Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Istihbarat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Istihbarat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihbarat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rus istihbaratı : ABD ve İsrail, İranlı liderleri kendi takip sistemleriyle vurdu Haber

Rus istihbaratı : ABD ve İsrail, İranlı liderleri kendi takip sistemleriyle vurdu

Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerin güvenlik ve istihbarat teşkilatları başkanlarının bugün gerçekleştirdiği toplantıda konuşan FSB Başkanı Alexander Bortnikov, İran-ABD savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bortnikov, İranlı yetkililerin hedef alınma yöntemine değinerek, "İranlı üst düzey yetkililerin ABD-İsrail koalisyonu tarafından öldürülmesi, çok net ve endişe verici bir uyarıdır. Kurbanların anlık konum bilgileri, Tahran’daki mevcut gözetleme kamera sistemleri üzerinden elde edilmiştir" dedi. "Batı teknolojisi zayıflık yaratıyor" Herhangi bir kanıt sunmadan iddialarını sürdüren Bortnikov, Batılı teknoloji platformlarına güvenmenin, NATO ülkeleri ve müttefiklerinin siber saldırılarına karşı "belirgin bir zayıflık" oluşturduğunu vurguladı. Rus istihbarat şefi, bu sistemlerin istihbarat faaliyetleri için birer açık kapı haline geldiğini öne sürdü. "Suriyeli militanlar vekalet gücü olarak kullanılıyor" Bortnikov ayrıca, Batılı istihbarat servislerinin Suriye’deki silahlı grupları İran’a karşı birer "vekalet gücü" (proxy) olarak kullandığını iddia etti. Bu grupların Irak’taki özel kamplarda eğitildiğini savunan Bortnikov, şunları söyledi: "Elimizdeki bilgilere göre Batılı istihbarat birimleri, Suriyeli teröristleri İran'a karşı savaştırma çabalarından vazgeçmiyor. Irak’ta konuşlandırılan bu gruplar, özel kamplarda tutuluyor. Bu militanlar arasında BDT ülkeleri vatandaşlarının da bulunması tehlikenin boyutunu artırıyor." Güney sınırı uyarısı İran krizinin derinleşmesinin radikal grupları daha da cesaretlendirebileceği uyarısında bulunan Bortnikov, bu tehdidin sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, militanların kendi ülkelerine dönerek BDT’nin güney sınırlarında istikrarsızlık yaratabileceğini ifade etti. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından kurulan BDT; Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ı kapsıyor.

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor Haber

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor

The Jerusalem Post’un haberine göre konuya yakın kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önünde Kürtleri suçladığını ancak perde arkasında İran rejimine karşı Kürt liderliğinde bir ayaklanmanın desteklenmesi fikrine onay vermediğini doğruladı. Mossad’ın rejimi devirmeye yönelik plan önerdiği iddiası Haberde, yabancı kaynakların daha önce İsrail İstihbaratı Mossad’ın İran rejimini devirmeye yönelik bir plan önerdiğini aktardığı belirtildi. Buna göre plan, ABD ve İsrail’in İran güçlerine yönelik bombardımanlarının ardından kitlesel protestoların büyümesi ve buna paralel olarak rejimin zayıflatılmasını öngörüyordu. Aynı kaynaklara göre Türkiye’nin de Trump yönetimine baskı yaparak bu seçeneğin hayata geçirilmemesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. İsrailli üst düzey isimler Trump’ı ikna etmeye çalıştı The Jerusalem Post’un daha önce yayımladığı haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mossad Direktörü David Barnea ve İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder’in üst düzey ABD’li savunma yetkilileriyle görüşmeler yaptığı aktarılmıştı. Haberde, bazı görüşmelerin video konferans yöntemiyle doğrudan Trump’ın katılımıyla gerçekleştirildiği ve İsrailli yetkililerin ABD Başkanı’nı savaşa daha aktif şekilde dahil olmaya ikna etmeye çalıştığı belirtilmişti. Pentagon Kürt planına baştan karşı çıktı Habere göre ABD Savunma Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Kürt ayaklanması planına en başından itibaren karşı çıktı. Kaynaklar, Pentagon’un bu yaklaşımının ve diğer bazı etkenlerin Trump’ın da plana mesafeli durmasına yol açtığını aktardı. Trump Kürtlere silah verildiğini kabul etti Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamada Kürtlere silah sağlandığını açık şekilde kabul ettiği belirtildi. Ancak Trump daha sonra Kürtlerin ayaklanmadığını öne sürerek onları eleştirdi. Haberde, Trump’ın neden bu iddiayı gündeme getirdiğinin net olmadığı ifade edilirken, ABD Başkanının İran’daki İslam Cumhuriyeti rejiminin iktidarda kalması konusunda sorumluluk üstlenmek istemediği yorumuna yer verildi.

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez Haber

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez

Cao Beidan-Trajedi, savaş eylemlerinin sınırları, uluslararası insancıl hukuk ve askeri teknolojinin etik boyutu üzerine tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, okullar gibi sivil tesisler en sıkı koruma altındaki hedefler arasında yer alıyor. Bu tür tesislerin hedef alınması ve başta çocuklar olmak üzere çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi, hangi açıdan değerlendirilirse değerlendirilsin, insani sınırların ağır biçimde ihlal edilmesi anlamına geliyor ve savaş suçu kapsamında ele alınabilecek bir durum olarak görülüyor. Olayın ardından ABD yönetimi sorumluluğu Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) sağladığı “güncel olmayan veriler”e bağlayarak okulun yanlışlıkla askeri hedef olarak işaretlendiğini öne sürdü. Ancak bu açıklama birçok çevre için ikna edici bulunmadı. Dünyanın en gelişmiş istihbarat ve hedef tespit kapasitesine sahip askeri gücünün böyle temel bir hataya düşmesi, istihbarat değerlendirme ve hedef doğrulama mekanizmalarında ciddi ve yapısal sorunların bulunduğuna işaret ediyor. Uluslararası kamuoyunun sert tepkisine ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadığı derin acıya rağmen ABD’li üst düzey yetkililerin açıklamaları sorumluluğun net biçimde üstlenilmediği yönünde eleştirildi. ABD Başkanı Donald Trump başlangıçta tartışmanın odağını başka yöne çekmeye çalışarak İran’ın da Tomahawk füzelerine sahip olabileceğine dair bir iddiayı gündeme getirdi. Ancak bu iddia kısa süre içinde ABD basınında yayımlanan bilgilerle çürütüldü. Daha sonra askeri yetkililer artan baskılar karşısında sorumluluğu kabul etmek zorunda kaldı. Buna karşın Kongre’deki duruşmalarda “eksiksiz prosedürler” ve “çok sayıda güvenlik önlemi” vurgusu yapılarak olayın bir dizi hatanın sonucu olduğu ifade edildi ve soruşturmanın tamamlanmasının beklenmesi gerektiği dile getirildi. Ancak bu bürokratik açıklamalar, sevdiklerini kaybeden ailelerin acısını hafifletmekten çok yeni bir yara açtı. Bu arada, ABD genelinde de olaya yönelik tepkiler artıyor. Ünlü sunucu Tucker Carlson, başka ülkelerdeki çocuklara füze fırlatan bir ülkenin “uğruna savaşmaya değmeyeceği”ne işaret etti. Silahlı çatışmalarda çocuklar en savunmasız kesimi oluşturuyor ve uluslararası hukuk tarafından özel olarak korunmaları gerekiyor. Bu ilke yalnızca uluslararası insancıl hukukun temel taşlarından biri değil, aynı zamanda insanlık medeniyetinin ortak ahlaki değerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Minab’daki trajedi acı bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Askeri teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun ve askeri eylemler hangi gerekçelerle savunulursa savunulsun, insan hayatı ve insan onuru her zaman öncelikli olmalıdır. Savaş hukuksuzluk alanı değildir. “Askeri zorunluluk” hiçbir koşulda temel insani değerlerin ihlal edilmesine gerekçe oluşturamaz. Sınıflar füzelerle yıkıldığında ve çocukların hayatları söndürüldüğünde zarar gören yalnızca aileler değildir. Bu tür olaylar, insanlığın barışa, güvenliğe ve uluslararası kurallara duyduğu ortak inancı da zedeliyor. Bu nedenle uluslararası toplumun sorumluluğu açıktır; olayın eksiksiz, şeffaf ve bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması; sorumluların hesap vermesi ve silahlı çatışmalarda sivillerin, özellikle de çocukların korunmasına yönelik uluslararası normların yeniden teyit edilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde benzer trajedilerin tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir ve insanlık medeniyetinin en temel savunma hattı korunabilir.

MİT, IŞİD yöneticisini yakalayarak Türkiye'ye getirdi Haber

MİT, IŞİD yöneticisini yakalayarak Türkiye'ye getirdi

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından gerçekleştirilen bir operasyonla, IŞİD’in sözde yöneticilerinden olan ve Türkiye vatandaşı Mehmet Gören, Afganistan-Pakistan bölgesinde yakalandı ve Türkiye'ye getirildi. Anadolu Ajansı’nın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, MİT, istihbari çalışmaları sonucunda, Afganistan-Pakistan sınırında IŞİD ile bağlantılı Türk kökenli bir kişinin varlığını belirledi. Bu kişinin aynı zamanda IŞİD’e ait kamplarda aktif rol alarak zamanla yöneticiliğe yükseldiği öğrenildi. Söz konusu şahsın, Türkiye'den Afganistan-Pakistan bölgesine örgüt elemanı aktarımında aktif bir şekilde rol aldığı ve geçmişte yakalanarak Türkiye'ye getirilen "Abu Yasir Al Turki" kod adlı Özgür Altun ile birlikte hareket ettiği saptandı. Ayrıca, şahsın Afganistan, Pakistan, Türkiye ve Avrupa’da yaşayan sivillere yönelik intihar saldırıları yapma konusunu kabul ettiğine dair istihbarat bilgileri edinildi. MİT’in yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonucu, IŞİD’in “Horasan vilayeti” (ISKP) bünyesinde yöneticilik yapan ve örgüt adına intihar saldırısı gerçekleştirmek üzere görevlendirilen "Yahya" kod adlı Mehmet Gören Gören'in, Pakistan’daki IŞİD unsurlarına yönelik hava saldırılarından sağ kurtulduğu bilgisi alındı. Hassas bir şekilde sürdürülen çalışmalar neticesinde, Gören'in bulunduğu konum belirlendi ve MİT tarafından Afganistan-Pakistan bölgesinde yakalanarak Türkiye’ye getirildi.

Yılmaz Tunç: “Casusluk soruşturmasında Birleşik Arap Emirlikleri bağlantısı tespit edilmedi” Haber

Yılmaz Tunç: “Casusluk soruşturmasında Birleşik Arap Emirlikleri bağlantısı tespit edilmedi”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen casusluk soruşturmasına ilişkin olarak X hesabı üzerinden yazılı bir açıklamada bulundu. Tunç, gözaltına alınan üç şüphelinin Birleşik Arap Emirlikleri ile bağlantılı olduğuna dair iddiaları reddetti. İşte Tunç'un açıklamasının tamamı: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaşılan bir soruşturma kapsamında bazı mecralarda yer alan haberler hakkında kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hasıl olmuştur. Soruşturmada; Şüphelilerin Türkiye’de bir GSM operatörü üzerinden hat temin ederek sahte profiller oluşturdukları ve aramalar gerçekleştirdikleri, Bu hatların daha sonra yurt dışına çıkarılarak casus yazılım destekli bilgi toplama amacıyla kullanıldığı, birbirleriyle irtibatlı hareket eden şüpheliler arasında Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı herhangi bir kişinin bulunmadığı ve bu ülke ile bağlantısının tespit edilmediği belirlenmiştir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir.” Ne olmuştu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde bir soruşturma başlattı. Soruşturmada şüphelilerin Türkiye’de kritik pozisyonlardaki personeller hakkında biyografik bilgi topladığı tespit edildi. Başsavcılık 25 Kasım’da ilk yayımladığı açıklamada “şüphelilerin BAE istihbaratı bağlantılı olduğunu”, Türkiye’de faaliyet gösteren bir GSM firmasından temin ettiği numara üzerinden sahte profiller oluşturduğunu öne sürdü. Başsavcılık açıklamasına göre bu profiller aracılığıyla ülkedeki kritik savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personeller hedef alındı. Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon da hedefler arasında yer aldı. Başsavcılığın konuyla ilgili ilk açıklaması şöyleydi: “Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat servisi mensuplarının Türkiye’de bulunan bir GSM firmasından temin ettiği numara ile sahte profiller üzerinden, ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personel, Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon, bazı yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat mensuplarının talimatı doğrultusunda bahse konu faaliyetler için temin edilen ve Türkiye’de bulunan bir operatöre ait GSM hattını satın alan, satın alınan bu GSM hattını Birleşik Arap Emirlikleri ülkesine götürerek istihbarat mensuplarına veren ve birbirleriyle irtibatları bulunan 4 kişi tespit edilmiştir.” Açıklama değiştirildi, BAE bilgisi çıkarıldı İlk açıklama bir süre sonra yayımdan kaldırıldı ve yeni bir açıklama paylaşıldı. Yeni açıklamada şüphelilerin BAE uzantılı olduğu iddiaları kaldırıldı: “Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülmekte olan ‘Casusluk’ faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında; Ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personellerin kamu kurumları ve yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek biyografik bilgi derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir. Konuya ilgili olarak tespit edilen 4 şahsın yakalanmasına, suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 25.11.2025 günü operasyon gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen operasyon neticesinde 3 şahıs yakalanmış, 1 şahıs hakkında yurtdışında olduğundan dolayı yakalama kararı çıkarılmıştır.“ 3 şüpheli yakalandı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla şüphelilerin yakalanması amacıyla eşzamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonda tespit edilen 4 şüpheliden 3’ü gözaltına alındı. Yurtdışında olduğu belirlenen 1 şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.