Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iran

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Iran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran’dan Hürmüz Boğazı için ABD’ye 6 şart: “Kabul edilene kadar açılmayacak” Haber

İran’dan Hürmüz Boğazı için ABD’ye 6 şart: “Kabul edilene kadar açılmayacak”

Hürmüz Boğazı için İran’dan yeni karar İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Tahran’ın tüm şartları ABD tarafından kabul edilene kadar boğazın kontrolünün sürdürüleceğini bildirdi. Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın İran açısından yalnızca bir deniz geçiş noktası olmadığını belirterek bölgenin stratejik önemine vurgu yaptı. İran yönetiminin açıklamaları, boğazın geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü ortaya koyarken, bölgede ticari gemi trafiğinin nasıl düzenleneceği de önemli başlıklardan biri haline geldi. Tahran’ın ABD’den istediği 6 şart İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında ABD’den yerine getirmesini istediği şartlar arasında askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi ve bölgedeki ablukanın kaldırılması bulunuyor. Tahran’ın talepleri şu başlıklarda sıralanıyor: İran’a yönelik askeri operasyonların sona erdirilmesi, Abluka ve yaptırımların kaldırılması, ABD güçlerinin İran çevresinden çekilmesi, Savaş nedeniyle oluşan zararlar için tazminat ödenmesi, Dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, ABD’nin İran’a yönelik tehdit ve baskı politikalarından vazgeçmesi. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi de boğazın yeniden açılmasını ABD’nin söz konusu şartları yerine getirmesine bağladı. İran ile Umman arasındaki görüşmeler sürüyor Hürmüz Boğazı'ndaki kritik gelişmelerin yaşandığı sırada İran ile Umman arasında deniz trafiğinin düzenlenmesine yönelik müzakereler de devam ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran ile Maskat'ın boğazdaki deniz ulaşımına ilişkin hukuki mekanizma ve gemilerin kullanacağı yeni güzergâh konusunda anlaşmaya oldukça yaklaştığını açıkladı. Ancak Arakçi, Umman'la yapılacak olası anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. İran yönetimi, deniz trafiğinin teknik olarak düzenlenmesi ile boğazın yeniden açılması kararını birbirinden ayrı değerlendiriyor. Yeni geçiş güzergâhı gündemde İran ve Umman arasında yürütülen görüşmelerde, yaklaşık 60 yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin değiştirilmesine yönelik seçenekler de ele alınıyor. Görüşmeler kapsamında mevcut geçici güzergâhların yerine yeni bir rota oluşturulması planlanıyor. Kaynakta yer alan bilgilere göre yeni güzergâhın önemli bölümünün İran karasularından geçmesi öngörülüyor. Geçici düzenlemenin birkaç ay yürürlükte kalabileceği, daha sonra kalıcı bir sisteme geçilmesinin ise İran yönetiminin vereceği karara ve ABD’nin önceki yükümlülüklerine dönmeye ne ölçüde hazır olduğuna bağlı olacağı belirtiliyor. İran parlamentosunda yeni taslak Hürmüz Boğazı'na ilişkin tartışmalar İran parlamentosunun da gündeminde. İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu'nda görüşülen yasa taslağı, boğazdan geçen gemi ve yük taşımacılığına yönelik yeni kısıtlamalar öngörüyor. Taslakta, ABD, İsrail ve İran'ın düşman olarak değerlendirdiği diğer ülkelere ait gemilerin boğazdan geçişinin yasaklanması öneriliyor. İsrail bağlantılı yüklerin geçişine de kısıtlama getirilmesi planlanıyor. Düzenlemeye aykırı hareket edilmesi halinde yük değerinin yüzde 20'sine kadar para cezası uygulanması da taslakta yer alan hükümler arasında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'nda belirsizlik sürüyor İran'ın açıklamaları, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının yalnızca Tahran ile Umman arasındaki teknik görüşmelere bağlı olmadığını gösteriyor. Tahran, boğazın yeniden açılması için doğrudan ABD'nin tutumunda değişiklik istiyor. İranlı yetkililer, askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi gibi talepler karşılanmadan boğazın yeniden açılmasının gündeme gelmeyeceğini belirtiyor. Bu nedenle İran ile Umman arasındaki deniz ulaşımı görüşmeleri ilerlese dahi Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması konusunda kararın ABD-İran ilişkilerindeki gelişmelere bağlı kalması bekleniyor.

Trump'tan İran'a Sert Mesaj: "Diplomasi Sonuç Vermezse Askeri Operasyona Döneriz" Haber

Trump'tan İran'a Sert Mesaj: "Diplomasi Sonuç Vermezse Askeri Operasyona Döneriz"

ABD ile İran arasındaki gerilim devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump'tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Trump, Tahran yönetimiyle sürdürülen diplomatik temaslara ilişkin yaptığı değerlendirmede, müzakerelerden kısa sürede sonuç alınamaması durumunda askeri seçeneğin yeniden devreye alınabileceğini belirtti. Trump, İran ile görüşmelerin Çin ve Pakistan'ın arabuluculuk girişimleri sonucunda yeniden başladığını ifade ederek, diplomasiye sınırlı bir süre tanıdığını vurguladı. "Diplomasiye çok fazla şans tanımayacağım" ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmeler hakkında yaptığı açıklamada, arabulucuların talebi üzerine müzakere sürecine yeniden fırsat verdiğini söyledi. Trump açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Arabulucuların (Çin ve Pakistan) talebi üzerine İran ile müzakerelere bir şans daha verdim. İran ile derin görüşmeler yürütüyoruz. Kısa sürede başarılı olunmazsa geniş çaplı askeri harekâta geri döneceğiz. Diplomasiye çok fazla şans tanımayacağım." Trump'ın açıklamaları, Washington yönetiminin diplomatik süreci tamamen kapatmadığını ancak askeri seçeneği de masada tuttuğunu gösterdi. Çin ve Pakistan devrede Trump'ın açıklamasına göre, İran ile ABD arasındaki temasların yeniden başlamasında Çin ve Pakistan'ın girişimleri etkili oldu. Taraflar arasında kapsamlı görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, ABD yönetiminin özellikle kısa vadede somut ilerleme beklediği ifade edildi. Diplomatik temasların hangi başlıklar üzerinden yürütüldüğüne ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmazken, görüşmelerin bölgesel güvenlik, askeri gerilim ve İran'ın nükleer faaliyetleri çerçevesinde şekillendiği değerlendiriliyor. ABD-İran gerilimi yeniden yükseldi ABD ile İran arasındaki ilişkiler, son dönemde karşılıklı askeri hamlelerle yeniden kritik bir noktaya taşındı. Daha önce taraflar arasında sağlanan nükleer ve barış mutabakatı, yaşanan saldırılar ve karşılıklı suçlamaların ardından fiilen askıya alınmıştı. Washington yönetiminin İran'daki bazı askeri hedeflere yönelik hava saldırıları gerçekleştirmesinin ardından Tahran yönetimi de sert karşılık vermişti. İran, bölgedeki stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın kapatılması yönünde karar alırken, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına yönelik saldırılar gerçekleştirmişti. İran'dan ABD üslerine saldırı İran tarafından gerçekleştirilen saldırılarda, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan ABD askeri üslerinin hedef alındığı bildirilmişti. Saldırılarda füze sistemleri ve kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtilirken, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesinden endişe edilmişti. ABD yönetimi ise İran'ın bölgesel faaliyetlerine karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu açıklamıştı. Bölgesel kriz endişesi büyüyor Uzmanlar, ABD ve İran arasında yaşanabilecek yeni bir askeri çatışmanın yalnızca iki ülkeyi değil, Orta Doğu genelindeki güvenlik dengelerini etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olması nedeniyle, bölgede yaşanacak yeni bir kriz petrol fiyatları ve uluslararası ticaret üzerinde de etkili olabilir. Diplomatik sürecin başarısız olması halinde Washington'ın nasıl bir adım atacağı ve İran'ın buna nasıl karşılık vereceği önümüzdeki günlerde yakından takip edilecek. Gözler yeni görüşmelerde Trump'ın açıklamalarının ardından ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların geleceği merak konusu oldu. Washington yönetimi hızlı sonuç alınmasını isterken, Tahran'ın müzakerelerde hangi şartları öne süreceği henüz netlik kazanmadı. Uluslararası kamuoyu ise olası bir askeri operasyonun önlenmesi için diplomatik girişimlerin sonuç vermesini bekliyor.

İsrail, Lübnan’da durmuyor sağlık merkezlerini vurdu Haber

İsrail, Lübnan’da durmuyor sağlık merkezlerini vurdu

İsrail, Lübnan’a gerçekleştirdiği saldırılarda sivilleri hedef almayı sürdürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki Bint Jbeil bölgesinde bulunan Burj el Alawei kasabasındaki bir sağlık merkezine saldırı düzenlediği bildirildi. Çok sayıda can kaybı yaşandığı belirtilerek, "Merkezde görev yapan 12 doktor, sağlık görevlisi ve hemşire öldü, bir sağlık çalışanı da yaralandı. Birinci basamak sağlık merkezini hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının yasını tutuyoruz" ifadeleri kullanıldı. Marjayoun bölgesindeki El-Sawana kasabasında bulunan bir diğer sağlık merkezine düzenlenen İsrail saldırısında ise 2 sağlık görevlisinin hayatını kaybettiği bildirildi. İsrail’in sağlık altyapısını hedef alan saldırıları kınanarak, bu saldırıların uluslararası hukukun ihlali olduğu vurgulandı. İsrail saldırıların sivilleri hedef almadığını iddia etmişti İsrail, 28 Şubat'ta ABD ile birlikte İran'a yönelik başlattığı kapsamlı saldırıların ardından Lübnan'da başkent Beyrut'ta bulunan Dahiye bölgesi başta olmak üzere birçok noktaya yoğun hava saldırıları düzenlemeye başlamıştı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamalarda, söz konusu saldırılarda İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile Hizbullah'a ait unsurların hedef alındığı iddia edilmişti. En az 773 kişi hayatını kaybetmişti Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapıln son açıklamada İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında 2 Mart tarihinden bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının 773'e, yaralananların sayısının ise bin 933'e yükseldiği bildirilmişti.

Wall Street Journal: İran saldırısında beş ABD yakıt ikmal uçağı hasar gördü. Haber

Wall Street Journal: İran saldırısında beş ABD yakıt ikmal uçağı hasar gördü.

Wall Street Journal, iki ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, yakıt ikmal uçaklarının tamamen imha edilmediğini, sadece hasar gördüğünü ve şu anda onarımda olduğunu bildirdi. Olayda herhangi bir can kaybı da bildirilmedi. Bu uçakların, son günlerde Prens Sultan Hava Üssü'nü hedef alan bir İran füze saldırısında vurulduğu bildirildi. Ancak ABD Merkez Komutanlığı bu bilgi hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Suudi Arabistan'daki saldırıyla ilgili bilgiler, 12 Mart'ta meydana gelen bir diğer ciddi olaydan kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Olayda, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki KC-135 yakıt ikmal uçağının havada çarpıştığı ve birinin düştüğü bildirildi. Pentagon, talihsiz uçaktaki altı mürettebat üyesinin tamamının öldüğünü doğruladı. 23 Şubat'ta çekilen uydu görüntüsünde, Prens Sultan Hava Üssü'ndeki ABD uçakları. Bu olay, 28 Şubat'tan bu yana İran'la yaşanan çatışmada hasar gören veya imha edilen ABD Hava Kuvvetleri yakıt ikmal uçaklarının toplam sayısını en az yediye çıkarıyor. Yakıt ikmal uçaklarını hedef almak, İran'ın ABD ordusunun Orta Doğu'da uzun vadeli hava operasyonlarını sürdürme kabiliyetini baltalama taktiğini gösteriyor. Suudi Arabistan'ın merkezinde bulunan Prens Sultan Hava Üssü, ABD'nin yurtdışındaki önemli askeriüslerinden biridir. Şubat ayında çekilen uydu görüntülerine göre, üste KC-46A ve KC-135'ler de dahil olmak üzere en az 19 yakıt ikmal uçağı, 6 adet E-3 Sentry erken uyarı uçağı ve 3 adet E-11A muharebe iletişim uçağı bulunmaktadır.

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık Haber

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık

Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdiğini ileri süren Trump, "İran'ın en değerlisi olan Hark Adası’ndaki tüm askeri hedeflerin tamamen yok edildiğini" belirtti Trump’ın tam açıklaması şu şekilde: “Az önce, benim talimatımla CENTCOM, Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdi ve İran’ın en değerli varlığı olan Kharg Adası’ndaki tüm ASKERİ hedefleri tamamen yok etti. Ahlaki nedenlerden ötürü, adadaki petrol altyapısını yok etmemeyi tercih ettim. Ancak İran ya da başka herhangi bir ülke, gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan özgür ve güvenli geçişini engelleyecek herhangi bir adım atarsa, bu kararımı derhal yeniden gözden geçireceğim. İran ordusu ve bu terörist rejimle bağlantılı tüm diğer unsurlar, silahlarını bırakıp ülkelerinden geriye kalanları kurtarmakla akıllılık ederler; ki geriye pek bir şey kalmadı!” Hark Adası İran kıyılarının yaklaşık 25 kilometre açığında yer alan Hark Adası, ülkenin petrol ihracatı açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Hark Adası, İran’ın en değerli ihracat kalemi olan petrol ile uluslararası alıcılar arasındaki kritik bağlantıyı oluşturuyor. Uzmanlara göre İran’ın petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ı Hark Adası terminali üzerinden gerçekleşiyor. Ahvaz, Marun ve Gachsaran gibi ülkenin en büyük petrol sahalarında çıkarılan ham petrol, boru hatlarıyla Hark Adası’na ulaştırılıyor. Petrol burada tankerlere yüklenerek Hürmüz Boğazı üzerinden Umman Denizi’ne ve küresel pazarlara sevk ediliyor. Bu ihracat, İran yönetimine büyük gelir sağlıyor ve devlet bürokrasisinin yanı sıra güvenlik güçlerinin finansmanında önemli rol oynuyor.

Axios: Trump, Putin’in teklifini reddetti Haber

Axios: Trump, Putin’in teklifini reddetti

Axios'un üst düzey ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, pazartesi günü gerçekleşen telefon görüşmesinde Putin, İran’daki savaşın durdurulması için Tahran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya nakledilmesini içeren bir yol haritası sundu. Ancak Trump, uranyumun güvenliği konusunda tam garanti içermeyen bu öneriyi reddetti. "Başkan kötü anlaşma yapmaz" Haberde görüşlerine yer verilen bir ABD'li yetkili, "Başkan herkesle konuşur; Şi Cinping, Putin veya Avrupalılar... Her zaman bir anlaşma yapmaya isteklidir ancak bu anlaşmanın 'iyi bir anlaşma' olması gerekir. Başkan kötü anlaşmalar yapmaz" dedi. ABD’nin pozisyonunun, uranyumun tamamen güvence altına alınması ve nükleer silah tehdidinin ortadan kaldırılması olduğu vurgulandı. Öte yandan İran’ın, uranyumu kendi tesislerinde seyreltme önerisinin de daha önce reddedildiği hatırlatıldı. "11 atom bombası yapacak kadar malzeme var" İran ile yürütülen müzakerelerden sorumlu ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran’ın nükleer kapasitesine dair çarpıcı veriler paylaştı. Witkoff, İran rejiminin elinde şu an 11 atom bombası yapmaya yetecek kadar nükleer malzeme bulunduğunu söyledi. Witkoff, İran’ın elinde yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 460 kilogram uranyum olduğunu belirterek, "Eğer nükleer silah peşinde değilseniz, uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirmenin hiçbir mantıklı sebebi yoktur. Sıfır sebep. Bu miktar kirli bomba yapmak için de kullanılabilir" uyarısında bulundu. İsrail nükleer tesisleri vuruyor Diplomatik restleşmeler sürerken, İsrail ordusu İran’daki nükleer tesislere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail basınına göre, İsrail Hava Kuvvetleri'nin, Tahran’ın hemen güneyinde bulunan ve "AMAD Projesi" kapsamında nükleer silah patlayıcı testleri için kullanılan Parçin-Talekan 2 (Parchin-Taleghan 2) tesisini vurduğu teyit edildi. İsrail kaynakları, bu tesisin İran’ın gelişmiş nükleer patlayıcı geliştirme programının merkezinde yer aldığını bildirdi. Savaşın 15'inci gününde Washington, Rusya’nın arabuluculuk girişimlerine rağmen "tam silahsızlanma" ve "güvenlik" şartlarından geri adım atmayacağının sinyalini verdi.

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü Haber

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü

UNESCO Dünya Mirası Merkezi Direktörü Lazare Eloundou Assomo, çatışmaların İran’ın tarihi dokusu üzerindeki etkisinden duyduğu "derin endişeyi" dile getirdi. Assomo, "İran, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde kayıtlı 29 alana sahip. Maalesef bu alanlardan dördü ciddi hasar almış durumda" dedi. Gülistan Sarayı ve Çehel Sotun zarar gördü UNESCO yetkilisi, Tahran’da bulunan ve mimari önemi nedeniyle sık sık Fransa’daki Versailles Sarayı ile karşılaştırılan tarihi Gülistan Sarayı’nın zarar gören yapılar arasında olduğunu belirtti. Ayrıca, 11 Mart 2026 Çarşamba günü paylaşılan görüntülerde, "İsfahan’ın Mücevheri" olarak adlandırılan tarihi Çehel Sotun (Kırk Sütun) Sarayı'nda meydana gelen yıkım gözler önüne serildi. Görüntülerde sarayın pencerelerinin kırıldığı, içeride füze parçalarının bulunduğu ve tarihi yapının tavanı ile ana sütunlarında hasar oluştuğu görüldü. UNESCO: Koordinatlar tüm taraflara iletildi Lazare Assomo, tarihi alanların hedef alınmaması için tüm tarafları uyardıklarını belirterek şunları söyledi: "UNESCO, bu tarihi bölgelerin tüm coğrafi koordinatlarını savaşan taraflara iletmiştir. Bu alanların hiçbir şekilde hedef alınmaması, saldırıya uğramaması veya tahrip edilmemesi gerektiği konusunda herkes bilgilendirilmiştir." Uluslararası anlaşmalara göre, savaş sırasında tarihi mirasın kasten hedef alınması "savaş suçu" olarak nitelendiriliyor. İran: İnsanlığın ortak mirası vuruluyor Konuya ilişkin açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Safavi hanedanlığı dönemine ait en önemli mimari eserlerden biri olan Çehel Sotun Sarayı’nın ABD ve İsrail’in ortak hava saldırıları nedeniyle hasar gördüğünü savundu. Bekayi, "Bu saray sadece İran’ın mülkü değildir; aksine insanlığın ortak kültürel mirasının bir parçasıdır" diyerek saldırılara tepki gösterdi.

Petrol fiyatları fırladı: Brent petrol 100 doları aştı Haber

Petrol fiyatları fırladı: Brent petrol 100 doları aştı

ABD ile İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği saldırılar sonrası Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılması petrol krizini de beraberinde getirdi. Hürmüz’den geçen petrol miktarı 4’te 1 oranına düşmesiyle birlikte ABD başta olmak üzere onlarca ülkede petrol alarmı veriliyor. Petrol krizini en çok hisseden ülke olan ABD’de Trump’u karşı tepkiler artarak devam ediyor. Petrol ile birlikte Orta Doğu’dan gelen bir çok üründe de kriz yaşanırken, ABD ekonomisini ciddi şekilde sarstığı belirtiliyor. ABD ekonomistleri, savaşın 15 gün daha devam etmesi durumunda ABD ekonomisinin tepetaklak olacağı, doların dünya genelinde hızlı bir şekilde ciddi değer kaybedeceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Brent petrolün varil fiyatı, cuma günü 100 doların üzerinde kapanmasının ardından son iki gündür bu psikolojik sınırın üzerinde işlem görmeye devam ediyor. Küresel piyasalardaki bu tırmanış, üçüncü haftasına giren İran savaşının şiddetlenmesiyle eş zamanlı olarak yaşanıyor. Piyasa verilerine göre, cuma günü Brent petrolün varil fiyatı 2,63 dolar artış göstererek 103 dolar 14 sentten alıcı buldu. ABD Batı Teksas (WTI) tipi hafif ham petrolünün varil fiyatı da yaklaşık 3 dolar değer kazanarak 98 dolar 71 sent seviyesine tırmandı. Rezerv hamleleri fiyatları frenleyemedi Petrol fiyatlarındaki bu önlenemeyen yükseliş; ABD ve Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) üye diğer ülkelerin fiyatları kontrol altına almak amacıyla attığı adımlara rağmen gerçekleşti. Söz konusu ülkeler, piyasayı rahatlatmak için stratejik rezervlerinden 400 bin varil petrolü kullanıma açma kararı almıştı. Öte yandan küresel enerji piyasasındaki hareketlilik ve yaptırım tartışmaları sürerken, ABD yönetiminin Hindistan'a 30 gün süreyle Rusya'dan petrol satın alması için yeşil ışık yaktığı bildirildi. Trump: Savaş yakında bitmez Gelişmeleri değerlendiren ABD'nin 45. Başkanı Donald Trump, bölgedeki mevcut savaşın kısa vadede sona erme ihtimalinin düşük olduğuna dikkat çekti. Çatışmaların devam etmesi, petrol fiyatlarının üst üste iki hafta boyunca yükseliş trendinde kalmasına neden oldu. Geçtiğimiz hafta yüzde 10 oranında değer kazanan Brent petrol, son iki haftalık periyotta ise toplamda yaklaşık yüzde 38 oranında ciddi bir artış kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.