Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Irak

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor Haber

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor

23 Kasım'ı 24 Kasım 2021'e bağlayan gece meydana gelen olayda, Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan tekne Manş Denizi'nde battı. Facia sonucunda 28 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, 4 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Hayatını kaybeden ve kayıp olan göçmenlerin önemli bölümünün Irak bölgesinden geldiği belirtildi. Diğer kurbanların ise Afganistan, Mısır, Etiyopya ve Vietnam uyruklu olduğu kaydedildi. Olaydan yalnızca iki kişi sağ kurtuldu. 14 sanık insan kaçakçılığıyla suçlanıyor Savcılık, sanıkların göçmenleri kapasitesinin üzerinde taşıyan, denize elverişsiz ve güvenlik ekipmanlarından yoksun bir tekneyle Manş Denizi'ne çıkarmakla suçlandığını belirtiyor. Soruşturma kapsamında, facianın arkasında Afgan ve Irak bağlantılı iki ayrı insan kaçakçılığı yapılanmasının bulunduğu yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı. Sağ kurtulan göçmenlerin ifadelerine göre, İngiltere'ye geçiş için kaçakçılara kişi başı 1.500 ila 2.750 euro arasında ödeme yapıldı. Facia öncesi en az 10 yardım çağrısı Davada öne çıkan başlıklardan biri de göçmenlerin teknenin batmasından önce yaptıkları yardım çağrıları oldu. Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre göçmenler, denizde zor durumda kaldıkları sırada Fransız ve İngiliz kurtarma ekipleriyle en az 10 kez iletişim kurarak yardım istedi. Ancak kurtarma ekiplerinin müdahale etmediği iddiası da dosyada yer aldı. Bu konuya ilişkin olarak yedi Fransız askeri hakkında ayrıca "tehlikedeki kişilere yardım etmeme" suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi. Söz konusu soruşturmanın devam ettiği belirtildi. Kurban yakınları Paris'te Davaya 114 sivil taraf ve kurban yakınının katıldığı öğrenildi. Irak Kürdistan Bölgesi'nden dokuz kurbanın ailesinin de duruşmayı takip etmek üzere Paris'e gittiği belirtildi. Kurban yakınları arasında Erbil'den iki, Haciava'dan üç, Ranya'dan iki ve Pışder'den iki kişinin bulunduğu aktarıldı. "Ağır cezalar verilmesini bekliyoruz" Organize Suç Mağdurları için (MERD) Örgütü Başkanı ve faciada hayatını kaybedenlerden birinin kardeşi Zana Memend Muhammed, davaya ilişkin yaptığı açıklamada hem kaçakçılardan hem de polis tarafından yapılan müdahaleden şikayetçi olduklarını söyledi. Muhammed, sanıklardan bazılarının tutuklu bulunduğunu, bazılarının ise kefaletle serbest bırakıldığını belirterek, mahkemede o gün yedi sanığın hazır bulunduğunu ifade etti. Kurbanların sayısına ilişkin ise 28 kişinin boğularak yaşamını yitirdiğini, dört kişinin de halen kayıp olduğunu belirten Muhammed, hayatını kaybedenlerden 17'sinin, kayıp dört kişiden üçünün Kürt olduğunu söyledi. Kararın 30 Eylül'de açıklanması bekleniyor Zana Memend Muhammed, mahkemenin kararını 30 Eylül'de açıklamasının beklendiğini belirtti. Sanıklar açısından bir yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarının gündeme gelebileceğini ifade eden Muhammed, faciada sorumluluğu veya ihmali bulunan herkes hakkında ağır yaptırımlar uygulanmasını beklediklerini söyledi. Dava, Manş Denizi'ndeki en ağır göçmen facialarından biriyle ilgili olarak hem insan kaçakçılığı ağlarının sorumluluğunun hem de facia öncesindeki kurtarma sürecinin ele alınması açısından önem taşıyor.

Numan Kurtulmuş: ‘Terörsüz Türkiye’ süreci en kısa sürede bölgeye yansıyacak Haber

Numan Kurtulmuş: ‘Terörsüz Türkiye’ süreci en kısa sürede bölgeye yansıyacak

Kurtulmuş, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi ile TBMM’de bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmenin ardından iki başkan ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde son dönemde olumlu bir ivme yakalandığını belirten Kurtulmuş, iki ülke arasındaki parlamentolar arası iş birliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2024 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında imzalanan 27 anlaşmanın önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Kurtulmuş, sonraki karşılıklı ziyaretlerle stratejik iş birliğinin daha ileri taşındığını söyledi. “Irak’taki gelişmeleri yakından takip ediyoruz” Bölgesel gelişmelerin Türkiye ve Irak açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, Ortadoğu’daki çatışma ve istikrarsızlıkların bölge ülkelerini doğrudan etkilediğini dile getirdi. Türkiye’nin bölgedeki sorunlara “bölgesel sahiplenme” anlayışıyla yaklaştığını söyleyen Kurtulmuş, Irak’ın güvenliği ve istikrarının Türkiye açısından özel önem taşıdığını vurguladı. Kurtulmuş, Irak’ın bölgesel çatışmaların dışında kalma yönündeki çabalarını da olumlu karşıladıklarını belirtti. Kalkınma Yolu Projesi vurgusu Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin 17 milyar dolardan 30 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefinin önemine işaret eden Kurtulmuş, Kalkınma Yolu Projesi’ne de dikkat çekti. Projenin Asya ile Avrupa arasındaki ekonomik bağlantıyı güçlendireceğini belirten Kurtulmuş, Türkiye ve Irak’ın yanı sıra bölge ülkelerinin de projeden önemli kazanımlar elde edeceğini söyledi. Kurtulmuş, Kalkınma Yolu’nun tüm bileşenleriyle kısa sürede hayata geçirilmesini istediklerini ifade ederek, projenin yalnızca ekonomik değil, bölge halkları ve şehirleri arasındaki bağlantıları güçlendirecek stratejik bir girişim olduğunu kaydetti. “Terörsüz bir Irak inşa edilecektir” “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, TBMM’de kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni hatırlattı. PKK’nın silah bırakma ve kendisini feshetme sürecine dikkat çeken Kurtulmuş, Suriye’de PYD/YPG ve KCK’nın yeni Suriye yönetimine entegre olmasına yönelik gelişmeleri de olumlu değerlendirdiklerini belirtti. Kurtulmuş, Türkiye’deki sürecin bölgeye de yansımasını beklediklerini ifade ederek, Irak’ın terör örgütleri ve silahlı milis gruplardan arındırılması gerektiğini söyledi. “Türkiye’deki PKK terörünün sona ermesi, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin pratik olarak bölgeye tesirine en kısa süre içerisinde şahit olacağız” diyen Kurtulmuş, Irak’taki silahlı milis grupların silahlarını merkezi hükümete devretmesine yönelik hazırlıkların gelecek aydan itibaren başlamasının önemli olduğunu vurguladı. Halbusi: “Bütün bölge terörsüz olsun” Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi de Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin attığı adımları tebrik etti. Irak’ta devlet otoritesi dışında bulunan silahların merkezi hükümetin kontrolüne alınması için çalışmalar yürütüldüğünü belirten Halbusi, eylül sonu veya ekim ayında bu konuda bir çalışma yapılacağını söyledi. Irak’taki siyasi grupların ve toplumun farklı kesimlerinin konuyu ulusal bir mesele olarak değerlendirdiğini ifade eden Halbusi, hedeflerinin tüm bölgenin silahlı gruplardan arındırılması olduğunu kaydetti. Irak petrolünün taşınmasında Türkiye vurgusu Halbusi, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelerin Irak petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılması açısından yeni alternatiflerin değerlendirilmesini gündeme getirdiğini belirtti. Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini ifade eden Halbusi, Ovaköy-Fişhabur Sınır Kapısı ve petrol boru hattına ilişkin çalışmaların da iki ülke arasındaki ekonomik ve stratejik iş birliği açısından önem taşıdığını söyledi. Halbusi ayrıca Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 17 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirterek, gelecek dönemde bu rakamın 30 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

CHP’li Canpolat’tan ‘Barış’ çıkışı: Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim Haber

CHP’li Canpolat’tan ‘Barış’ çıkışı: Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim

TBMM’de yasa aşamasına geçilen ikinci çözüm sürecine ilişkin CHP’nin yeni politikaları merak konusu olurken, CHP İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat’tan önemli bir açıklama geldi. Barış sürecinde yurttaşların üzerine düşen sorumlulukları vurgulayan Canpolat, gerçek barışın kimlik ve inanç özgürlüğüyle mümkün olacağını ifade etti. Canpolat, “Bugün hepimize düşen görev; kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil; insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hâle gelir.” dedi. Açıklamasında “Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim.” ifadelerini kullanan Canpolat, “Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim.” diye vurguladı. “BARIŞA HER ZAMANKİNDEN ÇOK İHTİYAÇ DUYUYORUZ” Canpolat’ın “Yurtta Barış, Dünyada Barış” başlığıyla paylaştığı metnin tamamı şöyle: Bu topraklar, yüzyıllar boyunca farklı kimliklerin, farklı inançların, farklı dillerin ve kültürlerin ortak yaşamına ev sahipliği yaptı. Sevinçlerimizi de acılarımızı da aynı gökyüzünün altında paylaştık. Tarih boyunca bizi ayrıştırmak, birbirimize düşürmek ve ortak geleceğimizi zayıflatmak isteyen pek çok girişim oldu. Ancak bu ülkenin en büyük gücü, farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilme iradesidir. Bugün, her zamankinden daha fazla birlik, kardeşlik, sağduyu ve barışa ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü çevremizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve insani trajediler sadece sınırların ötesinde kalmıyor; acısı, göçü, yoksulluğu ve şiddeti hepimizi etkiliyor. Suriye'de, Irak'ta ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, yüz binlerce insanın hayatını altüst etti. Bu acılar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Savaşın kazananı yoktur; gerçek zafer, barışı inşa edebilmektir.” “SİLAHLARIN SUSMASI KADAR ÖNYARGILARIN SONA ERMESİ GEREKİR” “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" sözü, yalnızca bir dış politika ilkesi değil; insanlığın ortak vicdanına seslenen evrensel bir çağrıdır. Bu söz, ülke içinde huzurun, adaletin ve toplumsal dayanışmanın; dünyada ise karşılıklı saygının, diplomasinin ve barışın temel alınması gerektiğini anlatır. Dünyada yıllarca süren çatışmaların ardından barışın mümkün olduğunu gösteren örnekler vardır. Önemli olan geçmişin acılarını unutmadan, geleceği birlikte kurabilecek cesareti gösterebilmektir. Barış; silahların susması kadar, önyargıların sona ermesi, insanların birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir gelecek için el ele vermesidir.” “GERÇEK BARIŞIN TEMELİ KİMLİK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜDÜR” “Bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, Alevileri, Sünnileri, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve yaşam biçimlerinden tüm vatandaşları; eşit haklara sahip, aynı geleceği paylaşan insanlardır. Kimsenin kimliğinden, inancından ya da düşüncesinden dolayı dışlanmadığı; herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum, gerçek barışın en sağlam teminatıdır. Farklılıklarımız bizi zayıflatan değil, zenginleştiren değerlerdir. Birbirimizi dinleyerek, anlamaya çalışarak ve ortak insani değerlerde buluşarak daha güçlü bir toplum olabiliriz. Ayrıştıran değil birleştiren, nefret dili yerine sevgi ve saygıyı büyüten bir anlayış, geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır.” “GELİN, AYRIŞMAYA KARŞI DAYANIŞMAYI BÜYÜTELİM” “Bugün hepimize düşen görev; kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil; insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hâle gelir. Gelin, bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim. Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim. Barış; yalnızca savaşın olmaması değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan onurunun güvence altında olduğu bir yaşamdır. Hep birlikte daha huzurlu, daha adil ve daha umut dolu bir gelecek için tek yürek olalım.”

Türkiye ile Irak Arasında Enerji Koridorunda Yeni Dönem: Ceyhan’a günlük 750 bin varil petrol akışı olacak Haber

Türkiye ile Irak Arasında Enerji Koridorunda Yeni Dönem: Ceyhan’a günlük 750 bin varil petrol akışı olacak

Türkiye-Irak enerji iş birliği güçleniyor Türkiye ile Irak arasında uzun yıllardır devam eden enerji ortaklığı, imzalanan yeni anlaşmayla farklı bir boyuta taşındı. Ankara'da gerçekleştirilen üst düzey temaslarda, iki ülkenin enerji alanındaki stratejik iş birliğini güçlendirecek önemli kararlar alındı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve beraberindeki heyetle yaptığı görüşmenin ardından, BOTAŞ ile Irak'ın devlet petrol şirketleri SOMO ve NOC arasında yeni bir geçiş düzenlemesine imza atıldığını duyurdu. Anlaşma, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın etkin şekilde kullanılmasını sağlayacak bir yıllık geçiş sürecinikapsıyor. Günlük 750 bin varillik kapasite hedefleniyor Bakan Bayraktar'ın verdiği bilgilere göre yeni düzenleme kapsamında boru hattının günlük 750 bin varil petrol taşıma kapasitesi esas alınacak. Bu sayede Irak'ta üretilen ham petrolün, Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki stratejik enerji merkezi Ceyhan Limanıüzerinden uluslararası pazarlara güvenli ve kesintisiz biçimde ulaştırılması amaçlanıyor. Uzmanlara göre söz konusu kapasite, yalnızca iki ülke arasındaki ticari ilişkiler açısından değil, küresel enerji piyasalarının istikrarı bakımından da önemli bir rol üstleniyor. Yaklaşık 50 yıllık stratejik enerji koridoru Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, yaklaşık yarım asırdır iki ülke arasında enerji ticaretinin en önemli altyapılarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Yıllar içerisinde bölgedeki siyasi gelişmeler ve güvenlik sorunları nedeniyle zaman zaman kesintiye uğrayan hat, yeniden tam kapasiteyle işletilmesi halinde hem Türkiye hem de Irak ekonomisine önemli katkılar sağlayabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Enerji uzmanları, mevcut hattın yeniden etkin kullanılmasıyla birlikte Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefinin daha da güçleneceğini değerlendiriyor. Uzun vadeli anlaşma için çalışmalar sürüyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, imzalanan düzenlemenin geçici bir uygulama olduğunu, tarafların daha kapsamlı ve uzun vadeli yeni bir anlaşma üzerinde de çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakan Bayraktar, hedeflerinin yalnızca mevcut hattın yeniden işletilmesi olmadığını belirterek, enerji alanındaki ortaklığın daha geniş bir çerçevede geliştirilmesini istediklerini ifade etti. Bu kapsamda Irak petrolünün yanı sıra bölgedeki farklı enerji kaynaklarının da Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasına yönelik projelerin değerlendirildiği bildiriliyor. Ceyhan'ın enerji merkezi rolü güçleniyor Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan Limanı, son yıllarda enerji taşımacılığı açısından stratejik önemini giderek artırıyor. Irak petrolünün yanı sıra Azerbaycan ve farklı ülkelerden gelen enerji kaynaklarının da uluslararası piyasalara ulaştırıldığı Ceyhan, Avrupa'nın enerji arz güvenliğinde kritik noktalardan biri olarak görülüyor. Yeni anlaşmayla birlikte Ceyhan'ın küresel enerji ticaretindeki konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. Küresel enerji güvenliği açısından kritik adım Son dönemde dünya petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, enerji arz güvenliğini ülkelerin öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Jeopolitik riskler, bölgesel çatışmalar ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle alternatif enerji koridorlarının önemi her geçen gün artıyor. Bakan Bayraktar da yaptığı açıklamada Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın yalnızca iki ülke için değil, bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Türkiye bölgesel enerji merkezi olmayı hedefliyor Türkiye, son yıllarda doğal gaz ve petrol altyapısına yaptığı yatırımlarla yalnızca bir enerji tüketicisi değil, aynı zamanda enerji ticaretinin merkezi olmayı hedefliyor. Doğal gaz depolama tesisleri, LNG terminalleri, uluslararası boru hatları ve Ceyhan gibi stratejik limanlar bu vizyonun önemli parçaları arasında yer alıyor. Irak ile imzalanan yeni geçiş düzenlemesinin de bu stratejiyi destekleyen önemli adımlardan biri olduğu değerlendiriliyor. Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni sayfa Enerji alanındaki iş birliğinin iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri daha da güçlendirmesi bekleniyor. Uzmanlar, uzun vadeli yeni anlaşmanın hayata geçirilmesi halinde Irak petrolünün uluslararası pazarlara daha istikrarlı şekilde ulaştırılabileceğini, Türkiye'nin ise enerji transit ülkesi konumunu daha da pekiştireceğini ifade ediyor. İki ülke arasında enerji, ticaret ve altyapı alanlarında geliştirilecek yeni projelerin, hem bölgesel ekonomik entegrasyona katkı sağlaması hem de küresel enerji piyasalarındaki arz güvenliğini desteklemesi bekleniyor. Irak Petrol Bakanı Sayın Basim Muhammed Hüdeyir ve beraberindeki heyet ile Bakanlığımızda verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmemizin ardından, BOTAŞ ile Irak devlet petrol şirketleri SOMO ve NOC arasında Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın etkin kullanımını sağlayacak… pic.twitter.com/aYk8rbo5Da — Alparslan Bayraktar (@aBayraktar1) August 1, 2026

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması Haber

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması

ABD’den İran’a “Ağır” Hava Operasyonu Açıklaması Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden yükseldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın bölgedeki Amerikan unsurlarını hedef almak amacıyla gerçekleştirdiği öne sürülen füze girişiminin ardından İran topraklarında Devrim Muhafızları Ordusu’na yönelik hava operasyonu düzenlendiğini duyurdu. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, operasyonun 29 Temmuz Çarşamba günü ABD Doğu Yakası saatiyle 22.00’de tamamlandığı bildirildi. Açıklamada, saldırıların İran’ın askeri kapasitesini sınırlandırmayı ve bölgedeki Amerikan güçleri ile müttefiklerine yönelik tehditleri azaltmayı amaçladığı belirtildi. ABD tarafı, gerçekleştirilen operasyonu İran’ın füze saldırısı girişimine verilen doğrudan karşılık olarak nitelendirdi. Devrim Muhafızları’na Ait Kritik Tesisler Hedef Alındı CENTCOM açıklamasına göre ABD güçleri, İran içinde Devrim Muhafızları Ordusu’na ait onlarca hedefi vurdu. Operasyon kapsamında hedef alınan noktalar arasında şu unsurların bulunduğu bildirildi: Askeri komuta ve kontrol merkezleri, Balistik füze üretim ve destek tesisleri, İnsansız hava aracı (İHA) geliştirme ve üretim alanları, Kıyı gözetleme sistemleri, Deniz operasyonlarına yönelik askeri altyapılar. ABD yönetimi, saldırıların yalnızca mevcut tehdide karşı değil, İran’ın bölgedeki uzun vadeli askeri kapasitesini azaltmaya yönelik olduğunu savundu. Washington’a göre İran’ın füze, İHA ve deniz gücü alanındaki kapasitesi, Körfez bölgesindeki Amerikan birlikleri ve ticari deniz taşımacılığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. İran’ın Füze Girişimi Krizi Tetikledi CENTCOM’un açıklamasına göre operasyonun nedeni, İran Devrim Muhafızları tarafından 28 Temmuz’da gerçekleştirildiği öne sürülen füze saldırısı girişimi oldu. ABD makamları, İran’dan Orta Doğu’daki Amerikan üslerine yönelik çok sayıda balistik füze fırlatıldığını ve bu füzelerin tamamının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Washington yönetimi, bu girişimin ardından "güçlü ve caydırıcı bir yanıt" verileceğini duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da operasyon öncesinde yaptığı açıklamalarda İran’a yönelik sert mesajlar verdi. Trump, İran’ın Amerikan güçlerini hedef alması halinde çok ağır sonuçlarla karşılaşacağını belirterek, Tahran yönetimine yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu ifade etti. İran’da Patlama Sesleri Bildirildi ABD saldırılarının ardından İran medyasında ülkenin farklı bölgelerinde patlama seslerinin duyulduğuna ilişkin haberler yer aldı. İran merkezli bazı medya kuruluşları, özellikle Huzistan eyaletindeki Abadan çevresinde patlamalar yaşandığını aktardı. Bunun yanı sıra Buşehr bölgesi ve Fars eyaletindeki bazı askeri noktaların da hedef alındığı yönünde iddialar gündeme geldi. İran Devrim Muhafızları’na yakın sosyal medya hesaplarında ise saldırıların bölgedeki ABD üslerinden gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Ancak söz konusu iddiaların bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadığı belirtildi. ABD’nin Orta Doğu’daki Askeri Varlığı Alarmda CENTCOM, Orta Doğu genelinde 50 binden fazla Amerikan askerinin görev yaptığını açıkladı. Bölgedeki ABD birliklerinin yüksek alarm seviyesinde olduğu ve yeni saldırı ihtimallerine karşı hazırlıkların sürdüğü bildirildi. ABD’nin özellikle Irak, Suriye, Körfez ülkeleri ve Doğu Akdeniz hattındaki askeri varlığı, İran ile yaşanan gerilimlerde kritik rol oynuyor. Uzmanlara göre İran ile ABD arasında doğrudan çatışma ihtimali, bölgedeki vekil güçler ve karşılıklı misilleme saldırıları nedeniyle son dönemde yeniden yükselmiş durumda. Gerilim Irak ve Körfez Bölgesine Yayılıyor ABD-İran hattındaki kriz yalnızca iki ülkeyle sınırlı kalmazken, Irak ve Körfez ülkeleri de gelişmelerin merkezinde yer aldı. Suudi Arabistan ve ABD'nin Irak'taki bazı silahlı gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirdiği bildirildi. Riyad yönetimi ayrıca ülkesindeki bazı enerji tesislerinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurdu. Suudi Arabistan, saldırılardan İran ile bağlantılı olduğu belirtilen silahlı grupları sorumlu tuttu. İran’dan Ürdün’deki ABD Üslerine Saldırı İddiası Bölgedeki gerilimin bir diğer noktası ise Ürdün oldu. İran Devrim Muhafızları, Ürdün’de bulunan Amerikan üslerine yönelik füze saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı. Ürdün ordusu ise İran’dan gönderildiği belirtilen beş füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, İran-ABD geriliminin yalnızca iki ülke sınırlarında kalmayarak müttefik ülkeleri de içine alan daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebileceği değerlendirmelerine neden oldu. ABD-İran Krizi Nereye Gidiyor? Son gelişmeler, Washington ile Tahran arasında doğrudan askeri çatışma riskinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. ABD, İran’ın füze ve İHA kapasitesini hedef alarak caydırıcılık sağlamayı amaçladığını belirtirken, İran tarafının vereceği karşılık bölgedeki tansiyonun seyrini belirleyecek. Uzmanlar, özellikle Körfez’deki enerji tesisleri, ticari gemi rotaları ve ABD üslerinin önümüzdeki dönemde kriz açısından en kritik noktalar arasında yer alabileceğini değerlendiriyor. Orta Doğu’da artan askeri hareketlilik, petrol piyasaları ve küresel güvenlik dengeleri açısından da yakından takip ediliyor.

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu Haber

Türkiye Petrolleri'nden tarihi Kerkük hamlesi: TPAO, BP liderliğindeki enerji projesine ortak oldu

Türkiye'nin enerji sektöründeki uluslararası yatırımlarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Irak'ın en önemli hidrokarbon bölgelerinden biri olan Kerkük sahalarının yeniden geliştirilmesi projesinde ortaklık hakkı elde etti. BP ile yapılan anlaşma kapsamında TPAO, projeyi yürütecek olan BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinde yüzde 15 pay sahibi olacak. Anlaşma, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda düzenlenen törenle imzalandı. Törene Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katıldı. İmzaları Türkiye adına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem, BP adına ise BP Upstream İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew McAuslan attı. Erdoğan: "Enerji ortaklığı açısından tarihi bir adım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında Kerkük anlaşmasını değerlendirdi. Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde etmesinin iki ülke arasındaki enerji ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını açtığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur" ifadelerini kullandı. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülkenin hedefinin daha kapsamlı ve uzun vadeli bir enerji iş birliği modeli oluşturmak olduğunu söyledi. Erdoğan ayrıca, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgedeki gelişmeler nedeniyle stratejik öneminin arttığını belirterek, Türkiye ve Irak'ın enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında iş birliğini artıracağını ifade etti. TPAO için küresel büyüme hedefinde kritik adım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Kerkük anlaşmasının TPAO'nun uluslararası büyüme vizyonu açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Türkiye'nin milli enerji şirketini küresel ölçekte daha etkin bir oyuncu haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Bayraktar, anlaşmanın bu stratejinin önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti. Bayraktar, "Bu anlaşmayla Türkiye, BP ile birlikte Kerkük'teki sahalara ortak oldu. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız bu proje, Türkiye Petrollerini günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirme hedefimiz açısından en önemli adımlardan biridir" dedi. Kerkük'te üçlü konsorsiyum kurulacak Yeni ortaklık yapısıyla Kerkük sahalarının geliştirilmesi için üç büyük enerji şirketinin yer aldığı bir konsorsiyum oluşturulacak. Konsorsiyumdaki hisse dağılımı şöyle olacak: BP: Yüzde 43 ConocoPhillips: Yüzde 42 TPAO: Yüzde 15 BP, projede lider ortak olarak faaliyetlerini sürdürecek. Yeni ortaklık modeliyle Kerkük sahalarında üretimin artırılması, mevcut rezervlerin daha etkin kullanılması ve yeni yatırımların gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Yaklaşık 3 milyar varillik rezerv hedefleniyor Proje kapsamında Kerkük bölgesindeki önemli petrol ve doğal gaz sahaları yeniden geliştirilecek. Çalışmaların kapsadığı başlıca sahalar şunlar: Baba Gurgur Avana Bay Hasan Cambur Xabbaz İlk aşamada bu sahalarda 3 milyar varilden fazla petrol eşdeğeri hidrokarbon kaynağının ekonomiye kazandırılması planlanıyor. Bölgenin mevcut rezervlerinin yanı sıra yeni arama potansiyeline sahip olduğu da değerlendiriliyor. Kerkük sahaları halen Irak'ın North Oil Company (NOC) ve North Gas Company (NGC) şirketleri tarafından işletiliyor. Yeni anlaşmayla birlikte mevcut yapı korunurken, ilerleyen dönemde operasyonların yeni ortaklık modeliyle yürütülmesi planlanıyor. BP: Türkiye ile uzun yıllara dayanan iş birliği güçleniyor BP Üst Yöneticisi Meg O'Neill, TPAO ile uzun yıllara dayanan stratejik iş birliklerinin bulunduğunu belirtti. O'Neill, Hazar Bölgesi başta olmak üzere 30 yılı aşkın süredir devam eden ortaklığın Kerkük projesiyle yeni bir aşamaya taşındığını ifade etti. BP CEO'su, ConocoPhillips ile oluşturulan ortaklık sayesinde Kerkük'ün yeniden geliştirilmesi sürecine güçlü şekilde girileceğini belirterek, bölgenin Irak'ın uzun vadeli enerji hedefleri açısından büyük potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Türkiye-Irak enerji hattında yeni dönem Türkiye ve Irak arasındaki enerji iş birliği yalnızca petrol alanıyla sınırlı kalmayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve Irak Elektrik Bakanı Ali Saadi Vehib ile yaptığı görüşmelerde petrol, doğal gaz ve elektrik altyapısı konularını ele aldı. Bayraktar, iki ülke arasındaki enerji altyapısının tam kapasiteyle değerlendirilmesi konusunda ortak irade bulunduğunu açıkladı. Analiz: Kerkük ortaklığı Türkiye'nin enerji stratejisinde yeni sayfa açıyor TPAO'nun Kerkük projesine ortak olması, Türkiye'nin sadece enerji ithalatçısı konumundan çıkarak uluslararası üretim süreçlerinde daha fazla rol alma hedefinin önemli göstergelerinden biri olarak görülüyor. Kerkük gibi dünyanın en önemli petrol bölgelerinden birinde yer almak, TPAO'nun teknik kapasitesini ve uluslararası deneyimini artırırken, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından da stratejik avantaj sağlayabilir. Uzmanlara göre proje, Türkiye-Irak ilişkilerinde ekonomik bağları güçlendirecek ve Kalkınma Yolu Projesi ile birlikte bölgesel enerji ve lojistik dengelerinde önemli etkiler oluşturabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.