Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iş Dünyası

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Iş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor Haber

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor

BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. “GENÇLERİMİZİ TEORİK EĞİTİMLE SINIRLAMAYALIM” Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, “Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz.” dedi. İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, “Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı. "GUHEM LİSEMİZİ 15 EYLÜL'DE AÇIYORUZ" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, “GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “UZATILMIŞ STAJ DEĞİL, ÇALIŞMA HAYATIYLA BÜTÜNLEŞEN BİR MODEL” Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, “Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz.” dedi. Yeni uygulamanın “uzatılmış staj” olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. EĞİTİM İLE İŞ GÜCÜ PİYASASI ARASINDAKİ BAĞ GÜÇLENDİRİLECEK Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. “Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz.” diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, “Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak” sözleriyle açıkladı. Özvar, “Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum.” dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, “Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz.” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 BİN ÖĞRENCİ İŞ HAYATIYLA BULUŞACAK İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinde itici güç olduğunu belirterek, kentin önümüzdeki dönemde daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını ifade etti. “ENERJİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat arttığını, buna karşın Bursa’daki artışın 5 kat olduğunu vurguladı. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir” dedi. Türkiye’nin kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini belirten Bayraktar, hedeflerinin ülkeyi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı konuma taşımak olduğunu kaydetti. AKKUYU VURGUSU Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Türkiye’nin nükleer enerji üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Santralde Bursa sanayisinin ürettiği ekipmanların da kullanıldığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünde yerli ekipman üretiminin önemine dikkat çekti. SANAYİCİDEN KESİNTİSİZ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR ENERJİ TALEBİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli ve öngörülebilir maliyetli enerji olduğunu söyledi. Burkay, enerji altyapısının güçlendirilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin önemine işaret etti. Burkay ayrıca, BTSO’nun dijital dönüşüm projesi kapsamında geliştirilen KOBİ Diyalog uygulamasıyla 60 bin üyeye daha güçlü katılım imkânı sunulacağını belirtti. Burkay, sanayi alanlarına duyulan ihtiyacı karşılamak için geliştirilen KOBİ OSB projesine kısa sürede 2 bin 500’ün üzerinde başvuru yapıldığını açıkladı. Bursa’nın üretim gücünü destekleyecek yeni sanayi alanlarının önemine dikkat çekti. Toplantıda iş dünyası temsilcileri de enerji alanındaki talep ve önerilerini Bakan Bayraktar’a iletti. Program, hediye takdimiyle sona erdi.

İsviçre, nüfusunu 10 milyonla sınırlamayı öngören aşırı sağcı öneriyi oylayacak Haber

İsviçre, nüfusunu 10 milyonla sınırlamayı öngören aşırı sağcı öneriyi oylayacak

Hükümet Çarşamba günü yaptığı açıklamada, hem parlamentonun iki kanadı hem de iş dünyası ve finans hizmetleri camiası tarafından şiddetle karşı çıkılan SVP'nin "10 milyonluk İsviçre'ye Hayır" girişimine ilişkin referandumun 10 Haziran'da yapılacağını söyledi. Girişim, ülkenin 9,1 milyonluk daimi nüfusunun 9,5 milyonu aşması durumunda, sığınmacılar ve yabancı uyruklu kişilerin aileleri de dahil olmak üzere yeni gelenlerin girişini engelleyerek İsviçre hükümetini ve parlamentosunu harekete geçmeye zorlayacak. Nüfus 10 milyona ulaşırsa, daha fazla kısıtlama yürürlüğe girecek ve sayılar düşmeye başlamazsa hükümet, en büyük ihracat pazarı olan AB ile yaptığı serbest dolaşım anlaşmasından çekilmek zorunda kalacak. İsviçre'nin nüfusu, son on yılda çevresindeki AB üye devletlerinin ortalamasına göre yaklaşık beş kat daha hızlı büyüdü; ekonomik başarısı hem düşük vasıflı işçileri hem de yüksek ücretli şirket çalışanlarını kendine çekti. Hükümet verilerine göre, İsviçre sakinlerinin yaklaşık yüzde 27'si vatandaş değil. Ülkenin en büyük siyasi partisi olan SVP, "nüfus patlamasının" kiraları şişirdiğini ve kamu altyapısını ve hizmetlerini kırılma noktasına kadar zorladığını söylüyor. 1999'dan beri yapılan her seçimde birinci olan parti, uzun zamandır göçmenliğe karşı kampanya yürütüyor, yabancılar tarafından işlenen suçları vurguluyor ve kanlı bıçakların, kapüşonlu suçluların, yumrukların ve korkmuş kadınların görüntülerini yayınlıyor. Aralık ayında yapılan bir anket, "10 milyonluk İsviçre'ye Hayır" girişimine seçmenlerin yüzde 48'inin geniş desteğini ortaya koyarak, ülkenin hızla değişen bir dünyada ne kadar açık olmak istediği ve olması gerektiği konusunda derin bölünmüş duyguları yansıtıyor.

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak” Haber

Matlı: “Ekonomide Öngörülebilirliğin Güçlenmesi Reel Sektöre İvme Kazandıracak”

TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi ve Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, ekonomi yönetiminin reel sektörle kurduğu güçlü diyalogdan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Hazine ve Maliye Bakanımızın finansmana erişimin kolaylaşacağına ve enflasyonun düşeceğine dair açıklamaları, reel sektör için beklentileri güçlendiren bir mesaj niteliğindedir. Piyasalardaki iyileşme işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacak, istihdam kararlarını hızlandıracaktır” dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu, Genel İdare Kurulu, Strateji Geliştirme Yüksek Kurulu ve Yüksek Koordinasyon Kurulu Müşterek Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. Toplantıya katılan TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede iş dünyası adına önemli açıklamalarda bulundu. “Ekonomiye dair projeksiyonlar reel sektör için yol gösterici” Toplantıda, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelerin yanı sıra iş dünyasının sahada karşılaştığı temel meselelerin ve beklentilerin kapsamlı şekilde ele alındığını belirten Başkan Özer Matlı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı projeksiyonlara dikkat çekti. Matlı, “Sayın Bakanımızın yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirmesi sonucu, önümüzdeki kısa süreç içerisinde enflasyonun yüzde 19,5, yüzde 20 seviyelerine düşeceği ve buna bağlı olarak kredi faizlerinin de yüzde 25’ler bandına inmesi yönünde ortaya çıkan öngörülerimiz, reel sektörümüz açısından bizleri motive etmiştir” diye konuştu. “Piyasaların rahatlaması üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracak” Ekonomideki yeni yol haritasının üretim odaklı büyümeyi destekleyeceğini vurgulayan Başkan Özer Matlı, bütçe disiplini ve kamu borçlanmasının azaltılmasıyla birlikte bankaların özel sektöre yönelik para arzını artırmasını beklediklerini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı veriler doğrultusunda piyasaların finansal anlamda rahatlamayı birkaç ay içerisinde hissedeceğini düşündüklerini ifade eden Başkan Matlı, “Bu tablo, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat odaklı büyümeyi hedefleyen reel sektör açısından daha öngörülebilir, dengeli ve destekleyici bir ekonomik ortamın oluşacağına işaret etmektedir. Finansal koşullardaki iyileşmenin, işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacağına; yatırım, üretim ve istihdam kararlarını hızlandıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. “İstikrar vurgusu güveni pekiştiriyor” Ekonomi yönetimi ile iş dünyası arasındaki güçlü diyalog ve istişare kültürünün sürdürülmesinin, atılan adımların sahadaki karşılığını artırdığını vurgulayan Başkan Özer Matlı, şunları kaydetti: “İstikrarı önceleyen ve enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdüren bu yaklaşımın, önümüzdeki dönemde iş dünyamızın motivasyonunu ve geleceğe olan güvenini daha da pekiştireceğine inanıyorum. Son dönemde daralmanın en çok hissedildiği başta tekstil gibi sektörlerle ilgili birtakım destek çalışmalarının olacağı beklentisi, ekonomik sıkılaşmanın yarattığı gerginliği devlet ve özel sektör iş birliğiyle çözecektir. Ekonomik istikrarın sağlanarak sürdürülebilir kılınması yönünde iş dünyası ve kamu el ele vererek bu başarıyı sağlayacaktır. İş dünyası olarak bizler bugüne kadar olduğu gibi üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam oluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir büyümesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.