Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Jeopolitik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Jeopolitik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programında bölgesel ve küresel son gelişmelere dair açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir" dedi. Savaştan tek çıkış yolunun ise gerilimin azaltılması ve diplomasi olduğunu kaydeden Fidan, "İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programına katıldı. İstanbul’da düzenlenen zirve yerli ve yabancı çok sayıda katılımcıyı bir araya getirdi. Zirvede, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm, küresel yönetişim krizleri ve stratejik iletişimin artan önemi, savaşın ülkeler üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından küresel bir platform haline gelen zirvede, dünyanın farklı bölgelerinden katılımcılar bir araya geldi. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, uluslararası sistemde yaşanan kırılmalar, çok taraflı iş birliklerinin geleceği ve iletişim stratejilerinin kriz yönetimindeki rolü değerlendirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, STRATCOM Zirvesi’nde konuştu: "Netanyahu'nun siyasi bekası için yürütülen bir savaş bu ve yine de bütün dünyayı etkileyen, dünyanın geri kalanını etkileyen bir tablo. Bu nedenle de işte bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bu… pic.twitter.com/Xns9IKHBFA — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 28, 2026 Zirvede açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" dedi. "Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" Bu zirvenin stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline geldiğini kaydeden Bakan Fidan, "Bu yılki Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu zirve, stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle, dünyanın en zor sorularının dürüstçe ele alınabildiği bir zemine dönüştürdüğü için İletişim Başkanlığı’nı takdir ediyorum. Bu yılın teması bundan daha isabetli ve güncel olamazdı. Biz yalnızca bir istikrarsızlık döneminden geçmiyoruz; aynı zamanda sistemsel bir kırılma yaşıyoruz. Bu durum, daha derin bir bozulmanın sonucudur. Bozulma, uluslararası sistemin ahlaki pusulasını, stratejik tutarlılığını ve meşruiyet üretme kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Krizler ise barış ve güvenliği sağlamak için kurulmuş kurumlar artık çatışmaları kontrol altına alamadığında, tırmanmayı önleyemediğinde veya barışa giden yollar oluşturamadığında ortaya çıkar. Dolayısıyla çağımızın belirleyici siyasi sorusu oldukça basittir, uluslararası sistem hala devletler arasındaki ilişkileri adalet, öngörülebilirlik ve güven temelinde yönetme otoritesi ve inandırıcılığına sahip mi? Bugün ne yazık ki cevap acı bir şekilde açıktır. Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" şeklinde konuştu. Bu sistemsel bozulmanın bir anda ortaya çıkmadığını ifade eden Bakan Fidan, "Bu, Türkiye’nin yıllardır sistematik olarak dile getirdiği yapısal sorunların bir sonucudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adalet çağrısı ve uluslararası kurumların reformu yönündeki vurgusu bir siyasi slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin ancak kriz kendi kapılarına dayandığında fark ettiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden ve sayısız çok taraflı platformda biz bu tehlikeye sürekli dikkat çektik. O dönemde ise pek çok kişi jeopolitik konfor alanlarının oluştuğu illüzyonu tercih etti. Yıllar boyunca, işlevsiz düzenin bedeli başkaları tarafından ödendiği sürece, birçok aktör kendi çıkarlarına hizmet eden sistemi sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu sistem dağılmış durumda. Adaletsiz sistemden rahatça faydalananlar, krizlerin artık kendi kıyılarına ulaşmasıyla gerçekle yüzleşiyor. Eğer bu, sistemsel kırılma çağıysa, o zaman daha net bir soru sormamız gerekir: Tam olarak ne tartışılıyor? Yeni ağırlık merkezi neresi olacak teknolojiyi kim yönlendirecek ve burada istenilen değerler nasıl kurulacak. Bu liste giderek artabilir ve bu sorular önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek. Bu sorular akademik değil, gerçek çatışma sahalarından çıkan sorular. Türkiye bu çatışmanın merkezinde bulunmakta, aslında İsrail’in oluşturduğu gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz" diye konuştu. "Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi" Bakan Fidan, "Biz Türkiye olarak özellikle bölge ülkelerini ciddi bir çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşıyız. İran’ın girişimleri Körfez ülkelerini etkiliyor. Net bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki bu sadece İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Birinci günden itibaren biz bu tehlikeli tabloyu gördük. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettim yakın dönemde ve devam eden çatışma karşısında bölge ülkelerle bir dayanışma ortaya koymaya çalıştık. İsrail’in politikalarına da karşı durduğumuzu ifade etmek isterim. Bu çabaları daha operasyonel hale getirmek için üst düzey bir diyalog sürdürmeye çalışıyoruz. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı Haber

CHP savaşın ekonomik etkilerine karşı acil önlem paketini açıkladı

CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi (EEK), bölgemizde süren jeopolitik gerilim ve savaşın ekonomik etkilerine karşı hazırladığı kapsamlı önlem paketini kamuoyuna duyurdu. Konsey, iktidarın mevcut politikalarının Türkiye’yi kırılgan bir ekonomik ortamda bıraktığını belirterek, acil müdahale ve yapısal reform ihtiyacını vurguladı. CHP EEK’in raporunda, savaşın enerji, tarım ve sanayi sektörlerinde tedarik zincirlerini bozduğu, fiyatlar ve ihracat imkanları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi. Türkiye’nin ekonomik dirençliliği için demokratik ve kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. CHP EEK, paketin hazırlanmasında toplum kesimleri ve sektör temsilcileriyle görüşmeler yürütüldüğünü vurgularken, mevcut Ekonomik ve Sosyal Konsey’in acilen toplanmasını önerdi. Konsey, kısa vadeli önlemlerin hızla hayata geçirilmesi, orta ve uzun vadeli önlemler içinse bugünden hazırlık yapılması gerektiğini kaydetti. Bu paketle CHP, Türkiye ekonomisinin savaşın etkilerine karşı güçlendirilmesini ve olası küresel krizlere karşı dirençli bir yapı kurulması hedeflendi. Buna göre raporda ACİL ÖNLEMLER şöyle sıralandı: Akaryakıt KDV’si yüzde 20’den yüzde 1’e düşürülmeli, ÖTV’deki KDV kalıcı olarak kaldırılmalı. Eşel mobil sistemi yüzde 100 uygulanmalı. Çiftçilere faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalı, borçlar uzun vadeli ve faizsiz yapılandırılmalı, haciz işlemleri durdurulmalı. Asgari ücret artışları üç ayda bir yapılmalı; memur ve emekli maaşlarında ek düzenleme yapılmalı. Sosyal yardım sistemi hane gelirine göre kademeli nakit destek sunmalı. Savaş nedeniyle zarar gören KOBİ ve esnafa KGF teminatlı krediler, Eximbank finansmanı, vergi indirimleri ve SGK teşvikleri sağlanmalı. Küçük esnafa elektrik ve doğalgaz desteği, ulaşım sektörüne akaryakıt desteği verilmeli. Turizm sektöründe senaryo bazlı hazırlıklar yapılmalı ve Türkiye’nin güvenli turizm destinasyonu olduğu tanıtılmalı. Orta ve uzun vadeli önlemlerle ilgili hususlar ise raporda şöyle yer aldı: Enerjide arz güvenliği sağlanmalı, yerli yenilenebilir enerji kapasitesi artırılmalı. Tarımda sübvansiyon mekanizmaları ve gelir güvencesi sağlanmalı. KOBİ ve reel sektör desteklenmeli; yeşil, mor ve dijital dönüşüm programları uygulanmalı. Türkiye, ekonomik kırılganlıkları azaltıp bölgesel üretim ve ticaret merkezi olmalı, alternatif uluslararası ticaret koridorları güçlendirilmeli. Savunma sanayisine etkin destek sağlanmalı ve hızlı yanıt veren bir yapı kurulmalı. Türkiye, jeostratejik konumunu kullanarak bölgesel yatırım ve finans merkezi haline gelmeli. Kamu bütçesi şeffaf, verimli ve kamu yararına dayalı şekilde yönetilmeli; zarara yol açan uygulamalara son verilmeli. Söz konusu raporun tam metnine ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız Haber

Arıkan: Biz İran ile aynı taraftayız

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler gerçekleştirdi. ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını eleştiren Arıkan “İslam dünyasının en kutsal ayı Ramazan’da; Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı. İran’da çocuklar öldü, vicdanlarda insanlık öldü. Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Amerika ve İsrail; bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla kendisine köle yapmak istiyor” ifadelerine yer verdi. ABD’nin bölgeye yönelik müdahalelerini değerlendiren Arıkan, “Bugün başta İran olmak üzere bölge ülkelerine yönelik haydutluğun 'özgürlük' söylemiyle servis edilmesine hiç kimse kanmamalı! Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye; ABD’nin kirli postallarıyla girdiği her coğrafyada yıllardır yaşananlar ortada. ABD’nin bombardıman uçakları dünyanın neresine özgürlük vaadiyle gittiyse geriye kalan sadece kan kokan topraklar, gözü yaşlı anneler oldu. ABD bir ülkenin petrolüne, doğalgazına ve kaynaklarına ulaşabiliyorsa o ülkede demokrasi olup olmamasıyla ilgilenmez” dedi. İran konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Biz İran taraftarı değiliz, biz İran’la aynı taraftayız. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye ile İran’ın farkı yoktur. Günün sonunda Siyonizm’in gözünde İran ne kadar hedefse Türkiye de o kadar hedeftir. Bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Komşularımızın istikrarı bölgemizin geleceği için kıymetlidir” diye konuştu. İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğini savunan Arıkan, “Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den İran’a kadar sadece Mescid-i Aksa değil tüm İslam coğrafyası kundaklanıyor. Ancak ortada ortak bir irade yok” dedi. D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, “D-8, harekete geçmeyi bekliyor. D-8 sadece ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç potansiyelidir. Dünya üzerindeki enerji ve gıda krizinin reçetesi D-8’tir” değerlendirmesini yaptı. İktidara yönelik çağrılarında ABD üslerine de değinen Arıkan, “Kürecik başta olmak üzere, ülkemizdeki ABD üslerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne alın. Yıllardır 'müttefiklik' adı altında yürütülen politikaların Bu coğrafyaya huzur değil, kaos getirdiğini artık görün. Bir devletin kendi toprağında, kontrolü tam olarak kendisinde olmayan askeri yapılar barındırması, tam bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz. Bu üsler; Tamamen Türk askerinin konuşlandığı, Emir-komuta zincirinin yüzde 100 Ankara’ya bağlı olduğu Gerçek anlamda milli karargahlara dönüştürülmelidir!" ifadelerine yer verdi.

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor Haber

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor

NATO-PA Ekonomi Komitesi Başkanı Öztrak, Şubat 2026 enflasyon verilerini değerlendirerek Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin eleştiriler yöneltti. TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 2,96, yıllık yüzde 31,53 olurken; İTO’ya göre aylık yüzde 3,85, yıllık yüzde 37,88; EN-AG verilerine göre ise aylık yüzde 4,01, yıllık yüzde 54,14 olarak kaydedildi. Öztrak, “TÜİK’in makyajıyla bile dünyada en yüksek enflasyon yaşanan 5 ülkeden biriyiz. Gıda enflasyonunda ise ilk üçteyiz” dedi. Finans haberleri Başkan Öztrak, aylık yüzde 2,96’lık enflasyonun yüzde 1,71’inin gıda fiyatlarından kaynaklandığını, gıda fiyatlarının son iki ay üst üste yüzde 6’nın üzerinde arttığını belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşların temel harcamalarının gıda, barınma ve ulaştırma olduğunu vurgulayan Öztrak, “Tabelaya yazılan enflasyon yüzde 3’ün altında, ama mutfaktaki ateş emeklinin, emekçinin, dar gelirli milyonların cebini yakmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Öztrak, hükümetin emekli ikramiyelerine zam yapmamak için çeşitli gerekçeler öne sürdüğünü, Hazine ve Maliye Bakanı’nın ise gıda fiyatlarındaki artışların hava şartlarına bağlı olarak telafi edileceğini belirttiğini aktardı. Ayrıca, Merkez Bankası’nın 2026 için enflasyon tahmininin yüzde 21’in üst bandında olduğunu, ancak bu tahminlerin brent petrol fiyatı ve jeopolitik belirsizlikler gibi gerçekçi olmayan öngörülere dayandığını söyledi. Başkan Öztrak, yaklaşan ekonomik riskler karşısında “Talih sadece hazırlıklı zihinlere güler” diyerek, hükümetin günübirlik popülizmle hareket ettiğini, milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine iyimser tahminlerle yetindiğini eleştirdi. Öztrak, çözümün güven veren bir yönetim, program, öngörüler ve kadrolardan geçtiğini belirterek, “Sorunun sebebi haline gelenleri sandıkla evine göndermek, milletin derdine derman olacak kadroları iş başına getirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKYK üyeleri, parti kurulları, Ankara İl Teşkilatı ve ilçe başkanlarıyla iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bölgesel gelişmelere ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tarih boyunca komşularının yaşadığı krizlere kayıtsız kalmadığını vurgulayan Erdoğan, “Millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik” dedi. 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için samimi bir çaba yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Millet olarak, kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigâne kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik. Bizim… pic.twitter.com/g55GElLHOY — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 2, 2026 İran’a yönelik saldırılara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saldırıları “gayri hukuki” olarak nitelendirerek Türkiye’nin tutumunun barıştan yana olduğunu söyledi. İran ile 1639’dan bu yana süregelen barış ortamına dikkat çeken Erdoğan, iki ülke halklarının asırlardır yan yana yaşadığını ve bu birlikteliğin süreceğini dile getirdi. Önceliklerinin ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılması olduğunu belirten Erdoğan, aksi halde çatışmaların bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin kimse tarafından taşınamayacağını ifade eden Erdoğan, “Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hassas süreçte Türkiye’nin ve vatandaşların güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

AB, Mercosur ülkeleriyle tartışmalı ticaret anlaşmasını imzaladı Haber

AB, Mercosur ülkeleriyle tartışmalı ticaret anlaşmasını imzaladı

AB Başkanı Ursula von der Leyen, Cumartesi günü, Avrupa bloğunun Güney Amerika'nın Mercosur ülkeleriyle 25 yıldır üzerinde çalışılan önemli bir ticaret anlaşmasını imzalamasıyla "tarifeler yerine adil ticareti" seçtiğini vurguladı. Von der Leyen, Paraguay'ın Asuncion kentinde düzenlenen törende, "Tarifeler yerine adil ticareti, izolasyon yerine verimli ve uzun vadeli bir ortaklığı seçtik" dedi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, anlaşmanın "kurallara, çok taraflılığa ve uluslararası hukuka dayalı serbest ticaretin savunulması mesajını" verdiğini söyledi. Costa, anlaşmanın "ticaretin jeopolitik bir silah olarak kullanılmasına" zıt olduğunu belirtti. 25 yılı aşkın süredir müzakere edilen Mercosur anlaşması, yaklaşık 700 milyon kişiden oluşan bir serbest ticaret bölgesi oluşturacak ve sanayi, hizmet ve tarım sektörlerinde gümrük vergilerinin yaklaşık yüzde 90'ını kademeli olarak ortadan kaldıracak. Avrupa Komisyonu, AB şirketlerinin gümrük vergilerinde yılda 4 milyar Euro'dan fazla tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor. Mercosur ülkeleri ayrıca kamu ihale pazarlarını yerli rakipleriyle aynı şartlarda Avrupa firmalarına açmayı taahhüt etti. Anlaşma, Avrupa ürünlerini taklitten koruyan 344 "coğrafi işaretin" tanınmasını öngörüyor ve ayrıca kritik minerallerin tedarikini güvence altına alarak AB'nin Çin'e olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. Ancak anlaşma, blok içindeki bölünmeleri netleştirdi. Almanya ve İspanya'nın öncülüğünde destekçiler, ABD'nin pazarını kapatması ve Çin'in giderek daha agresif bir ticaret politikası izlemesi nedeniyle AB'nin yeni ticaret bağlarına ihtiyacı olduğunu savunuyor. Fransa öncülüğündeki muhalifler, anlaşmanın Avrupa çiftçilerini Latin Amerika ithalatından kaynaklanan haksız rekabete maruz bırakarak tehdit ettiğini söylüyor. Mercosur Birliği Nedir ? Mercosur, 1991 yılında kurulan Güney Amerika ticaret bloğu olan Güney Ortak Pazarı'dır. Üyeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay'dır. Venezuela 2012'de katıldı ancak üyeliği 2017'de askıya alındı. Aralık 2012'de Bolivya'nın Mercosur'a Katılım Protokolü imzalandı. Bu protokolün Mercosur ülkelerinin parlamentoları tarafından onaylanması bekleniyor. Mercosur ülkeleri birlikte, toplam 270 milyonluk nüfusuyla dünyanın 6. büyük ekonomisini oluşturuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.