çıkacağını bildiren Fidan, şöyle devam etti: "Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) konuyla ilgili mesajlarını paylaşmak hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." Fidan, birçok Batılı ve Doğulu mevkidaşıyla görüştüğünü, onların görüşlerini aldığını ve durumu değerlendirdiklerini aktararak, "Amacımız aynı, herkesin kendi sınırları içerisinde güvenlik ve egemenlik içinde yaşadığı, Filistinlilerin de devletinin olduğu, İran'ın, Arapların, bizim hepimizin barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı, egemenlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Bunun olabilmesi mümkün. Bu vizyonumuz var. Bunun için çalışmaya büyük bir azimle devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan gerilime işaret ederek, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerleyen ve ilerlemesi gereken alanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Fidan, "Biz Kanada'yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz." dedi. Fidan, mevkidaşı ile bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu yapıcı diyaloğun Anand'ın ziyareti ile daha ileri bir noktaya taşınmış olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Mark Carney'in görevine geldiği günden bu yana hem dış politikada hem de ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yaptığını belirten Fidan, bu gelişmeleri takdirle takip ettiklerini söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney arasındaki liderler ilişkisinin ortak vizyona dayalı, iki ülke çıkarlarını gözeten ve dünya barışı ile ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde olduğunu vurguladı. Carney'in bu yıl Türkiye'ye yapması planlanan ziyaretine yönelik hazırlıkların titizlikle yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir eşik teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi. Fidan, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025'te 2,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, bu rakamın gelecek dönemde daha da ileri noktalara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Kanada ile nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar attıklarını söyleyen Fidan, siyasi diyalogla ortaya konulan bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilere de doğrudan yansıdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. İran'daki gelişmeler bölgesel güvenlik alanında ciddi riskleri beraberinde getiriyor Fidan, görüşmelerde savunma alanındaki işbirliğinin üst seviyelere çıkarılması ve Türkiye'nin yakın çevresinde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkıları kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha teyit ettiklerini aktardı. Bu kapsamda, AB üyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, "AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran saldırılarıyla başlayan gerilimin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini aktararak, bu saldırıların durdurulmadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Türkiye olarak söz konusu krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürüttüklerini kaydeden Fidan, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Fidan, Orta Doğu'daki savaşın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, görüşmede Türkiye'nin müzakerelere yapabileceği katkılarla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. "Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adımdır" Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Filistin ve Lübnan konularını da ele aldıklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldubittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır." Fidan, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir danışma sergilemesi gerektiği çağrısında bulundu. İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Fidan, İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Fidan, Türkiye ve Kanada'nın uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktör olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki işbirliğinin her alanda derinleştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. " Türkiye, gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte" Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, "Türkiye, bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte." dedi. Fidan, bu nedenle olayların ne zaman hangi aşamaya geleceği yönünde öngörülerinin bulunduğunu belirterek, "Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temenni, eylem içerisinde oluyoruz." diye konuştu. Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından, böyle bir savaşın çıkma ihtimalini ve tarafların bu yönde hazırlık yaptığını gördüklerini belirten Fidan, "Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı ve bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk." ifadelerini kullandı. Fidan, bu nedenle gelişen süreçte yoğun bir çalışma içerisine girdiklerini belirterek, "Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle gerçekten tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız? Diplomasinin yolunu nasıl açarız? Bölgede bu yıkımı nasıl önleriz? Cumhurbaşkanımızın ve bizim baştan beri en büyük gayretimiz hep bu yönde oldu." değerlendirmesini yaptı. "Türkiye'nin bütün etkisini, gücünü, dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik." diyen Fidan, günün sonunda "savaşın başladığını" dile getirdi. Bakan Fidan, "Amerika, İsrail'in de bastırmasıyla, İsrail'le beraber İran'a saldırdılar. Şimdi buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir? Bu sefer onunla meşgul oluyoruz." ifadelerine yer verdi. Lübnan ve Gazze'deki son durum Fidan, Gazze ve Lübnan'daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirterek, Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için hem Türkiye'nin hem de diğer müttefiklerin elinden geleni yaptığını kaydetti. Öte yandan, Gazze konusunda ortak çalışmalar yürüten ülkelerin şu anda savaş telaşı içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, özellikle insani yardımlar ve görüşmelerin devamının sağlanması konusunda çabaların yoğun şekilde devam ettiğini aktardı. Kanada Dışişleri Bakanı Anand: Kanada, Türkiye'nin rolünü mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor." dedi. Anand, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan'a tüm yapıcı görüşmeler için teşekkür eden Anand, "Bugün, ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik." ifadesini kullandı. Anand, Türk halkına Kanadalıları güzel ağırladıkları için teşekkür ederek, "Halihazırda Orta Doğu'da yaşanan kriz çerçevesinde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada Konsolosluk yetkilileri, İstanbul'da yüzlerce Kanadalıyı ağırladı ve Orta Doğu'dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldu." diye konuştu. İki ülke arasındaki iyi ilişkileri devam ettirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Anand, "Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu, Türkiye'ye gerçekleştirdiğim ilk ziyaret. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ve Başbakan Carney (Kanada Başbakanı Mark Carney) arasında da böyle bir ziyaret düzenlenecek." ifadelerine yer verdi. Anand, Türkiye'de yaptığı görüşmelerin önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz (Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz), Sayın Bakan Bayraktar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar) ile de önemli görüşmeler gerçekleştirdim." dedi. İki ülke arasında enerji, ekonomik işbirliği, ticaret, yatırım, savunma sanayi, güvenlik ve halklar arası ilişkiler konularına işaret eden Anand, "Bunlar her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler." görüşünü dile getirdi. Anand, NATO'da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edilebilecek çok önemli alanlar olduğunu söyleyerek, "Kanada'nın İzmir'de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO'da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. İki ülkeyi birbirine bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunun altını çizen Anand, "Binlerce Kanadalı var Türk kökenli, Kanada'da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye, burada arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan, çok önemli bir rol oynamaktadır." Anand, Orta Doğu'daki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldıklarını aktararak, şunları kaydetti: "Bizim birlikte buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben aslında Kanada'nın bu anlamda gerilimin azaltılmasıyla ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan'ın da ifade ettiği gibi daimi, kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir." Anand, Bakan Fidan'a misafirperverliği için teşekkür ederek, "Resmen sizi Kanada'ya davet ediyorum. Sizi orada ağırlamayı büyük bir istekle bekliyorum." dedi. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz" Anand, Körfez ülkelerine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Kanada tarafının bu saldırıları kınadığını belirterek, Körfez'deki ülkelerle onların yanında da durduklarını ifade etmek istediğini söyledi. Körfez ülkeleriyle temas ettiğini, onlarla görüştüğünü aktaran Anand, "Kanada'nın bu konudaki pozisyonunu, konumunu net bir biçimde ifade ettim. Bu karşı saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların mutlaka durması gerekiyor. Gerek Doha'ya olsun ya da yine bizim burada bulunduğumuz ülkeye karşı saldırılarının da mutlaka durması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Anand, Türkiye-Kanada arasındaki nükleer işbirliğiyle ilgili bunun çok daha geniş bir enerji alanında diyalog çerçevesinde gerçekleştiğini, halihazırda Türkiye'yle bu alanda geniş bir diyaloglarının olduğunu belirtti. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz." diyen Anand, imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde hareket edip, nükleer reaktör alanında da Türkiye'yle işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı. Anand, nükleer reaktör açısından bakıldığında modüler reaktörlerle ilgili olarak bu tasarımın yine rekabetçi bir avantaj getirebilmesinin söz konusu olacağını söyledi. "Kritik madenlerle ilgili olarak da tabii ki doğal kaynak üzerindeki bu geniş kapsamda diyaloğumuzu değerlendirebiliyoruz. Burada Türkiye'yle ortaklık yapma konusunda kritik madenler ve mineraller konusunda önemli bir diyalog fırsatı olabileceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Anand, iki ülke enerji bakanlarının temas halinde olduklarını aktardı. Anand, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin "Biz Lübnan'daki insani durumun son derece endişe verici olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bunun çok daha kötüye gitme potansiyeli de var eğer bir kara harekatı olacak olursa." dedi. Kanada'nın Lübnan'a 37,7 milyon dolarlık yardım yapacağını ve bunun çok taraflı örgütlerle dağıtılacağını belirten Anand, bu saldırılar nedeniyle ailelerin gıda ve su gibi temel kaynaklara erişemediklerine dikkati çekti.

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı. Haber

IMF, Ukrayna'ya 8,1 milyar dolarlık kredi onayladı.

IMF, bu Rusya ile yaşanan çatışmanın resmi olarak beşinci yılına girmesiyle birlikte ülke ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 136,5 milyar dolarlık daha büyük bir uluslararası yardım paketinin bir parçasıdır. Bu yeni program, 2023'teki 15,5 milyar dolarlık yardım paketinin yerini alıyor ve Kiev hükümetinin ekonomik istikrarı korumasına ve kamu harcamalarının kesintisiz devam etmesini sağlamasına yardımcı olmakta hayati bir rol oynuyor. Ukrayna Başbakanı Yulia Svyrydenko, enerji altyapısına yönelik devam eden saldırılar karşısında öngörülen bütçe açığını dengelemek için krediyi hayati bir unsur olarak övdü. Svyrydenko Telegram üzerinden şunları vurguladı: "Topyekûn savaşın beşinci yılında, enerji sektörüne yönelik sistematik saldırılar arasında, Ukrayna'nın devletin istikrarlı bir şekilde işleyişini sürdürmesi için ortaklardan uluslararası mali destek ve kaynaklara sahip olması bizim için çok önemli." IMF, Ukrayna ekonomisinin 2026'da %1,8 ila %2,5 arasında büyüyeceğini, enflasyonun ise 2025'te kaydedilen %12,7'nin sadece yarısı olan yaklaşık %6,1'e keskin bir düşüş göstereceğini öngörüyor. Ukrayna, 2026 yılında yaklaşık 52 milyar dolarlık mali açığı kapatmak için bu programdan sağlanacak fonlara ek olarak Avrupa Birliği, G7 grubu ve diğer ikili anlaşmalardan da destek alacak. IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, savaşın ağır ekonomik ve sosyal hasara yol açtığını ancak Ukrayna'nın makroekonomiyi istikrara kavuşturma ve özel sektör borcunu yeniden yapılandırma çabalarının takdire şayan olduğunu belirtti. Georgieva şunları söyledi: "Ukrayna ve halkı, dört yılı aşkın süren uzun ve yıkıcı bir savaştan olağanüstü bir dirençle çıktı." Bu kredi sadece mali destek kaynağı olmakla kalmayıp, ödemeler dengesi sorunlarını ele almayı ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılmak için gerekli adımları atmasına yardımcı olmayı da amaçlamaktadır. Bununla birlikte, ekonomik görünüm son derece belirsizliğini korumaktadır ve programın başarısı büyük ölçüde sürdürülen uluslararası desteğe ve Ukrayna yetkililerinin reformlara olan bağlılığına bağlı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya gibi önemli ortaklar, Ukrayna'nın fona olan borçlarını geri ödeyebilmesi için tam mali destek sağlama taahhütlerini yeniden teyit ettiler. Buna ek olarak, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Ukrayna hükümetinin yeni bir raporuna göre, ülkenin yeniden inşasının maliyetinin önümüzdeki on yılda 588 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ukrayna hükümeti, yolsuzlukla mücadele, vergi kaçakçılığının önlenmesi, enerji piyasasının reformu ve finansal piyasa altyapısının güçlendirilmesi yoluyla büyüme önündeki engelleri gidermeye odaklanacağına söz verdi. IMF ayrıca, gelecekte başarılı barış görüşmeleri gerçekleşirse bu destek programının derhal ayarlanacağını da belirtti.

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor Haber

Trump, İran görüşmelerinin ilerlemesinden 'heyecanlanmadı', askeri eylemi düşünüyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü Cenevre'deki son nükleer görüşme turundan sonra ABD ve İran arasındaki gerilimler gökyüzüne yükseldiğinden, önümüzdeki haftanın başlarında İsrail'e hızlı bir gezi yapmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda ABD bölgedeki grev gücünü oluşturmaya devam ederken de geliyor. Perşembe günü, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Cenevre'de görüşmeler başlarken Girit'teki Souda Körfezi üssünü terk etti. Nereye gittiği belli değildi, ancak İsrail medyası süper taşıyıcının Cuma günü İsrail kıyılarına varacağını söylüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ı "çok geç olmadan" Washington ile nükleer bir anlaşmayı sonuçlandırması konusunda defalarca uyardı. Cenevre görüşmeleri hakkında yorum yapan Trump, İran'ın görüşmelerdeki tavrından "heyecanlanmadığını" söyledi ve saldırıp saldırmayacağına henüz karar vermediğini de sözlerine ekledi. Ancak Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, herhangi bir potansiyel grev için daha uzun bir zaman çizelgesini gösterebilir. Dışişleri Bakanlığı, üst düzey ABD diplomatının Pazartesi ve Salı günkü ziyaretinin İran, Lübnan ve Trump'ın Gazze için barış planı da dahil olmak üzere bölgesel öncelikleri tartışmayı amaçladığını söyledi. Rubio'nun ziyaretinin duyurulması, Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği'nin gerekli olmayan personel ve aile üyeleri için "yetkili kalkış" statüsünü uygulamasından sadece birkaç saat sonra geldi, bu da uygun personelin devlet pahasına ülkeyi gönüllü olarak terk edebileceği anlamına geliyor. Bir e-postada, ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, ayrılmayı düşünen personeli hızlı bir şekilde yapmaya çağırdı ve başlangıçta İsrail'den herhangi bir uçuş almaya odaklanmalarını ve ardından Washington'a gitmelerini tavsiye etti. Huckabee, "yetkili kalkış" için bir kısaltma kullanarak, "AD almak isteyenler bunu BUGÜN yapmalı" diye yazdı. Associated Press tarafından görülen bir e-postada, "Önümüzdeki günlerde giden uçuşlar olsa da, olmayabilir" diye ekledi. Tavsiye, ABD'yi, vatandaşlarını İsrail'i tahliye etmeye çağıran bir dizi ülkeye ekliyor. Almanya, Fransa, Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık da artan gerilimler göz önüne alındığında vatandaşları zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaya çağırdı. Çin ve Kazakistan da dahil olmak üzere bir dizi ülke de vatandaşları tahliye etmeye ve İran'a seyahat etmekten kaçınmaya çağırdı. İran ve Amerika Birleşik Devletleri Perşembe günü Cenevre'de bir başka nükleer müzakere turundan anlaşma olmadan ayrıldı. Teknik tartışmaların önümüzdeki hafta Viyana'da yapılması planlanıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın da Cuma günü daha sonra Washington'da görüşmelere arabuluculuk yapan Umman dışişleri bakanı Badr al-Busaidi ile bir araya geleceği bildirildi. Daha önce el-Busaidi, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nden yetkililer ileriye doğru adımlar açıklamamış olsa da Perşembe günü önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi Perşembe günü, ayrıntılar sunmadan "olması gerekenler bizim tarafımızdan açıkça açıklanmıştır" dedi. İran, nükleer programını sınırlamak ancak sonlandırmamak için adımlar atması karşılığında uzun zamandır ağır uluslararası yaptırımlardan rahatlama talep ediyor. Bu arada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerginlikler artarken ve ABD'nin bir saldırısı potansiyeli çok mümkün olsa bile İran ve ABD'yi "diplomatik yola odaklanmaya" çağırdı. Trump, yönetiminin krize askeri çözüm aramadığını ve bir anlaşmaya varılabileceğinden umutlu olduğunu, ancak gerekirse grev gücüne başvurmayı ikiye katladığını yineledi. ABD başkanı Cuma günü, "Askeri güç kullanmak istemiyorum, ama bazen kullanmak zorundayız" dedi. "Bize sahip olmamız gerekeni vermeye istekli olmamaları gerçeğinden memnun değilim. Bu yüzden heyecanlanmıyorum," dedi Trump gazetecilere.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.