Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insani Yardım

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Insani Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insani Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil. Haber

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin tuzla ilçe başkanlığında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı Nazif Okumuş 'un aktardığı basın bildirisidir. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Basın Açıklaması : “Çok değerli Tuzla sakinleri, ben de fırtınalı bir gecenin sonrasında bana sabahın bu erken saatinde sizlerle bir araya gelme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Tuzla'da yaşamak hem İstanbul'da yaşamak hem de bir ayağı Ankara'da olmak gibi. Ankara'ya en yakın ilçelerin başında geliyor. Biz de Zafer Partisi olarak 2026 senesine İstanbul'da başladık. Çünkü İstanbul, Yunanistan, Bulgaristan ve Arnavutluk’un toplamından daha fazla insanın yaşadığı bir şehir demek zor adeta bir ülke. Gündüzleri 21 milyon, geceleri 19 milyon kişi yaşıyor bu şehirde. Bu şehir, bu büyük nüfusla, ülkeleri aşan nüfusuyla aynı zamanda ağır sorunları da taşıyor. Ancak bu şehir derken, bu şehir adına bu sorunları taşıyan ilçeler ve İstanbul'da her ilçe Anadolu'daki orta büyüklükteki bir kentten daha büyük, adeta kendisi bir kent. Tuzla da öyle, 300 bini aşan nüfusuyla Anadolu'daki birçok kentten daha büyük. Onun için İstanbul'u anlamak her bir ilçeyi, ilçenin meselelerini bilerek ve ona çözüm üreterek mümkün. Biz de bundan dolayı her bir ilçede bir gün sahada çalışmalar yaparak, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek, daha sonra esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek, kentin, ilçenin değişik, önemli temas noktalarında vatandaşlarımızı dinleyerek meseleleri bir de onlardan öğrenmek ve kendi çözüm önerilerimizi anlatmak istiyoruz. Türkiye’nin ister Tuzla'da yaşayın ister Sinop’ta ister Muğla'da ister Hakkâri’de bir de ortak sorunları var. Bu ortak sorunlarının başında da küçük bir azınlık İsviçre'de yaşar gibi yaşar ve İsviçre'de tüketir gibi tüketirken, büyük bir bölümün de ne yazık ki Irak'ta yaşar gibi yaşamaya zorlanması. 9 seneden beri asgari ücretlinin, dar gelirlinin, sabit gelirlinin, milli gelirden aldığı pay azalıyor, yani fakirleşiyor. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin 9 seneden beri fakirleştiği bir Türkiye'de, şimdi 20 bin lira maaşla insanlar kiraların 15-20-25 bin bandında olduğu bir ülkede nasıl geçinecekler, nasıl hayatta kalacaklar. Açlık seviyesinin altında bir emekli maaşı veriliyor. Öte yandan milyonlarca insan asgari ücretle hayata tutunmaya çalışıyor ama tutunamıyor. Özetle Türkiye'nin en temel meselelerinin başında hiç şüphesiz bu ülkenin zengin ama bu ülkenin insanlarının çok büyük bir bölümünün fakir olması, yanlış politikalarla fakirleştirilmesi geliyor. Siyaset, kaynakları nasıl dağıtılacağına karar vermektir. İktidardaki siyasetçi, hastane nereye yapılacak, okul nereye yapılacak, barajlar nereye yapılacak, yollar nerelerden geçecek, hep bunların kararını vermek zorunda. Ama siyasetçi aynı zamanda hangi şirket hangi ihaleyi alacak, hangi kişi hangi iş yerinde işe yerleştirilecek ve kim ne kadar maaş alacak, onun da kararını veriyor. Ve görüyoruz ki yıllardan beri bu konuda büyük adaletsizlikler yapılıyor. 5 tane şirket var hepimiz duyuyoruz. Bütün ihaleleri bu şirketler alıyor. Ya Türkiye'de başka şirket yok mu? Toplam almış oldukları ihale tutarı 250 milyar doları geçti. Sonra siz çocuklarınızı bir işe sokmakta zorlanırken bazıları 3 çocuklarını 4 çocuklarını hem ayrı ayrı işe yerleştiriyorlar hem de o çocuklar birkaç yerden maaş alabilecek duruma geliyorlar. Bu adalet mi? Ya da sizin çocuğunuz küçük bir hata yapsa hemen hapis cezası ile çarptırılırken bu, ben onlara mavi kanlılar diyorum, mavi kanlıların çocukları trafik kazası yapıp adam öldürdüklerinde bile içeriye girmiyorlar. Doğru mu arkadaşlar? Bu adalet değil. Bugün 22 seneden beri Türkiye'de yaşanan Türkiye'de kalkınma da değil. Ne adalet var ne kalkınma var. Diyebilirsiniz ki ya bunca yol yapıldı, bunca tesis yapıldı, bunca hastane yapıldı. Ben meseleye öyle bakmıyorum değerli arkadaşlar. Nasıl bakıyorum biliyor musunuz? Ben iyi bir Fenerbahçeliyim. Bugünlerde iyi bir Fenerbahçeli olmak iyi bir şey mi ondan da çok emin değilim. Bir türlü şampiyon olamadık. Nerede Ali Başkan kaçtı galiba gördünüz mü? Biliyorum ki Fenerbahçe'yi 3. sırada lig başladıktan sonra şampiyon yapmak için alan bir antrenör lig boyunca Fenerbahçe'ye daha fazla gol attırsa daha az gol yedirse ama lig bittiğinde Fenerbahçe 3. sıradan 6. sıraya gerilerse o antrenör başarılı bir antrenör değildir değil mi? Demek ki diğer takımlar daha da fazla gol atmışlardır daha da az gol yemişlerdir. Şimdi arkadaşlar AK Parti iktidara geldiğimde Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi. Bugün 23.'ye geriledi. Demek ki yapılan yoldu, şuydu, buydu, bunca toplanan paraydı. Ortadaki sonuç, kalkınmayan bir Türkiye, gerileyen bir Türkiye, diğerleriyle kıyaslandığında. Tabi, bu bir kötü yönetimin sonucunda oluyor. Nasıl bir kötü yönetim? Emekliye zam yaparsak enflasyon artar, diyorlar. Ama, bakın, Suriye'de Beşar Esad'ı devireceğiz, diyerek, bu ülkeye kayıtlı 5 milyon, kayıtsız 2 milyon, toplam 7 milyon Suriyelinin gelmesine yol açtılar. Sonra dediler ki, bu ensar, muhacir meselesidir. Konu kötü yönetimi, din kisvesi altına sığdırmaya çalıştılar. Oysa, Mekke'den Medine'ye göç eden muhacir sayısı 191 diye tahmin edilir. Orada bile ensarla muhacir arasında kavga çıkmıştır. Peygamberimiz araya girmiştir ve kavgayı yatıştırmaya çalışmıştır. Daha Peygamberimizin, Hz. Muhammed'in hükmünü dinlemedikleri için, çıkan kavgada ayet gelmiştir kardeşim. Siz buraya 5 milyon kayıtlı, 2 milyon kayıtsız adam aldınız. Afganistan'dan milyonlar geldi. Beraberlerinde uyuşturucu getirdiler, birazdan o konuya da geleceğim. Sınırlarımızı açtınız ve bu gelenlere yılda 11 milyar dolar para harcadınız. Avrupa Birliği'nden falan değil. Bakın, Erdoğan'ın kendi açıklaması var. Bu nasıl Birleşmiş Milletler diyor. Hepsi buraya geliyor diyor. Bizim alnımızda enayimi yazıyor diyor. Bindiririm uçaklara, bindiririm trenlere, otobüslere, yollarım bunları 3. ülkelere diyor. Ama yollamadı ve kaldılar. Bakın şimdi en fazla giden sayısı 600 bin, onlar da memnun değilmiş. Özetle, bugün eğer bu ekonomik sıkıntıları yaşıyorsak, bu kötü politikaların sonucudur. Bunca insan geldiğinde kira fiyatları artmaz mı? Artar. Bunca insana vatandaşlık satıp, ev fiyatlarını, gayrimenkul fiyatlarını, normal bir Türk vatandaşının alamayacağı derecede yükseltirseniz enflasyon artmaz mı? Bunca insan bu ülkede tüketirse, domatesin fiyatı, peynirin fiyatı artmaz mı? Artar. Ondan sonra gıda enflasyonunda dünya birinci oluyor. Sizin yaptığınız yanlış politikalardan dolayı bu noktaya geldik. Sonra övündüler, biz dünyada insani yardım yapmakta birinciyiz diye. Evet, dünyada insani yardım yapmakta Türkiye maalesef birinci. Gayrisafi milli hasılasına göre dünyada en fazla diğer ülkelere insani yardım yapan ülke Türkiye, 7 milyar dolar. Her yıl 7 milyar dolar Afrika’daki ülkelere insani yardım yapıyor. Yol yapıyoruz, köprü yapıyoruz geçsinler diye. Amerika'dan sonra 2.’yiz ama gayrisafi milli hastalığımızı ölçün diye 1. sıradayız. Biz Almanya'dan zengin miyiz? İsviçre'den zengin miyiz? Katar'dan zengin miyiz? Birleşik Arap Emirlikleri'nden, Suudi Arabistan'dan zengin miyiz ki bu halkın da insan olduğunu unutup burada emekli, dul, yetim, asgari ücretli hayata tutunmaya çalışırken siz bu milletin 7 milyar dolarını Afrika'da ve dünyanın değişik ülkelerinde har bulup harman savuruyorsunuz. Evet, bugün açlık sefalet varsa, millet fakirse bu bütün politikaların neticesidir. Ve şimdi enflasyonu düşüreceğiz, güzel de 3 seneden beri düşmeyen enflasyon olur mu? Tamam halk tüketmesin, halk tüketmesin ama önce siz tüketmeyin, önce siz bu israfa son verin. Bakın şimdi NATO toplantısı yapılacak diye Ankara'da özel havaalanı genişletmesi yapıyorlar, o havaalanından da saraya özel yol yapıyorlar arkadaşlar. Sadece yolun mimari tasarımına 9 milyon lira harcamışlar. Hangi NATO ülkesinde NATO toplantısı yapılacak diye özel havaalanı genişletmesi ve özel yol yapılır? Bu milletin, bu fakir milletin parasını nasıl harcıyorsunuz siz? Biz de buna isyan ediyoruz tabii. Yine, bu ülkenin en ağır sorunlarından bir tanesi sizin Tuzla'da da yaşadığınız, uyuşturucunun her geçen gün biraz daha yayılması, organize suç örgütlerinin, çetelerin esnafı haraca kesmesi, organize suç örgütlerinde Türkiye, Avrupa'da 1., dünyada 14. sırada arkadaşlar. Ve sanal kumar hepimizin cep telefonlarında ve aileleri parçalanmaya sürüklüyor. Bununla mücadele ediliyor mu? Hayır, gerçek bir mücadele yok. Ünlüleri tutukluyorlar, hiç itirazımız yok. Tutuklansınlar ünlüler, hiç itirazımız yok. Ama siz bu arada infaz yasasıyla oturup torbacıları dışarı çıkartıyorsanız, bunun hiçbir anlamı yok. Bakın Ümraniye'de bir genç kız, polis kardeşimiz, 172 tane dosyası olan bir sabıkalı tarafından şehit edildi gencecik çocuk. Doğru mu? Ya bu 172 tane dosyası olan adam niye sokakta dolaşıyor kardeşim? Niye sokakta dolaşıyor? Onun gibi binlercesi var. Onun için uyuşturucuyla mücadele, organize suçla mücadele, sanal kumarla mücadele için yasal değişiklikler yapacağız. Ve sadece uyuşturucuyla mücadele için bir yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Sanal kumarla mücadele için yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Arkadaşlar tedavi gönüllü olmaktan çıkacak, tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bir uyuşturucu bağımlısı tedavi olana kadar toplum için tehdittir, bir canlı bombaya benzetiyoruz biz onu. Annesinin, babasının veya bir başka akrabasının iki satırlık talebiyle, mahkeme kararıyla zorunlu tedavi altına alacak. İstanbul'da mı yaşıyor? İstanbul'dan alacağız, Anadolu'da kırsal bölgelerde açılmış rehabilitasyon merkezlerine götüreceğiz. Orada çalışarak, rehabilite olarak, sağlıklı bireyler olarak annelerine, babalarına geri gelecekler. Ve uyuşturucu patronların mal varlığına el koyacağız. Şimdi mevcut düzenlemede bu çok zor. Neymiş? O parayla şey arasında bağ kurmak lazımmış. Eroin arasındaki veya uyuşturucu arasındaki bağ kurmak lazımmış. E uyuşturucu sattıkları zaman KDV fişi kesmiyorlar ki kardeşim. Nasıl bağ kuracaksınız? Bu yasal düzenlemeyi de değiştireceğiz ve burada el koyduğumuz parayı uyuşturucuyla mücadeleye harcayacağız. Bakın, ülkenin değişik yerlerinde toplantılarda evlatları uyuşturucu kullanan annelerle konuşuyoruz. Onların çektiği acıyı nakletmek mümkün değil. Çocukları tarafından dövülüyorlar, küfrediliyorlar, ölümle tehdit ediliyorlar, yaralanıyorlar. Çocuklarını yaralayanlar var. Çocuklarına ölmesi için dua eden anneler, babalar var. Bir tanesi, hiç unutmuyorum, babamız vefat ettikten sonra oğlum evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı. Evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı, beni dövdü. Sonra evde bir tek buzdolabı kalmıştı, onu da sattı. Sonra evi satacaksın diye beni tehdit etmeye başladı. Evi satmayınca evi ateşe verdi. Şimdi dedi, çok şükür hapiste, çok şükür. Bu, bütün uyuşturucu kullanan annelerin ortak dileği, çocukların hapse girmesini istiyorlar. Ama hapis bir çözüm değil bugünkü durumda. Sonra arada bir çay içerken, o kadıncağız yanıma geldi, dedi ki, ya Ümit Bey, oğlumun uyuşturucudan bütün dişleri döküldü, yemek yiyemiyor. Acaba ona bir takma diş yaptırmamız mümkün mü? Yani oğlundan o kadar çekmiş ama hala oğlunu düşünüyor. Özetle değerli arkadaşlar, bu toplumsal bir yara olmanın ötesinde ülkemize yönelik ağır bir tehdit. Ve bu ağır tehdidi aşacak politikaları Zafer Partisi temsil ediyor. Türkiye'nin en büyük başındaki diğer bela, sığınmacı ve kaçakların oluşturduğu ağır yükü, Türk halkının omuzlarından alacak tek partinin Zafer Partisi olduğu gibi. Bakın, hiçbir siyasi parti bizim konuştuğumuz konuları, hayati konuları, Türk milletinin gerçek derdi olan konuları konuşmuyor. Ne sığınmacıları konuşuyorlar ne uyuşturucuyu, sanal kumarı ne organize suç örgütlerini konuşuyorlar. Oysa Türk halkı bunlarla iç işe yaşıyor. Her gün karşımıza çıkıyor. Bazen görmemezlikten geliyoruz ama görmemezlikten gelmek de mümkün değil. Muhakkak bu ülkede, bu içine girmiş olduğumuz ekonomik kriz değil artık ekonomik buhrandan çıkmak için dünya yapay zekâ destekli bir sanayi devrimi yaşarken dünyanın olağanüstü şekilde gerisinde kalmamak için büyük bir atılım yapmamız gerekiyor ekonomide. Bu atılım arkadaşlar adalet sağlanmadan olmaz. Adaletin olmadığı yerde ekonomik gelişme olmuyor. TÜSİAD başkanı küçük bir eleştiri yapıyor, adamı içeri alıyorlar. Böyle bir çerçevede hangi yabancı sermaye Türkiye'ye gelir? Bırakın Türkiye'ye yabancı sermaye gelmesini, Türk sermayesi yurt dışına kaçıyor. İşte Mısır'a giden Türk tekstil sanayi 5 milyar dolar tutarımda. 342 bin tekstil işçisi Türkiye'de işsiz kalmış. Her bir işçiyi lütfen üçle çarpın ailesiyle birlikte. İşte bu kadar insan şimdi işsiz durumda. İtalya'ya giden tekstil firmalarımız var. Fasa giden tekstil firmalarımız var. Türk iş adamları yurt dışında ev satın alıyorlar. Yabancıların Türkiye'ye getirdiği paradan daha fazlası Türkiye'de adaletsizlik hâkim olduğu için yurt dışına gidiyor. Bakın adaletsizlik için çok örnek verebilirim. Benim hapse atılmam ve 5 ay içeride mahkûm tutulmam dahil. Ama bir tek örnek var. Anayasa Mahkemesi kararları bütün devlet kurumlarını vatandaşları bağlar. Bugün Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor kardeşim. Onun için kimse bize Türkiye'de hukuk devleti var demesin. Bu Bin Bir Gece Masallarından daha büyük bir masaldır. Türkiye'de hukuk da yok devleti de yok. Ne zamanki Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaya başlarsınız o zaman hukuk devleti için Türkiye'de ancak umut olur. Hukukun olmadığı yerde kalkınma olmaz. Eğitimin güçlü sağlam bilimsel temeller üzerine oturmadığı bir ülkede de kalkınma olmaz. Şimdi daha genç çiftler çocukları olmadan çocuğumuzu hangi kolejde okutacağız buna nasıl para ayıracağız diye düşünüyorlar. Niye kolejde okutmak istiyorsunuz çocuklarınızı? Çünkü devlet okullarına olan inanç ortadan kayboldu. Oysa eğitim bir yurttaş hakkıdır. Devlet okullarının kalitesinin yüksek olmasını beklemek bizim için doğal bir beklentidir. Çok değerli Tuzlalılar bakın, çocuklarımızı yanlış bir eğitim sistemi içerisinde yanlış bir meslek yönlendirmesine tabi tutuyoruz. ‘Benim çocuğum üniversite okusun’. Herkesin doktor olduğu, herkesin mühendis olduğu, herkesin yazılımcı olduğu bir ülke düşünebilir misiniz? Bu ülkede bizim arabalarımızı tamir edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim duvarlar inşa edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim su tesisatlarını kuracak ustalara ihtiyacımız var. Herkesin üniversite mezunu olması, ancak üniversite mezunu olduğunda bilgili olunacağına dair inanç ortadan kaldırılmalı. Onun için biz meslek liselerini tekrar güçlü bir şekilde açmanın şart olduğunu düşünüyoruz. Ve bunu da gerçekleştireceğiz inşallah. Nasıl gerçekleştireceğiz? Dışarıdaki karışıklıkları, kaosları her gün seyrediyorsunuz televizyonlarda. Şimdi İran karıştı, Suriye'de zaten karışıklık 2011'den bu yana devam ediyor. Ve bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan çıkartamaz. Bakın bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan kurtaramaz, çıkaramaz. Ama biz Zafer Partisi olarak Türkiye'yi bu dış sorunlardan da bu içerideki ağır meselelerden de çıkartacak yol haritasına, kararlılığa ve kadroya sahip bir partisi. Türkiye iki partiye mahkûm değil. Bugünkü siyasal sistem muhakkak ama ittifakları da gerektirir. Ve önümüzdeki seçimde de muhakkak ittifaklar olacak. Biz de Zafer Partisi olarak, ben DAM İttifakı diyorum, yani DEM, AK Parti ve MHP'nin oluşturduğu ittifaka, onların damdan düşeceğini de görüyoruz. Yapacağımız ilk şey, her iktidarın bir ilk gün gündemi var ya, yapacağımız ilk şey inşallah birinci gün emekli, dul ve yetim maaşlarına güçlü bir zam yapmak olacak. Çünkü bu seçimlerden sonra Sayın Erdoğan’ı da Sayın Bahçeli’yi de emekliye ayıracağız.”

İsrail, 5 kişiyi öldürdü Ateşkes bir kez daha ihlal edildi Haber

İsrail, 5 kişiyi öldürdü Ateşkes bir kez daha ihlal edildi

İsrail ordusu, ekimde ABD'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşmasının son ihlalinde, Gazze'de doğrudan kontrol etmediği bölgelere yeni saldırılar düzenledi. El Cezire'nin haberine göre, saldırılarda Han Yunus ve çevresinde aralarında 15 yaşında bir erkek çocuğun da bulunduğu en az üç Filistinli öldü ve Bureyc mülteci kampı yakınlarında çok daha fazla kişi yaralandı. İsrail güçleri ayrıca, militanlara ait tesisleri hedef aldıklarını söyleyerek, Gazze Şehri mahalleleri de dahil Gazze'nin kuzey ve doğusundaki evleri ve altyapıyı yıkmaya devam etti. Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, İsrail'in pazar günü Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında bir araca gerçekleştirdiği drone saldırısında iki kişi hayatını kaybetti. Saldırının Ayn el-Mizrab bölgesinde gerçekleştiği, aracın imha edildiği ve yakındaki binalara hasar verildiği bildirildi. İsrail ordusu, saldırının Hizbullah üyesini hedef aldığını ve Lübnanlı örgütün Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ettiğini söyledi. İsrail, Hizbullah'la bir yıllık çatışmayı sona erdiren ateşkesin ardından Lübnan'da tekrarlanan saldırılar düzenleyerek 300'den fazla kişinin ölümüne neden oldu. İsrail güçleri ayrıca, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek sınırın Lübnan tarafındaki 5 noktadaki işgalini sürdürüyor. İsrail ve ABD, Hizbullah'ın silahsızlanması için baskı yaptı, örgütse bu talebi reddediyor. Lübnan hükümetinin, başlangıçta 2025 yıl sonunu hedef olarak belirleyen bir planın parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki silahsızlanma konusunda ordunun ilerlemesini görüşmek üzere bu hafta toplanması bekleniyor. Lübnan, İsrail, Fransa, ABD ve BM'nin katılımıyla bir ateşkes izleme komitesinin de toplanması planlanıyor. Gazze'de, Gazze Şehri'nin Tuffah mahallesindeki evleri ve altyapıyı tahrip ettikten sonra İsrail ordusu "yer üstünde ve yer altında terörist altyapıyı" hedef aldığını öne sürdü ve Beyt Lahya'da daha fazla saldırı düzenlediğini doğruladı. İsrail, Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlenen Filistinli militan saldırısında yaklaşık 1200 kişinin öldürülmesinin ardından Gazze'ye kanlı bir savaş başlattı. Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail savaşı bugüne kadar en az 71 bin 386 Filistinlinin ölümüne yol açtı; bunların en az 420'si ateşkesin başlamasından bu yana hayatını kaybetti. İsrail güçleri ayrıca kuşatma altındaki bölgenin büyük bir kısmını yıkarak 2,2 milyonluk nüfusunun çoğunu yerinden etti. İnsani yardım grupları, ateşkese rağmen Filistinlilere yardım erişiminin kısıtlı kaldığını, İsrail'in malzeme tedarikini engellediğini ve birçok uluslararası kuruluşun Gazze'de faaliyet göstermesini yasakladığını söylüyor kaynak : El Cezire

Milli Savunma Bakanlığı (MSB): Terörle mücadele 2026’da da kararlılıkla sürecek Haber

Milli Savunma Bakanlığı (MSB): Terörle mücadele 2026’da da kararlılıkla sürecek

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 2025 yılının son basın bilgilendirme toplantısında terörle mücadele, hudut güvenliği, savunma sanayii faaliyetleri ve personel teminine ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaştı. Bakanlık, 2026 yılında da caydırıcılığın artırılarak mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. MSB tarafından düzenlenen 52’nci ve yılın son Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yurt içi ve sınır ötesindeki faaliyetlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Terörle mücadelede son durum Açıklamaya göre, terörle mücadele kapsamında son bir haftada 3 PKK’lı terörist teslim oldu. Harekât bölgelerinde mayın, el yapımı patlayıcı, mağara ve sığınakların tespit ve imha çalışmalarının sürdüğü belirtilirken, Menbic’de 4 kilometrelik bir tünelin imha edildiği bildirildi. 2025 yılı genelinde teslim olan terörist sayısının 111’e ulaştığı, Suriye harekât alanlarında imha edilen tünellerin toplam uzunluğunun ise 741 kilometreyi bulduğu kaydedildi. Hudut güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele Hudut güvenliğine ilişkin bilgilendirmede, son bir haftada yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 136 kişinin yakalandığı, bin 186 kişinin ise engellendiği açıklandı. Yıl genelinde yakalananların sayısının 9 bin 942, engellenenlerin sayısının ise 66 bin 794 olduğu ifade edildi. Ayrıca 2025 yılı boyunca toplam 1 ton 982 kilogram uyuşturucu maddenin ele geçirildiği bildirildi. Bölgesel gelişmeler ve savunma sanayii MSB, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, İsrail’in iki yılı aşkın süredir bölgede istikrarsızlığa neden olduğunu belirterek, Filistin halkına yönelik saldırıların son bulması ve bölgede barışın tesis edilmesi temennisinde bulundu. Savunma sanayii alanında ise TSK’nın savunma kapasitesini artırmaya yönelik önemli adımlar atıldığı bildirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine modernize edilen M60T ana muharebe tankı, KARAOK tanksavar silah sistemi, HİSAR-A alçak irtifa hava savunma füze sistemi ile MİLKED Elektronik Destek Sistemi (3A3) dahil edildi. Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ tarafından çeşitli çap ve miktarlarda silah ve mühimmat teslimatlarının tamamlandığı, BALKIN 130 mm (ÇAF-S) karşı tedbir mühimmatının ise seri üretime hazır hale getirildiği açıklandı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine de Genel Maksat Helikopteri Projesi kapsamında 7’nci T-70 helikopteri ile Hassas Güdüm Kiti (HGK-84), Lazer Güdüm Kiti (LGK-82) ve Elektronik Harp Podu alındı. Personel alımları sürüyor Personel ve öğrenci teminine ilişkin olarak, MSB ve bağlı kurumlara memur alımı başvurularının 25 Ocak’a kadar devam edeceği bildirildi. Uzman erbaş ve sözleşmeli er alımları ile Milli Savunma Üniversitesi askeri öğrenci başvurularının ise ocak ayında yapılacağı duyuruldu. “2026’da da görevler kararlılıkla sürdürülecek” MSB, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 2026 yılında da “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda terörle mücadeleden sınır güvenliğine, uluslararası görevlerden insani yardım faaliyetlerine kadar tüm görevlerini kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı. MSB: F-35 tedariki ve CAATSA yaptırımlarına ilişkin çalışmalar sürdürülüyor Milli Savunma Bakanlığı (MSB), milli muharip uçak KAAN hizmete girene kadar Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda modern savaş uçaklarının envantere alınmasına yönelik faaliyetlerin sürdüğünü açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), milli muharip uçak KAAN hizmete girene kadar Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda modern savaş uçaklarının envantere alınmasına yönelik faaliyetlerin sürdüğünü açıkladı. Bakanlık, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması halinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile savunma sanayii alanındaki iş birliğinin ivme kazanabileceğini bildirdi. MSB tarafından yapılan değerlendirmede, savunma sanayii alanındaki çalışmalar ve F-35 tedarik sürecine ilişkin son gelişmelere yer verildi. Açıklamada, KAAN’ın envantere girişine kadar geçen süreçte gelişmiş teknolojiye sahip modern savaş uçaklarının temini için çalışmaların devam ettiği vurgulandı. Bu kapsamda, envanterin çeşitlendirilmesi ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın caydırıcılık kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Bakanlık, söz konusu çalışmaların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel etkinliğini güçlendirmeye yönelik olduğunu belirtti. Öte yandan MSB, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması durumunda ABD ile savunma sanayii alanındaki iş birliğinin yeniden ivme kazanmasının mümkün olacağını değerlendirdi. Açıklamada, yaptırımların kaldırılması ve F-35 tedariki konularında yürütülen çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

10 ülke Gazze'deki insani durum hakkında endişelerini dile getirdi Haber

10 ülke Gazze'deki insani durum hakkında endişelerini dile getirdi

İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından çevrimiçi olarak yayınlanan bildiride, İsrail'in sivil toplum kuruluşlarının İsrail'de sürdürülebilir ve öngörülebilir bir şekilde çalışmasına izin vermesi ve BM'nin Filistin yerleşim bölgesindeki çalışmalarına devam edebilmesini sağlaması gerektiği belirtildi. Bildiride, "(Biz) Gazze'deki insani durumun yeniden kötüleşmesi ve felaket boyutunda kalması konusunda ciddi endişelerimizi dile getiriyoruz" denildi. Ayrıca, İsrail'in tıbbi ve barınma ekipmanları da dahil olmak üzere bazı ithalatlara yönelik "mantıksız kısıtlamaları" kaldırması ve Gazze'ye insani yardım akışını artırmak için sınır geçişlerini açması gerektiği belirtildi. İsrail ve Hamas, Ekim 2023'te Hamas liderliğindeki savaşçıların İsrail yerleşimlerine düzenlediği ölümcül saldırının ardından Gazze'de iki yıl süren yoğun İsrail bombardımanı ve askeri operasyonlarından sonra Ekim ayında ateşkes konusunda anlaştılar. İsrail Dışişleri Bakanlığı, ortak açıklamayı "yanlış ama şaşırtıcı değil" ve "Hamas'ın silahsızlandırılması gibi temel gerekliliği kasten göz ardı ederken, İsrail'e yönelik mesafeli eleştirilerin ve tek taraflı taleplerin tekrar eden bir örneği" olarak nitelendirdi. UNRWA: Gazze’de fırtına ve yağışlar geçici barınakları tahrip etti Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Gazze’de etkili olan şiddetli fırtınalar, kuvvetli rüzgârlar ve yoğun yağışlar nedeniyle geçici barınak olarak kullanılan çadırların zarar gördüğünü ve bir kısmının tamamen kullanılamaz hale geldiğini açıkladı. UNRWA tarafından yapılan açıklamada, İsrail makamlarının Gazze Şeridi’ne doğrudan insani yardım girişini engellemeyi sürdürdüğü belirtilerek, yüz binlerce insan için gerekli olan barınma malzemelerinin bölgeye ulaştırılamadığı vurgulandı. Açıklamada, çadır, branda ve benzeri temel barınma ekipmanlarına acil ihtiyaç olduğu ifade edildi. Ajans, Gazze’de yaşam mücadelesi veren siviller için insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan bölgeye girişine izin verilmesi gerektiğini belirterek, mevcut durumun insani krizi daha da derinleştirdiğine dikkat çekti. UNRWA, barınma başta olmak üzere temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için yardım geçişlerinin derhal ve kesintisiz şekilde sağlanması çağrısında bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper: Gazze halkı daha fazla bekleyemez Haber

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper: Gazze halkı daha fazla bekleyemez

İngiltere Dışişleri Bakanı Cooper, Gazze halkının daha fazla bekleyemeyeceğini dile getirdi. Bir milyondan fazla sivilin barınmaya ihtiyacının olduğunu belirten Cooper, “Yardım miktarı arttı ancak yine de ihtiyaç duyulanın çok altında.” dedi. Cooper, İngiltere’nin, diğer dokuz ülkeyle birlikte bugün bu kış insani krizini sona erdirmek için gereken eylemler hakkında bir açıklama yayımladığını ifade etti. Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, Japonya, Norveç, İsveç, İsviçre ve İngiltere dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak açıklamada şöyle denildi: “Gazze'deki insani durumun yeniden kötüleşmesinden ve felaket boyutunda kalmasından ciddi endişe duyuyoruz. Kış yaklaşırken, Gazze'deki siviller şiddetli yağmur ve düşen sıcaklıklarla korkunç koşullarla karşı karşıya kalıyor. 1,3 milyon insan hala acil barınma desteğine ihtiyaç duyuyor. Sağlık tesislerinin yarısından fazlası yalnızca kısmen işlevsel durumda ve temel tıbbi ekipman ve malzeme sıkıntısı çekiyor. Sanitasyon altyapısının tamamen çökmesi, 740 bin kişiyi zehirli sel riskine karşı savunmasız bırakmıştır.” Açıklamada “İsrail Hükümeti'ni bu insani erişim kısıtlamalarını kaldırmaya ve Gazze Çatışmasını Sonlandırmaya Yönelik Kapsamlı Planı uygulamaya ve yerine getirmeye çağırıyoruz. Bu, etkili bir insani yardım müdahalesi, başarılı bir iyileşme ve yeniden yapılanma ile kalıcı barış ve istikrar için gereklidir.” ifadelerine yer verildi.

Çin: Tayland-Kamboçya barışının yeniden tesisi için çabalarımızı sürdüreceğiz Haber

Çin: Tayland-Kamboçya barışının yeniden tesisi için çabalarımızı sürdüreceğiz

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün ülkenin güneyinde yer alan Yunnan eyaletine bağlı Yuxi kentinde Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow ile bir araya geldi. Wang, görüşmede bu yıl Çin ile Tayland arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 50. yıldönümünün kutlandığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in davetiyle Tayland Kralı Maha Vajiralongkorn’un Çin’e ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdiğini ve iki liderin iki ülke arasında kader birliğinin oluşturulmasının teşvik edilmesi konusunda önemli mutabakata vardığını ifade etti. Tayland’ın kısa süre önce Tek Çin ilkesine bağlılığını yinelediğine dikkat çeken Wang, bu tutumun Çin’in ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma yönündeki çabalarına güçlü destek anlamı taşıdığını ve Beijing yönetimi tarafından takdirle karşılandığını vurguladı. Tayland-Kamboçya sınırlarındaki gerilimi yakından takip ettiklerini dile getiren Wang çatışmaların yol açtığı can kayıplarından ve halkın yerinden edilmesinden derin üzüntü duyduklarını söyledi. Hem Tayland’ın hem de Kamboçya’nın dostane bir komşusu olan Çin’in iki ülkenin savaşa sürüklenmesini görmek istemediğini ifade etti. Tayland ile Kamboçya’nın eşitlik temelinde diyalog kurmaları ve birlikte adım atmaları hâlinde aşılmayacak hiçbir engelin bulunmadığını belirten Wang, Çin’in barışın yeniden tesisi için çabalarını sürdüreceğini kaydetti. Wang ayrıca ASEAN’ın ateşkes sürecindeki rolünü desteklemeye devam edeceklerini, örgütün ateşkesin uygulanmasını denetlemesine katkı sunmaya ve ihtiyaç duyan sivillere insani yardım sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow görüşmede, son yıllarda iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik işbirliği ortaklığının giderek derinleştiğini, karşılıklı yarara dayalı işbirliğinin birçok alanda ilerleme kaydettiğini ve bunun bölgesel barış ile istikrara önemli katkılar sunduğunu belirtti. Tek Çin ilkesine bağlılıklarını bir kez daha teyit eden Taylandlı Bakan, Çin’in Tayland-Kamboçya anlaşmazlığının çözümüne yönelik “Asya tarzı” aktif arabuluculuk çabalarını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Kamboçya ile imzalanan ateşkes anlaşmasını yeni bir başlangıç olarak nitelendiren Phuangketkeow, sürdürülebilir bir ateşkes sağlamaya ve gerçek barışı aramaya kararlı olduklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.