Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Istihbarat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Istihbarat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihbarat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO Genel Sekreteri Rutte: Rusya'nın eylemleri zayıflık işareti Haber

NATO Genel Sekreteri Rutte: Rusya'nın eylemleri zayıflık işareti

Rutte'den Almanya'ya destek mesajı NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Büyükelçiler Konferansı'nda Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile ortak açıklamalarda bulundu. Rutte, Almanya'nın Leipzig/Halle Havalimanı'na yönelik patlayıcı yüklü İHA ile gerçekleştirilmeye çalışılan saldırı girişimi sonrasında Berlin'e destek verdi. Alman hükümeti, 4 Ağustos'ta meydana gelen olayın ardından yürütülen soruşturma ve istihbarat çalışmalarının Rusya'nın sorumluluğuna işaret ettiğini açıklamıştı. NATO'nun Almanya ile dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Rutte, Berlin'in saldırı girişimine verdiği karşılığı takdir ettiğini belirtti. "Rusya bizi bölmek istiyor" Rutte, Rusya'nın Avrupa'daki faaliyetlerinin NATO müttefikleri arasındaki birlik ve dayanışmayı hedeflediğini ifade etti. NATO'nun Ukrayna'ya desteğinin devam edeceğini belirten Rutte, ittifakın tüm üyelerini farklı tehditlere karşı koruyabilecek kapasitesini geliştirmeyi sürdüreceğini söyledi. Rusya'nın güçlü görünmeye çalıştığını ancak bunun gerçek bir güç göstergesi olmadığını savunan Rutte, Moskova'nın Ukrayna'daki hedeflerine ulaşamamasının son dönemdeki eylemlerinin arkasındaki nedenlerden biri olduğunu ileri sürdü. Wadephul: Rusya'nın hibrit saldırıları artıyor Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise Rusya'nın yalnızca NATO'nun doğu kanadında askeri tehdit oluşturmadığını, aynı zamanda hibrit yöntemlere daha fazla başvurduğunu söyledi. Wadephul; siber saldırılar, sabotaj, dezenformasyon ve kritik altyapıya yönelik girişimlerin Avrupa'nın karşı karşıya olduğu güvenlik tehditleri arasında bulunduğunu ifade etti. Leipzig/Halle Havalimanı'ndaki saldırı girişiminin Rusya'nın Avrupa ve NATO'ya yönelik faaliyetlerinin son örneklerinden biri olduğunu belirten Wadephul, Moskova'nın kendi çıkarları doğrultusunda küresel ölçekte etkisini artırmaya çalıştığını savundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı da daha önce Leipzig'deki girişimin Avrupa'ya yönelik istikrarsızlaştırma, sabotaj ve saldırganlık faaliyetleri zincirinin parçası olduğunu açıklamıştı. Wadephul, Avrupa'nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesinin NATO'nun caydırıcılığını da artıracağını belirterek, güvenilir bir caydırıcılığın Avrupa'nın güvenliği açısından önem taşıdığını vurguladı.

NATO'dan ANKA-3 paylaşımı: "NATO 3.0'un uygulamadaki örneği" Haber

NATO'dan ANKA-3 paylaşımı: "NATO 3.0'un uygulamadaki örneği"

ANKA-3, NATO paylaşımında öne çıkarıldı JFCBS'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ANKA-3'ün görüntülerine yer verildi. Paylaşımda, TUSAŞ tarafından geliştirilen hava aracının yeni nesil ve hayalet özellikli bir insansız savaş uçağı olduğu vurgulandı. NATO'nun değerlendirmesinde, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde alınan kararlar doğrultusunda Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın yeni savunma kabiliyetleri geliştirdiği ve ortak güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiği belirtildi. "NATO 3.0" vurgusu JFCBS'nin paylaşımında müttefik ülkelerin savunma sanayisi üretim kapasitesinin genişletilmesine dikkat çekildi. ANKA-3 de bu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak sunuldu. NATO'nun Ankara Zirvesi'nde müttefikler, savunma sanayisi kapasitesinin artırılması, yeni teknolojilere yatırım yapılması ve insansız sistemler dahil gelişmiş askeri kabiliyetlerin güçlendirilmesi konusunda kararlar almıştı. Zirve bildirgesinde de insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetleri ittifakın geliştirmeyi hedeflediği alanlar arasında sıralanmıştı. JFCBS'nin paylaşımında ise bu yaklaşım, "NATO 3.0" ifadesiyle tanımlanarak ittifakın daha güçlü hale geldiği mesajı verildi. Ankara Zirvesi'nde savunma sanayisine vurgu yapılmıştı NATO'nun Ankara Zirvesi'nin ardından yapılan açıklamalarda Avrupa müttefikleri ve Kanada'nın savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve savunma sanayisi üretiminin artırılması öne çıkmıştı. Zirvede ayrıca yeni savunma kabiliyetleri için 50 milyar euronun üzerinde tedarik anlaşması açıklandığı ve müttefiklerin üretim kapasitesini artırma konusunda kararlılık ortaya koyduğu belirtilmişti. ANKA-3'ün NATO tarafından bu çerçevede paylaşılması, Türkiye'nin geliştirdiği insansız savaş uçağının ittifakın yeni nesil savunma kabiliyetleri tartışmasında öne çıkan sistemlerden biri olarak değerlendirildiğini gösterdi.

15 Temmuz'da Erdoğan’a Suikast Girişimi Nedeniyle Aranan Eski Yüzbaşı Yakalandı Haber

15 Temmuz'da Erdoğan’a Suikast Girişimi Nedeniyle Aranan Eski Yüzbaşı Yakalandı

10 Yıldır Aranan Şüpheli Yakalandı İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir operasyon gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamaya göre, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik Marmaris'te düzenlenen suikast girişiminde yer aldığı öne sürülen ihraç eski yüzbaşı B.K., Afyonkarahisar'da yakalandı. Yaklaşık 10 yıldır kırmızı bültenle aranan şüphelinin, güvenlik güçlerinin yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonucunda düzenlenen operasyonla gözaltına alındığı bildirildi. Operasyon İstihbarat Koordinasyonunda Gerçekleştirildi Bakanlığın açıklamasına göre operasyon, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı koordinasyonunda yürütüldü. Afyonkarahisar ve Eskişehir İl Emniyet Müdürlükleri İstihbarat Şube Müdürlüklerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyonda, şüphelinin bulunduğu adres tespit edilerek yakalama işlemi gerçekleştirildi. Operasyona Afyonkarahisar Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı belirtildi. Suikast Timinde Helikopter Pilotu Olduğu İddia Edildi İçişleri Bakanlığı açıklamasında, B.K.'nin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te bulunduğu otele yönelik suikast girişiminde görev alan özel kuvvetler timinde helikopter pilotu olarak yer aldığı iddia edildi. Şüphelinin darbe girişiminin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edildiği ve uzun süredir firari olarak arandığı kaydedildi. Hakkında çıkarılan kırmızı bülten kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde arama çalışmalarının sürdürüldüğü ifade edildi. İçişleri Bakanı'ndan Açıklama Operasyona ilişkin bilgi, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından da sosyal medya hesabından kamuoyuyla paylaşıldı. Bakan Çiftçi, güvenlik güçlerinin koordineli çalışması sonucu firari şüphelinin yakalandığını belirterek operasyonda görev alan emniyet personelini tebrik etti. 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminde Marmaris’te Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunan teröristler arasında yer alan ve 10 yıldır Kırmızı Bültenle aranan FETÖ mensubu terörist B.K., Afyonkarahisar’da yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı… pic.twitter.com/TAsdqc4ZUx — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 1, 2026 "FETÖ ile Mücadele Kararlılıkla Sürecek" İçişleri Bakanlığı açıklamasında, FETÖ ve örgütün yurt içi ile yurt dışındaki yapılanmalarına yönelik mücadelenin kesintisiz sürdürüleceği vurgulandı. Açıklamada, devletin tüm kurumlarının koordinasyon içinde çalışmaya devam ettiği belirtilirken, terör örgütü mensuplarının adalet önüne çıkarılması için operasyonların sürdürüleceği ifade edildi. 15 Temmuz Soruşturmaları Devam Ediyor 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bugüne kadar çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Güvenlik kaynakları, örgütün firari mensuplarına yönelik istihbarat ve operasyon faaliyetlerinin sürdüğünü belirtiyor. Öte yandan, yakalanan şüpheli hakkında yürütülecek adli sürecin ilgili savcılık tarafından sürdürüleceği bildirildi.

Rus istihbaratı : ABD ve İsrail, İranlı liderleri kendi takip sistemleriyle vurdu Haber

Rus istihbaratı : ABD ve İsrail, İranlı liderleri kendi takip sistemleriyle vurdu

Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerin güvenlik ve istihbarat teşkilatları başkanlarının bugün gerçekleştirdiği toplantıda konuşan FSB Başkanı Alexander Bortnikov, İran-ABD savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bortnikov, İranlı yetkililerin hedef alınma yöntemine değinerek, "İranlı üst düzey yetkililerin ABD-İsrail koalisyonu tarafından öldürülmesi, çok net ve endişe verici bir uyarıdır. Kurbanların anlık konum bilgileri, Tahran’daki mevcut gözetleme kamera sistemleri üzerinden elde edilmiştir" dedi. "Batı teknolojisi zayıflık yaratıyor" Herhangi bir kanıt sunmadan iddialarını sürdüren Bortnikov, Batılı teknoloji platformlarına güvenmenin, NATO ülkeleri ve müttefiklerinin siber saldırılarına karşı "belirgin bir zayıflık" oluşturduğunu vurguladı. Rus istihbarat şefi, bu sistemlerin istihbarat faaliyetleri için birer açık kapı haline geldiğini öne sürdü. "Suriyeli militanlar vekalet gücü olarak kullanılıyor" Bortnikov ayrıca, Batılı istihbarat servislerinin Suriye’deki silahlı grupları İran’a karşı birer "vekalet gücü" (proxy) olarak kullandığını iddia etti. Bu grupların Irak’taki özel kamplarda eğitildiğini savunan Bortnikov, şunları söyledi: "Elimizdeki bilgilere göre Batılı istihbarat birimleri, Suriyeli teröristleri İran'a karşı savaştırma çabalarından vazgeçmiyor. Irak’ta konuşlandırılan bu gruplar, özel kamplarda tutuluyor. Bu militanlar arasında BDT ülkeleri vatandaşlarının da bulunması tehlikenin boyutunu artırıyor." Güney sınırı uyarısı İran krizinin derinleşmesinin radikal grupları daha da cesaretlendirebileceği uyarısında bulunan Bortnikov, bu tehdidin sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, militanların kendi ülkelerine dönerek BDT’nin güney sınırlarında istikrarsızlık yaratabileceğini ifade etti. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından kurulan BDT; Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ı kapsıyor.

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor Haber

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor

The Jerusalem Post’un haberine göre konuya yakın kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önünde Kürtleri suçladığını ancak perde arkasında İran rejimine karşı Kürt liderliğinde bir ayaklanmanın desteklenmesi fikrine onay vermediğini doğruladı. Mossad’ın rejimi devirmeye yönelik plan önerdiği iddiası Haberde, yabancı kaynakların daha önce İsrail İstihbaratı Mossad’ın İran rejimini devirmeye yönelik bir plan önerdiğini aktardığı belirtildi. Buna göre plan, ABD ve İsrail’in İran güçlerine yönelik bombardımanlarının ardından kitlesel protestoların büyümesi ve buna paralel olarak rejimin zayıflatılmasını öngörüyordu. Aynı kaynaklara göre Türkiye’nin de Trump yönetimine baskı yaparak bu seçeneğin hayata geçirilmemesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. İsrailli üst düzey isimler Trump’ı ikna etmeye çalıştı The Jerusalem Post’un daha önce yayımladığı haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mossad Direktörü David Barnea ve İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder’in üst düzey ABD’li savunma yetkilileriyle görüşmeler yaptığı aktarılmıştı. Haberde, bazı görüşmelerin video konferans yöntemiyle doğrudan Trump’ın katılımıyla gerçekleştirildiği ve İsrailli yetkililerin ABD Başkanı’nı savaşa daha aktif şekilde dahil olmaya ikna etmeye çalıştığı belirtilmişti. Pentagon Kürt planına baştan karşı çıktı Habere göre ABD Savunma Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Kürt ayaklanması planına en başından itibaren karşı çıktı. Kaynaklar, Pentagon’un bu yaklaşımının ve diğer bazı etkenlerin Trump’ın da plana mesafeli durmasına yol açtığını aktardı. Trump Kürtlere silah verildiğini kabul etti Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamada Kürtlere silah sağlandığını açık şekilde kabul ettiği belirtildi. Ancak Trump daha sonra Kürtlerin ayaklanmadığını öne sürerek onları eleştirdi. Haberde, Trump’ın neden bu iddiayı gündeme getirdiğinin net olmadığı ifade edilirken, ABD Başkanının İran’daki İslam Cumhuriyeti rejiminin iktidarda kalması konusunda sorumluluk üstlenmek istemediği yorumuna yer verildi.

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez Haber

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez

Cao Beidan-Trajedi, savaş eylemlerinin sınırları, uluslararası insancıl hukuk ve askeri teknolojinin etik boyutu üzerine tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, okullar gibi sivil tesisler en sıkı koruma altındaki hedefler arasında yer alıyor. Bu tür tesislerin hedef alınması ve başta çocuklar olmak üzere çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi, hangi açıdan değerlendirilirse değerlendirilsin, insani sınırların ağır biçimde ihlal edilmesi anlamına geliyor ve savaş suçu kapsamında ele alınabilecek bir durum olarak görülüyor. Olayın ardından ABD yönetimi sorumluluğu Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) sağladığı “güncel olmayan veriler”e bağlayarak okulun yanlışlıkla askeri hedef olarak işaretlendiğini öne sürdü. Ancak bu açıklama birçok çevre için ikna edici bulunmadı. Dünyanın en gelişmiş istihbarat ve hedef tespit kapasitesine sahip askeri gücünün böyle temel bir hataya düşmesi, istihbarat değerlendirme ve hedef doğrulama mekanizmalarında ciddi ve yapısal sorunların bulunduğuna işaret ediyor. Uluslararası kamuoyunun sert tepkisine ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadığı derin acıya rağmen ABD’li üst düzey yetkililerin açıklamaları sorumluluğun net biçimde üstlenilmediği yönünde eleştirildi. ABD Başkanı Donald Trump başlangıçta tartışmanın odağını başka yöne çekmeye çalışarak İran’ın da Tomahawk füzelerine sahip olabileceğine dair bir iddiayı gündeme getirdi. Ancak bu iddia kısa süre içinde ABD basınında yayımlanan bilgilerle çürütüldü. Daha sonra askeri yetkililer artan baskılar karşısında sorumluluğu kabul etmek zorunda kaldı. Buna karşın Kongre’deki duruşmalarda “eksiksiz prosedürler” ve “çok sayıda güvenlik önlemi” vurgusu yapılarak olayın bir dizi hatanın sonucu olduğu ifade edildi ve soruşturmanın tamamlanmasının beklenmesi gerektiği dile getirildi. Ancak bu bürokratik açıklamalar, sevdiklerini kaybeden ailelerin acısını hafifletmekten çok yeni bir yara açtı. Bu arada, ABD genelinde de olaya yönelik tepkiler artıyor. Ünlü sunucu Tucker Carlson, başka ülkelerdeki çocuklara füze fırlatan bir ülkenin “uğruna savaşmaya değmeyeceği”ne işaret etti. Silahlı çatışmalarda çocuklar en savunmasız kesimi oluşturuyor ve uluslararası hukuk tarafından özel olarak korunmaları gerekiyor. Bu ilke yalnızca uluslararası insancıl hukukun temel taşlarından biri değil, aynı zamanda insanlık medeniyetinin ortak ahlaki değerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Minab’daki trajedi acı bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Askeri teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun ve askeri eylemler hangi gerekçelerle savunulursa savunulsun, insan hayatı ve insan onuru her zaman öncelikli olmalıdır. Savaş hukuksuzluk alanı değildir. “Askeri zorunluluk” hiçbir koşulda temel insani değerlerin ihlal edilmesine gerekçe oluşturamaz. Sınıflar füzelerle yıkıldığında ve çocukların hayatları söndürüldüğünde zarar gören yalnızca aileler değildir. Bu tür olaylar, insanlığın barışa, güvenliğe ve uluslararası kurallara duyduğu ortak inancı da zedeliyor. Bu nedenle uluslararası toplumun sorumluluğu açıktır; olayın eksiksiz, şeffaf ve bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması; sorumluların hesap vermesi ve silahlı çatışmalarda sivillerin, özellikle de çocukların korunmasına yönelik uluslararası normların yeniden teyit edilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde benzer trajedilerin tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir ve insanlık medeniyetinin en temel savunma hattı korunabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.