Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kanada

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Kanada haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanada haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak Haber

Trump'tan Kanada'ya yeni ticaret hamlesi: Kanada ürünleri ABD kamu ihalelerinden çıkarılacak

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kanada hükümeti ile eyalet yönetimlerinin Amerikan küçük işletmeleri ve şirketlerinin kamu ihalelerine katılımını engellediğini öne sürdü. Buna karşılık ABD'nin Kanada menşeli ürün ve şirketlere kamu tedarik piyasasında erişim sağladığını savunan Trump, mevcut uygulamayı "mütekabiliyet" ilkesine aykırı olarak değerlendirdi. "Tam ve adil mütekabiliyet sağlanana kadar devam edecek" Trump, Kanada'nın Amerikan çiftçileri ve şirketleri için eşit erişim sağlamaması halinde ABD'nin de Kanada ürünlerine yönelik kamu alımlarındaki erişimi sınırlandıracağını belirtti. ABD Başkanı, GSA'nın ABD Ticaret Temsilciliği (USTR) ile birlikte çalışarak Kanada menşeli ürünleri GSA'nın "Multiple Award Schedules" olarak bilinen çoklu tedarik listelerinden çıkarması için gerekli adımları atacağını duyurdu. Trump, söz konusu uygulamanın Kanada'nın Amerikan şirketlerine yönelik kamu ihale politikalarında değişikliğe gitmesine kadar sürdürüleceğini ifade etti. GSA ihalelerinin yıllık hacmi 50 milyar doların üzerinde Trump, ABD kamu kurumlarının kullandığı söz konusu tedarik programlarının yıllık hacminin 50 milyar doların üzerinde olduğunu belirterek, Kanada'ya sağlanan erişimin daha önce sınırlandırılması gerektiğini savundu. ABD Başkanı ayrıca Kanada'nın süt ürünleri pazarındaki uygulamalarını eleştirdi. Amerikan süt üreticilerinin Kanada pazarına erişemediğini ileri süren Trump, buna karşın Kanada'nın geçmiş dönemlerde yapılan ticaret anlaşmaları sayesinde ABD'de otomotiv üretimini sürdürebildiğini dile getirdi. Trump'ın son açıklaması, iki ülke arasında aylardır devam eden ticaret anlaşmazlığında yeni bir cephe açılması anlamına geliyor. Kanada'nın ABD ürünlerine yönelik misilleme tarifelerinin yürürlüğe girmesinin ardından Washington'ın kamu alımlarında Kanada ürünlerini hedef alması, ticari gerilimin kapsamını genişletmiş oldu. Kanada hükümeti ise Trump'ın son açıklamasına ilişkin henüz resmi bir değerlendirme yapmadı.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Dünya genelinde gıdanın ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını inceleyen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin yeni araştırması, mevcut ilerleme hızıyla küresel 2030 hedefleri arasındaki ciddi farkı ortaya koydu. Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak.

Kanada’dan ABD’ye 20 Milyar Dolarlık Misilleme: 700’den Fazla Ürüne Yeni Tarife Haber

Kanada’dan ABD’ye 20 Milyar Dolarlık Misilleme: 700’den Fazla Ürüne Yeni Tarife

Kanada hükümeti, ABD ile tırmanan ticaret gerilimine karşı yeni gümrük vergilerini açıkladı. 8 Eylül’de yürürlüğe girmesi planlanan düzenleme kapsamında, yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki 700’den fazla ABD menşeli ürüne yüzde 15 ila yüzde 50 arasında değişen misilleme tarifeleri uygulanacak. Kanada ile ABD arasındaki ticaret anlaşmazlığı yeni bir aşamaya taşındı. Kanada hükümeti, Washington yönetiminin Kanada ürünlerine yönelik tarifeleri artırmasının ardından ABD'den ithal edilen çok sayıda ürüne ek gümrük vergisi getirme kararı aldı. Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, diğer hükümet üyeleriyle düzenlediği basın toplantısında, yeni tarifelerin 8 Eylül itibarıyla uygulanmaya başlanacağını duyurdu. 700’den fazla ABD ürünü hedefte Yeni misilleme tarifeleri kapsamında ABD'den Kanada'ya ithal edilen 700’den fazla ürün hedef alınacak. Düzenlemenin toplam ticaret hacminin yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtildi. Tarifelerin oranı ürün grubuna göre değişecek. Çelik, süt ürünleri, beyaz eşya, tarım makineleri, kağıt ve elektronik ürünlerinde yüzde 15, 25 ve 50 arasında değişen oranlarda ek vergi uygulanacak. Bazı alüminyum ürünleri, mobilya ve giyim ürünlerinde ise tarife oranının yüzde 50'ye kadar çıkacağı bildirildi. Beyaz eşya, peynir ve diğer bazı süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri ile belirli çelik ve alüminyum ürünleri için yüzde 25 oranında vergi uygulanması planlanıyor. ABD menşeli otomobillere yönelik Kanada'nın daha önce yürürlüğe koyduğu karşı tarifelerin ise devam edeceği açıklandı. Kanada: Ekonomik egemenlik pazarlık konusu değil Maliye Bakanı Champagne, ABD'nin uyguladığı tarifelerin Kanada'daki çalışanlar, şirketler ve yerel topluluklar üzerinde etkiler oluşturduğunu belirtti. Kanada'nın ticaret anlaşmazlığını başlatan taraf olmadığını savunan Champagne, ülkesinin buna karşılık vermek zorunda kaldığını ifade etti. Champagne, ekonomik ilişkilerin karşılıklı fayda sağlayan bir ortaklık yerine baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduklarını belirterek, “Ekonomik egemenliğimizi korumak müzakere konusu değil” mesajını verdi. İşletmelere 5,4 milyar dolarlık destek Kanada hükümeti, ABD tarifelerinden etkilenen çalışan ve işletmeleri desteklemek amacıyla yaklaşık 5,4 milyar dolarlık yeni bir paket de açıkladı. Yetkililer, karşılıklı tarifelerin bazı sektörlerde işletmelerin maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını artırabileceğini kabul ederken, düzenlemelerin Kanada ekonomisi üzerindeki genel etkisinin sınırlı kalmasının beklendiğini belirtti. Hükümetin 2025'in başından bu yana ABD tarifelerinin etkilerini azaltmak amacıyla sağladığı toplam desteğin ise 21,7 milyar doları aştığı bildirildi. Kanadalılara yerli ürün çağrısı Kanada Sanayi Bakanı Melanie Joly, ticaret geriliminin etkilerini azaltmak için vatandaşlara yerli ürünleri tercih etme çağrısında bulundu. Joly, ABD'nin ticaret politikalarına karşı Kanada'da bir “direniş hareketinin” başlatıldığını ifade etti. Çalışma ve Aile Bakanı Patty Hajdu ise tarifelerin ekonomik belirsizliği artırdığını söyledi. Hajdu, gümrük vergilerinin yalnızca şirketleri değil, vatandaşların günlük ekonomik kararlarını da etkilediğine dikkat çekti. Hajdu'ya göre belirsizlik, vatandaşların yatırım yapma, ev satın alma, tatile çıkma veya işletmelerini büyütme gibi konularda karar vermelerini zorlaştırıyor. Ticaret savaşı yeniden sertleşiyor Kanada'nın yeni misilleme kararı, iki ülke arasında devam eden ticaret müzakerelerinin sonuçsuz kalmasının ardından geldi. ABD yönetiminin Kanada ürünlerine uyguladığı tarifeleri artırması sonrasında Ottawa'nın da kapsamlı bir karşılık vermesi, Kuzey Amerika'daki ticaret geriliminin yeniden tırmandığını gösteriyor. Yeni tarifelerin 8 Eylül'de yürürlüğe girmesiyle birlikte ABD ve Kanada arasındaki ticaret ilişkilerinde özellikle çelik, alüminyum, tarım, beyaz eşya ve tüketim ürünleri sektörlerinde yeni maliyet baskılarının oluşması bekleniyor.

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj Haber

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi yeni bir aşamaya taşındı. Washington, Kanada’yı ticaret savaşını büyütmemesi konusunda uyarırken, iki ülke karşılıklı gümrük vergileri üzerinden yeniden karşı karşıya geldi. ABD ile Kanada arasında yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Washington, Kanada’dan ithal edilen bazı ürünlere yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulamaya başladı. Söz konusu tarifelerin yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki Kanada ürününü kapsadığı ve bunların Kanada’nın ABD’ye yaptığı toplam ihracatın yaklaşık yüzde 5,5’ine karşılık geldiği belirtildi. Kanada yönetimi ise ABD’nin kararına karşılık verme hazırlığında olduğunu duyurdu. Ottawa, 8 Eylül’den itibaren ABD menşeli çelik ve süt ürünlerine yeni gümrük vergileri uygulanacağını açıkladı. ABD'den Kanada'ya "ticaret savaşı" uyarısı ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, Kanada'nın Washington ile ticaret savaşını tırmandırması halinde ekonomik açıdan daha fazla zarar göreceğini savundu. Duffy, Kanada'nın ABD ile ticaretten elde ettiği ekonomik faydanın, ABD'nin Kanada ile ticaretinden sağladığı kazanımdan daha yüksek olduğunu öne sürerek Ottawa'nın bu mücadelede Washington'a karşı üstünlük sağlayabileceğini düşünmesini eleştirdi. ABD'li Bakan ayrıca Kanada Başbakanı Mark Carney'nin kısa süre içerisinde yeniden müzakere masasına dönmesini beklediğini söyledi ve mevcut tablonun Kanada ekonomisi açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Carney: "Bize saldırıldı" Kanada Başbakanı Mark Carney ise ABD'nin yeni tarifelerine sert tepki gösterdi. Carney, Washington'ın kararını bir saldırı olarak nitelendirerek Kanada'nın buna karşılık vermek zorunda olduğunu belirtti. Kanada yönetimi bu kapsamda ABD ürünlerine yönelik yeni vergileri devreye sokmaya hazırlanırken, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlığının daha da büyümesi ihtimali gündeme geldi. Trump'tan Kanada'ya sert eleştiri ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kanada'nın ABD ile ilişkilerinden önemli ekonomik kazanımlar elde ettiğini savundu. Trump, Kanada'nın ABD'nin bir eyaleti olmadan Washington'dan faydalanmak istediğini ileri sürerken, Kanada'nın uzun süredir ABD'li çiftçilere yüksek vergiler uyguladığını belirtti. Karşılıklı tarife kararları, ABD ile Kanada arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir gerilim başlatırken, gözler iki ülkenin yeniden müzakere masasına dönüp dönmeyeceğine çevrildi.

Trump’tan Kanada kararı: Yüzde 50’lik ek gümrük vergileri 3 gün ertelendi Haber

Trump’tan Kanada kararı: Yüzde 50’lik ek gümrük vergileri 3 gün ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, Kanada’dan ithal edilen ürünlere uygulanması planlanan yüzde 50 oranındaki ek gümrük vergilerinin 3 gün süreyle askıya alındığını açıkladı. Trump, kararın ABD ile Kanada arasında varılan mutabakatın nihai belgelerinin hazırlanması amacıyla alındığını duyurdu. Trump: “Üç günlük süre için askıya aldım” Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kanada’ya yönelik yeni tarifelerin yürürlüğe girmesinin geçici olarak ertelendiğini belirtti. Kararın iki ülke arasında sağlanan anlaşmaya dayandığını ifade eden Trump, belgelerin son haline getirilmesi şartıyla yüzde 50’lik ek gümrük vergilerinin üç gün boyunca uygulanmayacağını bildirdi. Böylece bugün yürürlüğe girmesi beklenen tarifeler, taraflar arasındaki görüşmeler devam ederken geçici olarak durdurulmuş oldu. Geniş ürün grubunu kapsıyordu ABD’nin Kanada ürünlerine yönelik planladığı ek vergiler, daha önce gündeme gelen ticaret anlaşmazlığının bir parçasıydı. 1930 tarihli Tarife Yasası'na dayandırılan düzenlemenin, Kanada’nın Amerikan ürünlerine karşı ayrımcı uygulamalarda bulunduğu gerekçesiyle hazırlandığı belirtilmişti. Ek tarifelerin şarap, sanayi ürünleri, spor ekipmanları ve çimento gibi çok sayıda ürünü kapsaması bekleniyordu. Gözler üç günlük müzakerede Trump’ın son kararı, Washington ile Ottawa arasındaki ticaret geriliminin şimdilik diplomatik görüşmelerle çözülmeye çalışıldığını gösteriyor. Ancak tarifelerin tamamen kaldırıldığına ilişkin bir karar açıklanmış değil. Üç günlük askıya alma süresinin sonunda tarafların anlaşmayı nihai hale getirip getiremeyeceği, ABD-Kanada ticaret ilişkilerinin geleceği açısından belirleyici olacak.

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor. Haber

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor.

Kanada hükümeti 26 Mayıs'ta Ebola virüsünün giriş ve yayılma riskini azaltmayı amaçlayan bir dizi geçici önlem açıkladı. Bu adım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (Africa CDC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'daki Ebola salgınının kötüleşmeye devam ettiği ve bölgedeki diğer ülkelere yayılma potansiyeli taşıdığı uyarısının ardından geldi. Kanada Halk Sağlığı Kurumu'nun yaptığı açıklamaya göre, ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan vatandaşlarının bazı göçmenlik belgelerinin işlenmesini 27 Mayıs Doğu Saatiyle 23:59'dan (Vietnam saatiyle yaklaşık 28 Mayıs 10:59) itibaren 90 gün süreyle geçici olarak askıya alacak. Yukarıda adı geçen üç ülkenin vatandaşları, daha önce geçici vize, e- seyahat izni veya kalıcı oturum vizesi sahibi olsalar bile, bu önlemler yürürlükte olduğu sürece Kanada'ya giriş yapamayacaklardır. Ayrıca, açıklamada Kanada'nın bu ülkelerin vatandaşlarından gelen yeni göçmenlik başvurularının işlenmesini de geçici olarak askıya aldığı belirtilmiştir. Bir diğer önlem ise zorunlu karantinadır. Buna göre, Kanada hükümeti, etkilenen bölgeyi girişten önceki 21 gün içinde ziyaret etmiş ancak semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimi ikamet sahipleri, kayıtlı yerli Kanadalılar ve yabancı uyruklular için 21 günlük karantina zorunluluğu getirmiştir. Bu arada, semptom gösterenler Kanada Karantina Yasası uyarınca sürekli izleme ve değerlendirme için bir hastanede izole edileceklerdir. Kanada hükümeti, vatandaşları için riskin düşük olduğunu ve Kuzey Amerika'da hiçbir Ebola vakasının bildirilmediğini vurguluyor. Bununla birlikte, hükümet, salgının ciddiyeti ve yaklaşan 2026 Dünya Kupası ile ilgili faktörler de dahil olmak üzere uluslararası gelişmeler nedeniyle önleyici bir yaklaşımın gerekli olduğuna inanıyor. Bununla bağlantılı olarak, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Goma şehrinde Ebola virüsüne yakalandığı doğrulanan bir hastanın "çok iyi" bir şekilde iyileşmekte olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün Demokratik Kongo Cumhuriyeti temsilcisi Anne Ancia, şehre yaptığı ziyaret sırasında hastanın yerel bir sağlık kuruluşunda tedavi edildiğini ve yakın temaslıların düzenli olarak izlendiğini doğruladı. Bayan Ancia, müdahalenin epidemiyolojik gözetimi güçlendirmeye, temas takibine, vaka yönetimine ve toplumsal katılımı harekete geçirmeye odaklandığını doğruladı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin 15 Mayıs'ta 17. Ebola salgınını ilan etmesinden bu yana, sağlık yetkilileri 900'den fazla şüpheli vaka ve 220'den fazla ölüm kaydetti.

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı Haber

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı

ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yapacağı turnuva için son 30 güne girilirken organizasyon tarihte ilk kez 3 ülkede 48 takımla düzenlenecek. 11 Haziran Perşembe günü Mexico City Stadı'nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla başlayacak turnuva, 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, New York New Jersey Stadı'ndaki final maçıyla sona erecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78'ine ABD ev sahipliği yapacak. 16 stat arasında en büyüğü 94 bin kişiyle Dallas Stadı olurken, en az kapasiteye sahip stat ise 45 bin kişiyle Toronto'da yer alıyor. Bilet fiyatları, konaklama giderleri ve seyahat masrafları Yüksek bilet fiyatları, konaklama giderleri ile uzun uçuş süreleri ve seyahat masrafları nedeniyle bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası, taraftarlar için zorlu bir turnuvaya dönüştü. FIFA'nın Dünya Kupası'nı Kuzey Amerika'daki üç ülkede organize etmesi, taraftarların potansiyel olarak binlerce kilometrelik uçak yolculuğu yapmasına neden olacak. İran'ın katılımı ABD ile savaş halindeki İran'ın Dünya Kupası'na katılımı da gündemdeki yerini koruyor. FIFA, İran'ın grup maçlarını Meksika veya Kanada'ya taşıma taleplerini reddetti ve maçların planlandığı gibi ABD şehirlerinde oynanması gerektiğini bildirdi. Türkiye D Grubu'nda yer alıyor Türkiye, D Grubu'nda ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 1930'daki ilk Dünya Kupası'ndan bu yana toplamda 11 kez organizasyonda boy gösteren ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na turnuvanın üç ev sahibinden biri olması nedeniyle doğrudan katılım hakkı elde etti. Güney Amerika (CONMEBOL) elemelerini başarıyla tamamlayan ve 18 maçta 28 puanla 6. sırada yer alarak doğrudan katılım hakkı elde eden Paraguay, tarihindeki dokuzuncu Dünya Kupası'na katılacak. FIFA Dünya Kupası'na 7 defa katılım hakkı elde eden Avustralya, organizasyonun 48 takıma çıkarılmasıyla Asya kıtasına (AFC) verilen kontenjan artışından faydalanan ekiplerden biri oldu. Avustralya, 3. Tur C Grubu'nu 19 puanla ikinci sırada bitirerek 2026 FIFA Dünya Kupası biletini cebine koydu. Üç ülke ilk kez katılacak Dünya Kupası, geçmiş yıllardaki turnuvalara kıyasla 32 yerine 48 takım ile düzenlenecek. Katılımcı sayısının artmasıyla Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finallerinde mücadele edecek. Mexico City Stadı tarihe geçecek Meksika'nın başkentiyle aynı adı taşıyan 83 bin kişi kapasiteli Mexico City Stadı, Dünya Kupası tarihinde 3 kez açılış maçına ev sahipliği yapan ilk stat olarak tarihe geçecek. Mexico City Stadı'nda daha önce 1970 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Sovyetler Birliği (0-0), 1986 Dünya Kupası'nın açılışında ise İtalya-Bulgaristan (1-1) maçları oynanmıştı. Futbol tarihinin efsanelerinden Brezilyalı Pele'nin 1970'te kupayı kaldırdığı, Arjantinli Maradona'nın 1986'da "yüzyılın golü"nü attığı Mexico City Stadı, 2026 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Güney Afrika maçına ev sahipliği yapacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.