Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Jeopolitik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Jeopolitik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor Haber

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor

Dünya kamuoyu, ateşkesin devam edip etmeyeceğini beklerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dikkat çeken bir açıklama yaparak “Ukrayna’daki savaş sona yaklaşmış durumda” dedi. Putin’in bu açıklaması, barış ihtimaline yönelik beklentileri artırdı. Rus lider ayrıca ilk kez Avrupa ile müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulundu ve Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’i uygun bir arabulucu olarak gösterdi. Ancak Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi milletvekili Yevgeny Fedorov, savaşın sona ermekten hâlâ çok uzak olduğunu savundu. “ABD savaşın bitmesini istemiyor” Fedorov, Washington yönetiminin tutumuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin Ukrayna savaşını sona erdirmek gibi bir niyeti yok. Onlar bu savaş üzerinden kendi güvenlik sorunlarını çözmeye çalışıyor. Özellikle Rusya’nın jeopolitik olarak zayıflatılmasını ve stratejik silah tehdidinin ortadan kaldırılmasını hedefliyorlar. Rusya’nın her an ABD’yi vurabilecek kapasitedeki silahlarından endişe ediyorlar. Bu nedenle ABD’nin savaşı bitirmek için ciddi çaba göstereceğini düşünmek safça olur.” Rusya’dan Avrupa’daki Ukrayna şirketleri listesi Putin’in Avrupa Birliği ile görüşme çağrısından önce, Rusya Savunma Bakanlığı 8 Avrupa ülkesini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarını üreten Ukraynalı şirketlerin Avrupa’daki şubelerinin adreslerine yer verildi. “Yakın zamanda gerçek ilerleme beklemiyorum” MGIMO Üniversitesi öğretim üyesi ve diplomat Igor Istomov da mevcut süreçte uzun süreli bir ateşkes ihtimali görmediğini söyledi. Istomov, “Rusya savaşın temel nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ancak ne Kiev yönetimi ne de Avrupa’daki müttefikleri ve destekçileri Rusya’nın pozisyonunu kabul etmeye hazır görünüyor. Bu nedenle yakın gelecekte müzakere sürecinde gerçek bir ilerleme beklemiyorum” dedi. Rusya Devlet Başkanı’nın danışmanlarından Yuri Ushakov ise barışın önündeki en büyük engellerden birinin Donbas meselesi olduğunu açıkladı. Ushakov, şu anda Ukrayna kontrolünde bulunan bazı Donbas bölgelerinin Rusya’ya bırakılmasının Kiev tarafından reddedildiğini belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor Haber

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor

Birleşik Arap Emirlikleri, 28 Nisan'da, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olmak üzere, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) ve OPEC+ ittifakından resmen çekildiğini duyurdu. Bu karar, 1967'de Abu Dabi Emirliği'nin örgüte katılmasıyla başlayan ve 1971'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin birleşik bir ulus olarak kurulmasından önce gerçekleşen yaklaşık altmış yıllık üyeliği sona erdiriyor. Birleşik Arap Emirlikleri, altmış yıllık üyeliğin ardından OPEC'ten ayrılma kararı aldı. Fotoğraf: SB Mintel Bu olay, Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra OPEC'in üçüncü büyük petrol üreticisi olan ve günlük 4,8 milyon varile kadar üretim kapasitesine sahip Birleşik Arap Emirlikleri'nde şok etkisi yarattı. Ancak bu ani bir şok değildi; aksine, uzun süredir biriken çelişkili çıkarların sonucuydu. Son on yılda Abu Dabi, sessiz ama kararlı bir şekilde petrol ve doğalgaz altyapısına büyük yatırımlar yapma stratejisi izledi. Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) aracılığıyla ülke, petrol sahalarını modernize etmek ve üretim kapasitesini artırmak için 150 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Hedefleri açık: 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim seviyesine ulaşmak. Ancak, OPEC çerçevesinde yer almasına rağmen, BAE sürekli olarak küresel petrol fiyatlarını korumayı amaçlayan üretim kesintileriyle karşı karşıya kaldı. OPEC kotaları, BAE'nin üretimini genellikle günlük 2,9 ila 3,2 milyon varil arasında tutuyor. Bu da BAE'nin büyük yatırımlar yaptığı yaklaşık 2 milyon varillik üretim kapasitesinin atıl durumda kaldığı anlamına geliyor. Dramatik bir ekonomik dönüşüm geçiren bir ülke için, böylesine büyük bir finansal kaynağı "dondurmak" kabul edilemez bir yük haline gelir. Abu Dabi, özellikle Net Sıfır 2050 planını uygulamak ve petrol dışı ekonomisini çeşitlendirmek için önemli miktarda sermayeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde, mevcut fiyat seviyesini korumak için ulusal çıkarları feda etmenin uzun vadeli vizyonuyla artık uyumlu olmadığını kabul etmektedir. Ayrıca, BAE'nin lojistik haritasındaki konumu da önemli ölçüde değişti. Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden jeopolitik güvenlik sorunlarının ortasında, BAE Hint Okyanusu kıyısında Fujairah limanını proaktif bir şekilde geliştirdi. Batıdaki sahalardan doğudaki sahalara petrol taşıyan bir boru hattı sistemi, Hürmüz Boğazı'nın hassas sularından geçmeden günde yaklaşık 1,5 milyon varil petrolü doğrudan ihraç etmelerine olanak tanıyor. Ulaşım yolları üzerindeki bu özerklik, önemli bir rekabet avantajı yaratmakta ve OPEC'in ortak dağıtım kurallarına uymayı kısıtlayıcı hale getirerek Asya'daki stratejik ortaklarla uzun vadeli tedarik sözleşmeleri imzalama konusunda esneklikten yoksun bırakmaktadır. Ortak ülkelere petrol ihracatını artırma özgürlüğü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin birlikten ayrılma kararının yürürlüğe girmesinin hemen ardından, en doğrudan etki fiyatlandırma mekanizmalarında ve arz akışlarında meydana gelen değişiklik oldu. Üretim kesintisi anlaşmalarına artık bağlı olmayan BAE, başta Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere, petrolünün %90'ından fazlasını Orta Doğu'dan ithal eden başlıca müşterilerinin gerçek talebine göre üretimini ayarlamakta özgürdü. Bu özgürlük, BAE'nin yenilenebilir enerjinin yükselişi nedeniyle giderek daha rekabetçi hale gelen enerji piyasasında müşterilerini elde tutmak için daha esnek finansal ve indirim araçları kullanmasına olanak tanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri Enerji Bakanı Suhail Mohamed al-Mazrouei. Fotoğraf: YouTube Uluslararası piyasalardan gelen tepki, daha istikrarlı bir arz beklentisiyle karışık bir temkinlilik oldu. Başlıca petrol borsalarında, yatırımcılar BAE'den gelebilecek potansiyel arz fazlasını yeniden hesaplarken, Brent ve WTI ham petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalar yaşandı. Ancak, büyük bir satış dalgası yerine, piyasada enerji ittifaklarında bir yeniden yapılanma yaşanıyor gibi görünüyor. OPEC üretiminin yaklaşık %10'unu oluşturan bir üreticinin ayrılması, örgütün fiyatları manipüle etme yeteneğini önemli ölçüde zayıflatıyor. OPEC artık küresel ham petrol üretiminin %30'undan daha azını kontrol ediyor; bu da Viyana'daki üretim kesintisi duyurularının ağırlığını eskisine göre daha az belirleyici kılıyor. Asya'daki büyük petrol tüketen ülkeler hızla yeni yaklaşımlar benimsedi. ADNOC ile yapılan vadeli işlem sözleşmelerinin, nakliye ve depolama konusunda daha uygun şartlarla yeniden müzakere edilmesi muhtemel. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujairah limanındaki stratejik konumu, onu Hint Okyanusu'nda güvenli, dev bir "yakıt istasyonu" haline getiriyor. Bu durum, bölgesel istikrarsızlık nedeniyle artan nakliye sigorta maliyetlerini düşürmeye yardımcı olmakla kalmayıp, Doğu Asya sanayi ekonomileri için enerji güvenliğini de sağlamaktadır. Açıkça görüldüğü üzere, BAE'nin ayrılması, birliğin idari önlemleriyle yapay olarak yüksek tutulan fiyatlar yerine, arz istikrarı ve işlem şeffaflığının önceliklendirildiği bir piyasa senaryosunu tetiklemiştir. Bu, düzenlenmiş petrol piyasaları döneminin sonu mu? Uzun vadede, BAE'nin kararı uluslararası enerji yönetişim yapısı için dikkate değer bir emsal teşkil etmektedir. Bu karar, geleneksel petrol kartelleri aracılığıyla yürütülen piyasa yönetimi modelinin, üye devletlerin kaynakları bireysel olarak optimize etme eğilimi karşısında giderek cazibesini kaybettiğini göstermektedir. Bu çözülme, mutlaka şiddetli bir petrol fiyat savaşına yol açmaz, ancak tekelci fiyat düzenlemesi döneminin sonunu işaret eder. Petrol piyasası, arz ve talebin doğal yasalarının daha baskın bir rol oynadığı "yeni bir normale" doğru kaymaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten ayrılması birçok yeni zorluğu beraberinde getiriyor ve küresel enerji piyasası için yeni oyun kuralları belirleyebilir. Fotoğraf: Finance with JC OPEC için, BAE'nin çekilmesi örgütün sonu değil, kolektif kontrol modelinden daha merkezi olmayan ve çok kutuplu bir petrol piyasası yapısına geçişi işaret eden kritik bir dönüm noktasıdır. OPEC'in etkisi azalacak, ancak ortadan kaybolmayacak. Bu, Al Jazeera ile görüşen birçok bağımsız uzmanın da paylaştığı değerlendirmedir. Ancak, yüksek finansal disipline ve modern üretim kapasitesine sahip bir üye olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması, OPEC'in güvenilirliği ve uygulama gücü için büyük bir darbe anlamına geliyor. Blok zorlu bir ikilemle karşı karşıya kalacak: diğer üyelerin bütçelerine fayda sağlayacak bir seviyede petrol fiyatlarını nasıl tutacak ve aynı zamanda Irak veya Kuveyt gibi üretimi artırmak isteyen ülkelerden gelebilecek bir "ayrılık" dalgasını nasıl önleyecek? Toplumsal birlik ile ulusal çıkarlar arasındaki çizgi her zamankinden daha kırılgan hale geliyor. Bu ayrışma, geçmişteki geniş ama çoğu zaman çatışmalarla dolu ittifak yerine, benzer düşüncelere sahip birkaç üreticiye odaklanan daha küçük bir OPEC yapısına yol açabilir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu olay Körfez ülkelerinin petrol sonrası bir geleceğe hazırlanmasını yansıtıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, küresel talep yüksek kalırken, yeşil enerjiye ve ileri teknolojiye geçiş için sermaye biriktirmek amacıyla "kara altın" kaynaklarını en üst düzeyde kullanmayı tercih etti. Bu, dinamik ekonomik düşünceyi yansıtan ve artık geleneksel siyasi taahhütlerle sınırlı olmayan pragmatik bir hamledir. Petrol artık tek jeopolitik silah olmadığında, uluslar halklarına en büyük ekonomik faydayı sağlayan ve sürdürülebilir gelecek gelişimlerini güvence altına alan yolu önceliklendireceklerdir. Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten çekilmesi, Körfez jeopolitik yapısındaki derin bir ayrılığın da somut bir işaretidir. Bu, sadece dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve hala OPEC'e hakim olan Riyad ile Abu Dabi arasındaki bir ayrılık değil, aynı zamanda kendi "ulusal çıkarlarını" tanımlamada daha özgüvenli ve bağımsız bir Birleşik Arap Emirlikleri'nin ortaya çıkışıdır.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programında bölgesel ve küresel son gelişmelere dair açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir" dedi. Savaştan tek çıkış yolunun ise gerilimin azaltılması ve diplomasi olduğunu kaydeden Fidan, "İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programına katıldı. İstanbul’da düzenlenen zirve yerli ve yabancı çok sayıda katılımcıyı bir araya getirdi. Zirvede, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm, küresel yönetişim krizleri ve stratejik iletişimin artan önemi, savaşın ülkeler üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından küresel bir platform haline gelen zirvede, dünyanın farklı bölgelerinden katılımcılar bir araya geldi. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, uluslararası sistemde yaşanan kırılmalar, çok taraflı iş birliklerinin geleceği ve iletişim stratejilerinin kriz yönetimindeki rolü değerlendirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, STRATCOM Zirvesi’nde konuştu: "Netanyahu'nun siyasi bekası için yürütülen bir savaş bu ve yine de bütün dünyayı etkileyen, dünyanın geri kalanını etkileyen bir tablo. Bu nedenle de işte bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bu… pic.twitter.com/Xns9IKHBFA — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 28, 2026 Zirvede açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" dedi. "Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" Bu zirvenin stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline geldiğini kaydeden Bakan Fidan, "Bu yılki Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu zirve, stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle, dünyanın en zor sorularının dürüstçe ele alınabildiği bir zemine dönüştürdüğü için İletişim Başkanlığı’nı takdir ediyorum. Bu yılın teması bundan daha isabetli ve güncel olamazdı. Biz yalnızca bir istikrarsızlık döneminden geçmiyoruz; aynı zamanda sistemsel bir kırılma yaşıyoruz. Bu durum, daha derin bir bozulmanın sonucudur. Bozulma, uluslararası sistemin ahlaki pusulasını, stratejik tutarlılığını ve meşruiyet üretme kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Krizler ise barış ve güvenliği sağlamak için kurulmuş kurumlar artık çatışmaları kontrol altına alamadığında, tırmanmayı önleyemediğinde veya barışa giden yollar oluşturamadığında ortaya çıkar. Dolayısıyla çağımızın belirleyici siyasi sorusu oldukça basittir, uluslararası sistem hala devletler arasındaki ilişkileri adalet, öngörülebilirlik ve güven temelinde yönetme otoritesi ve inandırıcılığına sahip mi? Bugün ne yazık ki cevap acı bir şekilde açıktır. Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" şeklinde konuştu. Bu sistemsel bozulmanın bir anda ortaya çıkmadığını ifade eden Bakan Fidan, "Bu, Türkiye’nin yıllardır sistematik olarak dile getirdiği yapısal sorunların bir sonucudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adalet çağrısı ve uluslararası kurumların reformu yönündeki vurgusu bir siyasi slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin ancak kriz kendi kapılarına dayandığında fark ettiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden ve sayısız çok taraflı platformda biz bu tehlikeye sürekli dikkat çektik. O dönemde ise pek çok kişi jeopolitik konfor alanlarının oluştuğu illüzyonu tercih etti. Yıllar boyunca, işlevsiz düzenin bedeli başkaları tarafından ödendiği sürece, birçok aktör kendi çıkarlarına hizmet eden sistemi sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu sistem dağılmış durumda. Adaletsiz sistemden rahatça faydalananlar, krizlerin artık kendi kıyılarına ulaşmasıyla gerçekle yüzleşiyor. Eğer bu, sistemsel kırılma çağıysa, o zaman daha net bir soru sormamız gerekir: Tam olarak ne tartışılıyor? Yeni ağırlık merkezi neresi olacak teknolojiyi kim yönlendirecek ve burada istenilen değerler nasıl kurulacak. Bu liste giderek artabilir ve bu sorular önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek. Bu sorular akademik değil, gerçek çatışma sahalarından çıkan sorular. Türkiye bu çatışmanın merkezinde bulunmakta, aslında İsrail’in oluşturduğu gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz" diye konuştu. "Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi" Bakan Fidan, "Biz Türkiye olarak özellikle bölge ülkelerini ciddi bir çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşıyız. İran’ın girişimleri Körfez ülkelerini etkiliyor. Net bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki bu sadece İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Birinci günden itibaren biz bu tehlikeli tabloyu gördük. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettim yakın dönemde ve devam eden çatışma karşısında bölge ülkelerle bir dayanışma ortaya koymaya çalıştık. İsrail’in politikalarına da karşı durduğumuzu ifade etmek isterim. Bu çabaları daha operasyonel hale getirmek için üst düzey bir diyalog sürdürmeye çalışıyoruz. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı Haber

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı

CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), bölgemizde süren jeopolitik gerilim ve savaşın ekonomik etkilerine karşı hazırladığı kapsamlı önlem paketini kamuoyuna duyurdu. Konsey, iktidarın mevcut politikalarının Türkiye’yi kırılgan bir ekonomik ortamda bıraktığını belirterek, acil müdahale ve yapısal reform ihtiyacını vurguladı. CHP EEK’in raporunda, savaşın enerji, tarım ve sanayi sektörlerinde tedarik zincirlerini bozduğu, fiyatlar ve ihracat imkanları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi. Türkiye’nin ekonomik dirençliliği için demokratik ve kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. CHP EEK, paketin hazırlanmasında toplum kesimleri ve sektör temsilcileriyle görüşmeler yürütüldüğünü vurgularken, mevcut Ekonomik ve Sosyal Konsey’in acilen toplanmasını önerdi. Konsey, kısa vadeli önlemlerin hızla hayata geçirilmesi, orta ve uzun vadeli önlemler içinse bugünden hazırlık yapılması gerektiğini kaydetti. Bu paketle CHP, Türkiye ekonomisinin savaşın etkilerine karşı güçlendirilmesini ve olası küresel krizlere karşı dirençli bir yapı kurulması hedeflendi. Buna göre raporda ACİL ÖNLEMLER şöyle sıralandı: Akaryakıt KDV’si yüzde 20’den yüzde 1’e düşürülmeli, ÖTV’deki KDV kalıcı olarak kaldırılmalı. Eşel mobil sistemi yüzde 100 uygulanmalı. Çiftçilere faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalı, borçlar uzun vadeli ve faizsiz yapılandırılmalı, haciz işlemleri durdurulmalı. Asgari ücret artışları üç ayda bir yapılmalı; memur ve emekli maaşlarında ek düzenleme yapılmalı. Sosyal yardım sistemi hane gelirine göre kademeli nakit destek sunmalı. Savaş nedeniyle zarar gören KOBİ ve esnafa KGF teminatlı krediler, Eximbank finansmanı, vergi indirimleri ve SGK teşvikleri sağlanmalı. Küçük esnafa elektrik ve doğalgaz desteği, ulaşım sektörüne akaryakıt desteği verilmeli. Turizm sektöründe senaryo bazlı hazırlıklar yapılmalı ve Türkiye’nin güvenli turizm destinasyonu olduğu tanıtılmalı. Orta ve uzun vadeli önlemlerle ilgili hususlar ise raporda şöyle yer aldı: Enerjide arz güvenliği sağlanmalı, yerli yenilenebilir enerji kapasitesi artırılmalı. Tarımda sübvansiyon mekanizmaları ve gelir güvencesi sağlanmalı. KOBİ ve reel sektör desteklenmeli; yeşil, mor ve dijital dönüşüm programları uygulanmalı. Türkiye, ekonomik kırılganlıkları azaltıp bölgesel üretim ve ticaret merkezi olmalı, alternatif uluslararası ticaret koridorları güçlendirilmeli. Savunma sanayisine etkin destek sağlanmalı ve hızlı yanıt veren bir yapı kurulmalı. Türkiye, jeostratejik konumunu kullanarak bölgesel yatırım ve finans merkezi haline gelmeli. Kamu bütçesi şeffaf, verimli ve kamu yararına dayalı şekilde yönetilmeli; zarara yol açan uygulamalara son verilmeli. Söz konusu raporun tam metnine ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız Haber

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirdi. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Arıkan “İslam dünyasının en kutsal ayı Ramazan’da; Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Amerika ve İsrail; bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla kendisine köle yapmak istiyor” ifadelerine yer verdi. ABD’nin bölgeye yönelik müdahalelerini değerlendiren Arıkan, “Bugün başta İran olmak üzere bölge ülkelerine yönelik haydutluğun 'özgürlük' söylemiyle servis edilmesine hiç kimse kanmamalı! Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye; ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler oldu. ABD bir ülkenin petrolüne, doğalgazına ve kaynaklarına ulaşabiliyorsa o ülkede demokrasi olup olmamasıyla ilgilenmez” dedi. İran konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Biz İran taraftarı değiliz, biz İran’la aynı taraftayız. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizm’in gözünde İran ne kadar hedefse Türkiye de o kadar hedeftir. Bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Komşularımızın istikrarı bölgemizin geleceği için kıymetlidir” diye konuştu. İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğini savunan Arıkan, “Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar sadece Mescid-i Aksa değil tüm İslam coğrafyası kundaklanıyor. Ancak ortada ortak bir irade yok” dedi. D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “D-8, harekete geçmeyi bekliyor. D-8 sadece ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç potansiyelidir. Dünya üzerindeki enerji ve gıda krizinin reçetesi D-8’tir” değerlendirmesini yaptı. İktidara yönelik çağrılarında ABD üslerine de değinen Arıkan, “Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır 'müttefiklik' adı altında yürütülen politikaların Bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Bu üsler; Tamamen Türk askerinin konuşlandığı, Emir-komuta zincirinin yüzde 100 Ankara’ya bağlı olduğu Gerçek anlamda milli karargahlara dönüştürülmelidir!" ifadelerine yer verdi.

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor Haber

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor

NATO-PA Ekonomi Komitesi Başkanı Öztrak, Şubat 2026 enflasyon verilerini değerlendirerek Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin eleştiriler yöneltti. TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 2,96, yıllık yüzde 31,53 olurken; İTO’ya göre aylık yüzde 3,85, yıllık yüzde 37,88; EN-AG verilerine göre ise aylık yüzde 4,01, yıllık yüzde 54,14 olarak kaydedildi. Öztrak, “TÜİK’in makyajıyla bile dünyada en yüksek enflasyon yaşanan 5 ülkeden biriyiz. Gıda enflasyonunda ise ilk üçteyiz” dedi. Finans haberleri Başkan Öztrak, aylık yüzde 2,96’lık enflasyonun yüzde 1,71’inin gıda fiyatlarından kaynaklandığını, gıda fiyatlarının son iki ay üst üste yüzde 6’nın üzerinde arttığını belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşların temel harcamalarının gıda, barınma ve ulaştırma olduğunu vurgulayan Öztrak, “Tabelaya yazılan enflasyon yüzde 3’ün altında, ama mutfaktaki ateş emeklinin, emekçinin, dar gelirli milyonların cebini yakmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Öztrak, hükümetin emekli ikramiyelerine zam yapmamak için çeşitli gerekçeler öne sürdüğünü, Hazine ve Maliye Bakanı’nın ise gıda fiyatlarındaki artışların hava şartlarına bağlı olarak telafi edileceğini belirttiğini aktardı. Ayrıca, Merkez Bankası’nın 2026 için enflasyon tahmininin yüzde 21’in üst bandında olduğunu, ancak bu tahminlerin brent petrol fiyatı ve jeopolitik belirsizlikler gibi gerçekçi olmayan öngörülere dayandığını söyledi. Başkan Öztrak, yaklaşan ekonomik riskler karşısında “Talih sadece hazırlıklı zihinlere güler” diyerek, hükümetin günübirlik popülizmle hareket ettiğini, milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine iyimser tahminlerle yetindiğini eleştirdi. Öztrak, çözümün güven veren bir yönetim, program, öngörüler ve kadrolardan geçtiğini belirterek, “Sorunun sebebi haline gelenleri sandıkla evine göndermek, milletin derdine derman olacak kadroları iş başına getirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKYK üyeleri, parti kurulları, Ankara İl Teşkilatı ve ilçe başkanlarıyla iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bölgesel gelişmelere ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tarih boyunca komşularının yaşadığı krizlere kayıtsız kalmadığını vurgulayan Erdoğan, “Millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik” dedi. 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için samimi bir çaba yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Millet olarak, kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigâne kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik. Bizim… pic.twitter.com/g55GElLHOY — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 2, 2026 İran’a yönelik saldırılara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saldırıları “gayri hukuki” olarak nitelendirerek Türkiye’nin tutumunun barıştan yana olduğunu söyledi. İran ile 1639’dan bu yana süregelen barış ortamına dikkat çeken Erdoğan, iki ülke halklarının asırlardır yan yana yaşadığını ve bu birlikteliğin süreceğini dile getirdi. Önceliklerinin ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılması olduğunu belirten Erdoğan, aksi halde çatışmaların bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin kimse tarafından taşınamayacağını ifade eden Erdoğan, “Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hassas süreçte Türkiye’nin ve vatandaşların güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.