Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Jeopolitik Riskler

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Jeopolitik Riskler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik Riskler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde Haber

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen Ekonomi İstişare Toplantısı’nda küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin görünümü, enflasyonla mücadele, cari açık ve özel sektörün finansmana erişimi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir programı kapsamında gerçekleştirilen **“Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı”**nda iş dünyası ve ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin de ekonomilerin geleceğini şekillendiren temel başlıklar arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin bu değişim sürecinde ekonomi politikalarını kararlı biçimde uygulamasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bütçe ve cari açığı yönetilebilir seviyede Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cevdet Yılmaz, bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu ifade etti. Deprem nedeniyle gerçekleştirilen yüksek harcamalara rağmen 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, cari açığın ise yüzde 1,9 seviyesine gerilediğini aktardı. Birkaç yıl önce yüzde 5-6 seviyelerinde bulunan cari açığın önemli ölçüde azaltıldığını belirten Yılmaz, savaşlar ve enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle bu yıl cari açıkta bir miktar artış yaşanabileceğini, ancak açığın yönetilebilir düzeylerde kalmasının beklendiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise yüzde 35 olduğunu belirtti. Yılmaz ayrıca temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 278 milyar dolara, hizmet ihracatı da dahil toplam ihracatın ise 401 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Enflasyonla mücadelede yeni hedefler güncellenecek Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de enflasyon oldu. Enflasyonun ekonomi politikalarının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, 2024 yılında yüzde 75'in üzerinde seyreden enflasyonda başlayan düşüş eğiliminin devam ettiğini ifade etti. Temel mallardaki yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 16,8 seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonunda da aşağı yönlü hareketin başladığını ve hizmet enflasyonunun ilk kez yüzde 40'ın altına indiğini söyledi. Ekonomi politikalarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, arz yönlü tedbirlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti. Bu kapsamda Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerin güncelleneceğiniaçıkladı. Gıda arzı için yeni adımlar geliyor Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle gıda, sosyal konut, enerji ve lojistik alanlarının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Gıda üretiminin ve arzının artırılmasının hem vatandaşların refahı hem de fiyat istikrarı açısından kritik olduğunu ifade eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını söyledi. Gıda Komitesi'nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, fiyat hareketlerinin daha yakından izleneceğini ve gıda piyasasındaki gelişmelerin haftalık olarak takip edileceğini belirtti. Arz ve talep koşullarının erken uyarı mekanizmalarıyla izleneceğini aktaran Yılmaz, gerekli durumlarda hızlı şekilde tedbir alınacağını ve gıda alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılacağını kaydetti. Enerjide yerli üretimin artırılması, Türkiye'nin enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması da Yılmaz'ın işaret ettiği diğer arz yönlü politikalar arasında yer aldı. Sanayici ve KOBİ'ler için yeni finansman paketleri hazırlanıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özel sektörün finansmana erişiminin de ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının sağlanması ve ekonomik risklerin azaltılmasıyla birlikte finansman maliyetlerinin zaman içinde düşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, çiftçi ve esnafa yönelik sübvansiyonlu kredi imkanlarının sürdüğünü ifade etti. Reeskont kredilerinde finansman maliyetlerinin daha uygun seviyelere çekilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Yılmaz, sanayiciler ve KOBİ'ler için yeni finansal paketler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, seçici destek mekanizmaları ve hedef odaklı ekonomi politikalarıyla Türkiye ekonomisinin dengeli büyümesinin desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi Haber

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi

Kayseri Sanayi Odası'nın Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı; Meclis Başkanı Abidin Özkaya idaresinde, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Abidin Özkaya, ekonomideki güncel gelişmeleri analiz ederek, Merkez Bankası'nın temmuz ayı faiz kararında reel sektörün beklediği faiz indirimi adımının atılmadığını belirtti. Özkaya, bu kararın düşük kur ve yüksek faiz döneminin bir süre daha süreceğine dair kuvvetli mesajlar verdiğini ifade etti. Mevcut ekonomik yaklaşımın kısa vadeli sermaye girişlerini destekleyici nitelikte olduğunu kaydeden Özkaya, yabancı sermayeye karşı olmadıklarını ancak ihtiyaç duyulan kaynağın; yatırıma, üretime, istihdama ve katma değer yaratan alanlara yönelen doğrudan yatırımlar olması gerektiğini vurguladı. Yüksek faiz ve düşük kur kıskacının en ağır yükünün üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat yapan reel sektör tarafından taşındığını belirten Özkaya, finansal kaynakların üretim yerine yüksek getiri sunan mevduat hesaplarında toplandığını ve yıllık faiz giderlerinin yatırım bütçelerini aştığını ifade etti. Kredibilitesi yüksek firmaların dahi bankaların kredi sınırları nedeniyle finansmana ulaşmakta zorlandığını dile getiren Özkaya, bu durumun sanayiciyi yeni yatırımlardan uzaklaştırarak mevcut faaliyetlerini sürdürme savaşına ittiğini kaydetti. İstihdam verilerinin de üretimdeki sıkışmışlığı kanıtladığını söyleyen Özkaya, 2025 yılı verilerine göre sanayi ve tarım sektörlerinde yaklaşık 450 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaklaşık 380 bin kişilik bir artış olduğunu belirtti. Bu tablonun sanayinin ve üretimin ekonomi içindeki payının gerilediğini ortaya koyduğunu ifade eden Özkaya, üretim ekonomisinin ivedilikle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ardından söz alan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; küresel ekonomideki belirsizlikler, ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve finansal dalgalanmalara dikkat çekerek, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının üretim üzerindeki etkilerini derinden hissettiğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin kritik önemine değinen Büyüksimitci, "Enflasyonla mücadele kuşkusuz hepimizin ortak gayesidir. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı büyümenin mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak üretim ekonomisinin ayakta tutulması da aynı derecede kritiktir. Çünkü üretimin olmadığı bir yerde ne ihracattan, ne istihdamdan ne de kalıcı bir refahtan bahsedebiliriz" dedi. Günümüzde sanayicinin sadece yüksek faizle değil; finansmana erişim zorlukları, artan üretim maliyetleri, kur baskısı, daralan iç ve dış talep ile düşen kârlılıkla mücadele ettiğini belirten Büyüksimitci, son dönemde artan iflas ve konkordato haberlerinin üretim dünyası için ciddi bir uyarı olduğu şeklinde konuştu. Sanayicinin üzerindeki finansman yüküne işaret eden Büyüksimitci, "Bugün pek çok işletmemiz elde ettiği kârı yatırımına, üretimine veya ihracatına ayırmak yerine finansman giderlerine harcamak zorunda kalıyor. Sanayicimiz alın teriyle kazanıp, kazandığını faize ödüyor" ifadelerini kullandı. "Finansman maliyetleri yatırımların önündeki en büyük engel" İSO 500 araştırması sonuçlarının da bu durumu teyit ettiğini belirten Büyüksimitci, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında faaliyet kârlılığının düştüğünü, finansman giderlerinin ise rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Büyüksimitci, "Üretim yapan işletmelerimiz hayatta kalma mücadelesi verirken, finansman maliyetleri yatırımların ve büyümenin önünde en büyük bariyer haline gelmiştir. Üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren işletmelerimizin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değildir" diye konuştu. Ekonomi programının temel hedefi olan dezenflasyon sürecine destek verdiklerini belirten Büyüksimitci, bu süreçte üretim kapasitesinin korunmasının ve sanayinin rekabet gücünün muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Sanayicinin temel sorununun talep yetersizliği değil, finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Üretim kapasitemiz, sipariş alma tecrübemiz ve ihracat gücümüz mevcut. Ancak uygun maliyetli finansmana erişemeyen işletmelerimizin bu potansiyeli hayata geçirmesi her geçen gün zorlaşıyor" dedi. Üretim ekonomisini canlandıracak ek adımların atılması gerektiğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle üretim yapan firmalar için kredi kanallarının daha erişilebilir hale getirilmesinin ve finansman yükünün hafifletilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.

Türkiye ile Irak Arasında Enerji Koridorunda Yeni Dönem: Ceyhan’a günlük 750 bin varil petrol akışı olacak Haber

Türkiye ile Irak Arasında Enerji Koridorunda Yeni Dönem: Ceyhan’a günlük 750 bin varil petrol akışı olacak

Türkiye-Irak enerji iş birliği güçleniyor Türkiye ile Irak arasında uzun yıllardır devam eden enerji ortaklığı, imzalanan yeni anlaşmayla farklı bir boyuta taşındı. Ankara'da gerçekleştirilen üst düzey temaslarda, iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliğini güçlendirecek önemli kararlar alındı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve beraberindeki heyetle yaptığı görüşmenin ardından, BOTAŞ ile Irak'ın devlet petrol şirketleri SOMO ve NOC arasında yeni bir geçiş düzenlemesine imza atıldığını duyurdu. Anlaşma, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın etkin şekilde kullanılmasını sağlayacak bir yıllık geçiş sürecinikapsıyor. Günlük 750 bin varillik kapasite hedefleniyor Bakan Bayraktar'ın verdiği bilgilere göre yeni düzenleme kapsamında boru hattının günlük 750 bin varil petrol taşıma kapasitesi esas alınacak. Bu sayede Irak'ta üretilen ham petrolün, Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki stratejik enerji merkezi Ceyhan Limanıüzerinden uluslararası pazarlara güvenli ve kesintisiz biçimde ulaştırılması amaçlanıyor. Uzmanlara göre söz konusu kapasite, yalnızca iki ülke arasındaki ticari ilişkiler açısından değil, küresel enerji piyasalarının istikrarı bakımından da önemli bir rol üstleniyor. Yaklaşık 50 yıllık stratejik enerji koridoru Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, yaklaşık yarım asırdır iki ülke arasında enerji ticaretinin en önemli altyapılarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Yıllar içerisinde bölgedeki siyasi gelişmeler ve güvenlik sorunları nedeniyle zaman zaman kesintiye uğrayan hat, yeniden tam kapasiteyle işletilmesi halinde hem Türkiye hem de Irak ekonomisine önemli katkılar sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Enerji uzmanları, mevcut hattın yeniden etkin kullanılmasıyla birlikte Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefinin daha da güçleneceğini değerlendiriyor. Uzun vadeli anlaşma için çalışmalar sürüyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, imzalanan düzenlemenin geçici bir uygulama olduğunu, tarafların daha kapsamlı ve uzun vadeli yeni bir anlaşma üzerinde de çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakan Bayraktar, hedeflerinin yalnızca mevcut hattın yeniden işletilmesi olmadığını belirterek, enerji alanındaki ortaklığın daha geniş bir çerçevede geliştirilmesini istediklerini ifade etti. Bu kapsamda Irak petrolünün yanı sıra bölgedeki farklı enerji kaynaklarının da Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasına yönelik projelerin değerlendirildiği bildiriliyor. Ceyhan'ın enerji merkezi rolü güçleniyor Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan Limanı, son yıllarda enerji taşımacılığı açısından stratejik önemini giderek artırıyor. Irak petrolünün yanı sıra Azerbaycan ve farklı ülkelerden gelen enerji kaynaklarının da uluslararası piyasalara ulaştırıldığı Ceyhan, Avrupa'nın enerji arz güvenliğinde kritik noktalardan biri olarak görülüyor. Yeni anlaşmayla birlikte Ceyhan'ın küresel enerji ticaretindeki konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. Küresel enerji güvenliği açısından kritik adım Son dönemde dünya petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, enerji arz güvenliğini ülkelerin öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Jeopolitik riskler, bölgesel çatışmalar ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle alternatif enerji koridorlarının önemi her geçen gün artıyor. Bakan Bayraktar da yaptığı açıklamada Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın yalnızca iki ülke için değil, bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Türkiye bölgesel enerji merkezi olmayı hedefliyor Türkiye, son yıllarda doğal gaz ve petrol altyapısına yaptığı yatırımlarla yalnızca bir enerji tüketicisi değil, aynı zamanda enerji ticaretinin merkezi olmayı hedefliyor. Doğal gaz depolama tesisleri, LNG terminalleri, uluslararası boru hatları ve Ceyhan gibi stratejik limanlar bu vizyonun önemli parçaları arasında yer alıyor. Irak ile imzalanan yeni geçiş düzenlemesinin de bu stratejiyi destekleyen önemli adımlardan biri olduğu değerlendiriliyor. Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni sayfa Enerji alanındaki iş birliğinin iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri daha da güçlendirmesi bekleniyor. Uzmanlar, uzun vadeli yeni anlaşmanın hayata geçirilmesi halinde Irak petrolünün uluslararası pazarlara daha istikrarlı şekilde ulaştırılabileceğini, Türkiye'nin ise enerji transit ülkesi konumunu daha da pekiştireceğini ifade ediyor. İki ülke arasında enerji, ticaret ve altyapı alanlarında geliştirilecek yeni projelerin, hem bölgesel ekonomik entegrasyona katkı sağlaması hem de küresel enerji piyasalarındaki arz güvenliğini desteklemesi bekleniyor. Irak Petrol Bakanı Sayın Basim Muhammed Hüdeyir ve beraberindeki heyet ile Bakanlığımızda verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmemizin ardından, BOTAŞ ile Irak devlet petrol şirketleri SOMO ve NOC arasında Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın etkin kullanımını sağlayacak… pic.twitter.com/aYk8rbo5Da — Alparslan Bayraktar (@aBayraktar1) August 1, 2026

Dünyada Diplomasi Hareketlendi! Liderler Kritik Görüşmeler İçin Bir Araya Geliyor Haber

Dünyada Diplomasi Hareketlendi! Liderler Kritik Görüşmeler İçin Bir Araya Geliyor

Küresel Siyasette Diplomasi Trafiği Hızlandı Dünya genelinde yaşanan siyasi krizler, bölgesel çatışmalar ve ekonomik belirsizlikler, liderleri yeni diplomatik temaslara yöneltiyor. Son dönemde ABD, Avrupa Birliği, Çin, Rusya ve bölgesel aktörler arasında gerçekleşen görüşmeler, uluslararası ilişkilerde yeni dengelerin oluşabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, savaş risklerinin arttığı, enerji ve ekonomi başlıklarının daha fazla önem kazandığı bir dönemde diplomasinin yeniden merkezi bir rol üstlendiğini belirtiyor. Ülkeler bir yandan kendi güvenlik politikalarını güçlendirirken, diğer yandan krizlerin daha fazla büyümemesi için müzakere kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Ortadoğu ve Avrupa Güvenliği Masanın Ana Başlıkları Arasında Uluslararası diplomasi gündeminin en önemli başlıklarından biri Ortadoğu’daki gelişmeler olmaya devam ediyor. Bölgedeki güvenlik sorunları, enerji hatları ve ülkeler arasındaki siyasi gerilimler nedeniyle birçok ülke diplomatik temaslarını artırıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, bölgesel istikrarın korunması için farklı aktörlerle görüşmeler gerçekleştirirken, krizlerin kontrol altına alınması için çözüm arayışlarını sürdürüyor. Uzmanlara göre Ortadoğu’daki gelişmeler yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomi ve enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Büyük Güçler Arasında Rekabet ve İş Birliği Dengesi Dünya siyasetinde ABD, Çin ve Rusya arasındaki ilişkiler de diplomasi gündeminin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Ekonomik rekabet, teknoloji yarışları, güvenlik politikaları ve bölgesel nüfuz mücadeleleri, büyük güçler arasındaki ilişkilerin temelini oluşturuyor. Buna rağmen iklim değişikliği, küresel ekonomi, enerji güvenliği ve uluslararası ticaret gibi konularda ülkeler arasında iş birliği ihtiyacı devam ediyor. Siyasi analistler, önümüzdeki dönemde rekabet ile diplomatik iş birliğinin aynı anda yürütülmesinin uluslararası sistem açısından belirleyici olacağını ifade ediyor. Savaş Bölgelerinde Ateşkes Arayışları Sürüyor Dünya diplomasisinin önemli gündemlerinden biri de devam eden savaş ve çatışmalar. Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki krizler ve farklı bölgelerde yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle uluslararası kuruluşlar çözüm yolları arıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli ülkeler, çatışmaların sona erdirilmesi ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak taraflar arasındaki siyasi farklılıklar nedeniyle kalıcı çözüme ulaşmak kolay olmuyor. Ekonomi ve Enerji Diplomasisi Önem Kazanıyor Günümüzde diplomasi yalnızca siyasi ve askeri konularla sınırlı kalmıyor. Enerji kaynakları, ticaret yolları, kritik madenler ve teknoloji alanındaki rekabet de ülkelerin dış politika kararlarında etkili oluyor. Özellikle enerji arz güvenliği, ülkelerin stratejik planlarında önemli bir yer tutuyor. Petrol ve doğal gaz piyasalarındaki gelişmeler, diplomatik görüşmelerin ekonomik boyutunu da ön plana çıkarıyor. Türkiye’nin Diplomasi Rolü Yakından İzleniyor Bölgesel gelişmelerde Türkiye’nin diplomatik rolü de uluslararası kamuoyunda yakından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye, bulunduğu coğrafya nedeniyle Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasındaki ilişkilerde önemli bir konuma sahip bulunuyor. Ankara’nın güvenlik, enerji, ticaret ve bölgesel istikrar konularındaki diplomatik girişimleri, küresel dengeler açısından önem taşıyor. Dünya Yeni Bir Diplomasi Dönemine Giriyor Uluslararası ilişkiler uzmanları, önümüzdeki dönemin daha fazla diplomatik temas gerektiren bir süreç olacağını belirtiyor. Artan jeopolitik riskler, ekonomik rekabet ve bölgesel krizler nedeniyle ülkelerin doğrudan iletişim kanallarını açık tutmasının kritik olduğu ifade ediliyor. Dünya liderlerinin atacağı diplomatik adımlar, yalnızca ülkeler arasındaki ilişkileri değil, küresel güvenlik ve ekonomik dengeleri de şekillendirecek.

Yabancı yatırımcılara kolaylık, Türkiye’den krizi fırsata çevirme hamlesi Haber

Yabancı yatırımcılara kolaylık, Türkiye’den krizi fırsata çevirme hamlesi

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı küresel belirsizlikleri Türkiye için bir fırsata dönüştürmeye hazırlanıyor. Kurumlar vergisinin tek haneye düşürülmesi ve nitelikli yatırımcılara vize kolaylıkları sağlanması gibi kritik adımlar planlanıyor. Türkiye, bölgesel jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşayan küresel sermayeyi ülkeye çekmek için yeni bir ekonomik hamleye hazırlanıyor. Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı, çevre bölgelerde yaşanan krizleri Türkiye için bir avantaja dönüştürmek amacıyla harekete geçti. Dünyadaki trilyon dolarlık transit ticaret pazarından alınan payın artırılması hedeflenirken, bu doğrultuda sağlanacak vergisel teşviklerin sürece önemli bir katkı sunacağı değerlendiriliyor. Kurumlar vergisinde tek haneli rakamlar gündemde Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, doğrudan yatırımları artırmak isteyen Türkiye, özellikle imalatçı ve ihracatçılara yönelik kurumlar vergisi oranını indirmek için özel bir çalışma yürütecek. Bu kapsamda vergi oranının tek haneli rakamlara düşürülmesi ihtimaller arasında bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'de ikamet eden yabancıların veraset ve intikal vergisinden muaf tutulması da masadaki konular arasında yer alıyor. Yüksek gelir grubuna sahip yatırımcıları ülkeye yönlendirmek adına, yurt dışından sermaye getirilmesini teşvik eden mevcut düzenlemeler gözden geçirilerek Türkiye'nin cazibesi artırılacak. Nitelikli yatırımcıya özel vizeler ve oturma izinleri Türkiye'yi tercih edecek nitelikli yatırımcılara sunulacak avantajlar için ilgili bakanlıklar da devreye giriyor. Yatırımcıların ülkeye gelişini hızlandırmak ve kalıcılıklarını sağlamak amacıyla oturma izni, çalışma izni ve dijital vize gibi konularda kolaylıklar sağlanması planlanıyor. Küresel yatırım yarışında Türkiye'ye büyük bir ivme kazandırması beklenen bu kapsamlı pakete, bu hafta içinde son şeklinin verilmesi öngörülüyor.

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol Haber

Türkiye ihracatta tarihi rekor kırdı... Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol

Küresel belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret baskılarına rağmen Türkiye, 2025 yılında ihracatını yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine taşıdı. Kimya ve plastik sektörü başarıda kilit rol oynadı. Türkiye, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim gücünü ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025 yılında ihracata en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü sağladı. Kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken, elektrik-elektronik sektörü 17,7 milyar dolarla üçüncü oldu. Kimya sektörü içinde plastikler ve mamulleri, 9,567 milyar dolarlık ihracatla liderliğini korudu. Plastik sektörünü 7,133 milyar dolarla mineral yakıtlar ve ürünler, 3,673 milyar dolarla anorganik kimyasallar izledi. 2025 ihracat performansını değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı, küresel ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğunu ifade etti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir. Plastik sektörü, yüksek teknolojiye dayalı üretimi ve geniş ürün yelpazesiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ayakta tutan temel sektörlerden biridir” dedi. Küresel çatışmalar, lojistik sorunlar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini olumsuz etkilediğini belirten Karadeniz, Türk sanayicisinin zorlu koşullara rağmen üretim ve ihracattan vazgeçmediğini vurguladı. Karadeniz, sanayi ve ihracat odaklı politikaların sürdürülmesi, maliyet baskılarının azaltılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının sürdürülebilir büyüme için kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.